|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KEVTER Fülfül dedikleri karabiber cinsi
KEY Eski Acem pâdişahlarının nâmıdır
KEY f Ne vakit, ne zaman? (Soru için kullanılır )
KEY Arapçada muzari fiilini nasbeden (son harfini üstün okutan) ve "İçin, tâ ki, hangi, nasıl?" yerinde kullanılan harf (Bak: Huruf-i nâsibe)
KEY' Yaramaz gönüllü olmak
KEYAN (Key C ) f şahlar, hükümdarlar, keyler, hakanlar
KEYANÎ f Şaha ait Hükümdarla alâkalı
KEYD Tuzak Kötülük, hile * Men'etmek * Kusmak * Çakmağın tezce ateşi çıkmayıp geçmek * Cenk etmek, dövüşmek * Karganın ötmesi
KEYF Afiyet, sağlık, sıhhat * Memnunluk, hoşlanma * Neş'e, sevinç, sürur * Mizaç, tabiat * İstek, taleb, arzu, heves * Gönül açıklığı
KEYFE Arabçada sual cümlesinin başına gelir "Nasıl? Nice?" mânalarınadır
KEYFE HÂLÜK Hâlin nasıl? Nasılsın?
KEYFEMÂ Her nasıl?
KEYFEMÂ YEŞÂ' Nasıl isterse, istediği gibi
KEYFE METTEFAK Hangisi olursa Nasıl rast gelirse
KEYFER f Karşılık, mukabil * Mükâfat veya ceza
KEYFÎ (KEYFİYYE) Keyfe, arzuya bağlı İsteğe âid ve müteallik
KEYFİYYET Bir şeyin esâsı ve iç yüzü Nasıl olduğu ciheti * Kalite Madde (Kemmiyetin zıddıdır )
KEYHAN f Dünya, arz
KEYL Ölçme * Kile Hububat ölçüsü Ölçek
KEYLEKAN Bir pırasa cinsi
KEYLÎ Kile ile ölçülen şeyler
KEYLUS Hazmı kolay olan gıda
KEYMUS yun Yiyecek ve içecek maddelerin midede hazmolunup erimesinden hâsıl olan bir sıvıdır ve kana karışır
KEYNUNET Varlık, var olma
KEYS Zekâ, kavrayış, anlayış, idrâk
KEYS Yaramaz huylu kişi
KEYSAN Ayakla bir kimsenin dübürüne vurmak * Özür, mâzeret
KEYSANİYYE Revâfiz tâifesinden bir sınıf
KEYSUM Çok miktar olan kuru ot
KEYUL Muharebe gününde dizilen safların son safı
KEYT (Keyte) şöyle, şöylece, kezâ
KEYVAN f Satürn (Zuhal) gezegeni
KEYY (KEYYE) Adama veya davara yapılan nişan * Yarayı dağlama
KEYYAL Kile ile ölçen kimse Kileci
KEYYEFE (Tekyif den mâzi fiili) İnceleyip iç yüzünü bildi, idrak etti manasınadır
KEYYİS (Keyyise) Akıllı, anlayışlı, kiyasetli, idrakli, zeki * Zarif
KEZA Böyle, böylece Bu dahi öyle
KEZALİK Bunun gibi Böylece Bu da böyle
KEZAME (C : Kezâyim) İki kuyu arasındaki yarıklar ve delikler (Su birinden birene akar) * Terazi iplerinin kendinde toplandığı halka
KEZAN Küfeki taşı
KEZAZ (Kezazet) Hadden tecavüz etmek, haddini aşmak * Tıb: Nefes alamıyacak derecede mide dolgunluğu
KEZAZE Kuruluk, münkabız olmak, kabızlık
KEZB Tırnakta görünen beyazca yer
KEZBERE Kanbel otu * Baldırıkara otu
KEZEB (Kezub C ) Yalancılar
KEZÎM Öfke ve kızgınlığını yenen
KEZKAZ Tez tez yürümek, hızlı hızlı gitmek
KEZKEZ Kenger otu zamkı
KEZKEZA Kırbanın dolu olması
KEZKEZE Çok fazla kırmızılık
KEZM Kızgınlığı yenme Öfke ve hiddeti meydana çıkarmama * Men'etmek, engel olmak * Hapsetmek * Nefesin çıktığı yer
KEZM Bir şeyi ağzına alıp ön dişiyle kırmak * Burnun kısa ve yüksek olması * Parmakları kısacık olmak * Atın dudaklarının kaba ve kısa olması
KEZMA Parmakları kısacık olan kadın
KEZMAZİC (KEZMÂZİL) İlgın ağacının koruğu
KEZUB Çok yalancı, aldatıcı Daima yalan söyleyen
KEZUM Sükut etmek Susmak
KEZV Çok olmak
KEZV Çokluk, kesret, fazlalık
KEZZ Boğazına çıkana kadar yemek * Çok yemekten dolayı ağırlaşmak
KEZZ Dar * Münkabız, katı
KEZZAB Yalancı Çok yalan söyleyen
KEZZAB-I BÎ-HİCAB Utanmaz ve hayâ etmez yalancı
KEZZE Katı sesli * Kısa
KIBAB (Kubbe C ) Kubbeler Tepesi yarım küre şeklinde olan binâ damları
KIBAH (Kabih C ) Çirkinler, kabihler
KIBAL (Bir yazıyı) karşılaştırma, mukabele etme * Pabucun ayak üstüne gelen yeri
KIBAL(E) Ebelik bilgisi ve işi
KIBB Kişinin arkasında yumrulanan kemik
KIBBE (C : Kıbbât) Kırkbayır adı verilen karın
KIBEL Yan, taraf, yön, cihet, cânib
KIBLE Kâbe-i Muazzamanın bulunduğu Mekke-i Mükerreme ciheti Kıble tarafı, güney * Cenubdan esen rüzgâr
KIBLEGÂH f Kıble tarafı Kıblenin bulunduğu yer
KIBLENÜMA (Kıblenâme) f Kıblenin tâyinine yarayan pusula Cihet ve yön gösteren âlet
KIBS Çok adet, çok miktar
KIBT Mısır'ın eski yerli halkı
KIBTÎ (C : Kabâti) Kıbt soyundan olan Çingene * Çingene ile alâkalı
KIBTİYAN (Kıbti C ) Kıbtiler, çingeneler
KIDAD Perâkende olup dağılmak
KIDAH Temrensiz ok
KIDD Kayış
KIDDE Tarikat * Bölük
KI'DE Halı * Bir oturma tarzı
KIDEM Öncelik ve eskilik * Evveli bulunmamak Ezeli olmak * Başkasından daha önce olmak Zamanca daha evvelki olmak Rütbece daha yüksek olmak * Cenab-ı Hakkın "Kıdem" sıfatı, yâni; ebedî ve ezelî oluşu
KIDEMEN Kıdemce, kıdem yoluyla
KIDN Havan * Kadının mahfe içinde kendisi için koyup sakladığı giyim eşyası
KIDR (C : Kudur) Çömlek, tencere ve kazan gibi, yemek pişirmeye mahsus kaplar
KIDVE İlimde ileri olup kendisine uyulan Kendine itimad edilip ardınca gidilecek olan
KIFAR Çöller Susuz, otsuz yerler
KIFVE Kuyruk * Fuhuş sözle iftira etmek
KIHF (C : Akhâf) Kafatası Beynin, içinde bulunduğu kafa kemiği
KIL' (C : Kılâ) Gemi kanadı * Eyerde oturmayan kimse
KILA' (Kal'a C ) Surlar, kaleler, hisarlar
KILÂ-İ RASİNE Sağlam kaleler Muhkem surlar
KILAA Yelken
KILADE Gerdanlık Boyna takılan kıymetli şey * Akarsu
KILAFET Gemi ziftleme san'atı Kalafatlık
KILAVUZ Yol gösteren, rehber * Vapurlara yol gösteren * Bazı hayvan katarlarının önüne düşüp, onları sevkeden hayvan * Eskiden evlenme işlerine vasıtalık eden kadınlar * Düşman hakkında mâlumât edinmek için ordu hizmetinde kullanılan kişiler * Okçuluk müsabakalarında ilk atılan ok
KILDE Yağ tortusu
KILEVB Kurt, zi'b
KILHIM Yaşlı hayvan
KILIBIK Karısının sözünden çıkmayan erkek Karısının baskısı altında olan adam
KILKAL Hareket ettirmek
KILKIL Siyah tohumlu bir ot
KILLE(T) Titremeğe benzer bir hâlet ki hiddet vaktinde ârız olur * Azlık Nâdirlik Kıtlık
KILLET-İ NUKUD Para darlığı Para sıkıntısı
KILLÎB Eski kuyu * Kurt
KILS (C : Kulus) İftira etmek * Atmak * Liften yapılmış kalın ip * Kusmak * Kap dolup dökülmek
KIL Ü KAL (I ve A, uzun okunur) Dedikodu
KILV Yeyni eşek * Çelik oyunu oynamak
KILYAN Beyaz nohut
KIMAH Sudan başını kaldırmak
KIMAR Kumâr
KIMAT Örtü, sargı Sarılacak bez Beşik bağırdağı * Keserken koyunun ayağını bağlamada kullanılan ip
KIMATR Eşya veya kitab saklanan yer Kitaplık
KIMCAR Bıçak kını
KIMIZ Ekşimiş kısrak sütü
KIMKIM İyi cins olmıyan kuru hurma
KIMME (C : Kumem) Boy, kamet * Beden * Başın tepesi * Dağ tepesi * Her şeyin yükseği * İnsan cemaati, topluluk
KIMT Kamıştan yapılan evlerin kamışlarını bağladıkları ip
KINA' Başörtüsü, eşarp Örtü, yaşmak, peçe, nikâb * İçinde hediye gönderilen tabak
KINA Burnun ortası yumru olmak * Hurma salkımı
KINA Râzı olmak, kabul etmek
KINAF Büyük burunlu kişi
KIN'AR Dağ keçisinin semiz ve büyük olanı
KIN'AS Büyük deve
KINDÎD şarap, hamr
KINKIN Yol gösterici, kılavuz * Bir cins çekirge * Yer altındaki suyun miktarını bilip kazan kimse
KINN (C : Aknân-Akınne) Köle
KINNARE Mezbaha
KINNE (C : Kinen) Hurma lifinden yapılan urganın sağlam ve dayanıklı olması * Dâne çadırı dedikleri ot * Bir nevi devâ
KINNEB Kendir otu * Kınnap İnce sicim
KINNESRİN Şam diyârında bir mekân adı
KINNÎNE Büyük şişe * Şarap kabı
KINS Her nesnenin aslı ve bitecek yeri
KINTAR (C : Kanâtir) Yüzyirmi rıtıl veya yetmiş bin dinar * Çok mal * Bir sığır derisi dolu altın ve gümüş
KINTAR Belâ, meşakkat, zahmet
KINVE (KUNVE) Koyunu döl için saklamak
KIPTİ Avrupanın bazı cihetlerine Hintten gelerek yerleşen çingenelere verilmiş isim Çingene
KIRA Konaklık etmek * İhsan etmek
KIRA' Cimâ etmek * Sağlam, muhkem * Şiddetli
|