Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DEBİR
f Müsteşar * Kâtib, yazıcı

DEBİSTAN
f Mekteb, okul

DEBKEL
Bir araya toplanmış mal * Derisi kalın, çirkin kimse

DEBL
Küçük eşek * Toplamak, cem'etmek * Islah etmek

DEBR
(C: Dübur) Oğul kız topluluğu * Bal arısı

DEBRE
(C: Deberât-Dibâr-Edbür) Savaşırken askerin bozulması * Bir evlek yer * Vaktinden sonra gelmek

DEBRETMEK
t (Tepretmek) Kımıldatmak, harekete getirmek, oynatmak

DEBS (DİBÂS)
Dibekde buğday döğmek

DEBSA'
Çok fazla kırmızı olduğundan, siyah gibi görünen şey

DEBŞ
Çekirgenin ot yemesi

DEBUB
Semizlik ve şişmanlığından dolayı yürüyemeyen deve

DEBUR
Batı rüzgârı * Fırak, ayrılık * Halef etmek

DEBUS
f Topuz

DECAC
(C: Dücüc) Tavuk * Horoz, tavuk ve piliç cinsi

DECACE
(Dücâce, dicâce) Tavuk

DECC
Tavuğu çağırmak

DECCAL
Hakkı bâtıl, bâtılı hak olarak gösteren (Deccal'ın Cennet dediği Cehennem gibi, Cehennem dediği de Cennet gibi olacağı rivâyet edilir Sahih hadislerin ihbarı ve din büyüklerinin izah ve kabulleri ile, âhirzamanda gelecek ve Risâlet-i Ahmediyeyi inkâr edip İslâmiyeti tahribe çalışacak ve dünyayı fesâda verecek çok şerli ve küfr-ü mutlak yolunda olan dehşetli bir şahıstır Bir hadis rivâyetinde üç deccal, diğerinde yirmiyedi deccal geleceği Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm tarafından bildirilmiştir Âlem-i İslâmda muhtelif zamanlarda çıkmış olan dehşetli din düşmanlarının ve anarşiye hizmet edenlerin umumu da rivâvetleri tasdik etmektedir Bu din yıkıcılığının âhirzamanda daha dehşetli olacağı bildirilmektedir Şu son asırda görülen ve dünyayı tehdit eden ve Cenab-ı Hakk'ı inkâra kadar cür'et edip medeniyet-i beşeriyeyi tahribe çalışan dehşetli cereyanlar bu gaybi ihbârın doğruluğunu tasdik etmektedir) (Bak: Mehdi, Mesih, Mesih-üd-Deccal, Süfyan)(Deccal'ın şahs-ı surîsi insan gibidir Mağrur, fir'avunlaşmış, Allah'ı unutmuş olduğundan; surî, cebbârâne olan hâkimiyetine, uluhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır Fakat şahs-ı mânevisi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi, pek cesimdir Rivayetlerde Deccal'a ait tavsifat-ı müdhişe ona işaret eder Bir vakit Japonya'nın başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhit'te, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Artür Kal'asında tasvir edilmiş O küçük Japon Kumandanının bu surette tasviriyle, ordusunun şahs-ı mânevîsi gösterilmiş M)

DECDECE
Tavuğa "bilibili" diye seslenmek

DECECAN
Ağırca, yab yab yürümek

DECEN
Çok yağmur

DECL
Örtmek * Devenin katranlanması * Karıştırmak, yalan söylemek Hakkı bâtıl; bâtılı hak diye göstermek Anarşi çıkarmak * Bâtılı hak gösteren * Mübâlâgalı fâili; Deccaldır

DECN
Bol yağmur, rahmet * Havanın bulutlu olması * Bir yerde mukim olma Bir yerde oturma

DECRAN
Neşeli, sevinçli, bahtiyar kimse

DECUCAT
Ayakları kısacık dişi deve

DECV
Nikâh * Çok karanlık, zulmet

DECYE
(C: Dücâ) Karanlık, zulmet

DE'DA
Her ayın son günü * Şaban'ın son günü * Çok karanlık gece

DEDEKTİF
Fr Hususi araştırma yapan, tâkib ve tarassudda bulunan polis

DEEB
Âdet, usul, kaide, an'ane

DEF'
Ortadan kaldırmak, Öteye itmek * Mâni' olmak Savmak Savunmak * Himaye etmek * Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak

DEF-İ CU'
Açlığı gidermek Birşey yemek

DEF-İ HÂCET
Abdest bozmak

DEF-İ ŞER
Kötülüğü ve şerri def'etmek(Bu günlerde, Kur'an-ı Hakîm'in nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i sâlih esaslarını düşündüm Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan, def'-i mefasid ve terk-i kebair üss-ül esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş KL)

DEF-İ TABİÎ
Bünyede ve içte olan şeyi, fıtrî ve normal şekilde dışarı atmakDEF' : (Defâ'-Defâe) Sıcaklık

DEF'A
Bir kerre

DEF'A-İ ULÂ
Birinci olarak, ilk defa

DEFA
Boynuz ve kanat uzunluğu * Bir şeyin eğilip ikiye bükülmesi

DEFAAT
Kerreler, def'alar Müteaddid

DEFADI'
(Dıfda C) Kurbağalar

DEFAİN
(Define C) Defineler

DEF'ATEN
Hemen, birdenbire âni olarak Beklenmedik anda Bir def'ada

DEF'ATEYN
İki kere, iki defa

DEFATİR
(Defter C) Defterler Not yazmağa mahsus kâğıttan beyaz kitablar

DEFATİR-İ RESMİYYE
Resmi defterler

DEFENNİ
Alaca renkli bir cins elbise

DEFER
Koltuk kokusu gibi olan pis koku * Yemeğe kurt düşmesi

DEFF
Yan, cenb * Kolay

DEFFE
Yan, yüz * Kitab cildinin iki tarafından herbiri

DEF'Î
Hemen, bir anda

DEFİ'
Kızgın olan nesne

DEFİF
Ağır ağır gitmek * Kuşun, ayakları yerde iken kanatlarını salıp hareket ettirmesi

DEFİN
(Defn den) Medfun, defnedilmiş, toprağa konulmuş, gömülmüş, gömülü

DEFİNE
Para veya altın gibi eskiden saklanmış şeylerin bulunduğu yer * Kıymetli eşya Kıymeti ve değeri yüksek olan şeyler veya kimse

DEFK
Atmak Dökmek

DEFLASYON
Fr Paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması

DEFN
Gömmek, gömülmek Cenazenin mezara gömülmesi

DEFN-İ EMVAT
Ölülerin gömülmesi

DEFN-İ MEYYİT
Ölünün gömülmesi

DEFR
Kokmak

DEFTER
(C: Defâtir) (Yunanca iki kanatlı manasına gelen bir kelimeden alınmıştır) Not yazmağa, ders için veya ticari hesablara mahsus kağıttan beyaz kitab Pusula * Liste

DEFTER-İ A'MÂL
İnsanların amellerinin iyilik veya, kötülüklerinin meleklerce kaydolunduğu manevî defter( $ kelimesiyle ifade eder ki: Haşirde herkesin bütün a'mâli bir sahife içinde yazılı olarak neşrediliyor Şu mes'ele kendi kendine çok acib olduğundan akıl ona yol bulamaz Fakat, surenin işaret ettiği gibi haşr-i bahâride başka noktaların naziresi olduğu gibi, şu neşr-i suhuf naziresi pek zâhirdir Çünki her meyvedar ağaç ve çiçekli bir otun da amelleri var Fiilleri var, vazifeleri var Esmâ-i İlâhiyeyi ne şekilde göstererek tesbihat etmiş ise ubudiyetleri var İşte onun bütün bu amelleri tarih-i hayatlarıyla beraber umum çekirdeklerinde, tohumcuklarında yazılıp başka bir baharda, başka bir zeminde çıkar Gösterdiği şekil ve suret lisanıyla gayet fasih bir surette analarının ve asıllarının a'mâlini zikrettiği gibi dal, budak, yaprak, çiçek ve meyveleriyle sahife-i a'mâlini neşreder S)

DEFTERDAR
Defter tutan Devletin gelir ve masraflarını tutan vazifeli memur Eskiden Maliye Nâzırı bu nam ile anılırdı Bir vilayetin maliye işlerine bakan memur

DEFTERDARLIK
Eskiden maliye bakanlığı * Şimdi vilâyetlerin mali işlerine bakan daire

DEFVA
Boyu uzun ağaç Uzun boyunlu keçi* Boynu uzun olan kadın

DEGA
f Hile, habislik, dolandırıcılık * Hilekâr, dolandırıcı, habis * Kalp para, bozuk akçe

DEH
f İyi hoş Lâtif, güzel * Tabur * Saf

DEH
f On (10), aşer

DEHA
Yaymak, döşemek

DEHA
Çok akıllılık Zekiliğin ve anlayışlılığın son derecesi İleri görüşlülük, geniş ve çok güzel fikir sâhibi olmak

DEHA-İ FENNÎ
Fen ve dünyevi ilimlerde çok ileri görüşlülük ve harika zekâlı olmak

DEHA-İ KUDSÎ
Dinin derin hakikatlarını anlamakta yüksek mahareti olan dehâ Dinî dehâ

DEHADAR
f Uyanıklık, zeki ve çok akıllı oluş

DEHAET
Dahilik, dehâ sahibi olma Zekilikte, anlayışlılıkta çok yüksek olma

DEHAK
Kırmak, kesmek * Acı çektirmek, azap etmek

DEHAKÎN
(Dihkan C) Köy ağaları * Köylüler, çiftçiler

DEHAL
Aldatmak, mekir ve hile etmek

DEHALET
Sığınmak, aman dilemek, medet, yardım isteyiş

DEHALİZ
(Dehliz C) Dehlizler, holler, koridorlar

DEHAN
(Dıhen- Dahen) f Ağız, Fem

DEHÂN-I TENG
Ufak ağız Dar ağız

DEHANE
f Küp, testi, fırın ve bunlara benzer şeylerin ağzı

DEHANGÜŞA
f Söyliyen, açılmış ağız, konuşan ağız

DEHAR
f Mağara, dağ mağarası Kovuk Çatlak

DEHARİR
Zamânın şiddetleri

DEHARİS
Belâ Şiddet

DEHAZ
f Feryat, figan Bağırıp çağırma Yüksek sadâ ile medet isteme

DEHBEL
Yemekte lokmanın büyük olması * Bir kuş adı

DEHDAK
Kesmek Kat'

DEHDAN (DEHDEHÂN)
Develerin bir yere toplanması

DEHDEHE
Yuvarlamak, döndürmek

DEHDEHÎ
f Hâlis altun

DEHEN
f Ağız

DEHEN-ŞUY
Ağız temizleme, ağız yıkama

DEHHAŞE
Çok fazla derecede korkunç, dehşet verici

DEHİŞT
f İttifak, ittihad, birlik * Bir tarzda hareket, aynı şekilde hareket

DEHKEL
Zahmet, meşakkat * şiddetli ve meşakkatli zamanDEHKEM Â : Yaşlı adam İhtiyar adam

DEHL
Zamandan bir saat * Azca nesne

DEHLES
Kısa boylu kimse

DEHLİZ
(C: Dehâliz) Hol, koridor Ev ile kapı arası

DEHLİZ-İ CİNAN
Revak-ı uhreviye mânasında mecazî bir deyimdir (Bak: Revâk-ı uhreviye)

DEHM
(C: Dühum) Ansızdan gelmek * Çok fazla miktarda asker * Çok adet, kesret

DEHMA
Belâ Zahmet * Çömlek * Çok adet, kesret, sayı çokluğu * Kadim, eski * Halis kırmızı koyun * Koyu kızıl

DEHMAK
Kesmek, kat'

DEHME
Yumuşak yemek

DEHMECE
İhtiyar kişinin ayağında köstek var gibi yab yab yürümesi

DEHMEKA
Yumuşak ve güzel yemek * Her nesnenin yumuşağı

DEHMUS
Cömert kişi Kerim kimse

DEHN
Değnekle vurmak * Yağmurun, yeri ıslatması * Bir şeyi yağlamak * Bir kimseye münâfıkane muâmele etmek

DEHNA
Ova, sahrâ Çöl, geniş veya susuz ova * Bir yer ismi

DEHNEC
Zümrüt gibi bir kıymetli taş

DEHR
Zaman, çok uzun zaman, ebedi * Bin yıllık zaman * Dünya

DEHR-İ FÂNİ
Fâni dünya, geçici dünya

DEHR SURESİ
Kur'ân-ı Kerim'in 76 suresi olup Sure-i İnsan, Ebrar, Emşac, Hel Etâ Suresi de denir

DEHRE
f (Dahra) Testere gibi dişli ve eğri budama âleti Bağ budamak için kullanılan testere gibi dişli olan bıçak

DEHRÎ
Dehr ve zamana dair ve müteallik DEHRİYE : Devre ait Zamana dair ve müteallik * Âlemin ezelî ve ebedîliğini iddia edip âhirete inanmıyan münkir ve imansız bir fırka

DEHRİYYUN
(Dehrî C) Dehriye fırkasından olanlarDEHS (Dehâs) : İçine ayak batan yumuşak yer

DEH-SAL
f Gezegen, seyyare, yıldız

DEH-SALE
f On yaşında On yıllık

DEHŞ
f Bulanıklık, karanlık Zulümat * Bir işe başlama

DEHŞ(E)
Tenbel olmak

DEHŞET
Korkup kaçılacak şey Ürkmek, şaşmak Korku ve telâş içinde olmak

DEHŞET-EFŞAN
f Korkunç, korku ve dehşet saçan, ürkütücü

DEHŞET-ENGİZ
f Çok dehşet verici Çok korkutucu

DEHUN
f Hatırlama, ezber okuma

DEHÜM
f Onuncu

DEHVER
Cem'etmek, toplamak * Lokmayı büyük yapmak

DEHY (DEHÂ)
Kişinin fikir ve ferâsetinin isabetli ve doğru olması

DEHYA
Te'kid için "Dahiye" lâfzına sıfat yapılır "Dâhiye-i dehya" gibi

DEH-YEK
f Öşr, onda bir

DEJENERE
Fr Bozulma, soysuzlaşma

Alıntı Yaparak Cevapla