Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DARBE
(C: Darabât) Vuruş, vurma, çarpma * Musibet, belâ, âfet, felâket

DARBEHA
Başını aşağı eğmek * Muti olmak, itaat etmek, söz dinlemek

DARBELE
Bir yürüme çeşidi * Davul çalmak

DARBEN
Döğerek, vurarak * Çarparak

DARBHANE
Para basılan yer

DARB-I MESEL
Misâl olarak söylenen meşhur söz Bir hâdiseye binaen söylenen hikmetli söz Ata sözü

DARBÎZ
Rutubetli tarla, sulak yer

DARBUM
Bizanslılar zamanında Eskişehir'in ismi

DARB-ZEN
f Mâdeni levhalar üzerine kabartma olarak nakışlar işleyen * Kale döven

DARC
Yarmak, şakk

DARE
f Vazife, görev, ödev

DARENDE
f Saklayan, tutan * Ulaştıran, vâsıl eden, kavuşturan, getiren

DAREYN
Her iki dünya İki yurd İki yer

DARH
Def'etmek, kovmak Reddetmek * Yer kazmak

DARIT
Yellenen, yellenici

DARİ'
Hurma dikeni Acı ve dikenli bir ağaç

DARİ'
Adımı geniş olan kişi

DARÎ
Ot ve yem satan kişi * Evinden çıkmayan kimse

DARİB
(Darb dan) Sütünü sağan kimseye vuran dişi deve * Ağaçlı yer * Karanlık gece * Vurucu, vuran Darbeden, çarpan Döven

DARİBE
Tabiat * Kılıçla vurulmuş * Eğrilmiş yün

DARİC
Katı, şedid, şiddetli

DARİCE
Ay ve güneş ağılı (Farsçada "hâle" denir)

DARİH
Kabir Mezar

DARİM
* Tavşancıl yavrusu

DARİM
Yanmış nesne * Dövülmemiş harman * Odun ufağı

DARİN
Bir yerin adı

DARİR
(C: Edirrâ) Kör, a'mâ * Nefis * Cismin bakiyyesi * İri vücutlu fakir kişi

DARİS
(Dürus dan) Yıkılmış, mahvolmuş

DARİS
Çetin huylu kimse

DARİŞ
Siyaha boyanmış kara deri

DARİYYE
f Divan şairlerinin, dünyevi makamca büyük olanların yaptırdıkları köşk ve konaklara dair yazdıkları manzume

DARM
Şiddetli açlık Oburluk * Ateşin yakması

DARR
Süt, leben * Nüzul * Hayır ve amel çokluğu

DARR
Zarar, ziyan

DARR
Zararlı, zararı olan

DARRA
Şiddet, mihnet Belâ Naks Ziyan Sıkıntı Kötürümlük

DARRAB
Akça kesici, dârp edici, para basan

DARRE
Bir miktar süt

DARS
Dişiyle tutup ısırmak

DART
Yellenmek * Tez olmak

DARU
f İlâç, deva, tiryak

DARU-BERD
f Debdebe, ihtişam

DARU-HANE
f İlâç satılan yer, eczahane

DAR-ÜL-ACEZE
Düşkünler, acizler evi Yoksullar yurdu

DAR-ÜL-FÜNUN
Üniversite (1 Ağustos 1933'de İstanbul Dâr-ul Fünunu yerine Üniversite kurulmuştur)

DARÜL HARB
(Dâr-ül harb) Harp yeri Müslümanlarla gayr-i müslimler arasında sulh akdedilmemiş memleket Kâfirlerin ve onların gayr-i islâmi hükümlerinin hâkim olduğu yer (Bak: Şeair)

DARÜL HİKMETİL İSLAMİYE
(Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye) Bu teşkilât, son devirlerde gerek imparatorluk ve gerekse İslâm Aleminde ortaya çıkan bir takım dini mes'elelerin halli ve İslâma yapılan hücumların İslâm ahkâmına göre cevaplandırılması için 12 Ağustos 1334 (25 Ağustos 1918) tarihinde 5 Mehmed Reşat ve Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi'nin zamanda kurulmuşturAyrıca halkın her türlü dini ihtiyaçlarını, ilmi bir metodla yerine getirmek için her türlü neşriyat ve beyannameleri ele almakta ve halkımızı dahilî ve haricî tehlikelere karşı tenvir etmekteydi Ecnebilerin sordukları suallere, komisyonlarda görüşülmek suretiyle resmen cevap verildiği gibi; müracaat eden her müslümana da gerekli cevap veriliyorduOsmanlı İmparatorluğu'nun karışık ve Avrupa hayranlığının devlet müesseselerinin her kademesinde revaçta olduğu bir zamada, ahlâk ve imanı elde tutmak, bu teşkilâtın en başta gelen vazifelerinden biri idiMatbuatta İslâma yapılan hücumlara ve İslâmı, hurafeler dini gibi göstermeğe çalışan yazarlara gerekli cevaplar veriliyor ve cezalandırılmaları için de Dahiliye Nezareti'ne resmen müracaat ediliyorduBu teşkilâta tâyin olunan azalar azil, tâyin, istifâ ve vefatlarla 28 kadardır Aslında, dokuz aza, bir reisten teşekkül ediyordu Bu zâtların tâyinleri gelişi güzel olmadığı gibi, bu teşkilâtın içinde mevcut bulunan üç komisyondan birine (fıkıh, kelâm ve ahlâk) girebilecek ilmî kariyere (meslek) sahip olmaları icab ediyorduBu müesseseye "İslâm Akademisi" veya "Yüksek İslâm Şurası" da diyebiliriz Kuruluşu ile son derece faydalı ve o nisbette hizmetleri olmuş bir teşkilâttır Fakat kuruluş tarihi olan 1918'den 1922'ye kadar devam etmekle, ancak dört senelik bir faaliyeti olmuştur

DARÜL İSLAM
(Dâr-ül İslâm) İslâmiyet merkezi Müslümanların hâkim olduğu yer

DAR-ÜL KÜTÜB
f Kütübhâne, kitab evi

DAR-ÜS SELAM
Cennetin ikinci katı * Cennet Selâmet yeri

DARVİNCİLİK
19 yyda yaşamış İngiliz düşünürü Darwin'in kurduğu bir nazariye, görüş "Evrim teorisi: Tekâmül nazariyesi" adıyla da anılan bu görüşe göre; insan dâhil bütün canlıların başlangıçta tek hücreli canlı olarak meydana geldiklerini, sonra tesadüfen nesilden nesile farklılaşıp başkalaştığını, bu tesadüfî değişikliklerden çevre şartlarına uygun olanlara sahip canlıların yaşadığını, diğerlerinin yok olduğunu, böylece canlıların gittikçe mükemmelleşerek bugünkü şekle girdiğini, insanın da maymun soyundan geldiğini iddia eder Bu iddianın ortaya atıldığı zamanlarda canlı hücrenin kimyasal ve genetik yapısı bilinmiyordu Hücre, canlının basit bir yapı taşı zannediliyordu Bugün elektromikroskoplar sayesinde canlının kimyasal ve genetik yapısıyla ilgili büyük ve önemli keşifler yapıldı Canlıların sahip oldukları vasıfların hücre çekirdeğinde yer alan ve genlerin yapısını meydana getiren DNA denilen protein moleküllerinde nasıl muhafaza edildiği ve bunların nasıl babadan oğula geçtiği açıklanmıştır Gerek genlerin, gerek hücrenin yapısında yer alan çeşitli protein molekülleri 20 çeşit amino asit adı verilen daha küçük parçacıkların çeşitli şekilde birleşmesinden meydana gelmiştir Amino asitlerin meydana gelişi bir yana DNA moleküllerinin ve diğer protein moleküllerinin herbirinin tesadüfen meydana gelip gelemiyeceği matematik olarak hesaplanmıştır Bir hücredeki tek bir molekülün meydana geliş ihtimali 1 sayısının önüne 240 tane sıfır koyarak elde edilen sayı kadar molekül meydana gelse bunlardan yalnız biri işe yarıyan bir molekül olabilirdi Tesadüfen bu kadar çok sayıda kimyasal birleşim olabilmesi için kâinatın ömrünün trilyonlarca defa daha fazla zamanın geçmesi gerekir Daha doğrusu imkânsızdır Canlı hücrenin bütün moleküllerinin bu şekilde tesadüfen bir araya gelip hücreyi meydana getirmelerini hayal etmek bile imkân dahilinde değildirTesadüfen bir hücrenin meydana gelişini açıklamak imkânsız olunca yer yüzündeki bunca canlının tesadüfen meydana geldiğini iddia etmek ise ilim ve akıl dışı bir vehimden başka birşey değildir İlim adamlarının laboratuvarda yaptıkları çalışmalar sonunda bir canlının değişip başka bir canlı haline gelemiyeceği de ispatlanmıştır Sirke sineği üzerinde yapılan deneyler sonunda sinekten daha mükemmel bir canlı meydana gelmemiş, aksine kesik kanatlı, hastalıklı, sakat bir yavru sinek doğmuştur Canlılar "mütasyon" denilen bir kazaya uğradıkları zaman ancak sakat bir yavru meydana geliyor Kazaya uğrıyan bir araba, jet uçağına dönüşmez, sadece kazalı bir araba meydana gelir Tek hücreyi yaratan da insanı yaratan da birdir O da atomdan yıldızlara kadar her varlığın yaratıcısı olan Allah'tır

DARZEM
Sütü az deve * Çok ısırıcı olan yılan

DARZEME
Çok ısırmak

DÂS
f Orak * Tuzak * Sedef otu

DÂS-I ZERRİN
Altın orak * Mc: Yeni ay

DA'S
Titremek * Zayıf olmak, zayıflamak

Alıntı Yaparak Cevapla