|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (M Harfi) MÂYİÂT (Mâyi' C ) Akıcı cisimler Su halinde bulunan, akan şeyler
MÂYİİYYET Mâyilik, akıcılık, sıvılık
MAYİR (C: Miyâr) Taamlandıran, yiyecek veren
MA'YUB Ayıplanmış Ayıplanan Bir kusuru ve eksiği olan
MA'YUBAT (Ma'yube C ) Ayıplanacak şeyler Eksiklikler, noksanlıklar, kusurlar
MA'YUBEN Kusur ve ayıp sayılarak Ayıplanarak
MAYUHDES Sonradan olan
MAYU'KAL Anlaşılır
MAYU'REF Bilinmez * Minder altında saklanan şey
MA'Z Keçi Karaca
MAZ' Çiğnemek
MAZ' Gön yağlamak * Ağaç kabuğunu soymayıp üstünde bırakmak
MA'Z Çekmek
MAZA (Mezâ) Geçti (mânasına fiil)
MAZ'A Her nesnenin bakiyyesi, artığı
MAZACI' (Mazca C ) Kabirler, mezârlar
MAZACİR (Mazcer C ) Gönül daralacak ve sıkıntılı yerler
MA'ZAD Alemi, giyen kişinin pazusuna gelen alemli elbise
MAZAĞ Çiğnenecek veya çiğnedikleri yemek
MAZAHİR (Mazhar C ) Mazharlar Eşyanın görüldüğü, çıktığı yerler * Nâil olmalar * Şereflenmeler
MAZAK Darlık
MAZALİM (Mazleme C ) Haksızlık ve adaletsizlikler Zulümler * Adâlet dâiresi
MAZALLE Yol aranılan yer
MAZALLE (C : Mazâil) (Zıll dan) Gölgelik yer
MAZALLENİŞİN f Gölgelikte oturan
MAZA MA MAZA Olan oldu Geçen geçti
MAZAMÎN (Mazmun C ) Mânâlar, mefhumlar, kavramlar * Ödenmesi gereken şeyler * Cinaslı, nükteli sözler
MAZANNE (Mazınne) Zannolunduğu yer Zan götüren * Ermiş sanılan
MAZANNE-İ HAYR Kendisinden yalnız iyilik umulan kimse
MAZANNE-İ SU' Kendisinden ancak kötülük beklenen kimse
MAZARR Zararlar, ziyanlar Mazarrât
MAZARRA Meşakkat, zahmet * Ziyân
MAZARRAT Zararlar Ziyanlar Mazârr
MAZAYIK (Mazîk C ) Zor güç işler * Sıkıntılı ve dar yerler
MAZAZ Musibet, felâket ve belâ acısı * Acıma, üzülme, kederlenme
MAZBATA Bir toplantıda konuşulanların neticesinin yazılı şekli Kararnâme
MAZBUT Zabtolunmuş, elegeçirilmiş * Sağlam * Yazılmış Kaydedilmiş Hatırda tutulmuş Derli toplu * Muhâfazalı Korunmuş * Belli, belirtilmiş
MAZBUTÂT (Mazbut C ) Ele geçirilmiş; kaydedilmiş; hatırda tutulmuş şeyler Mazbut olan şeyler
MAZCA' (Madca) Yatılacak yer Mezar, kabir
MAZCER (C : Mazâcir) Gönül daralacak ve sıkıntılı yerler
MA'ZEL (C: Meâzil) Irak, uzak, baid
MAZEM İki dağ arasında olan dar yol * Dar olan her yer
MA'ZERET Elde olmadan suç, kabahat işleme * Mücbir sebeblerini söyleyerek yardım dileme Özür dileme
MA'ZERETCU f Özür arıyan
MA'ZERETHÂH f Özür dileyen Afvedilmesini isteyen
MA'ZERETMEND f Özürlü, kusurlu Mazeretli
MAZFUF Yanında olan şeyleri tamamen tükenmiş olan kimse
MAZG Ağızda çiğneme
MAZGAL yun Eskiden kale, hisar, sur veya şato duvarlarında açılan iç yanı geniş, dış yanı dar gözleme siperi
MAZHAK (C: Mezâhık) Gülünç kimse
MAZHAR Sahib olma, nâil olma Şereflenme * Bir şeyin göründüğü, izhar olunduğu yer Çıktığı yer
MAZHAR-I ESMÂ Çok sıfatlara ve isimlere mensub hâller kendinde görünen İsimlere, isimlerinin üzerinde te'sirlerine mazhar (sâhib) olan * Cenab-ı Hakkın isimlerinin tecellisine mazhar ve âyine olmuş olan (Cenab-ı Hak insana giydirdiği vücud libasını san'atına mazhar ediyor İnsanı bir model yapmış O vücud libasını o model üstünde keser, biçer, tebdil eder, tağyir eder; muhtelif esmasının cilvesini gösterir L )
MAZHAR-I İLHÂM Kendine ilhâm olunan (Arı, hayvan ve insanlara olduğu gibi) Kalbine ilhâm gelen zât
MAZHARİYET Mazhar ve nâil olma Elde etme Muvaffakiyet
MAZIG Çiğneyen, çiğneyici
MAZINNE (C: Mezânin) İçinde bir şey olduğu tahmin olunan yer
MAZIR Ekşi, hâmız
MAZİ Geçmiş zaman Geçen, geçmiş olan * Gr: Bir işin geçen zamanda yapıldığını bildiren fiil Fiil-i mâzi Mazi sigası (O Kadir-i Mutlak, bütün istikbaldeki acaib-i imkânata muktedirdir Dünü getiren, yarını getirdiği gibi; maziyi icad eten O Zât-ı Kadir, istikbali dahi icad eder Dünyayı yapan o Sani-i Hakim âhireti de yapar  M )
MAZİ-İ NAKLÎ Yalnız işitilen bir şeyi anlatan fiil sigası "Nuri gelmiş" gibi
MAZİ-İ ŞÂD Neş'eli, sevinçli mâzi
MAZİ-İ ŞUHUDÎ Gözle görünen veya görmüş gibi bilinen bir şeyi anlatan fiil sigası, kipi "Nuri geldi" gibi
MAZİF Herkese sofrası açık olan ev Kapısı açık, misafir sever ev Misafirperver olan hâne
MAZİFE İzâfe olunmuş * Keder, hüzün, tasa, gam
MAZÎK Dar yer
MA'ZİL Ayrı Ayrı bir yer * Uzak Baid
MAZİLLE Kıldan yapılma büyük çadır
MAZÎM Mazlum
MAZİN Karınca yumurtası * Bir kabilenin adı
MAZÎR Ekşi, hâmız
MAZÎRE Ayran
MA'ZİRE (C: Meâzir) Özür etmek
MAZİRYUN Şahtere otu
MAZİYAN Kendisinden küçük arklara ayrılan büyük su arkı
MAZİYAT Geçmişler Geçen zamanlar
MAZİYE Şarap, hamr * Beyaz iyi bal * Beyaz ince yumuşak gömlek
MAZÎZ Musibet ve belâya uğramış Felâket acısına giriftar olmuş
MAZLEME (C : Mezâlim) Zulüm ve adaletsizlik Haksızlık Can yakma
MAZLUM Zulüm görmüş Kendine zulmedilmiş * Halim, selim, sakin, sessiz
MAZLUMANE Zulüm görmüşe yaraşır surette * Sessizce Sessizlikle
MAZLUMÎN Zulüm görmüş kimseler
MAZLUMİYYET Mazlumluk Zulüm görmüşlük * Sessizlik, yavaşlık
MAZMAZ (İbranice) Hz Muhammed'in (A S M ) Suhuf-u İbrahim ve Tevrat'taki ismi
MAZMAZA Gusül veya abdest alırken, elleri yıkadıktan sonra üç kere ağız dolusu su alıp ağızda çalkalamak
MAZMİ Sulanan ekin
MAZMUM (Zamm dan) Zammolunmuş İlâve olunmuş * Yapışmış * Zamme ile okunan
MAZMUN Meâl Mâna Mefhum * Nükteli, san'atlı, ince söz * Ödenmesi lâzım olan * Fık: Gasb, telef veya zulüm sebebi ile ödenmesi lüzum etmiş şey
MAZNUK Nezle olmuş Nezleli
MAZNUN (Zann dan) Zannolunmuş Zan altında bulunan, kendisinden şüphe edilen * Huk: Bir suç dolayısı ile sorguya çekilen kimse Sanık
MAZNUNÎN (Maznun C ) Zan altında bulunanlar Şüpheli kimseler
MAZRA Ayran Bir nevi yemek
MAZRAC (C: Mezaric) Eski elbise
MAZRAHÎ Akbaba * Ulu, şerefli kimse * Her beyaz nesne
MAZREB Vuracak yer * İlikli kemik
MAZRUB (Zarb dan) Zarbolunmuş Çarpılmış Dövülmüş * Basılmış, damgalanmış * Mat: Çarpılan (Bak: Madrub)
MAZRUBEYN Birbirine çarpılan iki sayıdan herbiri
MAZRUF Zarflanan Sarılıp muhafaza edilen Zarfa konan
MAZRUFÂT (Mazruf C ) Zarflı olanlar
MAZRUFEN Zarf içinde olarak Zarflı surette
MAZRUR Zarar etmiş Ziyan görmüş
MAZRUS Örülmüş, örülerek yapılmış Diş takımı
MA'ZUB Kötürüm kimse
MAZ'UF Zayıf ve cılız Zayıflamış
MAZUFE İzâfe olunmuş
MA'ZUL (Azl den) İşinden çıkarılmış, kovulmuş, azledilmiş
MA'ZULEN Azledilmiş olarak İşinden çıkarılmış olarak
MA'ZULÎN (Ma'zul C ) İşinden çıkarılmış olan kimseler Azledilmişler
MA'ZULİYET Azledilme hâli Açıkta kalınış
MA'ZUR Özürlü Özrü olan
MA'ZURİYYET Ma'zurluk Özürlülük
MA'ZUZ Katı, şiddetli, şedid
MAZZ Nar
MAZZ Gönlün gamdan ve tasadan yanması * İkrar etmek, kabul etmek, açıktan söylemek
MEAB Dönülecek yer Sığınılacak yer Melce'
MEAB Ayıp yeri * Ayıp
MEABİD (Bak: Maâbid)
MEAD Ahiret (Bak: Maâd)
MEADİB (Me'debe C ) Ziyâfetler
MEADİN (Bak: Maâdin)
MEAHİZ (Me'haz C ) Me'hazler Bir şeyin çıktığı veya alındığı yerler Kaynaklar
MEAKİL (Me'kele C ) Yenilecek şeyler Yemekler Erzâk
MEÂL (Geri dönmek ve rücu eylemek den) Meydana gelen netice Mefhum * Mânası Kısaca mânası * Kaymak * Husul yeri, peyda olunacak yer * Son, sonuç (Meâl, te'vilin me'hazi olan "evl" mânasına masdar-ı mimîdir Bir şeyin varacağı gâye mânasına ism-i mekân da olur ki, te'vilin hasılı demektir Bundan başka meâl, bir şeyi eksiltmek mânasına da gelir Onun için örfte bir kelâmın mânasını her vechile aynen değil de, biraz noksaniyle hasılına göre ifade etmeğe de meâl denilmiştir E T )
MEÂL-İ İCMALÎ Kısaca hülâsası, kısaca mânâsı İcmalî meâl
MEÂLEN Mânâca aynısı olmadan eksiği ile anlaşılan neticesi Mânaya göre (Bak: Te'vil)
MEÂLÎ Kısaca mânasına ait
MEALÎ (Bak: Maâlî)
MEALİM (Bak: Maalim)
MEALPERVER f Mânâlı * Mâna anlatan
|