Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (N Harfi)-Osmanlıca Sözlük (N Harfi)İle İilgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #24
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (N Harfi)-Osmanlıca Sözlük (N Harfi)İle İilgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (N Harfi) NİŞANDE Hedef Nişan olarak dikilmiş şey
NİŞANE (Bak: Nişan)
NİŞANGÂH f Hedef yeri Nişan tahtası * Silâh namlusunun üstünde bulunan, nişan almağa yarayan kısım
NİŞDE (NİŞDÂN) Talep etmek, istemek * Söz vermek, and vermek
NİŞDET Araştırıp sorma * Kaybolan bir şeyi arama
NİŞE f Çoban düdüğü Kaval
NİŞEST f Oturan
NİŞESTE (C: Nişeste-gân) f Oturan, oturmuş
NİŞESTE-GÂN (Nişeste C) f Oturanlar, oturmuş olanlar
NİŞESTGÂH f Oturacak yer
NİŞHAR f Diken batmış, iğnelenmiş
NİŞİB f (Yukarıdan aşağıya) iniş
NİŞİBGÂH f Çukur yer
NİŞİB Ü FİRAZ İniş ve yokuş
NİŞİMEN f Oturacak yer
NİŞİMENGÂH f Durak, yurt Toplanılacak yer
NİŞİN f "Oturan, oturmuş" gibi mânâya gelir ve başka kelimelerle birleşir
NİŞİNENDE f Oturan, oturucu
NİŞTER f Hekim bıçağı, neşter
NİŞVE Koklamak * Bilmek * Haber vermek
NİTA' (C: Nutu') Deri döşek
NİTAC Yavrulama, yavru doğurma
NİTAF (Nutfe C) Saf ve duru sular
NİTAH Tos vurma, toslaşma Boynuzla vurma * Vuruşup kavga etme
NİTAK Kemer, kuşak * Kuşak yeri * Peştemal
Nİ'TAL Kova
NİTASÎ Anlayışlı tabib, doktor
NİVA Düşmanlık * Besili, semiz deve
NİVE f İnleme, ağlama, sızlanma
NİVEND f İdrak, anlayış, akıl
NİVER f Âlemde meydana gelen hâdiseler, haller
NİYA (C: Niyâgân) Dede, cedd
NİYABE Nöbet
NİYABET Nâiblik, vekillik Kadı vekilliği
NİYAGÂN (Niyâ C) Dedeler, ceddler Ecdad
NİYAM (Nâim C) (Nevm den) Uykuda olanlar, uyuyanlar
NİYAM f Kılıf, kın Kılıç kını
NİYAMGER (C: Niyamgerân) Kın veya kılıf yapan san'atkâr
NİYAR (Nâr C) Ateşler
NİYAT (Niyet C) Niyetler
NİYAT (Niyâta) Bir damar ismi (yürek onunla bağlıdır)
NİYAZ f Yalvarma, yakarma Dua * Rağbet ve istek * Hâcet, ihtiyaç
NİYAZİ-İ MISRÎ (Mi: 1618 - 1694) Malatya'nın Soğanlı köyünde doğdu Şâir ve tasavvufçu olup Halvetî tarikatının Niyaziye veya Mısriye şubesini kurmuştur Mısır'da Câmi-ül-Ezher'de tahsil gördü 1646'da İstanbul'a döndü ve Sokollu Mehmed Paşa Medresesinde irşada başladı Eserlerinden bazıları şunlardır: Risale-i Hasaneyn, Mevâid-ül İrfan ve Avâid-ül İhsan, Hidayet-ül İhvan, Mektubat gibi eserleri ve bir de şiirlerini cami' divanı vardır
NİYAZKÂR f Yalvarıp yakaran Dua eden İhtiyacı olan
NİYAZKÂRÂNE Yalvararak, niyaz ederek * Muhtaç olarak, muhtaçlıkla
NİYAZMEND (C: Niyazmendân) f İhtiyacı olan, muhtaç * Yalvaran, yakaran, niyaz eden
NİYERE (Nâr C) Ateşler
NİYET Kasd Kalbin bir şeye yönelmesi * Fık: Yapılan bir vazife ile Cenab-ı Hakk'a taatta bulunmayı ve O'na mânen yaklaşmayı kasdetmektir(Niyet, ölü ve meyyit olan hâletleri ihya eden ve canlı, hayatlı ibadetlere çeviren bir ruhtur Ve keza niyette öyle hâsiyet vardır ki; seyyiâtı hasenâta ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder Demek niyet, bir ruhtur O ruhun ruhu da ihlâsdır Öyle ise necat, halâs ancak ihlâs iledir İşte bu hasiyete binaendir ki; az bir zamanda çok ameller husule gelir Buna binâendir ki; az bir ömürde, Cennet bütün lezâiz ve mehasiniyle kazanılır Ve niyet ile insan, dâimî bir şâkir olur Şükür sevabını kazanır MN)
NİYLEC Çivit
NİYY Çiğ, olmamış, ham
NİYYAT (Niyet C) Niyetler
NİZA' Çekişme, kavga (Dünya öyle bir ' değil ki; bir niza'a değsin "Çünki fani ve geçici olduğundan kıymetsizdir" Koca dünya böyle ise dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın M)
NİZA-İ LAFZÎ Boşuna çene yarıştırma Sözle yapılan kavga
NİZA Cima etmek
NİZAL Nişan, işaret, alâmet
NİZAM Sıra, dizi, düzen Dizilmiş olan şey, sıralanmış * İcaba göre yapılan kanun Bir kaideye binaen tertib olunmak ve ona binaen tertib olundukları kaide * Bir işin sebat ve kıyamına medar, sebep olan şey ve hâlet
NİZAM-I ÂLEM Kâinatta Allah'ın koyduğu umumi nizam (Nizam-ı âlem saadet-i ebediyeye işaret ediyor S) (Bak: Delil-i inayet)
NİZAM-I CEDİD Yeni nizam Osmanlı Devletinde III Sultan Selim zamanında yeni nizamla yetiştirilen bir askerî teşkilât
NİZAM-ÜD DİN (Nizameddin) Dinin nizam ve düzeni
NİZAMÂT (Nizam C) Nizamlar, muntazam şeyler, düzenler
NİZAMÂT-I LÂZİME Lüzumlu, gerekli nizamlar
NİZAMEN Nizam dairesinde Nizama ve kanuna tabi olarak
NİZAMÎ Düzenli, tertipli, usulüne uygun * Kanun ve nizama ait, onunla alâkalı
NİZAMİYE İlk askerlik devresi * Bu nevi askerlik işleriyle uğraşan daire * Tanzimat ordusunun asıl silâh altında bulunan kısmı
NİZAR Korkutup, uygunsuz şeylerden vazgeçirmek için söylenilen söz
NİZAR Zayıf, arık, düşkün, bitkin
NİZARET f Zayıflık, arıklık
NİZE Mızrak
NİZEDÂR f Mızraklı Kargılı Süngülü
NİZEK f Câriye * Küçük mızrak, süngü
NİZEZEN f Mızrakla vuran * Mızrakçı
NİZK Küçük süngü
NOBRAN Sert mizaçlı, inatçı, nâzik olmayan
NOKSAN (Nuksan) Eksik, kusurlu, nâkıs * Eksiklik, azlık Eksilme, azalma * Yokluk
NOKSANÎ Eksiklik ve noksanlıkla alâkalı
NOKSANİYET Eksiklik, noksanlık
NOKTA (Nukta) Benek * Durak, mevki Mahâl * Göze ârız olan leke * Durak işareti * Tek karakol, tek nöbetçi * Yazıdaki durak işâreti * Mat: Hiçbir uzunluğu olmayan şekil
NOKTA-İ BİNİŞ Gözbebeği
NOKTA-İ GALEYÂN Suyun buhara çevrildiği harâret derecesi
NOKTA-İ İSTİMDAD Yardım isteme noktası İnsanın kalbindeki sonsuz emel ve arzuların yerine getirilmesine olan ihtiyaç
NOKTA-İ İSTİNAD Dayanma ve güvenme noktası Kâinatta cereyan eden ve insana dehşet verip âciz bırakan hâdiseler karşısında insanın çok kuvvetli bir yere dayanmaya ve güvenmeye olan fıtri ihtiyacı
NOKTA-İ MİHRAKİYE Yanma noktası Odak noktası * Çok Esmâ-i İlâhiyyenin tecellisinin toplandığı nokta
NOKTA-İ NAZAR Görüş, bir nevi fikir (Bak: Rasyonalizm)(Nazar-ı Nübüvvet ve tevhid ve imân; vahdete, âhirete, Uluhiyete baktığı için, hakaikı ona göre görür Ehl-i felsefe ve hikmetin nazarı; kesrete, esbâba, tabiata bakar, ona göre görür Nokta-i nazar birbirinden çok uzaktır Ehl-i felsefenin en büyük bir maksadı, ehl-i usulü'd-din ve ülemâ-i İlm-i Kelâm'ın makasıdı içinde görünmiyecek bir derecede küçük ve ehemmiyetsizdirİşte onun içindir ki, mevcudatın tafsil-i mâhiyetinde ve ince ahvallerinde ehl-i hikmet çok ileri gitmiş fakat hakiki hikmet olan Ulûm-u Aliye-i İlâhiyye ve Uhreviyede o kadar geridirler ki, en basit bir mü'minden daha geridirler Bu sırrı fehmetmiyenler, muhakkıkin-i İslâmiyeyi, hükemalara nisbeten geri zannediyorlar Halbuki, akılları gözlerine inmiş, kesrette boğulmuş olanların ne haddi var ki, Veraset-i Nübüvvet ile makasıd-ı âliye-i kudsiyeye yetişenlere yetişebilsinlerHem herbir şey iki nazar ile bakıldığı vakit, iki muhtelif hakikatı gösteriyor İkisi de hakikat olabilir Fennin hiçbir hakikat-ı kat'iyyesi, Kur'anın hakaik-ı kudsiyesine ilişemez Fennin kısa eli, onun münezzeh ve muallâ dâmenine erişemez Nümune olarak bir misâl zikrederiz:Meselâ, Küre-i Arz ehl-i hikmet nazariyle bakılsa hakikatı şudur ki: Güneş etrafında mutavassıt bir seyyare gibi hadsiz yıldızlar içinde döner Yıldızlara nisbeten küçük bir mahluk Fakat ehl-i Kur'an nazariyle bakıldığı vakit hakikatı şöyledir ki: Semere-i âlem olan insan; en câmi', en bedi' ve en âciz, en aziz, en zaif, en lâtif bir mu'cize-i kudret olduğundan, beşik ve meskeni olan zemin: Semâya nisbeten maddeten küçüklüğüyle ve hakaretiyle beraber mânen ve san'aten bütün kâinatın kalbi, merkezi bütün mu'cizat-ı san'atının meşheri, sergisi bütün tecelliyat-ı esmâsının mazharı, nokta-i mihrakiyesi nihayetsiz faaliyet-i Rabbâniyyenin mahşeri, ma'kesi hadsiz Hallâkıyet-i İlâhiyyenin hususan nebatat ve hayvanatın kesretli envâ-i sagiresinden cevvadâne icadın medârı, çarşısı ve pek geniş âhiret âlemlerindeki masnuatın küçük mikyasta nümunegâhı ve mensucat-ı ebediyenin sür'atle işliyen tezgâhı ve menâzır-ı sermediyenin çabuk değişen taklidgâhı ve besâtin-i dâimenin tohumcuklarına sür'atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuşturİşte Arzın bu azamet-i mâneviyesinden ve ehemmiyet-i san'aviyesindendir ki, Kur'an-ı Hakim; semâvata nisbeten büyük bir ağacın küçük bir meyvesi hükmünde olan Arzı, bütün semâvata karşı küçücük kalbi, büyük kalıba mukabil tutmak gibi denk tutuyor O'nu bir kefede, bütün semâvâtı bir kefede koyuyor, mükerreren: $ diyor İşte sair mesâili buna kıyas et ve anla ki: Felsefenin ruhsuz, sönük hakikatleri; Kur'an'ın parlak, ruhlu hakikatleriyle müsademe edemez Nokta-i nazar ayrı ayrı olduğu için ayrı ayrı görünür S)

Alıntı Yaparak Cevapla