|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (S Harfi)-Osmanlıca Sözlük (S Harfi)İle İlgili Kelimeler....
RE: Osmanlıca Sözlük (S Harfi) SAVAT (Aslı: Sevâd'dır) Gümüş üstüne kurşunla yapılan kara kalem nakışlar * Derede hayvanlara su içirilen yer
SA'VAT (Sa've C ) Kuyruk sallıyan kuşlar
SAVB Taraf, cihet, yön * Dökülmek, nüzul etmek * Savab Doğruluk, dürüstlük
SAVB-I ÂLÎ Yüksek taraf
SAVB-I HAK Hak ciheti
SA'VE (C : Sa'vât) Kuyruk sallıyan kuş
SAVER Eğri boyunlu olmak
SAVG Batmak, * Kuyumculuk yapmak
SAVH Yarmak * Ayırmak * İşitmek, duymak
SAVİ Kuru, yâbis
SAVL Saldırma, atılma Saldırış, atılış
SAVLEC Misk * Gümüş
SAVLECAN (C : Savâlic) Cirit oynanılan eğri sopa
SAVLET Saldırma Ani ve şiddetli atılış
SAVM Oruç İkinci fecirden başlıgirsin bir tarafına  !!! güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten ve cinsi mukarenetten nefsi men'etmek suretiyle yapılan ibâdet
SAVM-I DAVUDÎ Bir gün oruç tutup bir gün iftar etmek
SAVM-I DEHR Aralıksız, bir sene mütemadiyen nehyedilen bayram günlerinde dahi iftar edilmeksizin oruç tutmağa denir Bu nevi oruç bayram günleri tutulmazsa câizdir
SAVM-I VİSAL İki gün iftar etmeden oruç tutmak (Bu, zaruret olmadan mekruhtur)
SAVMAA (Savmea) (C : Savâmi') İbadet yeri, hususan Yahudilerin ibadet ettikleri yer * Hücre
SAVN Koruma, muhafaza, sıyanet
SAVR (C : Savâri) Hamle yapmak * Parçalamak, pâre pâre etmek * Bir yerde toplanmış küçük hurma ağaçları
SAVRE Uyuza benzer bir hastalık
SAVT Ses Bağırmak (Şeriatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır Evet ulvi hüzünleri, Rabbani aşkları iras eden sesler helâldir Yetimâne hüzünleri, nefsanî şehevâtı tahrik eden sesler, haramdır Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı te'sire göre hüküm alır! İ İ )
SAVT-I BÜLEND Yüksek ses
SAVT-I HAZİN Hüzünlü ses
SAVT (C : Siyât-Esvât) Kamçı, kırbaç * Bir şeyi diğerine karıştırmak
SAVT-I AZAB Daima elem verici azab
SAVTAL Havuç cinsinden çöğender adı verilen bir bitki
SAVVAG Kuyumcu
SAVVANE (C : Savân) Bir cins çakmak taşı
SA'Y Çalışma, Çalışıp çabalama Gayret sarfetme Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma * Hızlı yürüme * Cür'et etme * Ziyaret etme * Gammazlık yapma * Ist: Hac veya Umre'de Safâ ile Merve arasında usulüne göre yedi defa gelip gitmektir (Bak: Himmet)
SA'Y-İ BELİĞ Emek harcayarak gereği gibi çalışma
SA'Y-İ DİMAĞÎ Kafa çalışması, fikrî çalışma
SAY' Suyun akması
SAYADİD Belâ * Zahmet, meşakkat
SAYAKILE (Saykal C ) Cilâ yapanlar, cilâcılar * Cilâ âletleri
SAYARİF (Sayrefî C ) Sarraflar * Kurnaz ve işini bilir kimseler
SAY'ARİYYE Boyunda olan işaret
SAYASİ (Sisâ C ) Dağın uçları * Herhangi bir şeyin asılları * Çulha tarakları * Muhkem ve yüksek kaleler
SAYB İnmek
SAYD Av Avlanmak, sayda gitmek, ava gitmek
SAYD-I MAHÎ Balık avı
SAYDA' Çömlek yapılan toprak * Kaba ve galiz yer * Belde ismi
SAYDANİ Bir küçük canlı * Tilki * Mülk
SAYDELAN (C : Sayâdile) Boncuk ve hırdavat satan çerçi
SAYDELANÎ Boncukçu, çerçi
SAYDELE Eczahane
SAYDELÎ Eczacı
SAYDENANİ Bir küçük canlı
SAYDGÂH f Av yeri
SAYDGER f Avcı Sayyad
SAYE f Gölge * Mc: Himaye, sahip çıkma, koruma * Muavenet, yardım
SAYE-İ MEDİD Uzun gölge
SAYE (C : Sâyât) Koyun yatağı Nişan için dikilen taş Yolun tanınması için bir yere yığıp höyük yapılan taş
SAYE-BAN Gölgelik Büyük çadır Şemsiye * Mc: Koruyan, himaye eden
SAYED Başını yukarı kaldırıp kibirlenmek ve sağına soluna iltifat etmemek
SAYE-DAR f Gölge eden, gölgesi olan, gölgeli * Sâhip çıkan, koruyan, himâye eden
SAYE-ENDAZ f Gölge salan * Mc: Koruyuculuk eden, himâyecilik yapan
SAYE-FİKEN Gölge düşüren
SAYE-GÂH f Gölgeli yer Gölgelik
SAYE-GÜSTER f Gölge eden * Koruyan, muhafaza ve himaye eden
SAYE-HAH Koruma ve himaye isteyen
SAYEHAN Çağırmak
SAYE-NİŞİN f Gölgede oturan * Bir şeyin gölgesine sığınan Korunan, himaye gören
SAYE-PUŞ Ağaçlık, gölgelik
SAYE- ZAR f Gölgelik
SAYF Yaz, yaz mevsimi
SAYFÎ Yaza ait Yaz mevsimiyle alâkalı
SAYFİYE Yazlık Gezinecek ve yazın yaşanacak yer
SAYFUFET Udûl etmek Yoldan çıkmak, vazgeçmek
SAYH(A) (C : Siyâh) Çağırış Çığlık Feryad Nâra * Azab, eziyet
SAYHA-İ GURÂB Karga bağırışı
SAYHED Uzun
SAYHUD Çok sıcak olan gün
SAYİBE (C : Siyeb) Adak için ayrılıp üstüne binilmeyen ve sütü içilmeyen dişi deve * "Ümm-ül bahire" adı verilen ve peşpeşe üç dişi deve doğuran deve Bu deveye de binilmez, sütü sağılmaz Yabana salarlar, ölünceye kadar gezer
SAYİDE f Eskimiş, yıpranmış * Ezilmiş, sürülmüş
SAYİFE (C : Sayifât) Ufak, yumuşak kum
SAYİFET Rum gazası (Çünki çok yağmurlu ve karlı yer olduğundan yaz günlerinde gaza yaparlardı )
SAYİL Alında olan beyazlık * Burun kamışı
SAYİME (C : Sevâyim) Yılın ekserinde yabanda yürüyen davar
SAYİR Bakan, seyreden Seyredici
SAYİS (Siyaset den) At uşağı, seyis Koyun güdücü
SAYİS-HANE f Üzerine yük yüklenip yolcunun da bindiği hayvan
SAYK (Bak: Sıyk)
SAYKAL Cilâ Cilâ yapan âlet Parlatan * Kılıç bileyen
SAYKAL VURMAK Cilâ vurmak, parlatmak
SAYKALZEDE f Cilâlı Cilâlanmış
SAYKALZEN f Yaldızcı
SAYLEM Zorluk, meşakkat
SAYREF (C : Seyârif) Sarraf * İşini, çıkarını, hesabını bilir, kurnaz kimse
SAYREFÎ (C : Sayârife) Sarraf
SAYREM Bir lokma yemek
SAYRURET (Sayr dan) Bir hâlden diğer hâle intikal etmek Bir şeyin bir şeye dönmesi * Olmak, edilmek * Vücud, kevn
SAYSA Ham hurma çekirdeği * İçi boş olan hanzal tanesi
SAYYAD Avcı, avcılık yapan
SAYYAD-I BÎ-İNSAF f İnsafsız avcı
SAYYAG (Sıyâgat dan) Kuyumcu
SAYYERE (Sayruretin fiili) Oldu, olur (meâlinde)
SAYYİB Yağmur veren bulut
SAYYİHANÎ Medine hurmalarından bir cins
SAYYUR Bir işin âkibeti, sonu, neticesi, serencâmı * Akıl, fikir
SAZ f (Sâhten: Yapmak mastarından emir köküdür) Eden, yapan, uyduran, düzen mânalarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır Meselâ: Evham-saz $ : Evham veren
SAZ f Kamış * Bir çalgı âleti * Takım, silâh, edevat * Ustalık * At takımı * Düzen, tertip, sıra * Öğrenme * Kuvvet, kudret * Menfaat * Benzer, misil, eş * Hile
SAZEC (C : Sevâzic) Sâde, basit
SAZENDE (C : Sâzendegân) f Çalgıcı * Düzenleyici, yapıcı
SAZÎ f Düzenleyicilik, yapıcılık
SAZKÂR f Uygun, muvafık
SAZKÂRÎ f Uygunluk, muvafakat
SE Kur'an alfabesinin dördüncü harfidir Ebced hesabında 500 sayısının karşılığıdır
SE f Üç
SEA Güç, iktidar
SEAB (C : Sâbân) Sel yolu Su akıtmak mânasına mastar
SEABİB Salya
SEABİB (Su'bub C ) Saf su akan yerler
SEABİN (Su'bân C ) Büyük yılanlar, ejderhalar
SEAF Devenin ağzında olan bir hastalıktır ve burnunun ve gözlerinin kılları dökülür O devenin erkeğine esaf, dişisine nâfâ denir * Tırnağın çevresinin kopup ayrılması
SEALİL (Sü'lul C ) Memeler * Vücudda meydana gelen siğiller
SEAM Bir çeşit deve yürüyüşü
SEARİR Bir ot cinsi * Burun içinde olan yarık
SEAT Kokmak
SEB' (Seb'a) Yedi (7)
SEB'A-İ SEYYARE Yedi seyyar yıldız
SEB' İçmek için şarap satın almak * Yakmak * Bir kimseyi değnek veya kamçı ile dövmek
SEB' Yırtmak * Parçalamak * Kahretmek * Sökmek
SE'B Tuluk * Genişletmek * Boğmak
SEBAHAT (Bak: Sibâhat)
SEBAİK (Sebika C ) Eritilip kalıplara dökülmüş mâdenler Külçeler
SEBAK (C : Esbâk) Ders * Yarış * Koşu yapanların aralarında koydukları ödül
SEBAK-ÂMUZ f Ders arkadaşı
SEBAK-DAŞ f Ders arkadaşı
SEBAK-GÂH f Ders öğrenilen yer Mekteb, medrese
SEBAK-HÂN f Ders okuyan, talebe
SEB'A SEMAVAT Yedi kat gökler (Üçüncü Mes'ele: kelimesi hakkındadır Ey arkadaş! Semavatın dokuz tabakadan ibaret olduğu, eski hikmetin hurafelerinden biridir Onların o hurafe-vâri fikirleri, efkâr-ı âmmeyi istilâ etmişti Hattâ bazı müfessirler, bazı âyetlerin zâhirini onların mezheblerine meylettirmişlerdir Hikmet-i cedide ise, feza denilen şu boşlukta yalnız yıldızların muallâk bir vaziyette durmakta olduklarına kaildir Bunların mezhebinden semavatın inkârı çıkıyor Ve bu iki hikmetin birisi ifrata varmışsa da, ötekisi tefritte kalmıştır Şeriat ise, Cenab-ı Hakk'ın yedi tabakadan ibaret semavatı halketmiş olduğuna hâkimdir ve yıldızların da balık gibi o semalar denizlerinde yüzmekte olduklarına kaildir Hadis ise, semanın $ den ibaret bulunduğunu emrediyor Şu hak olan mezhebin, "Altı Mukaddeme" ile tahkikatını yapacağız Birinci mukaddeme: Şu geniş boşluğun Esir ile dolu olduğu, fennen ve hikmeten sâbittir İkinci Mukaddeme : Ecram-ı ulviyenin kanunlarını rabteden ve ziya ve hararetin emsalini neşr ve nakleden fezayı doldurmuş bir madde mevcuddur Üçüncü Mukaddeme: Madde-i Esiriyenin, yine Esir olarak kalmak şartiyle, sâir maddeler gibi muhtelif teşekkülâtı ve ayrı ayrı nevi'leri vardır Buhar ile su ve buzun teşekkülâtları gibi Dördüncü Mukaddeme: Ecram-ı ulviyeye dikkat edilirse, tabakaları arasında muhalefet görünür Evet, yeni teşekküle ve in'ikada başlamış milyarlarca yıldızlardan ibaret Kehkeşan ile anılan tabaka-i Esiriye, sabit yıldızların tabakasına muhaliftir Bu da, manzume-i şemsiyenin tabakasına ve hâkeza yedi tabakaya kadar birbirine muhalif tabakalar vardır Beşinci Mukaddeme: Araştırmalar neticesinde sâbit olmuştur ki: Bir maddede teşkil, tanzim, tesviyeler vâki olursa, birbirine muhalif tabakalar husule gelir Bir mâdenden kül, kömür, elmas meydana gelir; ateşden alev, duman husule gelir Müvellidülmâ' ile Müvellidülhumuzanın imtizacından su, buz, buhar tevellüd eder Altıncı Mukaddeme: Şu müteaddid emarelerden anlaşıldı ki; semavat müteaddittir; şeriat sahibi de, yedidir demiştir; öyle ise yedidir Maahaza yedi, yetmiş, yediyüz sayıları arab üslublarında kesret için kullanılır Arkadaş! Pek geniş bulunan Kur'an-ı Kerimin hitablarına, mânalarına, işaretlerine dikkat edilmekle bir âmiden tut bir veliye kadar bütün tabakat-ı nâsa ve umum efkâr-ı âmmeye olan müraatları, okşamaları fevkalâde hayrete, taaccübe mucibdir Meselâ: $ kelimesinden bazı insanlar havâ-i nesimiyyenin tabakalarını fehmetmiştir; öbür bazı da, arzımız ile arkadaşları olan hayattar küreleri ihata eden nesimî küreleri fehmetmiştir; bir kısım da seyyarât-ı seb'ayı fehmetmiştir; bir kısmı da, manzume-i şemsiye içinde Esirin yedi tabakasını fehmetmiştir; bir kısım da, şu bildiğimiz manzume-i şemsiye ile beraber altı tane daha manzume-i şemsiyeyi fehmetmiştir; bir kısım da Esirin teşekkülâtı yedi tabakaya inkısam ettiğini fehmetmiştir Hülâsa : Herbir kısım insanlar, istidatlarına göre feyz-i Kur'an'dan hisselerini almışlardır Evet Kur'an-ı Kerim, bütün şu mefhumlara şâmildir diyebiliriz İ İ )
|