|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (V Harfi)-Osmanlıca Sözlük (V Harfi) Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (V Harfi) VESİM(E) (C : Vüsemâ-Visâm) Güzel yüzlü Güzel çehre * Damgalı
VESK (C : Evsük) Cem'etmek, toplamak * Altmış sa'
VESM Damga İşaret * Dağlama * Döğerek toz hâline getirme
VESME Hayvana vurulan kızgın damga
VESMEDÂR f Dağlanmış, damgalı * Rastıklı
VESN Hafif * Uyku * Uyku anında aklın gitmesi * Uykudan dolayı kişiye ârız olan zayıflık
VESNAN Uyuklayan, uykusu gelmiş olan
VESS Suya dalmak
VESSELÂM İşte o kadar, artık bitti, bundan sonra selâm (Bak: Selâm)
VEST Ev içerisinde olan her bir kapalı mekân
VESTÎ f Tercüme, şerh
VESTİYER Fr Pardesü, palto vesairenin çıkartılıp bırakıldığı yer
VESVAS Müvesvis Vesveseye sürükleyen şeytan Nefsin zihinde ilka eylediği dağdağa ve fitne Avcının ve köpeklerin gizli sesi
VESVESE Şübhe Tereddüt Kuruntu Aslı olmayan ihtimaller (Vesvese, lügatta hışırtı, fısıltı gibi gizli ses demektir Bu münasebetle gönülde tevali ve tekerrür eden gizli söze vesvese; ve bir nefse böyle bir söz ilka etmeğe de, vesvese vermek tâbir olunur ) (E T )(Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm Her bir sünnet veya bir hadd-i şer'i zulmetli dalâlet yollarında güneş gibi parlıyor O yollarda, insan zerre miskal o sünnetlerden inhiraf ve udul ederse; şeytanlara mel'abe, evhama merkeb, ehval ve korkulara ma'rez ve dağlar kadar ağır yüklere matiyye olacaktır Ve keza o sünnetleri, sanki semadan tedelli ve tenezzül eden ipler gibi gördüm ki: Onlara temessük eden yükselir, saadetlere nâil olur Muhalefet edip de akla dayananlar ise, uzun bir minâre ile semaya çıkmak hamakatinde bulunan firavun gibi bir firavun olur M N )(Ey su-i vesveseden me'yus nefsim! Tedai-yi hayâlât, tahattur-u faraziyat, bir nevi irtisam-ı gayr-ı ihtiyarîdir İrtisam ise, eğer hayırdan ve nuraniyetten olsa, hakikatın hükmü bir derece suretine ve misaline geçer Güneşin ziyası ve harareti, âyinedeki misaline geçtiği gibi  Eğer şerden ve kesiften olsa, aslın hükmü ve hassası, suretine geçmez ve timsaline sirayet etmez Meselâ necis ve murdar bir şeyin âyinedeki sureti ne necistir, ne murdardır Ve yılanın timsali, ısırmaz İşte şu sırra binaen, tasavvur-u küfür, küfür değil; tahayyül-ü şetm, şetm değil Hususan ihtiyarsız olsa ve farazî bir tahattur olsa, bütün bütün zararsızdır Hem ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaatin mezhebinde bir şey'in şer'an çirkinliği, pisliği; nehy-i İlâhi sebebiyledir Mâdemki ihtiyarsız ve rızasız bir tahattur-u farazîdir, bir tedâî-yi hayalîdir; nehiy ona taalluk etmez O dahi ne kadar çirkin ve pis şeyin sureti dahi olsa, çirkin ve pis olmaz M )(İnsan kalben ve fikren hakaik-i İlâhiyeye bakıp düşündüğü zaman, bilhassa namaz ve ibadet esnasında, gerek şeytan tarafından, gerek nefsi tarafından pek fena, pis ve çirkin vesveseler, hâtıralar, sinekler gibi kalbe, akla hücum ederler Bu gibi hevâî, vehmî ve çirkin şeylerin def'iyle uğraşan adam, o vesveselere mağlup olur Ancak onları mağlup edip kaçırmak çaresi, müdafaayı terk edip onlar ile uğraşmamaktır Evet arılar ile uğraşıldıkça onlar hücumlarını arttırırlar Onlara karışılmadığı takdirde, insanı terkeder, giderler Hem de o gibi vesveselerin, ne hakaik-ı İlâhiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarratı yoktur Evet, pis bir menzilin deliklerinden semânın güneş ve yıldızlarına, cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz Ve fena bir te'sir etmez (Hâşiye)(Hâşiye) : O çirkin sözler senin kalbinin sözleri değil Çünkü senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir Belki kalbe yakın olan lümme-i şeytanîden geliyor Meselâ: Sen namazda, Kâbe karşısında, huzur-u İlâhîde âyâtı tefekkürde olduğun bir halde, şu tedâî-yi efkâr seni tutup en uzak mâlâyâniyat-ı rezileye sevkeder Meselâ: Ayinenin içindeki yılanın timsali ısırmaz Ateşin misali yakmaz Ve necasetin görünmesi âyineyi telvis etmez M N )
VESVESEDÂR f Vesveseli, kuruntulu
VEŞ f Gibi (mânâsına teşbih edatı ) Mah-veş $ : Ay gibi
VEŞ' Bir şeyin üstüne çıkmak
VEŞAK Dağ köpeği
VEŞB Ayıplamak
VEŞC Yaralamak * Parçalamak * Karışmak
VEŞEL Az su
VEŞELAN Suyun akışı
VEŞİ' (C: Veşâyi) Bezlerde olan yol yol alaca * Sümâme otundan yapılan hasır * Ağaçlardan kuruyup düşen nesne * Girilmemesi için bahçe ve bostanların çevresine dikilen ağaç veya konan diken * Az nesne
VEŞİA (C: Veşâyi') Üstüne iplik sardıkları ağaç * Tarikat
VEŞİC (C: Veşâyic) Süngü ağacı
VEŞİCE Lif * Ağaç kökü
VEŞİK(A) (C: Veşâyık) Kuru et
VEŞİME Şer, kötülük * Düşmanlık
VEŞİZE (C: Veşâyız) Kırık kemik parçası
VEŞK Yaralamak * Parçalamak
VEŞK (VİŞÂK) Evmek, acele etmek, sür'at
VEŞKAN Hızlı ve aceleci kimse
VEŞL Az miktarda olan su
VEŞM İğne ile kan çıkarmak suretiyle vücudda yapılan damga, işaret
VEŞME Yağmur tanesi
VEŞŞEMSİ SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 91 suresidir Suret-üş Şems de denir Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur
VEŞT f Güzel
VEŞVAŞ Hafif hal Hafif adam
VEŞVEŞE Hafiflik * Kırış mırış olmak
VEŞY Elbiseyi güzel nakışlamak, süslemek * Nesil ve zürriyet * Çoğalma * Geceleyin devamlı tefekkür ve mütalâa etmek * Bir çeşit elbise
VEŞZ Kırmak * Dar etmek, darlaştırmak
VETAİR (Vetire C ) Meslekler, yollar
VETED Çadır kazığı Ağaç kazık Demir mıh * Edb: Aruzda üç harfden meydana gelen nazım
VETER Yayın çilesi İp ve kiriş * Bir kavsın iki ucu arasına çekilen doğru çizgi * Kasları hareket ettiren kalın sinir
VETİN Kalb damarı Şah damarı Şiryan-ı ekber * Bel kemiği iliği
VETİRE (C : Vetâir) Keçi yolu Dar yol * Tarz, üslub * Burnun iki deliğini ayıran zar
VETR Tek, yalnız Bir (Bak: Vitr) * Arefe günü
VEYH Heyhât!
VEYH Bir şeyi kandırmak makamında kullanılır
VEYL Vay hâline, yazık, felâket, hüzün ve hüsran * Cehennem'de bir çukur ismi veya Cehennem'in bir kapısına bu isim verilmiştir * Vaid, tehdid makamında kullanılan azab kelimesidir
VEYLE Küstahlık, rezillik
VEYN Kara üzüm
VEYSEL KARANÎ (Bak: Üveys-el Karanî)
VEZ' Hulku katı olan Sert mizaçlı kimse
VEZ' (C: Evzâ) Hapsetmek * Engel olmak, men'etmek * Islah etmek, yerli yerince etmek, düzeltmek * Topluluk, cemaat
VEZA Tıknaz, topaç, bodur kimse
VEZAN f "Olmak" yardımcı fiiliyle birlikte kullanılır ve "esen, esici" anlamlarına gelir
VEZANET Fikir ve görüş isabeti * Ölçülü olma
VEZANET-İ EFKÂR Düşüncelerin isabeti
VEZANÎ f Esinti zamanı
VEZARET (Vizaret) Vezirlik Başvekillik
VEZB Su gibi akma
VEZEGA Bir cins büyük keler
VEZEN Yürürken sallanmak
VEZER Sarp dağ Sığınılacak yer Kale Hisar * Galib olmak
VEZF Evmek, acele etmek
VEZİDEN f Yel esmek * Atılmak, sıçramak
VEZİF Evmek, acele etmek
VEZİLE (C : Vezâil) Cilâlı, parlak para * Parlak madeni ayna
VEZİM Sebzevat demeti * Kurumuş ot
VEZİME Hediye
VEZİN Hamur yapılmış ebucehil karpuzu * Asil * Sabit
VEZİR Osmanlı Devleti zamanında en yüksek mülkiye rütbelerine ulaşmış paşa Hükümdar vekili Pâdişahın yakınlarından ve onun yükünü üzerine alanlardan, mülkün idaresinde fikir ve tedbir ile meded ve yardım eden Bu tabir "Vizr" kelimesinden gelir "Vezr" kelimesinden alınsa; "halkın sığınağı" demek olur Büyük düstur sahibi veya mühür sahibi kabul edilir Osmanlı devletinde en büyük, mülkiyede en birinci mertebe olarak kabul edilmiştir Muavin ve muin mânalarına da gelir
VEZİR-İ A'ZAM Pâdişahın vekili olan birinci vezir Sadrazam Başvekil
VEZİZ Ördek
VEZK Çirkin yürüyüşlü olmak
VEZME Kış sonu * Bir kere yemek
VEZN (Vezin) Tartma Ölçme Hesaplama * Tartacak şey Tartı * Ağırlık
VEZN-İ MAHSUS Özgül ağırlık Bir cismin bir santimetre küp hacmindeki parçasının ağırlığı * Edb: Nazmın veya kelimenin belli kalıplarından her biri Nazmın ahenk ölçüsü
VEZNE Tartı Terazi * Tartı yeri Eskiden altun ve gümüş paralar sayı ile olduğu gibi tartıyla da alınıp verildiği için bu tabir meydana gelmiştir Para alınıp verilen yer mânasında da kullanılır Devlet daireleri ile büyük müesseselerde para alıp veren memura Veznedar denir * Barut yuvası
VEZNEDÂR f Vezne memuru Bir teşkilâta âit parayı alıp veren memur
VEZNÎ Vezinle ilgili, vezne ait * Tartılan şey
VEZNİYYÂT Tartılan şeyler
VEZR Nurlu etmek, ışıklandırmak * Kaftan eteğine birşey koyup götürmek
VEZVAZ Hafif, zarif kimse
VEZVEZE Sür'atle sıçramak
VEZYE Ayıp * Soğuk
VEZZAN (Vezn den) Tartan, vezneden * Kantarcı
VIKR (C : Evkar) Ağır yük * Çok su taşıyan bulut
VIKY Hıfzetmek, korumak
VIRAK (Varak C ) Yapraklar
VIRAT (Verta C ) Vartalar, uçurumlar, çukurlar * Halli güç, içinden çıkılması zor olan işler
VISR Hüccet, delil * Kadı sicili * Ahd, söz, yemin
VITA' Razı olma, rıza gösterme, uygun görme
VITAE Ayak basmak
VİÂ' (C : Eviye) Kap, içinde bir şey konulabilen zarf
VİÂİYYET Kap halinde olma
VİATA (C: Viât) Sarı gül
|