|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (B Harfi) Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (B Harfi) BÜAK
Yağmuru şiddetle yağan bulut
BÜ'BÜ'
Her nesnenin aslı * İzzet, kerem * Zeyrek akıllı, zarif kişi * Hâkim, seyyid * Gözbebeği * Mc: Çok kıymetli ve değerli olan şey
BÜC
f Keçi
BÜCAL
f Ateş koru * Kömür
BÜCBÛHA
Bir yerin orta kısmı Orta yer
BÜCC
Kuş yavrusu
BÜCDET
İlim, bilgi
BÜCEYR
Ashab Etba'
BÜCR
Şaşılacak, taaccüb edilecek şey * Şer, kötü, iyi olmayan
BÜCRİYY(E)
Musibet, belâ, felâket, âfet
BÜCUD
Bir yerde mukim olma, oturma İkamet
BÜCÛL
f Tıb: Topuk kemiği Aşık kemiği
BÜÇ
f Avurt Ağzın iç tarafı
BÜD
f Sâhip * Maşa
BÜDAD
Nasip, hisse, pay * Nihayet, son
BÜDAE
Her şeyin öncesi, evveli
BÜDBÜDEK
f İbibik kuşu, çavuş kuşu, hüdhüd
BÜDD
Uzaklaşma Birbirinden uzak düşme * Perâkende etmek, dağıtmak Put, sanem * Firak * Tâkat, kudret
BÜDDE
Nasib, hisse, pay * Nihayet, son
BÜDN
Yoğun gövdeli ve şişman olmak
BÜDUH
Yürümek, meşy * Esmâullahdan bir isim (Vedud mânâsına)
BÜDUR
İleri geçme, hızla geçme
BÜDÜN
(Bedene C ) Kurbanlık develer
BÜDÜV
Görünür hâle gelme Aşikâr olma Zâhir hâle gelme
BÜFE
Fr İçinde sofra takımı konulan dolap * Davetlileri ağırlamak için çeşitli yiyecek ve içeceklerin hazır bulundurulduğu masa * İstasyon lokantası * Sigara, kibrit, gazete, sandviç v s satılan yer
BÜGA'
İstemek, talep etmek
BÜGAS
(C : Bügasât-Ebgıse) Ufak, küçük kuşlar
BÜGASE
Ufak kuş
BÜGEYG
Koyun * Besili erkek geyik * Semiz keçi * Bir yerin adı
BÜGUR
Düşmek, sukut
BÜGYE
İstenen ve kasdedilen şey
BÜH
Baykuşa benzer bir kuştur, ondan küçüktür Dişisine büvâhâ derler; ahmak, akılsız kimseyi ona benzetirler * Puhu
BÜHAR
Deniz balıklarından bir beyaz balık
BÜHARİSE
Altın ve gümüşten üç kıntar veya üçyüz rıtıl
BÜHAT
Bühtan edici, iftiracı
BÜHBUHA
Bir yerin ortası, orta yer
BÜHHÜT
Haramzâde, piç
BÜHLUL
Güzel yüzlü
BÜHMÂ
Dikenli ağaç
BÜHME
(C : Bühüm) Cemaat, topluluk * Leşker * Bahâdır, kahraman
BÜHR
Galip olmak * Yürümekten nefesini tez tez verip solumak
BÜHRE
Geniş yer, büyük mekân * Kesik kesik soluyuş * Dere içindeki sazlık ve çayırlık
BÜHSUL
İri gövdeli kimse
BÜHT
İftira, isnad edilen yalan * Bir seyyarenin bir günlük hareketi
BÜHTAN
İftira Birisine yalandan bir şey isnad etme Birisini suçlu gösterme * Dalgınlık * Medhûş ve mütehayyir olma
BÜHTÜR(E)
Bodur, kısa boylu
BÜHUR
Büyük emir
BÜHUR
Işıklı, nurlu, aydınlık
BÜHÜT
(Behût C ) İşitenleri hayrete düşürecek kadar olan iftira ve yalanlar
BÜHÜVV
(Behv C ) Misafirlere mahsus odalar * Hayvanlar için yerin altına yapılmış ahırlar
BÜJHAN
f Gıpta etme, imrenme
BÜJMEJE
f Kaya keleri, kertenkele
BÜJUL
f Aşık kemiği; topuk kemiği
BÜKÂ
Ağlama
BÜKÂ-Yİ SÜRÛR
Sevinçten dolayı akan gözyaşı
BÜKÂ-ÂLÛD
f Ağlatıcı, gözyaşı döktürücü
BÜKÂ-ENGİZ
f Ağlatıcı Gözyaşı döktürücü
BÜKÂT
Ağlayanlar
BÜKMÂ
(Ebkem C ) Dilsizler Ebkemler
BÜKRE
Erken Sabah vakti
BÜKSE
Kiremit parçası * Saksı
BÜKY
Ağlayıcılar, ağlıyanlar
BÜL'A
Değirmen taşının tane dökülecek yeri
BÜLÂG
f Pınar, çeşme
BÜLÂLET
Islaklık, nemlilik, yaşlık
BÜLBÜL
(C: Belâbil) Andelib Güzel öten bir nevi kuş
BÜLBÜL-İ NÂLÂN
Ağlıyan bülbül
BÜLBÜL-İ ZÂR
İnleyen bülbül
BÜLBÜLAN
(Bülbül C ) Bülbüller Andelibler
BÜLBÜLE
(C : Belâbil) Emzikli bardak
BÜLBÜLVEŞ
Bülbül gibi
BÜLCET
Genişlik, vüsat * İki kaş arasında olan açıklık
BÜLDAN
(Belde ve Beled C ) Beldeler, şehirler, iller, memleketler
BÜLEGA
(Belig C ) Beliğ olanlar, Belâgat sâhipleri Belâgat ilmi mütehassısları Edebiyatçılar
BÜLEHNİYE
Maişet genişliği * Gani olmak, zenginleşmek
BÜLEND
f Yüksek, büyük
BÜLEND-ÂVÂZ
f Haykırma, yüksek ses
BÜLEND-HİMMET
f İyi çalışır
BÜLENDÎ
f Yükseklik, yücelik
BÜLEND-PÂYE
f Rütbesi yüksek, pâyesi bülend olan
BÜLGA
Maaşa yetecek nesne
BÜL-GAME
f Herşeye hevesli olan
BÜLGAT
Geçinmeye kâfi gelecek kadar olan şey
BÜLHEVES
f Heves ve isteği çok, maymun iştahlı
BÜLKA
Kısa boylu * Bir kuşun adı
BÜLKUT
(C : Belâki) Bir hurma cinsi * Ot ve su olmayan harap ve boş yer * Yalan yere yemin etmek
BÜLLET
(C : Bilâl) Hurmanın ıslanıp yaş olması
BÜLS
İçine incir koyulan kilimden dokunmuş büyük çuval
BÜLSÜN
Mercimek mesabesinde hububattan bir habbe (Bâzı yerde mercimek de derler )
BÜLTEN
Fr Halka bilgi veren, özet olarak yazılmış resmi yazı * Bir müessesenin, kurumun faaliyetlerini tanıtan ve belli zaman aralıklarıyla yayınlanan mevkute
BÜLUC
Zâhir olmak, gözükmek Parlamak, ruşen olmak
BÜLUD
Mukim olmak, ikamet etmek, oturmak * Köhne olmak, eskimek * Meclise geç gelmek
BÜLUĞ
Erginlik Olgunluk Çocukluk devresini tamamlayıp ergenliğe geçiş Ergenliğe ulaşan genç, namaz kılmak ve oruç tutmak gibi farzlarla mükellef (yükümlü) olur * Yaklaşıp çatma
BÜLUH
Beceriksiz, âciz * İşe yaramama, yorgun ve bitkin olma
BÜL'UM
Gırtlak, hançere
BÜM
(C : Ebvam) Baykuş
BÜN
Meziyyet, üstünlük
BÜN
Temel, esas, kök, netice, son
BÜN-İ HİSÂR
Hisarın dibi
BÜNDAD
f Temel Binanın esası * Destek, payanda Duvar, set
BÜNDAR
f Zengin, asil ve kibirli kişi
BÜNDUKA
(C : Bünduk, Benâdik) Fındık tanesi * Kemankere taşı Küçük yuvarlak taş
BÜNİYYE
(C : Büniyyat) Her nesnenin aslı ve yaratılması, fıtrat * Sazan balığı * Meçhul yol
BÜNLAD
f Destek, payanda, duvar, set * Temel Esas, bina
BÜNN
Yemen kahvesi
BÜNUD
(Bend C ) Büyük bayraklar, sancaklar
BÜNÜVVET
Evlâtlık, oğulluk
BÜNYAD
f Temel, esas Yapı, binâ
BÜNYAMİN
Yakup Aleyhisselâm'ın en küçük oğlu
BÜNYAN
Yapı Bina Duvar Esas Yapı yapmak
BÜNYAN-I KAVÎ
Sağlam bina
BÜNYAN-I MERSUS
Kaynaşmış sağlam bina Birbirine kurşunla kenetlenmiş sağlam yapı
BÜNYE
Bir şeyin vücut yapısı Vücut, beden Fıtrat * Şekil, tarz, sûret
BÜNYE-HÎZ
f Vücudu canlandıran, bünyeyi kaldıran
BÜR'
(Büru') Hastanın iyileşmeğe başlaması * Kurtulmak * Fazilette ve bilgide üstünlük (Bak: Ber')
BÜRA'
Ağaç yongası Törpüden çıkan talaş
BÜRA
Kamıştan yapılan hasır
BÜRABE
Kalem yongası, törpüden çıkan talaş
BÜRAD
Soğuk
BÜRADE
Eğeden çıkan talaş ki, "bürâde-i zeheb, bürâde-i fizza ve bürâde-i hadid" denir
BÜRAKA
Bütün gün yüzünü süsleyen kadın * Yemek sırasında bir kimseye kızıp, yemeği kimseye vermeyip yalnız yiyen kadın
BÜRAM
Kene dedikleri böcek
BÜRAYE
Yontulan ağaçtan çıkan yonga
BÜRBUR
Bulgur (Buğdaydan yapılır )
BÜRC
(C : Bürûc-Ebrac) Hisar * Yıldız
BÜRCAS
Havada ağaç başında olan nişan
BÜRCEME
(C: Berâcem) Parmak boğumu
BÜRCÜD
Arap elbiselerinden bir nevi kalın elbise
BÜRD
f Bilmece, bulmaca
BÜRDA
Tıb: Sıtma hastalığı
BÜRDBAR
f Ağırbaşlı Sabırlı, mütehammil, uysal, tahammüllü kimse
BÜRDBARÎ
f Ağırbaşlılık, sabırlılık
BÜRDE
Hırka Üstten giyilen libas, elbise
BÜRDEK
f Küçük bilmece
BÜRDÎ
Hurmanın iyisi
BÜRE
(C : Bürât-Bürâ-Bürin) Deve burnuna takılan halkalar * Bilezik gibi olan halkaların her birisi
BÜREHA
Şiddetli azab Sıkıntı
BÜREHNE
f Açık, yalın çıplak
BÜREHNE-GÎ
f Çıplaklık
BÜREHNE-SER
f Başı açık
BÜRESA'
Nâs mânâsına kullanılan bir isim
BÜREYDE BİN EL-HUSAYB EL-ESLEMÎ
Horasan diyarında en son hicri 62 veya 63 yılında vefat eden sahabedir (R A ) Müslümanların ilk sancaktarıdır 177 Hadis-i Şerif nakletmiştir 14 tanesi Buharî ve Müslim'de mezkûrdur
BÜRGUR
Buzağı
BÜRGUS
(C : Beragis) Pire
BÜRHAN
Delil, hüccet, isbat vasıtası * Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas * Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet (Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar Veya bozuk hayalleri tahammül edemez Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez " diye bahaneler ile kabul etmez O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır M N )
BÜRHAN-I AKLİYYE
Akla dayanan bürhan
BÜRHAN-I ENFÜSÎ
İnsanın içinde ve hayatında görünen bürhan Nefse ve şahsa ve içe ait bürhan
BÜRHAN-I İNNÎ
Hâdiselerden kanunlarına, neticelerden sebeblerine ve eserden müessire olan delil Dumanın ateşe delil olması gibi
BÜRHAN-I KATI'
Kat'î, en sağlam ve şeksiz delil * Farsça bir lügat kitabının ismi (İşte şu Zât (A S M ), şu mevcûdat Hâlikının vahdaniyetinin hakkaniyeti derecesinde hak bir bürhan-ı nâtık, bir delil-i sâdık olduğu gibi, haşrin ve saadet-i ebediyenin dahi bir bürhan-ı kâtıı, bir delil-i sâtııdır S )
BÜRHAN-I LİMMÎ
Kanunlardan hâdiselerine, sebeblerden neticelerine ve müessirden esere olan istidlâl Yani eseri meydana getirenden esere olan delil Kablî delil Ateşin dumana delil olması gibi (Kelime-i şehâdetin iki kelâmı birbirine şahiddir Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir, ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir M ) (Bak: Limmî)
BÜRHAN-I MANTIKÎ
Kesin kaziyelerden teşkil ettirilen kıyasa, bürhana denir
BÜRHAN-I NÂTIK
Konuşan bürhan Mecaz olarak Peygamberimiz Hz Muhammed (A S M) kastedilir ki; bütün hakikatları isbat ve izhar etmiştir
BÜRHAN-I NÜBÜVVET
Peygamberliğin hak olduğunu isbat eden bürhan ve delil (Bürhan-ı risalet de aynı mânâdadır )
BÜRHAN-I RİSALET
(Bak: Bürhan-ı nübüvvet)
BÜRHAN-I SÂTI'
Aşikâr, şeksiz ve şüphesiz, parlak delil (Bak: Sâtı')
BÜRHAN-ÜT TEMÂNÜ'
İstiklâliyet, ulûhiyetin zâtî bir hassası ve zaruri bir lâzımı olduğuna dair ve şirkin butlanını isbat eden delil ki; eşyanın yaradılışı müteaddit ellere ve esbaba verilse, âlemdeki nizam bozulup karışıklıklar çıkacağını gösterir, isbat eder
BÜRHE
Zaman, an, müddet
BÜRHİN
Zahmet, güçlük, zorluk
BÜRHUN
f Duvar Kemer * Çember, daire * Hâne, ev ve kale kapısı * Mâni, engel, çit Avlu
BÜRİD
Oniki mil
BÜRİDE
f Kesilmiş ,
BÜRİDE-SER
f Başı kesik
BÜRİN
f Dilim (Daha çok meyveler için kullanılır )
BÜRKA
(C : Birak) Taşlık yer
BÜRKA'
Kadınların örtündükleri yaşmak, peçe
BÜRKAN
Yanardağ, volkan, lavlar saçan dağ
BÜRKE
Martı * Kurbağa * Havuz * Küçük göl
BÜRME
(C : Birem-Birâm) Çömlek yapımında kullanılan yumuşak taş * Çömlek * Baş örtüsü
BÜRNA(H)
f Yiğit, delikanlı, genç
BÜRNAK
f Delikanlı, yiğit, genç
BÜRNÜS
(C : Berânis) Bir uzun takke (İbtidâ-i İslâm'da ruhbanlar giyerlerdi )
BÜROKRASİ
Fr Hükûmet dairelerinde aşırı kırtasiyecilik, muamele çokluğu İşlerin yürütülmesinde şekilciliğin ve idarî işlemlerin ağır basması hâli Devlet görevlilerinden meydana gelen zümre veya sınıf Memurlar sınıfı Bürokrasi, her çeşit rejimde tahakküm vasıtası olmaktadır Oysa İslâmiyet'te devlet makamları tahakküm değil, hizmet makamıdır Devlet görevlileri müslüman halkın hizmetindedir, kendileri saygı beklemez, saygılı davranır Kimseye tahakküm edemez Çünkü Allah'ın emirlerine uymak zorundadır Hazreti Ömer (RA), devlet başkanı olunca "Allah'ın emirlerinin dışına çıkarsam, beni kılıçlarınızla doğrultun" demekle bunun örneğini vermiştir Zulüm ve tahakkümü kaldırarak adaleti getirmiştir Gerçek adalet ve hürriyet ancak İslâm'da vardır
BÜROKRAT
Fr Memur sınıfından olan * Devlet işlerinde muamelelerde şekle aşırı ehemmiyet veren
BÜRR
Buğday
BÜRRAN
f Keskin, kesici
BÜRS
Ardıç ağacının meyvesi
BÜRSAN
f Ejderha, büyük yılan
BÜRSUTE
Tehlikeli yer
BÜRSÜN
(C : Berâsin) İnsan eli * Vahşi hayvanların pençesi * Develere vurulan bir nevi damga
BÜRT
Nebat şekeri Zelil, aşağılık kimse * Balta
BÜRTULE
(C : Bürtul) Kalpak dedikleri keçe takke * Rüşvet
BÜRU'
Fazilet, ilim ve iyilikte benzerlerine olan üstünlük * (Hasta) iyiliğe yüz tutma
BÜRUC
(Burc C ) Burç, aslında âşikar şey mânasına gelir Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek köşk mânasına da kullanılmıştır * Bunlara teşbihen veya zuhur mânâsıyla semâdaki bir kısım yıldızlara veya bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekillere ve farazi suretlere burc denilmiştir Bilindiği gibi yıldız kümelerini felekiyatçılar muayyen bâzı suretlere benzeterek her mevsim ve ayda göründükleri şekillere göre isimlendirmişlerdir Bunların altısı şimal (kuzey) altısı cenub (güney) cihetinde olarak oniki burç kabul edilmiştir Bu burçların bulundukları sahaya da mıntıkat-ül burûc ismi verilmiştir Burçların isimleri Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretan, Esed, Sünbüle, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delv ve Hut'tur
BÜRUC SURESİ
Kur'an-ı Kerim'in 85 suresi olup Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur
BÜRÛD
Berd, soğuk * İşten soğuma, bıkma
BÜRUDET
Soğukluk Soğuk olmak Hararetsizlik * Mc: Münasebetteki soğukluk Münaferet Muhasama
BÜRUDET-İ MUAMELE
Yapılan muamelenin soğukluğu
BÜRUFE
f Mendil * Sarık * Kuşak, bel kuşağı Forma
BÜRUK
Bir şeyin şakıması, parlaması * (Berk C ) Berkler, şimşekler
BÜRUK
Un helvası, undan yapılan bir nevi helva * Büyük oğlu varken evlenen kadın * Deve çökmek (mânâsına mastardır )
BÜR'UM
Açılmamış gonca çiçek
BÜR'ÛME
(C : Bür'um - Berâim) Açılmamış tomurcuk gonca çiçek * Gül gılafı
BÜRUZ
Zâhir olma, belirme, meydana çıkma Çıkmak
BÜRZEA
(C : Berâzi) Yuna dedikleri keçe ki, eyer altına koyarlar, teğelti de derler
BÜRZU'
Dolu, dolmuş, mümteli
BÜ'S
Güçlük, zorluk * Fakirlik
BÜSAK
Tükürmek
BÜSED
Kırmızı boncuk * Mercan
BÜSLE
Efsuncuya verilen ücret
BÜSLET
Nam, şöhret, ün, şan
BÜSRE
Herşeyin ucu ve başı * Herşeyin tâzesi * Genç kız veya oğlan * Hurma koruğu * Biraz büyümüş olan ekşi ot
BÜSSED
Mercan taşı
BÜSTAH
f Edebsiz, küstah, utanmaz
BÜSTE
f Fındık
BÜSTÛKA
(C : Besâtik) Küçük küp Küpçük
BÜSUK
Bir kimsenin, akranına üstün olması * Ağacın uzaması * Uzunluk
BÜSUL
Beddua, lânet
BÜSUT
Cömertlik, civanmertlik El açıklığı
BÜSÛTA
Genişlik * Tekellüfsüzlük
BÜŞ
f At yelesi * Kahkül * Noksan, eksik
BÜŞİY
Fakir ve evlâdı çok olan kimse
BÜŞRA
Müjde Sevinçli, hayırlı haber * İncil'in bir ismi
BÜT
f Put, heykel Sanem
BÜTÇE
Fr Devletin veya diğer kuruluşların yıllık gelir ve giderlerini (sarfiyat ve varidatlarını) gösteren ve bunlarla ilgili harcamaları tayin eden hesap işleri
BÜTEKA
(C : Bevâtık) Pota dedikleri âlettir ve kuyumcular içinde altın ve gümüş eritirler
BÜTEYRA
Sonunda evlâdı kalmayan * Vitir namazını bir rekat kılmak * Şems, güneş * Sabah
BÜTLAL
f şaşa kalan, hayret eden, hayran olan
BÜTPEREST
f Putu mâbut ittihaz eden Heykellere ibâdet eden (Bak: Putperest)
BÜTŞİKEN
f Put kıran
BÜTU'
Uzaklaşma * Kesilme
BÜTUL
Bâtıl olmak
BÜTUN
(Batn C ) Batınlar, karınlar, kucaklar * Soylar, nesiller
BÜÜRE
Çukur kazmak * Çukur
BÜVAN
(C: Ebvine) Çadır direği, direk
BÜYU'
(Bey' C ) Satışlar Satın almalar
BÜYUD
Yok olma, hiç olma, in'idam
BÜYUN
Geniş ve derin kuyu * Mıntıkalar, bölgeler, yerler
BÜYÛT
(Beyt C ) Beytler, evler
BÜYÛTÂT
(Büyût C ) Asilzâde aileleri * Asil kimseler, soylu kişiler * Ev kümeleri
BÜYÛZ
(Beyz C ) Yumurtalar
BÜYÜ
Cin gibi manevî varlıklar aracılığı ile insan veya başka varlıklar üzerinde etki meydana getirme işi Dinimiz büyücülerin şerrinden, kötülüklerinden Allah'a sığınmamızı emreder Müslüman büyücülük yapmaz
BÜYÜKLENMEK
t Kendini büyük görmek, büyüklük taslamak (Kötü huylardan biridir, günahtır )
BÜZ
f Keçi
BÜZ
Harap yer * Fâsid nesne * Helâk
BÜZA'
Kibar, zarif
BÜZAA
Kibarlık, incelik, zerafet
BÜZAK
Salye, tükrük
BÜZARE
Üst dudakta fazlalık olarak sarkık deri olması
BÜZ-BAN
f Keçi çobanı
BÜZBÛN
Altıda bir, südüs
BÜZGALE
f Keçi yavrusu, oğlak
BÜZİÇE
f Oğlak Küçük, yavru keçi
BÜZM
Kesin karar ve tahammül * Sertlik, kuvvet * Doğru rey
BÜZR
Herkesin sözünü dinleyen Dinleyici
BÜZÛ'
Doğmak, tulû' etmek
BÜZUL
Yarılmak, inşikak
BÜZUR
(Bezr C ) Tohumlar, çekirdekler
BÜZUZET
Perişanlık, kıyafetsizlik, pejmürdelik, bezazet
BÜZÛZET-İ HÂL
Kıyafet pejmürdeliği, hâl perişanlığı
BÜZÜRG
(C : Büzürgân) f Cesim, kebir, azîm, büyük, ulu * Reis, baş, başkan, şef * Türk musikisinde bir mürekkep makamın adı
BÜZÜRGÂN
(Büzürg C ) Büyükler, azimler, cesimler, ulular
BÜZÜRGÂNE
f Büyük, ulu bir kimseye yakışacak sûrette
BÜZÜRGÎ
f Azîm olmak Büyüklük Ululuk
BÜZÜRGMENİŞ
f Yüksek fikirli, fikirleri değerli olan
BÜZÜRG-SAL
f İhtiyar, yaşlı
BÜZÜRG-VAR
f Büyük, saygıdeğer, ulu (kimse)
BÜZZAKA
Kabuksuz sümüklü böcek
|