|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (H Harfi)-Osmanlıca Sözlük (H Harfi) İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (H Harfi) HANEŞ (C : Ahnâş) Avlanan haşere veya kuş * Yılan
HANEV Eğmek * Davar kösnemesi
HANEZ Mütegayyer olmak, değişmek * Kokmak
HANE-ZAD f Efendisinin evinde dünyaya gelmiş olan köle veya cariye çocuğu
HANFEC şişman, etli kişi
HANFES (C : Hanâfis) Yellengen böceği * Pislik yuvarlayan böcek
HANGAH f Allah rızası için ve misafirleri minnet altında bırakmamak ihlâsı ile fakir ve dervişlere ve talebe-i uluma yemek verilen ve misafir edilen yer
HANGAR Fr Eşyayı muhafaza etmek için yapılan üstü örtülü, yanları açık yer * Uçakları barındırmaya mahsus garaj
HANHANA Sözü burun içinden söylemek Hımhımlık
HANIK (Hunk dan) Boğucu, boğan * Küçük dar yarık ve sokak
HANIK Boğmak
HANIM SULTAN Tar: Osmanlı hanedanında "sultan" nâmı verilen İmparatorluk prenseslerinin kızlarına verilen resmi ünvan
HANİ' Karısını boşamış koca veya kocasından boşanmış kadın
HANİF İslâmiyetten evvel Allah'ın birliğine inanan ve Hz İbrahim'in (A S ) dininden olanların vasfı * İslâmiyete kuvvetle bağlı olan ve ilmiyle âmil olan kimse * Eğri * Eski kötü hallerinden vazgeçip hakka ve doğruluğa yönelen
HANİF Gururlu, mağrur, kibirli * Dargın, küskün
HANİFE Bir kabile ismi
HANİFEN MÜSLİMEN Müslim ve hanif olarak
HANİN Fazla istekten dolayı inleyiş, şiddetli ağlayış Sızlanmak * Şevk ve arzu
HANİN-ÜL CİZ' Kuru direğin inleyip ağlayışı Hurma kütüğünün inlemesi (Mescid-i Şerifte hurma ağacından olan kuru direk (Resul-ü Ekrem (A S M ) hutbe okurken, ona dayanıyordu) sonra minber-i şerif yapıldığı vakit Resul-ü Ekrem (A S M ) minbere çıkıp hutbeye başladı Okurken, direk deve gibi enin edip ağladı; bütün cemaat işitti Tâ Resul-ü Ekrem (A S M ) yanına geldi, elini üstüne koydu, onunla konuştu, teselli verdi, sonra durdu Şu mu'cize-i Ahmediye (A S M ) pek çok tariklerle tevatür derecesinde nakledilmiştir M )
HANİN-İ HAZİN Acıklı sızlanma
HANÎN Burun içinden ağlamak * Burun içinden gülmek
HANÎRE (C : Hanâyir) Parmak başlarındaki boğum * Kadınların yün ve pamuk attıkları yay * Kirişi olmayan yay
HANÎS Yeminini bozan, ahdinde durmayan Rücu' eden Te'hir eyleyen
HANİS Sinen, dönen (Bak: Hannas)
HANİS Ettiği yemini yerine getirmeyen Yeminini bozan
HANİS İki kat olmuş kimse HANÎS : Zayıflık, gevşeklik
HANİYE Şarap * Erkeği öldükten sonra evlenmeyip, çocuğuna bakan kadın
HANÎS Kebap olmuş nesne
HANK (Hınk) Boğmak Boğazını sıkıp öldürmek Boğazı sıkılıp boğulmak
HANK Muhkem etmek, sağlamlaştırmak * Bir şeyi çiğneyip damağıyla ezmek * Davarın ağzına gem vurmak veya urgan koymak
HANKAH (Bak: Hangâh)
HANKAN Boğmak suretiyle, boğarak
HÂNMÂN f Ev-bark, ocak
HÂNMÂN-SÛZ f Ocak yakıcı, ev-bark yakan
HANN Yalvarmak * İnlemek * Esirgemek
HANNAK Boğan, boğucu
HANNAN Rahmetlerin en lâtif cilvesini gösteren, Rahman ve Rahîm olan ve çok merhametli olan Allah (C C )
HANNAS (El-Hannâs) (Hunus dan) Geri çekilerek veya büzülerek, sinerek fırsat bulunca vesvese vermek için dönüp gelen Sinsi şeytan Besmeleyi işitince kaçan, gaflete dalınca musallat olan şeytan (Bak: Hunnes)
HANNASÎ Şeytanla alâkalı
HANSA Sırtlan
HAN-SALAR f Kilerci, sofracıbaşı
HANSİR (C : Hanâsir) Yaramaz, boş, faydasız * Bir yerden taşınan veya göçen kimseler, eşya ve elbiselerini yükletip gittiklerinde yerde kalan kıymetsiz şeyler
HANŞEFİR Bela, zahmet
HANŞUŞ Bakiyye, artan
HANTAL Kaba, büyük ve ağır
HANTEM (C : Hanâtim) Kara bulut * Desti * İbrik * Topraktan yapılan kap
HAN U MAN (Hanmân) Ev Bark Ocak Ehil ve iyal
HANUN Gümleyerek esen rüzgâr
HANUT Ölüyü, bozulup kokmaması için ilaçlama
HANUT (C : Havânit) Meyhane, içki içilen yer * Dükkân
HANVE Güzel kokulu bir ot
HANYA' Beli bükülmüş kadın
HANZ Kebap yapmak
HANZAL(E) Zakkum Zakkum ağacı Ebu Cehil karpuzu denilen portakal büyüklüğünde mevyesi çok acı bir nebat Karga kabağı diye de adlandırılır
HAPİS (Bak: Habs)
HÂR f Diken
HÂR-I FİRKAT Ayrılık acısı
HAR' Yarmak
HAR (Her) f Merkep, himar, eşek * Çay ve havuz diplerinde olan balçık * Mc: İdraksiz kimse * Kargaşa
HAR-İ DEŞTÎ Yaban eşeği
HAR Yıkılmış, hedmolmuş
HAR f Hor, hakir, âdi Aşağı (Dinsiz, imansız ve din düşmanı ahlaksızların ve sefihlerin vasıfları )
HARA' Süstlük, zayıflık
HARA Deve kuşu yumurtasının yeri * Ev ortası
HARAB Viran Issız Yıkık Perişan
HARAB-ABAD f Harabiyetle dolu olan yer Tam harabe
HARABAT Harabeler Viraneler Meyhâneler
HARABE Harab yer Şehir veya ev yıkıntısı Perişan yerler
HAR'ABE İnce kemikli, genç ve güzel kadın * Uzun * Yeşil üzüm çubuğu
HARABENİŞİN f Viranelerde, harabelerde oturan
HARABEZAR f Viranelik Yıkıntı yeri
HARABİYET (Harabî) Yıkılma Yıkılış Parçalanıp dağılış Zillet ve sefalet içinde
HARAC Vaktiyle müslüman olmayan vatandaşlardan alınan vergiye denirdi Arazi hasılatından veya çalışanların emeğinden elde edilirdi Reşit ve vücudu sağlam olan gayr-ı müslim erkek verirdi Buna harac-ı rüus veya cizye denirdi Topraktan alınan vergiye de harac-ı araziye denilirdi
HARAC-I MUKASSEME Arazinin hâsılatından yerin tahammülüne göre alınacak bir vergidir bu harac, hâsılata taallûk eder Bir sene içinde hâsılat tekerrür ederse bu harac da tekerrür der Fakat mahsulât mevcud olmayınca bu vergi de alınmazdı
HARAC-I MUVAZZAF Tar: Arazi üzerine her dönüm başına senevi maktuan muayyen bir miktar meblağ olarak alınacak bir vergidir Buna "harac-ı vazife" adı da verilir Bu vergi, zimmete taalluk eder ve araziden yalnız bilfi'l intifa edilmekle değil, intifaa temekkün ile de tahakkuk eder Binaenaleyh, böyle bir araziyi sahibi kasden muattal bırakacak olsa, vergisini yine vermek mecburiyetindedir (O T D S )
HARAC (Bak: Harec)
HARAC Beyazdan ve siyahtan meydana gelen, iki renk olan
HARAC-GÜZAR f Haraç verici
HARAFE Aklın bozulması Delilik
HARAFET Hararetiyle dili yakan tad
HARAHİR (Harhara C ) Tıb: Akciğerden gelen hırıltılar * Uykuda iken horlamalar
HARAİB (Harîbe C ) Bir kimsenin geçineceği şeyler
HARAİD (Harîde C ) Kızlar, bâkireler * Delinmemiş inciler
HARAİF (Harife C ) Ev için yapılan güz hazırlıkları
HARAİT Haritalar
HARAK Ateş, nâr
HARAK Korkudan veya utanmaktan dolayı dehşet içinde kalmak
HARAM Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler Helâlin zıddı olan şey
HARAMİ Katı-üt tarik, yol kesen Haydut
HARAMİLİK Tar: Akıncı kumandanının iştirak etmediği ufak kuvvetler tarafından düşman memleketlerine yapılan akınlar Bu akınlara yüz ve daha fazla akıncı iştirak ederdi Akıncı kuvvetleri yüzden az olduğu takdirde "çete" ismini alırlardı Büyük akınlarda olduğu gibi haramilik suretiyle yapılan akınlarda da alınan esirlerden "pencik" denilen beştebir vergi alındığı halde, çeteden bu vergi alınmazdı
HARAM-ZADE Gayr-ı meşru münasebetten doğmuş çocuk Piç
HARARET Sıcaklık
HARARET-İ GARÎZİYE Vücudun normal harareti
HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHABI ZAMANI İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi
HARARET-İ HEVÂ Havanın harareti Havanın sıcaklığı
HARARET-BİN f Termometre Sıcaklık derecesini gösteren âlet
HARÂS f Hayvanla döndürülen değirmen
HARÂS-I HARÂB Harap olmuş değirmen * Mc: Dünya
HARAS f Dilsizlik, dilsiz olma
HARASET Çift sürme * Sürülen yer Tarla * Ekincilik, çiftçilik
HARAŞ f Hayvan ile döndürülen değirmen
HARAŞİF (Harşef C ) Balık pulları Pul pul olan şeyler * Yaprakları balık puluna benzeyen bitkiler
HARAT Davarın memesinde olan bir hastalık (Sütün parça parça, ufanmış gibi çıkmasına sebep olur)
HARATÎN-İ HASSA Osmanlılar zamanında Topkapı Sarayı'ndaki bir sınıf san'atkârın adı idi Bunlar demir ve ağaç eşyayı tesviye ederlerdi Bugünkü tâbirle tornacı demekti Bileziklerden çarklara ve silâh yivlerine kadar her çeşit şey yaparlardı (O T D S )
HARAZ Tasadan veya aşktan dolayı zayıflayan
HARAZET Hastalığın uzaması, derdin müzminleşmesi
HARB İki veya daha çok devletin birbirleriyle siyasi alâkaları keserek silahlı kuvvetlerle çarpışmaları, vuruşmaları
HARB-İ UMUMÎ Genel harp, umumî savaş 1914 senesinde başlayan Birinci Cihan Harbi
|