|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (R Harfi)-Osmanlıca Sözlük (R Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (R Harfi) RAMAZAN Mübarek ayların en mühimmi ve mübarek üç ayların sonuncusu Kur'an-ı Kerim'in nâzil olmağa başladığı oruç ayı Arabî ve Kamerî olan takvime göre 9 ay Oruç tutanın günahlarını yaktığı, mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir (Ramazan-ı Şerif'te mü'minler, derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevi sürurlara mazhar oluyorlar Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letâifin o mübârek ayda oruç vasıtasiyle çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır Midenin ağlamasına rağmen onlar masumâne gülüyorlar M )(İşte Ramazan-ı Şerif, âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır Ve uhrevi hasılat için gâyet münbit bir zemindir Ve neşv ü nema-i a'mâl için, bahardaki mah-i nisandır Saltanat-ı Rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsi bir bayram hükmündedir Ve öyle olduğundan yemek, içmek gibi nefsin gafletle hayvani hâcatına ve mâlâyani ve hevâperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevi hâcâtını muvakkaten bırakmakla uhrevi bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fani dünyada, fani ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder, kazandırır Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir Leyle-i Kadir ise nass-ı Kur'ân ile bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i katıadır M )
RAMAZANİYE Ramazana ait Ramazan hakkında * Ramazan ayına dair medhiye veya kaside
RAMETMEK Boyun eğdirmek, itaate getirmek
RAMİ f Çok itaatkâr olan
RAMİ (Remy den) Ok, mermi v b şeyler atan atıcı
RAMİH Süngü batıran, mızrak saplayan
RAMİK Miskle karıştırılan siyah bir madde
RAMİLE Yelmek * Şam vilâyetine bağlı bir yerin adı
RAMİS Toprağı her yöne sürüp savuran rüzgâr
RAMİŞE İyilik, gökçelik, hasene
RAMİŞGER f Çalgıcı Saz çalan
RAMK Nazar etmek, bakmak
RAMPA Fr İki geminin birbirine veya bir geminin iskeleye yanaşıp bitişmesi * Şose veya demiryolundaki yokuş * Trenin eşya almağa mahsus yanaştığı set
RAMPACI Eski deniz muharebelerinde yakından dövüşerek zabtedilmek istenilen bir düşman gemisine hücumla borda bordaya gelindiği sırada düşman gemisindeki askerlerin vuku bulacak hücumunu menetmek için güverteye yayılan silâhendazlar
RAMT Ayıplama
RAMUZ Deniz
RAN (Reyn den fiil) Kalb katılaşması, lekelenmek Kalbin kasavetlenmesi * Pas, kir (Bak: Reyn)
RAN f Bacağın uyluk kısmı Uyluk * Kelimenin sonuna getirilerek " Süren, sürücü" mânasını ifade eden birleşik kelimeler yapılır Meselâ: Hükümrân $ : Hüküm süren
RA'N (C : Ruun-Riân) Ahmaklık * Sarp dağ * Önüne sivrilmiş dağ burnu
RA'NA İyi, güzel, hoş, lâtif Pür ve revnak olan
RANEC Hindistan cevizi
RANİN f Pantolon şalvar Don
RAPOR Fr Bir tedkik neticesini bildiren yazı
RAPÖRTAJ (Bak: Röportaj)
RA'RA' (C Raâri') Kötü, alçak kimse * Yaramaz gönüllü * Çok uzun boylu adam * Güzel itidalde olan kimse
RA'RAA Suyun şiddetle akması * Depretmek (Çocuk) büyümek * Bitirmek
RAS' Yapışmak
RA'S Boyanmış renkli yün * Süt vermek * Süt içmek
RA'S Yorulduğunda yab yab yürümek * Birşeyi silmek
RA'SA' Kulakları küpe gibi uzunca sarkık olan yahut ucunu kesmekten ilişik kalıp sallanıp duran kulakları asılı olan dişi koyun
RASAA (C : Rusâ) Bal arısının yavrusu
RASAD Gözetlemek, beklemek, pusuda olmak
RASADGÂH f Bekleme yeri, gözetleme yeri Gözlemevi
RASADHÂNE f Havanın değişen şekillerini, sıcaklık ve soğukluğu tesbit etmek için veya yıldızların hareketlerini tesbit ve takib maksadiyle çalışılan yer
RASAF Kaldırım Kaldırım taşları
RASAFE (C : Risâf) Ok üstüne sarılan kiriş
RASAFET Dayanıklılık, sağlamlık
RA'SAN Yorgunluktan dolayı yab yab yürümek
RASANET Sağlamlık, dayanıklık * Sabit, muhkem, metin
RASAS Kurşun, kalay, lehim
RASAS-I MÜZAB Eritilmiş kalay
RASASÎ Kalaycı * Kurşun renginde olan
RASD (RUSUD) Yol gözlemek
RA'SE (C : Riâs) Kulağa takılan küpe
RASF Oka kiriş sarmak * Birbirine zammetmek * Kaldırım döşemek
RASĞ Bilek, elbileği
RASID (C : Râsıdân) (Rasad dan) Gözleyen, gözeten, rasad eden Dikkatle bakan
RASIDÂN (Râsıd C ) Dikkatle bakıp gözliyenler, rasad edenler
RASÎ Kımıldamıyan, sâbit * Lenger atmış olan gemi Demirlemiş gemi
RASİ' Hırs ve tama eden
RASİA (C : Rasâyi) Halka
RASİB (RÂSİBE) Tortulaşan, dibe çöken
RASİD Muntazır, bekleyen kimse * Avını bekleyen ve yaklaştığında hemen üzerine sıçrayan canavar
RASİF Dayanıklı, sağlam, muhkem * Taş temel, rıhtım * Denizin yüzüne çıkmış kayalar
RASİFE Su içinde yapılan sed Rıhtım
RASİH(A) (C : Râsihîn-Râsihûn) (Rüsuh dan) Temeli kuvvetli, sağlam * Bilgisi, bilhassa dinî bilgileri çok geniş olan * İyice oturmuş, dem ve damarlarına yerleşmiş, temeli sağlam ve kuvvetli olan
RASİHÂNE f Sağlamca, sağlam delil ve bürhana dayanmak suretiyle
RASİHUN (Rasihîn) (Râsih C ) Âlimler, din bilgisi çok sağlam ve derin olan büyük zatlar * Temeli kuvvetli ve sağlam olanlar
RASİM Resim yapan, çizgi çizen * Akar su
RASİME Âdet Eskiden kalma âdet
RASİN Sağlam, dayanıklı * Sabit hüküm
RASİN Andız otu
RASİYE (C : Revâsi) Büyük dağ
|