|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (C Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (C Harfi) COĞRAFYA
Yeryüzünün şimdiki hâlini çeşitli cihetlerden inceleyen ilim Bölümlerinden olan Fizikî Coğrafyada: Karalarla denizlerin durumları ve iklimleri;İktisadî Coğrafyada: Toprak mahsulleri, sanayi ve ticaret işleri;Siyasî Coğrafyada: Irk, dil, millet hususiyetleri ve devlet sınırları anlatılır Bunlardan başka; hayvanat, nebâtât, ziraat, tarih, matematik gibi çeşitli mevzularla alâkalı coğrafya kolları da vardır
CONTA
Birbirinin üzerine kapanan iki madeni parça arasında, açıklık kalmamasını te'min etmek için konulan karton, kösele, lâstik vs şey
COP
Polis ve polis görevlisi askerlerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa
CÖMERT
Eli açık, ikramcı, kerem sahibi
CU
f Custen fiilinin emir kökü Gelecek misâlde olduğu gibi birleşik kelimeler yapılır
CU
f Akarsu, ırmak, nehir, çay
CU'
Açlık
CU'AN
(Cu' dan) Aç olarak, acıkmış olarak
CU'BUB
(C: Ceâbib) Fitil ucu * Çirkin ve kısa boylu adam
CU'BUS
Ebleh, ahmak
CUCE
f Civciv
CUD
Cömertlik Sahilik Eli açık olmak Muhtaçların vaziyetlerini, durumlarını bildirmeğe meydan vermeksizin lütuf ve ihsanda bulunma hâleti Mücahede-i diniye ve neşr-i hakaik-ı Kur'aniye ve imaniye hizmetinde mutemed zâtlara lüzumunda maddeten de iştirak etmek fedakârlığı
CUD U KEREM
Cömertlik, eli açıklık
CUDİ
Hz Nuh'un (A S ) tufandan sonra gemisi ile sahile çıktığı dağın ismi * Şırnak İlinin 6 kilometre güneydoğusunda bulunan bir dağın adı
CUDİ-İ İSLÂMİYET
Her türlü helâket ve felâketlerden İslâmiyetle necat bulunacağını ifâde eden bir teşbihdir Nasıl ki Nuh tufanında Nuhun (A S ) gemisi Cudi Dağında karaya oturup kurtuldukları gibi
CUD U SEHAVET
Cömertlik ve eli açıklık, sahilik
CUG
f Öküz boyunduruğu
CUGD
Baykuş
CUHAF
Zarar ve ziyân edici, zarar verici nesne, muzır * Çok yemekten şişip ishal olmak * Ölmek, mevt
CUHALE
İğne deliği
CUHAM
İnsanı zayıflatan ve gözleri irinleten bir hastalık
CUHDUB
(C : Cehâdib) Ayakları uzun, yeşil çekirge
CUHFE
Medine yakınında bir yerin adıdır ve Şam ehli orada ihram giyerler
CUHR
Yer deliği
CUHUZ
Çıkmak, huruç
CU'L
Ücret, mukabil, karşılık * Ayak kirası * Padişahın etbâından aldığı mal
CUL
f Çaylak
CUL
(C : Ecvâl) Akıl * Rey * Kuyu duvarı Aşağısından yukarısına kadar kuyunun taraflarından her bir tarafı
CULAH
f Örümcek, ankebut * Çulha, yâni dokuyucu, nessâc
CUM'A
Toplanma * Perşembeden sonraki gün Müslümanların kudsî tâtil günü olup, o güne mahsus namazla mükelleftirler Memur ve işçilerin cuma namazı vakti serbest bırakılmamaları din hürriyetine aykırıdır Yahudiler ve hristiyanlar haftalık dinî törenleri için cumartesi ve pazar günü serbest oldukları halde, müslümanlara aynı hakkın tanınmaması hakiki medeniyete zıttır
CUM'A-İ ATİK
(Eski Cum'a) Osmanlılar zamanında, Bulgaristan'da Şumnu ile Razgrat arasında yer alan meşhur bir bölge
CUM'A-İ BÂLÂ
(Yukarı Cum'a) Osmanlılar devrinde, Selânik Vilâyetinin Serez sancağındaki bir kaza merkezi
CUM'A SÛRESİ
Kur'an-ı Kerim'in 62 ve Medine-i Münevvere'de nâzil olan sûresi
CUM'AT
(Cum'a C ) Perşembeden sonra gelen günler Cum'alar
CUMEAT
(Cum'a C ) Perşembeden sonra gelen günler Cum'alar
CUMHUR
Halk topluluğu Hey'et, takım Aynı kararı veya hükmü kabul edenler * Âlimlerin çoğu, ekseriyeti * Seçimle idare edilen devlet * Bir yere toplanmış kum, toprak
CUMHUR-U AVAM
Halk tabakası
CUMHUR-U MUHADDİSÎN
Hadis alimleri sınıfı
CUMHUR-U MÜ'MİNÎN
İmanlılar sınıfı
CUMHUR-U NÂS
İnsanların ekserisi, halk kalabalığı
CUMHUR-U ULEMÂ
Âlimler cemaatı Âlimler sınıfı (Bir fikre dâvet cumhur-u ulemânın kabulüne vâbestedir, yoksa dâvet bid'attır, reddedilir Mek )
CUMHURİYET
Devlet reisi, millet veya Millet Meclisleri tarafından seçilen hükümet şekli Demokraside temsili hükûmet şekli Halkın hür olarak seçtiği temsilciler (Millet vekilleri ve senatörler) aracılığı ile egemenliğini, (hâkimiyetini) kullanmasına dayanan hükûmet şekli Cumhuriyetin birbirinden farklı üç tatbik şekli vardır 1- Parlementer hükûmet: Hükûmeti meclisler karşısında bağımsız sayan şekil 2- Meclis hükûmeti: Hükûmeti meclise bağlı sayan şekil 3- Başkanlık hükûmeti: Devlet ve hükûmet başkanı aynı kişidir ve halk tarafından seçilir Hükûmeti başkan kurar, başkan değiştirir Başkan meclislere karşı bağımsızdır (Amerika'daki gibi ) (Orada benden sordular ki: Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?Ben de dedim: Yaşlı mahkeme reisinden başka daha siz dünyaya gelmeden ben dindar bir Cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım isbat eder Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim, bana çorba geliyordu Ben de tanelerini karıncalara veriyordum, ekmeğimi onun suyu ile yerdim Benden sordular, ben dedim: Bu karıncı ve arı milletleri Cumhuriyetçidirler Cumhuriyetperverliklerine hürmeten tanelerini karıncalara veriyorum Sonra dediler: Sen selef-i sâlihine muhalefet ediyorsun? Cevâben diyordum: Hülefâ-i Râşidîn hem halife hem Reis-i cumhur idiler Sıddık-ı Ekber (R A ) Aşere-i Mübeşşereye ve Sahâbe-i kirama elbette Reis-i Cumhur hükmünde idi Fakat, mânâsız isim ve resim değil, belki, hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar Cumhuriyetin reisleri idiler Ş )(Cumhuriyet ki: Adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir H )
CUMHURİYET-PERVER
f Cumhuriyetçi, cumhurcu
CUMHUR REİSİ
Cumhuriyetle idâre olunan memleketlerde Devlet Reisi
CUMU'
Toplanmalar Cemi'ler
CUMUAT
(Cum'a C ) Perşembe gününden sonra gelen günler Cum'alar
CU'MUS
Pis, necis
CUN (CUNİ)
Karnı ve kanadı kara olan bağırtlak kuşu cinsinden bir kuş
CÛNE
(C : Cuven) Attarların kutusu ve tablası
CUR
Belde ismi
CUR'A
Tek yudum Bir içimlik Bir yudumluk
CUR'ATEN
Bir yudumluk
CURH
(Curha) Yara Yaralama
CURNAL
(Bak: Jurnal)
CUŞ
f Coşmak, kaynamak Taşmak Deprenmek
CUŞACUŞ
f Çok coşkun, taşkın Pek coşkun ve taşkın bir sûrette
CÛŞAK
f Kaynama
CUŞAN
f Coşup kaynayan
CÛŞ-AVER
f Coşturucu, coşmaya sebep olucu
CUŞİDE
f Coşmuş, kaynamış
CUŞİR(E)
f Dokumacı
CUŞİŞ
f Kaynama, coşma
CUŞ U HURUŞ
f Kaynayıp taşma Neş'e ve âhenk Coşup taşma
CU'ŞUM
Galiz, kısa boylu adam
CU'ŞUŞ
(C : Ceâşiş) Kötü huylu, kısa boylu
CUUDET
Kıvırcıklık
CUUR
Hurmanın gayet yaramazı, iyi olmayanı
CUY
f Nehir, akarsu, ırmak, dere, çay
CUYA(N)
f Arayan, arayıcı
CUYBAR
f Akarsu, nehir, dere, çay, ırmak * Irmak kenarı
CUY-ÇE
f Küçük ırmak
CUYEM
f (Cüsten, aramak mastarından "arıyorum, ararım" mânasınadır ) (Bak: Cû)
CUYENDE
f Arayıcı, araştırıcı, isteyen
|