Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (T Harfi)-Osmanlıca Sözlük (T Harfi)Kelimeler...

Eski 09-10-2012   #34
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (T Harfi)-Osmanlıca Sözlük (T Harfi)Kelimeler...



RE: Osmanlıca Sözlük (T Harfi) TEVBEKÂR f Tevbeli, yaptığına pişman olmuş olan
TEVBE SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 9 suresidir Berae Suresi de denir Medenîdir
TEVBEŞİKEN f Tevbesini bozan
TEVBİH Azarlama Levm etme
TEVBİHAT (Tevbih C) Azarlamalar, tekdirler
TEVBİHAT-I ŞEDİDE Şiddetli tekdir ve azarlamalar
TEVBİS Köpek yavrusunun gözlerini açması
TEVCİB (Vücub dan) Lüzumlu yapma, lâzım etmek, gerektirmek * Bir iş için vakit belirlemek
TEVCİH Döndürmek, yöneltmek * Tefsir etmek * Birisini bir tarafa göndermek * Rütbe vermek * Bir kimseye söz atmak * Edb: İki zıd mânaya gelebilen ve birbirinin zıddı mânada söz kullanmak
TEVCİH-İ KELÂM Sözle işarette bulunmak * Birbirinin zıddı muhtelif mânaya gelebilen kelimeyi sözde kullanmak
TEVCİHÂT (Tevcih C) Verilmiş rütbeler Tevcihler * İşaret eden mânalar
TEVDİ' Emanet vermek, bırakmak * Misafirin veda etmesi Giderken kalanlara: Allah'a ısmarladık gibi veda etmesi, bolluk hoşluk duasıyla bırakıp gitmesi * Mutlaka terkedip bırakmak
TEVDİAN Vererek, bırakarak, teslim ve emanet ederek
TEVDİÂT Emânetler Emânet bırakmalar Emniyetli bir yere kıymetli bir şeyi teslim etmek
TEV'EBAN Davar memesinin iki yanı
TEVECCU' (C: Teveccuât) Ağrıma, vecâlanma Acımak
TEVECCÜD (Vecd den) Coşma, vecde gelme
TEVECCÜH Bir şeye doğru yönelme, bir tarafa dönme Çevrilme * Mânen üzerine düşme * Ait olmak * Hoşlanmak * Sevgi, alâka
TEVECCÜH-Ü NÂS İnsanların, bir kimseyi beğenip, ona teveccüh etmeleri ve medh ü senâ etmeleri(Teveccüh-ü nâs istenilmez; belki verilir Verilse de onunla hoşlanılmaz Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyaya girer Şan ü şeref arzusiyle teveccüh-ü nâs ise; ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır Evet, amel-i salihin hayatı olan ihlâsın zararına teveccüh-ü nâs ve şân ü şeref, kabir kapısına kadar muvakkat olan bir lezzet-i cüz'iyeye mukabil, kabrin öbür tarafında azâb-ı kabir gibi nâhoş bir şekil aldığından; teveccüh-ü nâsı arzu etmek değil, belki ondan ürkmek ve kaçmak lâzımdır Şöhretperestlerin ve şan ü şeref peşinde koşanların kulakları çınlasın L)
TEVECCÜHÂT (Teveccüh C) Teveccühler
TEVECCÜS Karnını boşaltmak
TEVEDDÜD Tedricen kendini sevdirmek Dostluk etmek * Cenab-ı Hakk'ın çeşitli ve lezzetli nimetler vererek insanlara kendisini sevdirmesi
TEVEFFİ Ölme, vefat * Bütününü aldırma
TEVEFFUK Tevfike mazhar olmak Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun tarzda hareket edebilmek
TEVEFFÜR Çok olmak, artmak
TEVEHHUK Boynuna kement bağlamak
TEVEHHÜC Deprenmek, hareket etmek
TEVEHHÜL (Vehle den) Yanıltmağa çalışma
TEVEHHÜM Evhamlanmak Az tehlike ihtimâli olsa çok korkmak Yok olanı var zannetmekle ye'se ve korkuya düşmek
TEVEHHÜM-İ EBEDİYET Ebedî yaşayacağını zannedip Allah'ın emirlerinden ve âhiret için hazırlanmaktan gaflet etmek Hiç ölmeyecekmiş gibi evhâm ile sâdece bu dünyayı ve dünya menfaatlerini düşünmek(Dünyada, tevehhüm-ü ebediyet hükmünce gaflet veya dalâlet neticesinde; mevti adem ve firakı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp gaflet ve dalâlet cihetiyle, Erhamürrâhimîn'in Cennet-i Rahmetini ve Firdevs-i Nimetini düşünmediğinden ne kadar me'yusane bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin M)
TEVEHHÜN Gevşeme Kuvvetsiz hale gelme
TEVEHHÜS Bir işe dikkat ve itina ile koyulma
TEVEKAN İstekli olma
TEVEKÂN Sormamak
TEVEKKELNA Tevekkül ettik (meâlinde fiil)
TEVEKKELTÜ ALALLAH Allah'a tevekkül ettim (meâlindedir)
TEVEKKUH şiddetli ve haşin olmak
TEVEKKÜ' Dayanmak
TEVEKKÜL İşi başkasına ısmarlamak * Sebeblere tevessül ettikten sonra neticesini Allah'a bırakmak Allah'tan gelene razı olmak Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek Kadere razı olmak Hakka güvenmek * Yeis ve kederden uzak olmak * Âcizlik göstermek(İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder Fakat yanlış anlama Tevekkül, esbabı, bütün bütün reddetmek değildir; belki esbabı, dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-i fiilî telâkki ederek; müsebbebatı, yalnız Cenab-ı Hak'tan istemek ve neticeleri O'ndan bilmek ve O'na minnettar olmaktan ibarettirTevekkül eden ve etmeyenin misalleri, şu hikâyeye benzer:Vaktiyle iki adam hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye bir bilet alıp girdiler Birisi girer girmez yükünü gemiye bırakıp üstünde oturup nezaret eder Diğeri hem ahmak, hem mağrur olduğundan yükünü yere bırakmıyor Ona denildi: "Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et" O dedi: "Yok, ben bırakmıyacağım Belki zâyi olur Ben kuvvetliyim Malımı, belimde ve başımda muhafaza edeceğim" Yine ona denildi: "Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i Sultaniye daha kuvvetlidir Daha ziyade iyi muhafaza eder Belki başın döner, yükün ile beraber denize düşersin Hem gittikçe kuvvetten düşersin Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın gittikçe ağırlaşan şu yüklere tâkat getiremiyecek Kaptan dahi eğer seni bu halde görse, ya divânedir diye seni tardedecek Ya haindir, gemimizi ittiham ediyor, bizimle istihza ediyor, hapis edilsin, diye emredecektir Hem herkese maskara olursun Çünkü ehl-i dikkat nazarında, zaafı gösteren tekebbürün ile, aczi gösteren gururun ile, riyayı ve zilleti gösteren tasannuun ile kendini halka mudhike yaptın Herkes sana gülüyor" denildikten sonra o biçârenin aklı başına geldi Yükünü yere koydu, üstünde oturdu "Oh! Allah senden râzı olsun Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum" dediİşte ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisenin karşısında titremekten ve hodfuruşluktan ve maskaralıktan ve şekavet-i uhreviyyeden ve tazyikat-ı dünyeviyye hapsinden kurtulasın S)
TEVEKKÜL-İ İMANÎ İman edenlere yakışır tevekkül İman kuvvetinin ve hakikatının neticesi olan tevekkül
TEVEKKÜN Musibet anında yüksek sesle bağırıp feryad etmek
TEVELLA (Tevelli) Birisini dost edinme * Bir işi üzerine alma * Dönme, yönelme, i'raz etme * Ehl-i Beyt'e tam sevgi * Akrabalık Karabet Yakınlık beslemek
TEVELLU' Sevme Alâka ve aşk peydâ etme
TEVELLÜC Dühul etmek, dâhil olmak, girmek * Vahşi canavarların yatağı
TEVELLÜD Doğma Doğum
TEVELLÜDAT (Tevellüd C) Belli bir zaman içinde doğum Umumi doğumlar
TEVELLÜH (C: Tevellühât) (Veleh den) Şaşakalma Şaşırıp sersemleşme * Hayran etme * Kadını çocuğunden ayırma
TEVELVÜL (C: Tevelvülât) (Velvele den) Gürültü patırdı etme
TEV'EM İkiz Çift doğan çocuklar * Mc: Benzer, eş, mümasil
TEV'EME İki kız
TEV'EMÎ İkizlik
TEVENNUK Dikkatle bakmak
TEVERRİ Gizlenmek * Belirsiz etmek
TEVERRU' Haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmak
TEVERRUK (C: Teverrukat) (Varak dan) Yapraklanma
TEVERRUT Zor bir işe rastlama Vartaya düşme
TEVERRÜD Vâridolma, gelme * Gül gibi kızarma
TEVERRÜK Sol yanı üstüne oturup iki ayaklarını sağ tarafından uzatmak
TEVERRÜS (Veraset den) Mirasçı olma Vâris olma
TEVESSU' (Bak: Tevessü')
TEVESSUH (Vesah dan) Paslanma, kirlenme
TEVESSUK (Vüsuk dan) İnanıp güvenerek ve itimad ederek dayanma
TEVESSUL (Bak: Tevassul)
TEVESSÜ' (C: Tevessüât) Genişleme, yayılma Vüs'at bulma * Zahmetsiz herkese yer bulunma
TEVESSÜÂT (Tevessü' C) Genişlemeler
TEVESSÜB (Vesb den) Atlama, sıçrama
TEVESSÜD Dayanma, istinad * Yastığa dayanma
TEVESSÜEN Genişleme suretiyle Tevessü ederek
TEVESSÜL Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek * Sarılmak * Baş vurmak * İnanmak * Sebeb tutmak * Hırsızlık
TEVESSÜLEN Başvurarak, girişerek Sebep tutarak
TEVESSÜM Bir şeyin işaretlerine bakarak iyice anlamak
TEVEŞŞİ Saç ve sakalı kır olmak, alacalanmak
TEVEŞŞUH (C: Teveşşuhât) Süslenme, takıp takıştırma * Kadın gerdanlığını takma
TEVETTÜR Gerginleşme, gerilme
TEVETTÜR-Ü A'SAB Sinirlerin gerilmesi, sinirlenme (Bak: Tevtir)
TEVETTÜR-Ü HABL İpin gerilmesi
TEVE'UR Bir şeyin güçlenerek halli ve yenilmesi müşkil olması * Bir hususta çetin zorlukla karşılaşmak * Konuşanın çapraşık söylemesinden ve anlaşılmadığından dolayı, dinleyenin hayrette kalması
TEVEYYÜL (C: Teveyyülât) Vâveylâ etme Çığlık koparma
TEVEZZUG Hareket etmek
TEVEZZÜ' Yer tutma * Dağılma Bölünme, taksim olunma
TEVEZZÜF Kabuğunu soymak
TEVEZZÜF Sallanmak * Evmek, acele etmek
TEVEZZÜL Kesilmek
TEVFİK Uygun düşürme * Uydurma Muvafık kılma * Cenab-ı Hakkın kuluna yardım etmesi
TEVFİK-İ HAREKET Bir şeyin olmasına ve bir nizamın icablarına uygun düşen hareket
TEVFİK-İ İLÂHÎ Cenab-ı Hakk'ın insanı doğru yola lütfu ile sevketmesi(Ey evliyâ-i umur! Tevfik isterseniz kavanin-i âdetullaha tevfik-i hareket ediniz Yoksa tevfiksizlikle cevab-ı red alacaksınız H)
TEVFİKAN Uygun olarak Uyarak
TEVFİR Artırma, çoğaltma * Bir kimsenin hakkını tam olarak verme
TEVFİYE Tamam vermek
TEVFİZ Evdirmek, acele ettirmek
TEVGİR (Mübalağa ile) Sıcaklatmak
TEVHİD Birleme Bir Allah'tan başka İlâh olmadığına inanma Lâ ilahe illallah sözünü tekrarlama Her yerde ve her şeyde Allah'tan başkasının te'sir hâkimiyeti olmadığını anlamak, bilmek ve bilerek yaşamak * Edb: Allah'ın varlığına ve birliğine dair yazılan manzumeİnsanlar, Allah'ın birliğine inananlar ve birliğine inanmayanlar olarak ikiye ayrılır Allah'a inanmayanlar sözü, aslında Allah'ın birliğine ve sıfatlarına inanmayanlar sözünün kısaltılmış şeklidir Çünkü insanı ve kâinatı kim yaratmıştır? Sorusuna inananlar da inanmıyanlar da cevap vermektedir İnanmayanların verdikleri cevaplardan "kendi kendine olmuştur" sözü hem mantıksızlık, hem de varlığı bir ilâh gibi tasavvur ettiklerinden kâinatta mevcut varlıklar kadar ilâh edinmiş olurlar "Muhtelif sebepler ve şartların bir araya gelmesiyle yaratılmıştır" diyenler, sebepleri ilâh olarak kabul etmiş ve kendisine kâinattaki sebeplerin sayısı kadar ilâhlar edinmiş olur "Tabiat yaratmıştır" diyenlere gelince: Tabiattaki varlıklar atomlardan meydana geldiğinden hem atomu bir ilâh yerine koymuş olur ve atomlar sayısınca ilâh edinmiş olur Demek ki Allah'ın birliğine inanmayan inkârcılar, kendi düşüncelerinin ürünü olan ilâhlara tapan putperestlerden başka birşey değildir(Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan, tevhid ve ferdiyeti pek çok tekrar ile, kuvvetli bir hararetle, yüksek bir halâvetle ders verdiği gibi, bütün enbiyâ ve asfiyâ ve evliyâ en büyük zevklerini ve saadetlerini kelime-i tevhid olan Lâ ilahe illallah'da buluyorlar L)(Arkadaş! Tevhid iki çeşit olur: Birisi âmiyâne tevhiddir ki, -Allah'ın şeriki yok ve bu kâinat Onun mülküdür - der Bu kısım tevhid sahiplerinin fikirce gaflet ve dalâlete düşmeleri korkusu vardır İkincisi hakiki tevhiddir ki, -Allah birdir, mülk onundur, vücud onundur Her şey Onundur der Lâyetezelzel bir itikada sahiptirler Bu kısım tevhid sahipleri her şeyin üstünde Cenab-ı Hakk'ın sikkesini görür ve her şeyin cephesinde bulunan mührünü, damgasını okur Ve bu sâyede huzurî bir tevhid melekesi mâliki olurlar ki, dalâlet ve evhamın taarruzundan kurtulurlar MN)(Tevhid, yalnız tasavvurdan ibaret bir marifet değildir Belki İlm-i Mantık'ta, tasavvura mukabil ve marifet-i tasavvuriyeden çok kıymettar ve bürhanın neticesi olan ve ilim denilen tasdiktir Ve tevhid-i hakiki öyle bir hüküm ve tasdik ve iz'an ve kabuldür ki; her bir şeyle Rabbini bulabilir ve her şeyde Hâlıkına giden bir yolu görür ve hiç bir şey huzuruna mâni olmaz Ş)

Alıntı Yaparak Cevapla