Yalnız Mesajı Göster

Türk Denizciliği - 1920 Yilindan Günümüze Kadar Uzanan Türk Denizciliğindeki Değişim.

Eski 09-11-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türk Denizciliği - 1920 Yilindan Günümüze Kadar Uzanan Türk Denizciliğindeki Değişim.



CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK DENİZ KUVVETLERİ

Bahriye Vekaleti Dönemi :

Türk Deniz Kuvvetleri, Osmanlı Devleti’nden miras olarak sadece harekat imkan ve kabiliyeti son derece sınırlı, az sayıda gemi devralmıştır Bu gemilerin önemli bir kısmı Kurtuluş Savaşı süresince Haliç’te enterne edilmiş; Haliç trafiğini aksatabileceği düşüncesiyle, Kontrol komisyonunun talebiyle İzmit’e gönderilen YAVUZ Muharebe Kruvazörü, İstiklal Harbi sırasında İngilizler tarafından İzmit’ten Tuzla’ya çekilmiştir

Mudanya Mütarekesi’nin 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanması ile birlikte 14 Kasım 1922 tarihinde Kasımpaşa’daki Bahriye Nezareti binası “İstanbul Bahriye Kumandanlığı” karargahı haline getirilmiş ve küçük tonajlı harp gemilerinin (BURAKREİS, SAKIZ, İSAREİS ve KEMALREİS gambotları ile “TAŞOZ” Sınıfı üç muhrip) bakım ve onarımlarının yaptırılarak “harekata hazır” hale getirilmesi için çalışmalar başlatılmıştır

Ayrıca, bu çalışmalar paralelinde okul gemisi olarak kullanılması planlanan HAMİDİYE Kruvazörü onarıma alınmıştır

Lozan Antlaşması gereği, Boğazlar bölgesinin özel bir komisyon tarafından idare edilecek tarafsız bir statüde olması nedeniyle Marmara Denizi içinde Donanmaya ait üs teşkil edecek bir liman yapılmasına karar verilmiş ve bu maksatla en elverişli bölge olan İzmit Körfezi’nde uygun yerlerin fizibilite çalışmaları yapılmıştır 1923 yılında “Marmara Üssü Bahri ve Kocaeli Müstahkem Mevki Kumandanlığı” adı altında yeni bir komutanlık İzmit’te teşkil edilmiş ve aslında Kilise olan Fransız okul binası satın alınarak, Komutanlık Karargahı bu binaya nakledilmiştir İzmit Bahriye Kumandanlığı ise bu Komutanlığa bağlanmıştır

İzmir Bahriye Kumandanlığı Karargahı, İstiklal Harbi’ni takiben Kordon Boyu’nda kiralanan bir bina içinde kurulmuştur Bu Komutanlık deniz emniyet ve müdafaa işlerini yürütmüştür Emrine Mayın Grubu, Müstahkem Mevki Bahriye Müfrezesi, Uzunada İşaret İstasyonu, İzmir Atölyeleri ve Tayyare Bölüğü verilmiştir

Donanma Komutanlığı, İstanbul Bahriye Komutanlığı binasında küçük bir bölümde faaliyet göstermiştir Gemilerin hemen hepsi hurda durumda olduğundan bu Komutanlık öncelikle çalışmalarını gemilerin bakım ve onarımı üzerinde yoğunlaştırmıştır

Cumhuriyet’in ilanından bir yıl gibi kısa bir süre sonra ATATÜRK, 11-21 Eylül 1924 tarihleri arasındaki Karadeniz seyahatini Cumhuriyet Donanmasının denize çıkan ilk gemisi olan HAMİDİYE Kruvazörü ile yapmış ve 20 Eylül 1924 günü, geminin şeref defterine Deniz Kuvvetlerimiz açısından tarihi belge niteliğinde olan şu sözlerini kaydetmiştir:

HAMİDİYE Kruvazörü, maziden kalan Donanma aksamı içinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerinde faaliyete geçen ilk gemisi oldu Beş seneden beri mütehassiri olduğum deniz hayatını bana yaşatan bu gemi oldu Türk Donanması kumanda ve zabitan heyetini bu gemide ve buna refakat eden PEYK-İ ŞEVKET Torpido Kruvazörü’nde tanıdım

Temas ettiğim, ruhu genç, mefküresi genç, bu istikbal kumandan ve zabitleri bende Bahriyemiz için kuvvetli ümitler hasıl etti Bu kıymetli, şedit arzulu heyeti yadigarı mazi olan bu gemi içinde bırakmakla iktifa olunamaz Onları, müsait ve müstahak oldukları kadar inkişafa mazhar edebilmek için bugünün icabatına başvurmak lazımdır

Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devleti’nin Donanması da mühim ve büyük olmak gerektir O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir Bunun ilk azimet noktası, sefain-i harbiye tedarikinden evvel onları muvaffakıyetle sevk ve idareye muktedir kumandanlara, zabitlere, mütehassıslara malikiyettir

HAMİDİYE’de ve PEYK-İ ŞEVKET’te tanıdığım arkadaşlar, gayeye yürüyebileceğimizin canlı ve kıymetli delilidirler

Bugün için bu güzide heyet büyük alaka ile muhafaza olunacaktır Mevcut büyük, küçük gemilerimizden yalnız kabili istifade olanlar tefrik ve ihya edilebilir Donanmamız Heyet-i Umumiyesi’nde, faal ve nafi unsurlardan mütevazı bir bahri cüz’ü tam vücuda getirmek imkanına kani oldum

Bunun için Hükümet-i Cumhuriyetin, tedbir ve teşebbüsleri ile şahsen alakadar olacağım Esaslı ve kıymetli bir nokta-i azimeti bulduktan sonra ondan muazzam gayeye yürümek ve ona vasıl olmak elbette müyesser olacaktır

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Karadeniz gezisinin ardından ATATÜRK, Deniz Kuvvetlerine verdiği önem ve önceliği, 01 Kasım 1924 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin yeni dönem açılış toplantısında şöyle ifade etmiştir:

Efendiler!

Bahriye’yi esaslı ve ciddi bir biçimde geliştirip, düzenlemek düşünülmelidir Bu konuda başlangıç noktası, özellikle seçkin elemanları hak ettikleri gibi yetiştirip, onlardan memleketin ivedi gereksinimlerinde yararlanmak ve herhalde memleketin gücünün üzerinde hayallerden de uzak durmak olmalıdır

Asırların nadiren yetiştirdiği bir dahi olan ATATÜRK, Deniz Kuvvetleri gibi çok pahalı bir yatırım ve zaman gerektiren bir gücün bir anda oluşturulamayacağını çok iyi bilmekteydi Bu nedenle, Deniz Kuvvetlerinin mevcut durumunu geliştirecek ve geleceğini planlayacak özerk bir Vekaletin kurulması gerekliliğine içtenlikle inanmaktaydı ATATÜRK’ün bu açık ve kesin desteğinden sonra, Kastamonu Milletvekili Ali Rıza Beyin önerisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisinden 30 Aralık 1924 tarihinde Bahriye Vekaleti (Denizcilik Bakanlığı) yasası çıkarılmıştır Bahriye Vekaleti, Milli Müdafaa Vekaletinden ayrı bir kuruluş olarak görev yapmaya başlamış, eğitim, tatbikat, denetleme gibi alanlarda Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı)’ne bağlanmıştır

Bahriye Vekaletinin öncelik verdiği konu, ülkedeki ekonomik koşulları da gözardı etmeden, mevcut imkanlar dahilinde Donanmanın çekirdeğini meydana getirmek olmuştur Bu çalışmalarında Bahriye Vekaleti kararlı ve emin adımlarla mesafe almış ve Deniz Kuvvetlerinin gelişimini uzun vadeli bir programa dayandırmıştır Başlangıçta yurt dışı gemi alımından ziyade, mevcut gemilerin onarılarak, Donanmaya kazandırılması hedeflenmiştir İlk olarak, YAVUZ Muharebe Kruvazörü’nün onarımı için bir Fransız şirketi ile anlaşma yapılmıştır Ancak İstanbul’da YAVUZ’u havuzlayacakkapasitede büyük bir havuzun bulunmaması nedeniyle, öncelikle bir Alman şirketinin Gölcük Bölgesinde YAVUZ için uygun bir yüzer havuz yapmasına, daha sonra geminin bir Fransız şirketi tarafından onarılmasına karar verilmiştir YAVUZ’un havuzlanma ihtiyaçları, bir anlamda Gölcük’ü Deniz Kuvvetleri ile özdeşleştirecek olan yolun başlangıcı olmuştur Gölcük’te havuzu yapan Alman Flender Şirketi ile müştereken çeşitli onarım atölyeleri, barınma barakaları ile mayın, akümülatör ve torpido fabrikaları kurularak, faaliyete geçirilmiştir

Bu tesisler Deniz Kuvvetlerinin Gölcük’teki ilk onarım teşkilleri olarak tarihi bir misyon üstlenmiş; daha sonraki yıllarda ard arda yapılan yeni tesisler ve modernizasyon projeleri ile o dönemlerde büyük bir bataklık, küçük bir göl ve fındık tarlaları ile kaplı olan bugünkü Poyraz Rıhtımı ve Gölcük Tersanesinin bulunduğu alan, Türk Deniz Kuvvetlerinin ağırlık merkezini oluşturan görkemli bir yapıya kavuşturulmuştur Diğer taraftan, Lozan Antlaşması’nın Boğazlar bölgesini askerden arındırması nedeniyle Haliç’te ve İstinye’de bulunan Deniz Kuvvetlerine ait alt yapı tesisleri ilerleyen yıllar içinde bir plan dahilinde Gölcük’e transfer edilmiştir Gölcük, bu dönemde ana üs olarak belirlenmiştir

İzmit açıklarında demirli ve yaralı bulunan YAVUZ Muharebe Kruvazörü’nü ziyarete giden ATATÜRK, 1925 yılının Eylül ayında Donanma Komutanı Yarbay Necati’ye şunları söylemiştir:

YAVUZ Gemisine ilk defa geliyorum Yaralı da olsa bugünkü şekli o zamandan daha pek çok değerlidir Bu gemiyi Türk Milleti’nin ihtiyacı olan sağlam ve kudretli bir zırhlı şekline sokacağız Bu kudret, silah bakımından sizlere, dış politika bakımından da bizlere büyük hizmetler görecek, gurur sağlayacaktır

YAVUZ Muharebe Kruvazörü, 1927 yılında Gölcük’te havuzlanarak overhol edilmiştir Halihazırda dünya çapında fırkateynler ve denizaltılar inşa eden Gölcük Tersanesinin ilk filizleri de bu dönemde atılmıştır

Bu çalışmalara paralel olarak, Donanma personelinin eğitim ve öğretimine özel bir önem verilmiş; çeşitli konularda talimnameler hazırlanarak, kurumsallaşma yönünde ilk adımlar atılmıştır Ayrıca, o döneme göre modern sayılabilecek yabancı ülke Deniz Kuvvetleri ile irtibat kurularak, yenilikler takip edilmeye çalışılmış ve Hollanda ile iki adet denizaltı inşası yönünde sözleşme imzalanmıştır

Bahriye Vekaleti, 27 Aralık 1927 tarihinde lağvedilmiştir Ancak, günümüzün modern ve çağdaş Türk Deniz Kuvvetlerine erişimde Bahriye Vekaletinin oynadığı tarihi ve yaşamsal rol bugün daha da iyi anlaşılmaktadır Bu dönem, Türk denizciliğinin, ancak denizi tanıyan ve denizcilikten gelen yöneticilerin mevcudiyeti durumunda mesafe kat edebileceğini sergilemesi yönünden de önem arz etmektedir Bahriye Vekaletinden sonra Türk Deniz Kuvvetlerinin gelişim süreci daha güvenli ve bilinçli olarak devam ettirilmiştir

Deniz Müsteşarlığı Dönemi :

Genelkurmay Başkanlığında Milli Müdafaa Vekaletine bağlı olarak 1928 yılı Ocak ayında Deniz Müsteşarlığı kurulmuştur Bu yeni teşkilatlanma ile Donanma Komutanlığı, idari ve lojistik bakımından Genelkurmay Başkanlığına bağlanmıştır

Bu dönemde, envanterinde YAVUZ, TURGUTREİS, HAMİDİYE, MECİDİYE Kruvazörleri, PEYK-İ ŞEVKET ve BERK-İ SATVET Torpido Kruvazörleri ile SAMSUN, BASRA ve TAŞOZ Muhriplerini bulunduran Donanmamız, ana unsurları ile Gölcük’te faaliyet göstermiştir Hollanda’ya sipariş verilen ve Kurtuluş Savaşı’nın coşkusunu yansıtan IİNÖNÜ-I ve IIİNÖNÜ-I Denizaltıları da 1928 yılında Deniz Kuvvetlerimize katılmıştır

Kurmay subay yetiştirmek üzere, 02 Kasım 1930 tarihinde Deniz Harp Akademisi Yıldız Sarayı’ndaki binasında eğitim/öğretim faaliyetine başlamıştır

İtalya’da yapılmış olan ADATEPE-I, KOCATEPE-I, TINAZTEPE-I ve ZAFER-I Muhripleri, DUMLUPINAR-I ve SAKARYA-I Denizaltıları ile MARTI-I, DENİZKUŞU-I ve DOĞAN-I Hücumbotları 1931 yılında Deniz Kuvvetlerine katılmıştır Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayı ile 1933 yılında Donanmanın ana üssünün Gölcük olmasına karar verilmiştir Aynı yıl Gölcük Tersanesinde inşa edilen ilk gemi olan GÖLCÜK Tankeri kızağa konmuş ve bir yıl içerisinde denize indirilmiştir

Bu dönemde YAVUZ Muharebe Kruvazörü, 1930 yılında onarımının tamamlanmasından sonra Deniz Kuvvetlerinin Sancak Gemisi olarak, 1950 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerdeki gücünün bir simgesi olmuş; bir çok devlet büyüğü ve yabancı konuk bu gemide ağırlanmıştır

Bu kapsamda, YAVUZ Muharebe Kruvazörü, ZAFER-I ve TINAZTEPE-I Muhripleri ile birlikte 1933 yılında Başbakan İsmet İNÖNÜ’nün Bulgaristan’ı ziyareti münasebetiyle Varna’ya, 1936 yılında ise beş muhrip, dört denizaltı ve bir denizaltı ana gemisi ile eğitimler yapmak ve Akdeniz’de varlık göstermek maksadıyla Malta ve Yunanistan’a ziyaretlerde bulunmuştur YAVUZ Muharebe Kruvazörü, tarihindeki belki de en acı görevini 19 Kasım 1938 tarihinde ATATÜRK’ün naaşını İstanbul’dan İzmit’e nakletmekle yapmıştır

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 1936 yılında imzalanması ile birlikte Boğazlar üzerindeki Türk egemenliği pekiştirilerek, uluslararası topluma kabul ettirilmiş ve bu sözleşmeyi takip eden günlerde İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda birer Müstahkem Mevki Komutanlığı ve bu komutanlıklara bağlı olarak Deniz Komutanlıkları kurulmuştur

IIDünya Harbi için tehlike çanları çalmaya başladığında, Türk Deniz Kuvvetleri kendisini geliştirmiş ve o döneme göre küçümsenemeyecek bir güce erişmiştir İngiltere’ye 1939 yılında 4 muhrip, 4 denizaltı, 2 mayın gemisi sipariş edilmiştir Aynı yıl, Almanya’da inşa edilmiş olan SALDIRAY-I Denizaltısı Donanmaya katılmıştır Ayrıca, Taşkızak Tersanesinde inşa edilen ve isimleri bizzat ATATÜRK tarafından verilen ATILAY-I ve YILDIRAY-I Denizaltıları denize indirilmiştir BATIRAY Denizaltısına 1939 yılı Eylül ayında Alman Deniz Kuvvetleri tarafından el konulmuştur

IIDünya Harbi yıllarında Deniz Okulları emniyet açısından İstanbul’dan Mersin’e nakledilip, eğitim ve öğretim bu bölgede sürdürülmüştür Savaş sırasında, 23 Haziran 1941 günü, REFAH Şilebi, İngiltere’den 4 denizaltı gemisini teslim alacak personel ve staj yapmak üzere İngiltere’ye gönderilen 20 Pilot adayı Kara Harp Okulu öğrencisi ile Mersin’den İskenderiye’ye intikalde iken bir denizaltı gemisinin attığı torpido ile batmış ve 167 kişi şehit olmuştur Çanakkale Boğazı çıkışında sualtı savunma sistemleri ile ilgili denemeler yapan ATILAY Denizaltısı, 14 Temmuz 1942 tarihinde IDünya Harbi’nden kalma mayınlara çarparak batmış ve 39 denizaltıcımız şehit olmuştur IIDünya Harbi’nin bütün dünyayı kan ve gözyaşına çevirdiği bu karanlık günlerde meydana gelen bu iki olay, Türk Ulusu’nu derinden yaralamış ve yasa boğmuştur

Türk Deniz Kuvvetlerini geliştirme ve modernizasyon çabaları, IIDünya Harbi’nin sona ermesi ile birlikte hız kazanmış ve daha büyük atılımlarla yeni hedeflere yönelmiştir Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nden temin edilen suüstü gemisi ve denizaltı sayısında önemli bir artış sağlanmış ve bunun yanı sıra özellikle, eğitim, personel ve lojistik konularında reform niteliğindeki projeler hayata geçirilmiş ve gerçek anlamda günümüzün modern deniz gücüne erişim yönünde köklü adımlar atılmıştır

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Dönemi :

Genelkurmay Başkanlığı Karargahında 1928 yılından 1949 yılına kadar Deniz Müsteşarlığı olarak temsil edilen Deniz Kuvvetleri, Yüksek Askeri Şuranın 15 Ağustos 1949 günü almış olduğu tarihi bir kararla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olarak teşkil edilmiştir Bu yeni teşkilatlanma, Türk Deniz Kuvvetlerinin çağdaş ve güçlü bir yapıya kavuşması yönünde önemi bir dönüm noktası, bir mihenk taşıdır Bu tarihten itibaren Deniz Kuvvetinin tüm yönetimini üzerine alan Deniz Kuvvetleri, mevcut kaynaklarını en rasyonel şekilde kullanarak her geçen gün daha da büyümüş, dünyadaki tüm gelişmeleri titizlikle takip ederek, emin ve kararlı adımlar atmıştır

Türkiye Cumhuriyeti’nin 18 Şubat 1952 tarihinde Kuzey Atlantik Savunma Paktı (NATO)’na üye olması ile birlikte, Türk Deniz Kuvvetleri de NATO’ya üye olan ülkelerle ilişkilerini artırmış; kuvvet yapısını, eğitim doktrinini, imkan ve kabiliyetlerini geliştirmiş ve NATO standartlarında harekat icra edebilen bir hüviyet kazanmıştır

Bu dönemde, 04 Nisan 1953 tarihinde DUMLUPINAR-II (D-6) Denizaltısı’nın Çanakkale Boğazı’nda İsveç Şilebi NABOLAND ile çarpışması sonucu 81 denizaltıcımız şehit olmuş ve bu olay Türk Deniz Kuvvetlerine ve Türk Ulusu’na derin acılar yaşatmış; adeta yasa boğmuştur Bu acı olay, Türk Ulusu ile Türk Denizcisi arasında bir gönül köprüsü kurmuş; Türk Milleti son nefeslerini, “Vatan Sağolsun” diye veren kahraman denizcileri için şiirler yazmış; şarkılar bestelemiştir

Deniz Kuvvetlerinin büyüyen ve gelişen ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla 1961 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:

Donanma Komutanlığı
Kuzey Deniz Saha Komutanlığı
Güney Deniz Saha Komutanlığı
Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı
şeklinde dört ana ast komutanlık olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır Deniz Eğitim Komutanlığının ismi 1995 yılında “Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı” olarak değiştirilmiştir

Kıbrıs Sorunu 1960’lı yıllarda yoğun olarak ülke gündemini işgal etmeye başladığında çeşitli ihtimaliyat planları yapılmış ve güçlü bir Çıkarma Filosunun tesis ve idamesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır Bu gelişmeler paralelinde, yurt içinde amfibi gemi ve araçlarının inşasına öncelik verilirken, yurt dışından da özellikle tank çıkarma gemisi tedariki yönünde planlamalar yapılmıştır Türkiye’nin son derece yapıcı davranışları ve ikazlarına rağmen, Kıbrıslı Rumların katliama varan tek taraflı uygulamaları Türkiye’yi Ada’da bir amfibi harekat yapmağa mecbur bırakmıştır

Türk Deniz Kuvvetleri, Yüce Ulusunun kendine olan sınırsız güvenini boşa çıkarmamış; sınırlı imkanlarına rağmen, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nda kilit rol oynamış ve askeri açıdan tartışmasız en zor harekat olarak kabul edilen amfibi harekatı başarı ile gerçekleştirerek, amfibi ve kara birliklerinin emniyetle Kıbrıs’a çıkmasını sağlamış; aynı zamanda hem Kıbrıs’a yönelik düşman takviyesini engellemiş hem de Kara Harekatına deniz top ateş desteği sağlayarak, askeri ve siyasi hedeflerimizin ele geçirilmesinde büyük rol oynamıştır Türk Deniz Kuvvetleri bu göz kamaştırıcı başarısına karşın, 67 mensubunu (54 denizci, 13 deniz piyadesi) ve KOCATEPE-II (D-354) Muhribini bu ulvi gaye uğrunda kaybetmiştir

1980’li yıllar Türk Deniz Kuvvetlerinin Cumhuriyet dönemindeki gelişiminin tepe noktasına doğru ivme kazandığı yıllar olmuştur Bu yıllarda, muhtelif modernizasyon projeleri gerçekleştirilmiş; Deniz Kuvvetlerinin harp silah ve araçlarında tek kaynağa bağlı kalmamak hedefine yönelik önemli adımlar atılmıştır Gölcük Tersanesinde 1980 yılında inşa edilen 1000 tonluk “AY” Sınıfı denizaltı, Türk denizaltıcılığının gelişim sürecinde önemli dönüm noktalarından birisini teşkil etmiş; yine Gölcük’te 1988 yılında inşa edilen ilk modern fırkateyn olan TCG FATİH-(II) (F-242), Gölcük Tersanesinin uluslararası arenadaki prestijini daha da artırmıştır

Bazı alanlardaki imkan ve kabiliyetlerini 1980’li yıllarda istenilen seviyeye çıkaramayan Türk Deniz Kuvvetleri, 1990’lı yılların sonunda gerçek anlamda bir açık deniz kuvveti hüviyeti kazanmıştır Türk Deniz Kuvvetleri bu yıllarda harbe hazırlık seviyesi ve harekat kabiliyetini önemli ölçüde geliştirmiştir Bu dönemde, Kara ve Hava Kuvvetleri ile yapılan müşterek harekata yönelik büyük ilerlemeler kaydedilmiş; Hava Kuvvetleri uçakları ile Orta ve Doğu Akdeniz de dahil olmak üzere, açık denizlerde müşterek harekat icra edebilme yeteneği artırılmıştır

Bu dönemin en önemli gelişmelerinden birisi de, 1987 yılında Aksaz Deniz Üssü’nün Ege ile Akdeniz’i buluşturan stratejik bir mevkide tesis edilmesi olmuş; böylece, hem Türk Deniz Kuvvetleri hem de dost ve yabancı ülke gemilerini üs ve liman kolaylıkları açısından desteklemek üzere ilave bir yetenek kazanılmıştır

Son yıllarda Akdeniz’deki sayılı Deniz Kuvvetleri arasında yer alan Türk Deniz Kuvvetleri, Somali’den Japonya’ya, Cebelitarık’tan Panama’ya, Kuzey Atlantik’ten Hint Okyanusu’na kadar, tüm denizlerde Türk Sancağı’nı şerefle dalgalandırmış ve dalgalandırmaya devam edecektir

Türk Deniz Kuvvetlerinin rotası, ATATÜRK’ün çizmiş olduğu çağdaş ve aydınlık yoldur Deniz Kuvvetlerimiz, Yüce Ulusunun sevgi ve güveninden almış olduğu sınırsız güç ile ülke ve milletimizin denizlerdeki hayati hak ve çıkarlarını azim ve kararlılıkla sonuna kadar savunacaktır

Cumhuriyet Tarihi, Türk Deniz Kuvvetleri açısından bir şaha kalkış dönemidir Türk Deniz Kuvvetleri, köklü ve saygın tarihinden aldığı büyük güçle, mevcut kaynaklarını, ülkenin de koşullarını göz ardı etmeden, yüzyıllar içinde oluşturduğu tarih bilinciyle en sorumlu şekilde kullanarak bugünkü çağdaş, güçlü ve modern kuvvet yapısına erişmiştir Türk Deniz Kuvvetleri, ülkedeki diğer tüm denizcilik birimleri ile kol kola girerek, 21’inci yüzyılda ülkemizi denizci bir devlet yapmak yolunda tüm gücüyle çaba gösterecektir

DONANMA KOMUTANLIĞI TARİHÇESİ

Türk Denizcilik tarihi, Selçuklu Türklerinin 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt Muharebesini kazanıp Anadolu’ya yerleşmelerinden on yıl sonra, 1081 yılında Çaka Bey’in İzmir ve Efes’te kurduğu tersanelerde ilk Türk Donanmasını meydana getirmesiyle başlamıştır Çaka Bey kumandasındaki bu ilk deniz kuvveti Bizans Donanmasını mağlup ederek, 1089 yılında Midilli, 1090 yılında da Sakız Adası'nı zaptetmiştir

Türkmen Uç Beylikleri döneminde Türk deniz aktiviteleri yeniden kurulmuştur Bu beylikler, Ege Denizi'nde bir çok akınlar düzenleyerek, Osmanlı Devleti'nin kurulmasına büyük katkıda bulunmuşlardır Sultan Yıldırım Bayezid döneminde ise "Kaptan- Deryalık", Saruca Paşa ile ilk olarak başlamış ve resmi olarak Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde yer almıştır Fatih Sultan Mehmet döneminde bu rütbe vezirlere verildiği için Kaptan-ı Deryalık makamının adı "Kaptan Paşalık" olarak değiştirilmiştir 1867 yılında kurulan Bahriye Nezareti dönemine gelinceye kadar, toplam 161 Kaptan-ı Derya ve Kaptan Paşa hizmette bulunmuştur

Yirmi beş yıl süren Bahriye Nezareti döneminde ise, Osmanlı Donanması kırk bir Bahriye Nazırı tarafından yönetilmiş, 1897 yılında Donanmayı komuta eden en yüksek askeri makam olan Donanma Komutanlığı teşkil edilerek, bu görev ilk olarak Amiral Hasan RAMİ tarafından deruhte edilmiştir

Cumhuriyetin İlanı ile birlikte, Deniz Kuvvetleri'nin en üst yönetim birimi olarak Milli Müdafaa Vekaleti'ne bağlı olan Bahriye Dairesi Reisliği bulunmuştur Bahriye Dairesi Reisliği'nin emrinde İstanbul Bahriye Kumandanlığı, İzmit Bahriye Kumandanlığı, İzmir Bahriye Kumandanlığı ve Amasra Bahriye Kumandanlıkları yer almış; bunlardan görev ve sorumluluk sahası en fazla olan İzmit Bahriye Kumandanlığı, şimdiki Donanma Komutanlığı makamının çekirdeğini teşkil etmiştir Bunda Lozan Antlaşması'nın İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın silahsızlandırılmasını öngören hükümlerinin etkisi büyük olmuştur

Bu dönemde, Deniz Kuvvetleri'nin onarım ve lojistik hizmetleri, İzmit Körfezi bölgesinde teşkil edilen Marmara Üssü Bahri ve Müstahkem Kumandanlığına, harekat görevleri ise, İstanbul bölgesindeki Bahriye Kumandanlığına bırakılmıştır Donanmanın kısa sürede faal hale getirilip, ataletten kurtarılması çabalarının sonuçları kısa bir zaman sonra alınmaya başlanmış ve Hızır Reis ganbotu denize çıkarılarak, Lozan Antlaşması hükümleri gereğince Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edilmiş olan Bozcaada ve Gökçeada’yı teslim almak görevi icra edilmiştir

Bunları takiben, Hamidiye ve Turgutreis gemileri faal hale geçirilerek, Donanma Kumandanlığının emrine verilmiş; Donanma Kumandanlığı karargahı da, şimdiki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binasındaki bölümünden çıkarak, Boğaz'da demirli bulunan Yavuz gemisine taşınmıştır

Cumhuriyetin ilk yıllarında faal gemi sayısının artması üzerine, Donanma bir varlık olarak kendini belli etmeye başlamış ve yeni kurulan devletin inkılaplarına karşı çıkan bir çok isyanın bastırılmasında, etkili olmuştur

30 Aralık 1924’te Milli Müdafaa Vekaleti'ne bağlı Bahriye Dairesi Reisliği yerine müstakil bir Bahriye Vekaleti kurulmuştur 1927 yılında ise Bahriye Vekaleti lağvedilerek, Milli Müdafaa Vekaleti’ne bağlı bir Deniz Müsteşarlığı oluşturulmuştur

Bu dönem içerisinde Gölcük’teki tesisler genişletilmiş; 1924 yılında temeli atılan Gölcük Deniz Fabrikalarına ilaveten mayın, torpido ve akü fabrikaları da faaliyete geçirilmiştir

15 Ağustos 1949 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı teşkil edilmiş ve Donanma Komutanı MAli ÜLGEN ilk Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atanmıştır Donanma Komutanlığına ise, Tümamiral Sadık ALTINCAN getirilmiştir 1950 senesinde Sadık ALTINCAN’ın Kuvvet Komutanlığına atandırılması ile Tümamiral Rıdvan KORAL Donanma Komutanlığı görevini deruhte etmiştir

Donanma Komutanlığı Deniz Kuvvetlerinin vurucu gücünü oluşturmaktadır Donanma Komutanlığı bağlısı olarak;

Harp Filosu ve Kuzey Görev Grup Komutanlığı,
Mayın Filosu Komutanlığı,
Hücumbot Filosu Komutanlığı,
Denizaltı Filosu Komutanlığı,
Lojistik Destek Gemileri Komodorluğu,
Gölcük Tersanesi Komutanlığı,
Gölcük Deniz Üs Komutanlığı,
Deniz Hava Üs Komutanlığı,
Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezi Komutanlığı,
Deniz İkmal Merkezi Komutanlığı,
bulunmaktadır

KUZEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞI TARİHÇESİ

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, 14 Kasım 1922 tarihinde İstanbul Bahriye Kumandanlığı adı altında Kasımpaşa’daki Bahriye Nezareti binasında teşkil edilmiştir Yönetim bakımından Bahriye Dairesi’ne, harekat ve eğitim yönünden de Genelkurmay Başkanlığı’na bağlanmıştır Bu komutanlığın görevi seferberlik hazırlıklarını yapmak, gemilerin ikmalini sağlamak, tersane ve havuzları denetlemek olmuştur Bununla birlikte, Komutanlık faaliyete geçer geçmez ilk iş olarak, Haliç’te bulunan bazı küçük savaş gemilerinin onarımına başlamıştır

Bu kapsamda, ilk olarak Hamidiye okul gemisi onarıma girmiştir Bu dönemde, düşman işgal kuvvetleri, gemilerin tamirine göz yummuş, ancak bunların Ankara Hükümeti emrine geçmesine müsaade etmemiştir

Deniz Müsteşarlığı (1927-1949) döneminde ise İstanbul Deniz Komutanlığı eski Bahriye Nezareti binasında kurulmuş olan karargahında görevini yürütmüştür Bu komutanlığın emrindeki deniz vasıtaları, sadece Donanma gemilerini ve mevkileri ikmal etmeye yarayacak küçük taşıma vasıtalarından ibaret olmuştur

1949 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın teşkili ve 1952 yılında Türkiye’nin NATO’ya üye olması sonucu yaşanan gelişmeler, o zamana kadar Kara Kuvvetleri’nin sorumluluğunda bulunan Boğazlar'ın savunulması hususunda bazı temel konsept değişiklikleri yapılmasını gerektirmiştir Bu suretle, Aralık 1952 ayından itibaren Boğazlar'ın savunulması sorumluluğu Birinci Kolordu Komutanlığı emrinden alınarak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredilmiştir

28 Aralık 1952 tarihinde İstanbul Boğaz Komutanlığı lağvedilerek, Boğazlar ve Marmara Komutanlığı teşkil edilmiştir Bu komutanlığın adı 1953 yılında, “Boğazlar ve Marmara Kolordu Komutanlığı” olarak değiştirilmiş ve karargahı da İstanbul’da Kasımpaşa’daki eski İstanbul Deniz Komutanlığı binasında kurulmuştur

Bu yeni ve önemli görev, Türk Deniz Kuvvetlerinde bir takım yeni gelişmelere de vesile olmuştur Zira, Deniz Kuvvetlerine bağlı “Deniz Piyadesi” ve “Deniz İstihkam” sınıflarının teşkil edilmesi gerekliliği bu dönemde doğmuştur Bununla birlikte, İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın savunma sistemleri de yeni ve modern esaslara göre teçhiz edilmiş ve silahlandırılmıştır

1961 yılına gelindiğinde ise, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yapılan önemli bir kuruluş değişikliğiyle, Boğazlar ve Marmara Kolordu Komutanlığı, “Kuzey Deniz Saha Komutanlığı” adı altında yeniden düzenlenmiştir

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, karargah olarak Kasımpaşa’daki eski Bahriye Nezareti binasını kullanmaktadır Bu komutanlığın sorumluluk sahası Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı dahil tüm Karadeniz’dir

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nın ast birlikleri olarak;

İstanbul Boğaz Komutanlığı,
Çanakkale Boğaz Komutanlığı,
İstanbul Tersanesi Komutanlığı,
Karadeniz Bölge Komutanlığı,
Kasımpaşa Deniz Hastanesi Baştabipliği,
bulunmaktadır

GÜNEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞI TARİHÇESİ

İstiklal Harbi’ni takiben Bahriye Dairesinin kara teşkili olarak, İzmir Bahriye Kumandanlığı karargahı Kordon Boyunda kiralanan bir bina içinde kurulmuştur Emrine Mayın Grubu, Müstahkem Mevki Bahriye Müfrezesi, Uzunada İşaret İstasyonu, İzmir Atölyeleri ve Tayyare Bölüğü verilmiştir

1925 yılına gelindiğinde ise Bahriye Vekaleti döneminde yapılan yeni bir düzenlemeye göre, İzmir Bahriye Kumandanlığı’nın adı “Akdeniz Bahriye Komutanlığı” olarak değiştirilmiştir Akdeniz Bahriye Komutanlığı yine İzmir Körfezinin mayın işleri ile ilgili bulunmuştur İzmir’de kurulu bulunan Akdeniz Bahriye Komutanlığı'na BnbNecip Bey atanmış ve komutanlık emrinde İntibah mayın gemisi bulunmuştur

Deniz Müsteşarlığı döneminde yine İzmir Deniz Komutanlığı'nın görevi, İzmir Müstahkem Mevki Komutanlığının emrinde Körfez savunmasını sağlamak olmuştur Bununla birlikte, İzmir’in Karşıyaka semtinde bir arazi satın alınarak, burada ilk olarak mayın tesisleri kurulmuş, daha sonra da İzmir Deniz Komutanlığı Karargahı buraya nakledilmiştir

1950 yılına kadar İzmir Müstahkem Mevki Komutanlığı kuruluşunda bulunan İzmir Deniz Komutanlığı, bu yıl “Akdeniz Üsler Komutanlığı” haline getirilerek, kuruluşuna İzmir Deniz Komutanlığı, Marmaris İleri Üs Komutanlığı ve İskenderun İleri Üs Komutanlığı verilmiştir

1953 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın ast komutanlıklarında üslerin adları değiştirilmiştir Bu kapsamda, İzmir’deki Akdeniz Üsler Komutanlığı, “Ege Deniz Üs Komutanlığı” ve İskenderun İleri Üs Komutanlığı da “Akdeniz Üs Komutanlığı” adını almıştır

1961 yılına gelindiğinde ise, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yapılan önemli bir kuruluş değişikliği ile İzmir Deniz Komutanlığı “Güney Deniz Saha Komutanlığı” adı altında yeniden düzenlenmiştir Bugün, Güney Deniz Saha Komutanlığı'nın sorumluluk sahası Ege ve Akdeniz'dir Bağlı komutanlıkları olarak;

Çıkarma Filosu Komutanlığı,
Ege Deniz Bölge Komutanlığı,
Refakat ve Karakol Filosu Komutanlığı,
Aksaz Deniz Üs Komutanlığı,
Akdeniz Bölge Komutanlığı,
İskenderun Deniz Üs Komutanlığı,
bulunmaktadır

DENİZ EĞİTİM VE ÖĞRETİM KOMUTANLIĞI TARİHÇESİ

Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı, Eylül 1946 ayında Heybeliada’da “Deniz Okullar ve Kurslar Komutanlığı” olarak kurulmuştur Bu komutanlığın teşkil edilmesi ile birlikte, Donanma Komutanlığı üzerinde bulunan kurs açma ve kurs faaliyeti yapma yükümlülüğü kaldırılmış ve Deniz Kuvvetlerinin “Ferdi Eğitim” müesseseleri de bu komutanlığa bağlanmıştır Başlangıçta Kurmay, Eğitim, Personel ve İkmal branşları mevcut olmuştur Daha sonra Eylül 1947’de Harekat branşı da bu organizasyona dahil edilmiştir

1952 yılında Komutanlığın ismi “Deniz Eğitim Komutanlığı” olarak değiştirilmiştir

Deniz Eğitim Komutanlığı’nın ismi 1954 yılında “Deniz Eğitim Kolordu Komutanlığı” adını almıştır Fakat, 1959’da tekrar “Deniz Eğitim Komutanlığı” ismine geri dönmüştür

1963-1964 eğitim yılında Makine Sınıf Okulu Komutanlığı Derince’ye nakledilince, Deniz Eğitim Komutanlığı Karargahı Ağustos 1963 ayında “Deniz Lisesi Komutanlığı Binası”na yerleşmiştirKomutanlığın kuruluşuna 1966 yılında Gölcük, Derince ve Yassıada Eğitim Merkezi Komutanlıkları dahil edilmiştir

08 Nisan 1970 tarihinde Heybeliada'daki “Deniz Lisesi Komutanlığı Hazırlık Sınıfı ve Kurslar Müdürlüğü"nün kuzey batısındaki bina Deniz Eğitim Komutanlığı Karargahı olarak kullanılmak üzere satın alınmış ve 21 Aralık 1970 tarihinde karargah bu binaya taşınmıştır

Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanlığı’nın Temmuz 1979 ayında Güverte Sınıf Okulu, İkmal Okulu ve Yedeksubay Okulu’nun kurulmasıyla birlikte Deniz Eğitim Komutanlığı da aynı yere 20 Aralık 1979 tarihinde taşınarak, yerleşmiştir

Deniz Eğitim Komutanlığının ismi 01 Ocak 1996 tarihinden itibaren Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı olarak değiştirilmiştir

Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı Karargahı eğitim ve teknolojiye yönelik ihtiyaçlar doğrultusunda bir takım organizasyonel değişmelere gitmiştir Bu yeni karargah organizasyonu Personel Başkanlığı, Harekat Başkanlığı, Teknik Başkanlığı, Lojistik Başkanlığı, Askeri Yayın Başkanlığı, Eğitim ve Öğretim Başkanlığı'ndan oluşmaktadır

Altınova/ Yalova'da konuşlu bulunan Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı Karargahı'nın konuş yeri 2003 yılının Eylül ayından itibaren Beylerbeyi/ İstanbul olarak değiştirilmiştir

Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı, personelin ferdi eğitiminden sorumludur Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin temel eğitim ve öğretimleri, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı bağlısı okul ve eğitim merkezlerinden sağlanmaktadır

Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı’nın bağlısı olarak;

Deniz Harp Okulu Komutanlığı (Tuzla/İstanbul),
Deniz Lisesi Komutanlığı (Heybeliada/İstanbul),
Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanlığı (Altınova/Yalova),
bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla