|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (N Harfi)-Osmanlıca Sözlük (N Harfi)İle İilgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (N Harfi) NUR-İ İMAN İman nuru Kur'an ve kâinat hakikatlarının görünmesine ve bulunmasına vesile olan imanın mânevi nuru
NUR-İ KASD Kasd ve irâdenin nuru Kasd ve iradeden gelen parlaklık Bir istek ve kasıtla yapıldığına âit alâmet ışığı
NUR-İ MÜBİN Mübin olan nur Aşikâr ve açıklayıcı olan ve hak ile batılı ayıran nur Bilhassa iman ve Kur'an ilminin mânevi nuru
NUR-İ MÜCESSEM Çok parlak ve güzel olan Canlı kılığına girmiş gibi olan nur
NUR-UL ENVÂR Nurların nuru
NUR SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 24 Suresinin ismi
NURAN Nurlu, parlak
NURANÎ Nurlu, ışıklı, nura yakışır, parlak, münevver
NURANİYYET Nurlu olanın hali, parlaklık, nurluluk
NURBAHŞ f Işık saçan, aydınlatan, parlatan
NURCULUK Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile Türkiye'de başlayan dinî bir hareket ve faaliyettir Bu hareketin en mühim istinad noktası, Risale-i Nur namındaki eserlerdir Risale-i Nur eserleri 1926 - 1949 seneleri arasında yazılmıştır ve Kur'anın bu asra bakan mânevî bir tefsiridir Bilhassa iman ve İslâm esaslarını ve Kur'anın hikmetlerini izah ve isbat eder Siyasî ve dünyevî cem'iyetçilikten mücerred; ve aynı eserleri okumaktan doğan mânevî alâkadarlık ile gönüllerde kurulan nur irfan müessesesi mensublarına, yani Risale-i Nur eserlerini okuyanlara: "Risale-i Nur Talebesi"; kısaltılmış şekli ile "Nur Talebesi" veya "Nurcu" denilmektedir Daha başka bir tarif ile Nurcu : Risale-i Nur Külliyatı'nı okuyanların meydana getirdiği maddîlikten, teşkilâttan, cemiyet kademelerinden mücerred, aynı eserleri okumaktan doğan mânevî alâkadarlıktan ibaret olan ekol mensublarına da Nurcu denmektedir Risale-i Nur ve Talebeleri, Âlem-i İslâma, hattâ dünyanın her tarafına kadar genişlemiş ve hüsn-ü kabule mazhar olmuştur Diyanet İşleri Başkanlığının 2 7 1963 tarih, 18746 sayılı yazısına ekli, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulu'nun 29 6 1963 tarih, 326 sayılı kararında:"Nurculuk: Bir tarikat veya bir mezheb olmayıp, Said Nursî adındaki zâtın, son zamanlarda yayılma istidadı gösteren dinsizlik cereyanına karşı, Kur'an-ı Kerim âyetlerini ele alarak, Risale-i Nur namıyla yazdığı eserlere izafe edilen bir cereyandır Adı geçen eserler, imanı fikirlerle birleştirmeye çalışmaktadır " şeklinde beyan edilmiştir
NU'RE (C : Near-Nerât) Eşeğin burnuna giren bir cins sinek
NUREFŞAN f Etrafı aydınlatan, nur saçan, ışık veren
NUR-FEŞAN (Bak: Nurefşan)
NURİ Nura mensub, nura ait * Erkek ismidir
NURİYE Nura âit, nura mensub * Kadın ismidir
NURPAŞ f Nur saçan, nur saçıcı
NURTAL'AT Nur yüzlü
NURUN ALA NUR Daha âlâ, daha iyi, nur üstüne nur
NUSAHA (Nasih C ) Nasihat edenler, öğüt verenler
NUSARA (Nasir C ) Yardımcılar
NUSB (C : Ensâb) Meşakkat, zahmet, elem * Zehir, ağu * Belâ, musibet * Put, sanem, heykel
NUSH Nasihat, ögüt
NUSHA (Bak: Nüsha)
NUSRET (Nusrat) Yardım Cenab-ı Hakkın yardımı, hususen ruhani muavenet Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib olmak
NUSSA Saç kırpıntısı
NUSSAH (Nâsih C ) Nasihat edenler, öğüt verenler
NUSSAR (Nâsır C ) Yardımcılar
NUSU' Çok beyaz olmak * Hâlis olmak
NUSUL Huruç etmek, çıkmak * Dühul etmek, girmek (Ezdaddandır) * (Nasl C ) Mızrakların uçlarındaki sivri demirler Temrenler
NUSUS (Nass C ) Nasslar (Bak: Nass)
NUŞ f İçen, içici * Tatlı şerbet gibi içilecek şey * Zevk ve safâ
NUŞADUR f Nişadır
NUŞA NUŞ f İçtikçe içerek, tekrar tekrar içerek, defalarca içerek, içe içe
NUŞDARU f Panzehir * Tiryak * şarap
NUŞE f şâd ve sevinçli Mesrur olan
NUŞENDE (C : Nuşendegân) f İçki içen kimse
NUŞHAND f Tatlı gülüşlü
NUŞİDEN "İçmek" mastarındandır İçen ve içiçi gibi mânâlara gelir
NUŞİN f Lezzetli, tatlı
NUŞİRVAN İran'da Milâdi (531 - 579) tarihleri arasında hükümdarlık etmiş Sâsâni padişahı olup adâlet ve doğruluğu ile meşhur olmuştur
NUTFE Duru ve sâfi su * Meni Rahimde iki yarım ve ayrı cinsten hücrelerin birleşmişi * Taşmış, dökülmüş su * Deniz
NUTFE (C : Nütef) Parmak ile yolunan şey
NUTÎ (C : Nevâti) Gemici
NUTK (Nutuk) Söyleyiş, söyleme kabiliyeti, konuşma, hitabet * Dervişlerce büyüklerin manzum sözleri
NUTK-U İFTİTAHÎ Açış nutku
NUTU' (Nat' C ) Meşinden yapılmış döşekler * Sofra bezleri
NUTUF (Nutfe C ) Nutfeler, dölsuları, spermalar
NUTUH Boynuzuyla vuran davar
NUUMET Yumuşaklık
NUUT (Na't C ) Vasıflar, keyfiyetler, umuma şâmil sıfatlar * Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm hakkındaki medhiyeler
NUYAN f Şehzâde Pâdişah oğlu
NU'Z Hicaz'da yetişen misvak ağacı
NUZAR Altın * Her nesnenin hâlisi ve iyisi * Necid diyârında yetişen bir ağacın adıdır, ondan tas ve kâse yaparlar NUZC $ (Nazc) Yemişin tam olarak yetişmesi, olgunlaşması * Etin kemikten dökülür derece pişmesi
NUZERA (Nazir C ) Akranlar, eşler
NUZUB (NAZAB) Sinmek * Iraklık, uzaklık * Suyun, toprak tarafından emilmesi
NÜAME Eksen Çark veya çıkrık ortasındaki mihver
NÜAMÎ Güney rüzgârı
NÜANS Fr İnce fark
NÜAS Uyuklama, uyku gelip basma * Hislere ârız olan uyuşukluk ve fütur Pineklemek
NÜASÎ Uyuklama ile ilgili
NÜBAH Havlama
NÜBEA (Nebi C ) Nebiler, peygamberler
NÜBELE (C : Nübel) İstincâ taşı * Kesek parçası
NÜBLE İhsan, atiyye Fazl
NÜBTA Atın kolanı veya karnı altında olan beyazlık
NÜBU' Suyun, yerden çıkıp akması
NÜBUB Bitmek
NÜBUT Suyun, yerden çıkıp akması
NÜBÜVVET (Nebi den) Peygamberlik, nebi olmak, nebilik Allah'ın (C C ) emriyle vazifeli olarak insanları doğru yola çağırmak (Bak: Muhammed (A S M ) - Resül)(   Hem mâdem nev-i beşerde Nübüvvet vardır Ve yüzbinler zât -Nübüvvet dâva edip mu'cize gösterenler - gelip geçmişler Elbette umumun fevkinde bir kat'iyyet ile Nübüvvet-i Ahmediye (A S M ) sabittir Çünkü İsa (A S ) ve Musa (A S ) gibi umum resüllere nebi dedirten ve risâletlerine medar olan delâil ve evsâf ve vazifeler ve ümmetlerine karşı muameleler, Resül-i Ekrem'de (A S M ) daha ekmel, daha câmi bir surette mevcuddur  M )(Enbiya-yı Sâlifinde nübüvvete medar ve esas tutulan noktalar ve onların ümmetleriyle olan muâmeleleri hakkında yalnız zaman ve mekânın tesiriyle bazı hususat müstesnâ olmak şartiyle yapılacak tam bir teftiş ve kontrol neticesinde Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmda daha ekmel, daha yüksek bulunmakta olduğu tahakkuk eder Binaenaleyh nübüvvet mertebesine nâil olanların hey'et-i mecmuası mu'cizeleriyle vesair ahvalleriyle, lisan-ı hal ve kal ile nev-i beşerin sinni kemâle geldiğinde Üstad-ül beşer ünvânını taşıyan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sıdk-ı nübüvvetine ilân-ı şehadet etmişlerdir O Hazret de (A S M ) bütün mu'cizeleriyle Saniin vücub ve vahdetini nurlu bir bürhan olarak âleme ilân etmiştir O Zat'ın (A S M ) ahvâl ve harekâtı birer birer yani tek tek O'nun sıdk ve hakkaniyetini gösterirse hey'et-i mecmuası O'nun sıdk-ı nübüvvetine öyle bir delil olur ki; şeytanları bile tasdike mecbur eder İ İ )(Bil ki nev-i beşerde nübüvvet, beşerdeki hayır ve kemâlâtın fezlekesi ve esasıdır Din-i hak saadetin fihristesidir İman bir hüsn-ü münezzeh ve mücerreddir Madem şu âlemde parlak bir hüsün, geniş ve yüksek bir feyiz, zâhir bir hak, fâik bir kemâl görünüyor Bilbedâhe hak ve hakikat, Nübüvvet içindedir ve nebiler elindedir Dalâlet, şer ve hasâret, onun muhâlifindedir  M N )
|