|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları
Osmanlıca Sözlük (A Harfi) A
1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir
A
Nida edatı olup, kelimenin sonuna gelir "ey" mânası verir Aynı veya farklı iki kelime arasına gelirse, sözün mânasını kuvvetlendirir "rengârenk, lebaleb" gibi
AB
f Su * Mc : Yağmur * Letâfet, güzellik * İtibar * Irz, nâmus * Vakar * Cilâ *Keskinlik
AB-I ÂBİSTENÎ
Nebatların beslenip büyümesi için zaruri olan su ve yağmur * Gebeliğe sebep olan su, meni
AB-I ADÂLET
Doğruluğun ve adaletin feyz ve bereketi
AB-I BÂDE-RENG
Kanlı göz yaşı
AB-I BESTE
Buz * Mc : Billur, sırça
AB-I CİĞER
Ciğer suyu * Göz yaşı
AB-I ÇEŞM
Göz yaşı
AB-I DEHÂN
Ağız suyu, salya
AB-I HAYAT
Kan Ebedî hayata sebep olan hayat suyu (diye tâbir edilen) bu kelime, edebiyatta : "çok güzel ifâde, lâtif söz, parlaklık, letâfet" mânalarında geçer * Tas : Aşk-ı hakiki, aşk-ı ilâhi, ilm-i ledün, mârifetullah'tan kinayedir Âb-ı Hızır, âb-ı hayvan, âb-ı beka gibi isimlerle de söylenir
AB-I HUFTE
Durgun su * Buz * Billur * Kınında bulunan kılınç
AB-I HURDENÎ
İçme suyu İçilir su
AB-I KEVSER
Kevser âb-ı hayatı Kevser letâfeti
AB-I LEZİZ
Leziz, tatlı su
AB-I MUSAFFÂ
Temizlenmiş, tasfiye edilmiş su Saf su
AB-I REVAN
Akar su * Kalpteki ferahlık
AB-I RÛY
Yüz suyu, şeref, haysiyet, nâmus
AB-I ŞOR
Acı su * Göz yaşı
AB-I YAH
Buzlu, soğuk su
AB-I ZEN
f Küçük havuz * Su birikintisi * Yumuşak, lâtif sözlerle hatır alan ve bu manâda emir (Bak : Avzen)
AB
Kusur, ayıp, noksanlık
ABA'
Kaba, ahmak kişi
A'BA
Ağırlıklar, yükler, mes'uliyetler * Sandık
ABA
Ekseriyetle yünden yapılmış, bol giyimli bir libas, elbise (Peygamber Efendimiz de (A S M ) bu libası giyerlerdi )
ÂBÂ
(Eb C ) Babalar, pederler * Mc : Mürşidler, ileri gelenler
ÂBÂ VE ECDÂD
Analar, babalar, dedeler
AB'AB
Taze civanlık * İbrişim halı * Dağ tekesi * Yumuşak yünden yapılan kisve
ÂBAB
Otu bol olan yerler, çayırlar, otlaklar, mer'alar
ABAB
(Abb) Suyu nefes almadan içmek * Işık, nur, ziyâ
AB'ÂB
Uzun boylu kimse * Güzel huylu ve sabırlı adam
ABAD
Ebedler Sonsuz gelecek zamanlar
ABAD
f Mâmur, şen * Çok dolu
A'BAD
Köleler
ABADAN
f Mâmur, şen İmâr edilmiş
ABADÎ
Bayındırlık, mâmurluk, şenlik * İmar edilmiş olan * Hindistan'ın Devlet-âbad şehrinde ipekden yapılmış bir yazı kağıdı
ABÂDİLE
Abdullah isimliler
ABÂDİLE-İ SEB'A
Meşhur olan yedi Abdullah isimli sahabe-i kiram (R A ) (Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Mes'ud, Abdullah İbn-i Ravâha, Abdullah İbn-i Selam, Abdullah bin Amr bin As, Abdullah bin ebi Evfâ (R A ) (Asr-ı saadette Abdullah ismiyle anılan ikiyüz yirmi sahabe-i kiram hazerâtı vardı )
ABAJUR
Fr Lamba siperi
ABAK
İcab etmek Lâzım olmak * Yapışmak
ABAKİYE
Lâzım olmak * Yapışmak * Zahmet
ÂBAL
Develer
ABAL
Dağ kili
ABALET
Ağırlık
ABA
Kule
ABAM
şişman kimse
ABA-PUŞ
f Aba giyen, derviş * Fakir
ÂBAR
(Bi'r C ) Kuyular Su kuyuları * f Hesap defteri
ABAT
Koltuk altları
ABB
Işık, nur, ziya * Güzelleşme
ABBAS
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselâmın amcalarındandır ve Mekke'nin fethinde Müslüman olmuştur * Arslan, gazanfer
ABBASÎ
Resul-i Ekrem'in (A S M ) amcası Hz Abbas'ın neslinden gelen veya aynı sülâleden gelenlerin kurdukları devlete mensup olan
AB-BERİN
f Akarsu ve şelâle kenarlarında suyun tazyikle akmasından meydana gelen içi oyuk kovuk
AB-CAME
f Su kabı
AB-ÇERA
f Kahvaltı
ABD
Kul, köle, Allah'ın kulu Mahluk, insan Hizmetçi (Hür'ün zıddı) "Abd kelimesi Allah'ın bazı isimleriyle birleştirilerek erkek isimleri meydana getirilir Abdullah (Allah'ın kulu) Abdulbâki (Ebedi olan Allah'ın kulu) gibi Bu isimleri taşıyan insanlar buna lâyık olmaya çalışmalıdırlar "
ABDAL
t Safdil, ahmak, bön * Afganistan'da yaşıyan bir Türk kavminin adı, bu kavimden olan kimse * Anadoludaki bazı göçebelerin adı ve bunlardan olan kimse * Derviş, ermiş, kalender Kendini Allah'a adamış Ona teslim olmuş, bu yolda çile çekmiş kimse (Bak : Ebdal)
ABDAN
(Ab dan) Bahçe kovası, bahçe sulamaya mahsus süzgeçli kova * Sidik kesesi, mesane
ABDAR
f Parlak * Sağlam vücudlu * Su veren hizmetçi * Mc : Ter u tâze, tap taze
AB-DEST
f Namaz ve sair dini ibadetler için usulüne uygun olarak, el, ağız, burun, yüz, dirseklere kadar kolları ve topuk kemiği üzerine kadar ayakları üçer defa yıkamak ve kulaklara, başa ve enseye meshetmektir * Azarlama, paylama
ABDESTAN
f Su ibriği, abdest ibriği
ABDEST-HANE
f Ayak yolu, helâ * Abdest alacak yer
ABDİYET
Kulluk * Kul olduğunu bilerek dininde, emredildiği üzere ibâdet ve itaatte bulunmak
ABDULAZİZ
32 Osmanlı Padişahıdır Hilâfeti (Hi: 1277-1293) seneleri arasındadır Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından bilek damarları kesilerek şehid edilmiştir
ABDULHAMİD LL
(mi: 1842-1918) 34' üncü Osmanlı Padişâhıdır 33 yıl saltanatta kalmış olan bu şefkatli Sultan,İslâmiyete son derece bağlı idi Yüksek bir siyaset adamı ve devlet işlerini bizzat takibeden bir zattı Memlekette bolluk ve refahı te'min için çalıştı (R Aleyh)
ABDULKADİR
Allah'ın kulu
ABDULKADİR-İ GEYLANÎ
(Bak: Geylânî)
ABDULKAHİR-İ CÜRCANÎ
(Bak: Cürcanî)
ABDULLAH
Allah'ın kulu * Bu isim Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mübarek ve şerefli isimlerindendir Çünkü, Allah'a itaat ve ibadette, kulluk yapmada devamlı ve en ileride olup bütün ömürlerinde Cenab-ı Hakka maddi manevi bütün hâlâtında itaatttan ayrılmamıştır (A S M ) Hem muhterem babasının adı da Abdullah'tır
ABDULLAH İBN-İ ABBAS (R A)
Ashab-ı Kiram'ın fakih ve müctehidlerindendir Resul-i Ekrem'in (A S M ) amcasının oğludur Ashâb-ı Kirâm arasında mümtaz bir mevki'e hâizdir Sahih-i Buhari'de mezkûr olduğu üzere Resul-i Ekrem (A S M ), Abdullah hakkında : "İlâhi onu dinde fakih kıl ve kitabını ona öğret!" diye dua buyurmuştu Bu âli duaya mazhariyetinden dolayı zamanın en bilgin şahsiyeti olmuştu Resul-i Ekrem'in (A S M ) hadislerini ezberlemekte, tefsir, hadis, fıkıh ve ferâiz gibi yüksek ilimlerde eşsizdir Hz Ömer ve Osman'ın (Radiyallahü anhüma) hilâfetleri zamanında müftülük vazifesini ifâ ediyordu Kur'anın tefsirindeki müstesna kudretinden dolayı Habr-ül-ümme, Tercemân-ül-Kur'an, Sultan-ül-Müfessirin gibi yüksek lâkablarla Ashab ve Tabiin arasında şöhret buldu 1640 hadis rivâyet etmiştir Hicretin 68 yılında 70 yaşında olduğu hâlde Tâif'de ebedî hayata kavuşmuştur (R A )
ABDULLAH İBN-İ ÖMER
Bi'setten bir yıl önce doğdu Hicri yetmişüç tarihinde Haccâc-ı Zalim'in emri ile şehid edildi (R A ) Sahabe-i Kirâmın ileri gelenlerinden ve Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâmın çok bağlılarından ve dâima onun ahlâkını yaşamağa çalışanlardandı Hz Ömer Radıyallahü Anh'ın oğlu idi Hilâfet ve Valilik işlerine hiç karışmadı Müttaki, cömert, kanaat sahibi, halim bir zat olup kendini dünyaya bağlaması ihtimali olan bir malı olsa derhal onu sadaka verir veya hediye ederdi (R A )
ABDULLAH İBN-İ ZÜBEYR
Ebu Bekir-i Sıddık'ın kızı Esma'nın oğludur Muhacirlerden ilk doğan çocuk olup cesaret, şecaat, ibadet ve takvası ile meşhurdur Zübeyr ibn-i Avvam'ın oğludur Yezid'in saltanatını kabul etmedi ve Mekke'de dokuz sene halifelik yaptı 73 yaşında şehid edildi (R A )
ABDURRAHMAN BİN AVF
Aşere-i mübeşşereden ve çok fedakar olan Sahabelerdendir İlk müslüman olan sekiz kişiden birisidir Bütün ihya-yı din için olan muharebelerde çok fedakârlıkta bulunmuş, birisinde yirmibir yerinden yaralanmıştı Bir gazada oniki dişini birden kaybetmişti Medine'ye ve Habeşistan'a hicret edenlerdendi Çok zengin idi Bir defa otuz köleyi birden azad etmişti Hicri 31 tarihinde 71 yaşında vefat etti
ABE'
Kıymet Ehemmiyet '
ABE
İşaret, alamet * Cemaat, topluluk
ABECE
Ahmak kimse
ABED
Hayâ etmek Arlanmak * Hışım etmek, kızmak * Uyuz hastalığı
ABEDE
(ÎÂbid C ) İbadet edenler Âbidler Tapanlar
ABEDE-İ ESNAM
f Puta tapanlar Putperestler Heykele baş eğenler
ÂBEK
Sulu, su dolu olan şeyler * Çıban * Civa (Hg)
ABEKET
(C : Abekât) Tâne, az şey * Tuluk içinde kalan yağ bakiyyesi * Ekmek parçası * Yılan başı dedikleri ufacık akça boncuk
A'BEL
Ak, beyaz * Ağaç yaprağının dökülmesi
ABEL
(C : Abâl) Yassı ve enli yaprak
A'BEL
(C: A'bile) Çok sert taş ki, kırmızı, beyaz veya siyah renkli olur * Taşlık dağ
AB-ENDAM
f Güzellik Güzel endam
AB-ENDAZ
Su mühendisi
ABERASYON
Fr Sapma
ABERAT
(Abre C ) Göz yaşları
ABES
Davarın kuyruğunda kuruyup kalan bevl ve ters
ABES
Oyuncak kabilinden faydasız ve boş amel Lüzumsuz ve gayesiz iş Tesadüfi (Bak: Gaye)
ABESE
(Abs den) Çehresini çattı, sureti kerih oldu (meâlinde)
ABESE SURESİ
Kur'an-ı Kerim'de sekseninci surenin ismi olup, Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur Saliha Suresi, Sefere Suresi de denilir
ABESE İRCA
Mantık ve matematikte bir isbat şeklidir Bir hükmün doğruluğunu isbat için, bu hükmü inkâr eden diğer hükmün yanlışlığı isbatlanır Meselâ: Allah'ın varlığının inkâr edilmesinin imkânsızlığını veya abesiyetini göstermek, Allah'ın varlığını isbat yollarından biridir Bu, "Abese irca" yolu ile isbat şeklidir
ABESİYAT
(Abes C ) Faydasız ve boş şeyler
ABESİYYUN
Kâinatın ve hâdiselerin başı boş, faydasız ve gayesiz, kendi kendine, Haliksız olduğuna inanmak isteyen bâtıl yoldaki felsefeciler Zamanımızda Ekzistansializm "Varoluşculuk" adı altında yeniden ortaya çıkan bir varlık ve hayat felsefesidir İki kola ayrılmıştır Bunlardan uluhiyeti inkâr edenler, hayatın, varlığın ve insanın var oluşunu abes ve gayesiz sayan ehl-i dalâlet fırkalarından biridir Hristiyanlık dünyasında bunlara karşı çıkan ikinci kısım ise: Allah'a inanılmazsa herşeyin abes olacağını, bu sebeple Allah'a inanmanın zaruriliğini müdafaa etmektedirler (Kâinatı abes ve gayesiz itikat eden felâsife-i abesiyyun gibi kendilerini başıboş, hikmetsiz, gayesiz, vazifesiz, Haliksız mı zannediyorlar? Acaba gözleri kör olmuş, görmüyorlar mı ki, kâinat baştan aşağıya kadar hikmetlerle müzeyyen ve gayelerle müsmirdir Ve mevcudat, zerrelerden güneşlere kadar vazifelerle muvazzaftır Ve evamir-i İlahiyyeye müsahharlardır S )
ABEY-SERAN
Fesliğen * Şiddetli emir Şer ve mekruh nesne * Bir dikenli ağaç
AB-GAH
Fr Havuz, küçük göl, su biriken yer * Tıb : Karnın kaburga kemikleri kıkırdağı ve kısa kaburgalar altında olan kısmı Böğür
AB-GİNE
Fr Billur * Ayna * Kılınç * Göz yaşı * Şişe, sürahi, kadeh
AB-GİR
f Suyun biriktiği yer, havuz * Dokumacılıkta kullanılan fırça
AB-HANE
f Abdest bozacak yer Helâ, tuvalet
ABHER
Nergis çiçeği, * Dolu kap
AB-HURDE
f Su içen
ABIK
Sebebsiz olarak sahibi yanından kaçan köle * Civa (Hg)
ABÎ
f Ayva * Suda yaşayan ve suda meydana gelen * Çok mâvi
ABÎ
Kurban payı
ABÎ
Çekinen * Tiksinen * Sakınan * Nazlanan
ABİD
İbadet eden Zâhid Çok ibadet eden * Köle
ABÎD
Kullar Köleler
ABİD
f Kıvılcım
ABİDANE
f Kul olarak, ibâdet edene yakışır surette
ABİDAT-I İSLÂMİYE
İslâm medeniyeti anıtları
ABİDE
Uzun müddet dillerde destan olup kalan beliye ve dâhiye * Bir milletin târihinde büyük bir değeri hâiz olan vak'a * Fesahat ve belâgatı dolayısıyle benzeri söylenemeyen şiir * Tarihte yüksek ve hâkim bir mevkide olan vak'aları veya büyükleri yaşatmak için yapılan bina * Azametiyle, güzelliğiyle insanı hayrete uğratan mebani (Süleymaniye ve Ayasofya câmileri gibi ) Uzun müddet yaşıyan edebî, ilmi, sinai eserler * Geçmiş devirlerden kalma tarihi veya bedii kıymeti olan binalar, kaleler ve harabeleri * Dikilmiş sütunlar ve bunların üzerindeki resimler, nakışlar, yazılar * Abidenin arapçadaki manası bizdekinden başkadır: Kendisinden nefretle, haşyetle bahsolunan, uzun müddet dillerde destan olup kalan dâhiye ve beliyyeye denir (Türk İslâm Ansiklopedisi)
ABİDE
İbâdet eden kadın (Abide-i zâhide gibi)
A'BİDE
(Abd C ) Köleler Abid
ABİDEVÎ
Abide gibi Abideyi andıran, âbideye benzeyen şekilde
ABİL
Koyun, at ve deve gibi hayvanlara iyi bakan * Çayırda otlayarak suya muhtaç olmayan hayvan
ABİLE
f Su üzerindeki kabarcık * Sivilce Çıban
ABİR
(Ubur'dan) Bir yerden geçen, giden yolcu Geçen * Hz İbrâhimin (A S ) dedelerinden birisinin adı
ABİS
Asık suratlı, ekşi yüzlü kimse * Arslan
ABİS
Alaycı, saygısız
ABİS
Denizlerdeki dokuzbin metreyi geçen derinlikler
ABÎSE
(C: Abayis) Tarhana
ABİST
f Gebe, hâmile
ABİSTEN
f Gizli, gizleme * Gebe * Dişilik
ABİSTENÎ
f Hâmilelik, gebelik
ABİŞHOR
f Hayvan sulama yeri * İçme kabı * Dinlenmek için kısa bir duraklama, teneffüs * Günlük yiyecek
ABİŞTGÂH
f Gizlenecek yer, gizli yer
ABİY
Kısmet, nasib,
ABİYE
Örtü ile yüzünü örten, utangaç kız veya kadın
ABKAME
f Anadolunun bazı doğu illerinde ve Bağdat'da yapılan, turşu veya salataya benzer bir çeşit yiyecek maddesi * Ekşi hamurdan pişirilerek sirkeye konulan ve turşu olarak kullanılan bir gıda maddesi
ABKARÎ
Mutlaka kusuru olmayan Kâmil * Bir kavmin seyyid ve şerifi, efendisi Beşer san'atı olmayan * Çok güzellik * Bir nevi döşek (Abkari: Esasen abkar'e mensub demektir Ebu Suud ve sair tefsirlerin beyanına göre Abkar: Arabın zu'münce bir Cin beldesinin ismidir ki, Arablar acib gördükleri her şeyi ona nisbetle tavsif ederek abkarî derler Mu'cem-ül Büldan'da şu tafsil mezkûrdur: Abkar; dolu, yani buluttan inen donmuş sudur Ve demişlerdir ki, cinnin sâkin olduğu bir arzdır Meselde: "Keennehüm cinn-i abkar: sanki abkar cinni gibi" denilir  Bazıları da demiştir ki: Abkarinin aslı; vasfına hırs ile rağbet olunan her şeye sıfattır Bunun da esası; çünkü Abkar'da döşeme ve saire nakışları yapılırdı Onun için her iyi şey Abkar'a nisbet edilirdi )
AB-KEND
f Havuz, dere, su geçidi
AB-KEŞ
f Delikli kevgir * Su çeken, sucu, saka * Kadeh sunucu
AB-KUR
f Lâğım çukuru Pisliğin aktığı yol ve delik
ABL
Kalın, büyük nesne * Bükmek
ABLA'
Ak nesne * Beyaz taş
ABLİSE
f Tarlaya tohum atan, ekinci
ABLUKA
İtl Etrafını sarıp hâriçle alâkasını kesme Bahren muhasara, denizden kuşatma
ABLUKAYI BOZMAK
Muhasara hattını yarıp geçmek
ABLUKAYI KALDIRMAK
Muhasarayı bırakmak
AB-NAK
f Sulu, ıslak, nemli
ABONE
Fr Gazete ve dergi gibi yayınlara peşin para vererek muayyen bir zaman için müşteri olan kimse
ABONMAN
Fr Bir imalâtçı ile müşteri arasında düzenli satın alma için yapılan anlaşma
ABORDA
İtl Deniz teknelerinin rıhtıma, iskeleye veya başka bir tekneye yanlamasına yanaşması
ABR
Rüya tabir etmek Düş yormak * Yaş akıtmak Sudan veya başka yerden geçmek * Söylemeden bir şeyi düşünmek
ABRA
Bir değiş-tokuşta üste verilen şey * Teraziyi ayarlamak için hafif gelen kefesine konulan ağırlık
ABRAN
Ağlayan, ağlayıcı
AB-RANE
f Su borularına ve su yollarına bakan mühendis
ABRAŞ
Alaca benekli at * Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan bitki yaprağı
ABRE
Göz yaşı
ABS
Karıştırmak, halt * Güneşte keş kurutmak
ABS
Kurumak, katılaşmak
ABS
(Ubus) Huzursuzluktan yüz ekşitmek, çehreyi çatmak
ABSAL
f Bahçe, koru, park
AB-SÜVAR
f Su üstünde yüzen * Sudaki kabarcık
ABŞ
Salâh * Hüsn İbâdet * Gaflet
AB-ŞAR
f Şelâle, su akarken çıkardığı ses, şırıltı
AB-ŞİNAS
f Sudan anlıyan * Gemi kılavuzu
ABT
Deveyi ve koyunu hastalanmadan sağ iken boğazlamak * Kazılmamış yeri kazmak * Yarmak
ABT
Yalan, Şübhe uyandırıcı hareket
ABU
f Nilüfer çiçeği
ABUS
Çatık çehreli asık yüzlü Yüzü ekşi
ABV
Yüzün güzel olması Nizamlı oluş (Bak: Ta'biye)
AB-VEND
f Maşrapa, bardak, su kabı
AB-YAR
f Sulayan * Mc: Bereketlendiren, feyizlendiren
AB-YARÎ
f (Asıl mânâsı sulama ise de, lisanımızda yalnız mecazi mânâsiyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır) Yardım, itimat
AB-YÂRÎ-İ HİMMET
Korumak için yapılan yardım, himmet yardımı
AB-YÂRÎ-İ HİMMETİNİZLE
Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde
AB-ZEN
f Küçük havuz * Banyo
AC
Fildişi * Dolu kap
AC'AC
Çağırış
ACAC
Toz * Tütün * Bulut * Duman
AC'ACE
Uzun uzun çağırmak
ACAFET
Zayıflık Çelimsizlik
ACAİB
(Acib C ) Şaşırtacak ve hayret verici şeyler
ACÂİB-İ SEB'A-İ ÂLEM
Dünyanın yedi tane şaşılacak, acaib şeyi (Çin seddi bunlardan biridir )
ACAİBAT
Normale zıt şeyler Acâib şeyler
ACAİZ
(Acuze C ) Kocakarılar İhtiyar kadınlar
ACAK
f Toprak
ACAL
(Ecel C ) Eceller Ölümler, vâdeler
ACALİT
Yoğurt
A'CAM
(Acem C ) Acemler İranlılar * Arab olmayanlar
ACAM
(Ecme C ) Meşelik, kamışlık, ağaçlıklar
ACAN
f Polis: Emniyet mensubu
ACAR
(Ecr C ) Sevaplar, ücretler, mükâfatlar * Kiralar
ACASA
Deve sürüsü
ACB
Kuyruk sokumu "Us'us" denilen küçük kemik Her şeyin kuyruk dibi ve nihâyeti Fâtiha-i hilkat olan küçük kemik Acb-üz zeneb diye Hadis-i Şerifte ismi geçen ve insanın kuyruk sokumundaki en küçük kemik (Kur'ân-ı Kerim'de "Sure: 30 âyet: 27" Yani: "Sizin haşirde iâdeniz, dirilmeniz, dünyadaki hilkatinizden daha kolay, daha rahattır " Nasıl ki bir taburun askerleri istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa, kolay bir surette tabur bayrağı altında toplanmaları, yeniden bir tabur teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır Öyle de bir bedende birbiri ile imtizaç ile ünsiyet ve münasebet peydâ eden zerrat-ı esasiyye, Hz İsrâfil'in (A S ) suru ile Hâlik-ı Zülcelâlin emrine "Lebbeyk" demeleri ve toplanmaları aklen birinci icaddan daha kolay, daha mümkündür Hem bütün zerrelerin toplanmaları belki lâzım değil Nüveler ve tohumlar hükmünde olan ve hadisde "Acb-üz zeneb" tâbir edilen ecza-i esasiyye ve zerrât-ı asliyye ikinci neş'e için kâfi bir esastır, temeldir Sâni-i Hakim beden-i insanîyi onların üstünde bina eder S )(Arkadaş! Zâhire nazaran, haşirde, ecza-yı asliye ile ecza-yı zâide birlikte iade edilir Evet, cünüb iken tırnakların, saçların kesilmesi mekruh ve bedenden ayrılan herbir cüz'ün bir yere gömülmesi sünnet olduğu ona işarettir Fakat tahkike göre, nebatatın tohumları gibi "Acb-üz-zeneb" tâbir edilen bir kısım zerreler, insanın tohumu hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden-i insanî neşvü nema ile teşekkül eder İ İ )
ACC
Yüksek sesle haykırma, * Gürültü çıkarma Deveyi döğme
ACC(E)
Kalabalık
ACCAC
Fırtınalı, rüzgârlı * Gürültülü
ACEB
Taaccüb, şaşma, hayret * Garib, hoş, lâtif ve nâdir-ül vücud olduğundan bir şey için inkâr ve istiğrab etme hâli
A'CEB
Çok acâyib Pek tuhaf olan
A'CEB-ÜL ACÂİB
Çok acib ve gülünç olan
ACED
Kuru üzüm
A'CEF
İnce, zayıf
A'CEL
Daha acele, en çabuk * Acele eden kişi
ACELE
Çabuk, çabukluk Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik
ACEM
İranlı Yabancı * Arapça konuşmayanlar Arab olmayanlar * Çekirdek
ACEMÂNE
f Acemlere yakışır suret Yabancı gibi
ACEMCEME
(C: Acemcemât) Kuvvetli, muhkem deve
ACEME
(C: Acemât) Çekirdek * Çekirdekten biten hurma ağacı * Sert ve sağlam taş
A'CEMÎ
Aceme mensub * Arapçayı iyi konuşmayan Dilsiz * Beceriksiz
ACEMÎ
Tecrübesiz * Yabancı * Yeni Mübtedi
ACEMİSTAN
f İran ülkesi
ACEMİYAN
f (Acemi C ) İranlılar Acemler * Acemiler, tecrübesizler
ACENTE
(Acenta) ing Bir vapur şirketinin her iskeledeki memuru * Bir şirket veya idarenin diğer memleketteki vekili * Memur veya vekilin memuriyeti ve idarehanesi
A'CEZ
En âciz Çok kudretsiz * Mak'adı etli ve yumru olan
ACEZE
(Âciz C) Âcizler * Düşkünler, zayıflar
ACÎB
Şaşılan ve hayret uyandıran şey Benzeri görülmeyen Garib Taaccüb olunan şey
ACİB
Hayret veren Şaşılacak şey
ACÎBE
Alışılmış surette olmayan Çok hârika Acib ve garip, hayret verici, şaşılacak şey
ACİBE-İ HİLKAT
Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)
ACİC
Sesi yükseltmek
ACİL
Sonraya bırakılmış Bir vâdeye bağlı * Ahiret
ÂCİL
Aceleci * Acele eden Hemen * Derhal Peşin * Çabuk * Fık: Dünya
ÂCİLANE
f Acele edene ait Acele olarak * şimdiki zamana ait
ÂCİLEN
Vakit gelince yapılmak üzere Bir vâdeye veya bir şarta bağlı bulunarak
ÂCİLEN
Acele olarak Serian, derhal, müstâcelen
ACİN
Rengi ve tadı değişmiş pis su
ACİN
Yoğurma, hamur tutma
ACİNÎ
Hamur gibi yoğurulmuş, macun kıvamında
ACİNİYET
Mâcun halinde olma Hamur gibi yoğurulmuş olma
ACİR
Elindekini başkasına kiralayan Kiraya veren
ACİŞ
f Üşüme, soğuktan üşüme
ACİYY(E)
(c: Acâyâ) Anası öldüğünden, başka kimsenin sütüyle beslenen çocuk * Anası sütünü vermeyip yemeği öğrettiği çocuk
ÂCİZ
Beceriksiz Eli ermez Kabiliyetsiz Gücü yetmez olan
ÂCİZÂN
(Âciz C ) Âcizler, beceriksizler, zayıflar, güçsüzler
ÂCİZÂNE
f Âciz olarak Beceriksizce Tevâzu ile (Alçak gönüllülük ifâdesi için söylenir) "Allah'a karşı kusurlarını bilen bir mü'min âcizâne ancak Allah'tan rahmet diler "
ÂCİZİYYET
Acizlik, beceriksizlik, kabiliyetsizlik * Fakirlik, tevâzu
ACLED
Yoğurt
ACLEZ
Kavi, sağlam nesne
ACM
(C: Ucum) Beş yaşına girmemiş deve * Kuyruk dibi * Isırmak
ACMÎ
İnce fikirli Akıllı, anlayışlı
ACN
Yoğurma Ma'cun kıvamına getirme
A'CUBE
(Bak : U'cube)
ACUL
Çok acele eden sabırsız
ACULÂNE
Acele edene yakışır suretde
ACULİYET
Acelecilik Sabırsızlık
ACUR
Kabakgillerden bir hıyar cinsi Üstü hafif olukludur Bazıları tüylüce olur
ACUZ(E)
Çok yaşlı kadın Kocakarı * Kılıç * Şarap * Sırtlan
ACUZE-İ ŞEMTA
Saçı ağarmış kocakarı
ACÜR
Yoğunluk, semizlik, besililik * Yoğun * Her nesnenin hacmi ve cüssesi olmak
ACÜR
Kuyruk
ACÜR
Kerpiç, tuğla, kiremit
ACÜRÎ
Kiremitçi, tuğlacı
ACÜS
Almak, kabzetmek * Gecenin sonu
ACÜZ
(C : Acâz) her nesnenin dibi, kökü ve sonu * Yay kabzası
ACV
Çocuğa süt içirmek
ACVE(T)
Medine-i Münevvere hurmalarından bir çeşit, iyi hurma
ACZ
Beceriksizlik İktidarsızlık Kuvvetsizlik Güçsüzlük Yapamamak * Zarardan korunmak gücünün olmaması * Bir şeyin geri tarafı (İnsandaki kusur sonsuz olduğu gibi, acz, fakr ve ihtiyacına da nihayet yoktur İnsana tevdi edilen açlık ile nimetlerin lezzetleri tebârüz ettiği gibi: İnsandaki kusur, kemalat-ı Sübhâniyye derecelerine bir mirsaddır İnsandaki fakr, gına-i rahmetin derecesine bir mikyastır İnsandaki acz, kudret ve kibriyâsına bir mizandır İnsandaki tenevvü-ü hâcat, envâ-ı niam ve ihsanatına bir merdivendir Öyle ise fıtratından gaye ubudiyettir Ubudiyet ise, dergah-ı izzetine kusurlarını "Estağfirullah" ve "Sübhânallah" ile ilan etmektir M N )
ACZA'
Dübürü büyük kadın * Kumdan yığılmış yüksek tepe
ACZ-ALUD
f Âcizlik, kuvvetsizlik, güçsüzlük
ACZE
(C : Acâyiz) Her nesnenin sonu * Kadın dübürü
ACZ-MENDÎ
f Âcizlik, iktidarsızlık Fakr
AÇALYA
yun Fundagillerden, güzel çiçekli bir bitki ve çiçeği
AÇAR
f İştah açmaya yarayan turşu v s * İnişli yokuşlu yer * Karıştırılmış, birleştirilmiş
AÇI
(Bak: Zâviye)
AÇKI
Cilâ, perdah, lostra
AÇKICI
Cilâ ve perdah veren sanatkâr
|