Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.

Eski 09-10-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.



RE: Osmanlıca Sözlük (A Harfi) Mesaj Yazmayin ATA
t Baba veya ecdaddan olan büyük Önceden gelen * Aynı soyun büyüğü

ATA
(İtyan dan) Verdi, veren Geldi, gelen (mânasına da olur, fiildir)

ATA
Verme Bağışlama Bahşiş Lütuf İhsan

ATAB
Mahvolma, ölme

ATA-BAHŞ
f Bahşiş veren

ATABEY
(Atabek) Selçuklular devrinde şehzadelere mürebbilik eden şahıs, lala

ATAD
İşe yarayan âletlerin takımı * Büyük kadeh * Hazırlık

ATA ENDER ATA
Lütuf içinde lütuf, ihsan üzerine ihsan

A'TAF
(Atf dan ) En âtifetli Pek müşfik, çok merhametli adam * Boynuzları birbirine eğilmiş koyun (Müe: Atfâ')

A'TAF
(Atf C) Meyiller * Merhametler, şefkatler, lütuflar, ihsanlar

ATAİM
(Atime C) Ocaklar

ATAK(AT)
Azad, izin

ATAL
(C A'tâl) Vücudun örtüsüz yeri, bilhassa ense * Bir kişinin güzelliği * Vücudun tamamı * Boyuna asılan gerdanlığı kaybetmek

ATAL
(Itl C) Koltuk altları * Yanlar, kenarlar * Böğürler

ATALET
(Utlet) Boş durma Tembellik İşsizlik Hurma salkımı(En bedbaht, en muztarib, en sıkıntılı işsiz adamdır Zirâ, atâlet, ademin birâderzâdesidir Sa'y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır M)

ATALET KANUNU
Fiz: Duran bir cisim, bir kuvvetin etkisi olmadan hareket edemez; ve hareket hâlindeki bir cisim, bir kuvvetin etkisi olmadan hızını ve yönünü değiştiremez

ATAM
(Utum C) Yüksek binalar, köşkler, hisarlar

ATAN
(C: Atân) Kovası el ile çekilen kuyu * Kuyunun ve havuzun etrafında deve çekip duracak yer * Su kenarı * Kokmak * Dibâgat etmek

ATANİB
(İtnâbe C) Kısa ipler * Uzun ipler Sicimler * Sâyebanlar

ATARAKSİYA
yun Tesirlere (etkilere) karşılık göstermeme, durgunluk hâli * (Fels) Ruhun sükunete ulaşması, arzu ve ihtiraslardan uzak kalma Eski çağ felsefesi, hayatın gayesi, saadet olarak duygusuzluk halini gösteriyordu İnsan arzuları sonsuz, düşmanları sonsuzdur, (mikroptan kuyruklu yıldıza kadar) ama iktidarı hiç denecek kadar az, zayıf bir mahluktur Allah'ı tanımaz ve Onun kudretine dayanmazsa işte böyle saçmalıklara düşer Devekuşu gibi başını kuma sokmakla kurtulacağını umar Kurtuluş ise ancak İslâm'da ve Allah'a imandadır

ATARDAMAR
Tıb: Kanın, kalbden vücudun her tarafına (akciğerlere de) gitmesine yarayan damar Şiryan

ATAŞ
Susama Hararet

ATAŞA
(Atşân C) Susamış olanlar, susuzlar

ATAŞE
Fr Elçiliklerde vazifeli memur

AT'ATA
Birbiri ardınca çağırmak * Kavga etmek

ATAVİL
(Atvel C) Seçkin kimseler * Uzun boylular

ATAYA
(Atiyye C) Bahşişler İhsanlar Lütuflar

ATAYA-YI SENİYYE
Padişahın hediye ve ihsanları

ATAYIB
(Atyeb C) En iyiler Çok hoş olanlar

ATB
Hışım etmek * Fesad * İkrah olunan, kerih görülen

ATBA
(Taby C) Meme başları, uçları

ATBA'
(Tıb' C) Akarsular, çaylar, dereler, kanallar, sel yatakları

ATBA'
En pis

ATBAK
(Tabak C) Tabaklar Kapaklar

ATBAL
(Tabl C) Davullar

ATBAN
Tek ayak üstüne sıçramak * Davarın üç ayak üstüne yürümesi

ÂTBİN
f Sözü doğru faziletli kimse

ATEBAT
(Atebe C) Eşikler, basamaklar* İranlıların mukaddes ziyaret yeri

ATEBE
(C Atebât) Basamak, eşik

ATEBE-İ FELEK-MERTEBE
Osmanlı Padişahlarının sarayı

ATEH
Bunama, bunaklık (Ateh getirmiş bir ihtiyar)

ATEH KABL-EL MİÂD
Erken bunama

ATELE
(C: Utül) Rende * Kalın ve büyük asâ * Fârisi yayı * Doğurmamış dişi deve

ATEME
Gecenin ilk üçte bir bölümü Yatsı namazı vakti * İşsizlik, tembellik, atalet, üşengeçlik * Akşam vaktine kadar hayvanın memesinde bâki kalan süt

ATER
Arap kadınlarının misk ve başka güzel şeylerle yoğurup, boyunlarına taktıkları gerdanlık

ATEŞ
f Odun vs gibi maddelerin yanmasından hasıl olan hâl Od, nâr * Kızgınlık, hararet * Hiddet, gazab, şiddet * Hayvanın çevik, hareketli ve oynak olması * Yangın * Gözyaşı * Hastalık * Harb, savaş(Ateş unsuru, kâinatın bütün kısımlarını istilâ etmiş pek büyük bir unsurdur Bir damar gibi kâinatın yaratılışından başlayarak her tarafa dalbudak salıp gelen şu şecere-i nâriyeye nazar-ı hikmetle dikkat edilirse, bu şecerenin başında, yani sonunda büyük bir meyvenin bulunduğu anlaşılır Evet, toprağın içinde büyük ve uzun bir damarı gören adam, o damarın başında kavun gibi bir meyvenin bulunduğunu zannetmesi gibi, âlemin her tarafında damarları bulunan şu şecere-i nâriyenin de Cehennem gibi bir meyvesinin bulunduğuna bilhads yani sür'at-i intikal ile hükmedebilir İİ)

ATEŞ-İ ÂB-PERVER
Mc: Hançer, kama, kılınç

ATEŞ-İ BAHAR
Lâle * Kırmızı renkli gül

ATEŞ-İ BESTE
Hâlis kırmızı renkli altın * Donmuş ateş

ATEŞ-İ HECR
Firak ateşi, ayrılık acısı

ATEŞ-İ RUMÎ
Eskiden kullanılan bir silâh çeşitidir Kara ve deniz muharebelerinde yangın çıkartmak için kullanılırdı

ATEŞ-İ TER
Kırmızı şarap

ATEŞ-BÂR
f Ateş yağdıran

ATEŞ-BÂZ
f Ateşle oynayan Hokkabaz

ATEŞ-BESTE
f Hâlis altın, kırmızı altın

ATEŞ-DÂN
f Mangal, ocak

ATEŞ-DİDE
f Ateş görmüş, ateşten geçmiş * Mc: Büyük ıztırab çekmiş ve tecrübe geçirmiş adam

ATEŞ-DİL
f Sözü dokunaklı olan * Her gördüğü güzeli seven * Pek zeki adam

ATEŞ-EFRÛZ
f Ateş yakan, ateş tutuşturan

ATEŞ-EFŞÂN
f Ateş saçan

ATEŞEK
f Küçük ateş * Ateş böceği * Frengi * Berk, şimşek

ATEŞ-ENGİZ
f Dağlama aleti * Mc: Fesatçı, ifsad yapan

ATEŞ-FÂM
f Ateş renkli, kırmızı

ATEŞ-GEDE
f Mecûsilerin tapındıkları yer Mecusi mabedi

ATEŞ-GİRE
f Çıra * Maşa

ATEŞ-GÛN
f Ateş gibi kıpkırmızı

ATEŞ-HÂR
f Keklik * Merhametsiz, şefkatsiz ve zalim adam

ATEŞ-HİRÂM
f Süratle yürüyen, hızlı yürüyen

ATEŞ-HÎZ
Ateşliyen, ateş veren

ATEŞ-HULK
f Sert tabiatlı, huysuz

ATEŞÎ
f Hararetli, ateşli; dokunaklı * Ateş renginde * Hiddetli, öfkeli

ATEŞÎN
f Ateşli, canlı, ateşten * Mc: Şiddetli, hiddetli

ATEŞ-KÂR
f Külhancı * Mc: Aceleci, kızgın veya merhametsiz adam

ATEŞ-MİZAC
f Huysuz, geçimsiz, sert tabiatlı kimse

ATEŞ-NÂK
f Ateşli

ATEŞ-NİSAR
f Ateş saçan* Mc: Çok öfkeli, çok kızgın

ATEŞ-NÜMÂ
f Ateş gösteren

ATEŞ-PÂ
f Ateş gibi * Mc: Atik, çevik

ATEŞ-PARE
f Ateş parçası Ateş gibi * Mc: Çok zeki, çok akıllı * Durup dinlenmeyen

ATEŞ-PAŞ
f Ateş saçan

ATEŞ-PEREST
Ateşe tapan Mecusi, müşrik

ATEŞ-RENG
f Ateş renginde, kızıl renkli

ATEŞ-SUHAN
f Dokunaklı, kalb kıracak şekilde ağır söz söyliyen

ATEŞ-ZEBÂN
f Ateş dilli Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen

ATEŞ-ZEDE
f Yakılmış, yakılan

ATEŞ-ZEN
f Ateş yakmak için kullanılan alet, çakmak

ATF
Bağlama Bağ Ekleme * Meyletme * Şefkat Sevgi * Eğilme * İkiye bükme İki kat eyleme * Çevirme * Geri döndürme* Bir kimse üzerine tekrar hamle eylemek * Gr: Bir kelimeyi diğer bir kelimeye harf-i atıf vasıtasiyle ilhak eylemek (Bak: Harf-i atıf)

ATF-I BEYAN
Mâkablini yâni mâtufun aleyhin mefhumunu izah ve te'kid için atfolunan tâbir Meselâ: "Meseleyi izâh ve teşrih eyledi" cümlesindeki "ve" gibi

ATF-I NİGÂH
Bakma, göz atma

ATF-I TEFSİR
Bir mânada olup mücerred tasdik ve te'kid için "ve" ile müteradifine (aynı mânadaki kelimeye) atfolunan kelime Meselâ: "İhsan ve kerem, hüzün ve keder" ifadesindeki "ve" ler gibi Diğer bir ifade ile: Aynı olan ayrı iki kelimenin birlikte kullanılması ("deli divâne"de olduğu gibi)

ATFEN
Birisinin adına Birisine yükleyerek

ATFETMEK
Meyletmek Sevgi beslemek * Gr: Mânâyı birbirine bağlamak

ATHAL
Kül renginde

ATHAR
(Tâhir C) Kadınların aybaşı ve doğumdan çıktıkları zamanlar

ATHAR
Daha tâhir En temiz

ÂTIF
(Atf dan) Yüzünü çeviren, bakan Meyleden, yönelen * Bağlaç * Şefkat edici kimse Merhametli, müşfik * Yarış atlarının altıncısı * Gr: İki kelimeyi birbirine bağlayan harf veya kelime

ATIFET
Koruma, sevgi, Acıma Şefkat Esirgeme * Hüsn-ü zan Karşılıksız sevgi

ATIFET-KÂR
f Esirgeyip muhafaza eden, gözetip koruyan

ÂTIK(A)
Azad edilmiş, Serbest bırakılmış kimse * Yaşlı * Genç kız* Temiz soylu * Eski * Yavru kuş

ÂTIL
(Âtıla) İşlemez Boş Tenbel * Bozulmuş

ÂTIM
Ölen, mahvolan

ATIM
t Ateşli silahların boşaltılması, atılması * Kurşun menzili, kurşunun gidebildiği, yetiştiği mesâfe * Silahın bir defa atılması için lâzım gelen barut vesaire

ATIR
(Itr dan) Güzel kokulu, ıtırlı * Kokuları seven kimse

ATIS
Şafak * Aksıran

ATİ
Önde Aşağıda Sonra Vâki olan Gelecek zaman

ATİ
İnatçı, muannid Kalın kafalı

ATİ(YE)
(Utv dan) İsyan eden, kafa tutan Asi Sert başlı, serkeş

ATİD
Tedarik olunmuş Hazır ve müheyya * Günah ve sevabları yazan melek

ATİDE
Elbise sandığı

ATİH(E)
İsyan eden, kafa tutan, âsi olan

ATİK
Sâfi nesne, saf olan şey

ATİK
(C: Avâtik) Sırtın üst kısmı Omuz ile boyun arası * Eski şarap

ATİK
(Atika) Esaretten serbest bırakılmış olan * Soyu temiz Necib * Genç kız * Kadim İhtiyar * Yavru kuş * Eski * Hz Ebû Bekir'in (RA) bir nâmı

ATİK
Çabuk davranan, çevik

ATİK
Berrak, saf, temiz, karışmamış, değerli

ATİKIYYAT
Eski eserler Eski devirlerden kalma eserleri, - daha ziyade tarih ve san'at bakımından- tetkik eden ilim Arkeoloji

ATİL
Şerli, şerir, yaramaz kişi

ATİL
Para karşılığı tutulan yardımcı, asistan

ATİ-L-BEYAN
Aşağıda sözü geçen, aşağıda zikredilen

AT'İME
(Bak: Et'ime)

ATİME
(C: Atâim) Ateş yakılan ocak; mangal

ATİM(E)
Yavaş, sessiz, ağır

ATİRE
Receb ayında keferenin putları için boğazladıkları koyun ki, o puta "itrâ" derler

ÂTİŞ
(Atişe) Susuz, susamış

ATİT
Gıcırtı * Ses

ATİY
(Utiy) Haddi tecavüz etme * Çok ihtiyar olma * Kibirlenme

ATİYE
Azgın * Büküp büküp atan

ATİYEN
Aşağıda * İlerde, gelecekte

ATİYYAT
(Atiyye C) Hediyeler İhsanlar * Büyük bir kimsenin bahşişleri

ATİYYE
Hediye Bahşiş Lütüf ve ihsan

ATK
Bulaşmak * Kurumak

ATK
Esiri serbest bırakmak Köleyi âzat eylemek (Bak: Itk)

ATL
şerir Sert tabiatlı Yaramaz * Şiddetle çekmek

ATLAB
(Tâlib C) Arayanlar, talibler; bilhassa talebeler* (Tılb C) Kadın peşinde dolaşanlar, zamparalar

ATLAL
(Talel C) şekiller, biçimler

ATLAS
İpekten yapılmış kumaş Üstü ipek, altı pamuk kumaş * Düz tüysüz * Büyük harita * Atlas Okyanusu

ATLAS
(Talas C) Eskitmeler, yıpratmalar * Eski, aşındırılmış, yıpranmış

ATLE
(C Utül) Rende * Yoğun büyük asâ * Büyük iğne demiri Farisî yayı * Doğurmamış dişi deve

ATLES
Eski, yırtık, yıpranmış, aşındırılmış

ATLETİZM
yun Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini inkişaf ettirmeğe yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan bedeni çalışmalar

ATLİYE
(Tılâ C) Merhemler

ATM
Geciktirmek, eğlendirmek

ATMAR
(Tımr C) Paçavralar Eski, yıpranmış elbiseler

ATME
Ateş kaynağı, volkanın tepesindeki lâvın çıktığı yer, krater

ATMOSFER
Dünyanın çevresini kuşatan 100 km kalınlığında, çeşitli gazlardan meydana gelen gaz tabakası Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir * Bir yerdeki mânevi hava * Basınç birimi 0 derecede 76 cm yükseklikteki bir civa sütununun 1 cm karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir Bu basınç 1033 kilogramdır Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır

ATNAB
(Tınâb C) Çadır ipleri * Ağaç kökleri * Tıb : Vücuttaki sinirler

ATOL
Mercan adası Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık

ATOM
yun Maddenin bölünemez en küçük parçası manasında eski çağ felsefesinde kullanılan bir tâbir, günümüze kadar gelmiş ve ilmî tabir olarak kalmıştır Atom, maddenin bölünmez bir parçası değil, kendisi de daha küçük parçalardan yaratılmış çok küçük bir âlemdir Dünyada, kâinatta ve atom âleminde hep aynı nizam hâkimdir Bugün, dün olduğu gibi maddeci felsefe, maddenin mahiyetini anlamaktan âcizdir

ATR
Depretmek * Titremek

ATR
İyi kokulu şeyler sürünmek

ATRAB
Oyunlar Eğlenceler Şenlik ve ferahlıklar

ATRAF
(Tarf ve Taraf C) Gözler * Taraflar Kenarlar

ATRAK
(Târık C) Gecegelen seyyahlar

ATRAR
(Turra C) Kenarlar, uçlar

ATRAS
(Tırs C) Yazılmış sayfalar

ATRESE
şiddetle ve zorla almak * Gadap etmek

ATREŞ
Sağır, işitmeyen

ATRUK
(Tarik C) Tarikler, yollar

ATS
Aksırık * Şafak sökme

ATSE
Aksırma, tek aksırık

ATŞ
Susuzluk Susama

ATŞÂN
Susamış, teşne Susuz

ATT
Sözü tekrar tekrar söylemek

ATTAR
(Itr dan) Güzel koku veya iğne iplik gibi şeyler satan

ATTAS
Devamlı aksıran

ATTAT
Çok bağırıp çağıran, gürültücü adam

ATÛB
İnatçı, muannid

ATÛD
(C: Atedân) Bir yaşında ve iyi beslenmiş oğlak

ATÛF
Çok acıyan, pek merhametli

ATÛFET
Şefkat Çok merhametli oluş

ATÛH
Mâtuh Bunak Şuurunu kaybetmiş ihtiyar

ATÛM
Su kaplumbağası

ATÛM
Akşam vaktinin dışında sütünü vermeyen deve

ATÛS
Enfiye, aksırtıcı şey

ATV
El ile alıp yiyip içmek

ATVAD
(Tavd C) Dağlar

ATVAK
(Tavk C) Tasmalar Gerdanlıklar, boyuna takılan mücevherler * Tâkatler, kuvvetler * Boyundaki halka çizgiler

ATVEL
(Tavil den) Çok uzun

ATYAN
(Tîn C) Çamurlar, balçıklar

ATYEB
Pek güzel Daha güzel

ATYEB-İ ME'KÜLÂT
Yiyeceklerin en güzeli En güzel yiyecekler

ATYER
Çabuk uçan Derhal kaybolan

ATYEŞ
Gayet tez uçar bir kuş

ÂVÂ'
Şiddet * Kıtlık, kaht

AVA'
Alçak kimse * Menazil-i kamerden bir menzildir ve beş yıldızlıdır

AVABİS
Müdhiş, çetin günler * Yüzü abûs kimseler

AVACİM
Dişler

AVAD
Ud çalan kimse

AVADANCI
Tar: Osmanlı sarayında bir hademe sınıfı

AVADİ
(Adiye C) Zulmedenler, zâlimler

AVAH
Eyvah, yazık! gibi teessüf ifâdeleri * Rızık, kısmet, nasib (Bak: Evvâh)

AVAİD
(Âide C) İratlar, gelirler Aidat * Tahsisât

AVAİK
(Âika C) Mânialar Engeller Müşküller * Nuh (AS) Kavminin sonradan taptıkları bir put ismi

A'VAK
(Avk C) Mani olmalar Alıkoymalar, durdurmalar Vazgeçirmeler

AVAKIB
(Akibet C) Encamlar Akibetler Sonlar

AVAKIB-I AHVÂL
Durumların neticesi, hâllerin sonu

AVAKIB-I UMUR
İşlerin neticesi

AVAKIR
(Akıra C) Fakirler, yoksullar * Kısırlar, verimsiz olanlar * Kudurmuş olanlar

AVAL
Fr: Bir ticaret senedine yazılan kefillik Böyle bir kefalete girişen kimse

AVAL
Sersemlik derecesinde saf olma, bönlük

AVALÎ
Büyük ve sayılı kimseler Büyükler Yüceler * Medine etrafındaki semtler

AVALİM
(Âlem C) Âlemler Cihanlar

AVAM
Halktan ilmi irfanı kıt olan kimse Okuyup yazması az olan Fakirler sınıfından * Tas : Hakikata tam erememiş, tevhidin derin hakikatlarından haberi olmayan * Halkın ekseriyeti

A'VAM
Yıllar Seneler

AVAM-FİRİB
f Halkın hoşuna gidecek tarzda hareket eden, halkı avlıyan, demagog

AVAMİL
(Amil C) Sebepler * Ayaklar * Valiler Hâkimler * Gr: Arabçada kelime sonlarının okunuşuna te'sir eden hususları öğreten ilim ve ona dâir kitab * Birgivi Hazretlerinin "Nahiv" ilmine dâir olan kitabının ismi

AVAM-PERESTANE
f Avam kimselere yakışır şekilde * Şiddetli halk taraftarı olan birine yakışır sûrette

AVAM-PESEND
f Halk tarafından beğenilecek olan şey

AVAN
(C: Uven) Her şeyin orta yaşlısı * (C: Avine-Avân) Esir * Yardımcı, nâsır

AVAN
Anlar Zamanlar Vakitler

AVAN-I TEKÂMÜL
Tekâmül, olgunlaşma ve terakki zamanları

A'VAN
Yardımcılar Etbâlar

AVANE
Uzun hurma ağacı

AVANİ
Kapkacak, yemek takımları * "Beni koru, hıfzeyle" meâlinde dua

AVANS
Fr İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para

AVAR
Ayıp, kusur, eksiklik Fesad

AVARE
f Başıboş, serseri, boş gezen İşsiz güçsüz

AVAREGÎ
f Avarelik, serserilik, işsiz güçsüzlük, aylaklık

AVARESER
f Başıboş

AVARIZ
Arızalar Sonradan olan noksanlıklar * Girinti çıkıntı, noksanlık * Mânialar Engeller * Fevkalâde hallerde ve bilhassa harp sebebi ile geçici olarak alınan vergi

AVARIZ-I DİVANİYE
Tanzimat-ı Hayriye'den önce geçerli olan kanunlara göre alınan vergiler

AVARIZ-I MÜKTESEBE
Cehil, sarhoşluk, hezel, sefeh, hata, ikrah gibi insanın ibtidâen dahli bulunan şeyler

AVARIZ-I SEMAVİYE
Delilik, küçüklük, bunaklık, ölüm gibi kesbî ve ihtiyarî olmaksızın insana ârız olan şeyler

AVARÎ
(Ariyyet C) Ödünç verilen şeyler

AVARİF
Mârifetler * Arifler İşten anlar olanlar * Güzel ahlâk

AVASIF
(Asıta C) Sert ve kuvvetli rüzgârlar Fırtınalar

AVASIM
(Asıme C) Temiz, ismetli kimseler * Hudut şehirleri

AVATIF
(Atıfet C) Atıfetler Hediyeler İhsanlar

AVATIK
(Atık C) Yaşlılar * Genç kızlar * Hür ve serbest olanlar * Yavru kuşlar

AV'AVE
Havlama, köpeğin havlaması * Mc: Hezeyan, saçma sapan konuşma

AVAZ
Nefret İkrah Bir şeyi kerahetle yapma Kerahet

A'VAZ
Karşılıklar Bedeller (Bak: İvâz)

ÂVÂZ
f Sadâ, Yüksek ses * şöhret

ÂVÂZ-I RA'D U SÂİKA
Gök gürlemesinin ve yıldırımın âvâzı, sesi

AVAZE
f Nam, şöhret, ün Yüksek ses

AVAZİL
(Âzil C) Başa kakıcı kimseler

AVCA
(Müe) Eğri Şaşı * Yay Kavs * Arık, zayıf deve

AVD
Dönme, geri gelme Aleyhine veya lehine dönme

AVDET
Dönüş, geri gelme, dönme Rücu'

AVDETÎ
Dönme * Aslına, Müslümanlığa dönen

A'VEC
Eğri büğrü

A'VED
Ençok faydalı

AVEMEN
Deve veya at gidişi * Yüzme

AVEN
Çok sâkin, en sâkin

AVEND
f Sicim, ip* Senet, delil * Kapkacak * Taht, yüksek mertebe * Satranç oyunu * Evvel, önce, ilk

AVENE
Beraber olanlar Yardım edenler* Taraftarlar

AVENGÂN
f Asılı, sarkık * Çengel * Çivi

AVER
f Averden "getirmek" fiilinin emir köküdür, kelime sonuna getirilerek; yapan, eden, olan, veren, götüren gibi manalara sebeb olur

A'VER
Tek gözlü Bir gözü kör Yek-çeşm(Âhirzamanda gelecek Süfyan adındaki bir zâlimden "Aver" diye rivayetlerde bahsedilmesi, sadece dünyayı görecek bir gözü olduğu ve âhireti görecek imân gözünün olmadığından kinayedir)

AVERD
f Harp, muhârebe, savaş, cenk

AVERD-GÂH
f Muharebe meydanı, savaş alanı

AVERDE
f Getirilmiş nakl olunmuş

AVERDİDE
f Saldırılmış, hücum edilmiş

AVEZ
Fakirlik, yoksulluk Sıkıntı

A'VEZ
Mânâsı anlaşılmayan şey * Anlaşılması zor olan şiir

AVHAK
Uzun nesne * Kara karga * Büyük kara deve

AVHEC
Yılan * Uzun boyunlu * Dişi deve

AVİ
Uluyan Hırlayan

AVİHTE
f Asılmış şey, asılı nesne

AVİJE
f Has, hâlis, hakiki, temiz

AVİJGAN
f Mahremler, yakınlar * Güzeller, gençler

AVİL
Yüksek sesle ağlama Acınma Feryâd * Meyletme

AVİND
f İlk, evvel, önce

AVİNE
(Evân C) Vakitler, zamanlar, anlar Devirler

AVİNETEN
Ara sıra, tesadüfen

AVİŞE(N)
f Kekik otu * Sarılma, sıyırarak çıkma Saldırma

AVİZ
f Asılan, asılı bulunan

AVİZE
f Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan maden veya billurdan süs eşyası

AVİZE-İ GÛŞ
Küpe

AVK
(C: A'vâk) Mâni olma, alıkoyma, durdurma, vazgeçirme, geciktirme

AVL
Feryat, sıkıntı sebebi Acınma

AVLAK
yun Dere Vadi, su cedveli

AVLE
Bağırma, feryat

AVN
Yardım İmdâd * Mededkâr Yardım eden Yardımcı Zahir

AVN-I İLÂHÎ
Cenab-ı Hakk'ın yardımı

AVNÎ
Yardıma âit, yardıma dâir

AVNİYE
Serasker Hüseyin Avni Paşa tarafından ilk olarak, daha sonra da Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanında giyilen kolsuz asker kaputu * Bir nevi yağmurluk

AVR
Bir kimseyi kör etme * A'ver kılma Bir şeyi alıp götürmek * Telef etme * Gözsüzlük

AVRA
Şaşı Kör kadın Tek gözlü * Mc: Kör fikir * Çirkin ve kabih söz * Sâdece dünyayı düşünüp âhireti unutan

AVRAT
(Averât) (Avret C) Kadınlar * Gizli yerler * Mahrem zamanlar

AVRET
Eksik Gedik Gizlenmesi lâzım gelen şey Dinen örtülmesi vâcib olan âzâ, ud yeri Utanılacak ve hayâ edilecek şey Erkeklerde göbek ile diz kapağı arasındaki kısım * Kadın Zevce Nikâhlı * Gece uykuya yatacağı vakit ve seherden evvel uykudan kalkılacak saate de şeriat örfünde "avret" denir Öğlen ve öğle uykusu zamanına da kezâ aynı isim verilmiştir (Çünkü o anlarda uyku ve sair sebepler dolayısıyle insan açık saçık bulunabilir İzinsiz, haber vermeden, kimse, başkasının yanına bu vakitlerde girmemesi İslâm âdâbından ve Kur'ân emirlerindendir) * Siper Hududda pusu yeri Harpte zarar gelecek yer (Bak: Tesettür)

AVRUPA
Dünyadaki kıtalardan biri(Avrupa ikidir Birisi, İsevilik din-i hakikisinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi sanatları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupaya hitap etmiyorum Belki felsefe-i tabiiyyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehâsin zannederek, beşeri sefahete ve dalâlete sevkeden bozulmuş ikinci Avrupaya hitab ediyorum L)

Alıntı Yaparak Cevapla