|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (S Harfi)-Osmanlıca Sözlük (S Harfi)İle İlgili Kelimeler....
RE: Osmanlıca Sözlük (S Harfi) SENE-BE-SENE Yıldan yıla, seneden seneye seneler geçtikçe
SENED Kuvvetli olabilecek söz * Tapu * Üzerine dayanılacak ve itimad edilecek şey Mutemed Melce' * İki kişi veya çok kimseler arasındaki anlaşmayı tesbit eden ve karşılıklı imzalanan kâğıt, vesika
SENED-İ HÂKANÎ Tapu senedi
SENED-İ MÜSBİT İsbat edici senet
SENED-İ RESMÎ Resmen tasdikli senet, resmî senet
SENEM Yüce olmak, yükselmek * Uzamak
SENEN Yol, tarik
SENER (C : Senânir) Kedi * Ulu kişi * Boğaz kemiği * Kuyruk sokumu
SENETEYN İki yıl İki sene
SENEVAT (Sene C ) Yıllar, seneler
SENEVÎ Seneye ait Bir yıl içinde olan Senelik Seneye mensub
SENG f Taş, hacer * Vezin Tartı ve temkin * Sıklet * Beraberlik * Ağırlık
SENG-İ AS-YÂB Değirmen taşı
SENG-İ HARA Pek sert taş, kaya
SENG-İ KABİR (Seng-i mezar) Mezar taşı
SENG-İ KAZA Kaza taşı Belâ, musibet
SENG-İ MUSALLÂ Musallâ taşı Namaz kılınmak için cenaze konan taş
SENGDİL (C : Sengdilân) f Taş yürekli, merhametsiz, acımaz
SENG-ENDAZ f Taş atan Dokunaklı söz söyleyen
SENGİN f Taştan olan, taştan yapılmış
SENGİSTAN f Taşı çok olan yer Taşlık yer
SENGLAH f Taşlık yer, taşı çok olan yer
SENGPARE f Taş parçası
SENGSAR f Taşlık yer
SENGTRAŞ f Taş yontucu, taş yontan sanatkâr
SENGZAR f Taşlık yer, taşı çok olan yer
SENH Arız olmak
SENİH Mübarek fiil, iyi ve güzel hareket
SENİN Taşı kazıyıp yonttuklarında dökülen parçaları
SENİNE (C : Senayin) Kumdan tepe
SENİY (C : Sinâ-Seniyyât) Ön dişini burkan hayvan
SENİYYE (Seniye) Yüksek Çok mühim ve kıymetli, âli olan
SENİYYE (C : Senâyâ) Ön dişlerin birisi * Sarp ve yokuş yerde olan yol
SENKENDAZ Eski kalelerde kale dibine sokulan düşmana yukarıdan ağır taşlar vesaire atmak için altı açık cumba gibi çıkmalara verilen addır Kale kapılarını müdafaa için üst taraflarına da böyle senkendazlar yapılırdı (O T D S )
SENN Zırh çıkarmak * Halinden döndürmek * Koymak * Keskinleştirmek * Tasvir etmek * Dökmek
SENT Etin kokması
SENUT Yere saçılan buğday
SE-PA f Üç ayaklı Sehpâ
SEPİD f Ak, beyaz
SEPİDE f Tan vakti
SEPİDEDEM f Sabah aydınlığı
SEPİDÎ f Aklık, beyazlık
SEPTİSİZM Fr Fls: Müsbet veya menfi hiçbir kat'i hükme varamıyan ve dâim şüphe içinde olmayı kabul eden sapık felsefe sistemi Şüphecilik (Bak: Sofestaî, Sofizm)
SER f Baş Tepe Uç Nihayet Zirve Gaye * Baş, başkan, reis
SER-İ FRENK Avrupalıların, Frenklerin başı
SER-İ MUY Pek az şey * Kıl ucu
SER-KÂTİB Başkâtip
SE'R İntikam, öç almak * Kin * Kısas etmek
SER' Yumurtlamak
SER' Üzüm çubuğu * Yaş ve taze çubuk * Yumuşak bedenli yiğit * Uzun boylu adam
SERA Yer, toprak Arz * Malı çok olmak Zengin olmak
SERA' Yay yapımında kullanılan bir ağaç cinsi
SERA f "Şarkı söyleyen" mânasına gelir ve birleşik kelimeler yapılır Meselâ: Nağme-serâ $ : Şarkı söyleyen, nağme söyleyen
SERAB Şaşkın hâle gelme Çorak yerlerde, çölde sıcak ve ışığın te'siriyle ileride, yakında yahut ufukta su veya yeşillik var gibi görünme hâdisesi (Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş! Hikmet, hayr-ı kesir olduğunu işittin Fakat yanlış yola gitmiştin Şu kitab-ı kâinatın hikmetini maânisinde aramadın Gittin nukuşunda taharri ettin R N )
SERABİL (Sirbâl C ) Gömlekler
SERABİSTAN f Serap yeri (Fâni, bekasız dünyadan kinayedir )
SERAÇE f Küçük saray Küçük konak Saraycık
SERADİK (Sürâdik) Padişaha mahsus çadır perdesi veya büyük sarayın perdesi * Cibinlik tarzında yapılan perdeden oda
SERADİKAT Padişaha mahsus perdeler
SERAFİL (C : Serâfilât) Şalvar Don
SER-AGAZ f Yeniden ve baştan başlama
SERAH Kıl taramak * Halâs etmek * Davar gütmek * Eşini boşamak
SERAHİN (Sirhân C ) Yırtıcı hayvanlardan olan kurtlar
SERAHOR Osmanlı İmparatorluğunun ilk devirlerinde ordunun bir yerden başka bir yere hareketinde yolların yapılması ile beraber ağırlıkların nakil vesairesi veyahut memleket içinde zelzele, deprem gibi bir âfetin vukuuyla harap olan yerlerin hemen tamir edilmesi işlerinde kullanılanlara verilen addır
SERAİR (Sır C ) Gizli şeyler, sırlar
SERAİR-İ VÜCUD Yaradılış sırları
SERAK Hırsızlık yapmak
SERAMAC f Boyunduruk
SER-AMED (C : Ser-âmedan) f İleri gelen, başta bulunan
SER'AN Evmek, acele etmek
SERAPA f Bir uçtan bir uca Baştan ayağa kadar
SERA-PERDE f Saray perdesi Eskiden harem dairesinin önüne çekilen büyük perde * Padişah çadırı, otağ
SERAR Ayın son gecesi
SERARE İyilik * Şeref
SERARİ (Süriyye C ) Câriyeler, odalıklar
SERASER f Baştan başa, bütün, hep mecmuan, külliyen
SERASİME f Sersem
SERASİMEGÎ f Sersemlik
SERASKER f Ordu kumandanı Komutan * Harbiye nâzırı, milli savunma bakanı
SERATÎ Keskin
SERAVİL (C : Serâvilât) İç donu * Şalvar
SERAY f Büyük konak, kâşâne * Saray * Hükümet konağı
SERAYA (Seriye C ) Düşman üzerine yollanan askerler
SERAY-DAR f Eskiden büyük yerlerde yemek ve sofra işlerine bakan kimse
SERAYENDE (C : Serâyendegân) Şarkıcı, şarkı söyliyen
SER-AZAD f Hür, serbest Başı boş * Dertsiz, rahat
SERB (C : Sürub) İçyağı * Helâk olmak * Bozulmak, fâsid olmak * Beğenmeme Azarlama Çekiştirme
SERBALİN f Baş yastığı
SERBAZ (C : Serbâzân) f Korkusuz, cesur, cesâretli Yiğit
SERBAZÎ f Yiğitlilik, cesurluk, korkusuzluk
SER-BE-CEYB f Kaderden, düşünceden veya hayâdan dolayı başını önüne eğmiş olan
SERBEHA f Baş pahası Diyet Haraç
SERBEND f Başa bağlanan veya sarılan şey
SERBESER f Baştan başa
SERBEST f Kayıtsız Başıboş İstediği gibi hareket edebilen * Sıkılmayan * Engelsiz
SERBESTÂNE f Serbestçe
SERBESTE f Başı bağlı * Gizli, kapalı, örtülü
SERBESTÎ f Serbestlik
SERBESTİYET f Serbestlik Serbest oluş
SERBESÜCUD f Secde edici Başını yere değdirici
SERBEZEMİN f Başı yere eğilmiş olan
SERBÜLEND (C : Serbülendân) f Yüce Başı yüksek
SERBÜLENDÎ f Başı yükseklik Yücelik
SERC (C : Süruc) At takımı, eyer
SERC-İ FERES At eyeri
SERCEM Uzun
SERCUC Ahmak
SERCÜMLE f Hepsi, tamamı, bütün
SER-CÜNBAN Baş oynatan, baş sallayan
SERÇEŞME (C : Serçeşmegân) f Çeşme başı, su başı Pınar * Pir, şeyh Baş * (Tanzimattan evvel) yardımcı askerlerin maddi işlerine bakan kimse
SERD f Bârid, soğuk, bürudetli olan * Sert, kaba, hoyrat
SERD Sözü muttasıl ve güzel bir eda ile söylemek * Halkaları birbirine geçirmek * Delmek * Dikmek * Vurmak
SERD-İ KELÂM Güzel bir şekilde ifade etmek, söz etmek
SERD Çanak içine ekmek doğrayıp ıslatmak
SERDAB f Yer altında olan serin ve soğuk oda, bodrum Böyle yerler ekseriyetle sıcak bölgelerde, gündüzleri sıcaktan korunmak için yapılırdı Anadolu'nun bazı yerlerinde buna "zir-i zemin" denilir * Tar: Padişah saraylarında, sağ ve sol taraflarında birer oda bulunan üç köşeli sofalara verilen addı
SER-DADE f Baş vermiş, baş göstermiş olan
SERDAH Geniş ve düz yer
SERDAR f Askerin başı Kumandan
SERDAR-I EKREM Başkumandan Başbuğ
SERDAR-I ULEMA Zamanın en bilgili ve en yaşlı âlimi
SERDARÂN (Serdâr C ) f Kumandanlar, serdarlar, komutanlar
SERDARÎ f Başkumandanlık, serdarlık
SERDEFTER f Defterin başında yazılı olan En ileri geçen, en başta bulunan
SERDENGEÇTİ Tar: Akıncılardan düşman ordusu içine dalmak veya muhasara altına alınan bir kaleye girmek için fedai yazılan kimseler Bunlara ellerinde kınlarından sıyrılmış kılıçlarla bu tehlikeli işlere atıldıkları için "dalkılıç" da denilirdi Düşman ordusuna dalacak veya kaleye girecek olanların dönmelerinden ziyade ölmeleri ihtimâli olduğu için bu adı almışlardı (O T D S )
SERDETMEK Tertipli ve güzel bir şekilde konuşmak
SERDÎ f Soğukluk, bürudet * Kabalık, sertlik, hoyratlık
SERDÎ-İ HEVÂ Havanın sertliği
SERDÎ-İ TABİAT Tabiat ve huy sertliği
SERDÜMEN Gemilerde baş dümenci, dümen kullanmakla vazifeli tayfa Eskiden harp gemilerinde çavuştan yüksek bir rütbe
SERE Başparmağın ucundan şehadet parmağının ucuna kadar germek suretiyle hâsıl olan uzunluk ölçüsü Karıştan küçüktür ve dört sere bir arşın sayılırdı
SERE Suyun çok olması * Devenin meme deliğinin geniş olması
SEREB (C : Esrâb) Yer altında olan ev * Kırbadan akan su * Ot
SERED Dudağın yarılması
SEREF Boş yere ve lüzumsuz harcamak, israf etmek * Hatâ etmek * Âdet, haslet iyi huy
SER-EFGENDE (C : Serefgendegân) f Başını eğen
SER-EFRAZ f Başını yükselten, yukarı kaldıran * Benzerlerinden üstün olan * Baş kaldıran * Başı dik, alnı açık * Haklı ve galib
SEREKA İpeğin gayet iyisi * Beyaz ipek * (Sârik C ) Hırsızlar
SEREM Dişin, ağızda kökünden kırılması
SERENCAM f Başa gelen, baştan geçen ibretli hadise * Bir işin sonu * Vak'a
SER-ENDAZ (C : Ser-endazân) f Çekinmez, pervasız, korkusuz
SERENDÎ Katı, şiddetli, şedid (Müe: Serendât)
SERENDİB (Hintçe) Hindistan'ın güneyindeki Seylân adasının ismi
SERER (C : Esirre) Ayın son gecesi * Ebenin doğan çocuğun göbeğinden kestiği parça * Mantar üstünde olan kabuk, balçık, toprak (Bu mânâya C : Esrâr ve C: Esârir)
SERES Zayıf endamlı
SERETAN Tıb: Kanser hastalığı * Yutmak * Yengeç * Cevza Burcu ile Esed Burcu arasındaki burcun ismi (Rumi 9 Haziran'da başlar)
SEREYAN Yayılma, dağılma * Geçme, sirayet
SEREYAN-I SERİA Sür'atle yayılan, çabuk neşrolan
SERF Yemek yemek
SERFİRAZ f Başını yukarı kaldıran, yükselten Benzerlerinden üstün olan
SERFİRAZÎ f Serfirazlık
SERFÜRU f Baş eğme Söz dinleme İtaat, inkıyad * Mütezellil olan
SERFÜRU-BÜRDE f Baş eğmiş * Düşünceye dalmış
SERGERDAN f Başı dönmüş, şaşkın Hayran
SERGERDE f Kötü işlerde elebaşı olan * Başı bozuk * Reis
SERGERM f Kızgın, öfkeli Kafası kızmış * Neşeli Sarhoş Mest
SERGEŞTE f Sersem Başı dönmüş Avâre ve mütehayyir olan Hayrette kalmış
SERGİN f Gübre, fışkı
SER-GİRAN f Başı ağır * Mc: Çok sarhoş
SERGÜZEŞT f Macera, baştan geçen hâller
SERH Kıl taramak * Halâs etmek, kurtarmak * Uzun, büyük ağaç * Güdülen davar ve sığır sürüsü * Otlak, mera * İrsal etmek
SERHAD Hudut başı İki devlet toprağının birleştiği sınır
SERHADLÛ Hudut boylarını bekleyen, hudutlardaki kalelerde vazife gören askerler
SERHAN Canavar Kurt
SERHAS Sivri uçlu bitki
SERHAYL f Kervan veya kafile başı * Baş, başkan
SERHED Hörgüç yağı * Semiz, yağlı, besili
SERIK Hırsızlık
SERİ'(A) Çabuk, hızlı * Az vakitte çok iş yapan
SERİ-ÜL HAREKE Hızlı giden
SERİ-ÜL İNTİKAL Çabuk anlayan, çok zeki
SERİ-ÜS SEYR Çok sür'atle akan veya giden
SERİ-ÜT TEESSÜR Çabuk müteessir olan
SERİ-ÜZ ZEVAL Devamsız, çabuk giden * Çabuk ölen * Dünyanın hali
SERİAN Çabuk, tez elden, acele
SERİD Yağla ıslanmış ekmek (Terid derler )
SERİH (C : Serâyih) Nâlin kayışı
SERİKA Çalınmış Çalınmış şey
SERİR Tahta karyola * Üzerinde oturulan yüksekçe yer * Taht
SERİR-İ HÜKÜMET Hükümet tahtı Makam sandalyesi
SERİR-İ TEDRİS Ders verme makamı
SERİRARA (Serir-ârâ) f Tahtı süsliyen Tahtta oturan Pâdişah Hükümdar Şah
SERİRE (C : Serâir) Gizli şey, gizli sır Gizli hal veya fikir * Yatak
SERİREDÂN f İçteki sırrı bilen
SERİRÎ Yatırarak hastaya bakma, klinik
SERİR-NİŞİN f Tahtta oturan, padişah
|