Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #20
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (M Harfi) MEDHA Deve kuşunun yumurtladığı yer
MEDHA Övmek, medhetmek
MEDHAL Girilecek taraf Dahil olacak yer * Giriş Esere başlangıç Önsöz Mukaddeme
MEDHALDAR f Bir işte parmağı olan Bir işe karışmış olan
MEDHAZA (C: Medâhız) Ayak kayacak yer
MEDHENE Yağhâne
MEDHİYAT (Medhiye C) Medh etmeler, övmeler
MEDHİYE Birini medhetmek için yazılan yazı
MEDHUL (Dahl den) Ayıplanacak kusuru olan * Dile düşmüş * Kendisine birşey girmiş olan
MEDHUN f Tabaklanmış deri
MEDHUR Uzaklaştırılmış veya kovulmuş olan Tardedilmiş olan
MEDHUŞ Dehşete uğramış Şaşırmış Korkmuş
MEDHUŞÂNE Ürkmüş gibi Ürkmüş bir hâlde
MED'Î Dâvet edilmiş, davetli Çağrılmış
MEDİ (C: Emdiye) Bir yerde birikip toplanmış su
MEDİBB Selin aktığı yer
MEDİD Devamlı Çok uzun süren * Uzatılmış Çekilmiş
MEDÎH Keskin
MEDÎH (Medh den) Övmeye ve medhetmeye sebeb olan şey Övme mevzuu
MEDİHA Medih için yazılan kaside, övme
MEDİHAGÛ f Medheden, öven
MEDİHASENC f Medihnâme yazan, övücü yazılar yazan
MEDÎN Borçlu * Kul, köle, abd
MEDİNE Şehir * Hicazda Hz Peygamberin (ASM) türbesi bulunan şehirdir Buranın İslâmiyyetten evvel ismi "Yesrib" idi
MEDİNE-İ MÜNEVVERE Nurlu, nurlanmış şehir
MEDİNE-İ SELÂM Bağdat şehri
MEDİNET-ÜN NEBİ Eski ismi Yesrib olan ve Peygamberimiz Hz Muhammedin (ASM) türbesinin bulunduğu Medine şehri
MEDKUK Döğülmüş, toz hâline getirilmiş
MEDL Zayıf, yeyni kimse
MEDLEBE Çınarlık
MEDLUL Delâlet olunan Gösterilen * Mânâ Meâl Mefhum Delil getirilen şey Bir kelime veya bir işâretten anlaşılan
MEDLULİYYET İşâret ve delil olma hâli
MEDMA' (C: Medâmi') Göz Ayn * Gözyaşı
MEDMEC Kadeh
MEDMUM Kırmızı renkli olan * Dolu, dolmuş
MEDN Durmak, ikamet
MEDR Havuzun içini sıvamak * Düzmek
MEDRAA Ferâce, kaftan, çarşaf
MEDREC(E) (C: Medâric) Basamaklı yol Merdiven * Meslek * Tarikat * Dar yol Dağ yolu
MEDRESE (Ders den) Ders görülen yer Ders okutulan yer İslâmi ilimleri okuyan talebelerin yatıp kalktıkları ve tahsil için çalıştıkları vakıf odalarının bulunduğu binâ
MEDRESE-İ YUSUFİYE Hz Yusuf'un (AS) iftira, haksızlık ve zulüm ile hapiste kalmasından kinâye olarak, İmân ve Kur'an hizmetinden dolayı tevkif edilenlerin hapsedildiği yere verilen isim
MEDRESENİŞİN Medreseli Medresede oturan
MEDRESETÜZZEHRA (Medreset-üz Zehra) 1914'de Birinci Cihan Harbinden evvel Van'da; Üstad Bediüzzaman Said Nursî'nin açılması için teşebbüse geçtiği ve Artemit'te (Edremit) temelini attığı Şark Üniversitesi'nin bir adı(Münazarat Risalesi'nin ruhu ve esası hükmünde olan, hâtimesindeki Medreset-üz Zehra hakikatı ise, istikbalde çıkacak olan Risale-i Nur'a bir beşik, bir zemin ihzar etmek idi ki; bilmediği, ihtiyarsız olarak ona sevkolunuyordu Bir hiss-i kablelvuku ile o nurani hakikatı, bir maddî surette arıyordu Sonra o hakikatın maddî ciheti dahi vücuda gelmeye başladı Sultan Reşad 19 bin altun lirayı Van'da temeli atılan o Medreset-üz Zehra'ya verdi Temel atıldı, fakat sâbık harb-i umumi çıktı, geri kaldı Beş-altı sene sonra Ankara'ya gittim, yine o hakikata çalıştım 200 meb'ustan 163 meb'usun imzalarıyla o medresemiz -150 bin banknota iblağ ederek- o tahsisat kabul edildi Fakat binler teessüf medreseler kapandı Onlar ile uyuşamadım, yine geri kaldı Fakat Cenab-ı Erhamürrâhimîn o medresenin manevî hüviyetini Isparta vilayetinde tesis eyledi Risale-i Nur'u tecessüm ettirdi İnşâallah istikbalde Risale-i Nur şakirdleri o âlî hakikatın maddî suretini de tesis etmeye muvaffak olacaklar KL)
MEDRUK Anlaşılmış, derk olunmuş
MEDRUS Eskimiş elbise * Deli, mecnun * Ders olarak okunmuş
MEDSUS Gömülerek saklanmış olan Gizli bulunan * İçine desise karışmış şey
MEDŞ Elin zayıf olması Elin eti az ve siniri sarkmış olması
MEDUF Islanmış * Dövülmüş
MED'UV Davet olunan Çağırılmış Davetli
MED'UVVEN Çağrılarak, davetli olarak, davet olunarak
MED'UVVÎN (Med'uvv C) Davetliler, davet olunmuşlar, çağrılmış olanlar
ME'DÜBE Ziyafet Düğün
MEDYUM (Medyom) Lât İspirtizmacılık için vasıtalık eden(Nurlarla şiddetli alâkası bulunan birkaç has kardeşimizin nazarını, fikrini başka tarafa çevirmek veya zevkli ve ruhani bir meşreb ile meşgul edip, hizmet-i imaniyeye karşı zaifleştirmek için bâzı şahıslar ispirtizma denilen ölülerle muhabere nâmı altında cinnilerle muhabere etmek gibi hattâ bâzı büyük evliyalarla, hattâ peygamberlerle güya bir nevi konuşmak gibi eski zamanda kâhinlik denilen şimdi de medyumluk nâmı verilen bu mes'ele ile bâzı kardeşlerimizi meşgul ediyorlar Halbuki:Bu mes'ele, felsefeden ve ecnebiden geldiği için ehl-i imana çok zararları olabilir Ve çok su'-i istimalâta menşe' olmakla beraber içinde bir doğru olsa on yalan karışıyor Çünki, doğruyu ve yalanı tefrik edecek bir mehenk, bir mikyas olmadığından ervah-ı habise ve şeytana yardım eden cinnilerin bu vesile ile hem onun ile meşgul olanın kalbine ve hem de İslâmiyete zarar vermek ihtimali var Çünki: Mâneviyat nâmına hakaik-ı İslâmiyeye ve akide-i umumiyeye muhalif ihbarat oluyor Ervâh-ı habise iken kendilerini, ervah-ı tayyibe zannettirip belki kendilerine bâzı büyük veliler nâmını verip İslâmiyetin esasatına muhalif sözlerle zarar vermeye çalışabilirler Hakikatı tağyir edip, safdilleri tam aldatabilirlerMeselâ: Nasılki güneş, bir küçük cam parçasında ziyasiyle, hararetiyle, şekliyle görünüyor Fakat, o küçücük camın içindeki güneşin o küçücük timsali, kendi nâmına eğer konuşsa ve dese: Benim ziyam dünyayı istilâ ediyor Benim hararetim herşeyi ısıtıyor Ve küre-i arzdan bir milyon defadan daha büyüğüm dese, ne derece hilâf-ı hakikat olduğu anlaşılır Aynen bu misal gibi; bir peygamber, güneş gibi hakiki makamında iken o ispirtizmanın veyahut medyumluğun cam parçası hükmündeki istidadına göre bir cilvesinin tezahürü, o hakikat nâmına konuşamaz Eğer konuşsa yüz derece muhalif olur İspirtizmanın veya medyumluğun o mazhardaki cüz'i cilvesi, vahyin mazharı olan o mânevi güneşin kudsi mahiyetine hiçbir cihetle kıyas olamaz Çünki: Esfel-i sâfilindeki bir cam parçası mânen a'lâ-yı illiyyinde olan o mânevi güneşin hakikatını yanına getiremez Getirmeye çalışmak da hürmetsizlikten başka birşey değildir Ancak onun makamına karib olmak için, Celâleddin-i Süyuti ve bir kısım evliyalar gibi seyr ü süluk ile terakki ederek o mânevi güneşin sohbetine mazhar olunur Fakat böyle terakki, Risale-i Nurun isbat ettiği gibi, peygamberin velâyetiyle bir nevi sohbeti kendi derecelerine göre ve kendi istidatları derecesinde olurFakat Nübüvvet hakikatı, velâyetten ne derece yüksek ise, ispirtizma vasıtasiyle veyahut terakkiyat-ı ruhiyye cihetiyle mazhar olunan sohbet ve muhabere dahi hiçbir cihette hakiki peygamberle muhabereye yetişemiyeceğinden yeni ahkâm-ı şer'iyyeye medar-ı ahkâm olamazEvet, dinden gelmeyen, belki felsefenin hassasiyetinden gelen celb-i ervah da; hem hilâf-ı hakikat, hem hilâf-ı edeb bir harekettir Çünki a'lâ-yı illiyyinde ve kudsi makamlarda olanları esfel-i sâfilin hükmündeki masasına ve yalanların yeri olan oyuncak tahtasına getirmek tam bir ihanettir ve bir hürmetsizliktir Adetâ bir padişahı kulübeciğine çağırıp getirmek gibidir Belki ayn-ı hakikat ve edeb ve hürmet ve istifade odur ki, Celâleddin-i Süyuti, Celâleddin-i Rumi ve İmam-ı Rabbâni gibi zâtların seyr ü süluk-u ruhanileri gibi seyr ü süluk ile yükselerek o kudsi zâtlara yanaşmak ve istifade etmektirRü'ya-yı sâdıkada ervah-ı habise ve şeytan peygamber suretinde temessül edemez Fakat celb-i ervahta; ervah-ı habise, belki peygamberin lisanen ismini kendine takıp; Sünnet-i Seniyyeye ve ahkâm-ı Şer'iyyeye muhalif olarak konuşabilir Eğer bu konuşması şeriatın ahkâmına ve Sünnet-i Seniyyeye muhalif ise, tam delildir ki, o konuşan ervah-ı tayyibe değildir Mü'min ve müslüman cinni de değildir Ervah-ı habisedir Bu şekilde taklid ediyor RN) (Bak: İspirtizma)
MEDYUN Borçlu Vereceği bulunan
MEEKA Ağlamaktan ârız olan hıçkırık * Gayretlenmek, gayrete gelmek
MEENNE Alâmet, nişan, işaret
MEFAD Fayda vermek
MEFAFUN Aklı ve fikri zayıf olan
MEFAHİM Mefhumlar Anlaşılan şeyler Anlaşılan mânâ ve mefhumlar
MEFAHİR İftihar edilecek, övünülecek şeyler Mefharetler
MEFAHİS (Mefhas C) Kuş yuvaları
MEFAİL (Mef'ul C) İşlenmiş ve yapılmış işler
MEFAKA Ansızın tutmak
MEFALİS (Müflis C) Müflisler İflâs edenler
MEFARİK (Mefrak ve Mefrik C) Başın tepe kısımları Başta saçın ikiye ayrıldığı noktalar
MEFARİŞ (Mefruş C) Kadın eşler
MEFASIL (Mafsal C) Mafsallar Vücuttaki oynak yerleri, eklenti yerleri
MEFASİD (Mefsedet C) Fesadlıklar Bozgunculuklar Münafıklıklar
MEFAT (Bak: Müfad)
MEF'AT Yılanlı yer
MEFATIR Yaradılıştan olan huylar Fıtri olan huylar
MEFATİH (Miftah C) Anahtarlar
MEFATİH-ÜL GAYB (Bak: Mugayyebat-ı hamse) İmam-ı Razi'nin bir tefsiri
MEFATİR (Muftır C) Oruç açanlar, iftar edenler
MEFAVİZ (Mefâze C) Sahralar, çöller
MEFAZ Feyz, halâs, zafer * Korkulardan, acılardan kurtulup murada ermek
MEFAZE (C: Mefâviz) Çöl, sahra
MEFDERE Dağ keçisinin durağı
MEF'EM Karnı geniş olan kişi
MEFERR Kaçılacak yer
MEFHAR İftihara, övünmeğe, sevinmeğe sebeb olan İftihara vesile olan şey
MEFHAR-I KÂİNAT (Mefhar-i Mevcudat) Kâinatın, kendisi ile iftihar ettiği zat mânâsına Hz Muhammed'e (ASM) alem olmuş bir tâbirdirBu tâbirin kavranabilmesi için nurâni bir bahsi naklediyoruz: "Bak, hârika bir surette hüsn-i suretle hüsn-i sireti cem'eden O Mürşid-i Umumi, O Hatib-i Kudsi; cevâhir dolu bir Kitab-ı Mu'ciz-ül Beyan eline alarak, bütün insanlara mele-i a'lâdan nâzil olan bir hutbe-i ezeliyeyi okuyor ve bütün beni âdemi ve cinleri ve mevcudatı dinletiyor Evet, pek büyük bir emirden haber veriyor Hilkat-ı âlemin acib muammasını açıyor Kâinatın sırr-ı hikmetine dâir tılsımı açıyor Felsefe ve fenn-i hikmetin, nev-i beşere: "Siz kimlersiniz? Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz?" diye irâd ettiği, akılları acz ve hayrette bırakan üç suâle cevap veriyorArkadaş! Şu Zât-ı Nurâni (ASM) Mürşid-i İmâni Resul-ü Ekrem, bak; nasıl neşrettiği hakikatın nuriyle, Hakkın ziyası ile, nev-i beşerin gecesini gündüze, kışını bahara çevirerek, âlemde yaptığı inkılâb ile âlemin şeklini değiştirerek nurâni bir şekle sokmuştur Evet, O Zâtın nurâni güzelliği ile kâinata bakılmazsa, kâinat bir mâtem-i umumi içinde görünecekti Bütün mevcudat birbirine karşı ecnebi ve düşman durumunda bulunacaktı Cemâdat, birer cenaze suretini gösterecekti Hayvan ve insanlar, eytam gibi zevâl ve firakın korkusundan vâveylâlara düşeceklerdi Ve kâinata, harekâtiyle, tenevvüü ile ve tagayyüratiyle, nukuşiyle tesadüfe bağlı bir oyuncak nazarı ile bakılacaktı Bilhassa insanlar, hayvanlardan daha aşağı, zelil ve hakir olacaklardı İşte, O Zâtın telkin ettiği imân nazarı ile kâinata bakılmadığı takdirde, kâinat böyle korkunç, zulümatlı bir şekilde görülecekti Fakat O Mürşid-i Kâmil'in gözü ile ve imân gözlüğü ile bakılırsa; her taraf nurlu, ziyadar, canlı, hayatlı, sevimli, sevgili bir vaziyette arz-ı didar edecektir Evet, kâinat iman nuru ile mâtem-i umumi yeri olmaktan çıkıp mescid-i zikir ve şükür olmuştur Birbirine düşman telâkki edilen mevcudat, birbirine ahbab ve kardeş olmuşlardır Cenâze ve ölü şeklini gösteren cemâdât, ünsiyyetli birer hayattar ve lisan-ı hâliyle hâlıkının âyâtını nâtık birer müsahhar me'muru şekline giriyorlar Ağlayan müteşekki ve eytâm kıyafetinde görünen insan; ibâdetinde zâkir, Hâlikına şâkir sıfatını takınıyor Ve kâinatın harekât, tenevvüât, tagayyürât ve nukuşu, abesiyyetten kurtuluyor Rabbâni mektublar, Ayat-ı tekviniyyeye sahifeler, Esmâ-i İlâhiyyeye âyineler suretine inkılâb ederlerHülâsa: İman nuriyle âlem öyle terakki eder ki: "Hikmet-i Samedâniye Kitabı" nâmını alıyor Ve insan zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar Za'fının kuvvetiyle, aczinin kudreti ile, ubudiyyetinin şevketi ile, kalbinin şuâı ile, aklının haşmet-i İmâniyyesi ile hilâfet ve hâkimiyyetin zirvesine yükselmiştir Hattâ, acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbâb iken, suud ve yükselmesine sebeb olurlar Zulmetli, karanlıklı bir mezar-ı ekber suretinde görünen zaman-ı mâzi, enbiya ve evliyanın ziyâsı ile ziyâdar ve nurâni görünmeğe başlar Karanlıklı gece şeklinde olan istikbal, Kur'ânın ziyası ile tenevvür eder Cennetin bostanları şekline girer Buna binâen, O Zât-ı Nurâni olmasa idi; kâinat da, insan da, her şey de adem hükmünde kalır; ne kıymeti olur ve ne ehemmiyeti kalırdıBinaenaleyh bu kadar garib, acib, güzel kâinat için böyle târifat ve teşrifatçı bir Mürşid-i Harika lâzımdır! "Eğer bu Zât (ASM) olmasa idi kâinat da olmazdı" meâlinde $ olan Hadis-i Kudsi şu hakikatı tenvir ediyor" MN)

Alıntı Yaparak Cevapla