Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.

Eski 09-10-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.



Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları

Osmanlıca Sözlük (A Harfi) A
1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir

A
Nida edatı olup, kelimenin sonuna gelir "ey" mânası verir Aynı veya farklı iki kelime arasına gelirse, sözün mânasını kuvvetlendirir "rengârenk, lebaleb" gibi

AB
f Su * Mc : Yağmur * Letâfet, güzellik * İtibar * Irz, nâmus * Vakar * Cilâ *Keskinlik

AB-I ÂBİSTENÎ
Nebatların beslenip büyümesi için zaruri olan su ve yağmur * Gebeliğe sebep olan su, meni

AB-I ADÂLET
Doğruluğun ve adaletin feyz ve bereketi

AB-I BÂDE-RENG
Kanlı göz yaşı

AB-I BESTE
Buz * Mc : Billur, sırça

AB-I CİĞER
Ciğer suyu * Göz yaşı

AB-I ÇEŞM
Göz yaşı

AB-I DEHÂN
Ağız suyu, salya

AB-I HAYAT
Kan Ebedî hayata sebep olan hayat suyu (diye tâbir edilen) bu kelime, edebiyatta : "çok güzel ifâde, lâtif söz, parlaklık, letâfet" mânalarında geçer * Tas : Aşk-ı hakiki, aşk-ı ilâhi, ilm-i ledün, mârifetullah'tan kinayedir Âb-ı Hızır, âb-ı hayvan, âb-ı beka gibi isimlerle de söylenir

AB-I HUFTE
Durgun su * Buz * Billur * Kınında bulunan kılınç

AB-I HURDENÎ
İçme suyu İçilir su

AB-I KEVSER
Kevser âb-ı hayatı Kevser letâfeti

AB-I LEZİZ
Leziz, tatlı su

AB-I MUSAFFÂ
Temizlenmiş, tasfiye edilmiş su Saf su

AB-I REVAN
Akar su * Kalpteki ferahlık

AB-I RÛY
Yüz suyu, şeref, haysiyet, nâmus

AB-I ŞOR
Acı su * Göz yaşı

AB-I YAH
Buzlu, soğuk su

AB-I ZEN
f Küçük havuz * Su birikintisi * Yumuşak, lâtif sözlerle hatır alan ve bu manâda emir (Bak : Avzen)

AB
Kusur, ayıp, noksanlık

ABA'
Kaba, ahmak kişi

A'BA
Ağırlıklar, yükler, mes'uliyetler * Sandık

ABA
Ekseriyetle yünden yapılmış, bol giyimli bir libas, elbise (Peygamber Efendimiz de (ASM) bu libası giyerlerdi)

ÂBÂ
(Eb C) Babalar, pederler * Mc : Mürşidler, ileri gelenler

ÂBÂ VE ECDÂD
Analar, babalar, dedeler

AB'AB
Taze civanlık * İbrişim halı * Dağ tekesi * Yumuşak yünden yapılan kisve

ÂBAB
Otu bol olan yerler, çayırlar, otlaklar, mer'alar

ABAB
(Abb) Suyu nefes almadan içmek * Işık, nur, ziyâ

AB'ÂB
Uzun boylu kimse * Güzel huylu ve sabırlı adam

ABAD
Ebedler Sonsuz gelecek zamanlar

ABAD
f Mâmur, şen * Çok dolu

A'BAD
Köleler

ABADAN
f Mâmur, şen İmâr edilmiş

ABADÎ
Bayındırlık, mâmurluk, şenlik * İmar edilmiş olan * Hindistan'ın Devlet-âbad şehrinde ipekden yapılmış bir yazı kağıdı

ABÂDİLE
Abdullah isimliler

ABÂDİLE-İ SEB'A
Meşhur olan yedi Abdullah isimli sahabe-i kiram (RA) (Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Mes'ud, Abdullah İbn-i Ravâha, Abdullah İbn-i Selam, Abdullah bin Amr bin As, Abdullah bin ebi Evfâ (RA) (Asr-ı saadette Abdullah ismiyle anılan ikiyüz yirmi sahabe-i kiram hazerâtı vardı)

ABAJUR
Fr Lamba siperi

ABAK
İcab etmek Lâzım olmak * Yapışmak

ABAKİYE
Lâzım olmak * Yapışmak * Zahmet

ÂBAL
Develer

ABAL
Dağ kili

ABALET
Ağırlık

ABA
Kule

ABAM
şişman kimse

ABA-PUŞ
f Aba giyen, derviş * Fakir

ÂBAR
(Bi'r C) Kuyular Su kuyuları * f Hesap defteri

ABAT
Koltuk altları

ABB
Işık, nur, ziya * Güzelleşme

ABBAS
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselâmın amcalarındandır ve Mekke'nin fethinde Müslüman olmuştur * Arslan, gazanfer

ABBASÎ
Resul-i Ekrem'in (A SM) amcası Hz Abbas'ın neslinden gelen veya aynı sülâleden gelenlerin kurdukları devlete mensup olan

AB-BERİN
f Akarsu ve şelâle kenarlarında suyun tazyikle akmasından meydana gelen içi oyuk kovuk

AB-CAME
f Su kabı

AB-ÇERA
f Kahvaltı

ABD
Kul, köle, Allah'ın kulu Mahluk, insan Hizmetçi (Hür'ün zıddı) "Abd kelimesi Allah'ın bazı isimleriyle birleştirilerek erkek isimleri meydana getirilir Abdullah (Allah'ın kulu) Abdulbâki (Ebedi olan Allah'ın kulu) gibi Bu isimleri taşıyan insanlar buna lâyık olmaya çalışmalıdırlar"

ABDAL
t Safdil, ahmak, bön * Afganistan'da yaşıyan bir Türk kavminin adı, bu kavimden olan kimse * Anadoludaki bazı göçebelerin adı ve bunlardan olan kimse * Derviş, ermiş, kalender Kendini Allah'a adamış Ona teslim olmuş, bu yolda çile çekmiş kimse (Bak : Ebdal)

ABDAN
(Ab dan) Bahçe kovası, bahçe sulamaya mahsus süzgeçli kova * Sidik kesesi, mesane

ABDAR
f Parlak * Sağlam vücudlu * Su veren hizmetçi * Mc : Ter u tâze, tap taze

AB-DEST
f Namaz ve sair dini ibadetler için usulüne uygun olarak, el, ağız, burun, yüz, dirseklere kadar kolları ve topuk kemiği üzerine kadar ayakları üçer defa yıkamak ve kulaklara, başa ve enseye meshetmektir * Azarlama, paylama

ABDESTAN
f Su ibriği, abdest ibriği

ABDEST-HANE
f Ayak yolu, helâ * Abdest alacak yer

ABDİYET
Kulluk * Kul olduğunu bilerek dininde, emredildiği üzere ibâdet ve itaatte bulunmak

ABDULAZİZ
32 Osmanlı Padişahıdır Hilâfeti (Hi: 1277-1293) seneleri arasındadır Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından bilek damarları kesilerek şehid edilmiştir

ABDULHAMİD LL
(mi: 1842-1918) 34' üncü Osmanlı Padişâhıdır 33 yıl saltanatta kalmış olan bu şefkatli Sultan,İslâmiyete son derece bağlı idi Yüksek bir siyaset adamı ve devlet işlerini bizzat takibeden bir zattı Memlekette bolluk ve refahı te'min için çalıştı (RAleyh)

ABDULKADİR
Allah'ın kulu

ABDULKADİR-İ GEYLANÎ
(Bak: Geylânî)

ABDULKAHİR-İ CÜRCANÎ
(Bak: Cürcanî)

ABDULLAH
Allah'ın kulu * Bu isim Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mübarek ve şerefli isimlerindendir Çünkü, Allah'a itaat ve ibadette, kulluk yapmada devamlı ve en ileride olup bütün ömürlerinde Cenab-ı Hakka maddi manevi bütün hâlâtında itaatttan ayrılmamıştır (ASM) Hem muhterem babasının adı da Abdullah'tır

ABDULLAH İBN-İ ABBAS (RA)
Ashab-ı Kiram'ın fakih ve müctehidlerindendir Resul-i Ekrem'in (ASM) amcasının oğludur Ashâb-ı Kirâm arasında mümtaz bir mevki'e hâizdir Sahih-i Buhari'de mezkûr olduğu üzere Resul-i Ekrem (ASM), Abdullah hakkında : "İlâhi onu dinde fakih kıl ve kitabını ona öğret!" diye dua buyurmuştu Bu âli duaya mazhariyetinden dolayı zamanın en bilgin şahsiyeti olmuştu Resul-i Ekrem'in (ASM) hadislerini ezberlemekte, tefsir, hadis, fıkıh ve ferâiz gibi yüksek ilimlerde eşsizdir Hz Ömer ve Osman'ın (Radiyallahü anhüma) hilâfetleri zamanında müftülük vazifesini ifâ ediyordu Kur'anın tefsirindeki müstesna kudretinden dolayı Habr-ül-ümme, Tercemân-ül-Kur'an, Sultan-ül-Müfessirin gibi yüksek lâkablarla Ashab ve Tabiin arasında şöhret buldu 1640 hadis rivâyet etmiştir Hicretin 68 yılında 70 yaşında olduğu hâlde Tâif'de ebedî hayata kavuşmuştur (RA)

ABDULLAH İBN-İ ÖMER
Bi'setten bir yıl önce doğdu Hicri yetmişüç tarihinde Haccâc-ı Zalim'in emri ile şehid edildi (RA) Sahabe-i Kirâmın ileri gelenlerinden ve Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâmın çok bağlılarından ve dâima onun ahlâkını yaşamağa çalışanlardandı Hz Ömer Radıyallahü Anh'ın oğlu idi Hilâfet ve Valilik işlerine hiç karışmadı Müttaki, cömert, kanaat sahibi, halim bir zat olup kendini dünyaya bağlaması ihtimali olan bir malı olsa derhal onu sadaka verir veya hediye ederdi (RA)

ABDULLAH İBN-İ ZÜBEYR
Ebu Bekir-i Sıddık'ın kızı Esma'nın oğludur Muhacirlerden ilk doğan çocuk olup cesaret, şecaat, ibadet ve takvası ile meşhurdur Zübeyr ibn-i Avvam'ın oğludur Yezid'in saltanatını kabul etmedi ve Mekke'de dokuz sene halifelik yaptı 73 yaşında şehid edildi (RA)

ABDURRAHMAN BİN AVF
Aşere-i mübeşşereden ve çok fedakar olan Sahabelerdendir İlk müslüman olan sekiz kişiden birisidir Bütün ihya-yı din için olan muharebelerde çok fedakârlıkta bulunmuş, birisinde yirmibir yerinden yaralanmıştı Bir gazada oniki dişini birden kaybetmişti Medine'ye ve Habeşistan'a hicret edenlerdendi Çok zengin idi Bir defa otuz köleyi birden azad etmişti Hicri 31 tarihinde 71 yaşında vefat etti

ABE'
Kıymet Ehemmiyet '

ABE
İşaret, alamet * Cemaat, topluluk

ABECE
Ahmak kimse

ABED
Hayâ etmek Arlanmak * Hışım etmek, kızmak * Uyuz hastalığı

ABEDE
(ÎÂbid C) İbadet edenler Âbidler Tapanlar

ABEDE-İ ESNAM
f Puta tapanlar Putperestler Heykele baş eğenler

ÂBEK
Sulu, su dolu olan şeyler * Çıban * Civa (Hg)

ABEKET
(C: Abekât) Tâne, az şey * Tuluk içinde kalan yağ bakiyyesi * Ekmek parçası * Yılan başı dedikleri ufacık akça boncuk

A'BEL
Ak, beyaz * Ağaç yaprağının dökülmesi

ABEL
(C: Abâl) Yassı ve enli yaprak

A'BEL
(C: A'bile) Çok sert taş ki, kırmızı, beyaz veya siyah renkli olur * Taşlık dağ

AB-ENDAM
f Güzellik Güzel endam

AB-ENDAZ
Su mühendisi

ABERASYON
Fr Sapma

ABERAT
(Abre C) Göz yaşları

ABES
Davarın kuyruğunda kuruyup kalan bevl ve ters

ABES
Oyuncak kabilinden faydasız ve boş amel Lüzumsuz ve gayesiz iş Tesadüfi (Bak: Gaye)

ABESE
(Abs den) Çehresini çattı, sureti kerih oldu (meâlinde)

ABESE SURESİ
Kur'an-ı Kerim'de sekseninci surenin ismi olup, Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur Saliha Suresi, Sefere Suresi de denilir

ABESE İRCA
Mantık ve matematikte bir isbat şeklidir Bir hükmün doğruluğunu isbat için, bu hükmü inkâr eden diğer hükmün yanlışlığı isbatlanır Meselâ: Allah'ın varlığının inkâr edilmesinin imkânsızlığını veya abesiyetini göstermek, Allah'ın varlığını isbat yollarından biridir Bu, "Abese irca" yolu ile isbat şeklidir

ABESİYAT
(Abes C) Faydasız ve boş şeyler

ABESİYYUN
Kâinatın ve hâdiselerin başı boş, faydasız ve gayesiz, kendi kendine, Haliksız olduğuna inanmak isteyen bâtıl yoldaki felsefeciler Zamanımızda Ekzistansializm "Varoluşculuk" adı altında yeniden ortaya çıkan bir varlık ve hayat felsefesidir İki kola ayrılmıştır Bunlardan uluhiyeti inkâr edenler, hayatın, varlığın ve insanın var oluşunu abes ve gayesiz sayan ehl-i dalâlet fırkalarından biridir Hristiyanlık dünyasında bunlara karşı çıkan ikinci kısım ise: Allah'a inanılmazsa herşeyin abes olacağını, bu sebeple Allah'a inanmanın zaruriliğini müdafaa etmektedirler(Kâinatı abes ve gayesiz itikat eden felâsife-i abesiyyun gibi kendilerini başıboş, hikmetsiz, gayesiz, vazifesiz, Haliksız mı zannediyorlar? Acaba gözleri kör olmuş, görmüyorlar mı ki, kâinat baştan aşağıya kadar hikmetlerle müzeyyen ve gayelerle müsmirdir Ve mevcudat, zerrelerden güneşlere kadar vazifelerle muvazzaftır Ve evamir-i İlahiyyeye müsahharlardırS)

ABEY-SERAN
Fesliğen * Şiddetli emir Şer ve mekruh nesne * Bir dikenli ağaç

AB-GAH
Fr Havuz, küçük göl, su biriken yer * Tıb : Karnın kaburga kemikleri kıkırdağı ve kısa kaburgalar altında olan kısmı Böğür

AB-GİNE
Fr Billur * Ayna * Kılınç * Göz yaşı * Şişe, sürahi, kadeh

AB-GİR
f Suyun biriktiği yer, havuz * Dokumacılıkta kullanılan fırça

AB-HANE
f Abdest bozacak yer Helâ, tuvalet

ABHER
Nergis çiçeği, * Dolu kap

AB-HURDE
f Su içen

ABIK
Sebebsiz olarak sahibi yanından kaçan köle* Civa (Hg)

ABÎ
f Ayva * Suda yaşayan ve suda meydana gelen * Çok mâvi

ABÎ
Kurban payı

ABÎ
Çekinen * Tiksinen * Sakınan * Nazlanan

ABİD
İbadet eden Zâhid Çok ibadet eden * Köle

ABÎD
Kullar Köleler

ABİD
f Kıvılcım

ABİDANE
f Kul olarak, ibâdet edene yakışır surette

ABİDAT-I İSLÂMİYE
İslâm medeniyeti anıtları

ABİDE
Uzun müddet dillerde destan olup kalan beliye ve dâhiye * Bir milletin târihinde büyük bir değeri hâiz olan vak'a * Fesahat ve belâgatı dolayısıyle benzeri söylenemeyen şiir * Tarihte yüksek ve hâkim bir mevkide olan vak'aları veya büyükleri yaşatmak için yapılan bina * Azametiyle, güzelliğiyle insanı hayrete uğratan mebani (Süleymaniye ve Ayasofya câmileri gibi) Uzun müddet yaşıyan edebî, ilmi, sinai eserler * Geçmiş devirlerden kalma tarihi veya bedii kıymeti olan binalar, kaleler ve harabeleri * Dikilmiş sütunlar ve bunların üzerindeki resimler, nakışlar, yazılar * Abidenin arapçadaki manası bizdekinden başkadır: Kendisinden nefretle, haşyetle bahsolunan, uzun müddet dillerde destan olup kalan dâhiye ve beliyyeye denir (Türk İslâm Ansiklopedisi)

ABİDE
İbâdet eden kadın (Abide-i zâhide gibi)

A'BİDE
(Abd C) Köleler Abid

ABİDEVÎ
Abide gibi Abideyi andıran, âbideye benzeyen şekilde

ABİL
Koyun, at ve deve gibi hayvanlara iyi bakan * Çayırda otlayarak suya muhtaç olmayan hayvan

ABİLE
f Su üzerindeki kabarcık * Sivilce Çıban

ABİR
(Ubur'dan) Bir yerden geçen, giden yolcu Geçen * Hz İbrâhimin (AS) dedelerinden birisinin adı

ABİS
Asık suratlı, ekşi yüzlü kimse * Arslan

ABİS
Alaycı, saygısız

ABİS
Denizlerdeki dokuzbin metreyi geçen derinlikler

ABÎSE
(C: Abayis) Tarhana

ABİST
f Gebe, hâmile

ABİSTEN
f Gizli, gizleme * Gebe * Dişilik

ABİSTENÎ
f Hâmilelik, gebelik

ABİŞHOR
f Hayvan sulama yeri * İçme kabı * Dinlenmek için kısa bir duraklama, teneffüs * Günlük yiyecek

ABİŞTGÂH
f Gizlenecek yer, gizli yer

ABİY
Kısmet, nasib,

ABİYE
Örtü ile yüzünü örten, utangaç kız veya kadın

ABKAME
f Anadolunun bazı doğu illerinde ve Bağdat'da yapılan, turşu veya salataya benzer bir çeşit yiyecek maddesi * Ekşi hamurdan pişirilerek sirkeye konulan ve turşu olarak kullanılan bir gıda maddesi

ABKARÎ
Mutlaka kusuru olmayan Kâmil * Bir kavmin seyyid ve şerifi, efendisi Beşer san'atı olmayan * Çok güzellik * Bir nevi döşek(Abkari: Esasen abkar'e mensub demektir Ebu Suud ve sair tefsirlerin beyanına göre Abkar: Arabın zu'münce bir Cin beldesinin ismidir ki, Arablar acib gördükleri her şeyi ona nisbetle tavsif ederek abkarî derler Mu'cem-ül Büldan'da şu tafsil mezkûrdur: Abkar; dolu, yani buluttan inen donmuş sudur Ve demişlerdir ki, cinnin sâkin olduğu bir arzdır Meselde: "Keennehüm cinn-i abkar: sanki abkar cinni gibi" denilirBazıları da demiştir ki: Abkarinin aslı; vasfına hırs ile rağbet olunan her şeye sıfattır Bunun da esası; çünkü Abkar'da döşeme ve saire nakışları yapılırdı Onun için her iyi şey Abkar'a nisbet edilirdi)

AB-KEND
f Havuz, dere, su geçidi

AB-KEŞ
f Delikli kevgir * Su çeken, sucu, saka * Kadeh sunucu

AB-KUR
f Lâğım çukuru Pisliğin aktığı yol ve delik

ABL
Kalın, büyük nesne * Bükmek

ABLA'
Ak nesne * Beyaz taş

ABLİSE
f Tarlaya tohum atan, ekinci

ABLUKA
İtl Etrafını sarıp hâriçle alâkasını kesme Bahren muhasara, denizden kuşatma

ABLUKAYI BOZMAK
Muhasara hattını yarıp geçmek

ABLUKAYI KALDIRMAK
Muhasarayı bırakmak

AB-NAK
f Sulu, ıslak, nemli

ABONE
Fr Gazete ve dergi gibi yayınlara peşin para vererek muayyen bir zaman için müşteri olan kimse

ABONMAN
Fr Bir imalâtçı ile müşteri arasında düzenli satın alma için yapılan anlaşma

ABORDA
İtl Deniz teknelerinin rıhtıma, iskeleye veya başka bir tekneye yanlamasına yanaşması

ABR
Rüya tabir etmek Düş yormak * Yaş akıtmak Sudan veya başka yerden geçmek * Söylemeden bir şeyi düşünmek

ABRA
Bir değiş-tokuşta üste verilen şey * Teraziyi ayarlamak için hafif gelen kefesine konulan ağırlık

ABRAN
Ağlayan, ağlayıcı

AB-RANE
f Su borularına ve su yollarına bakan mühendis

ABRAŞ
Alaca benekli at * Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan bitki yaprağı

ABRE
Göz yaşı

ABS
Karıştırmak, halt * Güneşte keş kurutmak

ABS
Kurumak, katılaşmak

ABS
(Ubus) Huzursuzluktan yüz ekşitmek, çehreyi çatmak

ABSAL
f Bahçe, koru, park

AB-SÜVAR
f Su üstünde yüzen * Sudaki kabarcık

ABŞ
Salâh * Hüsn İbâdet * Gaflet

AB-ŞAR
f Şelâle, su akarken çıkardığı ses, şırıltı

AB-ŞİNAS
f Sudan anlıyan * Gemi kılavuzu

ABT
Deveyi ve koyunu hastalanmadan sağ iken boğazlamak * Kazılmamış yeri kazmak * Yarmak

ABT
Yalan, Şübhe uyandırıcı hareket

ABU
f Nilüfer çiçeği

ABUS
Çatık çehreli asık yüzlü Yüzü ekşi

ABV
Yüzün güzel olması Nizamlı oluş (Bak: Ta'biye)

AB-VEND
f Maşrapa, bardak, su kabı

AB-YAR
f Sulayan * Mc: Bereketlendiren, feyizlendiren

AB-YARÎ
f (Asıl mânâsı sulama ise de, lisanımızda yalnız mecazi mânâsiyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır) Yardım, itimat

AB-YÂRÎ-İ HİMMET
Korumak için yapılan yardım, himmet yardımı

AB-YÂRÎ-İ HİMMETİNİZLE
Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde

AB-ZEN
f Küçük havuz * Banyo

AC
Fildişi * Dolu kap

AC'AC
Çağırış

ACAC
Toz * Tütün * Bulut * Duman

AC'ACE
Uzun uzun çağırmak

ACAFET
Zayıflık Çelimsizlik

ACAİB
(Acib C) Şaşırtacak ve hayret verici şeyler

ACÂİB-İ SEB'A-İ ÂLEM
Dünyanın yedi tane şaşılacak, acaib şeyi (Çin seddi bunlardan biridir)

ACAİBAT
Normale zıt şeyler Acâib şeyler

ACAİZ
(Acuze C) Kocakarılar İhtiyar kadınlar

ACAK
f Toprak

ACAL
(Ecel C) Eceller Ölümler, vâdeler

ACALİT
Yoğurt

A'CAM
(Acem C) Acemler İranlılar * Arab olmayanlar

ACAM
(Ecme C) Meşelik, kamışlık, ağaçlıklar

ACAN
f Polis: Emniyet mensubu

ACAR
(Ecr C) Sevaplar, ücretler, mükâfatlar * Kiralar

ACASA
Deve sürüsü

ACB
Kuyruk sokumu "Us'us" denilen küçük kemik Her şeyin kuyruk dibi ve nihâyeti Fâtiha-i hilkat olan küçük kemikAcb-üz zeneb diye Hadis-i Şerifte ismi geçen ve insanın kuyruk sokumundaki en küçük kemik(Kur'ân-ı Kerim'de "Sure: 30 âyet: 27" Yani: "Sizin haşirde iâdeniz, dirilmeniz, dünyadaki hilkatinizden daha kolay, daha rahattır" Nasıl ki bir taburun askerleri istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa, kolay bir surette tabur bayrağı altında toplanmaları, yeniden bir tabur teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır Öyle de bir bedende birbiri ile imtizaç ile ünsiyet ve münasebet peydâ eden zerrat-ı esasiyye, Hz İsrâfil'in (AS) suru ile Hâlik-ı Zülcelâlin emrine "Lebbeyk" demeleri ve toplanmaları aklen birinci icaddan daha kolay, daha mümkündür Hem bütün zerrelerin toplanmaları belki lâzım değil Nüveler ve tohumlar hükmünde olan ve hadisde "Acb-üz zeneb" tâbir edilen ecza-i esasiyye ve zerrât-ı asliyye ikinci neş'e için kâfi bir esastır, temeldir Sâni-i Hakim beden-i insanîyi onların üstünde bina eder S)(Arkadaş! Zâhire nazaran, haşirde, ecza-yı asliye ile ecza-yı zâide birlikte iade edilir Evet, cünüb iken tırnakların, saçların kesilmesi mekruh ve bedenden ayrılan herbir cüz'ün bir yere gömülmesi sünnet olduğu ona işarettir Fakat tahkike göre, nebatatın tohumları gibi "Acb-üz-zeneb" tâbir edilen bir kısım zerreler, insanın tohumu hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden-i insanî neşvü nema ile teşekkül eder İİ)

ACC
Yüksek sesle haykırma, * Gürültü çıkarma Deveyi döğme

ACC(E)
Kalabalık

ACCAC
Fırtınalı, rüzgârlı * Gürültülü

ACEB
Taaccüb, şaşma, hayret * Garib, hoş, lâtif ve nâdir-ül vücud olduğundan bir şey için inkâr ve istiğrab etme hâli

A'CEB
Çok acâyib Pek tuhaf olan

A'CEB-ÜL ACÂİB
Çok acib ve gülünç olan

ACED
Kuru üzüm

A'CEF
İnce, zayıf

A'CEL
Daha acele, en çabuk * Acele eden kişi

ACELE
Çabuk, çabukluk Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik

ACEM
İranlı Yabancı * Arapça konuşmayanlar Arab olmayanlar * Çekirdek

ACEMÂNE
f Acemlere yakışır suret Yabancı gibi

ACEMCEME
(C: Acemcemât) Kuvvetli, muhkem deve

ACEME
(C: Acemât) Çekirdek * Çekirdekten biten hurma ağacı * Sert ve sağlam taş

A'CEMÎ
Aceme mensub * Arapçayı iyi konuşmayan Dilsiz * Beceriksiz

ACEMÎ
Tecrübesiz * Yabancı * Yeni Mübtedi

ACEMİSTAN
f İran ülkesi

ACEMİYAN
f (Acemi C) İranlılar Acemler * Acemiler, tecrübesizler

ACENTE
(Acenta) ing Bir vapur şirketinin her iskeledeki memuru * Bir şirket veya idarenin diğer memleketteki vekili * Memur veya vekilin memuriyeti ve idarehanesi

A'CEZ
En âciz Çok kudretsiz * Mak'adı etli ve yumru olan

ACEZE
(Âciz C) Âcizler * Düşkünler, zayıflar

ACÎB
Şaşılan ve hayret uyandıran şey Benzeri görülmeyen Garib Taaccüb olunan şey

ACİB
Hayret veren Şaşılacak şey

ACÎBE
Alışılmış surette olmayan Çok hârika Acib ve garip, hayret verici, şaşılacak şey

ACİBE-İ HİLKAT
Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)

ACİC
Sesi yükseltmek

ACİL
Sonraya bırakılmış Bir vâdeye bağlı * Ahiret

ÂCİL
Aceleci * Acele eden Hemen * Derhal Peşin * Çabuk * Fık: Dünya

ÂCİLANE
f Acele edene ait Acele olarak * şimdiki zamana ait

ÂCİLEN
Vakit gelince yapılmak üzere Bir vâdeye veya bir şarta bağlı bulunarak

ÂCİLEN
Acele olarak Serian, derhal, müstâcelen

ACİN
Rengi ve tadı değişmiş pis su

ACİN
Yoğurma, hamur tutma

ACİNÎ
Hamur gibi yoğurulmuş, macun kıvamında

ACİNİYET
Mâcun halinde olma Hamur gibi yoğurulmuş olma

ACİR
Elindekini başkasına kiralayan Kiraya veren

ACİŞ
f Üşüme, soğuktan üşüme

ACİYY(E)
(c: Acâyâ) Anası öldüğünden, başka kimsenin sütüyle beslenen çocuk * Anası sütünü vermeyip yemeği öğrettiği çocuk

ÂCİZ
Beceriksiz Eli ermez Kabiliyetsiz Gücü yetmez olan

ÂCİZÂN
(Âciz C) Âcizler, beceriksizler, zayıflar, güçsüzler

ÂCİZÂNE
f Âciz olarak Beceriksizce Tevâzu ile (Alçak gönüllülük ifâdesi için söylenir) "Allah'a karşı kusurlarını bilen bir mü'min âcizâne ancak Allah'tan rahmet diler"

ÂCİZİYYET
Acizlik, beceriksizlik, kabiliyetsizlik * Fakirlik, tevâzu

ACLED
Yoğurt

ACLEZ
Kavi, sağlam nesne

ACM
(C: Ucum) Beş yaşına girmemiş deve * Kuyruk dibi * Isırmak

ACMÎ
İnce fikirli Akıllı, anlayışlı

ACN
Yoğurma Ma'cun kıvamına getirme

A'CUBE
(Bak : U'cube)

ACUL
Çok acele eden sabırsız

ACULÂNE
Acele edene yakışır suretde

ACULİYET
Acelecilik Sabırsızlık

ACUR
Kabakgillerden bir hıyar cinsi Üstü hafif olukludur Bazıları tüylüce olur

ACUZ(E)
Çok yaşlı kadın Kocakarı * Kılıç * Şarap * Sırtlan

ACUZE-İ ŞEMTA
Saçı ağarmış kocakarı

ACÜR
Yoğunluk, semizlik, besililik * Yoğun * Her nesnenin hacmi ve cüssesi olmak

ACÜR
Kuyruk

ACÜR
Kerpiç, tuğla, kiremit

ACÜRÎ
Kiremitçi, tuğlacı

ACÜS
Almak, kabzetmek * Gecenin sonu

ACÜZ
(C: Acâz) her nesnenin dibi, kökü ve sonu * Yay kabzası

ACV
Çocuğa süt içirmek

ACVE(T)
Medine-i Münevvere hurmalarından bir çeşit, iyi hurma

ACZ
Beceriksizlik İktidarsızlık Kuvvetsizlik Güçsüzlük Yapamamak * Zarardan korunmak gücünün olmaması * Bir şeyin geri tarafı (İnsandaki kusur sonsuz olduğu gibi, acz, fakr ve ihtiyacına da nihayet yoktur İnsana tevdi edilen açlık ile nimetlerin lezzetleri tebârüz ettiği gibi: İnsandaki kusur, kemalat-ı Sübhâniyye derecelerine bir mirsaddır İnsandaki fakr, gına-i rahmetin derecesine bir mikyastır İnsandaki acz, kudret ve kibriyâsına bir mizandır İnsandaki tenevvü-ü hâcat, envâ-ı niam ve ihsanatına bir merdivendir Öyle ise fıtratından gaye ubudiyettir Ubudiyet ise, dergah-ı izzetine kusurlarını "Estağfirullah" ve "Sübhânallah" ile ilan etmektir MN)

ACZA'
Dübürü büyük kadın * Kumdan yığılmış yüksek tepe

ACZ-ALUD
f Âcizlik, kuvvetsizlik, güçsüzlük

ACZE
(C: Acâyiz) Her nesnenin sonu * Kadın dübürü

ACZ-MENDÎ
f Âcizlik, iktidarsızlık Fakr

AÇALYA
yun Fundagillerden, güzel çiçekli bir bitki ve çiçeği

AÇAR
f İştah açmaya yarayan turşu vs * İnişli yokuşlu yer * Karıştırılmış, birleştirilmiş

AÇI
(Bak: Zâviye)

AÇKI
Cilâ, perdah, lostra

AÇKICI
Cilâ ve perdah veren sanatkâr

Alıntı Yaparak Cevapla