Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #19
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (B Harfi) BLOK
Fr Birbirine bitişik yapılar * Büyük ve ağır yığın * Resim kağıtları saklanan karton kap

BLÖF
ing Karşısındakini yanıltmak veya yıldırmak için aslı olmayan şeyleri gerçekmiş gibi göstermek

BOBİN
Fr Tel veya iplik sarılmaya mahsus silindir şeklinde makara

BODUR
Enine göre boyu kısa ve tıknaz olan

BOLŞEVİKLİK
(Bolşevizm) Rusya'da kanlı komünizm ihtilalini yapan ve bütün hür dünya milletlerinin de aynı ihtilal metotlarıyla komünizmin hâkimiyeti altına gireceğini savunan Marksist Leninist siyasî görüş Bu görüşün temsilcileri önce Rus halkını aldattılar, onlara en çok özledikleri şeyleri va'dederek onları aldatıp kendilerine bağladılar ve cinayetlerine ortak ettiler Sonra da va'dettiklerinin tam tersini uygulıgirsin bir tarafına !!! halkı köleleştirdiler Daha sonra gerçeklerden habersiz başka milletlerin gençlerini ve işçilerini aldatarak memleketlerini komünizmin esaretine soktular Bugün memleketimizde ve başka ülkelerde anarşizmin kaynağı bolşevizm (Komünizm)dir Allah'ı, peygamberi, âhireti inkâr eden,vatan millet tanımayan, inançsız ve acımasız, insanları âlet olarak kullanarak milletleri içten yıkmak ve sonra hâkim olarak onları sömürmek isteyen bolşevizme ve komünizme karşı en büyük silâh Allah'a iman ve İslâmiyet'tir Bolşevizm ve komünizm gibi üvey kardeşleri olan kapitalizm ve faşizm de insanlığa kan ve acıdan başka birşey vermemişlerdir Gafletten uyanan insanlar, İslâmiyet'in yegâne kurtarıcı olduğunu anlamaya başlamışlardır İstikbal İslâmındır ve İslâm'ın olacaktır (Bak: Komünizm)

BOMBARDIMAN
Fr Bomba, top gibi ağır silahlarla yapılan hücum

BONKÖR
Fr Hulus-i kalb Kalb temizliği İyilik

BONO
İtl Ticaret senedi Muayyen bir va'denin sonunda belirli bir paranın belli bir kimseye ödeneceğini bildiren senet

BORA
yun Birdenbire çıkan fırtına Pek şiddetli rüzgâr

BORÇ
Geri verilmek niyetiyle ihtiyaç sahiplerine verilen para Müslümanlıkta faizle borç vermek haramdır, günahtır Borcunu ödiyemiyecek durumda onların borçlarını bağışlamak veya sonraya bırakmak sevaptır Borcunu ödeyebilecek durumda olanlar da borçlarını zamanında ödemelidirler Ödeyemiyecek olanlar da zamanından önce alacaklıya durumlarını bildirmelidir ki, o da işlerini ona göre ayarlasın İslâm'da devletin vazifelerinden biri de borçlulara yardımcı olmaktır

BORNUZ
Başlıklı ve kollu hamam havlusu

BORSA
(Ticarette) Vasıfları belli ölçülere uyan yani standartlaştırılabilen malların örnekleri üzerinden alım satımının yapıldığı devlet kontrolü altında teşkilâtlanmış pazar yeri

BOSTAN
(Bustan) f Ağacı, çiçeği, yeşilliği çok olan yer, kokulu yer Sebze bahçesi * Kavun, karpuz

BOSTAN-I HUDÂ
f Huda'nın, Allah'ın bostanı meâlinde olup, İlâhî güzellikleri ve tecelli-i İlâhînin aksettiği yer mânâsında kullanılır "Vahidiyet mertebesi" diye de söylenmiştir

BOŞANMAK
t Eşi ile olan nikâh bağını bozmak Eşinden ayrılmak(Medeni kanun, boşama yetkisini mahkemeye bırakmıştır İslâm dini evlenmeyi Allah'ın emirleri dahilinde karşılıklı rızaya bağlı hür bir sözleşme olarak gördüğünden kadınla erkek boşanma yetkisinin kimde olacağını da kararlaştırabilirler İsterlerse mahkemeyi, isterlerse velilerini, isterlerse eşlerden birini yetkili kılabilirler Görülüyor ki, İslâm dini insanlara medeni kanundan daha çok hak ve hürriyet tanımıştır İslâmiyet evleneceklerde denkliği, (küfüv) (din ve ahlâkta denklik) şart koşar Evlendikten sonra bazı bakımlardan anlaşamamazlıklar çıkarsa karşılıklı birbirine katlanmalarını ve sabırlı olmalarını tavsiye eder Boşanma son çaredir Eğer istek erkek tarafından geliyorsa mehir denilen tazminatı kadına ödemek zorundadır Görülüyor ki, İslâmiyet, kadın haklarının korunmasını istemektedir) (Bak: Aile)

BOŞBOĞAZ
t Yerli yersiz mutlaka bir şey söylemeden içi rahat etmiyen Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklamayan(Eşyada olan asvat, birer savt-ı vücuddur: "Ben de varım" derler O kâinat-ı sâkit birden söze başlıyor "Bizi câmid zannetme ey insân-ı boşboğaz!" S)

BOTANİK
Bitkileri inceleyen biyoloji ilmi (Bak: Biyoloji)

BOYKOT
(Boykotaj) Fr Bir şahıs veya devlete karşı alış-verişi, münasebetleri kesmek Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyla onunla her türlü ilgiyi kesme * Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama

BOYLAM
t Yer yüzünde bir yerin başlangıç dairesine olan uzaklığının açı cinsinden değeri (Bak: Tul)

BOZKIR
Yağışlı mevsimler de yeşeren ot cinsinden bitkilerin ve bazı bodur ağaçların yetişebildiği yarı kurak yer

BOZOK
Bugünkü Yozgat vilâyetimizin Osmanlılar devrindeki adı

BÖN
Budala, ahmak, saf

BRONŞ
yun Tıb: Nefes borusunun akciğerlere giden iki kolundan her birinin adı

BU'
Bir şeyi kucaklayıp çekmek

BU(Y)
f Koku, râyiha

BUAK
Şiddetli sel * Şiddetli ses, sadâ Haykırış * Birden bire, ansızın gelen yağmur

BU'BAB
Cemaat, topluluk

BUBÜRD(EK)
f Andelib, bülbül

BU'D
(C: Eb'ad) Uzaklık Baid olma * Aralık * Geo: Bir cismin uzunluk, genişlik ve derinliği

BU'D-İ MESAFE
Gidilen yolun uzaklığı

BUD
f Varlık

BUD U NEBUD
f Var-yok * Oldu-olmadı

BUDALA
Zekâca geri, salak

BU'DAN
(Baid C) Uzaklar, ırak yerler

BUDEÎ
f (Hindistan'da) Buda Dininden olan

BUDENE
f Bıldırcın kuşu

BUDHA
Sâha Avlu, meydan

BUDU'
Can sıkılması * İdrak etme, anlama

BUG
f Elde omuzda, kucakta taşınmak üzere hazırlanmış eşya çıkını

BUGAS
Leşle beslenen kuşlar, leş yiyen kuşlar

BUGAT
(Bâgî C) Haksızlık edenler, âsiler, serkeş kimseler

BUGRA
f Turna kuşu veya turna kuşu sürüsünün önünde uçan turna horozu

BUĞZ
Sevmeme Birisi hakkında gizli ve kalbi düşmanlık hissetme Kin, husûmet

BUH
Zeker* Nefis

BUH(E)
Erkek baykuş * Çakır doğan

BUHALA'
(Bahil C) Tamahkârlar, cimriler

BUHAR
Suyun buğu haline gelmiş şekli * Seyyal, lâtif cisim

BUHARÎ
(Hi: 194-256) Buhâralı 600 bin hadisten seçilen 7275 hadis ile en mu'teber ve en sahih Sahih-i Buharî ismi ile anılan hadis kitabının müellifi (Bak: Kütüb-ü Sitte)(Buharî ve Müslim ki, Kur'andan sonra en sahih kitab olduklarını, ehl-i tahkik kabul etmiş M)

BUHAYRA-İ RAHİB
(Bak: Bahira)

BUHAYRE
Göl Küçük deniz

BUHBUHA
Saha Alan, orta yer

BUHHA
Boğaz kısılmak

BUHL
Bahillik, eli dar olma, cimrilik, tamahkârlık, pintilik

BUHLE
f Semizotu

BUHNUK
Kadınların başlarına örtüp iki uçlarını çenesi altına bağladıkları bez (Türkçe "destâr" derler)

BUHRAN
Sıkıntı Darlık Nöbet Kriz Hastalığın ağır zamanı * Bir işin tehlikeli ve karışık hâl alması

BUHT
Arabî ile Acemîden doğmuş develer

BUHT
f Veled, oğul, mahdum

BUHTEC
Pişmiş

BUHTER
Her şeyin esası, aslı * Kısa boylu

BUHTİYYE
Melez dişi develer

BUHTU®
f Ra'd, gök gürültüsü

BUHU
Mütevazi bir şekilde hakkını isteme

BUHUH
Ses kısıklığı

BUHUL
Tamahkârlık, cimrilik

BUHUR
Tütsü (Bak: Bahur)

BUHUR-DÂN
f Tütsülük

BUHUR
(Bahr C) Denizler

BUJENE
f Tomurcuk * Henüz açılmamış çiçek

BUK
Düdük Boru

BUK'A
Yer parçası, ülke * Boş ve ıssız yer * Sağlam ve büyük bina * Benek leke

BUKALEMUN
f Bulunduğu yerin rengine giren, fare büyüklüğünde, böcek yiyen bir hayvan * Mc: Sık sık fikir ve kanaat veya meslek değiştiren

BUKET
Fr Çiçek demeti

BUKKARÎ
Musibet, belâ, âfet, felâket

BUKTA
Perişan, pejmurde, dağınık, dökük saçık * Cemaat, güruh, topluluk, kalabalık

BU'KUKE
İzdiham, kalabalık

BUKYA
Sonsuzluk, bâkilik, ebedilik

BULVAR
Fr Geniş ve ağaçlı cadde

BUM
f Yer, toprak, zemin, memleket, yurt* Huy, haslet, tabiat * Sürülmemiş tarla, arazi

BUM(E)
f Zool: Baykuş

BUMBAR
f Koyun ve benzeri gibi hayvanların kalın bağırsağı * İçine kıyma, pirinç vs doldurulmuş bağırsakla yapılan bir cins yemek

BUMEHEN
(Bumehin) f Deprem, zelzele, yer sarsıntısı * Koyun bağırsağı

BUN
f Nihâyet, dip * Kolay, suhûletli * Rahim * Temizlenmiş olan koyun bağırsağı

BUNDUK
Yuvarlak küçük taşlar * Yuvarlak küçük kurşun * Fındık

BUR
Hayırsız kişi * Ekine elverişli olmayan tarla

BUR
f Fıstıkî renk * Sülün * Doru at

BUR'
(Bak: Ber')

BURA
(Bak: Bevr)

BURAHA
şiddet Ezâ ve meşakkat

BURAK
Binek Cennet'e mahsus bir binek vâsıtası(Kelimenin kökü; (Berk) dir Burak'ın Hadis-i Şerife göre ta'rifi: "Merkepten büyük, katırdan küçük hacimde bir dâbbe ki; ayağını gözünün müntehasına basar" Bu ise bir berk ve elektrik sür'atini anlatır (ET sh: 3150)

BURC
Muayyen bir şekil ve sûrete benzeyen sâbit yıldız kümesi * Tek hisar kule, kale çıkıntısı * Dünyaya göre güneşin döndüğü yerin onikide bir kadarı

BURCAS
Hedef Yüksek bir yerde bulunan nişangâh

BU'RE
Çukur * Çölde çukur tarzında yapılan ocak

BURHAN
(Bak: Bürhan)

BURİYA
f Hasır

BURJUVA
Fr Orta halli olup, ne çok zengin ve ne de çok fakir olan halk Eskiden Avrupa'da köylü ve asilzade olmayıp şehirde yaşayan halka denirdi Kendi başına işi ve malı olan, ücretle çalışmayan, ferde bağlı iş hayatını güden sınıftan olan

BURJUVAZİ
Fr Burjuvaların meydana getirdiği içtimaî (sosyal) sınıf Avrupa'da burjuvazi, ticaret ve sanayi ile zenginleşti Soylular sınıfı ile mücadele ederek Fransız İhtilali ile iktidara geldi İhtilalde işçilerin, köylülerin, fakir halk tabakalarının desteğini sağladı Onlara eşitlik, hürriyet, adalet vaad etti İktidara gelince menfaatlerinin bu çalışan sınıflarınkiyle çatıştığını görerek vaadini yerine getirmedi Buna karşılık olarak işçiler arasında sosyalizm fikriyle teşkilâtlanma başladı Bu yeni hareket de yalan sözlerle köylülerin desteğini de sağlıgirsin bir tarafına !!! Rusya'da 1917'de kanlı bir ihtilalle iktidarı ele geçirdi Burjuvaziyi ortadan kaldırdı, o da vaatlerini yerine getirmedi Burjuvazi, mülkiyeti, kişinin hakkı saydı ve kişi tahakkümünü getirdi Sosyalizm, mülkiyeti cemiyetin ortak hakkı saydı ve cemiyet adına bir azınlığın elinde bulunan devlet tahakkümünü getirdi Siyasi, hukuki bütün kuvvetleri elinde bulunduğu için devlet tahakkümü çok daha şiddetli, insafsız, zalim ve kanlı olmuştur İslâm dini mülk sahibi olarak Allah'ı kabul ettiği için kişi tahakkümünü de, devlet tahakkümünü de reddeder Bu sebeple insanlık için tek kurtuluş yolu İslâm'dır

BURKAT
Sanem, heykel, put

BURKU'
(Berku') Kadınların yüz örtüsü, peçe * Kâbe örtüsü * Yedinci kat gök

BURS
Fr Devlet veya bazı müessese yahut şahıslarca tahsil veya ilmî tetkik için gerekli masraflara kullanmak üzere verilen para

BURUC
(Burc C) Burçlar, hisarlar, kuleler (Bak: Büruc)

BURUT
Bıyık

BURZAG
Şişmanca, etine dolgun delikanlı * Delikanlılık çağındaki neşe

BUS
f "Öpen" mânasına gelerek birleşik kelimeler yapılır Meselâ: Damen-bus $ : Etek öpen

BUSA
Bir gemi cinsi

BUSAK
Ağız suyu

BUSAT
(Bisat C) Bisatlar, döşekler, kilimler, minderler, keçe yaygıları

BUSAYRÎ
(Şeref-üd-din) (Mi: 1213-1295) Busayr'da doğdu Meşhur Arap şair ve hattatıdır "Kaside-i Bürde" sahibidir Esas ismi "El-Kevakib-üd-Dürriyye fi Medh-i Hayrilberiyye" olan kasidesine; tutulmuş olduğu hastalıktan, rü'yasında Resûlullah'ın hırkasını (bürde) üzerine örtüp şifa bulması sebebiyle "Kaside-i Bürde" ismini vermiştir

BUSE
f Öpme

BUSE-CÂ
f Öpecek yer

BUSE-ÇİN
f Öpücük alan, öpücük toplayan

BUSE-GÂH
f Öpülecek yer

BUSENDE
f Öpen, öpücü

BUSEYLA'
Pazu dedikleri ot

BUSE-ZEN
f Öpen, öpücü

BUSİDE
f Öpülmüş

BUSİDEN
f Öpmek

BÛSİŞ
f Şapırtılı öpüş

BUSTAN
f Çiçek ve gül kokularının çok olduğu yer, bahçe

BUSTAN-BÂN
f Bahçıvan

BUSULA
Pusula

BU'SUSA
Küçük canavar

BU'SUT
Derenin ortası

BUTAKAT
(C: Bevatık) Pota dedikleri kap ki içinde maden eritirler

BUTHA
İyi huy, güzel haslet Müsbet alışkanlık

BUTHAN
Medine-i Münevvere'de bir derenin adı

BUTİN
Menazil-i Kamer'den üç yıldız

BUTLAN
Haksızlık Bâtıl olma Boş ve abes olmak Hak olmamak

BUTLAN-I HİS
Ameliyat için bir uzvun hissinin iptâli, duyarsız hâle getirilmesi

BUTM
Çitlenbik ağacı (Yemişine "habbet-ül hadar" derler)

BUTU'
Geç kalma, gecikme

BUTUL
Çürüklük, boşluk, beyhudelik

BUTULE
Çok kahraman ve bahadır olmak

BUTUN
(Batn C) Batınlar, karınlar, kucaklar * Nesiller, soylar

BUTV
Eğlenmek, geç gelmek

BUUC
Karında olan yaralar

BUULE
Kadın eş, zevce

BUULET
Zevciyet Karıkocalık * İmtinâ ve red ve muhalefet etmek

BUUS
Sefalet Yokluk içinde olma

BUY
f Koku * Ümit, umma * Sevgi, muhabbet * Tamah* Huy Tabiat * Kısmet, pay, nasib

BUY-İ EZHAR
Çiçeklerin kokusu

BÛYA
Güzel kokulu

BÛYAHYA
Azrail (AS)

BÛYÇE
f Sarmaşık (nebat)

BÛY-DAR
f Kokulu

BUYE
Özleme, hasret

BUYİDEN
f Koklamak, koku almak

BUY-PEREST
f Av köpeği

BUYRULTU
t Sadrazam, kaptan-ı derya, vezir, beylerbeyi gibi devlet erkânının yazılı emirleri

BUZAK
Tükrük (Ağızda "buzak", ağızdan çıksa "rıyk" denir)

BUZİNE
Maymun

BUZRA
Üst dudağın ortasından dışarı taşan et parçası

Alıntı Yaparak Cevapla