Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #28
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KUVVE-İ ZÂKİRE Hafıza Ezberleme kuvveti Ezber edici kuvvet
KUVVET Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb (Kuvvet, te'sir ettiği cisimlerin hâricindedir)
KUVVET-İ DEVLET Devletin kuvveti
KUVVET-ÜZ ZAHR Arka veren kuvvet Yardımcı, imdadcı kuvvet Geriden gelen yardımcı * İcabında arkadan yardımcı olacak asker kuvveti İmdâda hazır asker
KUY f Karye, mahalle, sokak * Yol Semt
KUYA Çok kusmak
KUYDAŞ f Aynı köyden olanlar Köyleri aynı olan kimseler
KUYUD (Kayd C) Kayıtlar Resmi muâmelelerin veya her hangi bir şeyin kayıtları, deftere geçirilmeleri, yazılmaları
KUYUD-U İHTİRAZİYYE Korunmak için ilerisine âid tedbir kayıtları Bazı hakları kullanabilme şartı
KUYUDAT Kayıtlar
KUYUDAT-I ATİKA Eski kayıtlar
KUZ Bardak, kadeh * Tas, çanak
KUZ f Kambur
KUZA' Hırka parçası
KUZA' Ağız ağrısı
KUZAH Mevzi ismi * şeytan ismi (Bak: Kuzeh)
KUZAKIZ Yırtıcı ve paralayıcı yavuz arslan
KUZA'MEL Büyük şişman deve
KUZA'MELE Kötü huylu, kısa boylu kadın * Şey
KUZAT Şeriat nâmına hükmeden hâkimler Kadılar (Bak: Kudât)
KUZAZAT Ok yeleği kırpıntısı * Altın parçaları
KUZE f Su testisi
KUZE-GER f Çömlekçi, bardakçı
KUZEH Renk renk çizgiler * Bulutları idâreye me'mur bir melek ismi
KUZEHİYE Gözün renkli olan tabakası İris
KUZFE (C: Kuzuf-Kuzefât) Yüksek yer
KUZHA (C: Kuzeh) Yol, tarik
KUZU' Evmek, acele
KUZZ Yeleksiz oklar
KUZZE (C: Kuzze) Ok yeleği * Pire, bürgus
KÜAYT (C: Ki'tân) Bülbül
KÜBAB Bir yere toplanmış kum
KÜBAD Tıb: Karaciğer iltihabı
KÜBAS Başı büyük olan erkek
KÜBBE (C: Kübb) At sürüsü * İplik yumağı
KÜBBENE Bahil kişi
KÜBERA (Kebir C) Büyükler Ulular
KÜBERA-YI ÜMMET Ümmetin uluları, büyükleri
KÜBKÜBE İnsan topluluğu * At sürüsü
KÜBR Yakınlık
KÜBRA (Ekber'in müennesi) Büyük, daha büyük, en büyük * Man: İkinci kaziye (İkinci önerme) Yâni, hadd-i ekberin bulunduğu cümle (Bak: Hadd-i ekber)
KÜBUD (Kebed C) Karaciğerler
KÜCA f Nereye? Nasıl?
KÜDA Mekke-i Mükerreme'de Bâb-ı Umre'nin yolu
KÜDADE Çömlek dibinde kalan yemek
KÜDAME Her nesnenin bakiyyesi
KÜDAS Hayvan aksırığı
KÜDS Dövülmemiş harman
KÜDÛ Yerin otu geç bitmek
KÜDU' Soğuğun bitkilere zarar vermesiKÜDUR : (Keder C) Kederler, hüzünler, üzüntüler, sıkıntılar, ıztırablar
KÜDURET (Keder den) Bulanıklık * Koyuluk, kesiflik * Kaygı Tasa Kederlilik
KÜDÜRR Azâsı çok şişmiş olan yiğit
KÜDYE Kazılması güç olan sert yer
KÜF Yetiştiği satıhta kimyevî değişikliklere sebep olan küçük boylu mantarlara verilen umumi ad * Maddelerin oksitlenme neticesinde dış tarafını kaplayan tabaka Pas
KÜFAE Davarın bir yıllık dölü, sütü, yoğurdu, yünü ve yapağısı
KÜFALE Zammetmek, artırmak * Boynuna almak
KÜFAT (Küfv C) Eşitler * Denkler, müsaviler
KÜFE f Taze dallardan veya kamıştan örülmüş, derin ve çeşitli boyda kaba sepet
KÜFFAR (Kâfir C) Gâvurlar Hak din olan İslâmiyeti inkâr edenler Kâfirler
KÜFFE (C: Küfât) Kaftan nigendesi, kaftan zencifi
KÜFİYYUN Eski arabça âlimlerinin ayrıldığı iki büyük şubeden biri olup diğerine Basriyyun denirdi (OL)
KÜFNE Ağaç, şecer
KÜFR Örtmek mânâsınadır Kalbe âit bir sıfattır Hak dini inkâr edip, hakkı inkâr edene ve gizleyene "kâfir" denilir Kâfirliğin sıfatı küfürdür * Allaha inanmamak Hakkı görmemek İmansızlık * Allaha (CC) yakışmıyan sıfatlar uydurmak Müslümanlığa uymayan şeylere inanmak * Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz (Bak: Kebâir - Kâfir)
KÜFR-İ CUHUDÎ Kalb ve dil ile ikrar etmemektir (şeytan gibi)
KÜFR-İ İNADÎ İnadî dinsizlik, inadî küfür Hakikat isbat edildiği halde yine imana gelmemek Bilip de kabul etmez olmak
KÜFR-İ İNKÂRÎ Aslâ Cenab-ı Hakk'ı tanımayıp, İslâmiyet hakikatlarını ikrar ve tasdik etmemektir (Evet küfr, mevcudatın kıymetini ıskat ve mânasızlıkla ittiham ettiğinden; bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudat âyinelerinde cilve-i esmayı inkâr olduğundan; bütün esmâ-i İlâhiyeye karşı bir tezyif ve mevcudatın vahdaniyete olan şehadetlerini reddettiğinden; bütün mahlukata karşı bir tekzib olduğundan; istidad-ı insâniyi öyle ifsad eder ki: Salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz Hem, bir zulm-ü azimdir ki: Umum mahlukatın ve bütün esmâ-i İlâhiyenin hukukuna bir tecavüzdür İşte şu hukukun muhafazası ve nefs-i kâfir hayra kabiliyetsizliği; küfrün adem-i afvını iktiza eder S)(Deniliyor : Deve kuşuna demişler : "Kanatların var, uç!" O da kanatlarını kısıp, "Ben deveyim" demiş, uçmamış Fakat avcının tuzağına düşmüş Avcı beni görmesin diye başını kuma sokmuş Halbuki koca gövdesini dışarıda bırakmış, avcıya hedef etmiş Sonra ona demişler; "Mâdem deveyim diyorsun, yük götür!" O zaman kanatlarını açıvermiş "Ben kuşum" demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş Fakat hâmisiz ve yemsiz olarak avcıların hücumuna hedef olmuş Aynen onun gibi; kâfir, Kur'anın semâvi ilânatına karşı küfr-ü mutlakı bırakıp meşkuk bir küfre inmiş Ona denilse: "Madem mevt ve zevali, bir idam-ı ebedi biliyorsun; kendini asacak olan darağacı göz önünde Ona her vakit bakan, nasıl yaşar? Nasıl lezzet alır?" O adam, Kur'anın umumi vech-i rahmet ve şümullü nurundan aldığı bir hisse ile der: "Mevt idam değil, ihtimal beka var" Veyahud, deve kuşu gibi başını gaflet kumuna sokar, tâ ki ecel onu görmesin ve kabir ona bakmasın ve zeval-i eşya ona ok atmasın!Elhasıl : O meşkuk küfür vasıtasiyle deve kuşu gibi mevt ve zevali, idam mânâsında gördüğü vakit, Kur'an ve semâvi kitabların iman-ı bil'âhiret'e dair kat'i ihbaratı ona bir ihtimal verir O kâfir, o ihtimale yapışır, o dehşetli elemi üzerine almaz O vakit ona denilse: "Mâdem bâki bir âleme gidilecek; o âlemde güzel yaşamak için tekâlif-i diniyye meşakkatini çekmek gerektir!" O adam şekk-i küfri cihetiyle der: "Belki yoktur; yok için neden çalışayım" Yâni: Vaktâ ki o hükm-ü Kur'anın verdiği ihtimal-i beka cihetiyle idam-ı ebedi âlâmından kurtulur ve meşkuk küfrün verdiği ihtimâl-i adem cihetiyle tekâlif-i diniyye meşakkati ona müteveccih olur; ona karşı küfür ihtimaline yapışır, o zahmetten kurtulur Demek bu nokta-i nazarda, mü'minden ziyade bu hayatta lezzet alır, zannediyor Çünki; tekâlif-i diniyyenin zahmetinden ihtimâl-i küfri ile kurtuluyor ve âlâm-ı ebediyeden, ihtimâl-i imanî cihetiyle kendi üzerine almaz Halbuki bu mağlâta-i şeytaniyenin hükmü, gayet sathi ve faidesiz ve muvakkattır L)
KÜFR-İ MEŞKUK Küfürde ve itikatsızlıkta şüpheli olma
KÜFR-İ MUTLAK Hiç bir imâni hükmü olmamak, dine âit hiç bir hakikatı, Allah'ın varlığına âit hiç bir delili kabul etmemek İhsan ve inayet-i İlâhiyyeye karşı şükür etmiyerek fiilen ve kavlen inkâr etmek ("Neuzü billâh" dine söğmek gibi) Küfr-ü icabettiren bazı çirkin sözlere de "küfür" denilmiştir(Bir müslüman bir hakikat-ı imaniyeyi inkâr etse, küfr-ü mutlaka düşer Çünkü başka dinlerin icmallerine mukabil İslâmiyette tam izahat verilmiş Rükünler birbiriyle zincirlenmiş Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımayan, tasdik etmeyen bir müslüman, Allahı da (sıfatıyla) daha tanımaz ve âhireti bilmez Bir müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz hüccetlere dayanıyor ki, inkârda hiçbir özür kalmıyor Adeta akıl, kabulde mecbur oluyor S)
KÜFR-İ NİFAKÎ Dil ile imanı ikrar edip kalb ile itikad etmemektir
KÜFRAN Nankörlük etmek Allah'ın ihsan ve inayetine mukabil teşekkür etmeyip fiilen veya kavlen inkâr etmek
KÜFRAN-I Nİ'MET Cenâb-ı Hakkın ihsan ettiği ni'metleri bilmemek ve hürmetsizlikte bulunmak (Bak: Tahdis-i ni'met)(Bazan tevâzu, küfrân-ı ni'meti istilzâm ediyor; belki küfrân-ı ni'met olur Bazan da tahdis-i ni'met iftihar olur İkisi de zarardır Bunun çare-i yegânesi ki, ne küfrân-ı ni'met çıksın ne de iftihar olsun Meziyyet ve kemalâtları ikrâr edip, fakat temellük etmiyerek, Mün'im-i Hakikinin eser-i in'âmı olarak göstermektir M)

Alıntı Yaparak Cevapla