|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KURŞUM (KIRŞÂM) Büyük kene
KURT(A) (C : Kırta-Kırat) Küpe
KURTAN At'ın arkasına vurdukları keçe
KURTAT Eyer altına konan bir nesne * Boyun
KURTUBÎ Kılıç Halid bin Velid'in kılıcı
KURTUM (C: Karâtım) Usfur otunun tohumu
KURTUM Mestin burnu
KURUH (Kurha C ) Yaralar
KURULTAY (Bak: Meclis)
KURUM (Karm C ) Değerli insanlar Kıymetli ve değeri büyük kişiler
KURUN (Karn C ) Asırlar Devirler Çağlar
KURUN-U ÂHİRE Son asırlar İstanbul'un Fatih Sultan Mehmed tarafından zaptedildiğinden sonraki zaman Hicri 857, Mi 1453 yılından sonraki devir
KURUN-U SÂLİFE Geçmiş asırlar
KURUN-U ULÂ Eski Roma Devleti'nin ikiye ayrılması zamanına kadar olan eski devir İlk çağ
KURUN-U VUSTÂ Eski Roma Devleti'nin ikiye ayrılmasından, İstanbul'un Müslümanlar tarafından zabtedildiği tarihe kadar olan zamandır Orta asırlar
KURUNE Nefis
KURUR Gözün parlak olması
KURUT Küpeler Kadınların kulaklarına taktıkları mücevherler
KURUT Kuruluk
KURUZ (Karz C ) Borçlar Ödünç olarak verilen paralar
KURZUB Fakir kimse
KURZUM Kavafların ve kunduracıların üzerinde gön ve sahtiyan kesip düzelttikleri yuvarlak tahtalar
KURZÜL Kadınların başına örttükleri nesne * Kayıt * Kötü kimse * At ismi * Bel, sulb
KÛS f Kös Eskiden muharebelerde deve veya araba üstünde taşınarak çalınan büyük davul
KÛS-İ GAZA Savaş davulu Muharebe kös'ü
KUSA Zayıflık * Nâhiye
KUSAKIS Çok acı olan sarmısak
KUSALE Buğday ve arpa kesmiği
KUSAME Kassamlara verilen taksim ücreti
KUSARA İsteğin ve arzunun son derecesi
KUSARE Hususi hücre * Gemilerde güvertelerin en üstündeki yarım güverte
KUSAS Saçın önünde ve ardında nihayeti
KUSASA Tırnak kırpıntısı * Az miktar, az şey
KUSB (C: Aksâb) Göden bağırsak denilen büyük bağırsak
KUSBE (C: Kuseb) Göden bağırsak
KUSE f Köse
KUSEC f Köse
KUSEYBE Bronşcuk
KUSEYRA İyeği kemiklerinin altındaki kemik
KUSFEND f Koyun
KUSKUS (KUSKUSA) (C: Kusâs) Kaba, kısa boylu erkek
KUSLUB Kuvvetli, dayanıklı, sağlam
KUSRE Yakın, karib
KUSSA Alın saçı
KUSSABE (C: Kısâb) Kamış boğumu * Düdük
KUSSAS Bir demir madeninin adı
KUSS İBN-İ SAİDE İslâmiyetten önce Arabistan'da yaşamış İyâd Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şâirdir Cârud gibi hakperesttir Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir din üzere olacağını müjdelemiştir (K En Sh 61)
KUST Topalak dedikleri ot
KUSTAR (KISTÂR) Kesedar Sarraf * Tüccar, tâcir * Mizan, ölçü * Bir şehre veya bir beldeye vâli olan kimse
KUSTAS Büyük terazi
KUSU Uzaklık, ırak olmaklık * Son olmaklık
KUS'UL Yaramaz, leim, lânet edilen kimse * Kurt eniği
KUSUR Noksanlık Eksiklik Noksan ve âcizlik İhmal Tedbirsizlik * Cem' olmalar * Pahalanmak *Eksilmek * Şiddetli olan şeyin yavaşlayıp sâkin olması * Bereketlenmek * İmtina', âciz olmak * Bir hesabın üstü Artan kısım * (Kasr C ) Kasırlar Saraylar Köşkler (Şeytanın mühim bir desisesi : İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir Tâ ki, istiğfar ve istiâze yolunu kapasın Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki, nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksiratdan takdis etsin Evet şeytanı dinliyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz te'vil ile te'vil ettirir $ sırriyle, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Alişan , $ dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir Nefsini ittiham eden, kusurunu görür Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder İstiğfar eden, istiaze eder İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstahak olur L )
KUSUR-İ CİNAN Cennet'teki köşkler
KUSURE Acizlik, güçsüzlük
KUSUT Haktan sapmakla cevr ve zulmetmek * Birşeyi kısımlara ayırmak, tefrik etmek
KUSVA Son derecede bulunan * Son, nihayet * Son sınır Erişilecek olan en son nokta
KUŞ'AM (C: Kaşâım) Yaşlı ihtiyar, koca kimse * Belâ * Arslan * Sırtlan * Örümcek * Karınca yuvası
KUŞAM (KUŞÂME) Sofrada artan yemekler
KUŞ'AMAN Büyük erkek akbaba
KUŞ'AR Hıyar
KUŞA'RİRE Titreme * Tavuk derisi gibi ürperip kabarmış deri
KUŞE Köşe
KUŞE-İ FERAG İnsanın, herşeyden feragat edip çekildiği köşe
KUŞE-İ NİSYAN Unutma köşesi, nisyan köşesi
KUŞİŞ f Çalışma, çabalama, gayret sarfetme, uğraşma
KUŞUR (Kışr C ) Kabuklar, kışırlar
KUŞUR-İ EŞCAR Ağaç kabukları
KUŞUTA Burnun çökük ve yassı olması
KUT Yaşatacak gıda, rızık * Kuvvetlendirmek
KUT-I LÂ-YEMUT Ölmeyecek kadar olan rızık, yiyecek
KUT-I MESİH Hurma * Şarap
KUT'A Bir hurma cinsi
KUTA' (C: Kutâ-Kutevât) Atın arkalaşacak yeri * Bağırtlak kuşu
KUTA' (KUTU') Düş yormak, rüya tâbir etme * Su kesilmek * Başka yere gitmek
KUTAA Bir şeyin kesintisi ve kırıntısı
KUTAFE Toplarken düşüp dökülen üzüm ve yemiş döküntüsü
KÛTAH (Kuteh) Kısa, boysuz
KÛTAH-ÂSTİN f Aslında kötü olduğu hâlde iyi gibi görünen kimse
KÛTAH-BÎN f Neticeyi göremiyen, basiretsiz, kısa görüşlü
KÛTAHTER f Pek kısa, çok ufak
KÛTAH-TERİN f En çok kısa
KUTAR Kebap kokusu Ot kokusu
|