Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (E Harfi) EKREM-ÜL EKREMÎN
Ekremlerin en ekremi Cenab-ı Hak (CC)

EKREMANE
Ekremce, ekrem olana yakışacak şekilde Çok elaçıklığıyle, cömertlikle

EKREMİYYET
Ekremlik, ekrem olma hâli

EKSA
Üstüste pek çok giyinen (adam)

EKSANTRİK
Lât Merkezden uzakta kurulmuş * Mat: İç içe olduğu hâlde merkezleri ayrı olan daireler * Müstesna, taaccüb edilip şaşılacak, hayret verici

EKSEH
Aksak kimse

EKSELANS
Fr Eskiden bakanlar, elçiler ve cumhurbaşkanları için kullanılan bir ünvan

EKSEM
Büyük karınlı, şişman adam

EKSER
Pek fazla Daha çok Kesrette olan En çok

EKSERİ
f Çoğu zaman, çok defa, ekseriyetle

EKSERİYA
(Ekseriyya) Pek çok zaman, en ziyade, sık sık, ekseriyet üzere, alel-ekser

EKSERİYET
(Ekseriyyet) En büyük kısım, çokluk* Bir topluluk ve hey'etin yarısından fazlası * Bir mecliste üyelerin verdikleri rey'lerin büyük kısmı ve bunların üstünlüğü

EKSERİYET-İ MUTLAKA
f Yarımın bir fazlasıyla elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet

EKSERİYET-İ SÜLÜSAN
Ekseriyet kazanacak tarafın en az mevcudun sülüsânı (üçte ikisi) miktarında olması şartıyla olan ekseriyet

EKSERİYETLE
Daha ziydesiyle Çoklukla

EKSİBE
(Kesib C) Büyük çöllerde ve sahralarda, rüzgârın biriktirdikleri kum yığınları

EKSİYYE
f Boza

EKSPER
Fr Uzun tecrübe neticesi bir sahada ihtisas kazanan, meleke sahibi olan kimse

EKSPRES
ing Seyahatı esnasında ancak büyük duraklarda duran ve çok hızlı giden vasıta

EKŞEF
Açık nesne * Savaşta kalkanı olmayan kimse

EKŞEM
Doğuştan kusurlu olan Burnu, kulağı kesik veya noksan doğan (adam) * Pars denilen vahşi hayvan

EKTAD
Cemaatler, topluluklar, kalabalıklar, bölükler, takımlar * Misaller, temsiller, örnekler

EKTAF
(Ketif C) Omuzlar Omuz kemikleri, kürek kemikleri

EKTAR
(Keter C) Haysiyetler, onurlar, şerefler, şanlar, ünvanlar, soylar Nesebler, dereceler, mertebeler

EKTEM
Çok sır saklayan, esrar gizleyen kimse * Büyük karınlı ve şişman olan adam

EKUL
(Ekl den) Çok fazla yiyen, obur, pisboğaz

EKULÂNE
f Oburcasına

EKULÎ
Oburluk

EKULÜ
Ben derim, ben söylüyorum (meâlinde)

EKULÜ KEMÂ KÂLE
Onun söylediği gibi söylerim (meâlinde)

EKVA
Daha kuvvetli, en kuvvetli

EKVA'
Eli eğri olan

EKVAB
Küpler, kadehler Sırçalar

E
Gr: İstifham, sorgu edatı (Ezehebe Nuri: Nuri gitti mi? derken Ezehebe'nin başındaki "E" harfi gibi) * Arapça kelimelerin sonuna "e" gelerek onları müennes yapmaya yarar Âdil, Âdile Emin, Emine Kâmil, Kâmile Nuri, Nuriye gibi (Bak: Müennes)

EÂCİB
(U'cube C) Çok tuhaf ve acaib, şaşılacak şeyler

EÂCİB-İ DEHR
Dünyanın ve zamanın çok şaşılacak yerleri, şeyleri

EACİM
(Acem C) Yabancılar, Arap olmayanlar İranlılar

EADİ
(Adüv C) Düşmanlar Hasımlar

EALİ
(A'lâ C) İtibarı ve şerefi yüksek zâtlar İyiler Günahtan sakınan temiz ve sâlih amel sâhibi kimseler

EAMM
Pek şumullü, daha umumi ve geniş

EARİB
(A'rabî C) Çölde yaşayan, göçebe Arablar

EARİZ
(Aruz C) Aruzlar, şiir vezinlerinden bahseden ses kalıpları Şiirde beytin birinci mısraının son kısımları

EARR
Hörgücü küçük deve

EASİR
(İ'sâr C) Şiddetli fırtınalar, kasırgalar

EÂZIM
(A'zam C) İleri gelen büyükler Büyük adamlar

EÂZIM-I ESMÂ
İçinde çok isimlerin mânası bulunan, isimlerin en büyükleri Cenab-ı Hakk'a mahsus isimlerin en mühim ve büyükleri

EÂZIM-I MİLLET
Millet büyükleri

EÂZIM-I ÜDEBÂ
Ediplerin, edebiyatçıların en büyükleri

EAZZ
Galip * Daha aziz, daha şerefli, en şerefli, azizler

EAZZ-İ AHİBBÂ
Dostların en azizi

EB
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba, peder Ced

EB-İ MÜŞFİK
şefkatli baba, merhametli peder

E'BA
Yükler, hamuleler, çuvallar

EBAB
Bir yere gitmek için hazır olmak

EBABİL
Dağ kırlangıcı Kuş sürüsü Sürüler, bölükler(Hz Resul-ü Ekrem'in (ASM) doğumundan evvel, Hristiyan Habeşliler dinlerini yaymak için San'ada bir mâbed yaparak, Kâbe yerine Arabları bu mâbede çekmeğe çalıştılar Kâbe-i Muazzama durdukça buna muvaffak olamıyacaklarını anladıkları için Kudsi Kâbe'yi tahribe karar verdiler Ebrehe kumandasındaki Habeş Hristiyan Ordusu Mekke'ye kadar geldiği sırada Ebâbil kuşlarının gökten taş yağdırmaları üzerine mahvoldular Habeş ordusunun önünde bir fil yürütüldüğü için bu meşhur irhâsatdan olan tarihi hâdiseye "fil vak'ası" denir) (BOL) (Çendan velâdet gecesinde değil, fakat velâdete pek yakın olduğu cihetle, o hâdiseler de İrhâsât-ı Ahmediye'dir ki (ASM) Sure-i Elemtera Keyfe'de nass-ı kat'i ile beyan edilen "Vaka-i Fil"dir ki; Kâbe'yi tahrib etmek için, Ebrehe nâmında Habeş Meliki gelip, Fil-i Mahmudi namında cesim bir fili öne sürüp gelmiş Mekke'ye yakın olduğu vakit fil yürümemiş Çare bulamamış, dönmüşler Ebâbil kuşları onları mağlub etmiş ve perişan etmiş; kaçmışlar Bu kıssa-i acibe, tarih kitablarında tafsilen meşhurdur İşte şu hâdise, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın delâil-i nübüvvetindendir Çünki velâdete pek yakın bir zamanda, kıblesi ve mevlidi ve sevgili vatanı olan Kâbe-i Mükerreme, gaybi ve hârika bir surette Ebrehe'nin tahribinden kurtulmuştur M) (Bak: Ebrehe)

Alıntı Yaparak Cevapla