Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.

Eski 09-10-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.



RE: Osmanlıca Sözlük (A Harfi) Mesaj Yazmayin
AH
f Aferin, bravo! manasına kullanılır

AH
Maddi veya mânevi bir acı hissolundukta kullanılır * Nedamet, pişmanlık ve teessüf beyan eder * Birine acındığına, keder ve esef edildiğine delalet eder Meselâ : Ah! Evladım! gibi

AH U ENİN
Ah deyip inlemek, ağlamak Ah u fizâr da aynı mânayı ifâde eder

AH
Kardeş, birader * Dost

AHABİR
(Ahbâr C) Hikâyeler * Rivayetler

AHABİŞ
(Habeş C) Habeşliler

ÂHÂD
Birler Birden dokuza kadar olan sayılar

ÂHÂD-I NÂS
Avam, halktan birisi

AHAD
(Bak: Ehad)

AHADD
(Hadd den) Pek keskin

AHADÎ
Tek, yalnız Birlere âid, birlere mensub

AHADİD
Sopa ve kamçı gibi şeylerin vücudda bıraktığı izler (Bak: Uhdud)

AHADÎ HADİS
Rivâyet eden bir veya iki koldan olan veya mütevatir mertebesinde olmayan hadis demetir İştihar haddine yetişmeyen hadistir Şartları tamam olursa zann-ı galib ifade eder, muktezası ile amel vâcib olur (Muvazzah İlm-i Kelâm)

AHADİS
(Bak: Ehâdis)

AHADİYYET
(Bak: Ehadiyyet)

AHAFF
Pek hafif, çok hafif * Düşüncesiz

AHAKK
(Bak: Ehakk)

AHAL
f Birşeye yaramıgirsin bir tarafına !!! atılacak olan şey, çerçöp

AHALİ
(Ehl C) Halk, umum, nâs * Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar

AHAMİRE
Acem milletinden bir tâife

AHANN
Sözü burun içinden söyleyen Burnundan konuşan

AHAR
(Aher) Gayrı, başkası Diğeri

AHAR
f Hattatların kullandıkları kâğıda sürülen nişastalı yumurta * Kahvaltı * Bir nevi çelik

AHARR
Daha sıcak, en sıcak

AHASS
Asılsız, kötü kimse

AHASS
(Bak: Ehass)

AHAVAT
(Uht C) Kızkardeşler * Benzer şeyler

AHAVEYN
İki kardeş * İslam âlimlerinden olan Urfalı Vaiz Mahmud Kâmil efendinin babası Mustafa Kâmil Efendi ve amcası Urfalı Mehmed Efendi (Bak: Ehaveyn)

AHAZZ
Pek bahtiyar, mes'ud, şanslı, mutlu

AHBA
(Haba C) Saray adamları

AHBAB
Dost Sevilen dostlar Sevilenler Ehibbâ, muhibler

AHBAR
(Haber C) Haberler (Bak: Haber-İhbar)

AHBÂR-I GAYB
Bizce bilinmeyen gayb âlemlerine ve geleceğe dâir haberler( Hem de musibetlerin vakti muayyen olsa idi; musibet, başına gelen adam, musibetin intizarında o gelen musibetin belki on mislinden ziyade mânevi bir musibet -o intizardan- çekmemesi için, hikmet ve rahmet-i İlâhiyye tarafından gizli, perdeli bırakılmış Ve ekser hâdisât-ı kevniyye-i gaybiyye böyle hikmetleri bulunduğundandır ki, gaibden haber vermek yasak edilmiş $ düsturuna karşı hürmetsizlik ve itaatsizlik etmemek içindir ki, medar-ı teklif ve hakaik-i imaniyeden başka olan umur-u gaybiyyeden izn-i Rabbâni ile haber verenler dahi, yalnız, işaret suretinde perdeli ve kapalı ihbâr etmişler Hatta "Tevrat" ve "İncil" ve "Zebur" da Peygamberimiz hakkında gelen müjdeler ve haberler dahi bir derece perdeli ve kapalı gelmiş ki, o kitabların bir kısım tabileri te'vil edip iman etmediler Fakat itikad-ı imâniyyeye giren mes'eleleri tasrih ile ve tekrar ile ihbar etmek ve açık bir surette tebliğ etmek hikmet-i teklifin muktezası olduğundan, Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyan ve Tercümân-ı Zişanı (ASM) umur-u uhreviyeden tafsilen ve hâdisât-ı istikbâliye-i dünyeviyeden icmâlen haber vermişler Ş)

AHBAR
(Bak: Ehbâr)

AHBARÎ
Rivayetçi, rivayet eden kişi

AHBAS
(Habs C) Su bentleri, havuzlar * Hapisler, zindanlar * Gayr-ı meşru vakıf yerler

AHBAZ
(Hubz C) Ekmekler

AHBEL
Divane, deli

AHBEN
Çok su içmekten karnın şişip zahmetli olması

AHBES
Pek çok pis, daha murdar En habis, berbad

AHBEŞ
Habeş, Habeşi

AHBİYE
(Hıbâ C) Kıldan yapılmış göçebe çadırı * Keçe ve kıldan yapılan evlerde konup göçen Türkler

AHCAR
(Hacer C) Taşlar

AHCEN
Burnu eğri kimse

AHD
Vâdetme Söz verme Vefâ Yemin And Misak Peymân * Asır Devir Tevhid Mukavele * Vasiyet

AHD-İ ATİK
Tevrat, Zebur ve Mezamir'in bazıları, Yahudilerin eski ve mukaddes kitapları

AHD-İ CEDİD
f İncil

AHDÎ
Ahde âid, sözleşmeye dâir

AHD-NAME
f Anlaşmanın şartlarını ve anlaşmayı yapanların imzalarını taşıyan kağıt

AHD Ü MİSÂK
f Yemin, anlaşma, sözleşme

AHD Ü PEYMAN
f Yemin etme, söz verme

AHDA'
Boyun damarlarından bir damar * Hilekâr, aldatıcı, kandırıcı

AHDA'
Çok alçakgönüllü, halim, mütevazi İtaatli

AHDAK
(Hadeka C) Göz bebekleri

AHDAN
(Hıdn C) Dostlar, yoldaşlar

AHDAR
Yeşil, yemyeşil, pek yeşil

AHDAR-I NÂZIR
Çok yeşil, yemyeşil, tam yeşil

AHDAS
(Hades C) Yeni hâdiseler, fena şeyler Dertler, musibetler * Gençler

AHDEB
Hiç kimsenin fikir ve düşüncesini beğenmeyen, ahmak * Uzun boylu

AHDEB
Kambur

AHDEL
Boynu önüne eğilmiş olan * Çok eğik olan şey

AHDER
(C: Ehadir) Kavi ve galiz olmak Kaba olmak * Şaşı adam

AHDER
f Kardeş çocuğu Biraderzâde

AHDERRÎ
Yabani eşek

AHDES
Fikirli kişi

AHDET
(C: Ahâd) Yağmur yağdıktan sonra yağan yağmur

AHEK-İ SİYAH
Rutubete dayanıklı olan bir cins çimento

AHEK-İ TEFTE
Sönmemiş kireç

AHEN
Demir * Mc: Sert Zincir Kılıç

AHEN-ÂŞİYÂN
f Dikiş yüksüğü

AHEN-BE
f Dokunacak bezin veya çulhanın iki yanına konan demirli ağaç Bu demirli ağaç bezin buruşukluğunu da açar

AHEN-CÂN
f Demir canlı * Katı yürekli * Sabırlı, tahammüllü

AHEN-DEST
f Demir elli, eli demir gibi olan

AHEN-DİL
f Demir yürekli, kahraman * Merhametsiz, acımasız kimse

AHENE
f Demir halka

AHEN-GER
f Demirci Demir yapan veya satan

AHEN-GERÎ
f Demircilik

AHENİN
Demirden yapılmış, çok kuvvetli, pek sağlam

AHEN-KEŞ
f Demiri çeken Mıknatıs

AHEN-PUŞ
f Demirler giymiş Zırh kuşanmış

AHEN-RÜBÂ
f Demiri kapan, mıknatıs

AHENK
f Seslerin arasındaki uygunluk Düzgün tarz ve gidiş

AHENKDÂR
f Uygun, düzgün, âhenkli, makamlı

AHER
Başka, diğer, gayrı

AHESTE
f Yavaş, ağır

AHESTEGÎ
f Yavaşlık, acele etmemeklik

AHESTE-REV
f Aheste âheste yürüyen, acelesiz, yavaş yavaş yürüyen

AHFA
Çok gizli, pek gizli

AHFAD
Torunlar Hafidler Evlâd oğulları Yardımcılar

AHFAS
(Hıfs C) İşkembeler, kırkbayırlar

AHFAZ
(Ahfad) Alçak ve çukur yer * Mc: Çok alçak gönüllü Mütevâzi

AHFEC
Ayakları eğri

AHFEŞ
Küçük gözlü, zayıf bakışlı * Yalnız gece gören kimse * Üç büyük Arab âliminin lâkabı * Bulutlu günde görüp bulutsuz günde görmeyen

AHFİYE
(Hıfâ C) Örtüler, perdeler, gizli şeyler * Çiçeğin tomurcuğunu örten kabuk

AHGER
f Ateş koru Yanar halde olan kömür

AHGER-İ SUZAN
Yakıcı kor

AHH
Öksürmek

AHIR
t (Ahur) Hayvanların barındığı yer, dam

AHİ
Kardeşim * Ahilik ocağından olan kimse * Eli açık, cömert

AHİBBA
Dostlar, arkadaşlar (Bak: Habib)

AHİD
Seninle muâhede eden * Ahdolunmuş nesne

AHİD
(Bak: Ahd)

AHİD-ŞİKEN
f Ahdi bozan, anlaşmayı bozan

ÂHİL
Erkeği olmayan kadın * Fevkinde kimse olmayan yüksek padişah

AHİLİK
Asırlar önce Anadolu'da gelişen bir halk ocağı Sosyal bir kuruluş olan ahilik iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak gibi gayeleri vardı Günlük hayatta ise teavün, yoksulları koruma gibi insani duyguları; ayrıca müzik, silah kullanma, binicilik kabiliyetlerini geliştirmeye de önem verirdi

AHİLLA
(Ehillâ) Sadık ve samimi arkadaşlar En sadık dostlar Haliller

AHİN
(C: Uhun) Boyalı yün

ÂHİN
(C: Avâhin) Fakir * Hazır, sabit kimse * Yumuşak hurma ağacı

AHÎR
En son, sonraki

ÂHİR
Biten Hitam bulan Sonra gelen Son Sonraki

ÂHİR
Zina işleyen Fasıklık yapan * Tembel kimse

ÂHİR-BİN
f Sonunu gören, düşünen

ÂHİRE
Zâni, zinakâr

AHİREN
En son, en son olarak * Son zamanlarda, yakında

ÂHİRET
Bu dünyadan sonra gideceğimiz ebedi âlem Âhiret, kıyamet koptuktan sonra, bütün varlıkların ve insanların devamlı kalacakları yerdir Orada ölüm yoktur, hayat sonsuzdur; dinin emirlerine bağlı olanlar için cennet; dine bağlı olmıyanlar için de cehennem vardır Âhirete inanmayan insan müslüman olamaz Kur'an ve peygamberi inkar etmiş olur İnsan ölüp toprak olduktan sonra onu kim diriltecek diyenlere Kur'anın pek çok cevaplarından biri meâlen şudur: "Onu ilkin kim yarattı ise, öldükten sonra da yine o diriltecek" (Bak: Haşir)(Dünya dar-ül hikmet ve ahiret dar-ül kudret olduğundan; dünyada Hakîm, Mürettib, Müdebbir, Mürebbi gibi çok isimlerin iktizasıyla, dünyada icad-ı eşya, bir derece tedricî ve zaman ile olması, hikmet-i Rabbaniyenin muktezasıyla olmuş Âhirette ise; hikmetten ziyade kudret ve rahmetin tezahürleri için maddeye ve müddete ve zamana ve beklemeye ihtiyaç bırakmadan, birden eşya inşa ediliyor Burada bir günde ve bir senede yapılan işler, âhirette bir anda ve bir lemhada inşasına işareten Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan: $ ferman eder Ş)(Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki, Cennette bir adama beşyüz senelik bir Cennet verilir Bu hakikat akl-ı dünyevinin havsalasında nasıl yerleşir?Elcevap : Nasıl ki bu dünyada herkesin dünya kadar hususi ve muvakkat bir dünyası var Ve o dünyanın direği onun hayatıdır Ve zahiri ve batıni duygularıyla o dünyasından istifade eder Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır der Başka mahlukat ve ziruhlar bulunmaları, o adamın mâlikiyetine mani olmadıkları gibi, bilâkis onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, zinetlendiriyorlar Aynen öyle de, fakat binler derece yüksek, herbir mü'min için binler kasır ve hurileri ihtiva eden has bahçesinden başka, umumi cennetten beşyüz sene genişliğinde birer hususi cenneti vardır Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla cennete ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder Başkaların iştiraki onun mâlikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler Ve hususi ve geniş cennetini zinetlendiriyorlar Evet, bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangahtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözleriyle, zevkiyle, zâikasıyla, sâir duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zâika, o bâki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmia orada, beşyüz senelik mesiregâhındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa zinetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder Her mü'min derecesine ve dünyada kazandığı sevaplar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur L)

ÂHİRZAMAN
Dünyanın son zamanı ve son devresi Dünya hayatının kıyamete yakın son devresi (Rivayette var ki : "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz" Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberiyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azâb-ı kabirden sonra ( $ ) vird-i ümmet olmuş Allahu a'lem bissavab, bunun bir te'vili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâb ederler Meselâ: Rusyada hamamlarda, kadın- erkek beraber çıplak girerler ve kadın, kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar ve fıtraten cemâlperest erkekler dahi nefsine mağlup olup o ateşe sarhoşane bir sürur ile düşer, yanar İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebâirleri ve bid'aları, birer câzibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder Yoksa cebr-i mutlak ile olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz Ş)

AHİSSA
(Hasis C) Cimriler, pintiler, tamahkârlar

AHİYANE
f Damak * Tıb: Boğaz* Beyin kemiği

AHİYYEN ŞERAHİYYEN
(Süryanice) Hannân, Mennân, Rahmân ve Rahim olan Çok çok nimet veren

AHÎZ
(Ahz den) Esir

ÂHİZ
(Âhize) Alan Alıcı Ahzeden * Ses alıcı âlet * Kabul etme, alma

ÂHİZE
Fiz : Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren alet

AHKAB
Yabani eşek

AHKAB
Uzun zamanlar

AHKAD
(Hukd C) Kinler, garezler

AHKAF
(Hıkf C) Eğri büğrü kum tepeleri

AHKAF SURESİ
Kur'an-ı Kerim'de kırkaltıncı sure olup Mekke-i Mükerreme'de nâzil olmuştur

AHKÂM
(Hüküm C) Hükümler Kanunlar Nizamlar

AHKÂM-I ADLİYE
Adaletle alâkalı hükümler, emirler * Adliye nezaretinin eski ismi

AHKÂM-I FER'İYYE VE AHKÂM-I ASLİYYE
(Bak: Şeriat)

AHKÂM-I KUR'ÂNİYE
f Kur'ân-ı Kerim'in kat'i olan hükümleri, emirleri (Bak: Hukuk)

AHKÂM-I ŞAHSİYE
Huk: Şahsın kendisini alakalandıran hükümler (Bak: Hukuk-u şahsiye)

AHKAR
En hakir, pek âciz ve değersiz (Daha çok tevazu makamında söylenir)

AHKAR-UL İBÂD
Kulların en hakiri

AHKEM
En sağlam En kuvvetli * En çok hükmeden * En hakim ve akıllı

AHKEM-ÜL HÂKİMÎN
Hükümdarların hükümdarı Hâkimlerin en hâkimi Cenâb-ı Hak (CC)

AHKER
f Ateşli kül, kül ile karışık ince kor

AHLA
En tatlı, çok şirin Çok tatlı

AHLAF
Halefler Sonra gelenler Zürriyetler Evvelkilerin yerine geçenler Nesil Evlâdın evlâdları Nesl-i âti

AHLAF
Yemin edenler Müttefikler

AHLAK
(HulkC) Huy, tabiat İnsanın davranış tarzı, tutum ve tavrı, bir cemiyette makbul ve iyi sayılan davranış kuralları Bu kural ve kaideleri inceliyen ilim Ahlâkın kaynağı ve mahiyetini inceliyen felsefeFilozoflar hangi hareketlerin iyi, hangilerinin kötü olduğu ve insanın neden ahlâk kaidelerine uyması gerektiği konusunda ortak bir fikre varamadılar Kimi menfaati, kimi saadeti, kimi de vazifeyi ahlâkın temeli saydı İslâm ahlâkı ise ahlâkın temeli Allah'ın emrine uygunluğu ve gaye olarak da Allah rızasını almakla insanı şahsi veya içtimâi (toplumsal) bencillikten kurtarmıştır Ahlâkı da cemiyetten cemiyete ve zamanla değişen keyfî ve tesadüfî kaideler yığını olmaktan çıkarıp Allah'ın emirlerine uygunluğu esas almakla, birlik ve beraberliği ve devamlılığı sağlamıştır (Bak: Hulk)

AHLÂK-I FÂZILA
İyi ahlâk, faziletli huylar

AHLÂK-I HAMİDE
Beğenilen güzel ahlâk(Hz Muhammed (ASM) bütün ahlâk-ı hamidede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye malik idi Onda içtima etmiş ahlâk-ı hamidedir ki her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna dost ve düşman ittifak ediyorlar M)

AHLÂK-I HASENE
Yüksek ahlâkı en parlak ve ulvi bir şekil ve ruhta gösteren ve bilfiil yaşayan Peygamberimizin (ASM) ve O'nun yolunda gidenlerin ahlâkı(Diyorsun ki: Teklif, saadet içindir Halbuki ekser-i nâsın şekâvetine sebeb, tekliftir Teklif olmasaydı, bu kadar tefavüt-ü şekavet de olmazdı?C- Cenab-ı Hak, verdiği cüz'-i ihtiyâri ile ef'al-i ihtiyariye âlemini kesbiyle teşkil etmeğe insanı mükellef kıldığı gibi, ruh-u beşerde vedia olarak ekilen gayr-i mütenâhi tohumları sulamak ve neşv ü nemalandırmak için de beşeri teklif ile mükellef kılmıştır Eğer teklif olmasaydı, ruhlardaki o tohumlar neşv ü nemâ bulamazdı Evet, nev'-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki; ruhun mânen terakkisini, vicdanın tekâmülünü, akıl ve fikrin inkişaf ve terakkisini telkih eden, yani aşılayan, şeriatlardır; vücud veren, tekliftir; hayat veren peygamberlerin gönderilmesidir; ilham eden, dinlerdir Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemâlât-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene tamamen yok olurlardı Fakat insanların bir kısmı, arzu ve ihtiyariyle teklifi kabul etmiştir Bu kısım, saadet-i şahsiyeyi elde ettiği gibi nev'in saadetine de sebep olmuştur Amma insanların büyük bir kısmı, ihtiyarı ile küfrü kabul ve tekâlif-i İlahiyyeyi reddetmişlerse de teklifin bazı nevilerinden süzülen terbiyevi, ahlâki vesaire güzel şeyleri aldıklarından, teklifin o nevilerini zımnen ve ıztıraren kabul etmiş bulunurlar İşte bu itibarla, kâfirin her sıfatı ve her hâli kâfir değildir İİ)(Hadsiz salât ve selâm ol Peygamberimiz Muhammed Mustafa (ASM) üzerine olsun ki, demiş: $Yani; benim, insanlara Cenab-ı Hak tarafından bi'setim ve gelmemin ehemmiyetli bir hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır H)

AHLÂKIYYÂT
Ahlâk ilmi ve düsturlarını ve bunların vasıflarını ve tatbiklerini inceleyen, öğreten ilim * Ahlâk ve terbiye ile alâkalı ders ve bahisler

AHLÂKIYYUN
Ahlâk ilmi ile uğraşan âlimler; bunlar iki kısımdır Bir kısmı ahlâk-ı hasene olan İslam ahlâkını telkin eder, diğer kısmı ise, dine tâbi olmayan ve hakiki ahlâkı bulamamış olanlardır

AHLÂKÎ
Ahlâkla ilgili, ahlâka ait

AHLAL
(Hıll C) Samimi dostlar, yâranlar

AHLAM
Rüyâlar (Bak: Hulm)

AHLAS
En hâlis, daha temiz

AHLAT
(Hılt C) Çok karıştırılabilir, karıştırılmağa elverişli

AHLAT-I ERBAA
İnsan vücudunda varlığı kabul edilen dört unsur veya üsareler

AHLEF
Solak kimse

AHLES
Kara ile kırmızı arasında olan renk

AHLET
Saçı dökülmüş kişi

AH-LİÜMM
Baba ayrı, ana bir kardeş

AHLİYA
(Hali C) Boş şeyler

AHMA
(Hamâ C) Kayın biraderler

AHMA
(Hamiyyet den) Çok hamiyetli

AHMAK
(Humk dan) Pek akılsız, sersem, şaşkın Anlayışsız

AHMAK-UL HUMAKA
Ahmakların en ahmağı

AHMAKANE
f Ahmakçasına, ahmak olana yakışır şekilde

AHMAKÎ
Akılsızlık, ahmaklık

AHMAKİYET
Ahmaklık, akılsızlık

AHMAL
(Haml C) Yükler * Ağır şeyler Eşya, ağırlık

AHMAL Ü ESKAL
Ağır yükler

AHMAS
(C: Ehâmis) İnce belli* Ayak altında yere değmeyen yer

AHMAS
(Hums C) Beşte birler, humslar

AHMAS-ÜL KADEM
Ayak tabanı

AHMED
Daha çok hamdeden * Çok övülmeğe ve medhedilmeğe lâyık * Çok sevilen Beğenilmiş * Hz Peygamber'in (ASM) bir ismi

AHMED-İ BEDEVÎ
(Seyyid) (Hi 596-675) Mısır'ın en büyük velilerindendir Hz Ali neslinden gelir Bir çok lâkabı vardır Ona Afrika bedevileri tarzında (yüzü örten peçe) taşıdığından dolayı (el-Bedevi) deniyordu 626 yılına doğru onda deruni bir tahavvül vukua geldi Yedi kıraat üzere Kur'an okudu ve Şafii fıkhı tahsil eyledi Kendisini ibadete vakfeyledi ve kendisine yapılan izdivaç teklifini reddeyledi Berlindeki bir yazmada bu hususta şunlar yazılıdır: "Cennet hurilerinden başka hiçbir kadın ile evlenmemeğe ahdettim" Kerametler ve harikalar göstermiştir Geceleri Kur'an okumak âdeti idi Aktab-ı Erbaa'dandır (RA)

AHMED-İ FÂRUKÎ
(Hi 971-1034) (İmam-ı Rabbanî) Hz Ömer (RA) ahfadından olduğundan Fârukî denilmiştir Kendisi demiştir ki: "Hakaik-i imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmata tercih ederim" Hem demiş ki: "Bütün tarikatların nokta-i müntehası hakaik-i imâniyenin vuzuh ve inkişâfıdır" Bu zatın büyük ve çok kerametleri görülmüş ve müceddidiyet vazifesini bihakkın ifâ etmiştir Nakşi tarikatının kahramanı ve bir güneşi hükmünde olduğu Risale-i Nur'dan "Mektubat" isimli eserde mezkurdur (RA) (Bak: Müceddid)

AHMED-İ MUHTAR
Hz Muhammed (ASM) Efendimiz

AHMED-İ RÜFÂÎ
(Hi: 512-578) Büyük bir veliyullahtır Pek çok kerametleri görülmüştür İmam-ı Musa Kâzım Hazretlerinin evlâtlarından olup, dine büyük hizmetler etmiştir (RA)

AHMED-İ SÜNUSÎ
(Bak: Sünusî)

AHMED İBN-İ HANBEL
(Bak: Hanbelî, İmam-ı Hanbel)

AHMER
Kırmızı

AHMES
Kuvvetli, yiğit Kahraman, cesur, şecaatli, bahadır

AHMEŞ
İnce, dakik

AHMEZ
Daha metin, daha sağlam, daha çetin

AHNA
Çapraz ve birbirine zıt işler Çarpık, eğri şeyler

AHNA'
Çok alçak gönüllülük, mütevazilik

AHNAS
(Hıns C) Yeminden dönmeler Yalan yeminler

AHNEF
Ayakları çarpık ve eğribüğrü olan

AHNES
Burnu basık ve sivri olan adam

AHOND
f Tahsil yapmış, hoca Ulu, büyük

AHRA
Daha lâyık, daha münasib, en elverişli

AHRAB
Kulağı kesik * Kulaktaki küpe deliği

AHRAC
(Hırc C) Hayvanların yular, tasma ve palanlarına dizilen boncuklar

AHRAD
Pek tamahkâr cimri

AHRAK
Miskin, akılsız adam

AHRAM
(Harem ve Harim C) Gizli yerler Gizli olup herkesin girmesi serbest olmayan yerler * Kadınların bulunduğu haremlikler

AHRAR
(Hür C) Hürler Esir veya köle olmayan kimseler * Silsilesinde esir veya köle bulunmayanlar * Hürriyetçiler

AHRARANE
f Hürriyetçilere yakışır tarzda Serbestçe Hür olana yakışır surette(İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyyeti intac eder Mün)

AHRAS
(Hâris C) Bekçiler, muhafızlar, koruyucular

AHRAS
Dilsiz

AHRAZ
(Ahrad) Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü

AHREB
Çok harap, perişan, yıkık * Kulağı yarık kimse * Edb: Rübai vezinlerinden "Mef'ulü" ile başlayan oniki şekilden herbiri

AHREC
Ak ile kara Siyahla beyaz

AHRED
Ayaklarının siniri kurumuş veya bozulmuş olan hayvan

AHREM
Burnu kesik olan Kesik burunlu * Edb: Rübai vezinlerinden "Mef'ulü" ile başlıyan oniki şekilden herbiri * Tıb: Omuz ucu

AHRES
Dilsiz, dili olmayan kimse

AHREZ
Gözleri dar ve küçük olan

AHRUF
(Harf C) Uçlar * şiveler, lehçeler * Harfler

AHSA
Çok kumlu, taşlı yer

AHSA
İhsadan fiildir (Bak: İhsâ)

AHSAR
Pek kısa, daha kısa, daha özlü, daha veciz

AHSAS
Hisler Duygular

AHSEB
Çok iyi hesab edilmiş, münâsib * Çok fazla cimri, hasis * Miskin * Saçının rengi kırmızıya yakın *Tüyünün rengi boz renk olan kızıl deve

AHSEF
Kara ile ak, alaca

AHSEM
Geniş yüzlü kılıç * Arslan * Enli, yassı ve yayvan burun * Enli, yassı ve yayvan burunlu adam

AHSEN
En güzel Çok güzel

AHSEN-ÜL GAYÂT
Gayelerin en güzeli, en iyisi

AHSEN-ÜL HÂLIKÎN
Hâlıkıyyet mertebelerinin en güzel ve en münteha mertebesinde olan bir Hâlık-ı Zülcelal Her şeyi herşeyle münasebetine lâyık bir tarzda güzel yaratan Hâlık (CC)

AHSEN-ÜL KASAS
İbret verici vakıaların en güzel şekilde nakledilişi Kıssaların en güzeli * Sure-i Yusuf (AS)

AHSEN-İ TAKVİM
En güzel kıvama koyma * Cenab-ı Hakkın her şeyi kendisine lâyık en güzel kıvam, sıfat ve surette yaratması İnsanın en yüksek ve câmi isti'dâd ve kabiliyetlerde ve en güzel surette yaratıldığı(Envâ'-ı zihayat içinde en ziyade rızkın envâına muhtaç, insandır Cenab-ı Hak insanı bütün Esmâsına câmi' bir âyine ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeharâtını tartacak, tanıyacak cihâzata mâlik bir mu'cize-i Kudret ve bütün Esmâsının cilvelerinin vaziyetlerinin inceliklerini mizana çekecek âletleri hâvi bir halife-i Arz suretinde halk etmiştir Onun için hadsiz bir ihtiyaç verip, maddi ve mânevi rızkın hadsiz envâına muhtaç etmiştir İnsanı, bu câmiiyete göre en âlâ bir mevki olan ahsen-i takvime çıkarmak vâsıtası, şükürdür Şükür olmazsa, esfel-i sâfiline düşer; bir zulm-ü azimi irtikâb eder M)

AHŞA'
(Haşâ C) Vücuttaki bağırsak, ciğer gibi organlar * Mahaller, bölgeler, cihetler

AHŞA
Pek korkunç Çok korkunç Çok korkunç yer

AHŞAB
Kereste Tahta Ağaçtan yapılan bina * Ağaçtan olanlar

AHŞAM
(Haşem C) Bir büyük zâtın yakınları, maiyeti, taraftarları

AHŞEB
(C: Ehâşib) Sert taşlı büyük dağ * Haşin ve yoğun olan

AHŞEF
Uyuz adam

AHŞEM
Burnu koku almayan * Burnunun içi kokan kimse

AHŞEN
Pek sert şey * Geçimsiz kimse

AHŞİC
f Zıt ve uygunsuz

AHŞİCAN
(Ahşic C) f Zıtlar Dört unsur (Toprak, su, ateş, hava)

AHŞİG
f Zıt ve uygunsuz

AHŞİGÂN
(Ahşig C) Zıtlar

AHŞİŞAN
Çok katı, pek huşunetli

AHTAB
(Hatab C) Odunlar

AHTAL
Çabuk yürüyen * Boşboğaz, çok konuşan kimse Çenesi düşük

AHTAPOT
Fr Çok ayaklı, kafadan bacaklı bir nevi deniz hayvanıdır ve yakaladığı canlı hayvanı kıstırıp kanını emer * Canlı yengece benzeyen bir çıban

AHTAR
(Hıtar - Hatarat) Tehlikeler

AHTE
f Dışarı çıkarılmış, dışarı çekilmiş (kılıç, bıçak gibi) * Husyesi çıkarılmış hayvan

AHTEB
Arı kuşu dedikleri kuş * Kızıl eşek

AHTEL
Sarkık kulaklı

AHTEM
Uzun burunlu

AHTER
Yıldız * Mc: Baht, talih

AHTER-İ DÜNBÂLE-DAR
Kuyruklu yıldız

AHTERÂN
f Yıldızlar Necimler

AHTER-BÎN
f Müneccim Yıldız ilmi ile meşgul olan kimse

AHTER-GÛ
f Yıldız ilmi ile uğraşan kişi, müneccim

AHTER-ŞİNAS
f Yıldız ilmi ile uğraşan Müneccim

AHU
Kardeş, dost

AHU
Saç ve sakalı ak olup şayan-ı hürmet ve tâzim olan Ahubaba, yalnız bu tabirde kullanılır

AHU
f Ceylân * Gözleri çok güzel olan Çok güzel göz * Gazâl * Mc: Dilber Mahbub

AHU-Yİ LENG GİRİFTEN
Topal ceylan tutmak * Mc: İnsafsızlık etmek Acizlere sataşmak

AHU-Yİ MÂDE
f Dişi ceylan

AHU-Yİ NER
Erkek ceylan

AHU-Yİ SİMİN
Sevgili * Sâki

AHU-BEÇE
f Ceylan yavrusu

AHU-BERE
f Ceylan yavrusu

AHU-ÇERENDE
f Otlıyan ceylan

AHU-DİL
f Ceylan yürekli * Mc: Korkak

AHUN
f Delik, yarık Lağam

AHUN-BÜR
f Yer kazan, delik açan Lağamcı

AHU-NİGÂH
Ceylan bakışlı

AHU-PA(Y)
f Ceylan ayaklı Çevik, atik * Altı köşeli, nakışlı ev ve köşk

AHUR
f Ahır, dam

AHURİ
f Hardal

AHUVAN
(Ahu C) f Ceylanlar Karacalar

AHVA
(C: Huvve) Kararmış nesne

AHVAL
Haller Vaziyetler Oluşlar

AHVAL-İ HAYRET-FEZÂ
Hayret verici haller

AHVAL-İ SIHHİYE
Sağlık durumu

AHVAL-İ ŞAHSİYE
Huk: Hakiki şahısların, hukuki varlıklariyle alâkalı olan hukuki durumlar (Doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, ölüm hadiseleri gibi)

AHVAL
(Hâl C) Dayılar Annenin erkek kardeşleri

AHVAS
(C: Ehâvis, Huves) Bir gözü birinden küçük olan

AHVAT
(Uht C) Kız kardeşler

AHVAT
En ihtiyatlı, tedbirli

AHVEB
Asi, günahkâr

AHVEC
En muhtaç, pek çok ihtiyacı olan

AHVED
Çok değişen

AHVEF
En korkak * Çok korkunç

AHVEL
Bir şeyi çift gören, şaşı

AHVER
Akıllı * İri gözlü güzel * Müşteri yıldızı (Jüpiter) * Beyaz yüzlü, güzel gözlü adam

AHVERÎ
Yumuşak, beyaz nesne

AHVES
Cesur, kahraman, yiğit, şecaatli, bahadır

AHVES
Karnı sarkık kişi (Müe: Havsâ)

AHVEZİ
Yeyni, hafif * Tez, seri

AHVEZİ
Cem'edici, toplayıcı * Her işi insanlar arasında halleden

AHYÂ
(Hayy C) Diri olanlar Hay olanlar Canlılar

AHYÂ VÜ EMVÂT
Diriler ve ölüler

AHYAL
(Hayl C) : Atlar, at sürüleri Atlı kıtalar

AHYAN
(Hin C) Arasıra Vakit vakit Vakitler Zamanlar

AHYANEN
(İhyânen) Zaman zaman, arasıra Kâh kâh

AHYAR
Hayırlılar * Dostlar * İyilik sevenler (Eşrar'ın zıddı)

AHYAZ
(Hayiz C) Odalar, bölmeler, bölümler

AHYED
Hz Peygamberin (ASM) Tevrattaki bir ismidir(Bazı metinlerde Uheyd, Uhidu, Uheydu, Uhyidu şeklinde yazılıdır)( İncil'de Ahmed, Tevrat'ta Ahyed, Kur'anda Muhammed ismiyle müsemma iki cihanın güneşi kabrin arka tarafında milyonlarca Faruki Ahmedler ile muhat olarak sâkindir MN)

AHYEF
Bir gözü gök, diğer gözü siyah olan

AHYUS
Ekseriyetle su kenarında biten bir ot

AHZ
Alma * Tutma * Kabul etme * İşkence etme

AHZ-I ASKER
Askere alma * Askere alınma

AHZ-I MİSAK
Sözleşme * Yemin etme

AHZETMEK
Almak Tasarrufuna dahil etmek Tahsil etmek

AHZ U İTÂ
Alışveriş

AHZ U KABUL
Alıp kabul etmek

AHZA
Çok alçak, menfur kişi Nefret edilmiş olan kimse

AHZAB
(Hizb C) Hizbler, bölükler, kısımlar, gruplar * Toprağı katı yer * Kur'ânın kısımları Hizbleri

Alıntı Yaparak Cevapla