|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (İ Harfi)-Osmanlıca Sözlük (İ Harfi) İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (İ Harfi) İNKIMA' Kökü kesilme Köksüzleşme
İNKIRAZ Sönme Zeval bulma
İNKISAM Kısımlara ayrılma Bölünme Taksim olunma
İNKISAM Kırılıp ayrılma Parçalanma
İNKISAR Kısalma, kısa olma
İNKIŞA' Mânilerin gidip havanın açılması Ayazlama
İNKIŞAR Bir şeyin derisinin veya kabuğunun soyulması
İNKITA' Tükenme Kesilme Arkası gelmeme
İNKITÂ-İ TAMS (Kadın) âdetten kesilme
İNKIYAD Boyun eğme Muti olma Teslim olma İtaat etme İmtisal
İNKIYADEN İnkıyad suretiyle Teslim olarak İtaat ederek, boyun eğerek
İNKIZA' (Kazâ dan) Sonu gelip bitme Tamam olma Mühleti sona erme
İNKIZA-Yİ MÜDDET Müddetin bitmesi, zamanın sona ermesi
İNKIZAF Kovulma, def olunma, atılma, uzaklaştırılma
İNKIZAZ Çatlama * (Kuş) havadan yere doğru süzülerek inme
İNKİBAB Yüzüstü düşme, yere kapanma
İNKİDAM Vücudun bir tarafı berelenme veya kızarma
İNKİDAR Hızlı yürüme * Düşme ve saçılma
İNKİLAL Yavaşça gülme, tebessüm etme * Körlenme, kesmez hâle gelme
İNKİLİS Yılan balığı
İNKİMAŞ Acele etme Çabuk iş görme
İNKİSAF (Küsuf tan) Parlaklığı sönme Güneş tutulması
İNKİSAR Kırılma Gücenme * Beddua ve lânet okuma * Şikeste olma
İNKİŞAF Açılma Meydana çıkma * Yetişme * Terakki etme, ilerleme * Gizli sırların bilinmesi
İNKİTAM Gizli tutulma, saklı tutulma
İNMA' (Nemâ dan) Arttırma, nemâlandırma
İNME t Nüzul, tenezzül * Nüzul, felç, sekte
İNNÂ (İnne ile Na zamirinin birleşmesi ile meydana gelmiştir) şüphesiz biz (meâlindedir )
İNNE Gr : Tahkik edatıdır Kat'iyyet ifade eder $ gibi bazı harf ve fiiller vardır ki, başına geldikleri isim cümlesinin kimi mübtedasına, kimi haberine te'sir ederek onların adını ve i'rabını değiştirirler Bunun için bunlara "neshedenler, başka hâle getirip değiştirenler" mânâsına "nevâsih" denir Şu altı edat (harf), başına geldikleri isim cümlesinin mübtedasını merfu' iken mensub kılarlar Sıra ile bu harflere "inne ve ehavâtihâ" (inne ve kardeşleri) ismi verilir ve şunlardır: $
İNNE-MÂ Ancak edatı ile, beyan olunan şey hakkındaki hükmü, maadâsından nefy etmek için kullanılır
İNNÎ Şüphesizlik ve kat'iyyet ifade eden "inne" ile mütekellim zamirinin birleşmesidir Türkçede karşılığını "muhakkak ben" diye söyleyebiliriz
İNNÎ Tecrübe ile edinilen, olaylardan çıkarılan netice
İNNİN Cinsi münâsebete muktedir olamıyan, cinsi iktidarı olmayan Kısır
İNORGANİK Fr Mâden cinsinden olan, cansız maddelerden bulunan Organik olmayan Hayvan ve insan gibi vücud yapısına ait olmayan
İNS İnsan
İNSA Unutma Unutturma * Te'hir eylemek * Veresiye verme
İNSA-YI MAZİ Geçmişi unutturma
İNSAF Yaprak yaprak olma, lime lime olup dağılma
İNSAF Merhamet ve adâlet dâiresinde hareket Hakikatı kabul ve itiraf (Eğer bir mes'elenin münâzarasında kendi sözünün haklı çıktığına tarafdar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır L )
İNSAFKÂR İnsaflı, insaf sahibi, haksızlık yapmayan
İNSAK (Nesak dan) Düzenli yazı yazma * Kâfiyeli, secili ve akıcı bir tarzda söz söyleme
İNSAK-I KELÂM Söz düzgünlüğü, kelâmın akıcılığı
İNSAL (Nesl den) Nesil çoğaltma Döl peyda etme, döllenme
İNSAN (Bu kelimenin aslı, lugat âlimlerince "ins" den geldiği söylenir Kamusta da kûfiun'a göre "Nisyan" kelimesinden geldiği zikredilmektedir )Akıl, şuur ve imân ile diğer canlılardan ayrı, Cenab-ı Hakk'ın en mükerrem yarattığı mahluku olup, Rabbanî ni'metleri unutkanlığı dolayısıyla insan denilmiş * Huy ve ahlâkı yüksek Terbiyeli (İnsan binler çeşit elemler ile müteellim ve binler nev'i lezzetler ile mütelezziz olacak bir zihayat makine ve gayet derece acziyle beraber hadsiz maddi, mânevi düşmanları ve nihayetsiz fakriyle beraber hadsiz zâhirî ve bâtınî ihtiyaçları bulunan ve mütemadiyen zeval ve firak tokatlarını yiyen bir biçare mahluk iken, birden iman ve ubudiyetle böyle bir Padişah-ı Zülcelâle intisap edip bütün düşmanlarına karşı bir nokta-i istinad ve bütün hâcâtına medar bir nokta-i istimdad bularak, herkes mensup olduğu efendisinin şerefiyle, makamiyle iftihar ettiği gibi, o da böyle nihayetsiz Kadir ve Rahim bir Padişaha iman ile intisap etse ve ubudiyetle hizmetine girse ve ecelin idam ilânını kendi hakkında terhis tezkeresine çevirse ne kadar memnun ve minnettar ve ne kadar müteşekkirane iftihar edebilir, kıyas ediniz S )(İnsanın bu ehemmiyetli câmiiyetidir ki: Zât-ı Hayy-ı Kayyum, insana, bütün Esmâsını ihsas etmek ve bütün envâ-ı ihsanatını tattırmak için öyle iştihalı bir mide vermiş ki o midenin geniş sofrasını hadsiz envâ-i mat'umatiyle kerimane doldurmuş Hem bu maddi mide gibi hayatı da bir mide yapmış O hayat midesine duygular, eller hükmünde gayet geniş bir sofra-i nimet açmış O hayat ise duyguları vasıtasiyle o sofra-i nimetten her çeşid istifadeler ile teşekküratın her nev'ini yapar Ve bu hayat midesinden sonra bir insaniyet midesini vermiş ki, o mide, hayattan daha geniş bir dairede rızk ve nimet ister Akıl ve fikir ve hayal, o midenin elleri hükmünde, semavat ve zemin genişliğinde, o sofra-i rahmetten istifade edip şükreder Ve insaniyet midesinden sonra hadsiz geniş diğer bir sofra-i nimet açmak için, İslâmiyet ve iman akidelerini, çok rızk ister bir mânevi mide hükmüne getirip, onun rızk sofrasının dairesini mümkinat dairesinin hâricinde genişletip, Esmâ-i İlâhiyyeyi de içine alır kılmıştır ki, o mide ile İsm-i Rahmânı ve İsm-i Hakimi en büyük bir zevk-i rızkî ile hisseder "Elhamdülillahi alâRahmaniyetihi ve alâ Hakîmiyetihi" der ve hâkeza Bu mânevi mide-i kübra ile hadsiz nimet-i İlâhiyyeden istifade edebilir; ve bilhassa o midedeki muhabbet-i İlâhiyye zevkinin daha başka bir dairesi var  L )(S - İnsan, Arza nisbeten bir zerredir; Arz da, kâinata nazaran bir zerredir; ve keza insanın bir ferdi, nev'ine nisbeten bir zerredir; nev'i de, sâir ortakları bulunan enva' içinde bir zerre gibidir Ve keza, aklın düşünebildiği gayeler, faideler hikmet-i ezeliye ve ilm-i İlâhideki faidelere nisbeten bir zerreden daha aşağıdır Binaenaleyh, böyle bir âlemin insanın istifadesi için yaratılmış olduğu akla giremez?C - Evet, zâhire bakılırsa insan bir zerre hükmündedir Fakat, insanın taşıdığı ruha, kafasına taktığı akla, kalbinde beslediği istidatlara nazaran bu âlem-i şehadet dardır, istiab edemez Ancak o ruhun arzularını ve o aklın fikirlerini ve o istidatların meyillerini tatmin ve te'min edecek âlem-i âhirettir Ve keza, istifade hususunda müzahame, mümanea ve tecezzi yoktur; bir küllînin cüz'iyatına nisbeti gibidir Nasıl ki bir küllî bütün cüz'iyatında mevcud olduğu halde, ne o küllîde tecezzi ve inkısam olur ve ne de cüz'iyatında müzahame ve müdafaa olur Küre-i Arzdan da binlerce müstefid olsa, ne aralarında bir müzahame olur ve ne Küre-i Arzda bir noksaniyet peyda olur Yalnız insanın indallah kerameti olduğu için, âlem-i şehadetin yaratılışında insan, ille-i gaiye menzilesinde gösterilmiştir Ve insanın hatırı için, bütün envâa bir umumi ziyafet verilmiştir Bu ise, bütün âlemin fâideleri insana münhasır olup başkalara hiçbir faidesi yoktur demek değildir İ İ )
|