Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #29
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (M Harfi)-Osmanlıca Sözlük (M Harfi)İle İlgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (M Harfi) MERDANEGÎ f Cesurluk, yiğitlik, merdlik, erkeklik
MERDBAZ f Merd olmayan Nâmerd Sözünde durmayan ****
MERDBEÇE f Yiğit oğlu yiğit Merd oğlu merd
MERDEGA (C: Merâdıg) Boğaz ile göğüs arası
MERDEKUŞ Merzencüş otu
MERDÎ f Erlik, erkeklik * Merdlik, cesurluk, yiğitlik * İnsanlık, hamiyet
MERDİVEN (Bak: Nerdbân)
MERDİYE (Bak: Marziye)
MERDUD Reddolunmuş Kabul edilmemiş Geri döndürülmüş Kovulmuş (Namaz kılmayan hâindir, hâinin hükmü merduddur)
MERDUD-ÜŞ ŞEHÂDET Şahitlikleri kabul edilmiyenler * Fâsık, yani devamlı günah işleyenler, yalan söyleyenler, müslümanları aldatan kimseler merdud-üş şehâdettir
MERDUDİYET Merdudluk Kovulmuşluk, geri çevrilmişlik
MERDÜM f İnsan Adam
MERDÜM-İ ÇEŞM Gözbebeği
MERDÜMAN (Merdüm C) f İnsanlar, kişiler, adamlar
MERDÜM-AZAR f İnsanları inciten Halka eziyet veren
MERDÜME f Gözbebeği
MERDÜMEK f Küçük adam Bebek
MERDÜMGİRİZ İnsanlardan sıkılan, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen
MERDÜMHAR f Yamyam * İnsan eti yiyen vahşi hayvan
MERDÜMÎ f Adamlık, insanlık
MERDÜMKÜŞ f Katil Adam öldüren İnsan katleden
MERDÜMZAD f İnsan oğlu Beni Adem
MER'E (Mer'et) Kadın Zen
MEREB İnsan toplanan yerME'REBE $ (Me'ribe) : (C: Meârib) İhtiyaç * Ümitli bulunma Ümitvar olmak
MEREC Kararsız ve mütehayyir olma * Mecburi olma
MERED Kötülükte inad * Sakal belirmemek, sakal çıkmamak
MEREDE (Mârid C) İnadçılar, muannidler, direnenler
MEREHAN Sevinç, ferah, sürur * Zayıf olma * Fâsid olmak * Kurumak
MEREK Köy evlerinin yanında ot, saman ve yaprak gibi şeylerin ve umumiyetle hayvan yiyeceklerinin muhafazasına mahsus kârgir veya kerpiçten yapılmış bina Samanlık
MEREMMET Onarma, tamir * Üstünkörü tamir edip onarma
MERERE (C: Merirât) Sert bükülmüş kıvrık ip * Arsa
MERESE (C: Mires-Emrâs) İp
MERFAK Yumuşak yer
MERFU' Yükseltilmiş Yüksekte Terfi ettirilmiş Ref' olunmuş * Hükümsüz bırakılmış * Gr: Zamme ile harekelenmiş harf Yani: Harfin harekesi, ötre (mazmum) "u, ü, o, ö şeklinde" okunan harf
MERFUÂT Bir yerde kullanılmak için kaldırılan eski eşya * Gr: Mazmum olan, zamme ile harekelenmiş kelimeler
MERFUD İhsan edilmiş, armağan olarak verilmiş, bağışlanmış şey
MERG f Ölüm, mevt
MERG f Çayır * Sebze
MERG Tükrük * Salya
MERGAM (C: Merâgım) Girecek ve kaçacak yer
MERGAME Kahretmek * Galip olmak
MERGÂ MERG f Umumi vebâ hastalığı
MERGÂ MERGÎ Hastalıktan dolayı umumi ölüm
MERGUB(E) Rağbet edilmiş Beğenilmiş Çok kıymet verilen Çokları tarafından istenen
MERGUL (Mergule) Kıvrılmış veya bükülmüş saç Kıvırcık saç * Ahenkli ses * Kuş sesi
MERGZAR f Çayırlık, çimenli ve sulak yer Mer'a
MERH Un yoğurmak * Deriye ve gövdeye yağ sürmek * Yağ ile oğmak * Bir yeşil ağaç
MERH Fesâd
MERHA Gözüne sürme çekmeyi âdet edinmeyen kadın
MERHA (C: Merâhi) Değirmen yeri
MERHABA Şâdlık, neşeli oluş * Genişlik, vüs'at * Müslümanlar arasında bir nevi selâmlaşma kelimesi olup, "rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz" mânasında söylenir * Nazımda medholunan kimseye hitâb olarak kullanılır
MERHALE (Rihlet den) Menzil Konak * İki konak arası mesafe * Bir günlük yol * Derece, kademe
MERHALENİŞİN f Seyyah, yolcu, turist
MERHAMET (Rahm den) Acımak, şefkat göstermek Korumak, iyilik etmek Biçârelere yardımda bulunmak Esirgemek
MERHAMETBAHŞ f Merhamet eden Merhametli
MERHAMETEN Acıgirsin bir tarafına !!!, merhamet ederek
MERHAMETGÜSTER f Merhametli, merhamet edip acıyan
MERHAMETPENAH f Merhametli
MERHAMETPERVER f Merhametli, esirgeyici, acıyan
MERHAMETPERVERÎ f Merhametlilik, esirgeyicilik
MERHAMETPERVERANE f Acıma ve şefkat ile, esirgeyip acımak suretiyle
MERHAMETŞİAR f Çok merhametli
MERHAMETŞİARÎ f Merhametlilik, merhametli oluş
MERHAZ (C: Merâhiz) Don yıkayacak yer * Abdest alacak yer
MERHEB (C: Merahib) Kaçacak yer
MERHEM Melhem Deriye, yaraya sürülen ilâç * Mc: Acıyı teskin eden şey * Kederi, derdi gideren
MERHEMSÂ(Y) f Merhem süren Çare ve deva bulan
MERHEMSÂZ f Çare bulan Merhemci, ilâç yapan
MERHEMSÂZÎ f Çare buluculuk
MERHESA (C: Merâhis) Mertebe, derece
MERHUB Korkulan ve kendisinden kaçılan şey * Aslan
MERHUM (Rahm den) Kendine rahmet edilmiş * Rahmete kavuşmuş Dünyanın sıkıcı ahvâlinden kurtulup rahmet-i İlâhiyeye kavuşmuş olan Dünya imtihanından kurtulup, vazifesini bitirmiş, paydosa kavuşmuş olan (Vefat etmiş müslüman hakkında söylenir)
MERHUME Vefât etmiş, rahmete kavuşmuş kadın
MERHUN (Rehin den) Rehin edilmiş olan Ödünç alınan bir şeyi teminata bağlamak için, onun yerine verilen herhangi bir şey * Belirli müddetle bir şeye bağlı olan * Edb: Mânası diğer beyit ile tamamlanan beyit
MERHUZ Yıkanmış, gusül etmiş
MER'Î (Mer'iyye) Riayet edilen, hükmü geçen Makbul sayılan, hürmet edilen
MER'İYY-ÜL HÂTIR İtibarlı Sözü geçer
MER'Î Görmeğe âid Görünür olan Gözle görülen Manzara
MERİ' (C: Emrâ-Emru) Otu çok olan yer * Ucuzluk olan yer
MERİC Çalkantılı, dalgalı
MERÎC Muzdarip, sıkıntılı * Çeşitli nesne, muhtelif Karışık, muhtelit
MERÎD Katı, yoğun Güçlü, kuvvetli kimse * Süt içinde ıslatılıp yumuşatılan hurma * Baş kaldıran Sadece fesadlık çıkaran İnatçı Şerli Haddini aşmakta, azgınlıkta ve günahkârlıkta çok ileri gitmiş olan
MERİDYEN (Bak: Hatt-ı nısf-un nehar)
MERİH Koz: Güneş etrafında seyreden seyyarelerden dünyadan sonra güneşe en yakın olanı (Aslı: Merrih veya Mirrih okunur) * Mars
MERİH Beyaz servi
MERİK Usfur otu
MERİN Hal, durum * Ahlâk
MERİR (C: Merâyir) Uzun ve sağlam ip
MERİRA (MARURE) Buğday arasında olan acı bir tohum
MERİRE Azimet (Ruhsat'ın zıddıdır)
MERİŞ Üzerinde kuş tüyü olan nesne
MER'İYYAT (Mer'î C) Gözle görülen şeyler
MER'İYYET Mer'î oluş Makbul olma Muteber olma Hükmü geçer olma
MERK f (Bak: Merg)
MERK Kokmuş deri * Derinin yününü yolmak * Kazımak * Nüfuz etmek, içine işlemek
MERKAAN Ahmak kimse
MERKAB Gözetleme yeri
MERKAD Uyku yeri Yatacak yer * Mezar, kabir
MERKAŞ Bir şeyin üstünde siyah ve beyaz noktalar olması
MERKAT (Bak: Mirkat)
MERKEB (Rekb den) Binilen vâsıta Binilen şey * Eşek
MERKEL (C: Merâkil) Yol * Hayvan üstüne binen kimsenin iki tarafından ayağı dibindeki yer
MERKEZ (Rekz den) Bir şeyin ortası Vasat Yol Durum, vaziyet Hal, suret * Şubeleri bulunan bir teşkilâtın idâre olunduğu ve emir veren yeri, makamı Bir şeyin en işlek yeri Teşkilât olan yerin en yüksek makamı * Geo: Dairenin orta noktası Çaplarının kesim noktası
MERKEZ-İ ÂLEM Güneş, şems
MERKEZ-İ ARZ Arzın merkezi Dünyanın merkezi, iç tarafı
MERKEZ-İ DEVR Hareket eden bir cismin, etrafında devrettiği nokta
MERKEZ-İ SIKLET Ağırlık merkezi
MERKEZ-İ TEŞRİ' Kanun yapma merkezi

Alıntı Yaparak Cevapla