|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (B Harfi) BLOK
Fr Birbirine bitişik yapılar * Büyük ve ağır yığın * Resim kağıtları saklanan karton kap
BLÖF
ing Karşısındakini yanıltmak veya yıldırmak için aslı olmayan şeyleri gerçekmiş gibi göstermek
BOBİN
Fr Tel veya iplik sarılmaya mahsus silindir şeklinde makara
BODUR
Enine göre boyu kısa ve tıknaz olan
BOLŞEVİKLİK
(Bolşevizm) Rusya'da kanlı komünizm ihtilalini yapan ve bütün hür dünya milletlerinin de aynı ihtilal metotlarıyla komünizmin hâkimiyeti altına gireceğini savunan Marksist Leninist siyasî görüş Bu görüşün temsilcileri önce Rus halkını aldattılar, onlara en çok özledikleri şeyleri va'dederek onları aldatıp kendilerine bağladılar ve cinayetlerine ortak ettiler Sonra da va'dettiklerinin tam tersini uygulıgirsin bir tarafına  !!! halkı köleleştirdiler Daha sonra gerçeklerden habersiz başka milletlerin gençlerini ve işçilerini aldatarak memleketlerini komünizmin esaretine soktular Bugün memleketimizde ve başka ülkelerde anarşizmin kaynağı bolşevizm (Komünizm)dir Allah'ı, peygamberi, âhireti inkâr eden,vatan millet tanımayan, inançsız ve acımasız, insanları âlet olarak kullanarak milletleri içten yıkmak ve sonra hâkim olarak onları sömürmek isteyen bolşevizme ve komünizme karşı en büyük silâh Allah'a iman ve İslâmiyet'tir Bolşevizm ve komünizm gibi üvey kardeşleri olan kapitalizm ve faşizm de insanlığa kan ve acıdan başka birşey vermemişlerdir Gafletten uyanan insanlar, İslâmiyet'in yegâne kurtarıcı olduğunu anlamaya başlamışlardır İstikbal İslâmındır ve İslâm'ın olacaktır (Bak: Komünizm)
BOMBARDIMAN
Fr Bomba, top gibi ağır silahlarla yapılan hücum
BONKÖR
Fr Hulus-i kalb Kalb temizliği İyilik
BONO
İtl Ticaret senedi Muayyen bir va'denin sonunda belirli bir paranın belli bir kimseye ödeneceğini bildiren senet
BORA
yun Birdenbire çıkan fırtına Pek şiddetli rüzgâr
BORÇ
Geri verilmek niyetiyle ihtiyaç sahiplerine verilen para Müslümanlıkta faizle borç vermek haramdır, günahtır Borcunu ödiyemiyecek durumda onların borçlarını bağışlamak veya sonraya bırakmak sevaptır Borcunu ödeyebilecek durumda olanlar da borçlarını zamanında ödemelidirler Ödeyemiyecek olanlar da zamanından önce alacaklıya durumlarını bildirmelidir ki, o da işlerini ona göre ayarlasın İslâm'da devletin vazifelerinden biri de borçlulara yardımcı olmaktır
BORNUZ
Başlıklı ve kollu hamam havlusu
BORSA
(Ticarette) Vasıfları belli ölçülere uyan yani standartlaştırılabilen malların örnekleri üzerinden alım satımının yapıldığı devlet kontrolü altında teşkilâtlanmış pazar yeri
BOSTAN
(Bustan) f Ağacı, çiçeği, yeşilliği çok olan yer, kokulu yer Sebze bahçesi * Kavun, karpuz
BOSTAN-I HUDÂ
f Huda'nın, Allah'ın bostanı meâlinde olup, İlâhî güzellikleri ve tecelli-i İlâhînin aksettiği yer mânâsında kullanılır "Vahidiyet mertebesi" diye de söylenmiştir
BOŞANMAK
t Eşi ile olan nikâh bağını bozmak Eşinden ayrılmak (Medeni kanun, boşama yetkisini mahkemeye bırakmıştır İslâm dini evlenmeyi Allah'ın emirleri dahilinde karşılıklı rızaya bağlı hür bir sözleşme olarak gördüğünden kadınla erkek boşanma yetkisinin kimde olacağını da kararlaştırabilirler İsterlerse mahkemeyi, isterlerse velilerini, isterlerse eşlerden birini yetkili kılabilirler Görülüyor ki, İslâm dini insanlara medeni kanundan daha çok hak ve hürriyet tanımıştır İslâmiyet evleneceklerde denkliği, (küfüv) (din ve ahlâkta denklik) şart koşar Evlendikten sonra bazı bakımlardan anlaşamamazlıklar çıkarsa karşılıklı birbirine katlanmalarını ve sabırlı olmalarını tavsiye eder Boşanma son çaredir Eğer istek erkek tarafından geliyorsa mehir denilen tazminatı kadına ödemek zorundadır Görülüyor ki, İslâmiyet, kadın haklarının korunmasını istemektedir ) (Bak: Aile)
BOŞBOĞAZ
t Yerli yersiz mutlaka bir şey söylemeden içi rahat etmiyen Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklamayan (Eşyada olan asvat, birer savt-ı vücuddur: "Ben de varım" derler O kâinat-ı sâkit birden söze başlıyor "Bizi câmid zannetme ey insân-ı boşboğaz!" S )
BOTANİK
Bitkileri inceleyen biyoloji ilmi (Bak: Biyoloji)
BOYKOT
(Boykotaj) Fr Bir şahıs veya devlete karşı alış-verişi, münasebetleri kesmek Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyla onunla her türlü ilgiyi kesme * Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama
BOYLAM
t Yer yüzünde bir yerin başlangıç dairesine olan uzaklığının açı cinsinden değeri (Bak: Tul)
BOZKIR
Yağışlı mevsimler de yeşeren ot cinsinden bitkilerin ve bazı bodur ağaçların yetişebildiği yarı kurak yer
BOZOK
Bugünkü Yozgat vilâyetimizin Osmanlılar devrindeki adı
BÖN
Budala, ahmak, saf
BRONŞ
yun Tıb: Nefes borusunun akciğerlere giden iki kolundan her birinin adı
BU'
Bir şeyi kucaklayıp çekmek
BU(Y)
f Koku, râyiha
BUAK
Şiddetli sel * Şiddetli ses, sadâ Haykırış * Birden bire, ansızın gelen yağmur
BU'BAB
Cemaat, topluluk
BUBÜRD(EK)
f Andelib, bülbül
BU'D
(C : Eb'ad) Uzaklık Baid olma * Aralık * Geo: Bir cismin uzunluk, genişlik ve derinliği
BU'D-İ MESAFE
Gidilen yolun uzaklığı
BUD
f Varlık
BUD U NEBUD
f Var-yok * Oldu-olmadı
BUDALA
Zekâca geri, salak
BU'DAN
(Baid C ) Uzaklar, ırak yerler
BUDEÎ
f (Hindistan'da) Buda Dininden olan
BUDENE
f Bıldırcın kuşu
BUDHA
Sâha Avlu, meydan
BUDU'
Can sıkılması * İdrak etme, anlama
BUG
f Elde omuzda, kucakta taşınmak üzere hazırlanmış eşya çıkını
BUGAS
Leşle beslenen kuşlar, leş yiyen kuşlar
BUGAT
(Bâgî C ) Haksızlık edenler, âsiler, serkeş kimseler
BUGRA
f Turna kuşu veya turna kuşu sürüsünün önünde uçan turna horozu
BUĞZ
Sevmeme Birisi hakkında gizli ve kalbi düşmanlık hissetme Kin, husûmet
BUH
Zeker * Nefis
BUH(E)
Erkek baykuş * Çakır doğan
BUHALA'
(Bahil C ) Tamahkârlar, cimriler
BUHAR
Suyun buğu haline gelmiş şekli * Seyyal, lâtif cisim
BUHARÎ
(Hi: 194-256) Buhâralı 600 bin hadisten seçilen 7275 hadis ile en mu'teber ve en sahih Sahih-i Buharî ismi ile anılan hadis kitabının müellifi (Bak: Kütüb-ü Sitte)(Buharî ve Müslim ki, Kur'andan sonra en sahih kitab olduklarını, ehl-i tahkik kabul etmiş M )
BUHAYRA-İ RAHİB
(Bak: Bahira)
BUHAYRE
Göl Küçük deniz
BUHBUHA
Saha Alan, orta yer
BUHHA
Boğaz kısılmak
BUHL
Bahillik, eli dar olma, cimrilik, tamahkârlık, pintilik
BUHLE
f Semizotu
BUHNUK
Kadınların başlarına örtüp iki uçlarını çenesi altına bağladıkları bez (Türkçe "destâr" derler)
BUHRAN
Sıkıntı Darlık Nöbet Kriz Hastalığın ağır zamanı * Bir işin tehlikeli ve karışık hâl alması
BUHT
Arabî ile Acemîden doğmuş develer
BUHT
f Veled, oğul, mahdum
BUHTEC
Pişmiş
BUHTER
Her şeyin esası, aslı * Kısa boylu
BUHTİYYE
Melez dişi develer
BUHTU®
f Ra'd, gök gürültüsü
BUHU
Mütevazi bir şekilde hakkını isteme
BUHUH
Ses kısıklığı
BUHUL
Tamahkârlık, cimrilik
BUHUR
Tütsü (Bak: Bahur)
BUHUR-DÂN
f Tütsülük
BUHUR
(Bahr C ) Denizler
BUJENE
f Tomurcuk * Henüz açılmamış çiçek
BUK
Düdük Boru
BUK'A
Yer parçası, ülke * Boş ve ıssız yer * Sağlam ve büyük bina * Benek leke
BUKALEMUN
f Bulunduğu yerin rengine giren, fare büyüklüğünde, böcek yiyen bir hayvan * Mc: Sık sık fikir ve kanaat veya meslek değiştiren
BUKET
Fr Çiçek demeti
BUKKARÎ
Musibet, belâ, âfet, felâket
BUKTA
Perişan, pejmurde, dağınık, dökük saçık * Cemaat, güruh, topluluk, kalabalık
BU'KUKE
İzdiham, kalabalık
BUKYA
Sonsuzluk, bâkilik, ebedilik
BULVAR
Fr Geniş ve ağaçlı cadde
BUM
f Yer, toprak, zemin, memleket, yurt * Huy, haslet, tabiat * Sürülmemiş tarla, arazi
BUM(E)
f Zool: Baykuş
BUMBAR
f Koyun ve benzeri gibi hayvanların kalın bağırsağı * İçine kıyma, pirinç vs doldurulmuş bağırsakla yapılan bir cins yemek
BUMEHEN
(Bumehin) f Deprem, zelzele, yer sarsıntısı * Koyun bağırsağı
BUN
f Nihâyet, dip * Kolay, suhûletli * Rahim * Temizlenmiş olan koyun bağırsağı
BUNDUK
Yuvarlak küçük taşlar * Yuvarlak küçük kurşun * Fındık
BUR
Hayırsız kişi * Ekine elverişli olmayan tarla
BUR
f Fıstıkî renk * Sülün * Doru at
BUR'
(Bak: Ber')
BURA
(Bak: Bevr)
BURAHA
şiddet Ezâ ve meşakkat
BURAK
Binek Cennet'e mahsus bir binek vâsıtası (Kelimenin kökü; (Berk) dir Burak'ın Hadis-i Şerife göre ta'rifi: "Merkepten büyük, katırdan küçük hacimde bir dâbbe ki; ayağını gözünün müntehasına basar " Bu ise bir berk ve elektrik sür'atini anlatır (E T sh: 3150)
BURC
Muayyen bir şekil ve sûrete benzeyen sâbit yıldız kümesi * Tek hisar kule, kale çıkıntısı * Dünyaya göre güneşin döndüğü yerin onikide bir kadarı
BURCAS
Hedef Yüksek bir yerde bulunan nişangâh
BU'RE
Çukur * Çölde çukur tarzında yapılan ocak
BURHAN
(Bak: Bürhan)
BURİYA
f Hasır
BURJUVA
Fr Orta halli olup, ne çok zengin ve ne de çok fakir olan halk Eskiden Avrupa'da köylü ve asilzade olmayıp şehirde yaşayan halka denirdi Kendi başına işi ve malı olan, ücretle çalışmayan, ferde bağlı iş hayatını güden sınıftan olan
BURJUVAZİ
Fr Burjuvaların meydana getirdiği içtimaî (sosyal) sınıf Avrupa'da burjuvazi, ticaret ve sanayi ile zenginleşti Soylular sınıfı ile mücadele ederek Fransız İhtilali ile iktidara geldi İhtilalde işçilerin, köylülerin, fakir halk tabakalarının desteğini sağladı Onlara eşitlik, hürriyet, adalet vaad etti İktidara gelince menfaatlerinin bu çalışan sınıflarınkiyle çatıştığını görerek vaadini yerine getirmedi Buna karşılık olarak işçiler arasında sosyalizm fikriyle teşkilâtlanma başladı Bu yeni hareket de yalan sözlerle köylülerin desteğini de sağlıgirsin bir tarafına  !!! Rusya'da 1917'de kanlı bir ihtilalle iktidarı ele geçirdi Burjuvaziyi ortadan kaldırdı, o da vaatlerini yerine getirmedi Burjuvazi, mülkiyeti, kişinin hakkı saydı ve kişi tahakkümünü getirdi Sosyalizm, mülkiyeti cemiyetin ortak hakkı saydı ve cemiyet adına bir azınlığın elinde bulunan devlet tahakkümünü getirdi Siyasi, hukuki bütün kuvvetleri elinde bulunduğu için devlet tahakkümü çok daha şiddetli, insafsız, zalim ve kanlı olmuştur İslâm dini mülk sahibi olarak Allah'ı kabul ettiği için kişi tahakkümünü de, devlet tahakkümünü de reddeder Bu sebeple insanlık için tek kurtuluş yolu İslâm'dır
BURKAT
Sanem, heykel, put
BURKU'
(Berku') Kadınların yüz örtüsü, peçe * Kâbe örtüsü * Yedinci kat gök
BURS
Fr Devlet veya bazı müessese yahut şahıslarca tahsil veya ilmî tetkik için gerekli masraflara kullanmak üzere verilen para
BURUC
(Burc C ) Burçlar, hisarlar, kuleler (Bak: Büruc)
BURUT
Bıyık
BURZAG
Şişmanca, etine dolgun delikanlı * Delikanlılık çağındaki neşe
BUS
f "Öpen" mânasına gelerek birleşik kelimeler yapılır Meselâ: Damen-bus $ : Etek öpen
BUSA
Bir gemi cinsi
BUSAK
Ağız suyu
BUSAT
(Bisat C ) Bisatlar, döşekler, kilimler, minderler, keçe yaygıları
BUSAYRÎ
(Şeref-üd-din) (Mi: 1213-1295) Busayr'da doğdu Meşhur Arap şair ve hattatıdır "Kaside-i Bürde" sahibidir Esas ismi "El-Kevakib-üd-Dürriyye fi Medh-i Hayrilberiyye" olan kasidesine; tutulmuş olduğu hastalıktan, rü'yasında Resûlullah'ın hırkasını (bürde) üzerine örtüp şifa bulması sebebiyle "Kaside-i Bürde" ismini vermiştir
BUSE
f Öpme
BUSE-CÂ
f Öpecek yer
BUSE-ÇİN
f Öpücük alan, öpücük toplayan
BUSE-GÂH
f Öpülecek yer
BUSENDE
f Öpen, öpücü
BUSEYLA'
Pazu dedikleri ot
BUSE-ZEN
f Öpen, öpücü
BUSİDE
f Öpülmüş
BUSİDEN
f Öpmek
BÛSİŞ
f Şapırtılı öpüş
BUSTAN
f Çiçek ve gül kokularının çok olduğu yer, bahçe
BUSTAN-BÂN
f Bahçıvan
BUSULA
Pusula
BU'SUSA
Küçük canavar
BU'SUT
Derenin ortası
BUTAKAT
(C : Bevatık) Pota dedikleri kap ki içinde maden eritirler
BUTHA
İyi huy, güzel haslet Müsbet alışkanlık
BUTHAN
Medine-i Münevvere'de bir derenin adı
BUTİN
Menazil-i Kamer'den üç yıldız
BUTLAN
Haksızlık Bâtıl olma Boş ve abes olmak Hak olmamak
BUTLAN-I HİS
Ameliyat için bir uzvun hissinin iptâli, duyarsız hâle getirilmesi
BUTM
Çitlenbik ağacı (Yemişine "habbet-ül hadar" derler )
BUTU'
Geç kalma, gecikme
BUTUL
Çürüklük, boşluk, beyhudelik
BUTULE
Çok kahraman ve bahadır olmak
BUTUN
(Batn C ) Batınlar, karınlar, kucaklar * Nesiller, soylar
BUTV
Eğlenmek, geç gelmek
BUUC
Karında olan yaralar
BUULE
Kadın eş, zevce
BUULET
Zevciyet Karıkocalık * İmtinâ ve red ve muhalefet etmek
BUUS
Sefalet Yokluk içinde olma
BUY
f Koku * Ümit, umma * Sevgi, muhabbet * Tamah * Huy Tabiat * Kısmet, pay, nasib
BUY-İ EZHAR
Çiçeklerin kokusu
BÛYA
Güzel kokulu
BÛYAHYA
Azrail (A S )
BÛYÇE
f Sarmaşık (nebat)
BÛY-DAR
f Kokulu
BUYE
Özleme, hasret
BUYİDEN
f Koklamak, koku almak
BUY-PEREST
f Av köpeği
BUYRULTU
t Sadrazam, kaptan-ı derya, vezir, beylerbeyi gibi devlet erkânının yazılı emirleri
BUZAK
Tükrük (Ağızda "buzak", ağızdan çıksa "rıyk" denir )
BUZİNE
Maymun
BUZRA
Üst dudağın ortasından dışarı taşan et parçası
|