|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (E Harfi) ENAR
f Nar meyvesi
ENASE
Demirin yumuşak olması
ENASİ
(Enâsiye) (İnsan C ) İnsanlar * Basar, göz
ENASİYA
Bir mürekkeb ilâç
ENB
Horlamak, tahkir etmek Ayıplamak
ENBAHUN
f Sağlam, metin, muhkem, tahkim edilmiş yer * Hisar, kale
ENBAN(E)
f Yiyecek çantası, heybe Dağarcık adı verilen deri çanta
ENBAR
f Yığın, dolu, küme * Gübre Ekinlere, kuvvet vermesi için dökülen eski fışkı, hayvan tersi
ENBAR
(Nibr C ) Anbarlar, nibrler İçinde çeşitli mallar saklanan kapalı mahfaza, oda
ENBAŞTE
f Yıkılmış, dağılmış * Tıkanmış
ENBAZ
(Nebez C ) Namlar, lâkablar, takma adlar, soyadları
ENBAZ
f Ortak, şerik, eş
ENBAZÎ
f Şeriklik, ortaklık
ENBEL
En şerefli
ENBER
Kadın tuzluğu adı verilen ufacık kara yemiş
ENBERUT
f Armut
ENBESTE
f Koyulaşmış, katılaşmış, sıvılığını kaybetmiş * Uyuşmuş, miskinleşmiş insan
ENBESTE-DEM
f Miskin, uyuşuk kişi Tenbel, gayretsiz kimse
ENBİR
f Yaş ve kuru çamur
ENBİRE
f Üzeri toprakla sıvalı olan damlarda sıvanın altına konulan çalı, saz, talaş gibi şeyler
ENBİYA
(Nebi C ) Nebiler Peygamberler (Aleyhimüsselâm )(Eğer suâl etseniz ki: Bi'set-i enbiya ile beraber şeytanların vücudundan ekser insanlar kâfir oluyor, küfre gidiyor, zarar görüyor "El hükmü lil-ekser" kaidesince, ekser ondan şer görse, o vakit halk-ı şer, şerdir; hattâ bi'set-i enbiya dahi rahmet değil denilebilir?Elcevab: Kemiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar Meselâ: Yüz hurma çekirdeği bulunsa  toprak altına konup su verilmezse ve muamele-i kimyeviye görmezse ve bir mücahede-i hayatiyeye mazhar olmazsa, yüz para kıymetinde yüz çekirdek olur Fakat su verildiği ve mücâhede-i hayatiyeye mâruz kaldığı vakit, su-i mizâcından sekseni bozulsa; yirmisi, meyvedar yirmi hurma ağacı olsa, diyebilir misin ki: "Suyu vermek şer oldu, ekserisini bozdu?" Elbette diyemezsin Çünki o yirmi, yirmi bin hükmüne geçti Sekseni kaybeden, yirmi bini kazanan, zarar etmez; şer olmaz Hem meselâ : Tavus kuşunun yüz yumurtası bulunsa, yumurta itibariyle beşyüz kuruş eder Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa, sekseni bozulsa; yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa, denilebilir mi ki: "Çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu kuluçkaya kapanmak çirkin oldu, şer oldu?" Hayır öyle değil, belki hayırdır Çünkü o tavus milleti ve o yumurta taifesi, dörtyüz kuruş fiatında bulunan seksen yumurtayı kaybedip, seksen lira kıymetinde yirmi tavus kuşu kazandı İşte nev'-i beşer bi'set-i enbiya ile, sırr-ı teklif ile, mücâhede ile, şeytanlarla muharebe ile kazandıkları yüzbinlerle enbiya  ve milyonlarla evliya  ve milyarlarla asfiyâ gibi âlem-i insaniyetin güneşleri, ayları ve yıldızları mukabilinde, kemiyetçe kesretli, keyfiyetçe ehemmiyetsiz hayvanat-ı muzırra nev'inden olan küffarı ve münafıkları kaybetti M )
ENBİYA SURESİ
Kur'ân-ı Kerim'in 21 suresi olup Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur
ENBUB
f Minder, döşek, yatak Döşeme
ENBUDE
f İstif edilmiş, katlanmış, nizamlanmış, nizama konmuş, devşirilmiş
ENBUH
f Ziyade, çok, kalabalık * Çokluk, ziyadelik, cemaat, izdiham * Meclis, kurultay * Kalın, yoğun * Duvarın yıkılıp dökülmesi
ENBUŞE
Patates gibi yerden çıkarılan şeyler * Ağaç kökleri
ENBÛY
f Koklama, koku alma
ENBUZEN
f Asıl, esas, madde
ENBÜR
f Ateş veya ocağı karıştırmağa mahsus âlet
ENBÜRE
f Dere, çay * Tüyü dökülmüş olan hayvan * Dolap beygiri * İşkembe
ENCAD
(Necd C ) Yüksek yerler, yüce mekânlar
ENCÂM
Son, nihayet, netice
ENCÂM-I KÂR
İşin neticesi, amelin sonu
ENCAS
(Necis C ) Pisler Necis şeyler
ENCERE
Gemi lengeri
ENCİN
f Tane tane, ufak ufak, parça parça * Sıvacı
ENCİR(E)
f İncir meyvesi
ENCUH
(Encug) f Kıvrım * Buruşmuş, solmuş meyve
ENCÜM
(Necm C ) Yıldızlar Necmler
ENCÜMEN
f Cemiyet şura Meclis Komisyon
ENCÜMEN-İ DÂNİŞ
Akademi İlim encümeni
ENCÜMEN-GÂH
f Cemiyet, meclis
ENDA'
Yüksek, yüce, âlâ * (Nedâ C ) Nedâlar, çiğler, şebnemler
ENDAD
(Nidd C ) Benzerler Emsâller * Misiller şerikler, eşler (Vahdaniyet ve kudret-i İlâhiye bu kadar âyât-ı fiiliye ve kavliyesiyle zâhir ve bâhir iken, buna karşı insanlardan bazıları vardır ki, Allah'a karşı denkler, nazirler tutarlar ki onları Allah gibi severler Emirlerine, yasaklarına, arzularına itaat ederler de Allah'a isyan ederler Şübhe yok ki böyle yapmak gerek Allah'ı inkâr ederek olsun ve gerek olmasın, mâna-yı uluhiyette onları Allaha ortak yapmaktır Bunların bir kısmı bu şirki açığa vururlar Firavunlara, nemrutlara yapıldığı gibi onlara açıktan açığa ilâh, mâbud nâmını vermekten çekinmezler, Rabbimiz, tanrımız derler Ve hatta İlâhlarının tevellüd ve tevâlüdüne kail olarak onlara aynı cinsten, mâbud payesinde oğullar, kızlar tasavvur ve isnad ederler Diğer bir kısmı da tasrih etmeden aynı muameleyi yaparlar, onları Allah sever gibi severler, veliyy-i nimet tanırlar, onların muhabbetini mebde-i hareket ittihaz ederler Allah'a yapılacak şeyleri onlara yaparlar Allah rızasını düşünmeden onların rızalarını kazanmağa çalışırlar Allah'a isyan olan şeylerde bile onlara itaat ederler İnsanlar tarafından böyle muhabbet ile mâbud pâyesi verilen endâd o kadar çeşitlidir ki; bir taş, bir mâden parçasından, bir ot, bir ağaçtan tut, tâ, yıldızlara, ruhlara, meleklere kadar çıkar Filvaki servet, haşmet, kuvvet, câh u ikbâl, güzellik, hüsün gibi herhangi bir ümide sebep sayılan dilberler, kahramanlar, hükümdarlar gibi insanları, Allah gibi seven ve onun uğrunda herşeyi göze alan nice kimseler vardır ki bu nokta-i şirkin putperestlik esasını, beşeriyetin en büyük yarasını teşkil eder Hasılı, reislerini ve büyüklerini Allah sever gibi sevenler ve onları, Allahın emirlerine muhalif olan emirlerini dinliyerek Allah'a isyan edenler; bunları Allah'a nazir ve emsâl kabul etmiş olurlar ki, bütün putperestlik esası, bu muhabbet tarzındadır E T ) (Bak: Put, Sanemperest)
|