|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DEBİR
f Müsteşar * Kâtib, yazıcı
DEBİSTAN
f Mekteb, okul
DEBKEL
Bir araya toplanmış mal * Derisi kalın, çirkin kimse
DEBL
Küçük eşek * Toplamak, cem'etmek * Islah etmek
DEBR
(C : Dübur) Oğul kız topluluğu * Bal arısı
DEBRE
(C : Deberât-Dibâr-Edbür) Savaşırken askerin bozulması * Bir evlek yer * Vaktinden sonra gelmek
DEBRETMEK
t (Tepretmek) Kımıldatmak, harekete getirmek, oynatmak
DEBS (DİBÂS)
Dibekde buğday döğmek
DEBSA'
Çok fazla kırmızı olduğundan, siyah gibi görünen şey
DEBŞ
Çekirgenin ot yemesi
DEBUB
Semizlik ve şişmanlığından dolayı yürüyemeyen deve
DEBUR
Batı rüzgârı * Fırak, ayrılık * Halef etmek
DEBUS
f Topuz
DECAC
(C : Dücüc) Tavuk * Horoz, tavuk ve piliç cinsi
DECACE
(Dücâce, dicâce) Tavuk
DECC
Tavuğu çağırmak
DECCAL
Hakkı bâtıl, bâtılı hak olarak gösteren (Deccal'ın Cennet dediği Cehennem gibi, Cehennem dediği de Cennet gibi olacağı rivâyet edilir Sahih hadislerin ihbarı ve din büyüklerinin izah ve kabulleri ile, âhirzamanda gelecek ve Risâlet-i Ahmediyeyi inkâr edip İslâmiyeti tahribe çalışacak ve dünyayı fesâda verecek çok şerli ve küfr-ü mutlak yolunda olan dehşetli bir şahıstır Bir hadis rivâyetinde üç deccal, diğerinde yirmiyedi deccal geleceği Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm tarafından bildirilmiştir Âlem-i İslâmda muhtelif zamanlarda çıkmış olan dehşetli din düşmanlarının ve anarşiye hizmet edenlerin umumu da rivâvetleri tasdik etmektedir Bu din yıkıcılığının âhirzamanda daha dehşetli olacağı bildirilmektedir Şu son asırda görülen ve dünyayı tehdit eden ve Cenab-ı Hakk'ı inkâra kadar cür'et edip medeniyet-i beşeriyeyi tahribe çalışan dehşetli cereyanlar bu gaybi ihbârın doğruluğunu tasdik etmektedir ) (Bak: Mehdi, Mesih, Mesih-üd-Deccal, Süfyan)(Deccal'ın şahs-ı surîsi insan gibidir Mağrur, fir'avunlaşmış, Allah'ı unutmuş olduğundan; surî, cebbârâne olan hâkimiyetine, uluhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır Fakat şahs-ı mânevisi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi, pek cesimdir Rivayetlerde Deccal'a ait tavsifat-ı müdhişe ona işaret eder Bir vakit Japonya'nın başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhit'te, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Artür Kal'asında tasvir edilmiş O küçük Japon Kumandanının bu surette tasviriyle, ordusunun şahs-ı mânevîsi gösterilmiş M )
DECDECE
Tavuğa "bilibili" diye seslenmek
DECECAN
Ağırca, yab yab yürümek
DECEN
Çok yağmur
DECL
Örtmek * Devenin katranlanması * Karıştırmak, yalan söylemek Hakkı bâtıl; bâtılı hak diye göstermek Anarşi çıkarmak * Bâtılı hak gösteren * Mübâlâgalı fâili; Deccaldır
DECN
Bol yağmur, rahmet * Havanın bulutlu olması * Bir yerde mukim olma Bir yerde oturma
DECRAN
Neşeli, sevinçli, bahtiyar kimse
DECUCAT
Ayakları kısacık dişi deve
DECV
Nikâh * Çok karanlık, zulmet
DECYE
(C : Dücâ) Karanlık, zulmet
DE'DA
Her ayın son günü * Şaban'ın son günü * Çok karanlık gece
DEDEKTİF
Fr Hususi araştırma yapan, tâkib ve tarassudda bulunan polis
DEEB
Âdet, usul, kaide, an'ane
DEF'
Ortadan kaldırmak, Öteye itmek * Mâni' olmak Savmak Savunmak * Himaye etmek * Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak
DEF-İ CU'
Açlığı gidermek Birşey yemek
DEF-İ HÂCET
Abdest bozmak
DEF-İ ŞER
Kötülüğü ve şerri def'etmek (Bu günlerde, Kur'an-ı Hakîm'in nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i sâlih esaslarını düşündüm Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan, def'-i mefasid ve terk-i kebair üss-ül esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş K L )
DEF-İ TABİÎ
Bünyede ve içte olan şeyi, fıtrî ve normal şekilde dışarı atmak DEF' : (Defâ'-Defâe) Sıcaklık
DEF'A
Bir kerre
DEF'A-İ ULÂ
Birinci olarak, ilk defa
DEFA
Boynuz ve kanat uzunluğu * Bir şeyin eğilip ikiye bükülmesi
DEFAAT
Kerreler, def'alar Müteaddid
DEFADI'
(Dıfda C ) Kurbağalar
DEFAİN
(Define C ) Defineler
DEF'ATEN
Hemen, birdenbire âni olarak Beklenmedik anda Bir def'ada
DEF'ATEYN
İki kere, iki defa
DEFATİR
(Defter C ) Defterler Not yazmağa mahsus kâğıttan beyaz kitablar
DEFATİR-İ RESMİYYE
Resmi defterler
DEFENNİ
Alaca renkli bir cins elbise
DEFER
Koltuk kokusu gibi olan pis koku * Yemeğe kurt düşmesi
DEFF
Yan, cenb * Kolay
DEFFE
Yan, yüz * Kitab cildinin iki tarafından herbiri
DEF'Î
Hemen, bir anda
DEFİ'
Kızgın olan nesne
DEFİF
Ağır ağır gitmek * Kuşun, ayakları yerde iken kanatlarını salıp hareket ettirmesi
DEFİN
(Defn den) Medfun, defnedilmiş, toprağa konulmuş, gömülmüş, gömülü
DEFİNE
Para veya altın gibi eskiden saklanmış şeylerin bulunduğu yer * Kıymetli eşya Kıymeti ve değeri yüksek olan şeyler veya kimse
DEFK
Atmak Dökmek
DEFLASYON
Fr Paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması
DEFN
Gömmek, gömülmek Cenazenin mezara gömülmesi
DEFN-İ EMVAT
Ölülerin gömülmesi
DEFN-İ MEYYİT
Ölünün gömülmesi
DEFR
Kokmak
DEFTER
(C : Defâtir) (Yunanca iki kanatlı manasına gelen bir kelimeden alınmıştır) Not yazmağa, ders için veya ticari hesablara mahsus kağıttan beyaz kitab Pusula * Liste
DEFTER-İ A'MÂL
İnsanların amellerinin iyilik veya, kötülüklerinin meleklerce kaydolunduğu manevî defter ( $ kelimesiyle ifade eder ki: Haşirde herkesin bütün a'mâli bir sahife içinde yazılı olarak neşrediliyor Şu mes'ele kendi kendine çok acib olduğundan akıl ona yol bulamaz Fakat, surenin işaret ettiği gibi haşr-i bahâride başka noktaların naziresi olduğu gibi, şu neşr-i suhuf naziresi pek zâhirdir Çünki her meyvedar ağaç ve çiçekli bir otun da amelleri var Fiilleri var, vazifeleri var Esmâ-i İlâhiyeyi ne şekilde göstererek tesbihat etmiş ise ubudiyetleri var İşte onun bütün bu amelleri tarih-i hayatlarıyla beraber umum çekirdeklerinde, tohumcuklarında yazılıp başka bir baharda, başka bir zeminde çıkar Gösterdiği şekil ve suret lisanıyla gayet fasih bir surette analarının ve asıllarının a'mâlini zikrettiği gibi dal, budak, yaprak, çiçek ve meyveleriyle sahife-i a'mâlini neşreder S )
DEFTERDAR
Defter tutan Devletin gelir ve masraflarını tutan vazifeli memur Eskiden Maliye Nâzırı bu nam ile anılırdı Bir vilayetin maliye işlerine bakan memur
DEFTERDARLIK
Eskiden maliye bakanlığı * Şimdi vilâyetlerin mali işlerine bakan daire
DEFVA
Boyu uzun ağaç Uzun boyunlu keçi * Boynu uzun olan kadın
DEGA
f Hile, habislik, dolandırıcılık * Hilekâr, dolandırıcı, habis * Kalp para, bozuk akçe
DEH
f İyi hoş Lâtif, güzel * Tabur * Saf
DEH
f On (10), aşer
DEHA
Yaymak, döşemek
DEHA
Çok akıllılık Zekiliğin ve anlayışlılığın son derecesi İleri görüşlülük, geniş ve çok güzel fikir sâhibi olmak
DEHA-İ FENNÎ
Fen ve dünyevi ilimlerde çok ileri görüşlülük ve harika zekâlı olmak
DEHA-İ KUDSÎ
Dinin derin hakikatlarını anlamakta yüksek mahareti olan dehâ Dinî dehâ
DEHADAR
f Uyanıklık, zeki ve çok akıllı oluş
DEHAET
Dahilik, dehâ sahibi olma Zekilikte, anlayışlılıkta çok yüksek olma
DEHAK
Kırmak, kesmek * Acı çektirmek, azap etmek
DEHAKÎN
(Dihkan C ) Köy ağaları * Köylüler, çiftçiler
DEHAL
Aldatmak, mekir ve hile etmek
DEHALET
Sığınmak, aman dilemek, medet, yardım isteyiş
DEHALİZ
(Dehliz C ) Dehlizler, holler, koridorlar
DEHAN
(Dıhen- Dahen) f Ağız, Fem
DEHÂN-I TENG
Ufak ağız Dar ağız
DEHANE
f Küp, testi, fırın ve bunlara benzer şeylerin ağzı
DEHANGÜŞA
f Söyliyen, açılmış ağız, konuşan ağız
DEHAR
f Mağara, dağ mağarası Kovuk Çatlak
DEHARİR
Zamânın şiddetleri
DEHARİS
Belâ Şiddet
DEHAZ
f Feryat, figan Bağırıp çağırma Yüksek sadâ ile medet isteme
DEHBEL
Yemekte lokmanın büyük olması * Bir kuş adı
DEHDAK
Kesmek Kat'
DEHDAN (DEHDEHÂN)
Develerin bir yere toplanması
DEHDEHE
Yuvarlamak, döndürmek
DEHDEHÎ
f Hâlis altun
DEHEN
f Ağız
DEHEN-ŞUY
Ağız temizleme, ağız yıkama
DEHHAŞE
Çok fazla derecede korkunç, dehşet verici
DEHİŞT
f İttifak, ittihad, birlik * Bir tarzda hareket, aynı şekilde hareket
DEHKEL
Zahmet, meşakkat * şiddetli ve meşakkatli zaman DEHKEM Â : Yaşlı adam İhtiyar adam
DEHL
Zamandan bir saat * Azca nesne
DEHLES
Kısa boylu kimse
DEHLİZ
(C : Dehâliz) Hol, koridor Ev ile kapı arası
DEHLİZ-İ CİNAN
Revak-ı uhreviye mânasında mecazî bir deyimdir (Bak: Revâk-ı uhreviye)
DEHM
(C : Dühum) Ansızdan gelmek * Çok fazla miktarda asker * Çok adet, kesret
DEHMA
Belâ Zahmet * Çömlek * Çok adet, kesret, sayı çokluğu * Kadim, eski * Halis kırmızı koyun * Koyu kızıl
DEHMAK
Kesmek, kat'
DEHME
Yumuşak yemek
DEHMECE
İhtiyar kişinin ayağında köstek var gibi yab yab yürümesi
DEHMEKA
Yumuşak ve güzel yemek * Her nesnenin yumuşağı
DEHMUS
Cömert kişi Kerim kimse
DEHN
Değnekle vurmak * Yağmurun, yeri ıslatması * Bir şeyi yağlamak * Bir kimseye münâfıkane muâmele etmek
DEHNA
Ova, sahrâ Çöl, geniş veya susuz ova * Bir yer ismi
DEHNEC
Zümrüt gibi bir kıymetli taş
DEHR
Zaman, çok uzun zaman, ebedi * Bin yıllık zaman * Dünya
DEHR-İ FÂNİ
Fâni dünya, geçici dünya
DEHR SURESİ
Kur'ân-ı Kerim'in 76 suresi olup Sure-i İnsan, Ebrar, Emşac, Hel Etâ Suresi de denir
DEHRE
f (Dahra) Testere gibi dişli ve eğri budama âleti Bağ budamak için kullanılan testere gibi dişli olan bıçak
DEHRÎ
Dehr ve zamana dair ve müteallik DEHRİYE : Devre ait Zamana dair ve müteallik * Âlemin ezelî ve ebedîliğini iddia edip âhirete inanmıyan münkir ve imansız bir fırka
DEHRİYYUN
(Dehrî C ) Dehriye fırkasından olanlar DEHS (Dehâs) : İçine ayak batan yumuşak yer
DEH-SAL
f Gezegen, seyyare, yıldız
DEH-SALE
f On yaşında On yıllık
DEHŞ
f Bulanıklık, karanlık Zulümat * Bir işe başlama
DEHŞ(E)
Tenbel olmak
DEHŞET
Korkup kaçılacak şey Ürkmek, şaşmak Korku ve telâş içinde olmak
DEHŞET-EFŞAN
f Korkunç, korku ve dehşet saçan, ürkütücü
DEHŞET-ENGİZ
f Çok dehşet verici Çok korkutucu
DEHUN
f Hatırlama, ezber okuma
DEHÜM
f Onuncu
DEHVER
Cem'etmek, toplamak * Lokmayı büyük yapmak
DEHY (DEHÂ)
Kişinin fikir ve ferâsetinin isabetli ve doğru olması
DEHYA
Te'kid için "Dahiye" lâfzına sıfat yapılır "Dâhiye-i dehya" gibi
DEH-YEK
f Öşr, onda bir
DEJENERE
Fr Bozulma, soysuzlaşma
|