|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (T Harfi)-Osmanlıca Sözlük (T Harfi)Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (T Harfi) TEKRAREN Defalarca, tekrarlanarak
TEKRİH Nefret ettirmek Çirkin göstermek
TEKRİM Hürmet ve tazim göstermek ve görmek Saygı göstermek, lütuf ve kerem icrasında bulunmak
TEKRİMEN Hürmet göstererek, tazim ederek
TEKRİR Tekrar etme, bir daha yapma, söyleme, tekrarlama * Edb: Sözün tesirini kuvvetlendirmek için bir sözü bile bile tekrar etme san'atı * Tecvidde: Harf okunduğu zaman dilin sürçmesine denir Râ harfine âid olan bir sıfattır Buna mükerrir harfi de denir
TEKRİYE Düşman yapmak
TEKSİB (Kesb den) Kazandırma
TEKSİF (Kesâfet den) Sıklaştırma, koyulaştırma, yığma, toplama
TEKSİF Parça parça etmek
TEKSİR (C : Teksirât) Çoğaltmak, artırmak, çoğaltılmak
TEKSİR (Kesr den) Çok kırma Parçalama
TEKSTİL Fr Dokuma * Dokumacılık
TEKŞİF (Keşf den) İyice açma
TEKTİB Askeri bölük bölük etmek, bölüklere ayırmak * (Ketebe den) Yazdırma
TEKTİM Örtmek
TEKVİF Kûfe'ye varmak
TEKVİN Var etmek Meydana getirmek Yaratmak * İlm-i Kelâmda: Cenab-ı Hakk'ın sübutî bir sıfatıdır ve ademden vücuda getirmesi, icad etmesidir
TEKVİNÂT (Tekvin C ) Tekvinler, var etmeler, yaratmalar
TEKVİNİYE Yaratmağa, tekvine ait Tekvinle alâkalı (Evamir-i şer'iyeye karşı itaat ve isyan olduğu gibi, evamir-i tekviniyeye karşı da itaat ve isyan vardır Birincisinde mükâfât ve mücazatın ekseri âhirette; ikincisinde, ağlebi dünyada olur Meselâ: Sabrın mükâfatı zaferdir, ataletin mücazatı sefalettir, sa'yin sevabı servettir Sebatın mükâfatı galebedir M )
TEKVİR Yuvarlaklaştırmak Kıvırmak Sarmak * Toplamak Cemolmak * Başa sarık sarmak
TEKVİR SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 81 Suresidir Küvvirat Suresi adı da verilir
TEKVİS Yüz üstüne düşürmek
TEKVİYE Ovmak, ovalamak
TEKYE f Zikir veya ders için toplanılan yer * Dervişlerin meskeni ve mâbedi * Yaslanılacak, dayanılacak şey * İtimâd etmek, dayanmak (İşte Hoca-i Kâinat olan Fahr-i Âlem'in (A S M ) kudsi medresesi ve tekkesi olan Suffe'nin demirbaş bir mühim talebesi ve müridi ve kuvve-i hâfızanın ziyadesi için dua-i Nebeviyeye mazhar olan Hz Ebu Hüreyre; gazve-i Tebük gibi bir mecma-i nâsda vukuunu haber verdiği şu mu'cize-i bereket, manen bir ordu sözü kadar kat'i ve kuvvetli olmak gerektir M )
TEKYENİŞİN f Tekkede oturan, derviş
TEKYEZEN f İstinad eden, dayanan
TEKYİL (Kile den) Kile ile ölçme
TEKZİB Yalanlamak Bir işe inanmayıp inkâr etmek Yalan olduğunu söylemek
TELA (Tülüv den) Ondan sonra geldi, ardınca gitti (mânasında fiil)
TEL'A (C : Tilâ) Su yolu, su mecrası * Sel yolu * Yerin alçağı ve yükseği Çukurluk ve tepe
TEL'ABE Oynamak
TELAFFUZ Söyleyiş, söyleniş * Ağızdan çıkan lâfız
TELAFİ Eksik olan bir şeyin yerini doldurmak Tamamlamak * Ziyanı karşılamak Zararı ödemek
TELAFİF Birbirine sarmaşmış bölük bölük nebatlar * Büklümler, kıvrımlar * Birbirine girmiş ve sarmaşmış vaziyette olma Lif lif olma
TELAFİF-İ DİMAĞİYE Dimağın lif lif olmuş hâli
TELAGGUM Dürtülmek
TELAH Birbirine inatçılık etmek
TELAHHİ Tülbendi çenesi altından sarmak
TELAHHUM (Lahm dan) Semirme, etlenme
TELAHHUZ İmrenerek ağız sulanma
TELAHİ Oyun Oyun âleti ile vakit geçirme
TELAHİ Birbirine sövmek
TELAHUK Birbirine katılmak Birbiri arkasından gelip birleşmek
TELAHUK-U EFKÂR Fikirlerin birbirine eklenmesi ve ilâve edilmesi
TELAHUZ Gözucu ile bakma Gözucu ile bakışma
TELAİYE İstikmet, doğruluk
TELAK Ulaşmak, varmak
TELAKİ Kavuşma Buluşma, birbirine kavuşma
TELAKİGÂH f Buluşma yeri Kavuşma yeri
TELAKKİ Karşılamak Almak Kabul etmek * Şahsi anlayış ve görüş
TELAKKİ-İ Bİ-L-KABUL Kabul ile karşılamak, kabul etmek
TELAKKİYÂT (Telakki C ) Şahsî anlayış ve görüşler * Kabul etmeler Telakkiler
TELAKKUB (Lâkab dan) Lâkab alma Lâkablanma
TELAKKUF Ağızdan söz kapmak * İşitmek * Yutmak * Sür'atle almak
TELAKKUH Kendisini gebe, hâmile gösterme Gebe kalabilme
TELAKKUM Parçalayıp lokma yapıp yutma * Karın gurultusu
TELAKKUT Cem'etmek, toplamak, biriktirmek
TELAKÜM Yumruklaşma Boks
TELALE Dalâlet
TELA'LU' Açlıktan zayıflamak * Küçük olmak
TELAM Hizmetçi talebe
TELAMİZ (Tilmiz C ) Talebeler, çıraklar
TELASİM (Tılsım C ) Tılsımlar
TELASSUS Çalma Sirkat etme Hırsızlık yapma
TELASUK (Lüsuk dan) Bitişme, yapışma Birbirine bitişik olma
TELA'SÜM Dil dolaşma, şaşırma * Cevap verilecek yerde veremeyip kekeleme * Saçmasapan cevap verme
TELAŞİ Önem ve ehemmiyetini kaybetme * Dağılma * Telâş
TELATİL Zorluklar
TELATTUF (C : Telattufât) (Lutf den) Lütuf ve nezaketle davranma Nâzikâne muamelede bulunma
TELATTUFÂT (Telattuf C ) Nâzikâne muameleler
TELATTUFEN Nezaketle, lütuf ile
TELATTUFKÂR f Lütuf, nezaket ve tatlılıkla muamele eden
TELATTUH Bulaşma, bulaşık olma
TELATUF (C : Telâtufât) Nezaket ve lütufla hareket etme, nâzikâne muamelede bulunma
TELATUM Birbiri ile çarpışmak, vuruşmak (Deniz dalgaları gibi) * Birbirine şamar vurmak
TELATUMGÂH f Dalgalı yer Dalgası çok olan yer
TELAUB (La'b dan) Oynama Oynaşma
TELAUM Muntazır olmak, gözlemek, beklemek
TELAUN Birbirine karşılıklı lânet okuma (Bak: Lian)
TELAVÜM (Levm den) Birbirine levmetme Birbirini çekiştirme
TELAZUM Biri diğerine lâzım olmak Karışık olmak Bir şey diğerine yapışmak
TELAZZİ (Ateş) alevlenmek
TELBİB (C : Telâbib) Bir kimsenin yakasına yapışıp çekmek * Boyun
TELBİD Bir yere toplayıp yığmak * İhramda olan kimsenin saçı dağılmasın diye başına sakız yapıştırması
TELBİE "Lebbeyk" demek
TELBİK Teridi yağlı yapmak
TELBİN Kerpiç kesmek
TELBİNE Sütlü bulamaç aşı * Arpa suyu
TELBİS (Lebs den) Ayıbını, kusurunu örtüp iyi göstermek * Suret-i haktan görünerek hile edip aldatmak * Hile Oyun
TELBİSÂT Telbisler Hileler, oyunlar
TELBİYE Lebbeyk (Yâni: Emredersiniz, ben emrinize hazırım) demek İcabet etmek (Bak: Lebbeyk)
TELCİE İkrah etmek, iğrenmek, tiksinmek, kerih görmek
TELCİM (Licâm dan) Gem vurma, gemleme Gemlenme
TELCİN Davarın sütünü sağıp memesini boşaltmak * Kalınlaştırmak
TELE Tuzak * Ağıl
TE'LEB Bir ağaç adı
TELEBBÜB Silâh takınmak
TELEBBÜD Birbiri üstüne yığılmak * Bir yere gizlenip av gözlemek
TELEBBÜK Mide dolgunluğuna uğrama
TELEBBÜN (Leben den) Durma, eğlenme * Memeden sütün damla damla akması
TELEBBÜS Giymek Giyinmek * İki şeyi birbirine benzeterek ayırdedememek * Örtülü olmak
TELEBBÜT Muztarib olmak, acı çekmek * Dönmek
TELECCÜC Geminin denizin derin yerine varması
TELECCÜM Dizgin vurmak
TELECCÜN Bir nesneyi ovalayıp kirini gidermek
TELECLÜC Söylerken şaşırarak ağzında lâkırdıyı karıştırarak söylemek * Kımıldatmak Hareket etmek * Tereddüt
TELEDDÜD Sağına ve soluna iltifat etmek
TELEDDÜM Kaftan eskitmek * Yama vurmak
TELEDDÜN Eğlenmek
TELEF Yok olmak Ölmek Zâyi olmak * Boş yere harcamak
TELEFÂT (Telef C ) Ölüm sebebiyle olan kayıplar
TELEFFÜM Yüzüne ve ağzına yaşmak bağlamak
TELEFFÜT Etrâfına bakınma
TELEHCÜM Haris olmak, hırslı olmak
TELEHHİ Oynama Oyun ile vakit geçirme
TELEHHÜB (Leheb den) Alevlenme, tutuşma, alevlenip yanma * İltihap
TELEHHÜF Mahzun olmak Hasret ve kederle yanıp yıkılmak Ah çekmek
TELEHHÜM Yutmak
TELEHVUK Huyu olmadan cömertlik göstermek
TELEHVÜC Biri işi gevşek yapmak
TELEKKÜ' Tevakkuf etmek, durmak, duraklamak * Bir işe dolaşmak
TELE'LÜ' (Lü'lü' den) Parıldama
TELEMLÜM Cem'olmak, toplanmak, birikmek
TELEMMÜC Yemek artığını dil ile ağızda aramak * Tatmak * Yemek
TELEMMÜK Tatmak * Yemek
TELEMMU' Parıldama Işıldama
TELEMMÜS (Lems den) El ile dokunma
TELEMMÜZ Talebelik etmek Çömezlik etmek (Bak: Tilmiz)
TELEMMÜZ Tatmak * Yemek * Dili ağızda döndürüp yemek kırıntısı aramak
TELEPATİ yun Gelecekte veya uzakta olan bir hâdiseyi o anda duyma hâli
TELESKOP Fr Gök cisimlerini görmek için kuvvetli dürbün
TELESLÜS Tereddüt etmek, karar verememek
TELESSÜM Yaşmaklanma
TELE'ÜV Parıldama, parlama
TELEVİZYON Fr Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla hareketli veya hareketsiz şekillerin resmini uzaklara nakletme usulü * Bunun alıcı cihazı (Bak: Celb-i suret, Radyo)
TELEVVÜM Muntazır olmak, beklemek, gözlemek * Kabul etmemek
TELEVVÜN (Levn den) (C : Televvünât) Renkten renge girme Renk değiştirme * Döneklik, kararsızlık
TELEVVÜS Kirlenmek Pislenmek Bulaşıp murdar olmak
TELEYYÜN (Leyn den) Yumuşak Yumuşak olmak Sulanmak
TELEYYÜS Arslan yürekli olma, arslan yürüyüşlü olma
TELEZZÜC (Lüzucet den) Yapışkan olma * Çekilip uzanmak
TELEZZÜZ Tat ve zevk almak Zevklenmek
TELFİ' Başını örtmek
TELFİF Bürünme, sarma, örtme
TELFİK Birleştirme, ekleme İstif * Bir yere getirip ulaştırmak
TELFİK-İ MEZAHİB Dinî bir mes'elede, hak mezheblerin aynı o mes'ele hakkındaki zıd görüşleri cem'etmekle bir mezheb yapmak Bu zıd görüşlerle amel etmeyi caiz görür Fukaha ise bu tarzı caiz görmemişlerdir Tevhid-i mezahib ise: Hak mezheblerin mes'eleleri arasında, tercih yoluyla bazı mes'elelerini alıp bir mezheb yapmaktır (Sadreddin Yüksel)
TELH f Acı
TELHBÂR f Acı olan meyve Meyvesi acı olan
TELHGÛ f Acı söyleyen
TELHGÜFTAR f Acı sözlü
TELHÎ Acılık
TELHİB (C : Telbihât) (Leheb den) Alevlendirme, tutuşturma
TELHİD (Lahd dan) Mezar çukuru kazma Kabire lâhid yapma * Gömme
TELHİF (C : Telhifât) Acınma, acıklanma
TELHİH Kavuşturmak
TELHİM (Lâhm dan) Etlendirme, semirtme
TELHİN (C: Telhinât) Okurken kelime veya harf değiştirme * Yanlışını çıkarma
TELHİS Kısaltma Hülâsasını alma
TELHİSÂT (Telhis C ) Kısaltmalar, hülâsalar, özetlemeler
TELHİSEN Kısaltılarak, hülâsaten, özet olarak, hülâsa tarzında
TELHİYE Gâfil olmak, gaflette bulunmak * Meşgul olmak
TELH-KÂM f "Damağı acı": Kederli, dertli
TELH-NAK f Lezzeti acı olan, lezzeti hoş olmayan
TEL'İB Oynatma, raksettirme
TE'LİB Kandırmak
TELİD (Telide) (Veled den) Yabancı memlekette doğduğu halde küçük yaşta İslâm diyârına getirilerek orada büyütülmüş ve oranın tâbiiyetini kabul etmiş olan kişi
TE'LİF Barıştırmak Husumeti defetmek Ülfet ve imtizac ettirmek * Çeşitli şeyleri birleştirip karıştırmak * Eser yazmak * Noksan bir adedi bine çıkarmak (Kâinatın te'lifinde öyle bir i'caz var ki; bütün esbab-ı tabiiyye, farz-ı muhal olarak muktedir birer fâil-i muhtar olsalar, yine kemal-i acz ile i'caza karşı secde ederek $ diyeceklerdir M )
TE'LİF-İ BEYN Ara bulma, barıştırma, uzlaştırma
TE'LİFÂT Yazılmış eserler, kitaplar
TE'LİL Tez etmek, çabuklaştırmak
TELİL Boğaz
TEL'İN Lânetlemek Lânet etmek
TE'LİS Durdurmak, ikâmet * Yağmurun devamlı yağması
TE'LİYE İbadet ettirmek
TELİYYE Borç bakiyyesi * Tâbi olmak, uymak
TELKIYE Ulaşmak, varmak * Bir nesneyi yüze getirmek
TELKİB Lâkab vermek, isim takmak
TELKİF Telkin etmek
TELKİH İlkah etmek Aşılamak * Aşı * Cinsinin üremesini sağlamak
TELKİM Lokma lokma yedirme Lokma verme
TELKİN (C : Telkinât) Zihinde yer ettirmek Fikir aşılamak Zihinde yer etmiş düşünce * Yeni müslüman olana İslâm esaslarını anlatmak * Ölü gömüldükten sonra imam tarafından söylenen söz (Telkini fenden almış,Medeniyetten taklid,Hürriyet tenkid vermiş,Gururdan dalâlet çıkmış ) (Lemeât)
TELL (C : Tilâl) Tepe, yığın, küme * Düz yer üstüne yatırmak
TELL-İ REFİ' Yüksek tepe
TELLAL (Bak: Dellâl)
TELMİ' (Lemeân dan) Renk renk yapma, rengârenk yapılma * Parıldama, parıldatılma * Edb: Mısraları, Türkçe, Arabça, Farsça gibi başka başka dillerde olan manzume yapma
TELMİH (C : Telmihât) Lâyıkiyle ve kâmilen keşfedip nazara arzetmek * Bir şeyi açıkça söylemeyip başka bir mâna ifade için söz arasında mânalı söylemek İmâ ile söz arasında başka bir mânayı ifade etmek * Edb: İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, ata sözüne veya meşhur bir şiire, bir söze işaret etmek
TELMİHEN Telmih suretiyle Telmih için İmâlı olarak
TELMİZ Dili ağızda yemek kırıntısı için gezdirmek * Tattırmak * Yedirmek
TELSİN Bir nesneye dil etmek
TELTELE Hareket ettirmek
TELTİM Kuvvetle sille vurmak
TELVİ' (C : Telviât) İçini yakıp dertlendirme
TELVİH Açıklamak * Zâhir ve aşikâre kılmak * Susuzluktan insanın çehresi bozulmak * Bir şeyi ateşle kızdırmak Güneş veya ateşin sıcaklığı bir nesnenin rengini değiştirmek * Posa hâline getirmek * Kocamak Saç ağarması * Almak * İşaret etmek * Edb: Lüzumlu şeylerden bahsetmek suretiyle olan kinâye Meselâ: Filâncanın mutfağında çok odun sarf olunur denildiği zaman, bundan, mutfakta çok yemek pişirildiğine, ev sahibinin cömertliğine ve misafirin çokluğuna intikal edilir
|