Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #30
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (K Harfi)-Osmanlıca Sözlük (K Harfi)İle İlgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (K Harfi) KÜRE-İ AYN Tıb: Göz yuvarlağı
KÜRE-İ HÂK Yeryüzü * Zemin yüzü
KÜRE-İ HAVA Dünyayı kaplayan hava tabakası Atmosfer
KÜRE-İ KAMER Ay
KÜRE-İ ZEMİN Dünya, küre-i arz
KÜRE f Toprak ocak Mâdenci ocağı
KÜREK CEZASI Tanzimattan önce ve yelkencilik devrinde işledikleri ağır cürümden dolayı harp gemilerinden kürek çekmek üzere gemi hizmetine verilen kimseler Bu gibiler, gemilerde kürek çektikleri için bu tâbir meydana gelmiştir
KÜREMA (Kerim C) Kerimler
KÜREND (Küreng) f Al at
KÜREVÎ Yuvarlak Küre şeklinde
KÜREVİYAT (Küreviyet C) Küre gibi oluşlar Küreler Yuvarlaklıklar
KÜREVİYET Yuvarlaklık Küre gibi oluş
KÜREYC Dükkân
KÜREYVAT Kandaki küçük yuvarlak cisimler Küçük küreler
KÜREYVAT-I BEYZA Kandaki beyaz renkte ve çok küçük kürecikler Kan ve lenf gibi vücud mâyilerinde bulunan çekirdekli ve yuvarlak hücreler Kırmızı küreciklere nisbetle azdırlar Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır Ne zaman müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür'atlı bir vaziyet-i acibe alırlar
KÜREYVAT-I HAMRA Kırmızı kan kürecikleri Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücrecikler olup kanın her mmküpünde beş milyon kadar bulunurlar, beden hücrelerine erzak dağıtırlar ve bir kanun-u İlâhî ile hücrelere erzak yetiştirirler (Tüccar ve erzak memurları gibi)
KÜREYVE (C: Küreyvât) Küçük yuvarlak
KÜRH Sıkıntı, meşakkat, zahmet
KÜRİZ f Hizmetkâr, hâdim, hademe
KÜRİZÎ f Beli bükük ve sefil ihtiyar
KÜRK Kızıl, kırmızı, ahmer
KÜRKÎ (C: Kürâki) Turna kuşu
KÜRMİH f Çivi, mıh
KÜRNÜB Kelem dedikleri lahana
KÜRR (C: Ekrâr) Yediyüz bin kırksekiz dirhem * Ölçek
KÜRRAS Pırasa
KÜRRASE (C: Kerâris) Elyazma kitapların sekiz sahifeden meydana gelen forması
KÜRRE f Hayvan yavrusu Sıpa Tay
KÜRRE-İ HAR Eşek yavrusu Sıpa
KÜRRE (Bak: Küre)
KÜRRE Deve ve koyun terslerinin parçası
KÜRREC Top
KÜRREZ İki yaşına girmiş doğan kuşu * Kötü ve hâzık kimse
KÜRSİ Oturulacak yüksekçe yer Câmilerde vâizin, medreselerde müderrisin oturduğu yer * Taht, serir Erike Koltuk * Kaide * Merkez * Vazife * Saltanat, kudret ve mülk * Başkent, hükümet merkezi * Mânevi makam * Arş'ın altına bir semâ tabakası (Bak: Arş)
KÜRSİ-NİŞİN f Tahtta oturan hükümdar, pâdişah * Vâli * Câmide vaaz eden
KÜRSU' Bilek kemiğinin ucunun serçe parmak tarafında olan yumruca kısmı
KÜRSÜB Kesbetmek, kazanmak, çalışmak * Sert ve sağlam ağaç
KÜRSÜF (C: Kerâsif) Pamuk
KÜRTAJ Dölyatağı (rahim) veya kemik apsesi boşlukları içinde bulunan yabancı cisim veya hasta organları özel bir âletle çıkarıp almak işlemi Rahmin temizlenmesi ameliyesi
KÜRUB (Kerb C) Kederler, tasalar, kaygılar, gamlar
KÜRUM (Kerm C) Üzüm kütükleri Bağ kütükleri
KÜRUR Bir şeyin tekrarlanması * Geri çekmek * Menetmek, engel olmak
KÜRUR-U A'VAM Senelerin birbirini takib etmesi Yılların ard arda geçmesi
KÜRUŞ (Keriş C) İşkembeler
KÜRUZ Dühul etmek, girmek, dâhil olmak * Bir kimseye ilticâ etmek, sığınmak
KÜRÜK f Deve yavrusu
KÜRZ (C: Karaze) Çan * Dağarcık, torba
KÜS' Tâbi olmak, ittiba etmek, uymak
KÜSAHA Süprüntü
KÜSBE Yağı veya suyu çıkartılmış her çeşit nebâti artıklar Yağ posası
KÜSBE Bir parça süt ve hurma * Taamdan veya başka şeyden az iken çoğalıp toplanan nesne
KÜSBÜRE Kanbel otu
KÜSEYRA Bir dikenli ağacın zamkı
KÜSEYRE Hurma koruğu
KÜSFÜRE Kanbel otunun tohumu
KÜSİSTE (Güsiste) f Gevşek, uyuşuk, tembel * Kopuk, kopmuş
KÜSR Çok mal
KÜSSAB Küçük ok
KÜSSAR(E) Kırılan şeyin parçaları
KÜSSE Kaba sakal
KÜSTERDE f Döşenmiş, yayılmış
KÜSTİC (C: Kesticât) Mecusiler kuşağı
KÜSUD Kesad
KÜSUD Az nesne
KÜSUD Çekilme, vaz geçme Ric'at Gayeye varmadan geri dönme
KÜSUF Güneş tutulması Ay'ın, dünya ile güneş arasına gelerek dünya üzerinde gölge yapması * Mc: Birisinin felâketli hâlinde çok teessür göstermesi hâli(Güneşin ve ayın tutulmaları, küsuf ve husuf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir Yâni gece ve gündüzün nurani âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medar olduğundan, Cenâb-ı Hak ibâdını o vakitte bir nevi ibâdete davet eder Yoksa o namaz, (Açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesabiyle muayyen olan) ay ve güneşin husuf ve küsuflarının inkişafları için değildir Aynı onun gibi, yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir Ve beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bazı duaların evkat-ı mahsusalarıdır ki; insan o vakitlerde aczini anlar, dua ile, niyaz ile Kadir-i Mutlakın dergâhına iltica eder Eğer dua, çok edildiği halde, beliyyeler def olunmazsa; denilmiyecek ki: "Dua kabul olmadı" Belki denilecek ki: "Duanın vakti, kaza olmadı" Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle belâyı ref etse; nurun alâ nur o vakit dua vakti biter, kazâ olur Demek dua, bir sırr-ı ubudiyettir S)
KÜSUF-U CÜZ'Î Güneşin bir kısmının tutulması
KÜSUF-U KÜLLÎ Güneşin tamamının tutulması
KÜSUL Tembel, uyuşuk, gevşek
KÜSUR (Kesir C) Artan parçalar, geri kalan adetler Artık
KÜSURÂT (Küsur C) Artan kısımlar, küsurlar, artıklar
KÜSV Bir yere yığılmış ve toplanmış nesne * Az, kalil
KÜSVE Az, kalil
KÜŞ f "Öldüren, öldürücü" mânalarına gelerek tamlama yapmada kullanılır Meselâ: Düşman-küş: Düşman öldüren
KÜŞA f "Açan, açıcı" mânâlarına gelerek tamlama yapımında kullanılır Meselâ: Dil-küşâ : Gönül açan, gönül açıcı, ferahlık veren
KÜŞAD (Küşât) f Açış İlk açılış merasimi * Açma, fethetme * Yeni yapılan resmi bir yapının ilk defa olarak açılması

Alıntı Yaparak Cevapla