Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (V Harfi)-Osmanlıca Sözlük (V Harfi) Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (V Harfi)-Osmanlıca Sözlük (V Harfi) Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (V Harfi) VALİDEYN Ana ile baba Vâlidân de denir(Peder ve valideyi, şefkat ile teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb-ı Hakk'ın muhabbetine aittir O muhabbet ve hürmet, şefkat, Lillâh için olduğuna alâmeti şudur ki: Onlar ihtiyar oldukları ve sana hiçbir faideleri kalmadığı ve seni zahmet ve meşakkate attıkları zaman, daha ziyade muhabbet ve şefkat etmektir $âyeti: Beş mertebe hürmet ve şefkate evlâdı dâvet etmesi; Kur'an'ın nazarında valideynin hukukları ne kadar ehemmiyetli ve ukukları, ne derece çirkin olduğunu gösterir Madem peder; kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister Ona mukabil veled dahi, pedere karşı hak dâva edemez Demek valideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münakaşa yok Zira münakaşa, ya gıpta ve hasetten gelir Pederde oğluna karşı o yok Veya münakaşa haksızlıktan gelir Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dâva etsin Pederini haksız görse de, ona isyan edemez Demek; pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır S)
VALİDİYYET Annelik ve babalık vasfı
VÂLİH Keder ve hüzünle aklı gitmiş, şaşırmış, hayrette kalmış
VÂLİHÂNE f Şaşkınca
VÂLİHÎN Hayrette kalanlar Şaşıranlar (Bak: Veleh)
VALLAHİ Allah için, Allah hakkı için, Allah'a yemin ederim (meâlinde büyük yemin)
VAM f Borç
VA-MANDE Geride kalmış
VAMCU f Borç arayan
VAMDAR f Borçlu
VAMHAH f Alacaklı
VAMIK Seven Âşık, sevdalı * Meşhur bir hikâyede Azra'nın âşığının ismi
VAMÎ f Borçlu
VAMK Sevme, muhabbet
VA'N Sığınacak yer, melce' * Ot yetişmeyen taşlık ve sert yapılı arazi
VAPESÎN (Va-pesin) f En gerideki, en sondaki
VÂR f (Teşbih edatıdır) Gibi, li, kerre, def'a, sâhib, mâlik, lâyıklık (yerinde kullanılarak birleşik kelimeler yapılır) Meselâ: Melek-vâr : Melek gibi Ümid-vâr: Ümidli
VA'R (Va'ra) Sağlam yer, sert yer
VARA' Haramdan ve yaramaz işlerden sakınmak
VARAKA Tek yaprak hâlindeki kâğıt * Nebât yaprağı Maden yaprağı Kitap yaprağı * Hasis kimse * Peygamberimize (ASM) ilk vahyin geldiği sırada Hz Hatice vâlidemizin (RA) hâdiseyi kendisine bildirdiği ve o zamanın meşhur bir âlimi olan Varaka İbn-i Nevfel'in adı
VARAKÎ Yaprakla ilgili * Yaprak biçiminde
VARAKKERDAN f Boş ve faydasız işlerle uğraşan kimse
VARAKPARE f Kâğıt parçası * Küçük yaprak Yaprak parçası * Ehemmiyetsiz yazı, tezkere
VARDİYA İtl Gemilerde beklenen nöbet * Nöbet yeri Nöbet beklenilen yer
VARESTE f Affedilmiş Halâs bulmuş, kurtulmuş * Rahat, serbest
VARESTEGÎ f Kurtulma, halâs bulma * Rahatlık, serbestlik * İlişiksizlik
VARİ f Benzer, gibi
VARİ Semiz et * Vahşi hımar, yabani eşek
VÂRİD(E) (Vürud dan) Ulaşan, yetişen, gelen, erişen Akla gelen * Olan Bir şey hakkında söylenip tatbik edilen * Hâzır, nâzır * Bahadır
VÂRİD-İ HÂTIR Akla gelen, hatıra gelen
VÂRİDÂT (Vâride C) Kâr, gelir * Vârid olan Bir kimseye veya hazineye ait gelir ve paralar * Hatıra gelen, içe doğan
VÂRİDÎN (Vârid C) Gelenler, vâsıl olanlar
VARİK (C: Vürük) Süs için palanın önüne geçirip astıkları saçaklı kıvrımlı esvap * Nakışlı kumaştan yapılmış saçaklı palan ve eyer örtüsü
VÂRİS Cenab-ı Hakk'ın bir ismi * Mirasçı Kendisine miras düşen Mirasa konan Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan
VÂRİSÎN (Vârisûn) Vâris olanlar Vârisler
VARİŞ Bir topluluk yemek yerken davetsiz olarak yemeğe katılan kimse
VARTA Her çukur yer Uçurum * Kurtuluşun zor olduğu yer Tehlike Muhatara
VARUN f Ters, uğursuz, aksi
VA'S (VÜUSE) (C: Vuasâ) şiddet, mihnet
VASAA (C: Vusu) Kız kuşu
VASAB (C: Evsâb) Hastalık Ağrı
VASAFE Hizmetkârlık
VASAİL (Vasâyil) : (Vasile C) Yemen'de çıkan çubuklu, alaca kumaşlar
VASAT İki şeyin arası * Orta, merkez, ara Meydan Cemiyet muhiti İç
VASAT-ÜL HÂL Orta halli, orta halde
VASAT-ÜL KAME Orta boylu
VASATÎ İkisi ortası Ortalama Orta halde
VASATÎ SAAT Hakiki güneşe tâbi olmak üzere, muntazam hareket ettiği tasavvur olunan mevhum bir güneşin, o yerin nısfun nehârından (meridyeninden) arka arkaya iki defa geçişi arasındaki zamanın yirmi dörtte biri
VASF Sıfat Bir kimsenin veya şeyin taşıdığı hâl Bir kimsenin veya şeyin durumunu anlatarak tarif etmek
VASF-I TAHSİNÎ Bir şeyin mahiyetini beyan etmekten ziyade lâfzını süslemek için kullanılan sıfatlar Bunlar haşv-i melih kabilindendir
VASFETMEK Bir şeyin vasıflarını, hâlini, şeklini veya rengini tarif etmek, anlatmak
VASFÎ (VASFİYE) Vasıfla, mahiyetiyle alâkalı Beyan ve tarife dair
VASIB Hasta
VASIB Yerinde duran Sürekli
VASIF Vasfeden Bildiren * Medheden, öven
VASIF TERKİBİ Gr: Birleşik sıfat Bir ismin sonuna Farsça bir emir eklenerek yapılan terkib Meselâ : Zevk-efzâ : Zevk artıran
VÂSIK (Vüsuk dan) Güvenen İtimad eden
VÂSIL Ulaşan, erişen, kavuşan Hakka vâsıl olan
VÂSILÛN (Vâsılîn) Hakka, hakikata, marifete ermiş kimseler Hakka erenler Yetişenler
VÂSIT Ortada bulunan * İkisinin ortası
VÂSITA İki şeyi birbirine ulaştıran * Aracı Arada bulunan Vasıtalık eden
VÂSITA-İ NECAT Necat vasıtası Kurtuluşa sebep
VASİ (Vesâyet den) Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye me'mur edilen kimse Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta olan bir kimsenin malını idare eden kimse
VÂSİ' (Vasia) Geniş, enli Bol Engin Meydanlı * Her ihtiyacı olana vergisi kâfi ve bol bol ihsan eden İlmi cümle eşyayı muhit, rızkı bütün mahlukata şâmil ve rahmeti bütün şeyleri kaplamış olan Allah (CC)
VÂSİ'-İ MUHİTA Muhitin genişliği
VASÎD Kapı eşiği
VASÎF (C: Vusafâ - Vesâif) Hizmetçi, uşak
VASÎL Birinden aslâ ayrılmaz kimse
VASÎLE Geniş yer * Ucuzluk * İmaret
VASÎT Hakem, aracı * Orta
VASİYET Bir işi birisine havale etmek * Emir * Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile (yani, meccanen) temlik etmek
VASİYETNÂME f Yazılı vasiyet Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu kâğıt
VASİYY Yetim gibi güçsüzlerin işleri kendine vazife olarak verilen kimse
VASL Âşığın sevdiğine kavuşması Kavuşmak * Birleştirmek, ulaştırmak * Gr: Ulama, ekleme * Edb: Sözü teşkil eden cümlelerin atıf ve rabt suretiyle birbirine bağlı olarak yazılması usulü ki, buna Sebk-i Mevsul da ta'bir edilir * Bir kelimenin sonundaki harfi, bir sonraki lâfzın sesli harflerle başlayan ilk hecesine birleştirmek
VASM(E) Utanacak şey * Vurmak (Liyazon yapmak)
VASMET Kırıklık, güçsüzlük, halsizlik * Ayıp, eksiklik
VASSAD Ören, örücü, dokuyan, dokuyucu
VASSAF Vasıflarını sayarak medheden Vasıflandıran Vasıf ve beyanda ârif ve âlim olan
VASSAL Ulaştıran, vasleden Birleştiren
VASUT Gölgelik * Sütü sağdıkları kabı dolduran deve
VASVAS Kadınların örtündükleri ve ancak gözleri görünecek derecede dar olan yüz örtüsü
VASVAS (C: Vesâvis) Perdede göz ayırımı miktarı olan delik
VASVASA Yüz örtüsü * Köpek eniğinin gözlerinin açılması
VAŞ f Düşman
VAŞAK Derisinden kürk yapılan bir hayvan ve bunun postu
VAŞIK Dağ köpeği Vaşak
VAŞİ (C: Vüşât) Gammaz, koğucu, yalancı
VAŞİYE Evlâdı çok olan kadın
VAŞÜDE f Defolunmuş, kovulmuş, geri çekilmiş
VATA' Bir şeyi ayakla çiğneme
VATAF Kaşın çok kıllı olması * Kirpiğin sık ve çok olması
VATAN (C: Evtan) Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer Yurt
VATAN-I ASLÎ Bir insanın doğup büyüdüğü veya içinde barınmak kasdedip, başka yere gitmek istemediği yerdir Yalnız en az 15 gün kalmak istediği yer de kendisi için vatan-ı ikamettir (Bak: Mukim) * Cennet
VATAN-I SÂNÎ İkinci vatan Sonradan yerleşilen yer
VATAN-I SÜKNÂ Bir misafirin içinde 15 günden az oturmak istediği yerdir Bu kimse de fıkıhta misafir sayılır
VATANDAŞ Bir devlet ahalisinden ve teb'asından olan
VATANÎ (Vataniyye) Vatanla alâkalı Vatana ait
VATANPERVER f Vatanını seven Memleketine hizmet eden
VATANPERVERÂNE f Vatanını seven kimseye yakışır şekilde
VATAR (Vatr) İhtiyaç, hâcet İş * Emir * Madde * Husus
VATAVİT (Vatvât C) Korkak ve geveze olan kimseler * Yarasalar * Dağ kırlangıçları

Alıntı Yaparak Cevapla