|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KÜFRİYYAT Küfre sebep olan işler ve sözler
KÜFR Ü DALAL Kafirlik ve sapıklık Dinsizlik
KÜFUF (Keff C ) Avuçlar, el ayaları
KÜFÜRBAZ f Küfür sözü söyleyen Ahlâksız Küfrü âdet edinmiş olan
KÜFÜV (KÜFV) şerik Nazir, akran, denk, eş, benzer, misil Hemtâ (Bak: Kefâet)
KÜFYE Ancak geçinebilecek kadar olan yiyecek
KÜH (Bak: Kûh)
KÜHBE Kırmızılığa yakın olan beyaz renk
KÜHEN f Eski, zamanı geçmiş Demode olmuş Yıpranmış
KÜHENPİR f Yaşı ilerlemiş Çok yaşlı, ihtiyar
KÜHENSÂL f Yaşlanmış, ihtiyarlamış, kocamış Eskimiş
KÜHEYLAN Cins arab atı (Gözü sürmelidir )
KÜHHAN (Kâhin C ) Kâhinler, falcılar
KÜHİSTAN f Dağlık yer, dağı çok olan mevki
KÜHKÜM Oturak yeri kemiği
KÜHL Sürme Göz için sürme boyası
KÜHLE Sığırdili denilen ot
KÜH-SAR f Dağ tepesi Dağlık
KÜHUF (Kehf C ) Mağaralar
KÜHUL (Kehl C ) Orta yaşlı kişiler Olgun kimseler
KÜHULET Orta yaşlılık (35-40 yaş arası) Olgunluk çağı Bazılarına göre: Yirmibir ile altmış yaşa kadar olan insanın hayat devresi Veya otuz ile elli arası
KÜHURE Yüzünü pörtürmek
KÜLA Kuş kanadının sonunda olan dört telek
KÜL'A Devenin arkasında olur bir hastalık * Koyun sürüsü
KÜLAE Tehir etmek, sonraya bırakmak
KÜLAH Takke Kalpak Baş örtüsü * Kazıkların toprağa girmesini kolaylaştırmak için uçlarına geçirilen huni şeklindeki demir gömlek
KÜLALE f Çiçek demeti * Kıvrım kıvrım olan saç Kıvırcık saç Bukle
KÜLBE f Kulübe
KÜLBE(T) Sıkıntı, zorluk, ıztırab Şiddet * İki sahtiyan arasına konup dikilen kırmızı kayış
KÜLAM Kaba, muhkem ve sağlam yer
KÜLÇE Eritilip tasfiye olunmamış veya topraktan çıkartıldığı gibi bulunan maden * Büyük parça şeklinde dökülmüş maden
KÜLEF (Külfet C ) Külfetler, zahmetler, sıkıntılar, zorluklar * Merâsimler
KÜLENG f Turna kuşu
KÜLFET Zahmet Sıkıntı Yorgunluk Zahmetli iş Adetten ve lüzumundan çok yorularak çalışmakla iş yapmak * Merâsim
KÜLHAN f Hamam ocağı Hamamda su ısıtmak için ateş yakılan yer
KÜLHANİ f Serseri, çapkın, âvâre
KÜLİÇE f Külçe
KÜLİÇE-İ NÜHAS Bakır külçesi
KÜLKÜL (KÜLKÂL) Kısa boylu bodur adam
KÜLL Hep, tüm, bütün Çok Cüz'lerden meydana gelen Bütün cüzlerin şumul ve istiğrak üzere ifadeleri (L R )
KÜLL-İ A'ZAM En büyük bütün En büyük küll
KÜLLAB (C : Kelâlib) Çengel, kanca Ucu eğri demir
KÜLLE f Topuk * Kâhkül
KÜLLE YEVM Her gün
KÜLLÎ Külle mensub Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan Umumi, bütün * Çok, ziyade, fazla * Man: İnsan dediğimiz zaman küll'ü ve küllîyi ifade etmiş oluyoruz İnsanın eli, ayağı, kolu, gözü dersek cüz' ve cüz'îyi ifade etmiş oluruz Dünya denilirse küll; dünyanın karaları, kıt'aları veyahut denizleri dediğimiz zaman küll'ün eczasını ifade etmiş oluyoruz Küll, cüz'lerden meydana geliyor
KÜLLİYAT (Külliyet C ) Bütün Hepsi Hepsi birden * Bir müellifin bütün eserleri
KÜLLİYE (Külliyet) Bütünlük, umumilik, genellik * Bolluk, çokluk, ziyadelik * Tar: Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arap vilâyetlerinde bazı medreselere, üniversite karşılığı verilen ad
KÜLLİYEN Kâmilen, tamamen Cüz'î olmamak üzere Büsbütün Tamamıyla, toptan, kâffesi
KÜLLÜ AMM Her sene, bütün sene
KÜLLÜ DAİN Bütün hastalıklar Bütün dertler
KÜLS Kireç
KÜLSE (C : Ekles) Kireç renginde olmak
KÜLSUM Yuvarlak yüzlü * Yanağı ve yüzü etli olan KÜLTÜR : Fr Her türlü fikir, san'at ve âdet varlıklarının hepsi * Bir kimsenin umumi bilgi seviyesi * Terbiye * Ziraat * Tıb: Tecrübe veya ilâç yapmak için mikrop besleme ve çoğaltma
KÜLUH Katı yüzlülük
KÜLÜNG f Taşçı kazması
KÜLVE (C: Külu-Külliyât) Dağarcık altına çepeçevre diktikleri deri * Tirşe dedikleri kayış
KÜM' Ev, beyt
KÜMAHE f Nazarlık
KÜMAN f (Bak: Gümân)
KÜMAŞE Sürat, hız
KÜMAT (Kemi C ) Yiğitler, kahramanlar, savaşçılar
KÜMDET Renk değiştirme
KÜMEYT Koyu doru at * Kırmızı şarap
KÜMM (C: Ekmâm-Ekmime) Gömlek yeni
KÜMME Kavuk
KÜMMEL (Kâmil C ) Kâmiller Olgunlar İlmen, dinen ve mânen kâmil olan büyük zatlar Büyük mâneviyat ve fazilet sahibi insanlar
KÜMMELÎN (Kâmil ve kümmel C ) Kâmiller
KÜMMÎ Konik Koni biçiminde olan
KÜMSERAT (C : Kümsereyât) Armut
KÜMTE Kızıllık, kırmızılık, humret
KÜMTER (C: Kemâtir) Kısa boylu kaba adam * Yabani eşek Vahşi hımar
KÜMUN Pusulanıp gizlenmek * Tıb: Gözde "gümne" denilen bir dumanlı hastalık görünmesi
KÜMZE Bir yere toplanmış hurma
KÜN "Ol" mânasında emirdir Allah (C C ) bir şeye Kün dese; o şey olur
KÜNA f Arâzi Tarla Etrafı çevrilerek ekilen yer
KÜNAM f Kuş yuvası * Hayvan ini * İnsanın rahat edip dinleneceği yer
KÜNAN f "Ederek, yaparak, eden, yapan" manâlarına gelerek kelimelere eklenir Meselâ: (Hande-künân: Gülerek)
KÜNASAT (Künâse C ) Künâseler, süprüntüler
KÜNASE Süprüntü, zibil, çöp
KÜNAT (Kâni C ) Kinâyeciler Kinâye söyliyenler
KÜNBED f Kubbe
KÜNBÜL Sağlam, dayanıklı, sert, katı
KÜNC (Günc) f Köşe Bucak Bodrum
KÜNC-İ KANAAT Kanaat köşesi
KÜNC-İ MİHEN Mihnet, sıkıntı ve ıztırab köşesi
KÜNCÜD f Susam
KÜND Biçimsiz, yakışıksız, kısa * Kesmez, kör * Yiğit, cesaretli, cesur * Anlayışsız Fehim ve idraki kısa
KÜNDE f Suçlu bir kimsenin ayaklarına geçirilen tomruk * Kalın ve yüksek ağaç
KÜNDEKÂR f Sedefçi Kıymetli ağaçları işleyen Marangoz
KÜNDGÛŞ f Sağır, işitmez
KÜNDÜR (C: Kenadir) "Günlük" denilen nesne * Şişman ve kısa boylu kimse * Vahşi hımar, yabani eşek * Büyük çuval
KÜNDÜS Saksağan kuşu
KÜNENDE f "Edici, yapıcı" mânâlarına gelerek kelimelere eklenir
KÜN FEYEKÛN (Bak: Emr-i kün)
KÜNGÂN f Toprak ve çimento gibi şeylerle yapılan su borusu, su yolu
KÜNGÜRE f Kubbenin en yüksek yeri, tepesi
KÜNH Bir şeyin aslı, cevheri, mikdarı Dip Kök Özü, nihâyeti, vechi * Vakit, zaman
KÜNİŞ(T) f Mecusi tapınağı * Yahudi havrası
KÜNNAŞE (C : Künnâşât) Kök
KÜNNE Ev kapısı üstüne yapılan sundurma
KÜNNES (Kânis C ) Yuvasında ve yatağında olan geyikler * Gündüzün gizlenen, gece görünen seyyar yıldızlar (Bak: Hunnes künnes)
KÜNTAN Kısa boylu
KÜNU' Yakın olmak
KÜNÜBDÜR Kaba nesne
KÜNUD Nankörlük Nimeti inkâr etmeklik
KÜNUN Birşeyi gizleme, saklı tutma
KÜNUN f şimdi El'an
KÜNUZ (Kenz C ) Hazineler Defineler
KÜNUZÂT Kenzler Hazineler
KÜNYE Bir kimsenin nereden ve kimden olduğunu bildiren ve hüviyeti yazılı olan kâğıt
KÜPEŞTE Geminin kenarlarındaki tahta siper * Parmaklığın üzerindeki düz ve kalın tahta
KÜRA' (C: Ekru-Ekâri) İnsanda boyundan aşağısı; hayvanda topuktan aşağısı * Koyun ve sığır baldırı
KÜRABE Ağaç dibine düşen hurmaları toplamak
KÜRAIYY Paça satan
KÜRAN f Al renkli at
KÜRAT (Küre C ) Küreler Yuvarlak olan nesneler
KÜRAZ Ağzı dar bardak
KÜRBAK Dükkân
KÜRBE f Dükkân
KÜRBET (Kerb den) Sıkıntı Tasa Keder * Belâ Musibet
KÜRBET-İ GURBET Gurbetten dolayı olan keder
KÜRDABE Büyük su içinde olan çürüntü
KÜRDE (C: Kürüd) Sürülmüş tarla
KÜRDEVS (C: Kerâdis) Kemik başı * At sürüsü
KÜRDİSTAN Kürdlerin oturdukları bölge * İran'ın Ardelân eyaletinin eski adı
KÜRE (Kürre yanlıştır) Yuvarlak cisim * Şeklin sathındaki bütün noktalar merkeze aynı uzaklıktadır Dünya da yuvarlak olduğundan "Küre-i arz" denilmiştir "Küre-i zemin" de denir
KÜRE-İ ARZ Dünya (Yuvarlak olduğundan dolayı bu isim verilmiştir )(Küre-i arz, küçüklüğüyle beraber semâvata karşı gelebilir Çünki nasılki "Dâimi bir çeşme, varidatsız büyük bir gölden daha büyük" denilebilir Hem, bir ölçek ile bir şey ölçerek başka yere nakledilen ve onun elinden geçmiş ve ona girmiş çıkmış bir mahsulâtla, zâhiren binler def'a ölçekten büyük ve dağ gibi bir cisimle o ölçek muvâzeneye çıkabilir Aynen öyle de: Küre-i arz, Cenâb-ı Hak onu san'atına bir meşher ve icadına bir mahşer ve hikmetine medar ve kudretine mazhar ve rahmetine mezher ve Cennetine mezraa ve hadsiz kâinata ve mahlukat âlemlerine ölçek ve mâzi denizlerine ve gayb âlemine akacak bir çeşme hükmünde icad etmiş Her sene kat kat ve katmerli yüzbin tarzda, masnuattan dokunmuş gömleklerini değiştirdiği ve çok def'a dolup mâziye boşaltarak gayb âlemine döktüğü bütün o müteceddid âlemleri ve arzın müteaddit gömleklerini nazara al; yani bütün mazisini hazır farzet; sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et Göreceksin ki: Arz, ziyade gelmezse, noksan da kalmaz İşte $ sırrını anla S )
|