|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (M Harfi) MERANET Yumuşaklık * Bir mâdenin çekiç vasıtası ile dövüldüğünde yayılması vasfı
MERARE (C: Merâir) Öd kesesi
MERARET Acılık Tatsızlık
MERARET-İ ESARET Esirliğin acılığı
MERASET şiddet
MERASÎ (Mersiye C ) Mersiyeler, ağıtlar
MERASÎ (Mersâ C ) Limanlar Gemilerin sığınıp barındıkları yerler
MERASİD (Mersad C ) Gözetleme yerleri, rasat yerleri
MERASİM (Mersem C ) Resmi merasimler Âdet hükmündeki gösterişler Resmi muameleler * Şiveler Âdetler
MERAŞİD (Merşed C ) Gaye ve maksada ulaştıran doğru yollar
MERATİ' (Merta C ) Çayırlıklar, mer'alar, otlaklar
MERATİB Mertebeler Basamaklar Kademeler Dereceler
MERATİB-İ HAYAT Hayat mertebeleri (Birinci sual: Hz Hızır (A S ) hayatta mıdır? Hayatta ise niçin bazı mühim ulema hayatını kabul etmiyorlar?Elcevap : Hayattadır, fakat merâtib-i hayat beş'tir O, ikinci mertebededir Bu sebepten bazı ulemâ, hayatında şüphe etmişler Birinci Tabaka-i Hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıtlarla mukayyeddir İkinci Tabaka-i Hayat : Hz Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir Yâni bir vakitte pekçok yerlerde bulunabilirler Bizim gibi beşeriyet levâzımatiyle daimi mukayyed değillerdir Bazan istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir Tevatür derecesinde ehl-i şuhud ve keşif olan evliyânın, Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir ve isbat eder Hattâ makamat-ı velâyette bir makam vardır ki, "Makam-ı Hızır" tâbir edilir O makama gelen bir veli, Hızırdan ders alır ve Hızır ile görüşür Fakat bâzan o makam sahibi yanlış olarak, ayn-ı Hızır telâkki olunur Üçüncü Tabaka-i Hayat : Hazret-i İdris ve İsa Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüd ile, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letafet kesbederler Adeta beden-i misali letâfetinde ve cesed-i necmi nuraniyetinde olan cism-i dünyevileriyle semavatta bulunurlar Ahirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (A S M ) ile amel edecek meâlindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahirzamanda felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfriye ve inkâr-ı Uluhiyete karşı İsevilik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılab edeceği bir sırada, nasıl ki isevilik şahs-ı mânevisi, Vahy-i Semâvi kılınciyle o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevisini öldürür; öyle de: Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevilik şahs-ı mânevisini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevisini temsil eden deccalı öldürür  yâni inkâr-ı Uluhiyet fikrini öldürecek Dördüncü Tabaka-i Hayat : Şüheda hayatıdır Nass-ı Kur'anla şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır Evet, şüheda, hayat-ı dünyevilerini tarik-ı hakta feda ettikleri için, Cenâb-ı Hak kemâl-i kereminden onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı Alem-i Berzahta onlara ihsan eder Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar kemal-i saadetle mütelezziz oluyorlar ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir, fakat kendilerini ölmüş biliyorlar Berzahta aldıkları lezzet ve saâdet, şühedanın lezzetine yetişmez Nasıl ki iki adam bir rü'yada Cennet gibi bir güzel saraya girerler Birisi rü'yada olduğunu bilir Aldığı keyf ve lezzet pek noksandır "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür Diğeri rü'yada olduğunu bilmiyor, hakiki lezzet ile hakiki saâdete mazhar olur İşte Alem-i Berzahtaki emvât ve şühedanın hayat-ı berzahiyyeden istifadeleri, öyle farklıdır Hadsiz vâkıatla ve rivâyatla şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sâbit ve kat'idir Hattâ Seyyidüşşüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahü Anh, mükerrer vâkıatla kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevi işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vâkıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve isbat edilmiş Hatta ben kendim Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rü'ya-yı sâdıkada, taht-el-Arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm O, beni ölmüş biliyormuş Benim için çok ağladığını söyledi Kendisini hayatta biliyor; fakat, Rus'un istilâsından çekindiği için, yer altında kendine güzel bir menzil yapmış İşte bu cüz'i rü'ya, bâzı şerait ve emârâtla, geçen hakikata, bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir Beşinci Tabaka-i Hayat : Ehl-i kuburun hayat-ı ruhânileridir Evet mevt; tebdil-i mekândır, ıtlâk-ı ruhtur, vazifeden terhistir İdam ve adem ve fena değildir Hadsiz vâkıatla ervâh-ı evliyanın temessülleri ve ehl-i keşfe tezahürleri ve sâir ehl-i kuburun yakazaten ve menâmen bizlerle münasebetleri ve vâkıa mutabık olarak bizlere ihbaratları gibi çok delâil, o tabaka-i hayatı tenvir ve isbat eder Zâten beka-i ruha dair "Yirmidokuzuncu Söz" bu tabaka-i hayatı delâil-i kat'iyye ile isbat etmiştir M )
MERATİB-İ İLİM Bilmek mertebeleri (Bak: Dimağ)
MERAVİH (Mirvaha C ) Etrâfı açık ve rüzgârlı yerler Çöller, sahralar Ovalar
MERAVİH (Mirvaha C ) Yelpâzeler
MERAYA Aynalar Mir'âtlar * Tıb: Hayvanın memeye süt gelen damarları
MERAZİBE (Merzuban C ) Serhat beylerbeyi
MERBA' (C : Merâbi') (Rebi' den) Yazlık Yazın oturulan mesken
MERBA'-NİŞİN f Yazlıkta oturan
MERBAA (MURABBAA) Dört bucaklı * Dört katlı
MERBAT Davar bağlayacak yer Ahır, ağıl * Manastır * Tekke
MERBU' Köle, kul, memlük
MERBU' Orta boylu olan
MERBUB Köle, kul
MERBUT Bağlı Rabtedilmiş Mensub Ekli Ulaşmış, bitişmiş, bitişik
MERBUTAN Merbut olarak Bağlanmış ve ekli olarak
MERBUTÂT (Merbut C ) Rabt olunup bağlanmış şeyler Ekli ve bağlı şeyler
MERBUTİYYET Bağlılık Mensub oluş Mensubiyyet Eklilik
MERC (Merec) Katıştırmak * Kararsızlık * Iztırab * Bozulmak * Boşa gitmek * Serbest bırakmak, salıvermek * Hayvanların salındığı otlak
MERCAN Denizde geniş resif meydana getiren ve mercanlar takımının örneği olan hayvan ve bunun kalkerli yatağından çıkarılan çoğu kırmızı renkte ve ince dal şeklinde bir madde Bu madde boncuk gibi süs eşyası olarak kullanılır Mercanlar ancak 40 metre kadar derinlikte yaşayabilirler
MERCANE Mercan tanesi (Bak: Mercan)
MERCEFAN Leğen ve ibrik
MERCİ' Merkez Kaynak Baş vurulacak yer Müracaat edilecek yer Dönülecek yer Sığınılacak yer * Söylenen sözün kendine fayda verdiği kimse
MERCİ'-İ KÜLL Bütün işler için müracaat edilen makam
MERCİ'-İ RESMÎ Bir idare veya memurun bağlı bulunduğu üst makam
MERCİ'-İ RÜ'YET Bir işin görülmesi için başvurulan yer
MERCU Ümid edilen Ümid edilmiş Rica olunan
MERCU' Geri döndürülmüş olan
MERCUH (Rüchân dan) Başkası ona tercih edilmiş olan * Fık: Mahkemede hasmından evvel müddeasını isbata salâhiyyetli olmayan şahıs Evvelâ hak iddiaya salâhiyetli olan râcih, ikinci derecede iddiaya sahib olan ise mercuh olur
MERCUM(E) (Recm den) Recmolunmuş Taşlanmış, taşa tutulmuş
MERD f Adam Kişi İnsan Erkek Sözünün eri
MERD-İ GARİB Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi
MERD Misvak ağacının yemişi * Emmek * Silmek Mesh etmek
MERDA Yaralılar Hastalar
MERDA' (C: Merâd) Ot bitmeyen kumlu yer
MERDAN (Merd C ) Merdler İnsanlar, erkekler, yiğitler
MERDANE f Erkekçesine Merdcesine Er'e yakışır surette * Matbaada baskı, baskı makinelerinde ve ofset makinelerinde ise plâteye değerek mürekkeb vermek; ve toprağı bastırmak gibi çeşitli işlerde kullanılan silindir * Yufka açmağa yarıyan oklava * Erkek ayakkabısı
|