|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (G Harfiosmanlıca Sözlük (G Harfi)İle İlgili Kelimeler...
Osmanlıca Sözlük (G Harfi)-Osmanlıca Sözlük (G Harfi)İle İlgili Kelimeler  
Osmanlıca Sözlük (G HarfiOsmanlıca Sözlük (G Harfi)İle İlgili Kelimeler 
Osmanlıca Sözlük (G Harfi) GANİM
Ganimet alan
GANİMEN
Ganimet almış olarak
GANİMET
Harpte düşmandan alınan mal * Çalışmaksızın ele geçen nimet
GANİMÎN
Harbe bizzat iştirak edip, ganimet almağa hak kazanan muzaffer mücahidler
GANİYE
Çok hoş, çok lâtif * Kadın şarkıcı * Zengin kadın veya kız
GANM
Kabile ismi
GANNAC
(Gunc dan) Çok işveli, çok nâzik
GANYAN
Fr At yarışında birinci gelen
GAR
(Ger) f Kelimeye eklemekle nisbet veya fâillik mânası verilir Yapan, yapıcı mânasınadır Meselâ:
GARET-GER
Yağmacı Çapulcu
GAR
Mağara İn Kehf * Defne ağacı * Gayret * Fesad * Tren istasyonu * Tıb: Beden âzalarında olan cep gibi çukur yer
GARABET
Yabancılık Gariblik * Tuhaflık * Âcizlik, beceriksizlik * Gizli olmak Hilaf-ı âdet olmak * Iraklık * Edb: Ne demek olduğu herkesçe anlaşılmayacak kelime ve tabirlerin söz arasında kullanılması
GARABET-CU
f Tuhaf şeylere meraklı olan, garip şeyler arayan
GARABET-NÜMA
f Yabancılık çeken Garip, tuhaf
GARABÎB
Katı, siyah şey * Koyu renkli
GARABİL
(Gırbâl C ) Delikleri iri olan elekler, kalburlar
GARABİN
(Gırbân C ) Kargalar
GARAİB
(Garib C ) Acaib şeyler Hayret edilecek şeyler Tuhaflıklar
GARAİBAT
(Garâib C ) Garib ve şaşılacak şeyler Alışılmadık, tuhaf ve acaib nesneler
GARAİBPEREST
f Garib, tuhaf şeylere çok düşkün olan ve çok seven
GARAK
Suya batmak
GARAM
Helâk Mahv * Aşk Sevdâ şiddetli arzu * Hedef
GARAMET
(C : Garâmât) Diyet ve borç gibi şeyleri ödeme Resim, vergi
GARAMETEN
Herkese eşit olarak, taksim ederek, paylaştırarak, hakkına göre
GARAN
Tavşancıl kuşunun erkeği * Açlık * Zayıflık
GARARE
(C: Garâyir) Büyük kıl çuval, harar * Gafil olmak
GARAT
(Gâret C ) Yağmalar Çapulculuklar
GARAYİR
(Garâre C ) Büyük kıl çuvallar, hararlar
GARAZ
(C: Ağraz) Maksat, niyet, gaye, kasıt Kötü niyet Kin * Ok atılan nişan * Izdırab Acı * Zelillik
GARAZ-I ASLÎ
Asıl gaye, esas maksad
GARAZ-ALUD
f Garezi, hususi bir maksadı olan
GARAZEN
Düşmanlıkla, garez ederek
GARAZ-KÂR
f Düşmanlıkla, eden, hased eden, kin güden
GARAZKÂRANE
f Hased ve düşmanlıkla
GARB
(C: Gurub) Güneşin battığı taraf Batı * Sığır derisinden yapılan büyük kova * Sakaların su koydukları büyük tulum * Atıldıktan sonra bulunmayan ok * Yürügen at * Nasır acısı (gözde olur) * Göz yaşı * Göz yaşının geldiği damar * Kenar
GARB-I CENUBÎ
Güney batı
GARB-I ŞİMALÎ
Kuzey batı
GARBEN
Batıdan, garb cihetinden, batı tarafından
GARBÎ (GARBİYYE)
Batı ile alâkadar, Avrupa'ya mensub * Aşağı Mısır'ın batı kısımları
GARBİYYUN
Garplılar, Avrupalılar Batı memleketleri ahalisi
GARDE
(C: Megârid) Mantar
GARDİYAN
Fr Kolcu, nöbetçi, muhafız
GARE
(C: Gârât) Bükmek
GAREB
Gümüş kadeh * Kavak ağacı * Havuzla kuyu arasına dökülen su * Bir nevi koyun hastalığı
GARED
Güzel ses
GARENG
f Çığlık, feryat
GARER
Sonu mâlum olmayan, neticesi bilinmeyen
GARES
Açlık
GARET
(A, uzun okunur) Yağmacılık Düşmanın malını yağma etmek * Göbek
GARETGER
(A, uzun okunur) f Yağmacı Çapulcu
GARETGERÂN
f Yağmacılar, çapulcular
GAREYN
(A, uzun okunur) Alt ve üst çene, yâni ağız * İki gar
GAREZ
Kayıştan yapılan üzengi * Ağaç üzengi
GARF
(C: Guref-Agrâf) Kurtarmak * El ile su almak * Bir şeyi kesmek
GARGARA
Suyu, içilen ilâcı veya başka bir sıvıyı, boğazda oynatıp çalkalama * Tavuk ve güvercinin ötmesi * Can boğaza gelip tereddüt etmek * Çömleğin kaynayıp fıkırdaması * Çoban koyuna haykırıp çağırması
GARÎ
f Kararsız, sebatsız
GARİB
(A, uzun okunur) Batan Gurub eden * İki omuz arası * Devenin hörgücüyle boynu arası
GARİB(E)
Hayret verici Tuhaf * Kimsesiz Zavallı * Gurbette olan
GARİB-ÜD DİYÂR
Memleketin yabancısı
GARİBANE
f Garip gibi, garip kimselere yakışır şekilde, garipçesine
GARİB-NÜVAZ
f Kimsesizlere ve gariplere yardım eden Biçareleri ve zavallıları koruyan
GARÎF
(C: Guruf) Birbirine girmiş sık ve çok ağaç
GARİK
Suda boğulmuş
GARİKUN
Katran köpüğü
GARÎM
Alacaklı * Hasım Rakib Borçlu veya üzerinde borçtan başka hakları olan kimse
GARÎN
Havuz dibinde olan balçıklı su * Her nesnenin kap dibinde kalan çöküğü, tortusu
GARÎR
Kefil * Güzel ahlâk * Durumdan veya işten anlamıyan
GARÎSE
Yeni dikilmiş fidan
GARİYY
Cemil, güzel, hüsün
GARİZ
Taze nesne
GARÎZE
Asıl Yaratılıştan olan Sevk-i İlâhi Huy
GARÎZİYE
Tıb: Yaratılışa âit Yaşamaya âit Doğuştan Normal
GARK
Batmak, suda boğulmak
GARKA
Bir içim miktarı süt * Suya batmış
GARK-AB
f Suya batmış olan, boğulmuş
GARKAD
Bir dikenli ağaç * Medine-i Münevvere'de olan kabristana "Baki-ul Garkad" denir
GARKAN
Batarak, boğularak
GARM
Çekmek
GARNİZON
Fr Bir şehir veya müstahkem mevkideki birliklerin tamamı * Askeri birliklerin bulunduğu şehir
GARR
Aldatmak * Hırsa düşmek * Alnında dirhemden büyücek beyazlık bulunan at
GARR
Beyhude ve bâtıl şey * Gafil adam * Aldatan * Kuyu kazan
GARRA
Parlak Beyaz Güzel Şa'şaalı * Kur'an'ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere'nin bir ismidir
GARRAN
f Kükreyen, haykıran Homurdanan
GARRE
Gafil kişi, gaflette bulunan kimse
GARRENDE
f Kükreyerek vahşileşen arslan ve benzeri yırtıcı hayvan
GARS
Ağaç fidanı dikmek * Dikilmiş fidan
GABANE
Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması
GABARİ
Fr Kara nakil vasıtalarındaki yükün yükseklik ölçüsü
GABAVET
Ahmaklık, anlayışsızlık, bönlük, kalın kafalılık (Fıtnetin zıddı)
GABAVET-İ MÜCESSEME
Büyük ahmaklık
|