|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (E Harfi) EKREM-ÜL EKREMÎN
Ekremlerin en ekremi Cenab-ı Hak (C C )
EKREMANE
Ekremce, ekrem olana yakışacak şekilde Çok elaçıklığıyle, cömertlikle
EKREMİYYET
Ekremlik, ekrem olma hâli
EKSA
Üstüste pek çok giyinen (adam )
EKSANTRİK
Lât Merkezden uzakta kurulmuş * Mat: İç içe olduğu hâlde merkezleri ayrı olan daireler * Müstesna, taaccüb edilip şaşılacak, hayret verici
EKSEH
Aksak kimse
EKSELANS
Fr Eskiden bakanlar, elçiler ve cumhurbaşkanları için kullanılan bir ünvan
EKSEM
Büyük karınlı, şişman adam
EKSER
Pek fazla Daha çok Kesrette olan En çok
EKSERİ
f Çoğu zaman, çok defa, ekseriyetle
EKSERİYA
(Ekseriyya) Pek çok zaman, en ziyade, sık sık, ekseriyet üzere, alel-ekser
EKSERİYET
(Ekseriyyet) En büyük kısım, çokluk * Bir topluluk ve hey'etin yarısından fazlası * Bir mecliste üyelerin verdikleri rey'lerin büyük kısmı ve bunların üstünlüğü
EKSERİYET-İ MUTLAKA
f Yarımın bir fazlasıyla elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet
EKSERİYET-İ SÜLÜSAN
Ekseriyet kazanacak tarafın en az mevcudun sülüsânı (üçte ikisi) miktarında olması şartıyla olan ekseriyet
EKSERİYETLE
Daha ziydesiyle Çoklukla
EKSİBE
(Kesib C ) Büyük çöllerde ve sahralarda, rüzgârın biriktirdikleri kum yığınları
EKSİYYE
f Boza
EKSPER
Fr Uzun tecrübe neticesi bir sahada ihtisas kazanan, meleke sahibi olan kimse
EKSPRES
ing Seyahatı esnasında ancak büyük duraklarda duran ve çok hızlı giden vasıta
EKŞEF
Açık nesne * Savaşta kalkanı olmayan kimse
EKŞEM
Doğuştan kusurlu olan Burnu, kulağı kesik veya noksan doğan (adam) * Pars denilen vahşi hayvan
EKTAD
Cemaatler, topluluklar, kalabalıklar, bölükler, takımlar * Misaller, temsiller, örnekler
EKTAF
(Ketif C ) Omuzlar Omuz kemikleri, kürek kemikleri
EKTAR
(Keter C ) Haysiyetler, onurlar, şerefler, şanlar, ünvanlar, soylar Nesebler, dereceler, mertebeler
EKTEM
Çok sır saklayan, esrar gizleyen kimse * Büyük karınlı ve şişman olan adam
EKUL
(Ekl den) Çok fazla yiyen, obur, pisboğaz
EKULÂNE
f Oburcasına
EKULÎ
Oburluk
EKULÜ
Ben derim, ben söylüyorum (meâlinde )
EKULÜ KEMÂ KÂLE
Onun söylediği gibi söylerim (meâlinde )
EKVA
Daha kuvvetli, en kuvvetli
EKVA'
Eli eğri olan
EKVAB
Küpler, kadehler Sırçalar
E
Gr: İstifham, sorgu edatı (Ezehebe Nuri: Nuri gitti mi? derken Ezehebe'nin başındaki "E" harfi gibi) * Arapça kelimelerin sonuna "e" gelerek onları müennes yapmaya yarar Âdil, Âdile  Emin, Emine  Kâmil, Kâmile  Nuri, Nuriye  gibi (Bak: Müennes)
EÂCİB
(U'cube C ) Çok tuhaf ve acaib, şaşılacak şeyler
EÂCİB-İ DEHR
Dünyanın ve zamanın çok şaşılacak yerleri, şeyleri
EACİM
(Acem C ) Yabancılar, Arap olmayanlar İranlılar
EADİ
(Adüv C ) Düşmanlar Hasımlar
EALİ
(A'lâ C ) İtibarı ve şerefi yüksek zâtlar İyiler Günahtan sakınan temiz ve sâlih amel sâhibi kimseler
EAMM
Pek şumullü, daha umumi ve geniş
EARİB
(A'rabî C ) Çölde yaşayan, göçebe Arablar
EARİZ
(Aruz C ) Aruzlar, şiir vezinlerinden bahseden ses kalıpları Şiirde beytin birinci mısraının son kısımları
EARR
Hörgücü küçük deve
EASİR
(İ'sâr C ) Şiddetli fırtınalar, kasırgalar
EÂZIM
(A'zam C ) İleri gelen büyükler Büyük adamlar
EÂZIM-I ESMÂ
İçinde çok isimlerin mânası bulunan, isimlerin en büyükleri Cenab-ı Hakk'a mahsus isimlerin en mühim ve büyükleri
EÂZIM-I MİLLET
Millet büyükleri
EÂZIM-I ÜDEBÂ
Ediplerin, edebiyatçıların en büyükleri
EAZZ
Galip * Daha aziz, daha şerefli, en şerefli, azizler
EAZZ-İ AHİBBÂ
Dostların en azizi
EB
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba, peder Ced
EB-İ MÜŞFİK
şefkatli baba, merhametli peder
E'BA
Yükler, hamuleler, çuvallar
EBAB
Bir yere gitmek için hazır olmak
EBABİL
Dağ kırlangıcı Kuş sürüsü Sürüler, bölükler (Hz Resul-ü Ekrem'in (A S M ) doğumundan evvel, Hristiyan Habeşliler dinlerini yaymak için San'ada bir mâbed yaparak, Kâbe yerine Arabları bu mâbede çekmeğe çalıştılar Kâbe-i Muazzama durdukça buna muvaffak olamıyacaklarını anladıkları için Kudsi Kâbe'yi tahribe karar verdiler Ebrehe kumandasındaki Habeş Hristiyan Ordusu Mekke'ye kadar geldiği sırada Ebâbil kuşlarının gökten taş yağdırmaları üzerine mahvoldular Habeş ordusunun önünde bir fil yürütüldüğü için bu meşhur irhâsatdan olan tarihi hâdiseye "fil vak'ası" denir ) (B O L ) (Çendan velâdet gecesinde değil, fakat velâdete pek yakın olduğu cihetle, o hâdiseler de İrhâsât-ı Ahmediye'dir ki (A S M ) Sure-i Elemtera Keyfe'de nass-ı kat'i ile beyan edilen "Vaka-i Fil"dir ki; Kâbe'yi tahrib etmek için, Ebrehe nâmında Habeş Meliki gelip, Fil-i Mahmudi namında cesim bir fili öne sürüp gelmiş Mekke'ye yakın olduğu vakit fil yürümemiş Çare bulamamış, dönmüşler Ebâbil kuşları onları mağlub etmiş ve perişan etmiş; kaçmışlar Bu kıssa-i acibe, tarih kitablarında tafsilen meşhurdur İşte şu hâdise, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın delâil-i nübüvvetindendir Çünki velâdete pek yakın bir zamanda, kıblesi ve mevlidi ve sevgili vatanı olan Kâbe-i Mükerreme, gaybi ve hârika bir surette Ebrehe'nin tahribinden kurtulmuştur M ) (Bak: Ebrehe)
|