|
Prof. Dr. Sinsi
|
Buhur Nasıl Yakılır? Buhur Nedir Ve Nasıl Yakılır? Buhur Nasıl Yakılmalıdır? Buhur
tütsü yakmak için kullanıldığı göze çarpmaktadır Katziler çoğunlukla ölüm sahnelerinde tasvir
edildiğinden daha çok cenaze törenlerinde kullanılmış oldukları düşünülmektedir Türkiye müze
ve özel koleksiyonlarında katzi örneği mevcut değildir Buna rağmen Avrupa ve Amerika'daki
müze, özel koleksiyon ve manastır hazinelerinde Bizans dönemine ve sonraki dönemlere ait
katziler bulunmaktadır ve örneklerin çoğu Balkanlar ya da Yunanistan’dandır Katzilerin
özellikle manastırlarda kullanıldığı, manastır kuruluş vakfiyelerinde (typikon) kilisedeki bir
kardeşin (keşişin) katziye bakmakla sorumlu tutulduğu belirtilmiş, katzilerin kullanımı
günümüze kadar devam etmiştir Geç Bizans ve Bizans sonrası dönem katzilerinde süsleme
özellikle çanak ile sap arasındaki parça üzerinde yoğunlaşmıştır Bu bölüme kilisenin adandığı
kutsal kişinin tasviri yapılmış, uzayıp genişleyen bu ara parça küçük ayaklarla da
desteklenmiştir Geç dönemde katzi ve zincirli buhurdanların yan kenarlarına tintinabula denilen
özellikle kötü ruhları kaçırdığına inanılan küçük ziller eklenmiştir 5
Buhurdanların yanı sıra tütsü kutuları ve tütsü faraşları da kullanılmıştır Buhurdanın
içinde yakılacak olan bitkisel karışımlar pyksis ya da mouzikion denilen fildişi, kemik, metal
veya taştan oyulmuş, çoğu kapaklı olan kutuların içinde muhafaza edilmiştir Bizans ve Bizans
sonrası döneme ait birçok dinsel içerikli resimde, diyakon giysileri içindeki Aziz Stephanos veya
başka azizler sağ ellerinde buhurdan, sol ellerinde beyaz ketenden bir örtüye sarılmış tütsü
kutusu taşımaktadırlar
Mount Athos'taki Protaton Manastırı'nda bulunan gümüş tütsü kutusu beş kubbeli, üç
apsisli, revaklı narteksi olan, bir kilise görünümündedir 25 x 26 x 11 cm ölçülerinde bir
dikdörtgenler prizması şeklindeki kutunun iki uzun yan kenarında alçak kabartma olarak
işlenmiş mimarili ve figürlü tasvirler vardır Kilisenin kuzey duvarında zengin diyakon
giysileriyle Aziz Stephanos sağ elinde zincirli buhurdan, sol elinde ise Kutsal Kitap tutmaktadır
Arkada ise kubbeli bir kilise ve başka yapılar görülmektedir
Konstantinopolis, Anadolu ve Balkanlar'daki yerleşimlerde bakır alaşımlarından dinsel ve
günlük yaşama ait eşyaları üreten atölyeler, benzer tipteki buhurdan ve katzi modellerini
tekrarlamışlardır Dinsel törenlerde kullanılan eşyalar ve buhurdanlar manastırlardaki atölyelerde
yapılmıştır İmparatorluk Sarayı'nda darphaneye bağlı çalışan atölyelerde ise birinci sınıf eserler
üretilip, imparatorun ve diğer soyluların hediyesi ya da adağı olarak komşu devletlere, papaya,
önemli manastır ve kiliselere gönderilmiş olmalıdır
Kutsal Topraklar olarak adlandırılan SuriyeFilistin,
Ürdün ve Kudüs çevresindeki İsa'nın
ve Hıristiyan inancıyla ilgili diğer kutsal kişilerin yaşamlarına ilişkin yerler ile türbe ve kiliselere
ziyaretleri sırasında "hac hatırası" olarak aldıkları eşyalar arasında pişmiş toprak ya da kurşun
5 Günümüzde Rum Ortodoks Kiliselerinde kullanılan buhurdanların zincir kısmında 12 adet küçük zil asılıdır Sayısı
12 olan zillerin, 12 havariyi simgelediği din adamları tarafından belirtmiştir
mataracıklar, pişmiş toprak madalyonlar ve koruyucu tılsımların yanı sıra buhurdanlar da
bulunmaktadır Tamamen döküm tekniğiyle yapılmış bu tipteki bronz buhurdanların genellikle
soğan biçimli olan küresel gövdelerinin üzerinde yüksek kabartma olarak İsa'nın yaşamından
sahneler (Meryem'e Müjde, İsa'nın Doğumu, İsa'nın Vaftizi, Çarmıh, Kadınların İsa'nın Boş
Mezarını Ziyareti) birbirini takip eder şekilde yan yana sıralanmıştır Kutsal Topraklar'dan
getirilmiş olduğu düşünülen ve özellikle 67
yüzyıllara tarihlendirilen bu tipteki örnekler British
Museum, Virginia Museum of Fine Arts, Harvard University, Arthur M Sackler Museum,
Sadberk Hanım Müzesi ve daha pek çok müzede bulunmaktadır SuriyeFilistin
bölgesi üretimi
olan bu tipteki buhurdanların üzerinde tasvir edilen konular, hacıların bu bölgeye yaptıkları
geziler sırasında ziyaret ettikleri kutsal yerlerle ilişkili mekânlardır
Kumluca yakınlarında 1963 yılında yapılan kaçak kazılarda bir kiliseye ait gümüş
eşyalardan oluşan bir define bulunmuştur Bu definedeki eşyaların büyük bir bölümü Antalya
Müzesi'nde ve bilinen diğer bölümü ise Washington D C , Dumbarton Oaks Koleksiyon'da
bulunmaktadır Yurtdışında Sion, Türkiye'de ise Kumluca (Korydalla) Definesi olarak bilinen bu
definedeki dinsel törenlerde kullanılan kilise eşyalarının üzerindeki kontrol damgaları eserlerin
565575
yılları arasına ait olduklarını gösterir Bu çok değerli eserlerden oluşan definede, biri
Antalya'da, diğeri Washington'da olan iki buhurdan yer alır Antalya Müzesi'ndeki buhurdan
gümüş üzerine altın yaldızlı, silindirik gövdeli ve halka dipli zincirli buhurdandır Buhurdanın
silindirik gövdesi üzerinde alçak kabartma olarak İsa'nın yaşamından altı sahne işlenmiştir Bu
sahneler sırasıyla Müjde, Su ile İspat, Meryem ile Elizabet'in Buluşması, Beytüllahim'e Gidiş,
İsa'nın Yıkanması ve Anastasis'tir 6 Üst kısımdaki bordürde niello tekniğinde "Çok alçakgönüllü
Piskopos Eutychianus'dan Tanrı doğuran Meryem'e" adandığı yazılıdır
Kumluca definesindeki ikinci buhurdan Dumbarton Oaks Koleksiyonu'ndadır Kaçak
kazıyı yapanlar tarafından maden olarak satılmak üzere 10 parça halinde bölünerek katlanmıştır
Restore edilen eser, gümüş üzerine altın yaldızlı altıgen gövdesi olan zincirli bir buhurdandır
Buhurdanın üstünde defne dalı çelenginin içerisinde İsa'nın, Aziz Petrus ve Aziz Pavlus'un
büstleri kabartma olarak işlenmiştir Aralarda kalan diğer üç yüzde ise cepheden gösterilmiş,
ince ayrıntıları bile işlenmiş tavus kuşları vardır
Kıbrıs, Lamboussa'da gün ışığına çıkarılan definenin içerisinde yer alan altıgen biçimli
gümüş buhurdanın her yüzündeki oval madalyonlar içerisinde Pantokrator İsa, Meryem, Aziz
Petrus, Aziz Pavlus, İncil yazarı Ioannes ve Aziz Yakup kazıma ve alçak kabartma teknikleriyle
işlenmiştir Buhurdanın alçak kaidesindeki İmparator Phokas devrine (602610)
ait kontrol
damgası, tarihlendirme açısından önemlidir
6 Acara 1989: 75 Acara tarafından Anastasis olduğu belirtilen sahne, Antalya Müzesi'nin envanter kayıtlarında,
"Tanrı olarak bilinen İsa'nın dönüşü" olarak tanımlanmıştır Bu sahnenin Anastasis olması gerekmektedir
Mut yakınlarında Dağ Pazarı Kilisesi'nde ele geçen, 5 yüzyıla tarihlendirilen döküm
tekniğiyle yapılmış zincirli altıgen biçimli buhurdanın her yüzünde kemer içinde bir figür
bulunmaktadır Kemerlerden birinde sağ elini kutsamak için yukarı kaldırmış, sol elinde kandil
tutan İsa, diğerlerinde melekler betimlenmiştir Kazıma tekniğiyle hazırlanmış yazıtta
"Theodoros'un adağı olarak (yaptırıldı)" yazılıdır
Bizans döneminde de Batı Anadolu'nun en önemli kentlerinden biri olan Sardes'te uzun
yıllardan beri yapılmakta olan arkeolojik kazılar sırasında in situ olarak ele geçmiş buhurdanlar
vardır Sardes'teki sinagogda, Erken Bizans dönemine ait kiliselerde ve dükkânlarda kullanılan
buhurdanların birbirinin yakın benzeri olduğu görülmüştür Günlük yaşamda sivil mekânlarda
kullanılan buhurdanlar ile dini mekânlarda kullanılanlar arasında fark bulunmamaktadır
Oxford, Ashmolean Müzesi'ndeki bronz katzi, yayvan ayaklı sığ çanak ile bu çanağın
ağız kenarının bir bölümüne eklenmiş "U" biçiminde yassı parça ve uzun demir saptan
oluşmaktadır Çanak ile sap arasındaki yayvan parça üzerinde delik işi tekniğinde sırt sırta bakar
şekilde karşılıklı grifonlara ek olarak ortada bir palmet işlenmiştir
Mount Athos'taki Simonopetra Manastırı'ndan pirinç katzinin "U" biçimli yassı parçası
üzerinde de delik işi tekniği kullanılmıştır; ortada palmet ve stilize dal kıvrımlarından oluşan
yürek biçimli bir düzenleme ile iki yanında üç taç yapraklı çiçekleri/meyveleri gagalayan kuşlar
görülmektedir Ioannina Bizans Müzesi'ndeki 13 yüzyıla tarihlendirilen bronz katzi ise sığ bir
çanak, üç çiviyle perçinlenmiş, üzerinde kazıma eşmerkezli daireler bulunan disk ve uzun bir
saptan oluşur
Bizans Görsel Sanatlarında Buhurdan Tasvirleri
Bizans sanatındaki tasvirler, uzun yıllar içinde uygulanış tarzı değişmiş ve belki de
ortadan kalkmış dinsel törenlerle ilgili bilgi vermesi açısından önemli bir görsel kanıt
sağlamaktadır Weitzmann, minyatür ve duvar resimlerinin görsel olarak Bizans litürjisini
tanımamıza yol açtığını belirtir Kilise resimleri, ikonalar, minyatürler ve dinsel amaçlı kullanımı
olan küçük el sanatı örneklerinin bir kısmında tasvir edilen kişi ya da işlenen konunun içeriği ile
ilişkili olarak buhurdanlar da betimlenmiştir Resimlerdeki buhurdan tasvirleriyle günümüze
ulaşabilen buhurdanlar karşılaştırıldıklarında bunların ne denli gerçekçi olarak işlenmiş oldukları
göze çarpmaktadır Örneğin İstanbul'daki Pammakaristos Manastırı Kilisesi (Fethiye Camii)
Mezar Şapeli'nin güney dehlizi kuzey duvarında yer alan niş içerisinde "Kutsal altar önünde
Harun (Aaron) ve oğulları" hediyeler sunarken betimlenmiştir Sol elinde çanak ve dörtgen
kutular taşıyan Harun ile bir oğlunun elinde zincirli buhurdanlar vardır Harun'un elindeki,
hafifçe içe kapanan omurgalı çanak, bilezikli yüksek halka kaideli, üç zincirli ve tepelikli bir
buhurdandır Zincirlerin orta kısmına haçlar asılmıştır Çanak kısmının dışında kazıma
tekniğinde bezemeler işlenmiştir Diğer buhurdan ise dilimli küresel gövdeli, bilezikli, yüksek
halka kaideli, üç zincirli ve tepeliklidir Zincirlerin orta kısmında iri halkalar bile gösterilmiştir
Bizans tasvirlerinde her aziz ya da azizenin belirli bir tipi vardır İlk Hıristiyan şehidi olan
Aziz Stephanos, tasvirlerde çoğunlukla beyaz renkte diyakon giysileriyle gösterilmiştir
Kiliselerde buhurdan taşıma görevi diyakonlara ait olduğundan Protodiyakon olarak kabul edilen
Stephanos da elinde buhurdan taşırken betimlenir 7 Kiev, Ayasofya Manastırı Kilisesi’nin (12
yüzyılın ilk çeyreği) mozaik duvar resimlerinde Diyakon Stephanos sağ elinin baş parmağına
geçirilmiş çokgen gövdeli, konik ayaklı bir buhurdan, sol elinde beyaz bir örtü üstünde, kapaklı
bir tütsü kutusu tutmaktadır 8 Bu kilisenin apsisinde "İsa'nın havarilerine ekmek ve şarap
dağıtması" sahnesi vardır Buhurdanlar Ökaristi töreninde özellikle Kutsal Kitap, ekmek kabı
(paten) ve şarap çanağı (kalis) gibi kutsal eşyaları tütsülemek için kullanılmıştır Stephanos'un
tasvirinin apsise yakın bir yerde bulunması, sanki onun bu olayın geçtiği kutsal mekânı
tütsülemekte olduğu izlenimini vermektedir
Roma'daki Maria Antiqua Kilisesi'ndeki Hekim Azizler Şapeli'nde Kosmas, Damianos ve
diğer hekim azizlerin yanı sıra Aziz Stephanos da elinde buhurdanla tasvir edilmiştir Buhurun
medikolitürjik
özelliği de olduğundan Aziz Stephanos, hastalarını hiçbir ücret almadan tedavi
eden, gerçek meslekleri de hekimlik olan anargyroi azizlerle birlikte elinde şifa tası ya da ilaç
kutusu gibi tuttuğu buhurdanıyla birlikte gösterilmiştir
Tasvirlerinde ve tapınımında tütsüye yer verilen bir diğer aziz ise Simeon Stylites'tir
Antakya yakınlarında Mucizeler Dağı olarak bilinen yerde, bir sütunun tepesinde ömrünün
büyük bir bölümünü geçirmiş olan Simeon Stylites birçok hastayı iyileştiren mucizeler
yaratmıştır Yaşadığı yer ölümünden sonra da hac merkezi olmuş, hacılar bu kutsal merkezden
aldıkları yağ ve su gibi şifa verdiğine inanılan maddeleri, pişmiş toprak mataracıkları ve kilden
yapılmış madalyonları (eulogia) ülkelerine taşımışlardır Eulogia'lar, azizin üzerinde yaşadığı
sütunun çevresinden alınan toz ya da toprakla yapılan yaklaşık 35
cm çapında hac hatıralarıdır
Ön ve arka yüzlerinde sütun üzerinde yaşayan Simeon Stylites, annesi Martha, öğrencisi Konon
ya da azize tapınan kişiler ya da sütuna dayalı merdivenle ona yemek taşıyan hizmetli figürleri
ve Hygeia ( sağlık) yazısı görülmektedir Bu tasvirlerde ortak nokta, Simeon Stylites'e tapınım
sırasında tütsünün de kullanılmış olmasıdır Azizin hayat hikâyesi (vita) sayısız mucizevi
iyileştirme anlatılarıyla doludur Gelen hastalar Simeon Stylites'in aracılığıyla kötü ruhlardan,
7 Kutsal Topraklar'da hacılar için üretilmiş küçük bronz haç röliker üzerindeki Aziz Stephanos'un kabaca kazınmış
tasvirinde bile, azizin sağ elinde zincirli buhurdan gösterilmiştir
8 Kilise hizmetlileri olan diyakonların üzerlerinde, görevlerinin bir simgesi olan sol omuz üzerine konulan bir ucu
öne, diğer ucu arkaya sarkıtılan sembolik anlam taşıyan orarion denilen keten bir atkıpeşkir
vardır
nazardan ve hastalıklardan kurtulmakta, tütsünün buharı da edilen duaları ve yalvarışları
göklerdeki Tanrı'ya ulaştırmaktadır
Sicilya'da bulunan bir bronz buhurdan üzerinde "Tanrı, Kutsal Zakharias'ın (Zekeriya)
buhurunu aldı, bunu kabul et" yazılıdır Burada İncil'deki bir ayete (Luka 1:8) gönderme
yapılmaktadır Tapınakta tütsü yakıp dua eden Zekeriya'nın dualarını, tütsünün buhuru Tanrı'ya
hızlı bir şekilde ulaştırmıştır Zekeriya'nın duaları kabul olmuş, karısı Elizabet ileri yaşta
olmasına rağmen hamile kalıp Yahya'yı doğurmuştur Bizans ikonografyasında sıkça tasvir
edilmeyen "Zekeriya'nın Tanrı Tapınağı'nda tütsü yakması ve Yahya'nın doğacağının
müjdelenmesi" sahnesi, Mısır'da Wadi ElNatrun'da,
Aziz Makarios Kopt Manastırı'ndaki duvar
resminde görülmektedir
Buhurdanların en çok kullanıldığı sahnelerin başında cenaze törenleri gelmektedir
Bizans tasvir sanatında büyük önem verilen "Meryem'in ölümü (Koimesis)" sahnesi, Hıristiyan
cenaze törenlerinin bir modeli olmuştur Yüksek bir yatak üzerinde, genellikle başı tasvirin
sağına gelecek şekilde yatırılmış Meryem'in cansız bedeninin üzerine eğilmiş Aziz Petrus, sağ
elindeki buhurdanla cenazeyi tütsülerken gösterilmiştir Bazı tasvirlerde Aziz Petrus buhurdan,
Aziz Ioannes ise tütsü kutusu taşımaktadır Gračanica Kilisesi'nde yer alan Meryem'in ölümü
sahnesi bu konuda yapılmış, en çok ayrıntı içeren resimlerden biridir Oldukça kalabalık olan bu
kompozisyonda cenaze alayı betimlenmiştir Cenaze alayının önünde havariler ilerlemektedir
Bu grubun içinde yer alan Petrus'un elinde dilimli gövdesi olan zincirli bir buhurdan ile kare
prizması şeklinde bir tütsü kutusu bulunmaktadır Meryem'in cesedinin olduğu yatak omuzlarda
taşınmakta, arkadan melekler ordusu gelmektedir Meleklerden birinin elinde katzi tuttuğu
görülmektedir
Meryem'in ölümü sahnesinin yanı sıra İsa ve diğer kutsal kişilerin ölüm töreni
sahnelerinde de cenaze mutlaka, piskopos ya da diyakon tarafından tütsülenmektedir Cenazeyi
toprağa verme sırasında da tütsüleme işlemi devam etmiştir
"Tanrı Anası (Theotokos) Meryem'in kutsal tasvirleri ve röliklerinin kutsanması"
sahnelerinde de zincirli buhurdan ve katzi kullanılarak ikonanın kutsandığı görülmektedir
Sonuç
Tütsü yakma geleneği geçmişten günümüze farklı amaçlarla sürmüştür Değişik
bitkilerden elde edilen tütsü malzemeleri tütsü kabı veya buhurdan (Thymiateria veya
thymiterion) adı verilen kaplarda yakılmış ya da altar üzerinde yakılan ateşin üzerine serpilmiştir
Tek tanrılı dinler içinde tütsüye en çok önem veren Musevilik olmuş, özellikle Eski Ahit'te
tütsünün nerede, nasıl yakılacağı ve hangi maddeden oluşacağı gibi ayrıntılar bildirilmiştir
Hıristiyanlıkta da tütsü karışımlarının yakılmasıyla elde edilen buhurun duaları Tanrı'ya
ulaştırdığı ve kötülükleri uzaklaştırdığı vurgulanarak anlatılmıştır
İlk Hıristiyan devlet olan Bizans uygarlığında tütsü geleneğine büyük önem verilmiştir
Günlük yaşamda temiz havaya, parfüme ve güzel kokuya da önem verildiği görülen bu
uygarlıkta dinsel amaçların dışında da hoş kokulu bitkilerin yakıldığı saray ya da köşk biçiminde
ve kadın başı şeklinde tütsü kutularının varlığından dolayı anlaşılmaktadır Erken dönemde din
adamlarının yadsıması ve putperestlik olarak yorumlamasına rağmen dini törenler sırasında tütsü
yakılmış ve zaman içinde Hıristiyan dinsel törenlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir
Deprem gibi büyük felaketlerden sonra kötülükleri uzaklaştırmak için şehirler bile tütsülenmiş,
evlerde de belli günlerde ve zamanlarda tütsü yakılmıştır
Bizans döneminden günümüze ulaşan farklı tiplerde buhurdanlar vardır Ele geçen bazı
kilise hazinelerinde gümüş ve gümüş üzerine altın yaldızlı kabartma tekniğinde, üzerinde dini
figür veya konuların betimlendiği oldukça zengin ve ince işlenmiş örnekler bulunmaktadır
Yurtiçi ve yurtdışındaki müze ve özel koleksiyonlarda da buhurdan örnekleri mevcuttur
Bunların genel olarak bronz, pirinç ve demir gibi daha ucuz metallerden, döküm gibi seri üretime
olanak veren bir teknikle yapıldıkları görülmektedir Özellikle 57
yüzyıllar arasında Kutsal
Topraklar'a giden hacıların beraberlerinde buhurdan getirdikleri anlaşılmaktadır
Bizans döneminde hangi dinsel törenlerde buhurdan kullanıldığını Bizans minyatür,
ikona ve kilise duvar resimlerinden öğreniyoruz Bunlar aynı zamanda oldukça gerçekçi bir
şekilde tasvir edildiklerinden, kullanılan buhurdan tipleri hakkında da bilgi vermektedir Bizans
dönemi buhurdanları, başlıca zincirli ya da zincirsiz ve uzun saplı olmak üzere üç tipte karşımıza
çıkmaktadır Küçük bir kutu ya da kâse formunda olan buhurdanların üzerini bazen delikli bir
kapak örtmektedir Elde taşımak için kulp ya da uzun sapı olan tava benzeri katzi denilen
buhurdanlar da vardır
|