|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (M Harfi) MEHDİ Hidâyete eren veya hidayete vesile olan Sâhib-üz-zaman "Hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine mazhar olan, kendisine Cenâb-ı Hak tarafından yol gösterilen" mânasınadır Bu kelime ihtida etmiş olanlar için de kullanılmıştır Mehdi-yi Resul, Mehdi-yi muntazır da denir Ahir zamanda gelip bütün müslümanları Hakaik-ı imâniye ve Kur'âniyeyi câmi' eserleri ile uyandıracak, dinlerini takviye ve imânlarını tecdit edecek olan ve Peygamberimizin (A S M ) Al'inden bir Zâttır Hz Peygamberimizin Mehdi hakkındaki tavsiflerinden anlaşılıyor ki; "Cenab-ı Hak kemâl-i kereminden Din-i Muhammedinin (A S M ) ebediyyetine bir alâmet olarak her asırda, her fitne zamanında Mehdi mânâsında bir zâtı gönderip onunla Din-i İslâmı te'yid buyurmuştur " Mehdi-misâl zâtlar gelmişlerdir Deccâl ismiyle tâbir edilen dehşetli bir şahsın, Müslümanları İslâmiyetten uzaklaştırmak ve sefâhet ve dalâlete ve dinsizliğe sevk etmeğe çalışmasına karşı, İslâmiyyeti, Kur'ânî eserleriyle müdafaa eden ve Kur'ânın ve imânın hakikatlarını izah ve isbat ile müslümanların imânlarını kuvvetlendiren, taklidi imânları tahkiki imân kuvvetine tebdil eden ve ehl-i imânı ikâz edip uyandıran ve her hâliyle Hz Peygambere (A S M ) tâbi olan evliyaullahtan, mücâhid, ferid ve cadde-i Kübra-i Kur'âniye yolunda giden ve bu cadde-i kübrayı gösteren rehber-i zaman, yüksek bir zâttır (Bak: Deccâl)(Suâl : Ahir zamanda Hz Mehdi geleceğine ve fesada girmiş âlemi ıslâh edeceğine dâir müteaddid rivâyât-ı sahiha var Halbuki, şu zaman, cemaat zamanıdır; şahıs zamanı değil Şahıs ne kadar dâhi ve hattâ yüz dâhi derecesinde olsa bir cemaatin mümessili olmazsa, bir cemaatin şahs-ı mânevisini temsil etmezse; muhalif bir cemaatin şahs-ı mânevisine karşı mağlubdur Şu zamanda kuvvet-i velâyeti ne kadar yüksek olursa olsun böyle bir cemaat-i beşeriyenin ifsâdat-ı azimesi içinde nasıl ıslâh eder? Eğer Mehdinin bütün işleri harika olsa, şu dünyada Hikmet-i İlâhiyyeye ve Kavânin-i Adetullâha muhalif düşer Bu Mehdi mes'elesinin sırrını anlamak istiyoruz?Elcevab: Cenâb-ı Hak, kemâl-i rahmetinden, Şeriat-ı İslâmiyyenin ebediyyetine bir eser-i himâyet olarak, her bir fesâd-ı ümmet zamanında bir müslih veya bir müceddid veya bir halife-i zişân veya bir kutb-u a'zâm veya bir mürşid-i ekmel veyahud bir nevi Mehdi hükmünde mübârek zâtları göndermiş, fesadı izâle edip milleti ıslâh etmiş Din-i Ahmediyi (A S M ) muhafaza etmiş Mâdem âdeti öyle cereyan ediyor; âhir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müctehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mühdi, hem mürşid, hem kutb-u a'zâm olarak bir zât-ı nurâniyi gönderecek; ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebeviden olacaktır Cenâb-ı Hak, bir dakika zarfında beynes-semâ ve-l arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelâl, Mehdi ile de Alem-i İslâmın zulumatını dağıtabilir ve vâdetmiştir, vâdini elbette yapacaktır Kudret-i İlâhiyye noktasında bakılsa, gâyet kolaydır Eğer dâire-i esbâb ve Hikmet-i Rabbâniye noktasında düşünülse, yine o kadar ma'kul ve vuku'a lâyıktır ki; "Eğer Muhbir-i Sâdıktan rivâyet olmazsa dahi, her hâlde öyle olmak lâzım gelir ve olacaktır", diye ehl-i tefekkür hükmeder M )
MEHDİ-Yİ ABBASÎ (Hi: 120-163) Abbâsi Halifesidir Ebu Abdullah Muhammed diye de anılır Halife Mansurun oğludur Meşhur ve iyiliği ile umumi kabul gören bir zat olup hususan sulh zamanında imparatorluğun inkişafı için çok çalışmıştır Yeni yollar yaptırmış, postayı ıslâh etmiş ve Abbâsi Sülâlesinin en iyi hükümdarı olarak tanınmıştır
MEHDİ-İ MUNTAZIR (Şiilerin itikadına göre) Kıyameti bekleyen mehdi
MEHDİ-MİSAL Mehdiye benzer surette Mehdi gibi hidayete vesile olan
MEHDİYYE Mehdiye âit ve mensub olan Mehdiye dâir ve müteallik * Hediye Armağan
MEHDUM(E) (Hedm den) Yıkılmış, hedmolunmuş, yıkık
MEHDUR (Hedr den) Yazık edilmiş, ziyan edilmiş Boş yere gitmiş
MEHEBB (C : Mehâbb) Rüzgârın estiği yer
MEHEL (C: Mühul-Emhâl) Yavaş yapmak * Sonraya bırakmak, te'hir etmek
MEHENK Ölçü Miyar * Altın ve gümüş ayarını anlamaya mahsus taş Üzerinde altın tecrübe edilen siyah taş
MEHERE (Mâhir C ) Mâhirler, ustalar, üstadlar Hüner sahibi ve elinden iş gelen kimseler
MEHFAK Bol nesne
MEHÎB İnsanın kendisinden korktuğu Heybetli, azametli, korkunç kimse * Arslan, esed, gazanfer
MEHÎL Korkulu yer Korkunç ve tehlikeli yer
MEHÎN Hor ve hakir Zayıf Zebun * Az şey * Rey', fikir ve tedbirde temyizi zayıf, ahmak
MEHÎR f Ay, kamer
MEHÎRE Usta, mâhir, hünerli * Hür olan kadın * Nikâh bedeli çok olan kadın
MEHİST f Ağır, sakil
MEHÎZ Ayran * Yağı alınmış yoğurt
MEHK Suyun rengi yeşil olmak
MEHK İyice ezme
MEHL Vakit verme Vâde Mühlet Bir işi belli bir zamana kadar te'hir etme
MEHLEKE (C : Mehâlik) Tehlikeli yer veya iş
MEHLİKA f Güzel Ay yüzlü
MEHMA-EMKEN Olabildiği kadar Mümkün mertebe
MEHME (C : Mehâme) Irak, uzak * Issızlık * Korkunç sahrâ Büyük çöl
MEHMED Muhammed isminin Türkçede meşhur olmuş değişik şeklidir Resul-i Ekrem Efendimize verilen ve sadece ona lâyık bulunan Muhammed (A S M ) ismine hürmeten bu değişiklik âdet olmuştur
MEHMED AKİF (1873-1936) Şiir ve manzumeyi sırf İslâmiyete hizmet için yazdı İlk Türkiye Büyük Millet Meclisinde İstiklâl Marşı manzumesi kabul edilerek milletin mâneviyatına büyük faydalar sağladı Çanakkale Şehidlerine hitaben yazdığı manzumesi de aynı mahiyettedir Bu İslâm mücahidinin şiirleri Safahât isimli yedi kısımdan ibâret bir kitabda toplanmıştır (R Aleyh)
MEHMEDCİK Kahraman ve mücahid mânasında Türk askerine verilen ünvandır
MEHMUM Endişeli Düşünceli
MEHMUSE Gizli Gizlenmiş eşya * Örtülmüş * Tecvidde: Gizli okunan harfler Fısıltı ile okunan harfler $ sözü, bu harfleri toplamıştır Bunun zıddı "Huruf-u mechure" dir
MEHMUSEN Gizli olarak
MEHMUZ Gr: Hemzeli kelime Harfin kökünde hemze varsa o kelimeye denir
MEHMUZ-UL AYN Kelime kökündeki ikinci harf "hemze" olursa, o kelimeye denir Birinci harfi "hemze" olursa ona: Mehmuz-ul fâ; üçüncü harf hemzeli olur ise ona da: Mehmuz-ül lâm denir
MEHN (MİHN) Hizmet * Mübtezellik, değersizlik
MEHPARE f Ay parçası * Çok güzel kimse
MEHPEYKER Nurlu, ay yüzlü Yüzü ay gibi parlak ve güzel olan
MEHR Aşk, şefkat, muhabbet * Güneş * Huk: Mihr Evlenme muamelesinde erkek tarafından kadına verilen nikâh bedeli
MEHR-İ MUACCEL Nikâhta erkek tarafından kız tarafına verilen ağırlık, para
MEHR-İ MÜECCEL Boşanma veya ölüm halinde, kız tarafına verilmesi nikâhta kararlaştırılmış olan para
MEHR-İ MÜSEMMA İki tarafın rızası ile nikâh bedeli olarak kararlaştırılan para
MEHRAK (C: Mehârik) Sahife, sayfa
MEHREB Sığınılacak yer * Ürküp kaçma
MEHREC (Bak: Mahrec)
MEHRECAN Eylül ayının onaltıncı günü
MEH-RU (C: Mehruyân) f Ay yüzlü, güzel
MEHRU' Sar'alı kimse Sar'a hastalığı olan kişi
MEH-RUYAN f Ay yüzlüler Ay gibi parlak olanlar * Mc: Manevî güzellik Ahlâk sahibi ve dindar olanlar
MEH-ŞİD f Ay, kamer * Ay ışığı, mehtâb
MEHTAB f Mâhtâb Ay ışığı
MEHTER (Mih-ter) f Daha büyük * Reis * Seyis Osmanlı askeri mızıkası ve buna mensub müzikçiler * Vaktiyle Bâb-ı âli çavuşu * Rütbe, nişan veya vazife alanların evlerine müjde götürenler * Tanzimattan önce Pâdişah çadırını kurmağa vazifeli asker * At uşağı
MEHTERÂN (Mehter C ) Mehterler
MEHTERHANE f Tar: Zurna, nakkare, nefir, zil, davul ve kösden kurulu askeri mızıka takımı
MEHTUK (Hetk den) Bozulmuş, yırtılmış, hetkolunmuş
MEHUB Heybetli Azametli Korkunç * Arslan
MEHUL Yumuşak yay
ME'HUL Ma'mur, imar edilmiş
MEHUL Benli, benekli
ME'HUZ Ahzolunmuş Çıkarılmış Alınmış * Ödünç olarak başka bir yerden alınmış
ME'HUZÂT Alınmış olanlar Alınan paralar ve bu paraların defterde yazılı kısmı
MEHV İnce kılıç * Sulu süt
MEHVA (C: Mehâvâ) Sahrâ, çöl, * Uçurum, yar * İki dağ arası * İki şeyin arası
MEHVARE f Ay gibi * Aylık maaş Aylık ücret
MEHVAT Çöl, sahra * İki şeyin arası
MEHVEŞ f Ay gibi * Mc: Güzel
MEHYUM Şaşmış, hayrette kalmış, şaşırmış * Sevgi ve aşkdan serseme dönmüş
MEHZUL Düşkün Zayıf Arık
MEHZUM Hezimete uğramış Mağlub olmuş olan
MEIK Gayretli kişi * Hiddeti galip kimse
MEİN Ağlanacak ve inlenecek yer
MEJENG f Keder, hüzün, tasa, gam * Hoşa gitmeyen, beğenilmeyen, nefret edilen, iğrenilen
ME'K (MÜ'K) (Amâk-Emâk) Göz pınarı
MEKA (C: Emkâ) Tilki, tavşan ve bunlara benzer hayvanlar * Canavarların inleri ve yatakları
MEKABİR (Bak: Makabir)
MEKAD(E) Yakın olmak, yakınlık
MEKADİR (Bak: Makadir)
MEKAHİL (Mikhal, mikhel ve mükhüle C ) Göze sürme çekecek âletler, miller
MEKAİD (Mekide C ) Hileler, aldatmalar, düzenler, dalavereler
MEKAL (Bak: Makal)
MEKAMİN (Mekmen C ) Gizlenilecek yerler, pusular
MEKÂN (Kevn den) Yer Durulan yer Ev, hane, mesken Mahal
MEKÂN-I BAÎD Uzak mekân, uzay yer (Mekân-ı baîd, yâni: İmanın faide vereceği teklif zamanı, teklif dünyası geçtikten, azab gelip çattıktan sonra iman, iman-ı yeis faydasızdır E T )
MEKÂNE (C: Emkine-Emâkin) Kudret, kuvvet, güç
MEKÂNEN Mahal ve yer bakımından
MEKÂNET Ağır başlılık * Kuvvet Güç
MEKANİK Lât Cisimlerin hareketleriyle alâkalı hâdiseleri inceleyen ilim Mihanikiyetten bahseden kitap * Makina Makina aksamının hey'et-i mecmuası * Kafa yormaksızın el veya makina ile yapılan
MEKÂNİS (Miknese C ) Süpürgeler
MEKANİZMA Lât Bir şeyin makina kısmı * Mc: Oluş ve işleyiş Meydana çıkış
MEKÂRE Eskiden kira ile tutulan yük hayvanı * Tar: Osmanlı ordusunda taşıma işlerinde kullanılan hayvanlara verilen ad (Mekâre denilen at, katır, deve gibi hayvanlar, harp zamanlarında halktan satın alınırdı Bazen geçici bir zaman için, savaş bölgesindeki halktan hayvan toplanır ve belirli miktar ücret ödenirdi )
MEKÂRİB (Mikreb C ) Çift sürülen sabanlar
MEKÂRİH (Mekrehe C ) İnsana tiksinti veren şeyler * Sıkıntılar, dertler
MEKÂRİM (Kerem C ) Keremler İyilikler * Güzel ahlâk sahibi olmak * Ahlâk-ı hamide, Cenâb-ı Hakk'ın sevdiği, beğendiği güzel ahlâk
MEKÂRİM-İ AHLÂK Hz Muhammed'in (A S M ) ahlâkına ve onun sünnet-i seniyesine ittiba ve imtisâl edenlerin ahlâkı
MEKÂRİMKÂR f Cömert, eliaçık Kerem sâhibi
MEKARÎS (Mıkrâs C ) Makaslar, kesecek aletler
MEKÂSİB (Mekseb ve Meksib C ) Kazançlar Kazanç yer ve araçları Kesbedilen ve kazanılan yerler
MEKÂTİB (Mekteb C ) Mektebler, okullar
MEKÂTİB-İ ÂLİYE Yüksek mektebler Yüksek okullar Üniversite ayarındaki mektebler
MEKÂTİB-İ HUSUSİYE Hususi mektebler Özel okullar
MEKÂTİB-İ İBTİDÂİYYE İlk mektebler, ilk okullar
MEKÂTİB-İ İ'DÂDİYYE Yüksek mekteblere talebeyi hazırlayan, rüştiyeden sonra gidilen mektebler Liseler
MEKÂTİB-İ LEYLİYYE Yatılı mektebler
MEKÂTİB-İ RÜŞDİYYE Orta mekteb derecesinde ve altı sınıflık olan Osmanlı Devleti devrindeki mektebler
MEKÂTÎB (Mektub C ) Mektublar
MEKÂYİD (Mekide C ) Hileler, düzenler, aldatmalar
MEKÂYİL (Mikyâl C ) Ölçekler, tahıl ölçekleri, kileler
MEKAYÎS Mikyaslar Ölçüler * Mukayeseler
MEKÂZA Şiddetli mümârese Alışkanlık
MEKBİR İhtiyarlama, yaşlanma
MEKBUD Ciğerinde hastalık olan
MEKBUT Mahzun kişi Hüzünlü, üzüntülü kimse
MEKD Azlık * İkamet, oturmak
MEKDUR Kederlenmiş, kederli
ME'KEL (Ekl den) Yemek yenecek yer Geçim yeri * Yemek
ME'KELE (C : Meâkil) Yenilecek, eklolunacak şey
MEKENE Kertenkele yumurtası
MEKER (C : Mükur) Bir ağaç cinsi
MEKERR Cenk edecek yer, savaş meydanı
MEKFERE Örtecek, sertredecek yer
MEKFUF Kulplarından sıkıca bağlanıp heybe gibi asılmış * Kilitlenmiş * Heybe * Dürülmüş, toplanmış * Men olunmuş Yasak edilmiş
|