|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü  
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü 
Osmanlıca Sözlük (E Harfi) EBB
(C : Abâb) Kuru ot Taze ot * Mer'a, otlak, çayır * Kavga etmek veya bir yerden gitmek için hazırlanmak
EBBAL
Deve çobanı
EBBALE
Bir yüklük odun * Bir kısım halk Cemaat Cemiyet
EBBAR
İğneci İğne yapan veya satan kimse
EBBAZ
Kaçma, ürkme * Sıçrayıp atlayan karınca
EBBED-ALLAH
(Allah ebedî, dâim eylesin!) mânasına bir dua
EBCED
Arabça Eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen birinci kelime Bu tertip İbrâni ve Süryâni Alfabesindeki harfleri içine alır İbâredeki kelimelerin sırası ve harflerin rakam değerleri şu suretle gösterilmektedir $(Ebced) $(Hevvez) $(Hutti) $(Kelemen) $(Sa'fes) $(Kareşet) $(Sehaz) $(Dazig)Bu sekiz kelime bütün huruf-u hecâ denen yirmi sekiz harfi içine almış ve sıra ile eliften gayn harfine kadar, birden bine kadar her harfte aşağıdaki sıra ile gösterildiği gibi değerler verilmiştir Elif: 1, Bâ: 2, Cim: 3, Dal: 4, He: 5, Vav: 6, Ze: 7, Ha: 8, Tı: 9, Yâ: 10, Kef: 20, Lâm: 30, Mim: 40, Nun: 50, Sin: 60, Ayn: 70, Fe: 80, Sad: 90, Kaf: 100 Rı: 200, Şın: 300, Te: 400, Se: 500 Hı: 600, Zel: 700, Dad: 800, Zı: 900, Gayn: 1000 Şimdiki Arabcada alfabe bu sırayı tutmuyorsa da harflerin rakam gibi kullanıldığı zaman, yine eski sıraya uymak için Ebced sırasını da devam ettirmişlerdir Hem birbirine benzeyen harfler bu sırada dizilmiştir Eskiden İslâmlarda matematik ve fizikte bu harflerin rakam yerine kullanıldıklarını biliyoruz
EBCEDHAN
f Ebced okuyan Mektebe yeni başlayan, acemi
EBCED HESABI
Ebced harf tertibinde görüldüğü gibi, Kur'ân-ı Kerim daha nâzil olmadan harflere rakam değeri verilerek tarih yazılır ve hâdiseler kaydedilirdi Bundan böyle Arab, Fars ve Türk Ebediyatında hâdiselerin tarihleri Ebced hesâbı ile yazılırdı Birçok muharebe, zafer, büyüklerin doğum ve ölümü, yüksek mevkilere geçiş, câmi, köprü, çeşme yapılış ve açılış tarihleri bu hesaba uyularak mısralarla ifade edilirdi İşte bu ebcede göre harflere sayı değerleri verilerek kuvve-i kudsiye sâhibi ve büyük evliya ve allâmelerden ve ehl-i sünnet ve cemaat eshabı birçok müellifler, Kur'ân-ı Kerim'den, âyet ve hadis-i şeriflerden de mânalar çıkarmışlardır Ebced hesabının Kur'ân'a tatbikinden çıkan şudur ki: Kur'ân'ın her kelimesi ve kelimelerdeki her harf bile Allah'ın ilim ve iradesiyle bilhassa belli maksatlarla seçilmiştir Her harfin bile yerine göre hususi bir vazifesi vardır Meselâ: Elmalı Tefsiri sh: 3956'da Molla Câmi Merhumdan şu tarihî nakil vardır: Kur'ân-ı Kerim'in 34'üncü sure, 15'inci âyetinde (Beldetün Tayyibetün: $ "İyi bir beldedir" ifâdesi ile İstanbul kasdedilmiştir ve İstanbul'un fetih tarihi bu cümlenin ebcedi ile haber verilmiştir ) diye gösteriliyor: Bu cümledeki harfleri sıra ile hesab ederek şu neticeyi görmekteyiz: 2 + 30 + 4 + 400 + 9 +10 + 2 + 400 = 857 hicri senesi oluyor Bu tarih İstanbul'un Sultan Fatih Mehmed Hazretleri zamanında milâdi 1453 tarihinde fethine tevâfuk etmektedir (29 Mektub Rumuzât-ı Semaniyede : Kur'ân-ı Kerim'in 108 Suresinde: $ ebcedî makamı 857 olarak, aynen "Beldetün Tayyibetün" gibi İstanbul'un İslâm eline geçmesi olan 857 tarihine tevafuk etmekle işaret ediyor  Evet mâdem Sure-i Kevser, Resul-i Ekrem'e (A S M ) ihsan edilen fütuhat-ı azîmeye delâlet ediyor Elbette İstanbul'a dahi bakıyor )Bundan başka, Fetih Suresinde $ âyetinin, Sultan Mehmed Fâtih'in Uzun Hasan'a galib geldiği tarih 878 olarak görülmektedir Bundan başka Timurleng'in Şâm-ı Şerif'i harab ettiği tarihi hesab edecek olursak, Kur'ân-ı Kerim'in 2'nci suresinin 114'üncü âyetindeki "Harab" $ kelimesinden aynı hesabla: 600 + 200 + 1 + 2 = 803 hicrî tarihi çıkıyor Risale-i Nur Külliyatından Şuâlar Mecmuasında ve İmâm-ı Buhâri Tarihinde Ebi Aliye İbn-i Cerir ve İbn-i Hâtem'den nakledilen ve Kadı Beyzâvi Tefsirinde de mezkur bulunan aşağıdaki rivâyet dahi Ebced Hesabının Kur'ân-ı Kerim ile olan şeksiz alâkasını isbat etmektedir: (Bir zaman Benî İsrâil âlimlerinden bir kısmı huzur-u Peygamberîde surelerin başlarındaki $ gibi mukattaât-ı hurufiyyeyi işittikleri vakit, hesâb-ı cifir ile dediler: "Yâ Muhammed! Senin ümmetinin müddeti azdır " Hz Resul-ü Ekrem onlara mukabil dedi: "Az değil!" Sâir surelerin başlarındaki mukattaâtı okudu ve ferman etti "Daha var " Onlar sustular Ş )
EBCEL
EBCEL
Cüssesi büyük olan iri yapılı adam * Atta ve devede bulunan bir damar (İnsanda o damara, "ırk-ı ekhal" derler )
EBDA'
(Bedi' den) En bedi Ziyade bedi' ve güzel Daha çok dikkati çeken
EBDAL
(Bedil veya Bedel C ) Evliyâdan, ziyâde nuraniyyet kazanmış olanlar Evliyâ zümresinden bir cemaat Arapçada halkın lüzumlu işlerinin tasarrufuna memur bir cemaata denir (Mâsivâ alâkasından mücerret ve Cenab-ı Hakk'ın muhabbetinde fâni ve müstağrak olan zâtlar O S )
EBDAN
f Kavim, aşiret, kabile * Şayeste, lâyık, münâsib, muvafık, uygun
EBDAN
(Beden C ) Bedenler Tenler
EBECC
Patlak gözlü adam
EBED
Ebedîlik Zevalsizlik Sonu olmamak (Bak: Beka)Aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan "kuvve-i hayâliye"ye denilse ki: Sana bir milyon sene ömür ile saltanat-ı dünya verilecek, fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla "Oh" yerine "Ah" diyecek ve teessüf edecek Demek, en büyük fâni, en küçük bir âlet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor İşte bu istidattandır ki, insanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihâta etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envaına yayılmış arzuları gösterir ki: Bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir Bu dünya ona bir misâfirhanedir ve âhiretine bir intizar salonudur S )(İnsanın fıtrat-ı zişuuru olan vicdanı saadet-i ebediyeye bakar, gösterir Evet, kim, kendi uyanık vicdanını dinlerse, "Ebed!  Ebed!" sesini işitecektir Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz Demek o vicdan, o ebed için mahluktur Demek bu vicdanî olan incizab ve cezbe, bir gaye-i hakikiyenin ve bir hakikat-ı câzibedârın yalnız cezbi ile olabilir S )
EBED-ÜL-ÂBÂD
Tükenmez, ebedî hayat Sonsuzluk * Cennet
EBED-ÜL ÂBİDÎN
Ebediyyen, sonsuz olarak
EBEDD
Gövdeli, iri cüsseli kimse İki uyluğunun arası geniş ve etli olan kimse
EBEDEN
(Ebedâ) Devamlı olarak Kat'â ve aslâ Hiçbir vakit
EBEDGÂH
f Kabir, mezar
EBEDHANE
f Kabir, mezar
EBEDÎ
Sonsuza ve ebediyete âit Ebediyete dâir ve müteallik (Kur'ân bize bu âlemin fâni, geçici olduğunu, herşeyin devamlı değiştiğini ve takdir edilen bir zaman sonunda sona erdiğini ve ereceğini belirtiyor Madde âleminin bir başlangıcı ve sonu olduğunu bundan da anlıyoruz Kur'ân, bize ebedî âlemin varlığını da haber veriyor, bu dünya hayatının ebediyet âlemine geçiş için bir hazırlık, tekâmül ve geçiş dönemi olduğunu, ebediyet âlemindeki hayata uygun bir varlık olmak için bu dünyada Allah'ın emir ve kanunlarına uygun yaşamak gereğini hatırlatıyor ve emrediyor )
EBEDİYYEN
Ebedî olarak, ilel-ebed * Hiç bir vakit, hiç bir zaman
EBELET
Çok yemekten gelen ağırlık, hazımsızlık
EBEN
Töhmetli, kabahatli kişi * Adâvet, düşmanlık
EBEN AN-CEDD
Babadan, dededen
EBER
Hurmanın budaklanması ve ıslah edilmesi * Akrep sokması
EBERR
Çok faziletli, şerefli Çok sâdık ve dindar Çok iyilik sever * Şenlikten uzak, bedevi
EBES
Çok süt içmekten dolayı midede ve karında meydana gelen şiş $
EBEVEYN
Ana ile baba (Eb ile ümm )
EBGAZ
Çok fazla buğzedilen, hiç sevilmeyen, nefret edilen
EBH
Unutulan şeyi hatırlatmak
EBHAK
Bir gözlü
EBHAL
(Buhl den) En hasis, çok cimri, daha tamahkâr * Büyük gözlü
EBHÂR
(Bahr C ) Bahirler, deryalar, denizler
EBHÂR-I VÂSİA
Geniş denizler
EBHAR
Nefesi ve ağzı fena kokan adam
EBHAS
Gözlerinin üstünde veya altında bir miktar yumruca et parçası olan kişi
EBHEKAN
Kuzu kulağı adı verilen ot
EBHEL
Ardıç ağacının yemişi * Ardıç ağacının bir nevi
EBHEM
Söz söylemeye muktedir olmayan Konuşmaya iktidarı bulunmayan adam
EBHER
En bâhir, en âşikâr En parlak, daha çok zâhir * Temiz kanı yürekten bedene dağıtan büyük bir damar
EBHİRE
(Buhâr C ) Dumanlar, buğular
EBHUR
(Ebhar) (Bahr C ) Denizler, bahrlar
EBHUR
(Bahur C ) Buharlar Buğular
EBİ
(Bak: Ebu)
EBİ-L BENÂT
Kızların babası
|