Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #22
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (E Harfi) ERBAŞ
Ask: Subay ve assubayların dışında kalan rütbeli asker

ERBAUN
Kırk sayısı

ERBED
Boz renkli

ERC
f Kıymet, kadr, değer * Gergedan

ERC
Uzunluğuna yapılan ev

ERCA
(Recâ C) Taraflar, yönler, cihetler

ERCA
Çok rica edilen, pek fazla taleb edilen, çok istenilen

ERCAF
(C: Eracif) Yalan haber

ERCAH
Daha üstün, daha râcih

ERCAL
(Ricl C) Ayaklar

ERCAN
Fars diyarında bir yerin adı

ERCEL
Büyük ayaklı kişi * Ayakları siğilli olan at

ERCEN
Dübüründe zahmeti olan deve

ERCİL
bot: Ceviz-i hindi Hindistan cevizi

ERCİYE
Arkaya, sonraya bırakılan şey

ERCMENDÎ
f Haysiyetli, şerefli, itibarlı, muhterem

ERCUZE
(Bak: Kaside-i Ercuze)

ERCÜL
(Ricl C) Ricller, ayaklar

ERCÜMEND
f Muhterem, şerefli Muazzez

ERCÜVAN
Erguvan çiçeği * Kırmızı kadife * Kırmızı şey

ERD
f Öfke, kahır, kızgınlık, hiddet * Un

ERDA
Ağaç kurdu

ERDE
Çürük nesne

ERDEB
f Muharebe, ceng, cidâl, kavga

ERDEB
Bir ağırlık ölçüsüdür Arab ülkelerinde kullanılır Miktarı, İstanbul kilesiyle dokuz kileyi karşıladığı gibi, kullanıldığı mahalle göre de değişir

ERDEM
Usta gemici

ERDEN
Bir nevi kumaş

ERDİYE
(Rıdâ C) Baş örtüleri

ERD-ŞİR
f Eski İran hükümdarlarından bazılarının adıdır

EREB
Hâcet, ihtiyaç San'at

EREC
Güzel ve hoş koku Misk ü anber ve ıtır gibi şeylerin güzel kokusu

EREDA
(C: Erad-Erâdât) Ağaç kurdu Güve

ER'EF
Daha rauf, çok şefkatli

EREK
Misvak ağacını çok yediğinden dolayı devenin karnı incinmek

EREN
t Yetişen Ermiş Veli

EREN
Sevinmek, sürur

ERENDAN
f "Hâşâ" mânasına inkâr ifade eden bir kelimedir

ERENDİZ
Müşteri gezegeni Jüpiter yıldızı

ERES
Çiftçilik, çiftçi olma

ER'ES
Başı büyük, kocakafa

ERETT
Peltek adam, kekeme kimse

ERFA'
Daha yüksek, çok ulvi, en yüce

ERFA'-I DERECÂT
Derecelerin en yükseği

ERFAK
En ziyade yumuşak * Arkadaş, refik olmaya en çok lâyık, elyak

ERFEŞ
Nefsî isteklerine düşkün olan * Kulakları uzun ve kaba (adam)

ERGA(B)
(Ergav) : f Irmak, dere, çay, nehir, akarsu * Su akıtmak için açılan yol, ark

ERGAD
Maişetçe daha ferahlık Geniş maişet

ERGAL
Sünnet olmamış kişi

ERGAN
Söz dinlemek

ERGANDE
f Hırslı, öfkeli * İçkiye düşkün olan sarhoş

ERGAVAN
Bir kırmızı çiçek Ercüvân denilen kırmızı çiçekli ağaç

ERGEN
(Bâliğ) Çocukluk çağından gençlik çağına geçmiş olan, aklı ermeğe başlamış, bâliğErginlik çağına gelen müslüman genç, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi Allah'ın farz kıldığı emirlerini yerine getirmeğe mükellef (yükümlü) olur Küçük yaştan itibaren derece derece gerekli dini bilgiyi öğrenir Ve iyi alışkanlıklar edinirse ergenlik çağında bunlara daha kolay uyar

ERGİDE
f Hiddetlenmiş, kızmış, öfkelenmiş, asabileşmiş

ERGİDE-NİGÂH
f Öfkeli, hiddetli bakış

ERGİMEK
(Bak: Zeveban etmek)

ERGUN
f Sert başlı at Hızlı ve oynak olarak giden at

ERGÜVAN
Güzel ve parlak kızıl renkli bir çiçek (Garbda ercuvan denilir)

ERHA
(Rehâ C) El değirmenleri

ERHAB
Vâsi, geniş, açık

ERHAM
(Rahim C) Döl yatakları, rahimler * Yakın hısımlar, akrabalar

ERHAM
En rahim, en merhametli, en çok şefkatli

ERHAM-ÜR RÂHİMÎN
Merhametlilerin en merhametlisi * Allah'ın (CC) sıfatlarındandır

ERHAM
Başı beyaz olan at

ERHAS
(Rahis den) Pek ucuz

ERİC
Güzel koku Misk, anber ve ıtır gibi hoş ve lâtif olan şeylerin kokusu

ERİD
Besili, semiz

ERİH
Râyiha-i tayyibe Temiz ve güzel koku

ERİKE
Taht Padişahın tahtı * Oturulacak yer Koltuk

ERİKE-ÂRÂ
f Tahtı güzelleştiren, süsleyen (Padişah)

ERİKE-NİŞİN
f Tahtta oturan

ERİKE-PİRÂ
f Tahtı süsleyen, pâdişah

ERİS
f Zeki, akıllı, uyanık, zeyrek, uslu

ERİS(Î)
Çiftçi, çift süren, ekinci

ERİŞ
f Bilek * Arşın, endaze

ERİŞ
Sakatlanan bir uzuv için yaralayandan alınan şer'i diyet * Satıldıktan sonra kusuru ve noksanları belli olan malın, kıymetinden bunun için indirilen miktar

Alıntı Yaparak Cevapla