Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (H Harfi)-Osmanlıca Sözlük (H Harfi) İle İlgili Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #49
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (H Harfi)-Osmanlıca Sözlük (H Harfi) İle İlgili Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (H Harfi) HÜNSA Erkek veya kadın olduğu belirsiz olan * Aynı çiçekte dişi veya erkeklik uzvunun bulunması
HÜNSAİYYET Aynı kimsede ve aynı zamanda hem erkeklik hem dişilik
HÜNU' Sindirip hazmetmek
HÜNUD Hindliler
HÜR' Fâsid kelâm, çirkin söz
HÜRAR Devede olan bir zahmet
HÜRER (Hirre C) Dişi kediler
HÜREYRE Kedi yavrusu
HÜRİ' Bit
HÜRMAN Akıl
HÜRMET Riâyet İhtiram * Haysiyet Şeref * Haram olma Haramlık * Irz, nâmus gibi başkasına helâl olmayan husus (İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle bütün hasenatını örter Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, mü'mine adavet ederler Halbuki: Cenab-ı Hak haşirde adâlet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a'mâl-i mükellefini tarttığı zaman, hasenatı seyyiata galibiyeti, mağlubiyeti noktasında hükmeyler Hem seyyiatın esbabı çok ve vücudları kolay olduğundan, bazen bir tek hasene ile çok seyyiatını örter Demek bu dünyada, o adalet-i İlâhiyye noktasında muamele gerektir Eğer bir adamın iyilikleri fenâlıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır Belki, kıymetdar bir tek hasene ile, çok seyyiatına nazar-ı afv ile bakmak lâzımdır Halbuki: İnsan, fıtratındaki zulüm damariyle, şeytanın telkiniyle, bir zatın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adâvet eder, günahlara girer Nasıl, bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa; bir dağı setreder, göstermez Öyle de; insan garaz damariyle, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenatı örter, unutur, mü'min kardeşine adavet eder İnsanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesad âleti olur L)
HÜRMET-İ MÜSAHERE Sıhriyyet sebebi ile hâsıl olan haramlık Yâni evlenmek sebebi ile meydana gelen akrabalık dolayısıyle hâsıl olan haramlıktır Bu sıhriyyetin haramlık meydana getirmesi, ister meşru' nikâhla olsun, ister gayr-ı meşru' olsun "hürmet-i müsahere" meydana gelirMeselâ: Hanefi mezhebinde, bir kimse kendisiyle gayr-i meşru' suretle mukarenette bulunmuş veya bir uzvunu hâilsiz şehvetle tutmuş veya öpmüş veya tenasül cihazına şehvetle bakmış olduğu bir kadının neseb veya süt itibarı ile onun anasını, ninesini, kızını, torunu aslâ nikâhlayamaz ve onlarla hiçbir surette evlilik teessüs edemez Bunlar arasında ebedî bir haramiyet mevcuttur Buna hürmet-i müsahere deniyor
HÜRMET-İ RİBA Ribanın yani faizin haram oluşu (Bak: Riba)
HÜRMETEN Hürmet olsun diye; hürmet, saygı ve ikram maksadıyla
HÜRMETKÂR f Hürmet eden, saygılı
HÜRMÜZ (Hürmüzd) Eski İran takviminde, güneş yılının ilk günü * Zerdüştlerin bâtıl bir inanışları olan hayır tanrısı * Jüpiter (Müşteri) yıldızı
HÜRNU' Küçük canavar
HÜRR Kimsenin baskısı, zorlaması olmadan meşru' dairede istediği gibi yaşayabilen * Esir veya köle olmayan Serbest
HÜRR Arslan
HÜRRE Esir veya câriye olmayan hür kadın
HÜRRE-İ MÜKELLEFE Fık: Akıl ve bâliğ olan hürre kadın Sevap ve günahtan mes'ul olan kadın
HÜRRİYET Serbestlik, hür oluş * Adalet kanununda ve te'dibte, başka hiç kimse, kimseye taarruz ve tahakküm etmemesi ve herkesin hukukunun meşru' olarak korunması, herkesin meşru' hareketlerinde tam serbest olması(İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyeti intac ederRabıta-i iman ile Sultan-ı Kâinat'a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye, o adamın izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmesi dahi o adamın şefkat-i imaniyesi bırakmaz Evet, bir pâdişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın tahakkümüne tenezzül etmez Bir biçareye tahakküme dahi, o hizmetkâr tenezzül etmez Demek, iman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar İşte Asr-ı Saadet! ) (Münazarat)
HÜRRİYET-İ DİNİYE Din hürriyeti Herhangi bir kimsenin mensub olduğu dinin emirlerini ve icablarını yapmakta asayişe ve başkasının haklarına dokunmamak şartiyle serbest olması
HÜRRİYET-İ HAYVANÎ Hayvancasına serbestlik Hayvanlara yakışan bir serbestiyet
HÜRRİYET-İ VİCDAN Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted muamelesini görür (Bak: Mürted)Dinî vazifeleri, dinin emirlerini yapmakta ve neşrinde serbestlik ise, din hürriyetidir(Mâlumdur ki, her hükümette muhalifler bulunur Asayişe, emniyete dokunmamak şartıyla, hiç kimse vicdaniyle, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden, bir metoddan dolayı mes'ul olmaz Bu, hukukî bir mütearifedirHz Ömer, hilafeti zamanında, âdi bir hristiyan ile mahkemede birlikte muhakeme olundular Halbuki o hristiyan, İslâm hükümetinin mukaddes rejimlerine, dinlerine, kanunlara muhalif iken, mahkemede onun o hâli nazara alınmaması açıkça gösterir ki, adalet müessesesi hiçbir cereyana kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir ki; komünist olmayan şarkta, garbda, bütün dünya adalet müesseselerinde câri ve hâkimdir RN)
HÜRRİYET-ŞİKEN Hürriyeti bozan, hürriyeti kıran
HÜSAM Keskin kılıç
HÜSAMEDDİN Dinin keskin kılıcı
HÜSBAN Azap * Yıldırım * Çekirge * Saymak
HÜSBANE Küçük ok * Küçük yastık
HÜSEYİN Küçük güzel * (Hi: 6-61) Hazret-i Ali Radıyallahü Anhu'nun oğlu, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sevgili torunudur Peygamberimiz (ASM) "Hüseyin benden, ben Hüseyindenim Allah Hüseyini seveni sever" buyurmuştur Kerbelâda şehid oldu (RA)
HÜSEYİN-İ CİSRÎ (Hi: 1261- 1327) Suriye ulemasındandır Baba ve annesi Ehl-i Beyt'tendir Câmi-ül Ezher'de tahsil görmüş ve zamanının dinî, edebî ve felsefî ilimleriyle iştigal etmiştir En meşhur eseri "Risale-i Hamidiye"sidir Türkçeye ve Orducaya tercüme edilmiştir 1307 senesinde Tercüman-ı Hakikat gazetesi, kitap olarak neşretmiştir
HÜSEYN (Bak: Hüseyin)
HÜSN (Hüsün) Güzellik İyilik Eksiksizlik Cemal ile kemal (Bak: Celal, Cemal)(Evet mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemal, Bâki-i Hakiki'nin hüsün ve ihsan ve kemalâtının işaratı ve çok perdelerden geçmiş zaif gölgeleridir; belki cilve-i esmâ-i hüsnânın gölgelerinin gölgeleridir S)
HÜSN-Ü ÂDÂB (Hüsn-i âdâb) Güzel ve iyi edeblilik Güzel terbiye İslâmi terbiye
HÜSN-Ü AHLÂK Ahlâk güzelliği
HÜSN-Ü ÂKİBET İyi netice
HÜSN-Ü BEYAN Akıcı ve güzel anlatış
HÜSN-Ü Bİ-BAHANE Kusursuz güzellik Günahsız mâsum güzellik
HÜSN-Ü BİLGAYR Dolayısı ile, neticeleri ciheti ile güzel olan
HÜSN-Ü BİZZAT Kendisi bizzat güzel olan
HÜSN-Ü DELÂLET Hayırlı İyi bir başlangıca delâlet
HÜSN-Ü ENDAM Vücut güzelliği
HÜSN-Ü HAL İyi hal Güzel ahlâk
HÜSN-Ü HAREKET Güzel muamele yapma, iyi muamelede bulunma
HÜSN-Ü HÂTİME Neticeyi iyi bir halde bitirme * İman ile âhirete gitmek Kelime-i şehadet söyleyerek ölmek
HÜSN-Ü HAYR Hayrın güzelliği
HÜSN-Ü HULK (Hüsn-i hulk) Ahlâk güzelliği Güzel ahlâk
HÜSN-Ü İBTİDA Mevzuya münasib bir ifade ile söze başlama
HÜSN-Ü İDARE İyi idare etme
HÜSN-Ü İMTİZAC İyi geçinme
HÜSN-Ü İSTİ'MAL İyi ve güzel kullanma
HÜSN-Ü KABUL İyi karşılamak Güzellikle kabul etmek
HÜSN-Ü MAHFÎ (Hüsn-i mahfî) Gizli güzellik * Kalbî ve ruhî güzellik
HÜSN-Ü MAKTA' Edb: Bir manzumenin, bilhassa gazellerin son beyti demek olan "makta" dan evvelki beyit
HÜSN-Ü MA'NEVÎ (Hüsn-i ma'nevî) Manevî güzellik İç güzelliği
HÜSN-Ü MATLA' Edb: Bir gazelin ikinci beyti
HÜSN-Ü MUAMELE (Hüsn-i muâmele) İyi muâmele Güzel hatt-ı hareket
HÜSN-Ü MÜCERRED Gayr olsun olmasın bizzat güzel olan şey Bazı âza veya çizgilerin mütenasib terkib ve tertibiyle hâsıl olan hüsün, hüsn-ü mücerred değildir Şartları zâil olsa, hüsün de zâil olur Fakat, vücud, hayat, iman gibi varlıklar hüsn-ü mücerreddir ve bizzat güzeldirler Güzellikleri başka şeylere bağlı değildir * Hariçte maddi vücudu olmayan, ancak aklen mevsufsuz düşünülebilen hüsün ve zihnen anlaşılan güzellik
HÜSN-Ü NİYET (Hüsn-i niyet) İyi niyet Temiz kalblilik
HÜSN-İ TA'BİR Müstehcen veya soğuk bir şeyin güzel ve edebe uygun bir tarzda ifade edilmesi
HÜSN-Ü TA'LİL Edb: Herhangi bir hâdisenin hakiki sebebini saklayarak, güzel ve hayalî bir sebep göstermeye hüsn-ü ta'lil denir Bu gösterilen sebep hakiki olmamalı, fakat güzel olmalıdırBağ-ı âlemde yüzün menendi bir gül isteyüpCüst ü cu idüp gezer gülzarı bülbül şah şah(Fatih Sultan Mehmed)Bülbülün, gül bahçesini daldan dala gezmesinin sebebi, âlem bağında sevgilinin yüzüne benzer bir gül aramasıdır
HÜSN-Ü TEDBİR İyi düşünülerek tutulan yol Tefekkür ile tasmim etmek, ihtiyar olunacak meslek ve harekete karar vermek * Bir kimseden bir haberi nakil ve rivâyet eylemek * Bir şeye iyi muvaffak olmak için o işe muvafık ve hesaplı hareket etmek
HÜSN-Ü TELAKKİ (Hüsn-i telakki) İyi anlayış İyi kabul ediş Güzel telâkki etmek Anlayış gösterip iyi niyetle kabul etmek
HÜSN-Ü TEVECCÜH Sevgi ile karışık medih ve takdir İyi karşılanmak ve alâka görmek

Alıntı Yaparak Cevapla