|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KERAN Sabah
KERAN f Kenar, uç, âhir, son, nihayet
KERAN TÂ KERAN Bir uçtan bir uca
KERAR Arap kadınlarının takındıkları boncuk
KERARİS (Kürrâse C ) El yazması kitapların sekiz sahifeden ibâret olan formaları
KERAS Hilyon ve marulca dedikleri ot
KERASTE f Kereste
KERB (C : Kurub-Küreb) Yeri sürüp aktarmak * Dar etmek * Yakın olmak * Gam, tasa, keder, endişe
KERBE (KÜRBE) Gam, tasa, endişe
KERBELA Irakta Seyyid-üş şühedâ Hz İmam-ı Hüseyin Efendimizin (R A ) meşhed-i mübârekleri olan yer (Cibril var haber ver Sultân-ı Enbiyâya Düşdü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâya) (Kâzım)
KERBELE Ayaklarda olan gevşeklik Yürüdüğünde balçık içinde yürür gibi yürümek * Buğday ve arpa gibi hububatın kalburlanması
KERD Sürmek * Def'etmek, kovmak * Boyun
KERDEM Şişman ve kısa boylu olan adam
KERDEME Kısa düşman
KERDESE Bağ, kayd * Ayağı bağlı olan kimsenin yürüyüşü
KEREB Kova bağladıkları ip * Suyu yatıp ağızla içmek * Hurma ağacının kökü
KEREBBE Yaz günlerinde kumlu yerlerde biten bir ağaç adı
KEREBE (C : Kirâb) Suyun aktığı yer
KEREFS Kereviz otu
KEREM Nefaset, izzet, şeref Al-i-cenâbâne ihsan, inâyet * Kıymetli şeyleri kemal-i rıza-i nefisle verme * Mecd ve şeref *Cenab-ı Hakk'a atfolunursa eltaf ve ihsan-ı İlâhî kasdedilmiş olur * İnsan hakkında vasıf sureti ile zikrolunursa; mehasin-i ahlâk ve ef'âl kasdolunur
KEREM ETMEK Müsâade etmek, lutfetmek Razı olmak
KEREMGÜSTER f Cömert, mükrim, kerem sâhibi
KEREMKÂR f Kerem eden, ikram eden Cömert, eli açık olan, bağışlayan
KEREMPE Yun Denize doğru uzanan kayalık çıkıntı * Dağın en yüksek yeri, tepesi * Geminin baş tarafı
KEREMPE BURNU Batı Karadeniz kıyısında Cide Kazasının sınırları içinde kalan kara çıkıntısı
KEREMPERVER f Kerem sâhibi Eli açık, cömert Mükrim
KEREV f Örümcek, ankebut
KEREVET Tahtadan yapılan ve üzerine yatak veya minder konularak yatmağa ve oturmağa yarayan yüksekçe yer
KERF Hımarın, bevlini koklayıp başını yukarı kaldırması
KERH İğrenme, hoşlanmayıp tiksinme * Zorlama * Bir şey sonradan nâ-hoş ve kerih olmak
KERHEN İstemiyerek, tiksinerek, zoraki
KERH Bağdat şehrinde bir mevziin adı
KERÎ f Örümcek ağı * Sağırlık, duymazlık, işitmezlik
KERÎ Kazmak
KERİBE (C : Kerâyib) Katı, sert
KERİH İğrenç, tiksindirici * Muharebe ve cenkte olan şiddet * Pis, çirkin, fena şey * Nefse kerahetlik vercek kabahat
KERİH-ÜL MANZAR Görünüşü ve manzarası çirkin ve iğrenç
KERİH-ÜN NEFES Nefesi ve ağzı pis kokan
KERİHE (C : Kerâih) Nefret edilecek, iğrenç şey
KERİHET Harpte şiddet * Zahmetli ve meşakkatli olan
KERİM Her şeyin iyisi, faydalısı Kerem ile muttasıf olan, ihsan ve inayet sâhibi Şerefli ve izzetli Muhterem, cömert, müsamahakâr (Kur'an-ı Kerim tâbirindeki kerim; muazzez, mükerrem mânâsınadır Kur'an-ı Kerim'de bu kelime 27 defa geçer ve ancak iki defa Cenab-ı Hak hakkında kullanılmıştır )
KERİMANE f Kerim olana mahsus hâlde Lutfederek Kerime hâs bir suretde
KERİME Kız evlâd * Kendine ikram edilmiş kimse Şerefli * Güzide, seçkin, kıymetli şey * Vücudun kıymettar yerlerinden her biri
KERİR Boğulmuş ses gibi bir ses
KERİŞ (C : Küruş) İşkembe
KERİYY Kiraya veren veya kiraya alan (ikisine de ıtlak olunur )
KERİZ Yoğurtan yapılan keş
KERKEÇ Eskiden muhasara olunan kaleleri tazyik etmek ve top ve tüfekle dövmek için dışarısına yapılan kule ve tabyalar
KERKER Karındaş sığır
KERKERE Tavuğa çağırmak * Rüzgârın bulutu toplayıp dağıtması
KERKES f Akbaba (kuş)
KERKESE Tereddüt etmek, karar verememek
KERKÜZ f Delil, işâret, alâmet
KERM (C : Kürum) Bağ kütüğü Asma, üzüm çubuğu
KERMARİK Ilgın ağacının koruğu
KERME Etli ve yuvarlak olan uyluk başı
KERNAF (C : Kerânif) Hurma ağacının budaklarının aslı (Kesildikten sonra ağacında bâki kalır )
KERNAFE (C : Kürnüf) Dibinden kesilmiş olan hurma ağacının budakları
KERNEBE Zengin kadın KERR : Çekilerek yeniden hücum etmek * Birşeyden vazgeçtikten sonra tekrar ona, o işe yönelmek * Devlet * Gemi halatı * Hurma ağacına çıkmakta kullanılan urgan
KERRAM Bağcı
KERRAR Harpte, çekilip tekrar saldırmak Döne döne saldırmak
KERRAT Kerreler Defalar Çarpım cetveli
KERRAZ Çobanın torbasını veya dağarcığını taşıyan kuvvetli boynuzsuz koç
KERRE Bir defa Bir adet Bir
KERREMALLAHU-VECHEHU Allah vechini mükerrem kılsın, meâlinde dua olup Hz Ali (R A ) hiç putlara secde ve ibadet etmediği ve çocukluktan beri Allah'a secde ettiğinden, onun ismi anıldığında hürmeten söylenir (Bak: Aliyy-ül Murtaza)
KERRETAN Sabah ve akşam
KERRUBÎ Meleklerin büyüğü
KERRUBİYYUN (Mukarrebûn) Sadece ibadetle meşgul olan melekler Allah'a en yakın olan melekler Büyük melekler Kerubiyyun yalnız hamele-i arştır diyenler olduğu gibi, Kerrubiyyun diyenler de olmuştur Aslı Kerubiyun'dur
KERRUS Büyük başlı
KERR U FERR Muharebede geri çekilerek tekrar hücum etmek
KERS Kadının hayız görmesi * Cebretmek, zorlamak
KERŞ Karın * İşkembe * Topluluk, cemaat * Kişinin çoluk çocuğu veya küçük evlâdı
KERŞA Karnı büyük kadın * Parmakları kısa düz taban
KERŞEB Yaşlı, ihtiyar * Hali kötü olan kimse * Kalın ve uzun nesne * Arslan * Çok yiyen, obur
KERUB Allah'a en yakın olan melekler
KERUBİYYUN (Bak: Kerrubiyyun)
KERV Top oynamak * Kapı içini taş ile örmek
KERVAN f Birbirini takib ederek giden insan veya hayvan sürüsü Kafile ve hey'etle giden yolcular takımı
KERVAN (C: Kirvân-Kerâvin) Balıkçıl kuşu
KERVANSARAY Büyük yollarda kervanların konaklamalarına mahsus büyük hanlar (Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı )
KERY Kazmak
KERYAN Uyuyan kişi, nâim
KERYE Tam olmak, tamam olmak
KES f İnsan Kişi
KES-İ BÎKESAN Kimsesizlerin yardımcısı
KE'S Çanak * Kadeh Dolu kadeh
KES' Uzun olmak * Çok olmak
KES' El veya ayak ile bir nesnenin arkasına vurmak * İttibâ etmek, tâbi olmak * Yemen'de bir kabile adı
KESAD Alış veriş durgunluğu Kıtlık Eksiklik Verimsizlik
KESAFET Bulanıklık Kir Açık veya berrak olmamak * Kalınlık, yoğunluk, kesiflik, koyuluk Şeffaf olmamak
KESAFET-İ NÜFUS Nüfus çokluğu, nüfus yoğunluğu, nüfus kalabalığı
KESALET Tembellik Üşenmek Uyuşukluk Rehâvet
KES'AM Pars (canavar)
KESAN f Adamlar İnsanlar Kişiler
KESANE f İnsan gibi İnsana yakışır şekil ve surette
KESB Kazanç Çalışmak Sa'y ve amel ile kazanmak Elde etmek Edinmek Kazanç yolu * Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi
KESB-İ KUDRET Kudret ve kuvvet kazanma
KESB-İ MUÂREFE Bir mevzuda çalışarak ihtisas sahibi olmak Birbinini tanımak ve alışmak
KESB-İ SERVET Para kazanma
KESB-İ ŞER şerli bir işi işlemek veya o işe âlet olmak yahut da tarafdar olmak
KESB-İ VUKUF Haberi olma Vukuf sahibi olma Bilgi edinme
KESBÎ Çalışmakla kazanılan Sonradan elde edilen Doğuştan olmayan Vehbî olmayan
KESD Davarı üç parmakla sağmak * Bir şeyi dişiyle kesmek
KESE Kısa yol, kestirme yol * Mc: Mali iktidar, servet (Para kesesi manasında olan kelime için Bak: Kise)
KES'E Bitmek * Yüksek olmak
KESEB Yakınlık, kurbiyet
KESEL Tembellik Uyuşukluk * Yorgunluk * Ağırlık
KESELAN Tembellik Yorgunluk Uyuşukluk
KE'SEN DİHAK (Kulpsuz) dolu kadehler
KESER Hurma çiçeği
KESES Alt dişleri çenesiyle çıkmak * Dişleri kısa olmak
KESF (Güneş veya Ay) ışığını kesme * Görünmez olma * Kesmek * Yaramaz olmak
KESH Aksaklık
KESÎ f Bir kimse
KESİB Kum tepesi
KESİD Sürümsüz, geçmez, aranmaz Bayağı, aşağı
KESİF Koyu Çok sık ve sert Şeffaf olmayan
KESİL (KESLÂN) (C : Küsâlâ) Tenbel kimse
KESİR Çok Bol Kesret üzere olan * Türlü Çeşitli
KESİR-ÜL AHBÂB Tanıdıkları, bildikleri çok olan
|