Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (C Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #18
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (C Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (C Harfi) CÜNABE
f İkiz çocuk

CÜNAF
Kuruluk

CÜNAH
Bir şeyi basıp meylettiren sıklet demek olup, harec, sıkıntı ve alel-ıtlak ism-i vebal mânasına da gelir ki, "günah" kelimesinin aslı budur (ET) (Bak: Günah)

CÜNBÂN
f "kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden" mânâlarına gelir ve sıfatlar yapar Dünbâle-cünbân $ : Kuyruk sallayan

CÜNBİDE
f Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş

CÜNBİŞ
f Kımıldanma, hareket * Zevk, eğlence, cünbüş

CÜNBİŞ-İ ZEMİN
Deprem, zelzele, yer sarsıntısı

CÜNBİŞ-GEH
f Cünbüş yeri, eğlence yeri

CÜNBUH
Kalın, uzun ve yüksek nesne * Büyük bit

CÜNBÜDE
Kümbet, kubbe

CÜNBÜŞ
Zevk, eğlence * Hareket, kımıldanma * Uta benzer bir çalgı (Doğrusu: Cünbiş'tir)

CÜNBÜZ
Kemer, kubbe, kümbet

CÜND
Er, asker Ordu * Bir kimsenin yardımcıları * Şehir

CÜNDÎ
Süvâri, sipâhi, ata iyi binen, binici

CÜNDEB
(Cündüb) Bir nevi çekirge * Mc: Yağmacı

CÜNDUH
Büyük çekirge

CÜNDÜB
(C: Cenâdib) Bir nevi çekirge

CÜ'NE
Hokka

CÜNEYD
Küçük asker Askercik

CÜNEYD-İ BAĞDADÎ
(Hicri: 207-298) Şafii Hzlerinin talebesinden ders almıştır Zamanın kutbu sayılmıştır 30 defa yaya olarak hacca gitmiştir Büyük velilerdendir (KS)

CÜNH
Koruma, esirgeme, himâye ve muhafaza etme

CÜNHA
Suç, kabahat Te'dib cezâsına müstahak olanın suçu

CÜNNAB
Bitişik olan iki yemiş

CÜNNAR
Çınar

CÜNNET
Örtü, kadın başörtüsü * Yağan * Kalkan

CÜNU'
Yüzü üstüne düşürmek

CÜNUD
(Cünd C) Askerler Ordu

CÜNUDULLAH
Allah'ın ordu ve askerleri (Zerrattan seyyarata kadar bütün mahlukat, Allah'ın emrine tabi birer ordu ve asker gibidir Mukaddes Kur'an ve iman hizmetinde cansiperane ve ihlâs ve feragatla cehd ü gayret eden müslümanlar da Cünudullah ünvanına mazhardırlar)

CÜNUH
Yöneliş, meyil

CÜNUN
Delilik, cinnet Delirmek * Çok olmak * Otun uzaması

CÜNÜB
Cenabetlik Şer'an yıkanıp temizlenmeye mecburiyet hâli * Irak, uzak, baid

CÜR'A
Bir yudumluk su İçim, yudum

CÜRADE
Soyulmuş nesne

CÜRAF
Sel yolu Selin aktığı mecrası

CÜRAH
Yara

CÜRAHÜM
İri gövdeli davar

CÜR'A-RİZ
f Damla damla döken* Bir çeşit ibrik

CÜRAŞE
Tuz döğülürken etrafına düşen iri parçalar

CÜRAZ
Keskin

CÜRAZ
Polat Demir

CÜRBÜZ
İnsanlar arasında fesâdçılık yapan gaddâr kişi

CÜRCANÎ
(Abdülkahir) Hicri beşinci asrın ikinci yarısında yaşamış büyük âlimlerden ve Arapçanın dâhi mütehassıslarındandır Dindarlığı ve takvası da çok ileri olduğu nakledilir Asıl adı: Abdülkahir-el Cürcanî olan bu Zâtın ilk tahsilini memleketi Cürcan'da yaptığı biliniyor Adı ve künyesi şu şekilde oluyor: Eş-Şeyh Ebu Bekir Abdulkahir bin Abdurrahman Bütün cihetleri ile beğenilen bir zat olmuştur Hakkında deniyor ki: Namazda iken evine bir hırsız girse, bulduğu bir takım şeyleri alır Cürcanî hırsızı gördüğü halde namazına devam eder ve bozmaz Vefat tarihi Hi471 senesidir (KS)

CÜRCANÎ
(Seyyid Şerif Ali Bin Muhammed) : (Hi: 760-830) Astarabad (Cürcan) civarında Tacu'da doğmuştur Mısır'a giderek orada çeşitli âlimlerden ders okumuştur Şiraz'da müderrislik yapmıştır Sa'duddin-i Taftazanî ile kapanan Mütekaddimîn devrinden sonra açılan Müteahhirîn-i Ulemâ devrinin birincisi bu Seyyid Şerif Cürcanî'dir (KS)

CÜRCE
(C: Cürâc) Heybeye benzer bir kap

CÜRCUR
Deve başı

CÜRD
Tüysüz, kılsız * Cilt hastası (deve) * Tüyleri kısa olan (at) * Bitki örtüsü olmayan (arazi) * Piyâdesiz (süvâri)

CÜRDAN
At ve eşek zekeri

CÜRDE
Çorak bölge * Çıplak vücut * Atlı asker

CÜRDE ASKERİ
Eskiden hacca giden kafilelerin muhafızlığını yapan asker

CÜR'ET
Yiğitlik, cesaret Korkmayarak ileri atılmak

CÜR'ETKÂR
f Cesur, cesaretli, yiğit, delikanlı, atılgan, gözüpek

CÜR'ET-YÂB
f Cesur, cesaretli, yiğit, delikanlı, atılgan, gözüpek, cür'etkâr

CÜREZ
(C: Cirzân) Tarla faresi

CÜRF
Dere kenarında selin, dibini yalayıp oymuş olduğu bıçık üzerinde kalan toprak veya çamur çıkıntısıdır ki, her an için yıkılıp çökmeğe hazır bir vaziyette bulunur (ET) * Estiyan adı verilen bir ot

CÜRFÜŞ
Yanları etli olan şişman kimse

CÜRH
(C: Cüruh) Yara

CÜRHA
Birtek yara * şehadette yani şahidlikte bir tek hükümsüzlük sebebi

CÜRHÜM
Yemende bir kabile

CÜRM
(Cürüm) Kabahat, kusur Hatâ İsyan Günah Kanun hilâfına hareket

CÜRM-Ü MEŞHUD
Suç üzerinde suçluyu yakalamak Görülen suç (Suç üstü)

CÜRMANE
f Ceza, mücâzat

CÜRM-NAK
f Suçlu, kabahatli

CÜRMUK
(C: Cerâmik) Çizme

CÜRMUZ
Küçük havuz

CÜRN (CERİN)
(C: Cüren) Hurma kurutulan ve harman yapılan yer

CÜRRE
Cesur, cesaretli, cür'etkâr, cür'et-yâb, yiğit, delikanlı, gözüpek, atılgan * Uçan her çeşit kuşun erkeği * Bir zira' miktarı ağaç (Ağacın başında bir küfe, ortasında bir ipi olup onunla geyik avlarlar)

CÜRRE-BAZ
f Atmaca kuşu * Erkek şahin veya akdoğan * Hızla uçan ok

CÜRSUM
(C: Cerâsim) Her nesnenin aslı

CÜRSUME
(Cürsâm) Kök, asıl, temel Bir tohumun özü İlk hücrelik * Gırtlak kapağı * Karınca yuvası

CÜRSUME-İ DIRAHT
Ağacın kökü

CÜRSUN
Üzerine binâ yapmak için duvardan dışarı uzattıkları ağaç

CÜRŞ
Yemen diyarında bir yerin adı * Başı tırnakla taramak

CÜRŞU'
Büyük karınlı deve

CÜRUB
Beddualar, bed ve kötü dualar, fenâ sözler

CÜRUH
(Cürh C) Yaralar

CÜRUM
Sıcak, çukur yer

CÜRÛN
Bezin eskimesi * Yumuşak olmak * Bir nesne aşınmak * Alışkanlık, itiyat

CÜRÜF
Uçurum, yar

CÜRÜZ
Verimsiz çorak yer

CÜRVAZ
Karnı büyük olan kişi

CÜRYAZ
(C: Cerâyız) Karnı büyük olan

CÜRZ
(C: Cirzan) Köstebek

CÜRZUM
(C: Cürâzim) Çok yiyen kişi

Alıntı Yaparak Cevapla