|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KİLTE Deste, demet
KÎL U KAL Dedikodu
KİLVAZ Tevrat'ın mukaddes sandığı
KİLYE Böbrek
KİLYETEYN İki böbrek
KİLYEVÎ Böbrek şeklinde olan Böbrekle ilgili
KİMAD Sıcak bez ile âzâyı kızdırmak
KİMAM (Kimm C ) Tomurcuklar * Hayvan ağızlığı Boyunduruk
KİMN Saman
KİMYA Basit cisimlerin hususiyetlerini, bu cisimlerin birbirlerine olan tesirlerini ve bundan ileri gelen birleşmeyi inceleyen ilim Basit maddelerdeki değişikliği anlamağa çalışan ilim kolu * Edb: Aşk * İlâç * Tas: Mevcud olana kanaat ve elde edilmesi mümkün olmayana ait arzuyu terk etmek
KİMYA-YI AVAM Dünyanın kıymetsiz ve fâni olan şeylerini âhiret metalarına feda etmek
KİMYA-YI HAVAS Kendinden geçip Allaha tam teslim olmak ve dönmek
KİMYA-YI SAADET Rezaletlerden sakınıp nefsi tehzib ve tezkiye ve faziletleri kazanmak sureti ile nefsi tahliye etmek, süslemek, tezyin etmek * İmâm-ı Gazalinin bir eserinin ismi
KİMYAGER Kimyacı
KİMYEVÎ Kimyâ ile alâkalı
KİN f Gizli düşmanlık Garaz Buğz Adâvet
KİN-İ MUZMER Gizli kin
KİNAİYYAT (Kinâye C ) Temsillerle anlatılan imalı ve dokunaklı sözler (Mâlumdur ki, fenn-i belagatta bir lâfzın, bir kelâmın mânâ-yı hakikisi, başka bir maksud mânaya sırf bir âlet-i mülahaza olsa, ona "lâfz-ı kinâi" denilir Ve "kinâi" tabir edilen bir kelâmın mânâ-yı aslisi, medar-ı sıdk ve kizb değildir belki kinâi mânasıdır ki, medar-ı sıdk ve kizb olur Eğer o kinâi mâna doğru ise; o kelâm, sadıktır Mâna-yı asli kâzib dahi olsa sıdkını bozmaz Eğer mâna-yı kinâi, doğru değilse, mâna-yı aslisi doğru olsa, o kelâm kâzibdir Meselâ: Kinâi misâllerinden: (filânun tavil-ün-necad) denilir Yâni: "Kılıcının kayışı, bendi uzundur " Şu kelâm, o adamın kametinin uzunluğuna kinayedir Eğer o adam uzun ise, kılıncı ve kayışı ve bendi olmasa da,yine bu kelâm sâdıktır, doğrudur Eğer o adamın boyu uzun olmazsa; çendan, uzun bir kılıncı ve uzun bir kayışı ve uzun bir bendi bulunsa, yine bu kelâm kâzibdir Çünki, mâna-yı aslisi maksud değil S )
KİNAN (C : Eknan-Ekinne) Perde, örtü
KİNANE (C : Kenâin) Okluk, sadak, ok kuburu
KİNAS (C : Künüs) Geyik yatağı
KİNAYE Dolayısı ile dokunaklı söz Maksadı dolayısı ile anlatan söz Üstü örtülü dokunaklı söz Açıktan olmayıp hakiki mânâyı başka ifâde ile dokunaklı konuşmak
KİNCER f Büyük fil
KİNDAR f Kin tutan İçinde kin ve garez besliyen Öc ve intikam almağa düşkün
KİNDARANE f Kinci olarak, kindarcasına
KİNDARE Arkasında deve hörgücü gibi, hörgücü olan bir cins balık
KİNDİR Kaba eşek
KİNE f Kin, garaz Kalbde beslenen düşmanlık
KİNE-İ PELENG "Kaplan kini" : Kolay kolay sükunet bulmayan kin
KİNECU f Öc almağa uğraşan, intikam almak için çalışan
KİNEDÂR f Kindâr, kin güden, düşmanlık besliyen
KİNEGÂH f Savaş meydanı, muharebe alanı, harp sahası
KİNEHÂH f İntikam ve öc almak istiyen Müntakim, kinci
KİNEKEŞ f Düşmandan öc ve intikam alan
KİNEMEŞHUN f Kinle, intikamla dolu
KİNETİK Fr Hareketle alâkalı Hareket dolayısıyla meydana gelen, hareketli
KİNEVER f Kin besleyen, hased eden, kinci
KİNCER f Büyük fil
KİNF Zenbil * Çoban dağarcığı
KİNFİRE Burun ucu
KİNN (C : Eknân) Perde, örtü
KİNNAR Bez ve keten parçası
KİNNARAT Bir nevi elbise * Çalgılar, defler
KİNNE Erkek görmüş kadın
KÎR Katran, zift
KİRA' Kirâ Bir eşya veya yerin, geçici bir zaman kullanılmak üzere para ile bir kimseye verilmesi * Böyle bir şey karşılığı alınan para
KİRAB (Kerübe C ) Yeri sürüp aktarmak * Yeri süpürmek * Suyun aktığı yerler
KİRABE Yeri sürüp aktarmak
KİRAM Benzetmeli, kinâyeli * (Kerim C ) Kerimler, şerefliler * Eli açık cömert kimseler
KİRAMEN KÂTİBÎN İnsanların iki tarafında bulunup, sevablarını ve günahlarını yazan meleklerin adı
KİRAR Bir daha, tekrar Tekerrür
KİRAREN Tekrar tekrar, çok sefer, tekrar suretiyle
KİRAZ Rahmin, kabul ettikten sonra yine dışarı döktüğü meni
KİRAZ Evmek, acele
KİRBAL (C : Kerâbil) Hallaç yayı * Kalbur
KİRBAN Dolu kap
KİRBAS (C : Kerâbis) Bez Kumaş, keten veya pamuk bez
KİRBASÎ Bez satıcı kimse
KİRDAR Bir kimse, tasarruf ettiği yerin bir zirâ veya iki zirâ toprağını almak için başkasına satmak * Bina * Ağaç
KİRDİDE (C : Kerâdid) Bir miktar toplanmış hurma * Sepet dibinde geri kalan hurma
KİRDİKÂR f Sâni Yapan Allah (C C )
KÎRFAM f Simsiyah, katran renginde
KİRFÎ Bazısı bazısının üstüne yağılmış olan yüksek bulutlar * Yumurtanın dış kabuğu
KİRİS f Yaltaklanma * Aldatma, kandırma, hile yapma
KİRİŞEK f Savaşçı, cengâver, muharib
KİRİŞTE f Çerçöp
KİRKİRE (C : Kerâkir) Şecaat * Deve göğsü
KİRM f Böcek kurdu
KİRM-İ EBRİŞİM İpekböceği
KİRPAS f Padişah veya vezir konaklarındaki divanhâne
KİRPİK Göz kapağının kenarındaki kıllar * Bir nevi taş * Hayvan ve nebatların beden yapısında bâzı küçük ve ince uzantılar
KİRPİK-İ AKIL Mc: Akıl gözünün kirpiği Aklın, hakikatleri anlamasına engel olan şey (Meşhurdur ki: Îdin hilâline bakardı cemaat-i kesire Kimse bir şey görmedi Zevâli bir ihtiyar yemin etti ki; "Gördüm" Hâlbuki gördüğü kirpiğinin takavvüs etmiş beyaz bir kılı idi O kıl oldu onun hilâli O mukavves kıl nerede? Hilâl olmuş kamer nerede? Ger anladın şu remzi:Zerrattaki harekât, kirpik-i aklın olmuş birer kıl-ı zulmettar, kör etmiş maddi gözü Teşkil-i cümle envâ fâilini göremez, düşer başına dalâl O hareket nerede? Nazzam-ı kevn nerede? Onu ona vehm etmek muhal-ender muhal S )
|