Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #18
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (B Harfi) BÎ-SÂMAN
f Sermayesiz, parasız

BİSAT
(C: Büsüt) Döşek * Döşeme, kilim, minder

BİSAT-I ARZ
Yeşillik, çimen

Bİ'SE
Ne fena, ne kötü, ne çirkin mânâlarına gelir Ve birleşik kelimeler yapılır

BÎ-SEBEB
f Sebepsiz, boşuna, yok yere

BİSELAMET-İL-EMR
İşin kolaylıkla ve zahmetsiz yapılması

BİSER(E)
f Atmaca cinsinden, zaganos denilen bir nevi avcı kuşu

BÎ-SER
f Başsız

BÎ-SER Ü PÂ
Sefil ve perişan

Bİ'SET
Gönderilme İnsanları hak ve doğru yola sevk için gönderilen Cenab-ı Peygamberimiz Resül-i Ekrem'in (ASM) nübüvvetinin başlangıç zamanı, nübüvvetinin bidayeti(Nasârâ ulemâ-yı benâmından İbn-ül Alâ, bi'setten ve Peygamber'i görmeden evvel haber vermiş Sonra gelmiş Hz Peygamber'i (ASM) görmüş, demiş: $ Yani: "Ben senin sıfatını İncil'de gördüm İman ettim İbn-i Meryem, İncil'de senin geleceğini müjde etmiş" M)

Bİ'SET-İ NEBEVİYE
Allah tarafından Peygamberin gönderilmesi

BİSİNOZ
yun Pamuk işçilerinde görünen, pamuk tozlarının sebebiyet verdiği bir akciğer hastalığı

BİSMARK
(Bak: Prens Bismark)

BİSMİHİ
Onun adı ile, onun namına * Allah'ın adıyla

BİSMİL
f Boğazlanmış, kesilmiş

BİSMİL-GÂH
f Hayvan kesilen yer, salhâne

BİSMİLLAH
Allah namına, Allah için, Allah'ın adı ve izni ile(Esbab-ı zâhiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir Eğer o sebep ihtiyar sahibi değilse -meselâ hayvan ve ağaç gibi- doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir Mâdem o, lisan-ı hâl ile Bismillâh der, sana verir Sen de Allah hesabına olarak Bismillâh de, al Eğer o sebep ihtiyar sâhibi ise; o Bismillâh demeli, sonra ondan al, yoksa alma Çünkü $ âyetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı işârisi şudur ki: "Mün'im-i Hakiki'yi hatıra getirmiyen ve onun nâmıyla verilmiyen nimeti yemeyiniz" demektir O hâlde hem veren Bismillâh demeli, hem alan Bismillâh demeli Eğer o bismillâh demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen bismillâh de, onun başı üstünde rahmet-i ilâhiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al Yâni: Nimetten in'âma bak, in'âmdan Mün'im-i Hakiki'yi düşün Bu düşünmek bir şükürdür Sonra o zâhirî vasıtaya istersen dua et Çünki o nimet onun eliyle size gönderildi L)(Kur'an-ı Kerim nimetleri, âyetleri, delilleri tâdad ederken $ âyet-i celilesi tekrar ile zikredilmekte olduğundan şöyle bir delâlet vardır ki: Cin ve insin en çok isyanlarını, en şedit tuğyanlarını, en azîm küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet içinde in'âmı görmüyorlar İn'âmı görmediklerinden Mün'im-i Hakiki'den gaflet ederler Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allah'tan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar Binaenaleyh, herbir nimetin bidâyetinde, mü'min olan kimse Besmele'yi okusun Ve o nimetin Allah'tan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak Allah'ın ismiyle, Allah'ın hesabına aldığını bilerek, Allah'a minnet ve şükranla mukabelede bulunsun MN)

BİSMİL-ŞÜDE
f Boğazlanmış, kesilmiş

BİSR
Vücudu sivilceli olan kişi

BİSRE
Sivilce, siğil

BİSSÜYÛF
Kılıçlarla ve kuvvet ile

BİST
(C: Ebsât-Büsât) Yavrusu yanında olan dişi deve * Salıverilmiş, bırakılmış olan şey

BİST
f Yirmi (20)

BİSTAH
f Küstah, hayâsız, edepsiz, arsız, utanmaz adam

BİSTAM
f Kıymetli bir cins taş olan mercan

BİSTAR
f Çarpık, eğri Gevşek

BİSTER
f Yatak, döşek

BİSTUH
f Beceriksiz, âciz zayıf, cılız kimse

BİSTÜM
Yirminci

BÎ-SUD
f Faydasız, boş, neticesiz

BÎ-SÜKÛN
f Sükûn bulmaz, durmaz, hareketli

BİSYAR
f Ziyade, çok , fazla

BİSYARÎ
f Çokluk

BİŞ
f Artık, ziyade Bıldırcın otu denilen zehirli bir ot

BİŞAR
f Esir, kul, köle Harpte teslim alınan kimse * Altın, gümüş kakmalı işlemeler * Takatsiz, dermansız, halsiz

BİŞARET
(Bak: Beşâret)

BİŞ-BAHA
f Pahalı, fiatı yüksek, değerli, kıymetli

BİŞE
f Orman, meşelik

Bİ-ŞEK
f Şüphesiz, şeksiz

Bİ-ŞERM
f Utanmaz

BİŞÎ
f Fazlalık

BİŞİNG
f Balyoz Kazma Küskü Burgu

BİŞİR
Talâkat, güzel yüzlülük

BİŞKEL
f Elem, keder, gam, tasa, kasavet * Orak şeklinde ağaç anahtar * Kıvırcık saç

BİŞKUFE
f Kusma, istifra * Çiçek

BİŞKUH
f İktidarlı Kuvvet sahibi Muhterem ve saygıdeğer kimse

BİŞKUL
f Becerikli, çevik * İhtiyatlı, tedbirli * Akıllı * Kuvvet sahibi

BİŞPUL
f Pejmurde, perişan, dağınık

BİŞR
Sevinç eseri

BİŞTAM
f Sığıntı, parazit, asalak

BİŞ-TER
f Daha çok, daha fazla

Bİ-ŞUMAR
f Sayısız, pek çok

BÎT
Kut Gıda

BİTA'
Bal şerbeti

BÎ-TAB
Yorgun, takatsiz, güçsüz

BÎ-TABÎ
f Halsizlik, tâkatsizlik, bîtablık

BÎ-TAİL
f Menfaatsiz, faydasız İşe yaramaz, boşuna

BİTAİN
Astar (Bak: Betâin)

BİTAKA
Küçük parça (Üzerinde kumaşın fiatını yazıp kumaş içine koyarlar)

BİTAN
Deve kolanı Karnı tok kimse

BİTANE
(C: Betâyin) Çarşaf * Kaftan astarı * Dostluk * Hâlis olmak * Kuvvetli olmak

BÎ-TARAF
Tarafsız Hiç bir tarafı tutmayan(Ehl-i ilhad ile ve bilhassa Avrupa mukallitleriyle münâzara ile iştigal edenler büyük bir tehlikeye mâruzdurlar Çünki, nefisleri tezkiyesiz ve emniyetsiz olması ihtimaliyle tedricen hasımlarına mağlup olur ki, bîtarafane muhakeme denilen münsifane münazarada nefs-i emmareye emniyet edilemez Çünki, insaflı bir münazır, hayalî bir münazara sahasında, arasıra hasmının libasını giyer, ona bir dâva vekili olarak onun lehinde müdafaada bulunur Bu vaziyetin tekrariyle dimağında bir tenkit lekesinin husule geleceğinden, zarar verir Lâkin niyeti hâlis olur ve kuvvetine güvenirse, zararı yoktur! Böyle vaziyete düşen bir adamın çare-i necatı, tazarru ve istiğfardır Bu suretle o lekeyi izale edebilir MN)

BİT(E)
Bir gece yiyecek yemek

BİTE(T)
Geceleme, gece kalma

BİTEVÎ
(Biteviye) t Sürekli, durmadan * Bütün yekpare

BİTKE
Kesinti * Kesilen bir nesnenin ufak parçaları, cüz'leri

BİTLAB
f Hurma çiçeğinin tomurcuğu

Bİ-T-TAFSİL
Tafsilâtiyle, etrafiyle, uzun uzadıya

BİTTAHRİK
Hareket ettirerek, oynatarak * Kışkırtarak, teşvik ederek

BİT-TARİK-İL ULA
Birinci usul veya yol ile Elbetteki Evleviyetle

BİTTASAVVUR
Tasavvur ile, niyet ederek, düşünerek (Bak: Tasavvur)

Bİ-T-TAV'
İstek ile, isteyerek

BİTTEDRİC
Yavaş yavaş

Bİ-TEŞVİK
Kışkırtarak, teşvik ederek

BİTÜM
Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtırak veyahut katı ve kara bir durum ve renkte olan maddedir ki, asfalt yol yapılırken kullanılır

BİTYAR(E)
f Elem, keder, tasa, sıkıntı

BİÛZA
Sivrisinek

BİV
f Güve

BİVAN
Çadır direği

BİVAR
f "Onbin" sayısı

BÎ-VARE
f Âciz, fakir, miskin, zavallı, kimsesiz, garib

BÎ-VAYE
f Mahrum, nasipsiz

BİVAZ
f Yarasa kuşu Muvâfakat, kabul

BİVE
f Dul kadın, kocasız kadın

BÎ-VEFA
f Vefasız, dönek

BİVEGÎ
f Dulluk Kocasız kadının hâli

BÎ-VUKUF
Vukufsuz, bîhaber, malûmatsız, habersiz

BİYA'
(Bia C) Kiliseler

BİYAET
(C: Biyâât) Satılık mal

BİYAH
(C: Büyâh) Ufak balık

BİYAN
Gece Gece ile gelen belâ

BİYOCOĞRAFYA
yun Nebat ve hayvanların yer yüzünde dağılışını ve sebebelerini tetkik eden ilim kolu Hayatî Coğrafya Biyojeografi

BİYOELEKTRİK
Canlı varlıkların vücutlarında yaratılmış olan elektrik (Bu elektriğin varlığı, hususi âletlerle anlaşılır)

BİYOFİZİK
Canlıların bünyelerindeki hâdiselerin fizikî cephesini inceleyen ilim kolu

BİYOĞRAFİ
Şahısların hayatlarını mevzu edinen yazı çeşitlerine verilen isim

BİYOKİMYA
Canlıların kimya ile ilgili yapılarını, tepkilerini, belirtilerini inceleyen bilim dalıdır 19 Asırda başlatılan bu çalışmalarla proteinler, vitaminler, hormonlar anlaşılır duruma gelindi

BİYOLOG
Biyoloji ilmiyle uğraşan âlim

BİYOLOJİ
yun Canlı varlıkları inceliyen ilim Hayvanları inceleyen bölümüne zooloji; bitkileri inceleyen bölümüne botanik denir Biyoloji, incelediği konulara göre çeşitli isimler alır Canlının dış yapısını inceleyen: Morfoloji; dokuları inceleyen; histoloji canlıların büyüyüp gelişmelerini: embriyoloji; hayatî faaliyetleri inceleyen: fizyoloji; iç salgı bezlerin faaliyetlerini inceleyen: endrokrinoloji; hastalık hallerini inceleyen: patoloji; canlıların sınıflandırılmasını yapan: sistematik; bitki veya hayvan neslinin ıslahı ile uğraşan: zootekni; mikroskobik canlıları inceleyen: mikrobiyoloji'dir İç yapısını inceleyen: anatomi; hücreleri inceleyen; sitolojidir

BİYONİK
Canlıların, yaşadıkları muhit içinde değişen şartlara uygun nasıl hareket ettiklerini inceleyerek canlıları model almak suretiyle benzer hareketleri yapabilecek makinelerin yapılması işiyle uğraşan ilim ve fen

BİYOTERAPİ
Tıb: Bazı hastalıkların tedavisinde canlı varlıklardan faydalanma usûlü

BİYT
Kuvvet

BİYZ
(Bîd) Parlak ve beyaz

BİZA'
Birisine kaba muamelede bulunma * Faydasız, boş yaramaz söz

BÎ-ZAR
f Bıkmış, usanmış, fütur getirmiş* Bezginlik

BİZARE
f Desise, hile, tuzak

BİZÂTİHİ
Kendi kendine, aslında, kendiliğinden, esasında, kendisi, yalnızca zâtından, aslından

BİZAZ
(Bak: Bezazet)

BÎ-ZER
f Altınsız* Cimri, hasis, pinti

BÎ-ZEVAL
f Zevâlsiz, sona ermez, bitmez, tükenmez

BİZİŞK
f Tabib, hekim, doktor

BİZİŞKÎ
f Doktorluk, hekimlik, cerrahlık

BİZLAH
Geveze, boşboğaz, çenesi düşük

BİZLE
Gündelik elbise

BİZLE
f Lâtife, şaka

BİZR
Heder olmak

BİZR
(C: Büzûr) Sebzevât * Kuru ot tohumu

BİZZ
Açmak, feth

Bİ-Z-ZARURE
Zarûri olarak, ister istemez

Bİ-Z-ZAT
Kendisi, aslında Kendi zatı ile Binefsihi

Alıntı Yaparak Cevapla