|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.
RE: Osmanlıca Sözlük (A Harfi) Mesaj Yazmayin
AH
f Aferin, bravo! manasına kullanılır
AH
Maddi veya mânevi bir acı hissolundukta kullanılır * Nedamet, pişmanlık ve teessüf beyan eder * Birine acındığına, keder ve esef edildiğine delalet eder Meselâ : Ah! Evladım! gibi
AH U ENİN
Ah deyip inlemek, ağlamak Ah u fizâr da aynı mânayı ifâde eder
AH
Kardeş, birader * Dost
AHABİR
(Ahbâr C ) Hikâyeler * Rivayetler
AHABİŞ
(Habeş C ) Habeşliler
ÂHÂD
Birler Birden dokuza kadar olan sayılar
ÂHÂD-I NÂS
Avam, halktan birisi
AHAD
(Bak: Ehad)
AHADD
(Hadd den) Pek keskin
AHADÎ
Tek, yalnız Birlere âid, birlere mensub
AHADİD
Sopa ve kamçı gibi şeylerin vücudda bıraktığı izler (Bak: Uhdud)
AHADÎ HADİS
Rivâyet eden bir veya iki koldan olan veya mütevatir mertebesinde olmayan hadis demetir İştihar haddine yetişmeyen hadistir Şartları tamam olursa zann-ı galib ifade eder, muktezası ile amel vâcib olur (Muvazzah İlm-i Kelâm)
AHADİS
(Bak: Ehâdis)
AHADİYYET
(Bak: Ehadiyyet)
AHAFF
Pek hafif, çok hafif * Düşüncesiz
AHAKK
(Bak: Ehakk)
AHAL
f Birşeye yaramıgirsin bir tarafına  !!! atılacak olan şey, çerçöp
AHALİ
(Ehl C ) Halk, umum, nâs * Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar
AHAMİRE
Acem milletinden bir tâife
AHANN
Sözü burun içinden söyleyen Burnundan konuşan
AHAR
(Aher) Gayrı, başkası Diğeri
AHAR
f Hattatların kullandıkları kâğıda sürülen nişastalı yumurta * Kahvaltı * Bir nevi çelik
AHARR
Daha sıcak, en sıcak
AHASS
Asılsız, kötü kimse
AHASS
(Bak: Ehass)
AHAVAT
(Uht C ) Kızkardeşler * Benzer şeyler
AHAVEYN
İki kardeş * İslam âlimlerinden olan Urfalı Vaiz Mahmud Kâmil efendinin babası Mustafa Kâmil Efendi ve amcası Urfalı Mehmed Efendi (Bak: Ehaveyn)
AHAZZ
Pek bahtiyar, mes'ud, şanslı, mutlu
AHBA
(Haba C ) Saray adamları
AHBAB
Dost Sevilen dostlar Sevilenler Ehibbâ, muhibler
AHBAR
(Haber C ) Haberler (Bak: Haber-İhbar)
AHBÂR-I GAYB
Bizce bilinmeyen gayb âlemlerine ve geleceğe dâir haberler (  Hem de musibetlerin vakti muayyen olsa idi; musibet, başına gelen adam, musibetin intizarında o gelen musibetin belki on mislinden ziyade mânevi bir musibet -o intizardan- çekmemesi için, hikmet ve rahmet-i İlâhiyye tarafından gizli, perdeli bırakılmış Ve ekser hâdisât-ı kevniyye-i gaybiyye böyle hikmetleri bulunduğundandır ki, gaibden haber vermek yasak edilmiş $ düsturuna karşı hürmetsizlik ve itaatsizlik etmemek içindir ki, medar-ı teklif ve hakaik-i imaniyeden başka olan umur-u gaybiyyeden izn-i Rabbâni ile haber verenler dahi, yalnız, işaret suretinde perdeli ve kapalı ihbâr etmişler Hatta "Tevrat" ve "İncil" ve "Zebur" da Peygamberimiz hakkında gelen müjdeler ve haberler dahi bir derece perdeli ve kapalı gelmiş ki, o kitabların bir kısım tabileri te'vil edip iman etmediler Fakat itikad-ı imâniyyeye giren mes'eleleri tasrih ile ve tekrar ile ihbar etmek ve açık bir surette tebliğ etmek hikmet-i teklifin muktezası olduğundan, Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyan ve Tercümân-ı Zişanı (A S M ) umur-u uhreviyeden tafsilen ve hâdisât-ı istikbâliye-i dünyeviyeden icmâlen haber vermişler Ş )
AHBAR
(Bak: Ehbâr)
AHBARÎ
Rivayetçi, rivayet eden kişi
AHBAS
(Habs C ) Su bentleri, havuzlar * Hapisler, zindanlar * Gayr-ı meşru vakıf yerler
AHBAZ
(Hubz C ) Ekmekler
AHBEL
Divane, deli
AHBEN
Çok su içmekten karnın şişip zahmetli olması
AHBES
Pek çok pis, daha murdar En habis, berbad
AHBEŞ
Habeş, Habeşi
AHBİYE
(Hıbâ C ) Kıldan yapılmış göçebe çadırı * Keçe ve kıldan yapılan evlerde konup göçen Türkler
AHCAR
(Hacer C ) Taşlar
AHCEN
Burnu eğri kimse
AHD
Vâdetme Söz verme Vefâ Yemin And Misak Peymân * Asır Devir Tevhid Mukavele * Vasiyet
AHD-İ ATİK
Tevrat, Zebur ve Mezamir'in bazıları, Yahudilerin eski ve mukaddes kitapları
AHD-İ CEDİD
f İncil
AHDÎ
Ahde âid, sözleşmeye dâir
AHD-NAME
f Anlaşmanın şartlarını ve anlaşmayı yapanların imzalarını taşıyan kağıt
AHD Ü MİSÂK
f Yemin, anlaşma, sözleşme
AHD Ü PEYMAN
f Yemin etme, söz verme
AHDA'
Boyun damarlarından bir damar * Hilekâr, aldatıcı, kandırıcı
AHDA'
Çok alçakgönüllü, halim, mütevazi İtaatli
AHDAK
(Hadeka C ) Göz bebekleri
AHDAN
(Hıdn C ) Dostlar, yoldaşlar
AHDAR
Yeşil, yemyeşil, pek yeşil
AHDAR-I NÂZIR
Çok yeşil, yemyeşil, tam yeşil
AHDAS
(Hades C ) Yeni hâdiseler, fena şeyler Dertler, musibetler * Gençler
AHDEB
Hiç kimsenin fikir ve düşüncesini beğenmeyen, ahmak * Uzun boylu
AHDEB
Kambur
AHDEL
Boynu önüne eğilmiş olan * Çok eğik olan şey
AHDER
(C : Ehadir) Kavi ve galiz olmak Kaba olmak * Şaşı adam
AHDER
f Kardeş çocuğu Biraderzâde
AHDERRÎ
Yabani eşek
AHDES
Fikirli kişi
AHDET
(C : Ahâd) Yağmur yağdıktan sonra yağan yağmur
AHEK-İ SİYAH
Rutubete dayanıklı olan bir cins çimento
AHEK-İ TEFTE
Sönmemiş kireç
AHEN
Demir * Mc: Sert Zincir Kılıç
AHEN-ÂŞİYÂN
f Dikiş yüksüğü
AHEN-BE
f Dokunacak bezin veya çulhanın iki yanına konan demirli ağaç Bu demirli ağaç bezin buruşukluğunu da açar
AHEN-CÂN
f Demir canlı * Katı yürekli * Sabırlı, tahammüllü
AHEN-DEST
f Demir elli, eli demir gibi olan
AHEN-DİL
f Demir yürekli, kahraman * Merhametsiz, acımasız kimse
AHENE
f Demir halka
AHEN-GER
f Demirci Demir yapan veya satan
AHEN-GERÎ
f Demircilik
AHENİN
Demirden yapılmış, çok kuvvetli, pek sağlam
AHEN-KEŞ
f Demiri çeken Mıknatıs
AHEN-PUŞ
f Demirler giymiş Zırh kuşanmış
AHEN-RÜBÂ
f Demiri kapan, mıknatıs
AHENK
f Seslerin arasındaki uygunluk Düzgün tarz ve gidiş
AHENKDÂR
f Uygun, düzgün, âhenkli, makamlı
AHER
Başka, diğer, gayrı
AHESTE
f Yavaş, ağır
AHESTEGÎ
f Yavaşlık, acele etmemeklik
AHESTE-REV
f Aheste âheste yürüyen, acelesiz, yavaş yavaş yürüyen
AHFA
Çok gizli, pek gizli
AHFAD
Torunlar Hafidler Evlâd oğulları Yardımcılar
AHFAS
(Hıfs C ) İşkembeler, kırkbayırlar
AHFAZ
(Ahfad) Alçak ve çukur yer * Mc: Çok alçak gönüllü Mütevâzi
AHFEC
Ayakları eğri
AHFEŞ
Küçük gözlü, zayıf bakışlı * Yalnız gece gören kimse * Üç büyük Arab âliminin lâkabı * Bulutlu günde görüp bulutsuz günde görmeyen
AHFİYE
(Hıfâ C ) Örtüler, perdeler, gizli şeyler * Çiçeğin tomurcuğunu örten kabuk
AHGER
f Ateş koru Yanar halde olan kömür
AHGER-İ SUZAN
Yakıcı kor
AHH
Öksürmek
AHIR
t (Ahur) Hayvanların barındığı yer, dam
AHİ
Kardeşim * Ahilik ocağından olan kimse * Eli açık, cömert
AHİBBA
Dostlar, arkadaşlar (Bak: Habib)
AHİD
Seninle muâhede eden * Ahdolunmuş nesne
AHİD
(Bak: Ahd)
AHİD-ŞİKEN
f Ahdi bozan, anlaşmayı bozan
ÂHİL
Erkeği olmayan kadın * Fevkinde kimse olmayan yüksek padişah
AHİLİK
Asırlar önce Anadolu'da gelişen bir halk ocağı Sosyal bir kuruluş olan ahilik iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak gibi gayeleri vardı Günlük hayatta ise teavün, yoksulları koruma gibi insani duyguları; ayrıca müzik, silah kullanma, binicilik kabiliyetlerini geliştirmeye de önem verirdi
AHİLLA
(Ehillâ) Sadık ve samimi arkadaşlar En sadık dostlar Haliller
AHİN
(C : Uhun) Boyalı yün
ÂHİN
(C : Avâhin) Fakir * Hazır, sabit kimse * Yumuşak hurma ağacı
AHÎR
En son, sonraki
ÂHİR
Biten Hitam bulan Sonra gelen Son Sonraki
ÂHİR
Zina işleyen Fasıklık yapan * Tembel kimse
ÂHİR-BİN
f Sonunu gören, düşünen
ÂHİRE
Zâni, zinakâr
AHİREN
En son, en son olarak * Son zamanlarda, yakında
ÂHİRET
Bu dünyadan sonra gideceğimiz ebedi âlem Âhiret, kıyamet koptuktan sonra, bütün varlıkların ve insanların devamlı kalacakları yerdir Orada ölüm yoktur, hayat sonsuzdur; dinin emirlerine bağlı olanlar için cennet; dine bağlı olmıyanlar için de cehennem vardır Âhirete inanmayan insan müslüman olamaz Kur'an ve peygamberi inkar etmiş olur İnsan ölüp toprak olduktan sonra onu kim diriltecek diyenlere Kur'anın pek çok cevaplarından biri meâlen şudur: "Onu ilkin kim yarattı ise, öldükten sonra da yine o diriltecek " (Bak: Haşir)(Dünya dar-ül hikmet ve ahiret dar-ül kudret olduğundan; dünyada Hakîm, Mürettib, Müdebbir, Mürebbi gibi çok isimlerin iktizasıyla, dünyada icad-ı eşya, bir derece tedricî ve zaman ile olması, hikmet-i Rabbaniyenin muktezasıyla olmuş Âhirette ise; hikmetten ziyade kudret ve rahmetin tezahürleri için maddeye ve müddete ve zamana ve beklemeye ihtiyaç bırakmadan, birden eşya inşa ediliyor Burada bir günde ve bir senede yapılan işler, âhirette bir anda ve bir lemhada inşasına işareten Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan: $ ferman eder Ş )(Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki, Cennette bir adama beşyüz senelik bir Cennet verilir Bu hakikat akl-ı dünyevinin havsalasında nasıl yerleşir?Elcevap : Nasıl ki bu dünyada herkesin dünya kadar hususi ve muvakkat bir dünyası var Ve o dünyanın direği onun hayatıdır Ve zahiri ve batıni duygularıyla o dünyasından istifade eder Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır der Başka mahlukat ve ziruhlar bulunmaları, o adamın mâlikiyetine mani olmadıkları gibi, bilâkis onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, zinetlendiriyorlar Aynen öyle de, fakat binler derece yüksek, herbir mü'min için binler kasır ve hurileri ihtiva eden has bahçesinden başka, umumi cennetten beşyüz sene genişliğinde birer hususi cenneti vardır Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla cennete ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder Başkaların iştiraki onun mâlikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler Ve hususi ve geniş cennetini zinetlendiriyorlar Evet, bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangahtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözleriyle, zevkiyle, zâikasıyla, sâir duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zâika, o bâki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmia orada, beşyüz senelik mesiregâhındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa zinetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder Her mü'min derecesine ve dünyada kazandığı sevaplar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur L )
ÂHİRZAMAN
Dünyanın son zamanı ve son devresi Dünya hayatının kıyamete yakın son devresi (Rivayette var ki : "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz " Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberiyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azâb-ı kabirden sonra ( $ ) vird-i ümmet olmuş Allahu a'lem bissavab, bunun bir te'vili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâb ederler Meselâ: Rusyada hamamlarda, kadın- erkek beraber çıplak girerler ve kadın, kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar ve fıtraten cemâlperest erkekler dahi nefsine mağlup olup o ateşe sarhoşane bir sürur ile düşer, yanar İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebâirleri ve bid'aları, birer câzibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder Yoksa cebr-i mutlak ile olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz Ş )
AHİSSA
(Hasis C ) Cimriler, pintiler, tamahkârlar
AHİYANE
f Damak * Tıb: Boğaz * Beyin kemiği
AHİYYEN ŞERAHİYYEN
(Süryanice) Hannân, Mennân, Rahmân ve Rahim olan Çok çok nimet veren
AHÎZ
(Ahz den) Esir
ÂHİZ
(Âhize) Alan Alıcı Ahzeden * Ses alıcı âlet * Kabul etme, alma
ÂHİZE
Fiz : Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren alet
AHKAB
Yabani eşek
AHKAB
Uzun zamanlar
AHKAD
(Hukd C ) Kinler, garezler
AHKAF
(Hıkf C ) Eğri büğrü kum tepeleri
AHKAF SURESİ
Kur'an-ı Kerim'de kırkaltıncı sure olup Mekke-i Mükerreme'de nâzil olmuştur
AHKÂM
(Hüküm C ) Hükümler Kanunlar Nizamlar
AHKÂM-I ADLİYE
Adaletle alâkalı hükümler, emirler * Adliye nezaretinin eski ismi
AHKÂM-I FER'İYYE VE AHKÂM-I ASLİYYE
(Bak: Şeriat)
AHKÂM-I KUR'ÂNİYE
f Kur'ân-ı Kerim'in kat'i olan hükümleri, emirleri (Bak: Hukuk)
AHKÂM-I ŞAHSİYE
Huk: Şahsın kendisini alakalandıran hükümler (Bak: Hukuk-u şahsiye)
AHKAR
En hakir, pek âciz ve değersiz (Daha çok tevazu makamında söylenir )
AHKAR-UL İBÂD
Kulların en hakiri
AHKEM
En sağlam En kuvvetli * En çok hükmeden * En hakim ve akıllı
AHKEM-ÜL HÂKİMÎN
Hükümdarların hükümdarı Hâkimlerin en hâkimi Cenâb-ı Hak (C C )
AHKER
f Ateşli kül, kül ile karışık ince kor
AHLA
En tatlı, çok şirin Çok tatlı
AHLAF
Halefler Sonra gelenler Zürriyetler Evvelkilerin yerine geçenler Nesil Evlâdın evlâdları Nesl-i âti
AHLAF
Yemin edenler Müttefikler
AHLAK
(Hulk C ) Huy, tabiat İnsanın davranış tarzı, tutum ve tavrı, bir cemiyette makbul ve iyi sayılan davranış kuralları Bu kural ve kaideleri inceliyen ilim Ahlâkın kaynağı ve mahiyetini inceliyen felsefe Filozoflar hangi hareketlerin iyi, hangilerinin kötü olduğu ve insanın neden ahlâk kaidelerine uyması gerektiği konusunda ortak bir fikre varamadılar Kimi menfaati, kimi saadeti, kimi de vazifeyi ahlâkın temeli saydı İslâm ahlâkı ise ahlâkın temeli Allah'ın emrine uygunluğu ve gaye olarak da Allah rızasını almakla insanı şahsi veya içtimâi (toplumsal) bencillikten kurtarmıştır Ahlâkı da cemiyetten cemiyete ve zamanla değişen keyfî ve tesadüfî kaideler yığını olmaktan çıkarıp Allah'ın emirlerine uygunluğu esas almakla, birlik ve beraberliği ve devamlılığı sağlamıştır (Bak: Hulk)
AHLÂK-I FÂZILA
İyi ahlâk, faziletli huylar
AHLÂK-I HAMİDE
Beğenilen güzel ahlâk (Hz Muhammed (A S M ) bütün ahlâk-ı hamidede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye malik idi     Onda içtima etmiş ahlâk-ı hamidedir ki her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna dost ve düşman ittifak ediyorlar M )
AHLÂK-I HASENE
Yüksek ahlâkı en parlak ve ulvi bir şekil ve ruhta gösteren ve bilfiil yaşayan Peygamberimizin (A S M ) ve O'nun yolunda gidenlerin ahlâkı (Diyorsun ki: Teklif, saadet içindir Halbuki ekser-i nâsın şekâvetine sebeb, tekliftir Teklif olmasaydı, bu kadar tefavüt-ü şekavet de olmazdı?C- Cenab-ı Hak, verdiği cüz'-i ihtiyâri ile ef'al-i ihtiyariye âlemini kesbiyle teşkil etmeğe insanı mükellef kıldığı gibi, ruh-u beşerde vedia olarak ekilen gayr-i mütenâhi tohumları sulamak ve neşv ü nemalandırmak için de beşeri teklif ile mükellef kılmıştır Eğer teklif olmasaydı, ruhlardaki o tohumlar neşv ü nemâ bulamazdı Evet, nev'-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki; ruhun mânen terakkisini, vicdanın tekâmülünü, akıl ve fikrin inkişaf ve terakkisini telkih eden, yani aşılayan, şeriatlardır; vücud veren, tekliftir; hayat veren peygamberlerin gönderilmesidir; ilham eden, dinlerdir Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemâlât-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene tamamen yok olurlardı Fakat insanların bir kısmı, arzu ve ihtiyariyle teklifi kabul etmiştir Bu kısım, saadet-i şahsiyeyi elde ettiği gibi nev'in saadetine de sebep olmuştur Amma insanların büyük bir kısmı, ihtiyarı ile küfrü kabul ve tekâlif-i İlahiyyeyi reddetmişlerse de teklifin bazı nevilerinden süzülen terbiyevi, ahlâki vesaire güzel şeyleri aldıklarından, teklifin o nevilerini zımnen ve ıztıraren kabul etmiş bulunurlar İşte bu itibarla, kâfirin her sıfatı ve her hâli kâfir değildir İ İ)(Hadsiz salât ve selâm ol Peygamberimiz Muhammed Mustafa (A S M ) üzerine olsun ki, demiş: $Yani; benim, insanlara Cenab-ı Hak tarafından bi'setim ve gelmemin ehemmiyetli bir hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır H )
AHLÂKIYYÂT
Ahlâk ilmi ve düsturlarını ve bunların vasıflarını ve tatbiklerini inceleyen, öğreten ilim * Ahlâk ve terbiye ile alâkalı ders ve bahisler
AHLÂKIYYUN
Ahlâk ilmi ile uğraşan âlimler; bunlar iki kısımdır Bir kısmı ahlâk-ı hasene olan İslam ahlâkını telkin eder, diğer kısmı ise, dine tâbi olmayan ve hakiki ahlâkı bulamamış olanlardır
AHLÂKÎ
Ahlâkla ilgili, ahlâka ait
AHLAL
(Hıll C ) Samimi dostlar, yâranlar
AHLAM
Rüyâlar (Bak: Hulm)
AHLAS
En hâlis, daha temiz
AHLAT
(Hılt C ) Çok karıştırılabilir, karıştırılmağa elverişli
AHLAT-I ERBAA
İnsan vücudunda varlığı kabul edilen dört unsur veya üsareler
AHLEF
Solak kimse
AHLES
Kara ile kırmızı arasında olan renk
AHLET
Saçı dökülmüş kişi
AH-LİÜMM
Baba ayrı, ana bir kardeş
AHLİYA
(Hali C ) Boş şeyler
AHMA
(Hamâ C ) Kayın biraderler
AHMA
(Hamiyyet den) Çok hamiyetli
AHMAK
(Humk dan) Pek akılsız, sersem, şaşkın Anlayışsız
AHMAK-UL HUMAKA
Ahmakların en ahmağı
AHMAKANE
f Ahmakçasına, ahmak olana yakışır şekilde
AHMAKÎ
Akılsızlık, ahmaklık
AHMAKİYET
Ahmaklık, akılsızlık
AHMAL
(Haml C ) Yükler * Ağır şeyler Eşya, ağırlık
AHMAL Ü ESKAL
Ağır yükler
AHMAS
(C: Ehâmis) İnce belli * Ayak altında yere değmeyen yer
AHMAS
(Hums C ) Beşte birler, humslar
AHMAS-ÜL KADEM
Ayak tabanı
AHMED
Daha çok hamdeden * Çok övülmeğe ve medhedilmeğe lâyık * Çok sevilen Beğenilmiş * Hz Peygamber'in (A S M ) bir ismi
AHMED-İ BEDEVÎ
(Seyyid) (Hi 596-675) Mısır'ın en büyük velilerindendir Hz Ali neslinden gelir Bir çok lâkabı vardır Ona Afrika bedevileri tarzında (yüzü örten peçe) taşıdığından dolayı (el-Bedevi) deniyordu 626 yılına doğru onda deruni bir tahavvül vukua geldi Yedi kıraat üzere Kur'an okudu ve Şafii fıkhı tahsil eyledi Kendisini ibadete vakfeyledi ve kendisine yapılan izdivaç teklifini reddeyledi Berlindeki bir yazmada bu hususta şunlar yazılıdır: "Cennet hurilerinden başka hiçbir kadın ile evlenmemeğe ahdettim " Kerametler ve harikalar göstermiştir Geceleri Kur'an okumak âdeti idi Aktab-ı Erbaa'dandır (R A )
AHMED-İ FÂRUKÎ
(Hi 971-1034) (İmam-ı Rabbanî) Hz Ömer (R A ) ahfadından olduğundan Fârukî denilmiştir Kendisi demiştir ki: "Hakaik-i imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmata tercih ederim " Hem demiş ki: "Bütün tarikatların nokta-i müntehası hakaik-i imâniyenin vuzuh ve inkişâfıdır " Bu zatın büyük ve çok kerametleri görülmüş ve müceddidiyet vazifesini bihakkın ifâ etmiştir Nakşi tarikatının kahramanı ve bir güneşi hükmünde olduğu Risale-i Nur'dan "Mektubat" isimli eserde mezkurdur (R A ) (Bak: Müceddid)
AHMED-İ MUHTAR
Hz Muhammed (A S M ) Efendimiz
AHMED-İ RÜFÂÎ
(Hi: 512-578) Büyük bir veliyullahtır Pek çok kerametleri görülmüştür İmam-ı Musa Kâzım Hazretlerinin evlâtlarından olup, dine büyük hizmetler etmiştir (R A )
AHMED-İ SÜNUSÎ
(Bak: Sünusî)
AHMED İBN-İ HANBEL
(Bak: Hanbelî, İmam-ı Hanbel)
AHMER
Kırmızı
AHMES
Kuvvetli, yiğit Kahraman, cesur, şecaatli, bahadır
AHMEŞ
İnce, dakik
AHMEZ
Daha metin, daha sağlam, daha çetin
AHNA
Çapraz ve birbirine zıt işler Çarpık, eğri şeyler
AHNA'
Çok alçak gönüllülük, mütevazilik
AHNAS
(Hıns C ) Yeminden dönmeler Yalan yeminler
AHNEF
Ayakları çarpık ve eğribüğrü olan
AHNES
Burnu basık ve sivri olan adam
AHOND
f Tahsil yapmış, hoca Ulu, büyük
AHRA
Daha lâyık, daha münasib, en elverişli
AHRAB
Kulağı kesik * Kulaktaki küpe deliği
AHRAC
(Hırc C ) Hayvanların yular, tasma ve palanlarına dizilen boncuklar
AHRAD
Pek tamahkâr cimri
AHRAK
Miskin, akılsız adam
AHRAM
(Harem ve Harim C ) Gizli yerler Gizli olup herkesin girmesi serbest olmayan yerler * Kadınların bulunduğu haremlikler
AHRAR
(Hür C ) Hürler Esir veya köle olmayan kimseler * Silsilesinde esir veya köle bulunmayanlar * Hürriyetçiler
AHRARANE
f Hürriyetçilere yakışır tarzda Serbestçe Hür olana yakışır surette (İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyyeti intac eder Mün )
AHRAS
(Hâris C ) Bekçiler, muhafızlar, koruyucular
AHRAS
Dilsiz
AHRAZ
(Ahrad) Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü
AHREB
Çok harap, perişan, yıkık * Kulağı yarık kimse * Edb: Rübai vezinlerinden "Mef'ulü" ile başlayan oniki şekilden herbiri
AHREC
Ak ile kara Siyahla beyaz
AHRED
Ayaklarının siniri kurumuş veya bozulmuş olan hayvan
AHREM
Burnu kesik olan Kesik burunlu * Edb: Rübai vezinlerinden "Mef'ulü" ile başlıyan oniki şekilden herbiri * Tıb: Omuz ucu
AHRES
Dilsiz, dili olmayan kimse
AHREZ
Gözleri dar ve küçük olan
AHRUF
(Harf C ) Uçlar * şiveler, lehçeler * Harfler
AHSA
Çok kumlu, taşlı yer
AHSA
İhsadan fiildir (Bak: İhsâ)
AHSAR
Pek kısa, daha kısa, daha özlü, daha veciz
AHSAS
Hisler Duygular
AHSEB
Çok iyi hesab edilmiş, münâsib * Çok fazla cimri, hasis * Miskin * Saçının rengi kırmızıya yakın *Tüyünün rengi boz renk olan kızıl deve
AHSEF
Kara ile ak, alaca
AHSEM
Geniş yüzlü kılıç * Arslan * Enli, yassı ve yayvan burun * Enli, yassı ve yayvan burunlu adam
AHSEN
En güzel Çok güzel
AHSEN-ÜL GAYÂT
Gayelerin en güzeli, en iyisi
AHSEN-ÜL HÂLIKÎN
Hâlıkıyyet mertebelerinin en güzel ve en münteha mertebesinde olan bir Hâlık-ı Zülcelal Her şeyi herşeyle münasebetine lâyık bir tarzda güzel yaratan Hâlık (C C )
AHSEN-ÜL KASAS
İbret verici vakıaların en güzel şekilde nakledilişi Kıssaların en güzeli * Sure-i Yusuf (A S )
AHSEN-İ TAKVİM
En güzel kıvama koyma * Cenab-ı Hakkın her şeyi kendisine lâyık en güzel kıvam, sıfat ve surette yaratması İnsanın en yüksek ve câmi isti'dâd ve kabiliyetlerde ve en güzel surette yaratıldığı (Envâ'-ı zihayat içinde en ziyade rızkın envâına muhtaç, insandır Cenab-ı Hak insanı bütün Esmâsına câmi' bir âyine ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeharâtını tartacak, tanıyacak cihâzata mâlik bir mu'cize-i Kudret ve bütün Esmâsının cilvelerinin vaziyetlerinin inceliklerini mizana çekecek âletleri hâvi bir halife-i Arz suretinde halk etmiştir Onun için hadsiz bir ihtiyaç verip, maddi ve mânevi rızkın hadsiz envâına muhtaç etmiştir İnsanı, bu câmiiyete göre en âlâ bir mevki olan ahsen-i takvime çıkarmak vâsıtası, şükürdür Şükür olmazsa, esfel-i sâfiline düşer; bir zulm-ü azimi irtikâb eder M )
AHŞA'
(Haşâ C ) Vücuttaki bağırsak, ciğer gibi organlar * Mahaller, bölgeler, cihetler
AHŞA
Pek korkunç Çok korkunç Çok korkunç yer
AHŞAB
Kereste Tahta Ağaçtan yapılan bina * Ağaçtan olanlar
AHŞAM
(Haşem C ) Bir büyük zâtın yakınları, maiyeti, taraftarları
AHŞEB
(C : Ehâşib) Sert taşlı büyük dağ * Haşin ve yoğun olan
AHŞEF
Uyuz adam
AHŞEM
Burnu koku almayan * Burnunun içi kokan kimse
AHŞEN
Pek sert şey * Geçimsiz kimse
AHŞİC
f Zıt ve uygunsuz
AHŞİCAN
(Ahşic C ) f Zıtlar Dört unsur (Toprak, su, ateş, hava )
AHŞİG
f Zıt ve uygunsuz
AHŞİGÂN
(Ahşig C ) Zıtlar
AHŞİŞAN
Çok katı, pek huşunetli
AHTAB
(Hatab C ) Odunlar
AHTAL
Çabuk yürüyen * Boşboğaz, çok konuşan kimse Çenesi düşük
AHTAPOT
Fr Çok ayaklı, kafadan bacaklı bir nevi deniz hayvanıdır ve yakaladığı canlı hayvanı kıstırıp kanını emer * Canlı yengece benzeyen bir çıban
AHTAR
(Hıtar - Hatarat) Tehlikeler
AHTE
f Dışarı çıkarılmış, dışarı çekilmiş (kılıç, bıçak gibi ) * Husyesi çıkarılmış hayvan
AHTEB
Arı kuşu dedikleri kuş * Kızıl eşek
AHTEL
Sarkık kulaklı
AHTEM
Uzun burunlu
AHTER
Yıldız * Mc: Baht, talih
AHTER-İ DÜNBÂLE-DAR
Kuyruklu yıldız
AHTERÂN
f Yıldızlar Necimler
AHTER-BÎN
f Müneccim Yıldız ilmi ile meşgul olan kimse
AHTER-GÛ
f Yıldız ilmi ile uğraşan kişi, müneccim
AHTER-ŞİNAS
f Yıldız ilmi ile uğraşan Müneccim
AHU
Kardeş, dost
AHU
Saç ve sakalı ak olup şayan-ı hürmet ve tâzim olan Ahubaba, yalnız bu tabirde kullanılır
AHU
f Ceylân * Gözleri çok güzel olan Çok güzel göz * Gazâl * Mc: Dilber Mahbub
AHU-Yİ LENG GİRİFTEN
Topal ceylan tutmak * Mc: İnsafsızlık etmek Acizlere sataşmak
AHU-Yİ MÂDE
f Dişi ceylan
AHU-Yİ NER
Erkek ceylan
AHU-Yİ SİMİN
Sevgili * Sâki
AHU-BEÇE
f Ceylan yavrusu
AHU-BERE
f Ceylan yavrusu
AHU-ÇERENDE
f Otlıyan ceylan
AHU-DİL
f Ceylan yürekli * Mc: Korkak
AHUN
f Delik, yarık Lağam
AHUN-BÜR
f Yer kazan, delik açan Lağamcı
AHU-NİGÂH
Ceylan bakışlı
AHU-PA(Y)
f Ceylan ayaklı Çevik, atik * Altı köşeli, nakışlı ev ve köşk
AHUR
f Ahır, dam
AHURİ
f Hardal
AHUVAN
(Ahu C ) f Ceylanlar Karacalar
AHVA
(C : Huvve) Kararmış nesne
AHVAL
Haller Vaziyetler Oluşlar
AHVAL-İ HAYRET-FEZÂ
Hayret verici haller
AHVAL-İ SIHHİYE
Sağlık durumu
AHVAL-İ ŞAHSİYE
Huk: Hakiki şahısların, hukuki varlıklariyle alâkalı olan hukuki durumlar (Doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, ölüm hadiseleri gibi)
AHVAL
(Hâl C ) Dayılar Annenin erkek kardeşleri
AHVAS
(C : Ehâvis, Huves) Bir gözü birinden küçük olan
AHVAT
(Uht C ) Kız kardeşler
AHVAT
En ihtiyatlı, tedbirli
AHVEB
Asi, günahkâr
AHVEC
En muhtaç, pek çok ihtiyacı olan
AHVED
Çok değişen
AHVEF
En korkak * Çok korkunç
AHVEL
Bir şeyi çift gören, şaşı
AHVER
Akıllı * İri gözlü güzel * Müşteri yıldızı (Jüpiter) * Beyaz yüzlü, güzel gözlü adam
AHVERÎ
Yumuşak, beyaz nesne
AHVES
Cesur, kahraman, yiğit, şecaatli, bahadır
AHVES
Karnı sarkık kişi (Müe: Havsâ)
AHVEZİ
Yeyni, hafif * Tez, seri
AHVEZİ
Cem'edici, toplayıcı * Her işi insanlar arasında halleden
AHYÂ
(Hayy C ) Diri olanlar Hay olanlar Canlılar
AHYÂ VÜ EMVÂT
Diriler ve ölüler
AHYAL
(Hayl C ) : Atlar, at sürüleri Atlı kıtalar
AHYAN
(Hin C ) Arasıra Vakit vakit Vakitler Zamanlar
AHYANEN
(İhyânen) Zaman zaman, arasıra Kâh kâh
AHYAR
Hayırlılar * Dostlar * İyilik sevenler (Eşrar'ın zıddı)
AHYAZ
(Hayiz C ) Odalar, bölmeler, bölümler
AHYED
Hz Peygamberin (A S M ) Tevrattaki bir ismidir (Bazı metinlerde Uheyd, Uhidu, Uheydu, Uhyidu şeklinde yazılıdır )(  İncil'de Ahmed, Tevrat'ta Ahyed, Kur'anda Muhammed ismiyle müsemma iki cihanın güneşi kabrin arka tarafında milyonlarca Faruki Ahmedler ile muhat olarak sâkindir M N )
AHYEF
Bir gözü gök, diğer gözü siyah olan
AHYUS
Ekseriyetle su kenarında biten bir ot
AHZ
Alma * Tutma * Kabul etme * İşkence etme
AHZ-I ASKER
Askere alma * Askere alınma
AHZ-I MİSAK
Sözleşme * Yemin etme
AHZETMEK
Almak Tasarrufuna dahil etmek Tahsil etmek
AHZ U İTÂ
Alışveriş
AHZ U KABUL
Alıp kabul etmek
AHZA
Çok alçak, menfur kişi Nefret edilmiş olan kimse
AHZAB
(Hizb C ) Hizbler, bölükler, kısımlar, gruplar * Toprağı katı yer * Kur'ânın kısımları Hizbleri
|