Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (S Harfi)-Osmanlıca Sözlük (S Harfi)İle İlgili Kelimeler....

Eski 09-10-2012   #20
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (S Harfi)-Osmanlıca Sözlük (S Harfi)İle İlgili Kelimeler....



RE: Osmanlıca Sözlük (S Harfi) SIKT Ana karnından ölü olarak düşen çocuk * Çakmaktan düşen ateş
SIKY Yer sulamak Sulu ekin
SILA Kavuşmak, ulaşmak, vuslat * Âşıkın mâşukuna kavuşması * Doğduğu yeri, hısım akrabayı gidip görme * Bahşiş, hediye * Gr: Cümlenin içinde ism-i mensub bulunmasıyla, dahil olduğu cümlenin evvelce mâlum olması iktiza eder İçinde bulunduğu cümleyi sonradan gelen cümleye bağlamaya yarayan (edip, ederek, ederken) gibi fiil şekli rabt sigası
SILA-İ RAHİM Hısım akrabayı ve mü'minleri ziyaret etme, onlarla görüşme ve mektuplaşma; alâkayı devam ettirme * Akrabanın kusurlarını affetme
SILA' Kebap * Isınmak için yakılan ateş
SILAH "Musâlaha" mânâsına mastar
SILAL Yaş ot
SILAME (C: Sılâmât) Bölük, cemaat, topluluk, fırka
SILAT (Sıla C) Sılalar * Bahşişler, armağanlar, hediyeler
SILE Bir şâire, yazdığı medhiye karşılığı olarak verilen para
SILL (C: Aslâl) Bir nevi ot * Bir nevi yılan
SILLE (C: Sılât) Vuslat, kavuşma * Hediye, atâ
SILYANE (C: Salayan) Bakla
SIMAD Şişe tıpası
SIMAG Ağızın bir tarafı
SIMAH Kulak deliği, kulak
SIMAH-I CÂN Can kulağı
SIMAM Tıpa Şişe tıpası
SIMAME Kan damarlarında tıkanıklık yapan kan pıhtısı
SIME (C: Sumem) Bahâdır, kahraman kimse * Berk, muhkem nesne * Büyük erkek yılan
SIMLAH Kulak kiri
SIMM Belâ, âfet * Arslan
SIMME Hâlis ve temiz
SIMSAM(E) Keskin kılıç * Kılıcın keskin olması
SIMSIM (C: Semâsım) Şişman ve etli adam
SIMT (C: Sümut) Dizi Dizilmiş şey
SINAAT (C: Sanâyi') San'at, mahâret, ustalık
SINAB Hardal * Hardal ve kuru üzümden yapılan bir cins kuru boya
SINAÎ (Sınâiyye) San'atla ve sanayi ile alâkalı * İnsan yapısı
SINAİYYAT (Sınâi C) Sanatla ilgili olan şeyler * İnsan yapısı şeyler
SINAR Çınar
SINARE Demir iğ * İğ başı * Yay kabzası * Kulak
SINDİD (C: Sanâdid) Baş, başkan, reis, ileri gelen
SINF Söğüt yaprağı
SINIF Kısım, bölüm, tabaka
SINIFÎ Sınıfla alâkalı, kısıma ait
SINN Berd-i acûz günlerinden bir gün * Seleye benzer bir nesnedir, içine ekmek koyarlar * Deve sidiği
SINV Dal, budak Bir kökten çatallanan dallar * İki kardeş * Misil Şebih, benzer * Amca * Oğul
SINVU EBÎ Babamın kardeşi
SIR (Bak: Sırr)
SIRAF (SARUF) Hayvanın kızmakla erkeğini araması
SIRAM Hurma ve yemiş toplayacak vakit * Toplanmış hurma ve yemiş
SIRAR Devenin sütü çok olsun ve yavrusu emmesin diye emziğinin dibine bağladıkları ip
SIRAT Etrafı hudutlu ve işlek cadde Geniş yol
SIRAT-I MÜSTAKİM En doğru yol, İslâmiyet yolu Hak yolu Allah'ın râzı olduğu en doğru yol Peygamberlerin, evliya ve sâlihlerin, sıddıkinlerin gittikleri meslek(Sırat-ı müstakim, şecâat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsasından hasıl olan adl ve adâlete işârettir Şöyle ki: Tegayyür, inkılâb ve felâketlere ma'ruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için üç kuvvet ihdâs edilmiştir Bu kuvvetlerin birincisi: Menfaatleri cezb ve celb için kuvve-i şeheviye-i behimiye İkincisi: Zararlı şeyleri def' için kuvve-i sebuiyye-i gadabiyye Üçüncüsü: Nef' ve zararı, iyi ve kötüyü birbirinden temyiz için kuvve-i akliye-i melekiyedirLâkin insandaki bu kuvvetlere şeriatça bir had ve bir nihayet tayin edilmiş ise de, fıtraten tayin edilmemiş olduğundan bu kuvvetlerin her birisi, tefrit, vasat, ifrat nâmiyle üç mertebeye ayrılırlar Meselâ: Kuvve-i şeheviyenin tefrit mertebesi, humuddur ki, ne helâle ve ne de harama şehveti, iştihası yoktur İfrat mertebesi, fücurdur ki; nâmusları ve ırzları pâyimal etmek iştihasında olur Vasat mertebesi ise iffettir ki, helâline şehveti var, harama yokturİhtar: Kuvve-i şeheviyenin; yemek, içmek, uyumak ve konuşmak gibi füruatında da bu üç mertebe mevcutturVe keza kuvve-i gadabiyyenin tefrit mertebesi, cebanettir ki, korkulmayan şeylerden bile korkar İfrat mertebesi, tehevvürdür ki, ne maddî ve ne manevî hiç bir şeyden korkmaz Bütün istibdatlar, tahakkümler, zulümler bu mertebenin mahsulüdür Vasat mertebesi ise şecaattır ki, hukuk-u diniye ve dünyeviyesi için canını feda eder, meşru olmayan şeylere karışmazVe keza kuvve-i akliyenin tefrit mertebesi, gabavettir ki, hiç bir şeyden haberi olmaz İfrat mertebesi, cerbezedir ki, hakkı bâtıl, bâtılı hak suretinde gösterecek kadar aldatıcı bir zekâya mâlik olur Vasat mertebesi ise; hikmettir ki, hakkı hak bilir, imtisal eder; bâtılı bâtıl bilir, ictinab ederHülâsa : Şu dokuz mertebenin altısı zulümdür, üçü adl ve adalettir Sırat-ı müstakimden murad, şu üç mertebedir İİ)
SIRAT KÖPRÜSÜ Cennet'e gidebilmek için herkesin üzerinden geçmeğe mecbur olduğu ve Cehennem üzerine kurulmuş olan köprü(İ'lem Eyyühel Aziz! İnkılâblar neticesinde, her iki taraf arasında geniş geniş dereler husule geliyor O dereler üstünde her iki âlemle münasebettar köprüler lâzımdır ki, her iki âlem arasında gidiş geliş olsun Lâkin o köprülerin inkılâbat cinslerine göre şekilleri, mâhiyyetleri mütebayin; isimleri mütenevvi olur Meselâ uyku âlemi, yakaza ile âlem-i misal arasında bir köprüdür Berzah, dünya ile âhiret arasında ayrı bir köprüdür Ve misal, âlem-i cismani ile âlem-i ruhanî arasında bir köprüdür Bahar, kış ile yaz arasında ayrı bir nevi köprüdür Kıyamette ise, inkılâb bir değildir Pek çok ve büyük inkılâblar olacağından, köprüsü de pek garib, acib olması lâzım gelir MN)
SIRAVARİ f Sıralı halde, sıra gibi
SIRDAŞ (Bak: Sırrdaş)
SIRF(E) Sadece, yalnızca * Sâfi ve hâlis şey Karışık olmayan
SIRHAK Çağırmak
SIRKATİBİ Eskiden hükümdarların yanlarında bulundurdukları hususi kâtib
SIRM (C: Esrâm-Esârım) Ağaçtan yemiş düşürmek * Ekin biçmek * Cem'olmuş beytler
SIRME (C: Sırm) Bulut parçası * Deve ve koyun sürüsü
SIRP Yugoslavya'da yaşayan bir kavim adı Veya o kavimden birisi
SIRR Şiddetli ateş veya soğuk
SIRR Gizli hakikat Gizli iş Herkese söylenmeyen şey * Müşâhedetullah'ın mahalli bulunan kalbdeki lâtife * İnsanın aklının ermediği şey Allah'ın hikmeti(Sırrını kimseye fâş etme sırrın fâş olurSen kendi sırrını saklayamazsanEl sana nasıl sırdâş olur)
SIRR-I EHADİYET Ehadiyetin sırrı, mânası, kuvvet ve te'siri
SIRR-I TEKLİF İnsanların dünyaya gelip, Allah (CC) tarafından vazifelendirilmelerinin hikmeti Dünyaya gelip vazife sahibi olmanın sırrı (Bak: Teklif)
SIRRAN Gizli olarak, gizlice
SIRRDAŞ Birbirinin sırrını bilen * Sır saklıyan
SIRRE Soğuk rüzgâr Şiddetli soğuk * Şiddetli sayha, çığlık
SIRRÎ (Sırriyye) Sır ile, gizlilik ile ilgili
SIRSIR Çekirgeye benzer bir hayvan
SI'SIA Sığınacak yer, sığınak, melce' * Her nesnenin aslı * Horozun baldırında çıkan fazlalık parmak
SITAT Husumet, düşmanlık
SI'V Saat
SI'VA' Saat
SIVAD-I A'ZAM (Bak: Sevad-ı a'zam)
SIVAR (C: Sirân-Asvire) Sığır sürüsü * Misk kabı
SI'VENN Deve kuşunun erkeği
SIYAGAT Kuyumculuk
SIYAH (Sayha C) Bağırmalar, çığlıklar, haykırışlar, feryadlar
SIYAH-I MÂTEM Mâtem feryadları
SIYAL (Sıyâlet) Saldırma, hamle etme, üzerine atılma
SIYAM (Savm C) Oruçlar (Bak: Oruç, Ramazan)
SIYAN Elbise saklama yeri, sandık
SIYANET Koruma veya korunma Himaye veya muhafaza
SIYAR (C: Sirân-Asvire) Misk kabı * Sığır sürüsü
SIYAS(İ) (Sıysa C) Kaleler, kal'alar * Köşkler * Sığınacak yerler
SIYDANE (C: Saydân) Taş çömlek
SIYK Kesif toz ve fena ter kokusu
SIYK (Sevk den) Sevk olunan (meâlinde)
SIYSA (C: Sıyâs) Kale Kal'a * Sığınacak yer * Köşk
Sİ f Otuz
SİA Genişlik, bolluk * Açlıklık Zenginlik
SİA-İ HÂL Rahatlık, genişlik, bolluk
SİAYET Dedikodu, gıybet, koğuculuk
SİB f Elma
SİB Suyun aktığı yer
SİB' Susuzluk
SİBA' Esir etmek
SİBA' Cima * Kesret-i cima ile iftihar edişmek * (Sebu C) Canavarlar, yırtıcı hayvanlar
SİBAB Sövme, küfretme, şetm
SİBAH Tuzlu ve çorak yerler
SİBAHAT Suda yüzmek
SİBAK (Sebk den) Bir şeyin öncelik hali Birisinden ileri geçmek Bir şeyin geçmişi * Bağ, bağlantı
SİBAK-UL KELÂM Sözün ilk halindeki bağlantısı, sözün evvelinde geçenden çıkan mânâ
SİBAK U SİYAK Sözün gelişi Sözün (öncesinin sonraya olan) uygunluğu
SİBAR Cerrahların yara yokladıkları mil
SİBB Tülbent Baş örtüsü
SİBD (C: Esbâd) Belâ, zahmet, meşakkat, dahiye
SİBKAN Bitlis veya Van vilâyetleri civarında bir aşiret adıdır
SİBT (C: Esbât) Kişinin oğlundan ve kızından olan evladı * Torun
SİBT Palamutla dibağat olunmuş sığır derisi
SİCAL Münavebe Arab ata sözlerinde: "Harp sicaldir" denir Yani: Bazan galibiyet ve bazan mağlubiyet ile devam eder * (Secl C) Büyük ve içleri dolu su kovaları
SİCCİL Kumlu çamurun taşlaşmış hâli Kumlu çamurdan terekküb ve tahaccür etmiş taş * Ateşte pişerek taş gibi olmuş tuğla
SİCCİN Sert, şiddetli olan şey * Dâim olan * Fâsık ve fâcirlerin amel defterlerinin konulduğu yer * Cehennemde bir vâdi'nin adı Fâcirlerin ruhunun gittiği yer
SİCİL Resmi vesikaların kaydedildiği kütük denen büyük defter * Memurların durumu hakkında tutulan dosya
SİCİSTAN Bir cins darı
SİCL Turp
SİCLAT Bir güzel kokulu çiçek
SİCM (SİCÂM) Seyelân etmek, akmak
SİCN (C: Sücun) Hapis, zindan
SİD(E) (C: Sidân) Kurt, * Yaşlı keçi * Arslan
SİDA' Sahrâ, çöl * Yazı
SİDAD Şişe tıpası Yarık kapatacak şey
SİDDER Bir oyun adı
SİDN Etli ve gövdeli şişman kimse
SİDR Tenbel kimse * Bir deniz adı * (Sidre C) Arabistan kirazları
SİDRE Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi

Alıntı Yaparak Cevapla