|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (C Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (C Harfi) CÜNABE
f İkiz çocuk
CÜNAF
Kuruluk
CÜNAH
Bir şeyi basıp meylettiren sıklet demek olup, harec, sıkıntı ve alel-ıtlak ism-i vebal mânasına da gelir ki, "günah" kelimesinin aslı budur (E T ) (Bak: Günah)
CÜNBÂN
f "kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden" mânâlarına gelir ve sıfatlar yapar Dünbâle-cünbân $ : Kuyruk sallayan
CÜNBİDE
f Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş
CÜNBİŞ
f Kımıldanma, hareket * Zevk, eğlence, cünbüş
CÜNBİŞ-İ ZEMİN
Deprem, zelzele, yer sarsıntısı
CÜNBİŞ-GEH
f Cünbüş yeri, eğlence yeri
CÜNBUH
Kalın, uzun ve yüksek nesne * Büyük bit
CÜNBÜDE
Kümbet, kubbe
CÜNBÜŞ
Zevk, eğlence * Hareket, kımıldanma * Uta benzer bir çalgı (Doğrusu: Cünbiş'tir)
CÜNBÜZ
Kemer, kubbe, kümbet
CÜND
Er, asker Ordu * Bir kimsenin yardımcıları * Şehir
CÜNDÎ
Süvâri, sipâhi, ata iyi binen, binici
CÜNDEB
(Cündüb) Bir nevi çekirge * Mc: Yağmacı
CÜNDUH
Büyük çekirge
CÜNDÜB
(C : Cenâdib) Bir nevi çekirge
CÜ'NE
Hokka
CÜNEYD
Küçük asker Askercik
CÜNEYD-İ BAĞDADÎ
(Hicri: 207-298) Şafii Hz lerinin talebesinden ders almıştır Zamanın kutbu sayılmıştır 30 defa yaya olarak hacca gitmiştir Büyük velilerdendir (K S )
CÜNH
Koruma, esirgeme, himâye ve muhafaza etme
CÜNHA
Suç, kabahat Te'dib cezâsına müstahak olanın suçu
CÜNNAB
Bitişik olan iki yemiş
CÜNNAR
Çınar
CÜNNET
Örtü, kadın başörtüsü * Yağan * Kalkan
CÜNU'
Yüzü üstüne düşürmek
CÜNUD
(Cünd C ) Askerler Ordu
CÜNUDULLAH
Allah'ın ordu ve askerleri (Zerrattan seyyarata kadar bütün mahlukat, Allah'ın emrine tabi birer ordu ve asker gibidir Mukaddes Kur'an ve iman hizmetinde cansiperane ve ihlâs ve feragatla cehd ü gayret eden müslümanlar da Cünudullah ünvanına mazhardırlar )
CÜNUH
Yöneliş, meyil
CÜNUN
Delilik, cinnet Delirmek * Çok olmak * Otun uzaması
CÜNÜB
Cenabetlik Şer'an yıkanıp temizlenmeye mecburiyet hâli * Irak, uzak, baid
CÜR'A
Bir yudumluk su İçim, yudum
CÜRADE
Soyulmuş nesne
CÜRAF
Sel yolu Selin aktığı mecrası
CÜRAH
Yara
CÜRAHÜM
İri gövdeli davar
CÜR'A-RİZ
f Damla damla döken * Bir çeşit ibrik
CÜRAŞE
Tuz döğülürken etrafına düşen iri parçalar
CÜRAZ
Keskin
CÜRAZ
Polat Demir
CÜRBÜZ
İnsanlar arasında fesâdçılık yapan gaddâr kişi
CÜRCANÎ
(Abdülkahir) Hicri beşinci asrın ikinci yarısında yaşamış büyük âlimlerden ve Arapçanın dâhi mütehassıslarındandır Dindarlığı ve takvası da çok ileri olduğu nakledilir  Asıl adı: Abdülkahir-el Cürcanî olan bu Zâtın ilk tahsilini memleketi Cürcan'da yaptığı biliniyor Adı ve künyesi şu şekilde oluyor: Eş-Şeyh Ebu Bekir Abdulkahir bin Abdurrahman Bütün cihetleri ile beğenilen bir zat olmuştur Hakkında deniyor ki: Namazda iken evine bir hırsız girse, bulduğu bir takım şeyleri alır Cürcanî hırsızı gördüğü halde namazına devam eder ve bozmaz  Vefat tarihi Hi 471 senesidir (K S )
CÜRCANÎ
(Seyyid Şerif Ali Bin Muhammed) : (Hi: 760-830) Astarabad (Cürcan) civarında Tacu'da doğmuştur Mısır'a giderek orada çeşitli âlimlerden ders okumuştur Şiraz'da müderrislik yapmıştır Sa'duddin-i Taftazanî ile kapanan Mütekaddimîn devrinden sonra açılan Müteahhirîn-i Ulemâ devrinin birincisi bu Seyyid Şerif Cürcanî'dir (K S )
CÜRCE
(C : Cürâc) Heybeye benzer bir kap
CÜRCUR
Deve başı
CÜRD
Tüysüz, kılsız * Cilt hastası (deve) * Tüyleri kısa olan (at) * Bitki örtüsü olmayan (arazi) * Piyâdesiz (süvâri)
CÜRDAN
At ve eşek zekeri
CÜRDE
Çorak bölge * Çıplak vücut * Atlı asker
CÜRDE ASKERİ
Eskiden hacca giden kafilelerin muhafızlığını yapan asker
CÜR'ET
Yiğitlik, cesaret Korkmayarak ileri atılmak
CÜR'ETKÂR
f Cesur, cesaretli, yiğit, delikanlı, atılgan, gözüpek
CÜR'ET-YÂB
f Cesur, cesaretli, yiğit, delikanlı, atılgan, gözüpek, cür'etkâr
CÜREZ
(C: Cirzân) Tarla faresi
CÜRF
Dere kenarında selin, dibini yalayıp oymuş olduğu bıçık üzerinde kalan toprak veya çamur çıkıntısıdır ki, her an için yıkılıp çökmeğe hazır bir vaziyette bulunur (E T ) * Estiyan adı verilen bir ot
CÜRFÜŞ
Yanları etli olan şişman kimse
CÜRH
(C : Cüruh) Yara
CÜRHA
Birtek yara * şehadette yani şahidlikte bir tek hükümsüzlük sebebi
CÜRHÜM
Yemende bir kabile
CÜRM
(Cürüm) Kabahat, kusur Hatâ İsyan Günah Kanun hilâfına hareket
CÜRM-Ü MEŞHUD
Suç üzerinde suçluyu yakalamak Görülen suç (Suç üstü)
CÜRMANE
f Ceza, mücâzat
CÜRM-NAK
f Suçlu, kabahatli
CÜRMUK
(C : Cerâmik) Çizme
CÜRMUZ
Küçük havuz
CÜRN (CERİN)
(C: Cüren) Hurma kurutulan ve harman yapılan yer
CÜRRE
Cesur, cesaretli, cür'etkâr, cür'et-yâb, yiğit, delikanlı, gözüpek, atılgan * Uçan her çeşit kuşun erkeği * Bir zira' miktarı ağaç (Ağacın başında bir küfe, ortasında bir ipi olup onunla geyik avlarlar )
CÜRRE-BAZ
f Atmaca kuşu * Erkek şahin veya akdoğan * Hızla uçan ok
CÜRSUM
(C: Cerâsim) Her nesnenin aslı
CÜRSUME
(Cürsâm) Kök, asıl, temel Bir tohumun özü İlk hücrelik * Gırtlak kapağı * Karınca yuvası
CÜRSUME-İ DIRAHT
Ağacın kökü
CÜRSUN
Üzerine binâ yapmak için duvardan dışarı uzattıkları ağaç
CÜRŞ
Yemen diyarında bir yerin adı * Başı tırnakla taramak
CÜRŞU'
Büyük karınlı deve
CÜRUB
Beddualar, bed ve kötü dualar, fenâ sözler
CÜRUH
(Cürh C ) Yaralar
CÜRUM
Sıcak, çukur yer
CÜRÛN
Bezin eskimesi * Yumuşak olmak * Bir nesne aşınmak * Alışkanlık, itiyat
CÜRÜF
Uçurum, yar
CÜRÜZ
Verimsiz çorak yer
CÜRVAZ
Karnı büyük olan kişi
CÜRYAZ
(C: Cerâyız) Karnı büyük olan
CÜRZ
(C: Cirzan) Köstebek
CÜRZUM
(C: Cürâzim) Çok yiyen kişi
|