|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (M Harfi) MECZUBÎN (Meczub C ) Meczublar Deliler, mecnunlar Cezbeye gelmiş olanlar
MECZUM Kat'i niyet edilmiş, cezmolunmuş Kat'i karar verilmiş * Gr: Son harfi harekesiz okunan kelime Cezimli kelime (İlim, kilim, kitab kelimelerinin son harflerinin okunduğu gibi )
MECZUM (Cüzam dan) Cüzam hastalığına tutulmuş kimse
MECZUR Cezr olunmuş, kare kökü alınmış sayı (On sayısı yüz sayısının meczurudur, yani kare köküdür )
MECZUZ Kesilmiş, münkatı'
MEÇ Ateşli silahların icadından evvel kullanılan harp âletlerinden biri Keskin olmayan tâlim kılıcı, uzun ve ince kılıç
ME'D Yumuşak taze ot * Titremek * Sallanmak
MEDA Mesafe, nihâyet Son
MEDE-D-DÜHUR Dünyanın sonuna kadar
MEDACİ' Yatacak yerler (Bak: Madcâ')
MEDAFİ' (Medfa C ) Ask: Toplar
MEDAFİN (Medfen C ) Mezarlar, kabirler Gömülecek, defnolunulacak yerler
MEDAHEK (Bak: Madhek-Mudhike)
MEDAHİL (Medhal C ) Girişler Girilecek yerler
MEDAİH Medhetmeler Övmeler Medhedişler
MEDAİN (Medayin) Şehirler, medineler Büyük memleketler * Şimdi harabe olup İslâmiyyetten evvel yaşamış Kisralıların Nuşirevan zamanında kurdukları merkez-i hükümetleri olan büyük şehir Peygamber Hz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın doğduğu gece bu şehirdeki büyük sarayın eyvanları yıkılmıştı
MEDAK Bir şeyi ezmekte kullanılan yassı taş
MEDAMİ' Göz yaşları * Gözler
MEDAMİ'-İ HİCRAN Hicran gözyaşları Ayrılık gözyaşları
MEDAR Sebeb, vesile * Bir şeyin etrafında döneceği nokta Bir şeyin devredeceği, üzerinde hareket edeceği yer * Gezegenlerin gezerken hareket noktalarının çizdiği dâire (Dünya, güneş etrafında seyrederken medar-ı senevîsi bir dâireyi andırır )
MEDAR-ÜL AYN Göz çukuru
MEDAR-I FAHR İftihara sebeb olan Övmeğe vesile
MEDAR-I İBRET İbret almağa yarıyan
MEDAR-I MAİŞET Geçim vasıtası
MEDAR-I SENEVÎ Dünya, güneş etrafında seyrederken çizdiği farazi dâire
MEDAR-I TAAYYÜŞ Maişet tedarikine sebeb olan, geçim vesilesi
MEDARE Kova gibi dikip su çekmekte kullanılan deri
MEDARİC (Medrec ve Medrece C ) Merdivenler * Meslekler, yollar
MEDARİS Medreseler Ders okunan yerler Talebe-i ulumun ikametgâhları Din, imân, ahlâk dersi ve fenni ilim okutulan ve aynı zamanda talebenin ikamet ettiği mektebler
MEDAS Harman yeri
MEDASE Harman yeri
MEDAYİH Medhe lâyık işler ve hareketler
MEDAYİH-İ BÂHİRE Çok açıktan birisini veya bir şeyi övmek, medhetmek
MEDAYİN (Midyân C ) Dâima borçlanan kimseler
MEDBEE (MEDBE) Kabaklık, kabağı çok olan yer * Kul, abd
MEDBUG Dibâgat olunmuş, tabaklanmış
MEDBUR Zengin Malı mülkü ve serveti çok olan * Yaralı, mecruh
MEDCEN Bulutlu gün
MED Uzatma, çekme Yayma ve döşeme * Çoğaltmak * Bir şeye dikkatlice bakmak * Nihayet, son * Sönmek Bir şeyi söndürmek * Yardım etmek, mühlet vermek * Yâr ve yâver olmak * Tarlaya fışkı ve gübre dökmek * Sel suyu
MEDD-İ BİSAT Kilim yayma, halı serme
MEDD-İ NAZAR Uzağa bakma Gözün görebildiği kadar göz alımı
MEDD-İ YED El uzatma
MEDD İŞARETİ Harekenin uzun okunacağını gösteren işaretin adı * Hemze ile elifin birleşmesi
MEDDAH (Mübalâga ile) Çok çok medheden, sena eden * Edb: Taklidli hikâyelerle halkı eğlendiren hikâyeci
MEDD Ü CEZİR Coğ: Deniz sularının kabarması ve tekrar geriye çekilmesi
MEDED İnayet, yardım, imdad, eman Eyvah
MEDEDCU f Meded isteyen, yardım arayan
MEDEDCUYANE f Medet isteyene, yardım arayana yakışacak surette
MEDEDHÂH f Meded isteyen, yardım bekleyen
MEDEDHÂHÎ f Meded arayıcılık, yardım isteyicilik
MEDEDKÂR f Yardımcı, muin, nâsır Nusret veren
MEDEDKÂRANE f Medet ve yardım edercesine
MEDEDKÂRÎ f Yardımcılık
MEDEDRES f Yardımcı İnâyet eden Yardım eden Mededresân da denir
MEDEDRESANÎ Yardımcılık Yardım ve inâyet edicilik
MEDE-L-BASAR Gözün görebildiği kadar
MEDE-L-EYYAM Günlerin sonuna kadar
MEDENİ Faziletli, terbiyeli, kibâr * Medineli Şehirli * Kur'an-ı Kerimin Medine şehrinde nâzil olan âyet ve sureleri
MEDENİ-İ BİTTAB' Doğuştan, yaradılıştan huyları ile medeni oluş * Cenab-ı Hakkın yaratması ile tab'an iyi huylu, kibar, faziletli kimse
MEDENİYET Adaletseverlik, insanca iyi ve ferah yaşayış Şehirlilik Yaşayışta, içtimaî münâsebetlerde, ilim, fenn ve san'atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli * İslâmiyetin emirlerine göre, usulü dâiresinde yaşayış (Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır Bunların kapatılması ancak Allah'ın lutfuna mazhar olanlara müyesser olur M N )(Sual: Sen eskiden şarktaki bedevi aşâirde seyahat ettiğin vakit, onları medeniyet ve terakkiyata çok teşvik ediyordun Neden, kırk seneye yakındır, medeniyet-i hâzıradan "mimsiz" diyerek hayat-ı içtimaiyeden çekildin, inzivâya sokuldun?Elcevab: Medeniyet-i hâzıra-i Garbiye, semâvi kanun-u esasilere muhalif olarak hareket ettiği için seyyiatı hasenatına; hatâları, zararları, fâidelerine râcih geldi Medeniyetteki maksud-u hakiki olan istirahat-ı umumiye ve saadet-i hayat-ı dünyeviye bozuldu İktisad, kanaat yerine israf ve sefahet ve sa'y ve hizmet yerine tenbellik ve istirahat meyli galebe çaldığından, biçâre beşeri hem gayet fakir, hem gâyet tenbel eyledi Semâvi Kur'anın kanun-u esasisi $_ $_ $ ferman-ı esasisiyle: "Beşerin saadet-i hayatiyesi, iktisad ve sa'ye gayrette olduğunu ve onunla beşerin havas, avâm tabakası birbiriyle barışabilir " diye Risale-i Nur bu esası izaha binaen kısa bir-iki nükte söyleyeceğim:Birincisi : Bedevilikte beşer üç-dört şey'e muhtaç oluyordu O üç-dört hâcatını tedarik etmiyen on adette ancak ikisi idi Şimdiki garb medeniyet-i zâlime-i hâzırası su'i-i istimâlât ve israfat ve hevesatı tehyic ve havâic-i gayr-i zaruriyeyi, zaruri hâcatlar hükmüne getirip görenek ve tiryakilik cihetiyle şimdiki o medeni insanın tam muhtaç olduğu dört hâcâtı yerine, yirmi şey'e bu zamanda muhtaç oluyor O yirmi hâcatı tam helâl bir tarzda tedarik edecek yirmiden ancak ikisi olabilir Onsekizi muhtaç hükmünde kalır Demek bu medeniyet-i hazıra insanı çok fakir ediyor O ihtiyaç cihetinde beşeri zulme, başka haram kazanmağa sevk etmiş Biçâre avâm ve havas tabakasını dâima mübarezeye teşvik etmiş Kur'anın kanun-u esasisi olan "vücub-u zekât, hurmet-i riba" vasıtasiyle avâmın havassa karşı itâatini ve havassın avâma karşı şefkatini te'min eden o kudsi kanunu bırakıp burjuvaları zulme, fukaraları isyana sevk etmeğe mecbur etmiş İstirahat-ı beşeriyeyi zir ü zeber etti! İkinci Nükte : Bu medeniyet-i hâzıranın hârikaları, beşere birer ni'met-i Rabbaniye olmasından, hakiki bir şükür ve menfaat-ı beşerde istimâli iktiza ettiği halde, şimdi görüyoruz ki: Ehemmiyetli bir kısım insanı tenbelliğe ve sefahete ve sa'yi ve çalışmayı bırakıp istirahat içinde hevesatı dinlemek meylini verdiği için sa'yin şevkini kırıyor Ve kanaatsizlik ve iktisadsızlık yoluyla sefahete, israfa, zulme, harama sevkediyor Meselâ Risale-i Nurdaki "Nur Anahtarı"nın dediği gibi: Radyo büyük bir ni'met iken, maslahat-ı beşeriyeye sarf edilmek ile bir mânevi şükür iktiza ettiği halde, beşte dördü hevesata, lüzumsuz malâyani şeylere sarf edildiğinden; tenbelliğe, radyo dinlemekle heveslenmeğe sevk edip, sa'yin şevkini kırıyor Vazife-i hakikiyesini bırakıyor Hattâ çok menfaatli olan bir kısım hârika vesait, sa'y ve amel ve hakiki maslahat-ı ihtiyac-ı beşeriyeye istimâli lâzım gelirken, ben kendim gördüm; ondan bir-ikisi zaruri ihtiyâcata sarf edilmeğe mukabil, ondan sekizi keyf, hevesat, tenezzüh, tenbelliğe mecbur ediyor Bu iki cüz'i misâle binler misâller var Elhâsıl : Medeniyet-i garbiye-i hâzıra, semâvi dinleri tam dinlemediği için, beşeri hem fakir edip ihtiyacatı ziyadeleştirmiş  İktisad ve kanaat esasını bozup israf ve hırs ve tama'ı ziyadeleştirmeğe; zulüm ve harama yol açmış Hem beşeri vesait-i sefahete teşvik etmekle o biçare muhtaç beşeri tam tenbelliğe atmış Sa'y ve amelin şevkini kırıyor! Hevesata, sefahete sevk edip ömrünü faidesiz zâyi ediyor Hem o muhtaç ve tenbelleşmiş beşeri, hasta etmiş Su'-i istimâl ve israfat ile yüz nevi hastalığın sirayetine, intişarına vesile olmuş Hem üç şiddetli ihtiyaç ve meyl-i sefahet ve ölümü her vakit hâtıra getiren kesretli hastalıklar ve dinsizlik cereyanlarının o medeniyetin içlerine yayılmasiyle intibaha gelip uyanmış beşerin gözü önünde ölümü idam-ı ebedi suretinde gösterip, her vakit beşeri tehdid ediyor Bir nevi cehennem azâbı veriyor  İşte bu dehşetli musibet-i beşeriyeye karşı Kur'an-ı Hakim'in dörtyüz milyon talebesinin intibahiyle ve içinde semâvi, kudsi kanun-u esasileriyle bin üçyüz sene evvel gösterdiği gibi, yine bu dörtyüz milyonun kendi kudsi esasi kanunlariyle beşerin bu üç dehşetli yarasını tedavi etmesini; ve eğer yakında kıyamet kopmazsa, beşerin hem saâdet-i hayat-ı dünyeviyesini, hem saadet-i hayat-ı uhreviyesini kazandıracağını; ve ölümü, idam-ı ebediden çıkarıp âlem-i nura bir terhis tezkeresi göstermesini ve ondan çıkan medeniyetin mehasini, seyyiatına tam galebe edeceğini ve şimdiye kadar olduğu gibi; dinin bir kısmını, medeniyetin bir kısmını kazanmak için rüşvet vermek değil, belki medeniyeti ona, o semavî kanunlara bir hizmetkâr, bir yardımcı edeceğini Kur'an-ı Mu'ciz-il-Beyan'ın işarat ve rumuzundan anlaşıldığı gibi, Rahmet-i İlâhiyeden şimdiki uyanmış beşer bekliyor, yalvarıyor, arıyor! R N )
MEDENK f Kapı sürgüsü Kilit
MEDER Tezek, toprak tezeği * Çakıl Kuru çamur Kuru balçık * Köy, mahalle
MEDFA' (C : Medâfi') Ask: Top
MEDFEE Deve sürüsü Çok miktar deve
MEDFEN Mezar Defnedilen, gömülen yer
MEDFU' Dışarı çıkarılmış, def olunmuş, kovulmuş * Verilmiş, vezneden çıkarılmış
MEDFUAT (Medfu' C ) Defedilip dışarı çıkarılmış olanlar * Sarfedilmiş ve verilmiş paralar Harcanan veya kasadan çıkan paraların, hesap defterinde kaydedildiği hâne
MEDFUN Defnedilmiş Gömülmüş
MEDH Birisinin iyiliğini, iyi vasıflarını söylemek Övmek
MEDH Büyük bahşiş
|