|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (B Harfi) BÎ-SÂMAN
f Sermayesiz, parasız
BİSAT
(C : Büsüt) Döşek * Döşeme, kilim, minder
BİSAT-I ARZ
Yeşillik, çimen
Bİ'SE
Ne fena, ne kötü, ne çirkin mânâlarına gelir Ve birleşik kelimeler yapılır
BÎ-SEBEB
f Sebepsiz, boşuna, yok yere
BİSELAMET-İL-EMR
İşin kolaylıkla ve zahmetsiz yapılması
BİSER(E)
f Atmaca cinsinden, zaganos denilen bir nevi avcı kuşu
BÎ-SER
f Başsız
BÎ-SER Ü PÂ
Sefil ve perişan
Bİ'SET
Gönderilme İnsanları hak ve doğru yola sevk için gönderilen Cenab-ı Peygamberimiz Resül-i Ekrem'in (A S M ) nübüvvetinin başlangıç zamanı, nübüvvetinin bidayeti (Nasârâ ulemâ-yı benâmından İbn-ül Alâ, bi'setten ve Peygamber'i görmeden evvel haber vermiş Sonra gelmiş Hz Peygamber'i (A S M ) görmüş, demiş: $ Yani: "Ben senin sıfatını İncil'de gördüm İman ettim İbn-i Meryem, İncil'de senin geleceğini müjde etmiş " M )
Bİ'SET-İ NEBEVİYE
Allah tarafından Peygamberin gönderilmesi
BİSİNOZ
yun Pamuk işçilerinde görünen, pamuk tozlarının sebebiyet verdiği bir akciğer hastalığı
BİSMARK
(Bak: Prens Bismark)
BİSMİHİ
Onun adı ile, onun namına * Allah'ın adıyla
BİSMİL
f Boğazlanmış, kesilmiş
BİSMİL-GÂH
f Hayvan kesilen yer, salhâne
BİSMİLLAH
Allah namına, Allah için, Allah'ın adı ve izni ile (Esbab-ı zâhiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir Eğer o sebep ihtiyar sahibi değilse -meselâ hayvan ve ağaç gibi- doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir Mâdem o, lisan-ı hâl ile Bismillâh der, sana verir Sen de Allah hesabına olarak Bismillâh de, al Eğer o sebep ihtiyar sâhibi ise; o Bismillâh demeli, sonra ondan al, yoksa alma Çünkü $ âyetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı işârisi şudur ki: "Mün'im-i Hakiki'yi hatıra getirmiyen ve onun nâmıyla verilmiyen nimeti yemeyiniz" demektir O hâlde hem veren Bismillâh demeli, hem alan Bismillâh demeli Eğer o bismillâh demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen bismillâh de, onun başı üstünde rahmet-i ilâhiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al Yâni: Nimetten in'âma bak, in'âmdan Mün'im-i Hakiki'yi düşün Bu düşünmek bir şükürdür Sonra o zâhirî vasıtaya istersen dua et Çünki o nimet onun eliyle size gönderildi L )(Kur'an-ı Kerim nimetleri, âyetleri, delilleri tâdad ederken $ âyet-i celilesi tekrar ile zikredilmekte olduğundan şöyle bir delâlet vardır ki: Cin ve insin en çok isyanlarını, en şedit tuğyanlarını, en azîm küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet içinde in'âmı görmüyorlar İn'âmı görmediklerinden Mün'im-i Hakiki'den gaflet ederler Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allah'tan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar Binaenaleyh, herbir nimetin bidâyetinde, mü'min olan kimse Besmele'yi okusun Ve o nimetin Allah'tan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak Allah'ın ismiyle, Allah'ın hesabına aldığını bilerek, Allah'a minnet ve şükranla mukabelede bulunsun M N )
BİSMİL-ŞÜDE
f Boğazlanmış, kesilmiş
BİSR
Vücudu sivilceli olan kişi
BİSRE
Sivilce, siğil
BİSSÜYÛF
Kılıçlarla ve kuvvet ile
BİST
(C : Ebsât-Büsât) Yavrusu yanında olan dişi deve * Salıverilmiş, bırakılmış olan şey
BİST
f Yirmi (20)
BİSTAH
f Küstah, hayâsız, edepsiz, arsız, utanmaz adam
BİSTAM
f Kıymetli bir cins taş olan mercan
BİSTAR
f Çarpık, eğri Gevşek
BİSTER
f Yatak, döşek
BİSTUH
f Beceriksiz, âciz zayıf, cılız kimse
BİSTÜM
Yirminci
BÎ-SUD
f Faydasız, boş, neticesiz
BÎ-SÜKÛN
f Sükûn bulmaz, durmaz, hareketli
BİSYAR
f Ziyade, çok , fazla
BİSYARÎ
f Çokluk
BİŞ
f Artık, ziyade Bıldırcın otu denilen zehirli bir ot
BİŞAR
f Esir, kul, köle Harpte teslim alınan kimse * Altın, gümüş kakmalı işlemeler * Takatsiz, dermansız, halsiz
BİŞARET
(Bak: Beşâret)
BİŞ-BAHA
f Pahalı, fiatı yüksek, değerli, kıymetli
BİŞE
f Orman, meşelik
Bİ-ŞEK
f Şüphesiz, şeksiz
Bİ-ŞERM
f Utanmaz
BİŞÎ
f Fazlalık
BİŞİNG
f Balyoz Kazma Küskü Burgu
BİŞİR
Talâkat, güzel yüzlülük
BİŞKEL
f Elem, keder, gam, tasa, kasavet * Orak şeklinde ağaç anahtar * Kıvırcık saç
BİŞKUFE
f Kusma, istifra * Çiçek
BİŞKUH
f İktidarlı Kuvvet sahibi Muhterem ve saygıdeğer kimse
BİŞKUL
f Becerikli, çevik * İhtiyatlı, tedbirli * Akıllı * Kuvvet sahibi
BİŞPUL
f Pejmurde, perişan, dağınık
BİŞR
Sevinç eseri
BİŞTAM
f Sığıntı, parazit, asalak
BİŞ-TER
f Daha çok, daha fazla
Bİ-ŞUMAR
f Sayısız, pek çok
BÎT
Kut Gıda
BİTA'
Bal şerbeti
BÎ-TAB
Yorgun, takatsiz, güçsüz
BÎ-TABÎ
f Halsizlik, tâkatsizlik, bîtablık
BÎ-TAİL
f Menfaatsiz, faydasız İşe yaramaz, boşuna
BİTAİN
Astar (Bak: Betâin)
BİTAKA
Küçük parça (Üzerinde kumaşın fiatını yazıp kumaş içine koyarlar )
BİTAN
Deve kolanı Karnı tok kimse
BİTANE
(C : Betâyin) Çarşaf * Kaftan astarı * Dostluk * Hâlis olmak * Kuvvetli olmak
BÎ-TARAF
Tarafsız Hiç bir tarafı tutmayan (Ehl-i ilhad ile ve bilhassa Avrupa mukallitleriyle münâzara ile iştigal edenler büyük bir tehlikeye mâruzdurlar Çünki, nefisleri tezkiyesiz ve emniyetsiz olması ihtimaliyle tedricen hasımlarına mağlup olur ki, bîtarafane muhakeme denilen münsifane münazarada nefs-i emmareye emniyet edilemez Çünki, insaflı bir münazır, hayalî bir münazara sahasında, arasıra hasmının libasını giyer, ona bir dâva vekili olarak onun lehinde müdafaada bulunur Bu vaziyetin tekrariyle dimağında bir tenkit lekesinin husule geleceğinden, zarar verir Lâkin niyeti hâlis olur ve kuvvetine güvenirse, zararı yoktur! Böyle vaziyete düşen bir adamın çare-i necatı, tazarru ve istiğfardır Bu suretle o lekeyi izale edebilir M N )
BİT(E)
Bir gece yiyecek yemek
BİTE(T)
Geceleme, gece kalma
BİTEVÎ
(Biteviye) t Sürekli, durmadan * Bütün yekpare
BİTKE
Kesinti * Kesilen bir nesnenin ufak parçaları, cüz'leri
BİTLAB
f Hurma çiçeğinin tomurcuğu
Bİ-T-TAFSİL
Tafsilâtiyle, etrafiyle, uzun uzadıya
BİTTAHRİK
Hareket ettirerek, oynatarak * Kışkırtarak, teşvik ederek
BİT-TARİK-İL ULA
Birinci usul veya yol ile Elbetteki Evleviyetle
BİTTASAVVUR
Tasavvur ile, niyet ederek, düşünerek (Bak: Tasavvur)
Bİ-T-TAV'
İstek ile, isteyerek
BİTTEDRİC
Yavaş yavaş
Bİ-TEŞVİK
Kışkırtarak, teşvik ederek
BİTÜM
Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtırak veyahut katı ve kara bir durum ve renkte olan maddedir ki, asfalt yol yapılırken kullanılır
BİTYAR(E)
f Elem, keder, tasa, sıkıntı
BİÛZA
Sivrisinek
BİV
f Güve
BİVAN
Çadır direği
BİVAR
f "Onbin" sayısı
BÎ-VARE
f Âciz, fakir, miskin, zavallı, kimsesiz, garib
BÎ-VAYE
f Mahrum, nasipsiz
BİVAZ
f Yarasa kuşu Muvâfakat, kabul
BİVE
f Dul kadın, kocasız kadın
BÎ-VEFA
f Vefasız, dönek
BİVEGÎ
f Dulluk Kocasız kadının hâli
BÎ-VUKUF
Vukufsuz, bîhaber, malûmatsız, habersiz
BİYA'
(Bia C ) Kiliseler
BİYAET
(C : Biyâât) Satılık mal
BİYAH
(C : Büyâh) Ufak balık
BİYAN
Gece Gece ile gelen belâ
BİYOCOĞRAFYA
yun Nebat ve hayvanların yer yüzünde dağılışını ve sebebelerini tetkik eden ilim kolu Hayatî Coğrafya Biyojeografi
BİYOELEKTRİK
Canlı varlıkların vücutlarında yaratılmış olan elektrik (Bu elektriğin varlığı, hususi âletlerle anlaşılır)
BİYOFİZİK
Canlıların bünyelerindeki hâdiselerin fizikî cephesini inceleyen ilim kolu
BİYOĞRAFİ
Şahısların hayatlarını mevzu edinen yazı çeşitlerine verilen isim
BİYOKİMYA
Canlıların kimya ile ilgili yapılarını, tepkilerini, belirtilerini inceleyen bilim dalıdır 19 Asırda başlatılan bu çalışmalarla proteinler, vitaminler, hormonlar anlaşılır duruma gelindi
BİYOLOG
Biyoloji ilmiyle uğraşan âlim
BİYOLOJİ
yun Canlı varlıkları inceliyen ilim Hayvanları inceleyen bölümüne zooloji; bitkileri inceleyen bölümüne botanik denir Biyoloji, incelediği konulara göre çeşitli isimler alır Canlının dış yapısını inceleyen: Morfoloji; dokuları inceleyen; histoloji canlıların büyüyüp gelişmelerini: embriyoloji; hayatî faaliyetleri inceleyen: fizyoloji; iç salgı bezlerin faaliyetlerini inceleyen: endrokrinoloji; hastalık hallerini inceleyen: patoloji; canlıların sınıflandırılmasını yapan: sistematik; bitki veya hayvan neslinin ıslahı ile uğraşan: zootekni; mikroskobik canlıları inceleyen: mikrobiyoloji'dir İç yapısını inceleyen: anatomi; hücreleri inceleyen; sitolojidir
BİYONİK
Canlıların, yaşadıkları muhit içinde değişen şartlara uygun nasıl hareket ettiklerini inceleyerek canlıları model almak suretiyle benzer hareketleri yapabilecek makinelerin yapılması işiyle uğraşan ilim ve fen
BİYOTERAPİ
Tıb: Bazı hastalıkların tedavisinde canlı varlıklardan faydalanma usûlü
BİYT
Kuvvet
BİYZ
(Bîd) Parlak ve beyaz
BİZA'
Birisine kaba muamelede bulunma * Faydasız, boş yaramaz söz
BÎ-ZAR
f Bıkmış, usanmış, fütur getirmiş * Bezginlik
BİZARE
f Desise, hile, tuzak
BİZÂTİHİ
Kendi kendine, aslında, kendiliğinden, esasında, kendisi, yalnızca zâtından, aslından
BİZAZ
(Bak: Bezazet)
BÎ-ZER
f Altınsız * Cimri, hasis, pinti
BÎ-ZEVAL
f Zevâlsiz, sona ermez, bitmez, tükenmez
BİZİŞK
f Tabib, hekim, doktor
BİZİŞKÎ
f Doktorluk, hekimlik, cerrahlık
BİZLAH
Geveze, boşboğaz, çenesi düşük
BİZLE
Gündelik elbise
BİZLE
f Lâtife, şaka
BİZR
Heder olmak
BİZR
(C : Büzûr) Sebzevât * Kuru ot tohumu
BİZZ
Açmak, feth
Bİ-Z-ZARURE
Zarûri olarak, ister istemez
Bİ-Z-ZAT
Kendisi, aslında Kendi zatı ile Binefsihi
|