Yalnız Mesajı Göster

Türkçenin Dünü, Bugünü, Yarını

Eski 09-11-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türkçenin Dünü, Bugünü, Yarını




Ana maddeler: Türk dilleri ve Altay dilleri

Türkçe önceden Ural Altay Dil Ailesi içerisinde değerlendiriliyordu Günümüzde böyle bir dil ailesinin varlığı tartışma konusudur Talat Tekin ve bazı dilbilimcilerin söylemiyle Türk dili; Kuzeydoğu Asya dillerinin Altay dilleri bölümünde, Türk dilleri kolunda, Oğuz öbeğinde kalır Bazı dilbilimciler ise böyle bir sınıflandırmanın olmadığını, tüm Türk Dilleri'nin ayrı bir genel dil grubu olduğu görüşünde Öyleyse Türkçe, Türk dilleri ailesinde, Oğuz kolunda, Batı Oğuz ya da Selçuklu öbeğinde yer alır[12] Bunun yanında Türk Dilleri arasında en çok konuşulanı Türkçedir

Kurumsal durumu

Türkçe, Türkiye'nin ve Türkiye Türkleri'nin kurumsal dilidir Türkiye'de Türk Dil Kurumu, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti olarak bağımsız bir kurum olarak kurulmuştur Türk Dil Kurumu dilin yalınlaşması, Türkçe ile ilgili bilimsel araştırmaların yapılması, yabancı kökenli sözcüklerin değiştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapmıştır Ancak, 1983'te çıkarılan bir yasayla Türk Dil Kurumu, Atatürk'ün vasiyetine karşın kapatılarak aynı ad altında Başbakanlığa bağlı bir devlet dairesi kurulmuştur[13]

1982 Anayasasına göre Türkçe, Türkiye Devleti'nin dilidir Bu yasa anayasanın Birinci Kısımının, Genel Esaslar Bölümünde, 3 Maddede geçer Aynı zamanda, aynı bölümde bulunan 4 Maddeye göre bu madde asla değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez[14]

« Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür Dili Türkçedir- TC Anayasası[14] »

Türkçe Mart 2009'da yapılan bir düzenlemeyle Kosova’nın Prizren, Priştine, Mitroviça, Vıçıtırın ve Gilan belediyelerinde kurumsal statüye sahipken, diğer bölgelerdeki kurumsallığı kaldırılmıştır Makedonya'da da bazı belediyeler düzeyinde kurumsaldır[15] (Gostivar'da Makedon ve Arnavut dilleriyle birlikte) Bulgaristan'ın %10 kadarının anadilidir ve Bulgar devlet televizyonunun Türkçe programları vardır Kırcaali belediyesi ise iki dilde hizmet verir[16] Deliorman ve Doğu Rumeli'de okullarda seçmeli anadil dersidir Yunanistan'da ise İskeçe ve Gümülcine'de seçmeli anadil dersidir ve dinî işlerde de kullanılmaktadır Rodos'taki 2500 kişilik Türk azınlığı ise bu haklardan yoksundur Bununla birlikte Romanya'da yaşayan 35,000 Türk devletçe kurumsal olarak tanınmıştır ve parlamentoda 1 milletvekilliği ile temsil edilirler[17]

Irak'ta Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Türkçe kurumsal dildir Irak Türkmenleri günlük hayatlarında Güney Azericeyi ve Urfa lehçesini kullanırlarken[18], kurumsal yazı ve eğitim dili olarak Türkiye Türkçesini kullanmaktadırlar Dolayısıyla Türkçe; Kerkük ve Telafer gibi kentlerde kurumsal dildir[19]Irak meclisinde 10 Türkmen vekille temsil edilmektedirler

1960'larda işgücüne gereksinim duyan Avrupa, kapılarını Türklere büyük ölçüde açmış ve Türkiye'den Avrupa'ya yoğun bir göç yaşanmıştır I Dünya Savaşı sonrasında Balkanlar'da yaşamaya devam eden Türkler ile birlikte bu insanların sayısı günümüzde neredeyse 6 milyona ulaşmıştır ve büyük bir çoğunluğunun anadili Türkiye Türkçesidir Amerika ve Avustralya'da ise yaklaşık 500 bin kişi Türkçe konuşmaktadır

Kosova, Bosna-Hersek, Yunanistan, Gürcistan gibi ülkelerde ana dili Türkçe olmadığı hâlde Türkçeyi bilen insanlar da eklendiğinde Türkçeyi konuşabilen insan sayısı 83 milyonu geçmektedir[2]
Tarihsel gelişimi
Türkçenin doğuşu

Uzman Türkologlar Türkçenin doğuşu hakkında çok fazla bilgiye sahip değildirler Altay dilleri üzerinde çalışan Prof Dr Osman Nedim Tuna, Türkçenin Batı Altaycadan ayrılarak ayrı bir dil biçimini almasını MÖ 6700'lü yıllara dayandırır[kaynak belirtilmeli] Bu az bilgiye sahip olunan ilk Türkçeye "Ana Türkçe" denir Ayrıca bundan sonraki bazı yazılı kaynaklarda belirtilen dile "İlk Türkçe" denir Türkçenin bilinen ilk abecesi Göktürk Alfabesidir Bu abece Türkçenin yapısına tam olarak uymaktadır Bundan önce de Türkçe yazılmaktaydı Bu dil ise bazı Çin kaynaklarında ve Çin Yazıları ile geçer Bazı uzmanlar Ana Türkçenin Hunca olduğunu söyler ve bütün Türk Dilleri bu dilden türemiştir Türkçe ile ilgili kesin savlara ulaşılana kadar (MS 2 yy) Türkçe ile ilgili her bilgi Çin Kaynaklarından elde edilir[20] Ancak Türkçe olarak ilk yazılı kaynak, MÖ 5 yy'dan kalma Issık Kurganı'dır[kaynak belirtilmeli]
Eski Türkçe

Bilinen en eski Türk yazıtlarından biri olan Orhun Yazıtları bu dönem Türkçesi ile yazılmıştır Eski Türkçe dönemi ile ilgili bilgiye Orhun Yazıtları ve Yenisey Yazıtları'ndan da ulaşılabilir Bunların dışında Irk Bitig gibi kağıda yazılı eserler, Eski Uygur dönemi de Eski Türkçe dönemi içinde değerlendirilir Bu dönem, çağdaş Türk lehçe ve şivelerinden ayrı bir dönem olarak düşünülemez
Orta Asya'dan Anadolu'ya

Türkçe, onu kullanan göçer evli ve yerleşik kavimlerin doğuda Japonya'ya, batıda ise Avrupa'ya doğru hareketiyle yayılmıştır Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Sovyetler Birliğinin batısında Türkiye'ye, güneyde ise İran'a yayılan bir alanda ise Türk dilleri olarak değişmiştir Güneyde bulunan başlıca Türk dilleri Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır[21]
« Çıgany bodunug bay kıltım, az bodunug üküş kıltım - (Yoksul halkı zengin yaptım, az halkı çok yaptım) - Orhun Yazıtları[22] »

Türk Dili Yenisey yazıtları gibi tabletlerden yola çıkılarak 1300 yıl önceye kadar kaynaklanabildiği gibi yazıtlarda kullanılan abecenin gelişmişliği bu dilin daha eski tarihlere dayandığının en somut delilidir[23] Bugünkü Moğolistan'da Orhun (öz adında Orkun[24]) ırmağı yakınlarında bulunan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından başka, dönemin tanınmış veziri Tonyukuk'un da kendisi için diktirdiği Ulan Bator kenti yakınlarındaki iki taş, Orhun Yazıtları'nın başlıca örnekleridir[25]

Divanü Lügati't-Türk, Türk dilini anlatan ve bu dilin yetisini göstermek için yazılan ilk sözlük yapıtıdır ve Kaşgarlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072'de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074'te bitirilmiştir Bu kitap içinde şu tümce bulunuyor: "Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur" Yapıt, Türkçenin varsıl dilbilgisi özelliklerini en çarpıcı biçimde yansıtan bir özelliktedir

Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka kişi, Karahanlı Devleti'nin üyesi, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib'dir Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı yapıtı ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı 1069-1070 yıllarında bu Türkçe yapıtı tamamladı

Ahmed Yesevi 12 yüzyılda Türk dilinde yazdığı "hikmet" adlı şiirleri bir araya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap ile Türkçenin kullanımını etkiledi

13/14yy yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle "Türkçe şiir dilinin" temel ustası ve abidesi olmuştur Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın ve kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir; şiirinde, duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür

Hacı Bayram Veli 14/15 yüzyılda Anadolu'da yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak eserlerini Türkçe olarak yazdı ve Türkçenin kullanımını Anadolu’da önemli biçimde etkiledi Hacı Bayram Veli, Anadolu'da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında Leme’at ve Gülşen-i Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş, kendisi de halkın anlayacağı dilden Ahmed Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram Veli’nin halk ile ilişki kurabileceği Türkçeyi tercih etmesi belli bir olgunluğa işaret eder Bu olgunluk Anadolu’da dil birliğinin sağlanması ve Türk kültürünün egemen olmasıdır Türkçecilik akımı yandaşlarını da etkilemiş, bu sufiler özellikle Türkçe yapıtlar vermişlerdir

Yazıcıoğlu Muhammed, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencilerinin Envaru’l-Aşıkin, Muhammediye, Müzekkinü’n-Nüfus gibi eserleri Anadolu'da yıllarca kolaylıkla okunmuş, halkın elinden düşmemiştir Ayrıca Akşemsettin, (1389/1390 - 1460), 15 yüzyılın en büyük sufilerinden biridir ve Türkçe ile, (örnek olarak Hayatın Maddesi ve Tıp adında) çeşitli eserler ortaya koymuştur

Türkçe ait olduğu Altay dil ailesinin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır Genel Türkçenin Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Tataristan, Özbekistan, Başkurdistan, Nogay, Kırgızistan, Kazakistan, Yakutistan, Çuvaşistan, Güney Sibirya gibi bölgeleri vardır

Yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (MÖ 1766 yılık Çin kroniğinde) ilk kez tutanaklarda tanrı, ordu, kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunmaktadır

Moğolca, Mançu-Tunguz, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır Bazı bilim adamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japoncanın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır[26]

Dil Devrimi

Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devrimi'nin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki, Cumhuriyet'in kuruluşundan 5 yıl sonra yapılan harf devrimi, ikincisi de Cumhuriyet'in kuruluşundan 9 yıl sonra yapılan Dil Devrimi'dir

Dil Devrimi kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir

Dil bilimci Kâmile İmer "Dil Devrimi nedir?" sorusunu şöyle yanıtlıyor:

Dili daha çok yerli öğelerin egemen olduğu bir kültür dili durumuna getirmek amacıyla yapılan ve devletin desteğini kazanmış olan ulus çapındaki dili geliştirme eylemine 'dil devrimi' adı verilmektedir[28]

Her insan düşüncesini sözcükler arasında bağ kurarak oluşturduğu tümcelerle aktarır, bu açıdan bakınca Dil Devrimi aynı zamanda düşüncenin yenileşmesidir "Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır Uluslaşma etkeni dili yabancı öğelerden arındırma amacını, diğeri de kültür dili durumuna getirmeyi amaçlamaktadır Bu amaçların olumlu sonuçlar vermesi, ortaya çıkan ürünlerin toplumun malı olmasına bağlıdır Devletin desteği olmaksızın dilde yapılan devrim, bireysel bir eylem olarak kalır; topluma mal olmaz Dil Devrimi'nin hazırlık evresindeki çabalar, bunun en güzel örnekleridir Türk Dil Devrimi'nin hazırlık evresi olarak nitelendirebileceğimiz ve Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemdeki dili yalınlaştırma istemi toplumu kapsayamamıştır Ancak, Cumhuriyet'ten sonra, 1932 yılında devletin öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuyla dilde yapılan yenilikler, ulus çapında bir eylem olarak topluma mal olmaya başlayagelmiştir"[29]

Türkçe, yapı bakımından çok varsıl bir dil olmakla birlikte, dünya üzerinde de hâlâ çok konuşulan bir dildir Bu varsıllık her ne kadar içinde yabancı sözcükler bulundursa da, bu durum dilde hiçbir bozukluğa yol açmamıştır Bunun nedeni de, Osmanlı'nın, zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır Çünkü bu nedenle dilde çok fazla yabancı "sözcük alış-verişleri" olmuştur

Ana madde: Türk dil alfabesi

Türkler, dünyada en çok alfabe değiştiren kavimlerdendir Bunun nedenlerinin başında, Türklerin Miladın çok öncesinden beri, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşamaları ve çeşitli kültür çevrelerini oluşturmalarıdır Türkiye Türkçesi için 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilen Latin esaslı yeni Türk alfabesine gelinceye dek, Türkçe çeşitli alfabelerle yazıya geçirilmiştir En yaygın kullanıma sahip Türk abeceleri şunlardır:
Orhun abecesi

Türkçenin bilinen ilk abecesi Orhun yazıtları'nda da kullanılan ve yaygın adıyla Göktürk Alfabesi olarak bilinen abecedir (Köktürk işaretleri, Runik alfabe vb) Bu alfabe doğu ve batıdaki Hun Kağanlığı’nın devrinden, 1 yüzyıldan beri Göktürkler devrine ve kullanım sıklığı düşse de, Uygur devleti devrine dek (MS 10 yüzyıl) kullanılmıştır Örnek:



Uygur abecesi

Türkçenin bütün yazı çeşitleri içinde en çok kullanılmış olanıdır Soğut yazısının yakın akrabası olan ve Uygur Türkleri tarafından Türkçeye uyarlanıp yüzyıllarca kullanılan bir alfabedir Divanü Lügati’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud, Uygur alfabesini, “Türk alfabesi” adıyla anmaktadır[30]
Arap asıllı Türk alfabesi

9 yüzyıl civarlarından günümüze dek (Uygur Türkleri hâlen bu alfabeden kaynaklanan bir alfabe kullanmaktadırlar) bu alfabe kullanılmıştır Müslümanlığı kabul etmeye başlayan Türk boyları, bu yüzyıllar içinde, ardı sıra bu alfabeyi kullanmaya başlamış ve 13 yüzyıl dolaylarında artık bu alfabe, Türk boyları arasında ortak bir alfabe özelliği kazanmıştır

Osmanlı İmparatorluğu, bu alfabeyi en yaygınlıkla kullanan Türk devletidir Üzerinde bir takım düzenlemeler ve eklemeler yapılarak Osmanlı alfabesi de denilen alfabe kullanıldı

Türkçe için kullanılan bu alfabeye Arap alfabesi denmemesinin sebebi, Arapçada bulunmayan “j, ç, ŋ, p” gibi sesleri içermesidir
Latin asıllı Türk alfabesi

1 Kasım 1928 tarihinde, eski Arap asıllı Türk alfabesinin yerine, Latin yazısından Türkçe için uyarlanan bu 29 harfli alfabe kabul edilmiştir

Alfabede 29 harf bulunur Ancak 1990'lı yıllarda toplanan bir uluslararası Türkçe kurultayında Türkiye abecesi /ŋ/ (genizcil n sesi), /ɛ/ (açık e sesi), /q/ (kalın k sesi), /w/ (sert g, v sesi), /x/ (sert h sesi), /ɳ/ (ön damaksıl, ny sesi) gibi harflerin de katılması ile oluşacak Ortak Türk Abecesinden, diğer Türk Ülkelerinin kendi abecelerini oluşturması ile karara bağlanmıştır[31][32][33]Şu an, Türk Dünyası içinde, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kosova, Makedonya ve genel Balkanlar’daki Türkçe kullanımları, Latin esaslı alfabelerle yapılmaktadır Bunlar içinde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Balkanlar’da aynı alfabe kullanılır Azerbaycan Türk alfabesinde 29 harfin yanında ayrıca x, q, ə harfleri bulunur Türkmenistan, Özbekistan alfabelerinde de kendi içlerinde bazı eklemeler ve farklı tercihler bulunmaktadır Temel olarak bu Türk devletlerinin hepsi Latin asıllı alfabeye geçmişlerdir

Bağımsız Kazakistan ve Kırgızistan ile Rusya Federasyonu'ndaki Türk boyları, Kiril asıllı alfabeler kullanmaktadırlar

Türk Alfabesi :

a - A

b - B

c - C

ç - Ç

d - D

e - E

f - F

g - G

ğ - Ğ

h - H

ı - I

i - İ

j - J

k - K

l - L

m - M

n - N

o - O

ö - Ö

p - P

r - R

s - S

ş - Ş

t - T

u - U

ü - Ü

v - V

y - Y

z - Z

¹→ Türkçede, İ harfi I harfinden önce gelir ancak yaygın kullanım şekli, I harfinden sonra İ harfidir
Türkiye Türkçesi Ağızları

Ana madde: Türkiye Türkçesi ağızları

Ağız Bölgeleri

Türkiye Türkçesi, tarihî Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında günümüzde konuşulmaya devam eden Türk ağızları bakımından bazı gruplara ayrılır Söz konusu gruplandırma için Anadolu ve Rumeli ağız bölgelerinden söz edilir
Anadolu Ağız Bölgesi

Türkiye Türkçesinin kollarından Anadolu kolu ana ağız grupları bakımından Doğu Grubu, Kuzeydoğu Grubu ve Batı Grubu olarak üçe ayrılır[34] Prof Dr Leylâ Karahan'ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalışması Anadolu ağızları üzerine yapılmış en geniş akademik çalışmadır

Anadolu ağız bölgesi, Türkiye’nin Anadolu topraklarını içerir[34] İlk aşamada sınır bu şekilde belirtilmiş ve incelenmiştir
Doğu Grubu

1 Grup: Ağrı, Van, Muş, Bitlis, Bingöl, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Hakkâri, Urfa (Birecik, Halfeti hariç), Palu, Karakoçan ağızları[35]

2 Grup: Kars (Ardahan, Posof hariç), Erzurum, Aşkale, Ovacık, Narman, Pasinler, Horasan, Hınıs, Tekman, Karayazı, Erzincan, Tercan, Çayırlı, Kemah, Refahiye, Gümüşhane ağızları[35]

3 Grup: Ardahan, Posof , Artvin, Şavşat, Yusufeli, Ardanuç, Oltu, Tortum, Olur, Şenkaya, İspir ağızları[35]

4 Grup: Kemaliye, İliç (Erzurum), Elazığ, Keban, Baskil, Ağın, Harput, Tunceli ağızları[35]
Kuzeydoğu Grubu

1 Grup: Trabzon, Rize, Kalkandere, İkizdere, Gündoğdu, Büyükköy ağızları[36]

2 Grup: Çayeli, Çamlıhemşin, Pazar, Ardeşen, Fındıklı ağızları[36]

3 Grup: Arhavi, Hopa, Borçka, Kemalpaşa, Muratlı, Ortacalar, Göktaş, Camili, Meydancık, Ortaköy ağızları[36]
Batı Grubu

1 Grup: Afyonkarahisar, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak, Nallıhan ağızları[37]

2 Grup: İzmir, Sakarya ağızları[37]

3 Grup: Bolu (Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık hariç), Zonguldak, Bartın, Kastamonu (Tosya hariç), Ovacık, Eskipazar ağızları[37],

4 Grup: Beypazarı, Çamlıdere, Kızılcahamam, Güdül, Ayaş, Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık, Çankırı (Ovacık, Eskipazar, Kızılırmak hariç), Tosya (Kastamonu), Boyabat, Çorum, İskilip (dağ köyleri hariç), Bayat, Kargı, Osmancık ağızları[37]

5 Grup: Sinop (Boyabat hariç), Samsun (Havza, Ladik hariç), Ordu (Mesudiye hariç), Giresun (Şebinkarahisar ve Alucra hariç), Şalpazarı ağızları[37]

6 Grup: Havza, Ladik, Amasya, Tokat, Sivas (Şarkışla ve Gemerek hariç), Mesudiye, Şebinkarahisar, Alucra, Malatya, Hekimhan, Arapkir ağızları[37]

7 Grup: Tarsus, Ereğli, Konya merkez ilçesinin bazı köyleri, Adana, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Darende, Akçadağ, Doğanşehir, Birecik, Halfeti ağızları[37]

8 Grup: Ankara, Haymana, Balâ, Şereflikoçhisar, Çubuk, Kırıkkale, Keskin, Kalecik, Kızılırmak, Çorum (merkez ilçe ile güneyindeki ilçeler), Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Şarkışla, Gemerek, Yozgat ağızları[37]

9 Grup: Konya (merkez ilçesinin bazı yöreleri ve Ereğli hariç), İçel (Tarsus hariç) ağızları[37]
Rumeli Ağız Bölgesi

Türkiye Türkçesinin kollarından Rumeli kolu ana ağız grupları bakımından Doğu Rumeli ve Batı Rumeli olarak ikiye ayrılır[38]
Batı Rumeli

Batı Rumeli kolunun özellikleri Gyula Németh’in “Bulgaristan Türk Ağızlarının Sınıflandırılması Üzerine” adlı makalesinde, 8 maddede gösterilmiştir Sonrasında birçok çalışmada da bu madde açıklaması benimsenmiş, uygulanmıştır Batı Rumeli sahasının coğrafi sınırları Bulgaristan’da Tuna’nın hemen güneyindeki Lom’dan doğuya doğru Vraça, Sofya, Samokov’dan doğuya doğru ilerleyip Köstendil’e uzanır Ayrıca Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Sırbistan’da Adakale’yi uç olarak kapsar[38] Kosova da Batı Rumeli Türkçesinin içinde yer alır
Doğu Rumeli

Batı Rumeli’nin doğusunda kalan bütün alandır Bulgaristan’da Lom, Vraça, Sofya, Samokov ve Köstendil şehirlerinin doğusundan itibaren ülkenin tamamı, Yunanistan, Makedonya’nın güney kesimleri ve Türkiye’nin Trakya’sı (Doğu Trakya) bu sahanın içindedir

Örnek Metinler

Yazı Dili Batı Rumeli
Kuzey Makedonya-Kosova Doğu Rumeli
Rodoplar (Bulgaristan-Yunanistan) Karadeniz Güneydoğu Anadolu Ege
gidiyorum gideym/cideym gityirin kitéyrım/cideyrum gidirem gidivereyom
ağladığım kadar agladıgım ka' ağladığım gıda(nı) āladuğum kadar ağladıgım gadar ağladığım gadā
görmüş gürmiş/cürmiş gȫmüş körmiş görmiş görmüş/gȫmüş
güzel kız güzel/cüzel kız güzel gız küzel kiz gözel gız güzel gız
ne yapacakmış? n’yapacak imiş? ni yapçāmış? n'ābaçāmiş? ne yapcahmış? n’apıvēcēmiş?
yağmura mı bakıyorsun? yagmura mi bakaysın yağmıra mı bakyısın? yāmora mi pakayisun? yagmıra mı bagıyorsun yağmıra mı bakıyoñ
koşacağım koşacim/koşacagım kaşçan koşacağum/koşeceem goşacağam goşçem

Not: Şekiller temsilîdir Seslerde değişiklik olabilir

Türkçenin Dil Bilgisi
Türkçenin Özellikleri

Türkçe söz varlığının bir bölümü; Türkçe asıllı sözcükler, Arapça ve Farsçadan geçmiş sözcüklerden oluşmaktadır Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcüklerin bir bölümü o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki durumundan oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı da farklılaşmıştır
Türkçede doğru tümce yapısı, özne, tümleç, yüklem biçimindedir Ancak Türkçe esnek bir dildir[39] Bu yüzden günlük yaşamda devrik tümceler sıklıkla kullanılır Örneğin, "Bugün yazılı sınav olacağız" tümcesine eşdeğer "Yazılı sınav olacağız, bugün tümcesi kurulabilir Bu tür tümceler daha şiirsel anlatıma sahiptir
Türkçede kısa yoldan anlatım ön plandadır Örneğin, "sobayı yak" derken "sobanın içindeki odun ve kömürleri yak" anlamındadır Bunun dilbilgisindeki adı "ad aktarması"dır[40]
Türkçede kişi adılları dört tanedir Örneğin Türkiye Türkçesinde, ben, sen, o, biz, siz, onlar biçimindedir Türkçedeki önemli bir başka özellik, "siz" adılının kibar olarak 2 tekil kişiyi (sen) belirtmesidir

Türkçede ses evrimi

Türk dillerinde zaman içinde değişen belli başlı sesler vardır İlk Türkçeden bu yana değişimi olağan olan evrimler olduğu gibi, değişimi olağan olmayanları da vardır[41]

Eski Türkçede ilk ve son sesteki -b- ve -b sesleri -w- ve -w seslerine dönüşür Buna bir örnek: eb (Göktürkçe) → ew (Uygurca → ev (Oğuzca) Ayrıca burada görüldüğü gibi, -b sesinden gelen -w sesleri zamanla -v seslerine dönüşebilir Baştaki b- sesleri w- sesine dönüşmez
Türkçedeki en büyük ses değişimlerinden biri d>y değişimidir Eski Türkçede bulunan neredeyse bütün -d- ve -d sesleri, -y- ve -y seslerine dönüşmüştür, buna rağmen d- sesleri kalmıştır Bu değişme birçok Türk diyalektinde gerçekleşmiştir Buna örnek: édgü (Eski Türkçe) → éyü → iyi, adrı (Eski Türkçe) → ayrı (Oğuzca)[41]
Türkiye Türkçesinde ŋ>n dönüşümü vardır Ancak bu dönüşüm yalnızca Batı Türkçeleri içindir Balkan Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi ve diğer batı lehçeler dışında /ŋ/ sesleri korunmuştur ve hâlâ kullanılmaktadır (örneğin: geliniz (Türkiye Türkçesi), geliŋiz Türkmence) Bu evrime örnekler: biŋ- → bin-, soŋ → son, beŋiz → beniz Aynı zamanda, yine batı lehçeleri için olan ŋ>m dönüşümü vardır, ancak bu evrim asla kökte olmaz her zaman türemiş veya birleşik sözcüklerde olur Örneğin: koŋşu → komşu, toŋuz → domuz, köŋlek → gömlek[41]
Türkiye Türkçesinde é>i, i>é, é>e, e>i sesleri birbirine dönüşür Bu üç ses arasında en açık olanı /é/ (/ɛ/), en kapalı olanı ise /i/ (/i/) Bu dönüşümlerden e>i dönüşümü direkt değildir Yani ses direkt e>i biçiminde olmaz Buradaki /e/ sesi önce /é/ daha sonra /i/ sesine dönüşür Ancak bu evrim çok hızlı olduğundan yazılı kaynaklarda belirtilmez Bu yüzden böyle geçer Bu evrime örnekler: éyi → iyi; bir- → ver-; béş → beş; eşit- → işit-[41]
Türkiye Türkçesinde k- sesleri g- seslerine dönüşür Örneğin: kel- → gel- , kit- → git- , kök → gök[41]
Türkiye Türkçesinde t- sesleri d- seslerine dönüşür Örneğin: tag → dağ, til → dil, tök- → dök-[41]
Türkiye Türkçesinde b- sesleri v- seslerine dönüşür Örneğin: bar- → var, bir- → vir- → ver- , bar → var[41]
Türkiye Türkçesinde b- sesleri p- seslerine dönüşür Örneğin: barmak → parmak, büre → pire, buŋar → pınar[41]
Türkiye Türkçesinde -g sesleri -ğ seslerine, sonra -v seslerine dönüşür Örneğin: kog- → koğ- kov-, tög- → döğ- → döv-[41]
Türkiye Türkçesinde ü sesleri i seslerine dönüşür Örneğin: düz- → diz- , büre → pire[41]
Türkiye Türkçesinde o sesleri u seslerine dönüşür Örneğin: oyan- → uyan- , yokaru → yukarı, bodun → budun → buyun[41]
Türkiye Türkçesinde ö sesleri ü seslerine dönüşür Örneğin: közel → güzel, kökerçin → güvercin[41]
Türkiye Türkçesinde ü sesleri e seslerine dönüşür Örneğin: törü → töre, töpü → tepe[41]
Türkiye Türkçesinde u sesleri a seslerine dönüşür Örneğin: boguz → boğaz[41]

Dilbilgisi

Bir dili doğuş, gelişme, yapılış özellikleri vb gibi tüm yönleriyle inceleyen ve bağlı olduğu kuralları ortaya koyan bilim Dilbilgisi, sesten tümceye kadar tüm dilbirliklerini yapı, anlam ve görev bakımından inceler

Dilbilgisi, çeşitlerine göre bazı gruplara ayrılır: Bütün dillerdeki ortak ilkeleri ortaya koyan kısmına “genel dilbilgisi”, dil olaylarının aslını ve dilin tarihî durumunu araştıranına “tarihî dilbilgisi”, diller ve lehçeler arasındaki benzerlikleri inceleyerek bu diller ve lehçeler arasında ilgi kuranına “karşılaştırmalı dilbilgisi” denir

Dilbilgisi, en eski bilimlerdendir Grekçeden Lâtinceye ve oradan da diğer dillere yayılmıştır En eski dilbilgisi bilginlerinin İÖ 4 yüzyılda Hintliler olduğu bilinir Ancak Batı'da dilbilgisinin kurucusu olarak Aristoteles kabul edilir İlk dilbilgisi kitabını yazan ise İÖ 1 yüzyılda “Dilbilgisi Sanatı” adlı yapıtıyla filolog Dionisos'tur

Daha sonra Romalı Donatus'un (İS 4 yüzyıl) yazdığı dilbilgisi kitabı yıllarca Batı’da kaynak kitap olmuştur Türkçenin ilk dilbilgisi kitabı olarak Kaşgarlı Mahmut'un (11 yüzyıl), bugün elimizde bulunmayan “Kitâbu Cevâhirü’n-nahv” adlı yapıtı gösterilmektedir

Türkçe yazılmış ilk dilbilgisi kitabı Bergamalı Kadri'nin “Müyessiretü’l-Ulûm” (1559) adlı yapıtıdır Yapıtta örnekler Türkçedir, fakat dil kuralları Arapçanın kurallarına uydurulmuştur Tanzimat döneminde başta Ahmet Cevdet (1851) ve Fuat paşaların (1865) kitaplarında Osmanlıcanın yapısı gözönünde tutulmuştur Meşrutiyet'ten (1908) sonra, Hüseyin Cahit’in “Sarf ve Nahiv” adlı eserinin dilbilgisi konusunda önemli bir yeri vardır Bu kitapta Fransızca dilbilgisinin etkisi görülür Cumhuriyet döneminin ilk esaslı dilbilgisi kitabı, İbrahim Necmi Dilmen’in “Türkçe Gramer” (1939) adlı yapıtıdır 1940′tan sonra pek çok Türkçe dilbilgisi kitapları yazılmıştır Bunlardan önemli olanları: Tahsin Banguoğlu’nun “Ana Hatlarıyla Türk Grameri” (1940), Tahir Nejat Gencan’ın “Dilbilgisi” (1950-1954) ve Muharrem Ergin’in “Türkçe Dil Bilgisi”dir (1958)
Sözcük türeme farkı

Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır

Sözcük türeme farkı

Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır
Türkiye Türkçesi İngilizce Almanca İspanyolca
Göz eye Auge ojo
Gözlük eyeglasses Brille gafas
Gözlükçü optician: someone who sells glasses Augenoptiker, Brillenverkäufer óptico, vendedor de gafas
Gözlükçülük the business of selling glasses Das Geschäft des Brillenverkaufes,
Der Beruf des Augenoptikers óptica, tienda donde se venden gafas

Ve eylemden türeme:
Türkiye Türkçesi İngilizce Almanca İspanyolca
yat- lie down lege (dich) hin, schlafe! acostarse
yatır- lay down [that is, cause to lie down] lege an acostar [a alguien]
yatırım instance of laying down: investment Investition inversión
yatırımcı depositor, investor Kapitalanleger, Investor spónsor, inversor
yatırımcılık to be an investor ein Investor sein ser un inversor

Yeni sözcükler ayrıca var olan iki eski sözcüğün birleşmesi ile de yaratılır Bu, Türkçe ve Almanca ile İngilizcenin paylaştığı bir ayrıklık benzerliği oluşturur Altta bazı örnekler:
Eklerle tümce oluşturma

Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümce oluşturulabilir

Türkiye Türkçesi İngilizce yeni sözcükleri oluşturan temel sözcükler Açıklama
Pazartesi Monday Pazar ("Sunday") ve ertesi ("after") Pazar'dan sonra
bilgisayar computer bilgi ("information") ve say- ("to count") bilgi sayıcı
gökdelen skyscraper gök ("sky") ve del- ("to pierce") gök delici
başparmak thumb baş ("prime") ve parmak ("finger") birincil parmak
önyargı prejudice ön ("pre/proto") ve yargı ("splitting; judgement") ön yargı
kahvaltı breakfast kahve ("coffée") ve alt
Türkiye Türkçesi İngilizce Almanca İspanyolca Hollandaca
ev house Haus casa huis
evde at home, within the house zu Hause en casa thuis
eviniz your house Ihr Haus vuestra casa jullie huis
evinizde at your house in Ihrem Hause en vuestra casa in jullie huis
evinizdeyiz we are at your house wir sind in Ihrem Hause estamos en vuestra casa wij zijn in jullie huis
Büyük ve küçük ünlü uyumu

Türkiye Türkçesinde Büyük Ünlü Uyumu ve Küçük Ünlü Uyumu olarak bilinen iki ünlü uyumu vardır En yaygın ve kapsamlı olan, Büyük Ünlü Uyumudur Küçük Ünlü Uyumu, Türkiye Türkçesinde genelde geçerli iken, diğer Türk şive ve lehçelerinde bu uyum pek aranmaz zira Küçük Ünlü Uyumu, ileri ve keyfî bir uyum düzeyidir

Büyük Ünlü Uyumu konusunda kural dışı kalan çok az söz mevcuttur ki, bunların büyük bir kısmı yabancı kökenli sözcüklerdir İstisna oluşturan birkaç söz de, köken bakımıyla Türkçe olup uyum dışına çıkan sözlerdir: elma (<< alma); ücra (<< uçra) gibi Bu kurala göre Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, izleyen hecelerde de kalın heceler; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) varsa, izleyen hecelerde de ince ünlüler yer alır Küçük ünlü uyumunda sözcüğün ilk hecesi düz ünlüyle başlamışsa (a,e,ı,i) diğer hecelerde düz ünlüyle devam eder

Örnek:

büyük ünlü uyumu : balta - baltalar ; arı - arılar ; top - toplar ; uçak - uçaklar
küçük ünlü uyumu : ev - evler ; istek - istekler ; örtü - örtüler ; ünlü - ünlüler

Türkiye Türkçesinde en çok kullanılan deyimlerden örnekler;

Kulak misafiri olmak
Yangına körükle gitmek
Yumurta kapıda
Etekleri zil çalmak
Yerin kulağı vardır

Türkiye Türkçesinde en çok kullanılan atasözlerinden örnekler;

Damlaya damlaya göl olur
Bugünün işini yarına bırakma
İşleyen demir ışıldar
Gün doğmadan neler doğar
Sakla samanı gelir zamanı

Türkiye Türkçesinde bulunan ilginç deyim ve atasözleri;

Fakirin parmağına bir kaşık bal bulanmış, yemeden duramamış
Deveye sormuşlar, senin boynun neden eğri diye Nerem doğru ki demiş
Çingeneye beylik vermişler, önce babasını kesmiş

Türkçe Sesbilimi (fonolojisi)

Türk Dili'nde iki adet ses ya da fonem grubu vardır Bunlardan ilki ağızdan sürekli ve engelsiz çıkan ünlü seslerdir Türkçede dokuz adet ünlü ses bulunur Bunlar /ä/, /e/, /ɛ/, /i/, /ɯ/, /o/, /ø/, /u/, /y/ sesleridir Bunlardan beşi ince, dördü kalındır Bunlardan, /ɛ/, /e/, /i/, /ø/ ve /y/ sesler, ince seslerdir Diğer /ä/, /ɯ/, /o/ ve /u/ sesleri ise kalın seslerdir Türkçede bulunan diğer bir ses grubu ise ünsüz seslerdir
Ünsüz sesler
Türkçe Standart Ünsüz Sesler Dudaksı Dişcil Yarı Dişcil Ön Damaksıl Arka Damaksıl Gırtlaksıl
Genizcil m n ɳ ŋ
Süreksiz p b t d t͡ʃ d͡ʒ kʲ ɡʲ k ɡ
Sürtünmeli f v s z ʃ ʒ ɟ ʝ q ɰ h
Sürekli w ɫ l j
Titrek ɾ

Türk dilleri arasında bazı ses farklılıkları vardır Örneğin Arka Damaksıl Genizcil n sesi olan [ŋ] sesi Türkiye Türkçesinde, Azerbaycancada ve bazı diğer Türk dillerinde yoktur Buna rağmen [ŋ] Öz Türkçe bir sestir İlk Türkçede bu ses /nk/ olarak geçer Bazı örnekleri şunlardır: menke (baŋa), bunk (buŋ), Tenkri (taŋrı), -nink (-niŋ) Zaman içinde düşen [g] sesi [ŋ] sesinin de yok olmasını sağlamıştır Bir başka farklılık ise [ʒ] sesidir Diğer Türk dillerinde bu ses bulunmaz; ancak Kazakçada bu durum farklıdır Öz Türkçe /j/ sesleri, yani "y" sesleri [ʒ] yani "j" seslerine dönüşür Örneğin: yok → joq, yıl → jıl, yay → jay Aynı durum Kırgızca için de geçerlidir Türkçede [d͡ʒ] yani "c" sesi olmamasına rağmen Kırgızcada baştaki [j] yani "y" sesleri bu sese dönüşmüştür Örneğin: yol → col, yıldız → cıldız Bunun dışında bazı sesler ise yalnızca Türkiye Türkçesi ve Azerbaycanca, Türkmence gibi daha batıda ve Oğuz öbeği içerisindeki dillere özgü sesler vardır Örneğin ince ünlülerle kullanılan "ğ" sesi /ʝ/ ve kalın ünlülerle kullanılan "ğ" sesi /ɣ/ Öz Türkçede bulunmaz Buna rağmen Oğuz grubu dillerde bulunur Bu seslerin tümü "g" yani /ɟ/ sesinden gelir
Ünlü sesler
Türkçe Standart Ünlü Sesler İnce Kalın
Düz Yuvarlak Düz Yuvarlak
Açık i ü ı u
Kapalı e ö a o
Türkiye Türkçesinde basit zamanlar
Geçmiş zaman

Türkiye Türkçesindeki geçmiş zaman işlevi iki ayrı ek ile yapılır Bunlardan birisi öğrenilen geçmiş zaman olarak belirtilen yapıdır ve -mIş ekinin -mış, -miş, -muş, -müş şekilleriyle yapılır Diğer yapı, görülen geçmiş zaman olarak belirtilir ve -DI ekinin -dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü şekilleriyle yapılır Bu şekil çokluğunun nedeni Türkiye Türkçesinde ileri düzeydeki ünlü ve ünsüz uyumudur (Örneğin, gel- eylemine -di eklenip geldi oluşturulurken, aynı eylemin geliş- şekline -ti eklenip gelişti kurulur Bu örneklerin ilkindeki “l” ünsüzü “d”yi kabul ederken, “e” ünlüsü de “i”yi kabul etmiştir İkinci örnekteki “ş” ünsüzü ise d yerine “t”yi kabul etmekte ve o şekilde eklenmektedir)

Öğrenilen geçmiş zaman (-mış, -miş, -muş, -müş) tümceye öğrenilmişlik, duyulmuşluk anlamı katmaktadır Görülen geçmiş zamanda (-dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü) ise tümceye görülen bir bilgiyi vermektedir Zaman ekinden sonra kişi eki gelir: de-di-m, yetiş-ti-k, sor-du-lar vb[42]
Türkçede Geçmiş Zaman Tablosu: (-dı)
Kişi git- gel- ara-
1 Tekil Kişi (Ben) git-ti-m gel-di-m ara-dı-m
2 Tekil Kişi (Sen) git-ti-n gel-di-n ara-dı-n
3 Tekil Kişi (O) git-ti gel-di ara-dı
1 Çoğul Kişi (Biz) git-ti-k gel-di-k ara-dı-k
2 Çoğul Kişi (Siz) git-ti-niz gel-di-niz ara-dı-nız
3 Çoğul Kişi (Onlar) git-ti-ler gel-di-ler ara-dı-lar
Şimdiki zaman

Türkiye Türkçesinde şimdiki zamanlı bir tümce kurabilmek için eylem kökünün sonuna “-yor” eki getirilir Geniş Türkçe coğrafyası içinde yalnızca Türkiye Türkçesinde bulunan bu ek, tarihî nedenlerden ötürü tek şekillidir (sadece -yor): geliyor, bakıyor, düşüyor, soruyor vb

Bu ek aslında bir ek değildir İlk Türkçe bu ek "yorı-" eyleminden gelir Örneğin "geliyorum" demek için "kel-e yorır men" derdiler Burada "kel-", "gel-" anlamında "men" ise "ben" anlamındadır Zaman için çok kullanılan bu yapı Türkçenin sondan eklemeli olması nedeniyle ekleşmiştir Ancak her zaman "-yor" biçiminde kalır[24]

“-yor” eki, ünsüzle biten eylemlerden sonra gelirken, ekle eylem arasına, kalın-ince durumuna göre bir yardımcı ses alır: gel-i-yor, dur-u-yor vb Ünlü ile biten eylemlerde, yardımcı sese gerek kalmaz Bu tür durumda yalnızca ek daralabilir: de-yor > di-yor, başla-yor > başlı-yor vb

Bu şimdiki zaman eki, hem şekli hem kullanım tarzı açısından, Türkiye Türkçesinde ayrıklı bir özelliğe sahiptir Zaman ekinden sonra kişi eki gelir: seslen-i-yor-uz, dur-u-yor-um vb[42]

-mekte -makta ekleri de tümceye şimdiki zaman anlamını kazandırır Ders çalışmaktayım Seni düşünmekteyim
Türkçede Şimdiki Zaman Tablosu (-yor):
Kişi git- gel- ara-
1 Tekil Kişi (Ben) gid-i-yor-um gel-i-yor-um arı-yor-um
2 Tekil Kişi (Sen) gid-iyor-sun gel-i-yor-sun arı-yor-sun
3 Tekil Kişi (O) gid-iyor gel-i-yor arı-yor
1 Çoğul Kişi (Biz) gid-iyor-uz gel-i-yor-uz arı-yor-uz
2 Çoğul Kişi (Siz) gid-iyor-sunuz gel-i-yor-sunuz arı-yor-sunuz
3 Çoğul Kişi (Onlar) gid-iyor-lar gel-i-yor-lar arı-yor-lar

Türkçede Şimdiki Zaman Tablosu (-makta):
Kişi git- gel- ara-
1 Tekil Kişi (Ben) git-mekte-y-im gel-mekte-y-im ara-makta-y-ım
2 Tekil Kişi (Sen) git-mekte-sin gel-mekte-sin ara-makta-sın
3 Tekil Kişi (O) git-mekte gel-mekte ara-makta
1 Çoğul Kişi (Biz) git-mekte-y-iz gel-mekte-y-iz ara-makta-y-ız
2 Çoğul Kişi (Siz) git-mekte-siniz gel-mekte-siniz ara-makta-sınız
3 Çoğul Kişi (Onlar) git-mekte-ler gel-mekte-ler ara-makta-lar
Gelecek zaman

-AcAk -ecek,-acak ek şekilleri ile yapılır Ünsüzden sonra ek doğrudan gelirken, ünlü ile biten eylemlere eklenmeden önce, yardımcı ünsüz gelir[42]
Türkçede Gelecek Zaman Tablosu (-acak):
Kişi git- gel- ara-
1 Tekil Kişi (Ben) gid-eceğ-im gel-eceğ-im ara-y-acağ-ım
2 Tekil Kişi (Sen) gid-ecek-sin gel-ecek-sin ara-y-acak-sın
3 Tekil Kişi (O) gid-ecek gel-eceğ ara-y-acak
1 Çoğul Kişi (Biz) gid-eceğ-iz gel-eceğ-iz ara-y-acağ-ız
2 Çoğul Kişi (Siz) gid-ecek-siniz gel-ecek-siniz ara-y-acak-sınız
3 Çoğul Kişi (Onlar) gid-ecek-ler gel-ecek-ler ara-y-acak-lar
Geniş zaman

Türkiye Türkçesinde geniş zaman eylem sonuna -r, -er, -ar ek şekillerinden biri getirilerek oluşturulur[42]
Türkçede Geniş Zaman Tablosu (-r):
Kişi git- gel- ara-
1 Tekil Kişi (Ben) gid-e-r-im gel-i-r-im ara-r-ım
2 Tekil Kişi (Sen) gid-e-r-sin gel-i-r-sin ara-r-sın
3 Tekil Kişi (O) gid-e-r gel-i-r ara-r
1 Çoğul Kişi (Biz) gid-e-r-iz gel-i-r-iz ara-r-ız
2 Çoğul Kişi (Siz) gid-e-r-siniz gel-i-r-siniz ara-r-sınız
3 Çoğul Kişi (Onlar) gid-e-r-ler gel-i-r-ler ara-r-lar
Türkiye Türkçesinde birleşik zamanlar

Türkçede zamanlar çok çeşitlidir ve varlıklıdır Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız Türkçede bunun için ek eylem yapısı vardır Türkçede ek eylem dört ayrı çekimlidir Bunlardan biri ek olarak kullanılan "-dir" diğerleri ise "idi", "imiş", "ise" olmaktadır Bunların dördü de olmak (İlk Türkçede bolmak) anlamına gelen i- eyleminden gelir Bu eylemin İlk Türkçede durumu "er-" biçimindedir, zamanla "i-" biçiminde kalmıştır Türkçede ek eylem için "olmak" eylemi kullanılmaz Çünkü bu eylem, yardımcı eylem olarak kullanılır, bunun yerine "er-" eylemi ek eylem olarak kullanılır Bu yüzden kullanılmaz ancak kullanılmazsı anlamsız kalmaz[43]
Geniş Zaman

Türkçede herhangi bir zamanın genişini (-dir) eki yapar
Türkçede Geniş Zaman Tablosu (yaz-):
Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1 Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-um-dur yaz-dı-m-dır yaz-mış-ım-dır yaz-acağ-ım-dır yaz-a-r-ım-dır
2 Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-sun-dur yaz-dı-n-dır yaz-mış-sın-dır yaz-acak-sın-dır yaz-a-r-sın-dır
3 Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-dur yaz-dı-dır yaz-mış-dır yaz-acak-dır yaz-a-r-dır
1 Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-uz-dur yaz-dı-k-dır yaz-mış-ız-dır yaz-acağ-ız-dır yaz-a-r-ız-dır
2 Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-sunuz-dur yaz-dı-nız-dır yaz-mış-sınız-dır yaz-acak-sınız-dır yaz-a-r-sınız-dır
3 Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-lar-dır yaz-dı-lar-dır yaz-mış-lar-dır yaz-acak-lar-dır yaz-a-r-lar-dır
Görülen geçmiş zaman

Türkçede herhangi bir zamanın görülen geçmişini "idi" yapar Ancak bu ekleşebilir de Örneğin "yazmış idi" yerine "yazmıştı" kullanılabilir Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde "idi" biçiminde geçebilir
Türkçede Görülen Geçmiş Zaman Tablosu (yaz-):
Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1 Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-(du-m) (idi-m) yaz-dı(-y-dı-m) (idi-m) yaz-mış-(tı-m) (idi-m) yaz-acak-(tı-m) (idi-m) yaz-a-r-(dı-m) (idi-m)
2 Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-(du-n) (idi-n) yaz-dı(-y-dı-n) (idi-n) yaz-mış-(tı-n) (idi-n) yaz-acak-(tı-n) (idi-n) yaz-a-r-(dı-n) (idi-n)
3 Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-(du) (idi) yaz-dı(-y-dı) (idi) yaz-mış-(tı) (idi) yaz-acak-(tı) (idi) yaz-a-r-(dı) (idi)
1 Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-(du-k) (idi-k) yaz-dı(-y-dı-k) (idi-k) yaz-mış-(tı-k) (idi-k) yaz-acak-(tı-k) (idi-k) yaz-a-r-(dı-k) (idi-k)
2 Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-(du-nuz) (idi-niz) yaz-dı(-y-dı-nız) (idi-niz) yaz-mış-(tı-nız) (idi-niz) yaz-acak-(tı-nız) (idi-niz) yaz-a-r-(dı-nız) (idi-niz)
3 Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-(lar-dı) (-lar idi) yaz-dı(-y-dı-lar) (-lar idi) yaz-mış-(lar-dı) (-lar idi) yaz-acak-(lar-dı) (-laridi) yaz-a-r-(lar-dı) (-lar idi)
Duyulan geçmiş zaman

Türkçede herhangi bir zamanın görülen geçmişini "imiş" yapar Ancak bu ekleşebilir de Örneğin "yazmış imiş" yerine "yazmışmış" kullanılabilir Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde "imiş" biçiminde geçebilir
Türkçede Duyulan Geçmiş Zaman Tablosu (yaz-):
Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1 Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-(muş-um) (imiş-im) yaz-dı(-y-mış-ım) (imiş-im) yaz-mış-(mış-ım) (imiş-im) yaz-acak-(mış-ım) (imiş-im) yaz-a-r-(mış-ım) (imiş-im)
2 Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-(muş-sun) (imiş-sin) yaz-dı(-y-mış-sın) (imiş-sin) yaz-mış-(mış-sın) (imiş-sin) yaz-acak-(mış-sın) (imiş-sin) yaz-a-r-(mış-sın) (imiş-sin)
3 Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-(muş) (imiş) yaz-dı(-y-mış) (imiş) yaz-mış-(mış) (imiş) yaz-acak-(mış) (imiş) yaz-a-r-(mış) (imiş)
1 Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-(muş-uz) (imiş-iz) yaz-dı(-y-mış-ız) (imiş-iz) yaz-mış-(mış-ız) (imiş-iz) yaz-acak-(mış-ız) (imiş-iz) yaz-a-r-(mış-ız) (imiş-iz)
2 Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-(muş-sunuz) (imiş-siniz) yaz-dı(-y-mış-sınız) (imiş-siniz) yaz-mış-(mış-sınız) (imiş-siniz) yaz-acak-(mış-sınız) (imiş-siniz) yaz-a-r-(mış-sınız) (imiş-siniz)
3 Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-(lar- mış) (-lar imiş) yaz-dı(-lar-mış) (-lar imiş) yaz-mış-(mış-lar) (imiş-ler) yaz-acak-(mış-lar) (imiş-ler) yaz-a-r-(mış-lar) (imiş-ler)
Şart

Türkçede herhangi bir zamanın görülen geçmişini "ise" yapar Ancak bu ekleşebilir de Örneğin "yazmış ise" yerine "yazmışsa" kullanılabilir Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde "ise" biçiminde geçebilir
Türkçede Şart Tablosu (yaz-):
Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1 Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-(sa-m) (ise-m) yaz-dı(-y-sa-m) (ise-m) yaz-mış-(sa-m) (ise-m) yaz-acak-(sa-m) (ise-m) yaz-a-r-(sa-m) (ise-m)
2 Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-(sa-n) (ise-n) yaz-dı(-y-sa-n) (ise-n) yaz-mış-(sa-n) (ise-n) yaz-acak-(sa-n) (ise-n) yaz-a-r-(sa-n) (ise-n)
3 Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-(sa) (ise) yaz-dı(-y-sa) (ise) yaz-mış-(sa) (ise) yaz-acak-(sa) (ise) yaz-a-r-(sa) (ise)
1 Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-(sa-k) (ise-k) yaz-dı(-y-sa-k) (ise-k) yaz-mış-(sa-k) (ise-k) yaz-acak-(sa-k) (ise-k) yaz-a-r-(sa-k) (ise-k)
2 Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-(sa-nız) (ise-niz) yaz-dı(-y-sa-nız) (ise-niz) yaz-mış-(sa-nız) (ise-niz) yaz-acak-(sa-nız) (ise-niz) yaz-a-r-(sa-nız) (ise-niz)
3 Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-(lar-sa) (-lar ise) yaz-dı(-lar-sa) (-lar ise) yaz-mış-(lar-sa) (-lar ise) yaz-acak-(sa-lar) (ise-ler) yaz-a-r-(sa-lar) (ise-ler)

Alıntı Yaparak Cevapla