|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (C Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (C Harfi) CENA'
Arka yumruluğu Kamburluk
CENA
Yemiş toplamak * Cem'etmek, toplamak
CENAB
(C : Ecnibe) Evin etrafı, çevresi * Cânib * Nâhiye
CENAB
Büyüklük ifade etmek için, hürmet maksadı ile söylenir Cenab-ı Hak, Cenab-ı Resül-i Kibriya (A S M )  gibi
CENAB-I HAKK
Allah
CENABET
Pis Gusletmesi lâzım gelen kimse * Uzaklık
CENADİF
Şişman, kısa boylu kimse
CENAH
Kanat, taraf, kısım (Vicdanın ziyası ulum-u diniyyedir Aklın nuru, fünun-u medeniyedir İkisinin imtizacı ile hakikat tecelli eder O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassub, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder Mün )
CENAH-I TÂİR
Kuş kanadı
CENAH-I ZÜBAB
Sinek kanadı
CENAHEYN
(Cenah dan) İki kanat, iki yan, iki cenah * İki hususiyetli
CENAİB
(Cenayib) (Cenibe C ) Yedek hayvanlar, yedek binekler
CENAN
Gönül Ruh Kalb Can
CENANÎ
Kalbe âit ve müteallik olan Kalben duyulan (Arabça müfred, birinci şahıs sigası ile "kalbim" mânasınadır )
CENAZE
(C : Cenâiz) İnsan ölüsü
CENB
Yan taraf Koltuk altının aşağısı * Def'etmek, kovmak * Müştak olmak * Bir yere gitmek için bir yere inmek * Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak * Büyük ve çok olan * Engin taraf * Şetmetmek, söğmek (L R )
CENBÎ
Yan tarafa âit
CENBİYYE
Arapların kullandıkları bir cins eğri kamadır ki, yan taraflarına takarlar
CENCENE
Sözü burun içinden söylemek, genizden konuşmak
CENDEL
Nehirlerde bulunan ve büyükçe olan kaya
CENDERE
yun Tazyik Baskı, basınç * Dar dere, boğaz * Kalın oklava * Çamaşır ütülemeye mahsus iki ağaç üstüvaneden ibaret alet * Mc: Sıkı ve dar yer
CENEB
Susuzluktan böğrü ciğere yapışmak
CENEDİL
(C : Cenâdil) Taşlı yer * Yuvarlak taş
CENEF
Hata ve cehilden dolayı haktan meyletmek * Zulmetmek
CENEN
Mezar, kabir CENG $ (CENK) : f Top, tüfek ile harbetmek Muharebe Kavga Harb Savaş
CENGAVER
(C : Cengâverân ) f Cenkçi Yiğit olan Kahraman İyi harbeden
CENG-AZMÜDE
f Savaş tecrübesi olan kişi
CENG-CÛ
f Kavgacı, dövüşçü, cenkçi
CENGEL
f Orman Ağaç topluluğu
CENGELİSTAN
f Sık ağaçlık, orman, sazlık yer
CENGİZ
(Temuçin) Moğol Devleti'nin hükümdarlığını yapmıştır İslâmî medeniyetleri ve kıymetleri tahribeden zâlim ve müstebid bir hükümdar olarak tarihe geçen bir kimsedir Milâdi 1229'da ölmüştür Asrının deccalıdır (Bak: Celaleddin-i Harzemşah)
CENGİZİYAN
f Cengiz soyundan gelenler, bunlara tâbi olan kimseler
CENH
Kuşun kanadını vurması
CENÎ
Devşirilmiş, koparılmış olan Meyve toplanması ve alınması
CENİB
Garip * Hurmanın iyisi
CENİBE
(C : Cenâib) Yedek hayvanı
CENİN
(Cenne den) Ana karnındaki harekete başlıyan çocuk * Gizli ve mestur, saklı olan şey
CENİVER
f Sırat köprüsü
CENK
(Bak: Ceng)
CENN
(Cünün) Bir şeyi setretmek, gizlemek * Ana karnındaki cenin, gizli olmak
CENNÂN
Bahçıvan
CENNÂT
(Cennet C ) Cennetler
CENNÂT-I ADN
Adn cennetleri Hulûd üzere ikamet ve temekkün edilen cennetler (Kamus Tercümesi )
CENNET
Allah'a (C C ) inanan ve O'na ibadet ve itaat edenlerin, iman ve İslâmiyyet'e ihlâs ve sadâkatle hizmet edenlerin, Kur'ana bir hizb-ül Kur'ân olarak mücâhidâne bir sûrette hizmetkâr olan mücâhidlerin, cihâd-ı diniyye erlerinin âhirette fazl-i İlâhi ile gidip ebediyyen içinde kalacakları mekân ve mesken Cennet'in varlığını bütün peygamberler, onların yolundan giden âlimler ve ermiş kişiler, evliyalar ittifakla haber vermişlerdir Esasen Allah'ın adaleti, Cehennem gibi Cennet'in de varlığını gerektirir İnananlar, ölümün; ebedî bir hiçlik değil, ölümsüzlüğe geçiş, sevdikleriyle buluşacakları âhiret âlemine bir yolculuk olduğuna inanıyorlar ve bunalım içinde değil; mutluluk içindedirler İnananların ve iyilerin bu hâlleri Cennet'in varlığını gösteren hayattaki belirtilerinden biridir Cennetin tabakaları : Dâr-ül-Celâl, Dâr-üs-Selâm, Cennet-ül Me'va, Cennet-ül Huld, Cennet-ün Naim, Cennet-ül Firdevs, Cennet-ül Adn, Cennet-ül Vesile (Bak: Âhiret)(Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki; Cennet'te bir adama beş yüz senelik bir Cennet verilir Bu hakikat akl-ı dünyeviyenin havsalasında nasıl yerleşir?Elcevap: Nasılki bu dünyada herkesin dünya kadar hususi ve muvakkat bir dünyası var Ve o dünyanın direği onun hayatıdır Ve zâhirî ve batınî duygulariyle o dünyasından istifade eder Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır der Başka mahlukat ve zîruhlar bulunmaları o adamın mâlikiyetine mani olmadıkları gibi bilâkis onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, ziynetlendiriyorlar Aynen öyle de fakat binler derece yüksek herbir mü'min için binler kasır ve hurileri ihtivâ eden has bahçesinden başka, umumî Cennet'ten beşyüz sene genişliğinde birer hususî Cennet'i vardır Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla Cennet'e ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder Başkaların iştiraki onun mâlikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler Ve hususî ve geniş Cennetini ziynetlendiriyorlar Evet bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangâhtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de, fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zâika o baki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i basıra ve kuvve-i sâmia orada, beşyüz senelik mesiregâhındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa ziynetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder Her mü'min derecesine ve dünyada kazandığı sevablar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur L )
CENNETMEKÂN
Yeri cennet olası, makamı cennet olan meâlinde olup, vefat eden makbul ve sâlih kimselere hürmeten söylenir
CENNUR
Arpa ve buğday döğdükleri yer
CENTİLMEN
ing Kibar erkek, çelebi, görgülü kişi
CENUB
Güney Şimalin zıddı olan taraf
CENUBÎ
Cenuba âit, güney tarafında, cenûba dair ve müteallik
CEPHANE
(Aslı: Cebehane'dir) Barut vesair yanıcı maddelerin konulup, muhafaza edildiği yer * Yanıcı maddeler levazımı
|