|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (E Harfi) ERBAŞ
Ask: Subay ve assubayların dışında kalan rütbeli asker
ERBAUN
Kırk sayısı
ERBED
Boz renkli
ERC
f Kıymet, kadr, değer * Gergedan
ERC
Uzunluğuna yapılan ev
ERCA
(Recâ C ) Taraflar, yönler, cihetler
ERCA
Çok rica edilen, pek fazla taleb edilen, çok istenilen
ERCAF
(C : Eracif) Yalan haber
ERCAH
Daha üstün, daha râcih
ERCAL
(Ricl C ) Ayaklar
ERCAN
Fars diyarında bir yerin adı
ERCEL
Büyük ayaklı kişi * Ayakları siğilli olan at
ERCEN
Dübüründe zahmeti olan deve
ERCİL
bot : Ceviz-i hindi Hindistan cevizi
ERCİYE
Arkaya, sonraya bırakılan şey
ERCMENDÎ
f Haysiyetli, şerefli, itibarlı, muhterem
ERCUZE
(Bak: Kaside-i Ercuze)
ERCÜL
(Ricl C ) Ricller, ayaklar
ERCÜMEND
f Muhterem, şerefli Muazzez
ERCÜVAN
Erguvan çiçeği * Kırmızı kadife * Kırmızı şey
ERD
f Öfke, kahır, kızgınlık, hiddet * Un
ERDA
Ağaç kurdu
ERDE
Çürük nesne
ERDEB
f Muharebe, ceng, cidâl, kavga
ERDEB
Bir ağırlık ölçüsüdür Arab ülkelerinde kullanılır Miktarı, İstanbul kilesiyle dokuz kileyi karşıladığı gibi, kullanıldığı mahalle göre de değişir
ERDEM
Usta gemici
ERDEN
Bir nevi kumaş
ERDİYE
(Rıdâ C ) Baş örtüleri
ERD-ŞİR
f Eski İran hükümdarlarından bazılarının adıdır
EREB
Hâcet, ihtiyaç San'at
EREC
Güzel ve hoş koku Misk ü anber ve ıtır gibi şeylerin güzel kokusu
EREDA
(C : Erad-Erâdât) Ağaç kurdu Güve
ER'EF
Daha rauf, çok şefkatli
EREK
Misvak ağacını çok yediğinden dolayı devenin karnı incinmek
EREN
t Yetişen Ermiş Veli
EREN
Sevinmek, sürur
ERENDAN
f "Hâşâ" mânasına inkâr ifade eden bir kelimedir
ERENDİZ
Müşteri gezegeni Jüpiter yıldızı
ERES
Çiftçilik, çiftçi olma
ER'ES
Başı büyük, kocakafa
ERETT
Peltek adam, kekeme kimse
ERFA'
Daha yüksek, çok ulvi, en yüce
ERFA'-I DERECÂT
Derecelerin en yükseği
ERFAK
En ziyade yumuşak * Arkadaş, refik olmaya en çok lâyık, elyak
ERFEŞ
Nefsî isteklerine düşkün olan * Kulakları uzun ve kaba (adam)
ERGA(B)
(Ergav) : f Irmak, dere, çay, nehir, akarsu * Su akıtmak için açılan yol, ark
ERGAD
Maişetçe daha ferahlık Geniş maişet
ERGAL
Sünnet olmamış kişi
ERGAN
Söz dinlemek
ERGANDE
f Hırslı, öfkeli * İçkiye düşkün olan sarhoş
ERGAVAN
Bir kırmızı çiçek Ercüvân denilen kırmızı çiçekli ağaç
ERGEN
(Bâliğ) Çocukluk çağından gençlik çağına geçmiş olan, aklı ermeğe başlamış, bâliğ Erginlik çağına gelen müslüman genç, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi Allah'ın farz kıldığı emirlerini yerine getirmeğe mükellef (yükümlü) olur Küçük yaştan itibaren derece derece gerekli dini bilgiyi öğrenir Ve iyi alışkanlıklar edinirse ergenlik çağında bunlara daha kolay uyar
ERGİDE
f Hiddetlenmiş, kızmış, öfkelenmiş, asabileşmiş
ERGİDE-NİGÂH
f Öfkeli, hiddetli bakış
ERGİMEK
(Bak: Zeveban etmek)
ERGUN
f Sert başlı at Hızlı ve oynak olarak giden at
ERGÜVAN
Güzel ve parlak kızıl renkli bir çiçek (Garbda ercuvan denilir )
ERHA
(Rehâ C ) El değirmenleri
ERHAB
Vâsi, geniş, açık
ERHAM
(Rahim C ) Döl yatakları, rahimler * Yakın hısımlar, akrabalar
ERHAM
En rahim, en merhametli, en çok şefkatli
ERHAM-ÜR RÂHİMÎN
Merhametlilerin en merhametlisi * Allah'ın (C C ) sıfatlarındandır
ERHAM
Başı beyaz olan at
ERHAS
(Rahis den) Pek ucuz
ERİC
Güzel koku Misk, anber ve ıtır gibi hoş ve lâtif olan şeylerin kokusu
ERİD
Besili, semiz
ERİH
Râyiha-i tayyibe Temiz ve güzel koku
ERİKE
Taht Padişahın tahtı * Oturulacak yer Koltuk
ERİKE-ÂRÂ
f Tahtı güzelleştiren, süsleyen (Padişah )
ERİKE-NİŞİN
f Tahtta oturan
ERİKE-PİRÂ
f Tahtı süsleyen, pâdişah
ERİS
f Zeki, akıllı, uyanık, zeyrek, uslu
ERİS(Î)
Çiftçi, çift süren, ekinci
ERİŞ
f Bilek * Arşın, endaze
ERİŞ
Sakatlanan bir uzuv için yaralayandan alınan şer'i diyet * Satıldıktan sonra kusuru ve noksanları belli olan malın, kıymetinden bunun için indirilen miktar
|