Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...

Eski 09-10-2012   #20
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...



RE: Osmanlıca Sözlük (B Harfi) BÜAK
Yağmuru şiddetle yağan bulut

BÜ'BÜ'
Her nesnenin aslı * İzzet, kerem * Zeyrek akıllı, zarif kişi * Hâkim, seyyid * Gözbebeği * Mc: Çok kıymetli ve değerli olan şey

BÜC
f Keçi

BÜCAL
f Ateş koru * Kömür

BÜCBÛHA
Bir yerin orta kısmı Orta yer

BÜCC
Kuş yavrusu

BÜCDET
İlim, bilgi

BÜCEYR
Ashab Etba'

BÜCR
Şaşılacak, taaccüb edilecek şey * Şer, kötü, iyi olmayan

BÜCRİYY(E)
Musibet, belâ, felâket, âfet

BÜCUD
Bir yerde mukim olma, oturma İkamet

BÜCÛL
f Tıb: Topuk kemiği Aşık kemiği

BÜÇ
f Avurt Ağzın iç tarafı

BÜD
f Sâhip * Maşa

BÜDAD
Nasip, hisse, pay * Nihayet, son

BÜDAE
Her şeyin öncesi, evveli

BÜDBÜDEK
f İbibik kuşu, çavuş kuşu, hüdhüd

BÜDD
Uzaklaşma Birbirinden uzak düşme * Perâkende etmek, dağıtmak Put, sanem * Firak * Tâkat, kudret

BÜDDE
Nasib, hisse, pay * Nihayet, son

BÜDN
Yoğun gövdeli ve şişman olmak

BÜDUH
Yürümek, meşy * Esmâullahdan bir isim (Vedud mânâsına)

BÜDUR
İleri geçme, hızla geçme

BÜDÜN
(Bedene C) Kurbanlık develer

BÜDÜV
Görünür hâle gelme Aşikâr olma Zâhir hâle gelme

BÜFE
Fr İçinde sofra takımı konulan dolap * Davetlileri ağırlamak için çeşitli yiyecek ve içeceklerin hazır bulundurulduğu masa * İstasyon lokantası * Sigara, kibrit, gazete, sandviç vs satılan yer

BÜGA'
İstemek, talep etmek

BÜGAS
(C: Bügasât-Ebgıse) Ufak, küçük kuşlar

BÜGASE
Ufak kuş

BÜGEYG
Koyun * Besili erkek geyik * Semiz keçi * Bir yerin adı

BÜGUR
Düşmek, sukut

BÜGYE
İstenen ve kasdedilen şey

BÜH
Baykuşa benzer bir kuştur, ondan küçüktür Dişisine büvâhâ derler; ahmak, akılsız kimseyi ona benzetirler * Puhu

BÜHAR
Deniz balıklarından bir beyaz balık

BÜHARİSE
Altın ve gümüşten üç kıntar veya üçyüz rıtıl

BÜHAT
Bühtan edici, iftiracı

BÜHBUHA
Bir yerin ortası, orta yer

BÜHHÜT
Haramzâde, piç

BÜHLUL
Güzel yüzlü

BÜHMÂ
Dikenli ağaç

BÜHME
(C: Bühüm) Cemaat, topluluk* Leşker * Bahâdır, kahraman

BÜHR
Galip olmak * Yürümekten nefesini tez tez verip solumak

BÜHRE
Geniş yer, büyük mekân * Kesik kesik soluyuş * Dere içindeki sazlık ve çayırlık

BÜHSUL
İri gövdeli kimse

BÜHT
İftira, isnad edilen yalan * Bir seyyarenin bir günlük hareketi

BÜHTAN
İftira Birisine yalandan bir şey isnad etme Birisini suçlu gösterme * Dalgınlık * Medhûş ve mütehayyir olma

BÜHTÜR(E)
Bodur, kısa boylu

BÜHUR
Büyük emir

BÜHUR
Işıklı, nurlu, aydınlık

BÜHÜT
(Behût C) İşitenleri hayrete düşürecek kadar olan iftira ve yalanlar

BÜHÜVV
(Behv C) Misafirlere mahsus odalar * Hayvanlar için yerin altına yapılmış ahırlar

BÜJHAN
f Gıpta etme, imrenme

BÜJMEJE
f Kaya keleri, kertenkele

BÜJUL
f Aşık kemiği; topuk kemiği

BÜKÂ
Ağlama

BÜKÂ-Yİ SÜRÛR
Sevinçten dolayı akan gözyaşı

BÜKÂ-ÂLÛD
f Ağlatıcı, gözyaşı döktürücü

BÜKÂ-ENGİZ
f Ağlatıcı Gözyaşı döktürücü

BÜKÂT
Ağlayanlar

BÜKMÂ
(Ebkem C) Dilsizler Ebkemler

BÜKRE
Erken Sabah vakti

BÜKSE
Kiremit parçası * Saksı

BÜKY
Ağlayıcılar, ağlıyanlar

BÜL'A
Değirmen taşının tane dökülecek yeri

BÜLÂG
f Pınar, çeşme

BÜLÂLET
Islaklık, nemlilik, yaşlık

BÜLBÜL
(C: Belâbil) Andelib Güzel öten bir nevi kuş

BÜLBÜL-İ NÂLÂN
Ağlıyan bülbül

BÜLBÜL-İ ZÂR
İnleyen bülbül

BÜLBÜLAN
(Bülbül C) Bülbüller Andelibler

BÜLBÜLE
(C: Belâbil) Emzikli bardak

BÜLBÜLVEŞ
Bülbül gibi

BÜLCET
Genişlik, vüsat* İki kaş arasında olan açıklık

BÜLDAN
(Belde ve Beled C) Beldeler, şehirler, iller, memleketler

BÜLEGA
(Belig C) Beliğ olanlar, Belâgat sâhipleri Belâgat ilmi mütehassısları Edebiyatçılar

BÜLEHNİYE
Maişet genişliği * Gani olmak, zenginleşmek

BÜLEND
f Yüksek, büyük

BÜLEND-ÂVÂZ
f Haykırma, yüksek ses

BÜLEND-HİMMET
f İyi çalışır

BÜLENDÎ
f Yükseklik, yücelik

BÜLEND-PÂYE
f Rütbesi yüksek, pâyesi bülend olan

BÜLGA
Maaşa yetecek nesne

BÜL-GAME
f Herşeye hevesli olan

BÜLGAT
Geçinmeye kâfi gelecek kadar olan şey

BÜLHEVES
f Heves ve isteği çok, maymun iştahlı

BÜLKA
Kısa boylu * Bir kuşun adı

BÜLKUT
(C: Belâki) Bir hurma cinsi * Ot ve su olmayan harap ve boş yer * Yalan yere yemin etmek

BÜLLET
(C: Bilâl) Hurmanın ıslanıp yaş olması

BÜLS
İçine incir koyulan kilimden dokunmuş büyük çuval

BÜLSÜN
Mercimek mesabesinde hububattan bir habbe (Bâzı yerde mercimek de derler)

BÜLTEN
Fr Halka bilgi veren, özet olarak yazılmış resmi yazı * Bir müessesenin, kurumun faaliyetlerini tanıtan ve belli zaman aralıklarıyla yayınlanan mevkute

BÜLUC
Zâhir olmak, gözükmek Parlamak, ruşen olmak

BÜLUD
Mukim olmak, ikamet etmek, oturmak * Köhne olmak, eskimek * Meclise geç gelmek

BÜLUĞ
Erginlik Olgunluk Çocukluk devresini tamamlayıp ergenliğe geçiş Ergenliğe ulaşan genç, namaz kılmak ve oruç tutmak gibi farzlarla mükellef (yükümlü) olur * Yaklaşıp çatma

BÜLUH
Beceriksiz, âciz * İşe yaramama, yorgun ve bitkin olma

BÜL'UM
Gırtlak, hançere

BÜM
(C: Ebvam) Baykuş

BÜN
Meziyyet, üstünlük

BÜN
Temel, esas, kök, netice, son

BÜN-İ HİSÂR
Hisarın dibi

BÜNDAD
f Temel Binanın esası * Destek, payanda Duvar, set

BÜNDAR
f Zengin, asil ve kibirli kişi

BÜNDUKA
(C: Bünduk, Benâdik) Fındık tanesi * Kemankere taşı Küçük yuvarlak taş

BÜNİYYE
(C: Büniyyat) Her nesnenin aslı ve yaratılması, fıtrat * Sazan balığı * Meçhul yol

BÜNLAD
f Destek, payanda, duvar, set * Temel Esas, bina

BÜNN
Yemen kahvesi

BÜNUD
(Bend C) Büyük bayraklar, sancaklar

BÜNÜVVET
Evlâtlık, oğulluk

BÜNYAD
f Temel, esas Yapı, binâ

BÜNYAMİN
Yakup Aleyhisselâm'ın en küçük oğlu

BÜNYAN
Yapı Bina Duvar Esas Yapı yapmak

BÜNYAN-I KAVÎ
Sağlam bina

BÜNYAN-I MERSUS
Kaynaşmış sağlam bina Birbirine kurşunla kenetlenmiş sağlam yapı

BÜNYE
Bir şeyin vücut yapısı Vücut, beden Fıtrat * Şekil, tarz, sûret

BÜNYE-HÎZ
f Vücudu canlandıran, bünyeyi kaldıran

BÜR'
(Büru') Hastanın iyileşmeğe başlaması * Kurtulmak * Fazilette ve bilgide üstünlük (Bak: Ber')

BÜRA'
Ağaç yongası Törpüden çıkan talaş

BÜRA
Kamıştan yapılan hasır

BÜRABE
Kalem yongası, törpüden çıkan talaş

BÜRAD
Soğuk

BÜRADE
Eğeden çıkan talaş ki, "bürâde-i zeheb, bürâde-i fizza ve bürâde-i hadid" denir

BÜRAKA
Bütün gün yüzünü süsleyen kadın * Yemek sırasında bir kimseye kızıp, yemeği kimseye vermeyip yalnız yiyen kadın

BÜRAM
Kene dedikleri böcek

BÜRAYE
Yontulan ağaçtan çıkan yonga

BÜRBUR
Bulgur (Buğdaydan yapılır)

BÜRC
(C: Bürûc-Ebrac) Hisar * Yıldız

BÜRCAS
Havada ağaç başında olan nişan

BÜRCEME
(C: Berâcem) Parmak boğumu

BÜRCÜD
Arap elbiselerinden bir nevi kalın elbise

BÜRD
f Bilmece, bulmaca

BÜRDA
Tıb: Sıtma hastalığı

BÜRDBAR
f Ağırbaşlı Sabırlı, mütehammil, uysal, tahammüllü kimse

BÜRDBARÎ
f Ağırbaşlılık, sabırlılık

BÜRDE
Hırka Üstten giyilen libas, elbise

BÜRDEK
f Küçük bilmece

BÜRDÎ
Hurmanın iyisi

BÜRE
(C: Bürât-Bürâ-Bürin) Deve burnuna takılan halkalar * Bilezik gibi olan halkaların her birisi

BÜREHA
Şiddetli azab Sıkıntı

BÜREHNE
f Açık, yalın çıplak

BÜREHNE-GÎ
f Çıplaklık

BÜREHNE-SER
f Başı açık

BÜRESA'
Nâs mânâsına kullanılan bir isim

BÜREYDE BİN EL-HUSAYB EL-ESLEMÎ
Horasan diyarında en son hicri 62 veya 63 yılında vefat eden sahabedir (RA) Müslümanların ilk sancaktarıdır 177 Hadis-i Şerif nakletmiştir 14 tanesi Buharî ve Müslim'de mezkûrdur

BÜRGUR
Buzağı

BÜRGUS
(C: Beragis) Pire

BÜRHAN
Delil, hüccet, isbat vasıtası * Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas * Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet(Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar Veya bozuk hayalleri tahammül edemez Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez" diye bahaneler ile kabul etmez O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır MN)

BÜRHAN-I AKLİYYE
Akla dayanan bürhan

BÜRHAN-I ENFÜSÎ
İnsanın içinde ve hayatında görünen bürhan Nefse ve şahsa ve içe ait bürhan

BÜRHAN-I İNNÎ
Hâdiselerden kanunlarına, neticelerden sebeblerine ve eserden müessire olan delil Dumanın ateşe delil olması gibi

BÜRHAN-I KATI'
Kat'î, en sağlam ve şeksiz delil * Farsça bir lügat kitabının ismi(İşte şu Zât (ASM), şu mevcûdat Hâlikının vahdaniyetinin hakkaniyeti derecesinde hak bir bürhan-ı nâtık, bir delil-i sâdık olduğu gibi, haşrin ve saadet-i ebediyenin dahi bir bürhan-ı kâtıı, bir delil-i sâtııdır S)

BÜRHAN-I LİMMÎ
Kanunlardan hâdiselerine, sebeblerden neticelerine ve müessirden esere olan istidlâl Yani eseri meydana getirenden esere olan delil Kablî delil Ateşin dumana delil olması gibi(Kelime-i şehâdetin iki kelâmı birbirine şahiddir Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir, ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir M) (Bak: Limmî)

BÜRHAN-I MANTIKÎ
Kesin kaziyelerden teşkil ettirilen kıyasa, bürhana denir

BÜRHAN-I NÂTIK
Konuşan bürhan Mecaz olarak Peygamberimiz Hz Muhammed (ASM) kastedilir ki; bütün hakikatları isbat ve izhar etmiştir

BÜRHAN-I NÜBÜVVET
Peygamberliğin hak olduğunu isbat eden bürhan ve delil (Bürhan-ı risalet de aynı mânâdadır)

BÜRHAN-I RİSALET
(Bak: Bürhan-ı nübüvvet)

BÜRHAN-I SÂTI'
Aşikâr, şeksiz ve şüphesiz, parlak delil (Bak: Sâtı')

BÜRHAN-ÜT TEMÂNÜ'
İstiklâliyet, ulûhiyetin zâtî bir hassası ve zaruri bir lâzımı olduğuna dair ve şirkin butlanını isbat eden delil ki; eşyanın yaradılışı müteaddit ellere ve esbaba verilse, âlemdeki nizam bozulup karışıklıklar çıkacağını gösterir, isbat eder

BÜRHE
Zaman, an, müddet

BÜRHİN
Zahmet, güçlük, zorluk

BÜRHUN
f Duvar Kemer * Çember, daire * Hâne, ev ve kale kapısı * Mâni, engel, çit Avlu

BÜRİD
Oniki mil

BÜRİDE
f Kesilmiş,

BÜRİDE-SER
f Başı kesik

BÜRİN
f Dilim (Daha çok meyveler için kullanılır)

BÜRKA
(C: Birak) Taşlık yer

BÜRKA'
Kadınların örtündükleri yaşmak, peçe

BÜRKAN
Yanardağ, volkan, lavlar saçan dağ

BÜRKE
Martı * Kurbağa * Havuz * Küçük göl

BÜRME
(C: Birem-Birâm) Çömlek yapımında kullanılan yumuşak taş * Çömlek * Baş örtüsü

BÜRNA(H)
f Yiğit, delikanlı, genç

BÜRNAK
f Delikanlı, yiğit, genç

BÜRNÜS
(C: Berânis) Bir uzun takke (İbtidâ-i İslâm'da ruhbanlar giyerlerdi)

BÜROKRASİ
Fr Hükûmet dairelerinde aşırı kırtasiyecilik, muamele çokluğu İşlerin yürütülmesinde şekilciliğin ve idarî işlemlerin ağır basması hâli Devlet görevlilerinden meydana gelen zümre veya sınıf Memurlar sınıfı Bürokrasi, her çeşit rejimde tahakküm vasıtası olmaktadır Oysa İslâmiyet'te devlet makamları tahakküm değil, hizmet makamıdır Devlet görevlileri müslüman halkın hizmetindedir, kendileri saygı beklemez, saygılı davranır Kimseye tahakküm edemez Çünkü Allah'ın emirlerine uymak zorundadır Hazreti Ömer (RA), devlet başkanı olunca "Allah'ın emirlerinin dışına çıkarsam, beni kılıçlarınızla doğrultun" demekle bunun örneğini vermiştir Zulüm ve tahakkümü kaldırarak adaleti getirmiştir Gerçek adalet ve hürriyet ancak İslâm'da vardır

BÜROKRAT
Fr Memur sınıfından olan * Devlet işlerinde muamelelerde şekle aşırı ehemmiyet veren

BÜRR
Buğday

BÜRRAN
f Keskin, kesici

BÜRS
Ardıç ağacının meyvesi

BÜRSAN
f Ejderha, büyük yılan

BÜRSUTE
Tehlikeli yer

BÜRSÜN
(C: Berâsin) İnsan eli * Vahşi hayvanların pençesi * Develere vurulan bir nevi damga

BÜRT
Nebat şekeri Zelil, aşağılık kimse * Balta

BÜRTULE
(C: Bürtul) Kalpak dedikleri keçe takke * Rüşvet

BÜRU'
Fazilet, ilim ve iyilikte benzerlerine olan üstünlük * (Hasta) iyiliğe yüz tutma

BÜRUC
(Burc C) Burç, aslında âşikar şey mânasına gelir Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek köşk mânasına da kullanılmıştır * Bunlara teşbihen veya zuhur mânâsıyla semâdaki bir kısım yıldızlara veya bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekillere ve farazi suretlere burc denilmiştir Bilindiği gibi yıldız kümelerini felekiyatçılar muayyen bâzı suretlere benzeterek her mevsim ve ayda göründükleri şekillere göre isimlendirmişlerdirBunların altısı şimal (kuzey) altısı cenub (güney) cihetinde olarak oniki burç kabul edilmiştir Bu burçların bulundukları sahaya da mıntıkat-ül burûc ismi verilmiştir Burçların isimleri Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretan, Esed, Sünbüle, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delv ve Hut'tur

BÜRUC SURESİ
Kur'an-ı Kerim'in 85 suresi olup Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur

BÜRÛD
Berd, soğuk * İşten soğuma, bıkma

BÜRUDET
Soğukluk Soğuk olmak Hararetsizlik * Mc: Münasebetteki soğukluk Münaferet Muhasama

BÜRUDET-İ MUAMELE
Yapılan muamelenin soğukluğu

BÜRUFE
f Mendil * Sarık * Kuşak, bel kuşağı Forma

BÜRUK
Bir şeyin şakıması, parlaması * (Berk C) Berkler, şimşekler

BÜRUK
Un helvası, undan yapılan bir nevi helva * Büyük oğlu varken evlenen kadın * Deve çökmek (mânâsına mastardır)

BÜR'UM
Açılmamış gonca çiçek

BÜR'ÛME
(C: Bür'um - Berâim) Açılmamış tomurcuk gonca çiçek* Gül gılafı

BÜRUZ
Zâhir olma, belirme, meydana çıkma Çıkmak

BÜRZEA
(C: Berâzi) Yuna dedikleri keçe ki, eyer altına koyarlar, teğelti de derler

BÜRZU'
Dolu, dolmuş, mümteli

BÜ'S
Güçlük, zorluk * Fakirlik

BÜSAK
Tükürmek

BÜSED
Kırmızı boncuk * Mercan

BÜSLE
Efsuncuya verilen ücret

BÜSLET
Nam, şöhret, ün, şan

BÜSRE
Herşeyin ucu ve başı * Herşeyin tâzesi * Genç kız veya oğlan * Hurma koruğu * Biraz büyümüş olan ekşi ot

BÜSSED
Mercan taşı

BÜSTAH
f Edebsiz, küstah, utanmaz

BÜSTE
f Fındık

BÜSTÛKA
(C: Besâtik) Küçük küp Küpçük

BÜSUK
Bir kimsenin, akranına üstün olması * Ağacın uzaması * Uzunluk

BÜSUL
Beddua, lânet

BÜSUT
Cömertlik, civanmertlik El açıklığı

BÜSÛTA
Genişlik * Tekellüfsüzlük

BÜŞ
f At yelesi * Kahkül * Noksan, eksik

BÜŞİY
Fakir ve evlâdı çok olan kimse

BÜŞRA
Müjde Sevinçli, hayırlı haber * İncil'in bir ismi

BÜT
f Put, heykel Sanem

BÜTÇE
Fr Devletin veya diğer kuruluşların yıllık gelir ve giderlerini (sarfiyat ve varidatlarını) gösteren ve bunlarla ilgili harcamaları tayin eden hesap işleri

BÜTEKA
(C: Bevâtık) Pota dedikleri âlettir ve kuyumcular içinde altın ve gümüş eritirler

BÜTEYRA
Sonunda evlâdı kalmayan * Vitir namazını bir rekat kılmak * Şems, güneş * Sabah

BÜTLAL
f şaşa kalan, hayret eden, hayran olan

BÜTPEREST
f Putu mâbut ittihaz eden Heykellere ibâdet eden (Bak: Putperest)

BÜTŞİKEN
f Put kıran

BÜTU'
Uzaklaşma * Kesilme

BÜTUL
Bâtıl olmak

BÜTUN
(Batn C) Batınlar, karınlar, kucaklar * Soylar, nesiller

BÜÜRE
Çukur kazmak * Çukur

BÜVAN
(C: Ebvine) Çadır direği, direk

BÜYU'
(Bey' C) Satışlar Satın almalar

BÜYUD
Yok olma, hiç olma, in'idam

BÜYUN
Geniş ve derin kuyu * Mıntıkalar, bölgeler, yerler

BÜYÛT
(Beyt C) Beytler, evler

BÜYÛTÂT
(Büyût C) Asilzâde aileleri * Asil kimseler, soylu kişiler * Ev kümeleri

BÜYÛZ
(Beyz C) Yumurtalar

BÜYÜ
Cin gibi manevî varlıklar aracılığı ile insan veya başka varlıklar üzerinde etki meydana getirme işi Dinimiz büyücülerin şerrinden, kötülüklerinden Allah'a sığınmamızı emreder Müslüman büyücülük yapmaz

BÜYÜKLENMEK
t Kendini büyük görmek, büyüklük taslamak (Kötü huylardan biridir, günahtır)

BÜZ
f Keçi

BÜZ
Harap yer* Fâsid nesne * Helâk

BÜZA'
Kibar, zarif

BÜZAA
Kibarlık, incelik, zerafet

BÜZAK
Salye, tükrük

BÜZARE
Üst dudakta fazlalık olarak sarkık deri olması

BÜZ-BAN
f Keçi çobanı

BÜZBÛN
Altıda bir, südüs

BÜZGALE
f Keçi yavrusu, oğlak

BÜZİÇE
f Oğlak Küçük, yavru keçi

BÜZM
Kesin karar ve tahammül * Sertlik, kuvvet * Doğru rey

BÜZR
Herkesin sözünü dinleyen Dinleyici

BÜZÛ'
Doğmak, tulû' etmek

BÜZUL
Yarılmak, inşikak

BÜZUR
(Bezr C) Tohumlar, çekirdekler

BÜZUZET
Perişanlık, kıyafetsizlik, pejmürdelik, bezazet

BÜZÛZET-İ HÂL
Kıyafet pejmürdeliği, hâl perişanlığı

BÜZÜRG
(C: Büzürgân) f Cesim, kebir, azîm, büyük, ulu * Reis, baş, başkan, şef * Türk musikisinde bir mürekkep makamın adı

BÜZÜRGÂN
(Büzürg C) Büyükler, azimler, cesimler, ulular

BÜZÜRGÂNE
f Büyük, ulu bir kimseye yakışacak sûrette

BÜZÜRGÎ
f Azîm olmak Büyüklük Ululuk

BÜZÜRGMENİŞ
f Yüksek fikirli, fikirleri değerli olan

BÜZÜRG-SAL
f İhtiyar, yaşlı

BÜZÜRG-VAR
f Büyük, saygıdeğer, ulu (kimse)

BÜZZAKA
Kabuksuz sümüklü böcek

Alıntı Yaparak Cevapla