Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DIR'
(C: Dırâ'- Duru') Cevşen Cenkte, muharebede giyilen zırh

DIRAB
Erkek dişiye aşmak * Küçük dağlar

DIRAHŞAN
f Parlak Parıldayan Parlaklık Münevver, ziyâdar

DIRAHT
f Ağaç Şecer

DIRAK
(Daraka C) Deriden mâmul kalkanlar

DIRAM
Ateşin alevlenmesi * Ateşin alevi * Odun parçası, tahta parçası (tezcek ateş tutuşup alevlenir)

DIRAR
Ziyân yetiştirmek

DIRAZ
f Uzun

DIRAZ-DEST
f El uzatan El uzunluğu

DIRAZÎ
f Uzunluk

DIREFS
İpek * Katı, sağlam nesne * Büyük iri yapılı adam * Büyük deve

DIRGA
Sıvı, balçık

DIRGAM
(C: Darâgım) Arslan, esed, gazanfer, şir, leys, haydar

DIRHAMİ
Bir dirhem

DIRR
Avret üzerine avret almak, evli iken bir daha evlenmek

DIRRE
(C: Direr) Sütün çokluğu * Sütün akanı * Turra * Kırbaç

DIRRİZ
Bahil kimse * Kısa boylu, âdi kadın

DIRS
Azı dişi * Katı, muhkem yer * Az yağmur * Kötü huy

DIRS
(C: Derâsa-Edrâs) Kertenkele, fare ve kedi gibi hayvanların eniği

DIRV(E)
Av öğrenmiş olan köpek yavrusu * Dağ ağaçlarından pelit ağacına benzer bir ağaç

DI'S
Kum * Kumdan yığılmaş yumuşak tepe

DI'VE
Nesep dâvâsı etmek * Yalan dâvâ etmek

DIYA
Helak olmak, telef olmak

DIYK
(Bak: Dîk)

DI'ZABE
Kısa boylu ve eti çok olan kimse


f Dün, dünkü gün, bugünden bir evvelki gün

DİABE
Davet

DİAE
Şehadet parmağı

DİAM(ET)
Binaya vurulan destek, direk, payanda * İleri gelen, makamca yüksek olan baş başkan, reis, şef

DİBAC
(C: Debâbic) Atlas dedikleri kıymetli ipek bez

DİBACE
f Mukaddeme, başlangıç, önsöz

DİBAGAT
Tabaklama Deriyi kullanılır ve temiz hale koyma işi

DİBARE
(C: Dibâr) Bir evlek yer

DİBBÎC
Bir, ehad

DİBBÎH
Bir, ehad

DİBG
Dibâgat etmek Arınıp pâk olmak

DİBL
Belâ ve zahmet

DİBR
Çokluk

DİBRE
Çokluk

DİBS (DİBİS)
Pekmez Hurma pekmezi Bal * Çok cemaat

DİBSA' (DEBSÂ)
Dişi çekirge

DİCAC
Ummanda yetişen büyük bir dikenli ağacın suyudur ve sabun gibi kiri izâle eder

DİDA'
Devenin şiddetle yelmesi ve sıçraması * Ay sonu

DİDAKTİK
yun Mevzuu, hikmet ve nasihattan ibaret olan söz Öğretici

Dİ'DAN
Devenin çok yelmesi * Bir şeyi örtmek

DİDAR
f Mülâkat, görüş * Görünme * Yüz Çehre * Görüş kuvveti, göz * Açık, meydanda

DİDAR-I HÜRRİYET
Hürriyetin güzel yüzü

DİDAR-I PÂK
Temiz yüz

DİDE
f Göz, ayn, çeşm * Görmek * Gözcü * Göz bebeği * Göz ucu

DİDE-BÂN
Gözcü, bekçi, nöbetçi

DİDE-GİRYAN
Teessürle ağlayan göz Ağlayarak

DİF
(C: Edfâ) Çok hararet * Derin duvar * Deveden gelen fayda, menfaat

DİFAF
Hazırlandırmak

DİLDİL-KÜNÂN
İnleyenler, acı çekenler, ıztırab çekenler

DİL-DUZ
f Kalbe batan, gönül delen

DİL-DÜZD
f Gönül çalan

DİLE
f Dil, gönül, kalb yürek * Gönül sahibi

DİL-EFRUZ
(Dilfiruz) f Kalbi yakan, gönül parlatıcı

DİL-ÂRÂ
Gönül avutan, gönül süsleyen

DİL-ÂVER
Gönül alıcı

DA'
Arabçada "bırak" mânasına emirdir Meselâ:

DA' MÂ KEDER
Keder veren şeyi bırak

DÂ'
(C: Edvâ) Maraz, hastalık * Meşakkat, zahmet

DÂ-ÜL-EFRENC
Frengi hastalığı

DÂ-ÜL-KALB
Tıb: Kalb hastalığı, yürek çarpması

DÂ-ÜS-SILÂ
Sıla hasreti Vatan hasreti Kavuşma hasreti

DA'
Def'etmek, kovmak Terketmek

DAA
Telef etmek, ziyan etmek

DAAC
Gözün çok siyah ve büyük olması

DÂDHAH
f Adalet isteyen

DÂDİSTAN
f Bir işte ortak olma * Bir işe razı olma

DÂDRAD
f Allah (CC), Cenab-ı Hak

DÂD-RES
f Yardımcı, yardıma yetişen

DAELE (DUULE)
Zayıf ve ince olmak * Hor ve zayıf olmak

DAF'
Necis, pis

DAFADİ
Kurbağa

DA'FAK
Bol ve geniş olan şey Vâsi

DAFATE
Ayağa giydikleri bir cins pabuç * Kişinin aklı ve reyi zayıf olmak * Bir oyun çeşidi

DAFEF
Çoluk çocuğun fazla oluşu * Şiddet * Darlık * Hâcet * Acele etmek

DAFEN
Kısa boylu, ahmak adam * İri gövdeli ahmak kimse

DAFENDED
şişman, ahmak adam

DAFF
Dar, zıyk

DAFFAT
Devesini kiraya veren deveci

DAFFATA
Metâ ve kumaş götüren deve * Çokluk, cemaat

DAFFE
Yan, taraf

DAFİ'
Def'eden, menedici Ortadan engeli kaldıran * Cenâb-ı Hak (CC)

DAFİA
Def eden, muhafaza eden

DAFİK
Atılarak dökülen Su ve emsali gibi akarak dökülen

DAFİT
Ahmak

DAFN
Ayakla tekme vurmak ve atmak

DAFR
Saçı ve ona benzer şeyleri enlice örmek ve dokumak * Vakarla yürümek * Def'etmek, kovmak

DAFUF
Sütü çok olan davar

DAFV
Tamam olmak * Malın çok olması

DÂG
f Yanık yarası * İnsan veya hayvan vücuduna kızgın demirle vurulan damga

DÂG-I DİL
Gönül yarası

DAGAL
f Hile * Geçmez akçe, kalp para * Hileci, hile yapan, dolandırıcı * Çerçöp

DAGAL-BÂZ
f Hileci

DAGAS
Çok yemekten dolayı midenin dolması

DAGB
Harislik, hırslı oluş * Ovmak

DAGBUS
(C: Dagabis) Küçük hıyar * Sirkeyle ve zeytin yağıyla yenen bir ot

DAĞDAĞA
Gürültü Iztırab Boş yere telâş ve zorluklar * Tereddüt etmek, karar verememek * Gıcıklamak

DAGDAGA
Dişi olmayan kadın * Kurdun et yemesi * Yemeği iki çene arasında geve geve yemek

DAĞDAR
f Pek acıklı, üzüntülü * Gönlü yaralı * Kızgın demirle nişan vurulu Damgalı (Milletimde ihtilâf u tefrika endişesi Kûşe-i kabrimde hattâ bi-karar eyler beni, İttihadken savlet-i a'dâyı def'a çâremiz, ittihad etmezse millet, dağdar eyler beni) Yavuz Sultan Selim Hân

DAĞDAR-I TEESSÜF
Çok acı olup, teessüf edilen

DAGF
Almak

DAGFASA
Semizlik, şişmanlık, besililik, etlilik * Bol geniş nesne

DAGISA
(C: Devâgıs) Diz üstünde hareket eden yuvarlakça kemik * Sâfi su

DAĞISTAN
f Dağlık yer * Kafkasya'nın kuzeydoğusunda ve Hazer Denizi'nin batı kıyılarında bulunan bir bölgedir ki, eskiden buraya Albanya denirdi

DAĞIT
Emin * Nâzır, bakan * Şiddet veren * Üzüm toplamada kullanılan âlet

DAGI(YYE)
Azgın, başkaldıran, isyan eden, âsi, anarşist

DAGİ
(Bak: Tâgi)

DAGİB
Tavşan sesi

DAGÎGA
Sıvı hamur

DAGİT
Yanında bir kuyu daha olduğundan suyu çekilip kokan kuyu

DAGM
Isırmak

DAGMA'
Yüzünün rengi siyaha yakın olan dişi koyun

DAGMİRE
Karıştırmak, halt

DAGN
Meyletmek, yönelmek * Kin tutmak

DAGR
şiddetle def'etmek * Bir yere girmek

DAGRE
Bir şeyi kapıp almak

DAGS
(C: Adgas) Rüyâ karışıklığı * Karışık olmak

DAGŞ
Hücum etmek

DAGT
Zahmet Meşakkat * Bir şeyi bir yere zorla sıkıştırmak Sıkışmak

DAGUL
f Dolandırıcı, hileci, hile yapan

DAGV
Kedi veya tilki çağırmak

DAĞVARİ
f Dağ gibi, dağ cesametinde Dağ büyüklüğünde Dağa benzer surette

DAGVE
(C: Degavât-Degayât) Huyu yaramaz olmak, hulku çirkin olmak

DAGZ
Yutmak * Defetmek * İğrenmek * Cimâ etmek

DAG-ZEN
f Damga vuran, nişan koyan * Kalb kıran, gönül kıran

Alıntı Yaparak Cevapla