|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KUTB (Kutub) Dünyanın şimâl veya cenub uçları (Güney ve kuzey taraflarının son kısımları ) * Elektrik cereyânını meydana getiren veya mıknatısın uçlarından her biri * Dini bir meslek veya grubun başı Bir çok müslümanların kendisine bağlandıkları azim ve büyük evliyaullahtan zamanın en büyük mürşidi
KUTB-U CENUBÎ Güney kutbu
KUTB-U DEVRAN Halife ve bu sıfatı alan Osmanlı padişahı
KUTB-UL AKTAB Kutubların başı Hilafet-i mâneviye-i Muhammediye (A S M ) Velâyet-i mâneviye makamlarının en yükseği, nübüvvet-i Muhammediyeye (A S M ) veraset makamı olup, bu makama ancak Cenâb-ı Hakkın bir atiyyesi olarak nâil olunur Bu makamda bulunan zât, Hakikat-ı Muhammediyenin (A S M ) mazharı ve Esmâ-i İlâhiyenin câmi'idir Her asırda bir tane bulunan bu zatların sonuncusu mezkur sıfatların en ekmeline mazhardır Bu makam hakkında Gavs ve Kutbiyyet-i Kübrâ tâbirleri de kullanılır
KUTB-UL ÂRİFÎN Ariflerin en ileri geleni, en büyüğü Maddi, mânevi ve İlâhi ilim sahiblerinin başı Ariflerin kutbu (Bak: Aktâb)
KUTB-U RİSALET Risaletin başı * Hz Muhammed (A S M )
KUTB-U ŞİMALÎ Kuzey kutbu
KUTB-UD DİN Dinin kutbu
KUTB-UZ ZAMAN Zamanın en ileri gelen ve en büyük ârif ve mürşidi (Bak: Aktâb)
KUTBE Nişan okunun temreni * Erkek ismi * Nişanlara atılan ufak ok
KUTBEYN İki kutub Şimal ve cenub kutbu Kuzey ve güney kutubları
KUTBÎ (Kutbiye) Dünya kutuplarına ait Onlarla alâkalı
KUTBİYE Deve ve koyun sütünün birbirine karışması
KUTBİYET (Bak: Kutb-ul aktab)
KÛTEH (Kutâh) f Kısa, boysuz
KÛTEHBÂL f Kısa boylu
KÛTEHBÎN f Kısa görüşlü İleriyi göremez
KÛTEHDEST f Kısa elli Elli kısa olan * Mc: Hasis, cimri, tamahkâr, keremsiz
KÛTEHENDİŞ f Sonunu ve istikbali düşünmeyen Kısa görüşlü
KUTELA' (Katil C ) Öldürülmüş kimseler, maktuller
KÛTÎ Kısa boylu adam
KUTİLE (Katil den) Katledildi, kahroldu veya kahrolası meâlindedir
KUTME Bozluk ve kızıllık olan renk (O renkte olana "aktem" derler ) (Müe: Katmâ)
KUTN (C: Aktân) Pamuk
KUTNE Geviş getiren hayvanların midelerinin bir bölümü Şirden
KUTNİYE Aşure tatlısı
KUTR (KUTUR) Taraf Canib * Nahiye Mahal Arzın veya semânın bir ciheti * Çap * Bölük Bölge * Geo: Dairenin merkezinden geçip onu iki müsavi kısma bölen doğru parçası, çap
KUTR-U DÂİRE Geo: Dairenin kutru Çap
KUTRE Avcılar kümesi
KUTRENÎ Kutur itibariyle, çap olarak
KUTRUB Bir kuş
KUTRUTÎ Kısa boylu küçük adam
KUTTA' (Katı' C ) Kesiciler, kat' ediciler, kesenler
KUTTA-İ TARİK Yol kesenler, eşkiyalar, haydutlar
KUTTAL (Katil C ) Katiller, öldürücüler, öldürenler Katledenler
KUTTAN (Katın C ) Yerliler, oturanlar, sâkinler
KUTU' Sudan veya bir yoldan geçme * (Kuşlar) göç etme * (Kat' C ) Kesintiler
KUTU' Zelil olmak Hakarete uğramak
KUTUB (Kutb C ) Kutublar
KUTUR Pintiliğinden dolayı ailesini sıkıntı içinde bırakan adam
KÛTVAL f Kale muhafızı Dizdar * Belediye reisi Şehir ağası
KUUD Cülus Oturmak * Namazın oturarak kılınan kısmı Secdede iken kalkıp oturmak
KUULE Ayağının arkasıyla yerden toprak saçmak
KUUR (Ka'r C ) Dipler, derinlikler Nihâyetler
KUVÂ (Kuvvet C ) Güçler Kuvvetler * Hisler Hasseler Takatler * Şeriatın birer hükmü
KUVÂ-İ DİNİYE Dinî kuvvetler
KUVÂ-İ HAMSE Beş duygu
KUVÂ-YI MİLLİYE Milli kuvvetler Bir milletin sahib olduğu kuvvetleri * İstiklâl harbinde Anadoluda kurulan hükümet ve bu hükümetin askeri kuvvetleri
KUVÂ-YI SELÂSE Üç kuvvet (Kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye )
KUVÂ-YI UMUMİYE Umumi kuvvetler
KUVA' Erkek tavşan
KUVAM Koyunun ayaklarını tutan bir hastalık
KUVARE Yuvarlak parça (ki gömlek yakasından veya kavun, karpuz başından keserler )
KUVB Yavru
KUVVAD Kumandanlar, seraskerler, komutanlar
KUVVE Kuvvet Güç * Salâhiyyet İktidar * Fikir Niyet * Hasse His Duygu Meleke * Kabiliyyet (Za'fiyyetin zıddı)
KUVVE-İ AN-İL-MERKEZİYE Merkezkaç kuvvet Cisimlerin kendi mihveri üzerine hareketi zamanında merkezinde hâsıl olan kuvvete denilir Merkezde dönen bir tekerleğin etrafında yapışık veyahut üstünde taşıdığı cisimlerin etrafa yayılıp dağılmasıyla bu kuvvetin mevcudiyyeti anlaşılır
KUVVE-İ AZM f Azim kuvveti Emele muvaffak olmak için gösterilen azim, cehd kuvveti
KUVVE-İ BÂSIRA f Görme duygusu, görme kuvveti
KUVVE-İ CÂZİBE Kendine çekici kuvvet Dünyanın câzibe, yani çekme kuvveti
KUVVE-İ DÂFİA Zararlı şeyleri men'etme ve onlardan korunma hissi İtme kuvveti
KUVVE-İ GALİBE Üstün ve ezici kuvvet
KUVVE-İ HÂFIZA f Zihinde hıfzetme, belleme kuvveti
KUVVE-İ HAMSE-İ BÂTINA İçteki beş his, beş duygu (Bak: Havâs)
KUVVE-İ İLE-L MERKEZİYE Muhitten (etraftan) merkeze doğru gelen çekme kuvveti (Kuvve-i anil-merkeziyenin zıddıdır )
KUVVE-İ İSTİNAD Dayanma ve istinad etme kuvveti
KUVVE-İ KUDSİYE Evliyâ kuvveti Cenab-ı Hakk'ın yardımına mazhar olan kuvvet Hakaik-ı imâniye ve Kur'aniyeyi gayet ince ve derin bir firaset ve dirayetle anlayabilme kuvveti
KUVVE-İ LÂMİSE Dokunma ve hissetme duygusu Sertliği ve yumuşaklığı anlama duygusu
KUVVE-İ MUHASSALA Muhtelif kuvvetlerin ağırlık merkezi
KUVVE-İ MUSAVVİRE Cenâb-ı Hakkın izni ve kanunu ile maddiyatın şekil ve suretini alma kabiliyeti (Bak: Madde-i musavvire)
KUVVE-İ MUTASARRIFA Mütehayyile vasıtasıyla zihinde hazırlanan şeyleri tertib kuvveti
KUVVE-İ MÜDRİKE İdrak kuvveti Beş duygunun, hissin zihinde duyulması, anlaşılması
KUVVE-İ MÜMEYYİZE İnsanın iç âleminde hissedilenleri birbirinden ayırdetme kudreti * Hayır ve şerri anlayıp ayıran bir duygu ve kuvvet
KUVVE-İ MÜTEHAYYİLE Hissolunan şeyin gıyabında resim ve tasvir kuvveti Hayâl kuvveti
KUVVE-İ MÜVELLİDE Tevlid edici kuvve, meydana getirci kuvvet
KUVVE-İ NÂTIKA Konuşma, güzel ifade etmek kudreti
KUVVE-İ SEBUİYE İnsanda başkalarına hücum ve zararları defetmek kuvvesi
KUVVE-İ SEBUİYE-İ GADABİYE Zararlı şeyleri def'e sevkeden his ve kuvvet
KUVVE-İ ŞÂMME Koku alma, koklama duygusu Burun
KUVVE-İ ŞEHEVİYE Cinsi istek kudreti Yemek, içmek, konuşmak, uyumak gibi kabiliyetler
KUVVE-İ TEŞRİİYE Kanun vaz'etme kuvveti şeriata uyan düsturlar yapma kuvveti * Büyük Millet Meclisi
KUVVE-İ VÂHİME Vehim ve hayâl duygusu Kuruntu hâssesi
KUVVE-İ ZAHRİYE Yardımcı ve imdatçı kuvvet
KUVVE-İ ZÂİKA Dildeki tad alma duygusu (Bak: Dil)(Ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idâresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nev'inden ancak beş derecesi muvafık olur fazla olamaz Tâ ki; kapıcı gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla bahşiş veren ihtilâlcileri saray dahiline sokmasın İşte bu sırra binâen, şimdi iki lokma farzediyoruz Bir lokma, peynir ve yumurta gibi mugaddi maddeden kırk para; diğer lokma, en âlâ baklavadan on kuruş olsa bu iki lokma ağıza girmeden, beden itibariyle farkları yoktur, müsâvidirler; boğazdan geçtikten sonra, cesed beslemesinde yine müsâvidirler Belki, bazan kırk paralık peynir, daha iyi besler Yalnız, ağızdaki kuvve-i zâikayı okşamak noktasında yarım dakika bir fark var Yarım dakika hatırı için kırk paradan on kuruşa çıkmak, ne kadar mânâsız ve zararlı bir israf olduğu kıyas edilsin Şimdi, saray hâkimine gelen hediye kırk para olmakla beraber, kapıcıya dokuz defa fazla bahşiş vermek, kapıcıyı baştan çıkarır, "hâkim benim" der Kim fazla bahşiş ve lezzet verse; onu içeriye sokacak İhtilâl verecek, yangın çıkaracak, "Aman doktor gelsin, hararetimi teskin etsin, ateşimi söndürsün " dedirmeye mecbur edecek İşte, iktisad ve kanaat, hikmet-i İlâhiyyeye tevfik-ı harekettir Kuvve-i zâikayı kapıcı hükmünde tutup, ona göre bahşiş verir İsraf ise; o hikmete zıt hareket ettiği için çabuk tokat yer, mideyi karıştırır, iştiha-yı hakikiyi kaybeder Tenevvü-ü et'imeden gelen sun'i bir iştiha-yı kâzibe ile yedirir, hazımsızlığa sebebiyet verir, hasta eder L )
|