Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #19
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KIŞ'A Bulut açılıp dağıldıktan sonra havada geri kalan parça
KIŞA' (C: Kuşu) Hamam süprüntüsü * Kuru deri * Deriden olan ev
KIŞ'AME Fak dedikleri nesne * Küçük arı * Kene
KIŞBAR Ağaç parçası
KIŞDE Yağın tortusu * Maymunun dişisi
KIŞLA Askerlerin barınmalarına mahsus bina veya yer
KIŞLAK Kışın, otundan ve suyundan istifade edilen arazi
KIŞM Et * İç yağı
KIŞR (KIŞIR) Kabuk Dış taraf * Libâs
KIŞR-I ARZ Yer kabuğu
KIŞR-I ŞECER Ağaç kabuğu
KIŞRÎ Kışra, kabuğa dair Dış yüce ait ve müteallik Yüzünden Derinden ve esastan olmayan Künhü ve esası olmayan
KIŞŞEBE Dişi maymun eniği * Cüssesi küçük olan kız
KIT' (C: Aktâ-Aktu) Deve palası * Yük üstüne örttükleri palas * Gecenin bir miktarı * Yassı ve büyük olan ok temreni
KIT'A (C: Kıtat) Dünyanın kara parçalarından her biri * Memleket Ülke * Mat: Bir dairenin bir yayı ile onun çapı arasındaki kısım * Tıb: Kesik organın vücudda kalan parçası * Ask: Çok kalabalık olmayan askerî kuvvet * Edb: En az iki beyitten yapılmış manzume parçası * Bir dönüm araziden az olan yer * Parça, cüz Bölük, kısım * Taraf
KIT'A-İ CESİME Büyük parça
KITA' Kesme, parçalama, kat etme * Haram olan şey
KITAAT (Kıt'a C) Bölümler, cüzler, parçalar * Büyük kara parçaları * Askeri birlikler * Ülkeler, memleketler
KITAB (KUTUB) Karıştırmak * Yüzünü pörtürmek * Kaşlarını bir yere toplayan
KITADE Geven, dikenli ot
KITAF Bağdan üzüm kesecek ve ağaçtan yemiş devşirecek vakit
KITAL Muharebe Kavga Öldüresiye yapılan karşılıklı harp
KITAR (C: Kutur-Kuturât) Deve katarı
KITB (KITBE) (C: Aktâb) Bağırsak
KITF Üzüm salkımı Salkım * Toplanmış yemiş
KITFİR Zeliha'nın kocası olan Mısır azizinin ismi
KITKIT Ufak taneli yağmur
KITL (C: Aktâl) Düşman, adüvv * Misil, benzer, eş
KITLIK Kahtlık (Bak: Kaht)
KITMİR Ashab-ı Kehf'in köpeğinin adı * Hurma ile çekirdeğinin arasındaki ince zar Çekirdeğin arasındaki ince pürüz * Hakir ve küçük olan şeylerde mesel olmuştur
KITR Erimiş bakır
KITT (C: Kutut) Nasib, hisse * Kitab ve kâğıt * Erkek kedi
KITTA Dişi kedi
KITTAVŞ Kedi
KIVAM Olgunluk derecesi Her şeyin en uygun hali * Mâyi bir şeyin koyulaşmış hali * Tav * Durma * Çağ * Bir şeyin nizamı * Doğrular Dikler Dik ve doğru çizgiler
KIVAM-I DİN Dinin direği
KIVRA' Horozların birbiriyle döğüşmesi
KIY'A Düz yer, arz-ı müstevi
KIYA' Erkek dişiye aşmak * Hurma ve buğday döktükleri düz yer
KIYAD (KIYÂDE) Çekmek
KIYADET Kumandanlık, seraskerlik Kumanda
KIYAFET Bir şeyin dış görünüşü, zâhiri * Bir kimsenin giydiklerinin bütünü * Heyet, şekil, suret * Feraset * Bir kimsenin ardınca olmak
KIYAM Ayakta durmak Ayağa kalkmak * Ayaklanmak İsyan * Ölümden sonra tekrar dirilmek * Bir işe başlamak, devam etmek * Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma * Canlanmak * Kıyâmet günü (mânâsına da gelir) * Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı
KIYAM-I BİNEFSİHÎ (Kıyâm-ı bizâtihî) : Fık: Varlığı, durması kendi zâtı ile olmak mânasında bir sıfat-ı İlâhîdir Şöyle ki: Hak Teâlâ'nın ezelî ve ebedî olan varlığı kendi zâtı ile kaimdir Kendi varlığı, kendi hüviyetinin, kendi mukaddes zâtının muktezasıdır Aslâ başkasının değildir Bunun için, Allah Teâlâ'ya "Vâcib-ül Vücud" denir (Bak: Vücud)
KIYAMET Dünyanın yıkılıp harab olması Her şeyin mahvolması Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman * Mc: Büyük belâ * Fazla sıkıntı (Bak: Haşr)(Yevm ve sene vesâire gibi her nevde bir kıyamet-i mükerrere vardır Ve keza beşerdeki istidad kıyamete bir remizdir İİ)(Mevt-i dünyanın vuku bulmasıdır Şu mes'eleye delil: Bütün Edyan-ı Semâviyyenin icmâıdır ve bütün fıtrat-ı selimenin şehadetidir ve şu kâinatın bütün tahavvülât ve tebeddülât ve tagayyürâtının işaretidir Hem asırlar, seneler adedince zihayat dünyaların ve seyyar âlemlerin, şu dünya misafirhanesinde mevtleriyle, asıl dünyanın da onlar gibi ölmesine şehadetleridirŞu dünyanın sekeratını, âyât-ı Kur'aniyyenin işaret ettiği surette tahayyül etmek istersen, bak, şu kâinatın eczaları, dakik, ulvi bir nizam ile birbirine bağlanmış Hafi, nâzik, lâtif bir rabıta ile tutunmuş ve o derece bir intizam içindedir ki; eğer ecram-ı ulviyyeden tek bir cirm, "Kün" emrine veya "Mihverinden çık" hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerata başlar Yıldızlar çarpışacak, ecramlar dalgalanacak, nihayetsiz feza-yı âlemde milyonlar gülleleri küreler gibi büyük topların müthiş sadaları gibi vâveylâya başlar Birbirine çarpışarak kıvılcımlar saçarak, dağlar uçarak, denizler yanarak, yeryüzü düzlenecek İşte, şu mevt ve sekerat ile Kadir-i Ezeli, kâinatı çalkalar; kâinatı tasfiye edip, cehennem ve cehennemin maddeleri bir tarafa, cennet ve cennetin mevadd-ı münasibeleri başka tarafa çekilir, âlem-i âhiret tezâhür eder S)(Kıyametin hâdisatından ervâh-ı bâkiye müteesir olacaklar mı?Elcevab: Derecatlarına göre müteessir olacaklar Melâikelerin tecelliyat-ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar Nasılki bir insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titriyenleri görse akıl ve vicdan itibariyle müteessir olur Öyle de; zişuur olan ervâh-ı bâkiye, kâinatla alâkadar oldukları için, kâinatın hâdisat-ı azîmesinden derecelerine göre müteessir olmalarını; ehl-i azâb ise, elemkârâne, ehl-i saadet ise, hayretkârane, istiğrabkârane belki bir cihette istibşarkârâne teessüratları bulunmasını, işarat-ı Kur'aniye gösteriyor Zira Kur'an-ı Hakim, her zaman kıyametin acâibini tehdit suretinde zikrediyor "Göreceksiniz" diyor Halbuki cism-i insani ile onu görenler, kıyamete yetişenlerdir Demek, kabirde cesetleri çürüyen ervahların da o tehdid-i Kur'aniyeden hisseleri var M)
KIYAMET SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 75 Suresi olup "Lâ Uksimu" Suresi de denir Mekkidir
KIYAS Benzetmek, karşılaştırmak, mukâyese İki şeyi birbiri ile karşılaştırmak Benzeterek hüküm ve muhâkeme etmek * Man: Doğru kabul edilen iki hükümden bir üçüncü hükmü çıkarmak * Fık: İki belli şeyden birinin mahsus olan hükmünü, yâni, bu hükmün mislini, aralarındaki müttehid illetten dolayı, diğerinde de ictihad ile izhâr etmektir
KIYAS-I AKÎM Man: Neticesiz veya doğru netice vermeyen kıyas
KIYAS-I BİNNEFS Nefsini misal alarak, nefsine kıyaslayarak Bir şeyin bizzat kendini kıyas ederek yapılan kıyas

Alıntı Yaparak Cevapla