|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.
RE: Osmanlıca Sözlük (A Harfi) Mesaj Yazmayin ATA
t Baba veya ecdaddan olan büyük Önceden gelen * Aynı soyun büyüğü
ATA
(İtyan dan) Verdi, veren Geldi, gelen (mânasına da olur, fiildir)
ATA
Verme Bağışlama Bahşiş Lütuf İhsan
ATAB
Mahvolma, ölme
ATA-BAHŞ
f Bahşiş veren
ATABEY
(Atabek) Selçuklular devrinde şehzadelere mürebbilik eden şahıs, lala
ATAD
İşe yarayan âletlerin takımı * Büyük kadeh * Hazırlık
ATA ENDER ATA
Lütuf içinde lütuf, ihsan üzerine ihsan
A'TAF
(Atf dan ) En âtifetli Pek müşfik, çok merhametli adam * Boynuzları birbirine eğilmiş koyun (Müe: Atfâ')
A'TAF
(Atf C ) Meyiller * Merhametler, şefkatler, lütuflar, ihsanlar
ATAİM
(Atime C ) Ocaklar
ATAK(AT)
Azad, izin
ATAL
(C A'tâl) Vücudun örtüsüz yeri, bilhassa ense * Bir kişinin güzelliği * Vücudun tamamı * Boyuna asılan gerdanlığı kaybetmek
ATAL
(Itl C ) Koltuk altları * Yanlar, kenarlar * Böğürler
ATALET
(Utlet) Boş durma Tembellik İşsizlik Hurma salkımı (En bedbaht, en muztarib, en sıkıntılı işsiz adamdır Zirâ, atâlet, ademin birâderzâdesidir Sa'y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır M )
ATALET KANUNU
Fiz: Duran bir cisim, bir kuvvetin etkisi olmadan hareket edemez; ve hareket hâlindeki bir cisim, bir kuvvetin etkisi olmadan hızını ve yönünü değiştiremez
ATAM
(Utum C ) Yüksek binalar, köşkler, hisarlar
ATAN
(C : Atân) Kovası el ile çekilen kuyu * Kuyunun ve havuzun etrafında deve çekip duracak yer * Su kenarı * Kokmak * Dibâgat etmek
ATANİB
(İtnâbe C ) Kısa ipler * Uzun ipler Sicimler * Sâyebanlar
ATARAKSİYA
yun Tesirlere (etkilere) karşılık göstermeme, durgunluk hâli * (Fels ) Ruhun sükunete ulaşması, arzu ve ihtiraslardan uzak kalma Eski çağ felsefesi, hayatın gayesi, saadet olarak duygusuzluk halini gösteriyordu İnsan arzuları sonsuz, düşmanları sonsuzdur, (mikroptan kuyruklu yıldıza kadar) ama iktidarı hiç denecek kadar az, zayıf bir mahluktur Allah'ı tanımaz ve Onun kudretine dayanmazsa işte böyle saçmalıklara düşer Devekuşu gibi başını kuma sokmakla kurtulacağını umar Kurtuluş ise ancak İslâm'da ve Allah'a imandadır
ATARDAMAR
Tıb: Kanın, kalbden vücudun her tarafına (akciğerlere de) gitmesine yarayan damar Şiryan
ATAŞ
Susama Hararet
ATAŞA
(Atşân C ) Susamış olanlar, susuzlar
ATAŞE
Fr Elçiliklerde vazifeli memur
AT'ATA
Birbiri ardınca çağırmak * Kavga etmek
ATAVİL
(Atvel C ) Seçkin kimseler * Uzun boylular
ATAYA
(Atiyye C ) Bahşişler İhsanlar Lütuflar
ATAYA-YI SENİYYE
Padişahın hediye ve ihsanları
ATAYIB
(Atyeb C ) En iyiler Çok hoş olanlar
ATB
Hışım etmek * Fesad * İkrah olunan, kerih görülen
ATBA
(Taby C ) Meme başları, uçları
ATBA'
(Tıb' C ) Akarsular, çaylar, dereler, kanallar, sel yatakları
ATBA'
En pis
ATBAK
(Tabak C ) Tabaklar Kapaklar
ATBAL
(Tabl C ) Davullar
ATBAN
Tek ayak üstüne sıçramak * Davarın üç ayak üstüne yürümesi
ÂTBİN
f Sözü doğru faziletli kimse
ATEBAT
(Atebe C ) Eşikler, basamaklar * İranlıların mukaddes ziyaret yeri
ATEBE
(C Atebât) Basamak, eşik
ATEBE-İ FELEK-MERTEBE
Osmanlı Padişahlarının sarayı
ATEH
Bunama, bunaklık (Ateh getirmiş bir ihtiyar)
ATEH KABL-EL MİÂD
Erken bunama
ATELE
(C : Utül) Rende * Kalın ve büyük asâ * Fârisi yayı * Doğurmamış dişi deve
ATEME
Gecenin ilk üçte bir bölümü Yatsı namazı vakti * İşsizlik, tembellik, atalet, üşengeçlik * Akşam vaktine kadar hayvanın memesinde bâki kalan süt
ATER
Arap kadınlarının misk ve başka güzel şeylerle yoğurup, boyunlarına taktıkları gerdanlık
ATEŞ
f Odun vs gibi maddelerin yanmasından hasıl olan hâl Od, nâr * Kızgınlık, hararet * Hiddet, gazab, şiddet * Hayvanın çevik, hareketli ve oynak olması * Yangın * Gözyaşı * Hastalık * Harb, savaş (Ateş unsuru, kâinatın bütün kısımlarını istilâ etmiş pek büyük bir unsurdur Bir damar gibi kâinatın yaratılışından başlayarak her tarafa dalbudak salıp gelen şu şecere-i nâriyeye nazar-ı hikmetle dikkat edilirse, bu şecerenin başında, yani sonunda büyük bir meyvenin bulunduğu anlaşılır Evet, toprağın içinde büyük ve uzun bir damarı gören adam, o damarın başında kavun gibi bir meyvenin bulunduğunu zannetmesi gibi, âlemin her tarafında damarları bulunan şu şecere-i nâriyenin de Cehennem gibi bir meyvesinin bulunduğuna bilhads yani sür'at-i intikal ile hükmedebilir İ İ )
ATEŞ-İ ÂB-PERVER
Mc: Hançer, kama, kılınç
ATEŞ-İ BAHAR
Lâle * Kırmızı renkli gül
ATEŞ-İ BESTE
Hâlis kırmızı renkli altın * Donmuş ateş
ATEŞ-İ HECR
Firak ateşi, ayrılık acısı
ATEŞ-İ RUMÎ
Eskiden kullanılan bir silâh çeşitidir Kara ve deniz muharebelerinde yangın çıkartmak için kullanılırdı
ATEŞ-İ TER
Kırmızı şarap
ATEŞ-BÂR
f Ateş yağdıran
ATEŞ-BÂZ
f Ateşle oynayan Hokkabaz
ATEŞ-BESTE
f Hâlis altın, kırmızı altın
ATEŞ-DÂN
f Mangal, ocak
ATEŞ-DİDE
f Ateş görmüş, ateşten geçmiş * Mc: Büyük ıztırab çekmiş ve tecrübe geçirmiş adam
ATEŞ-DİL
f Sözü dokunaklı olan * Her gördüğü güzeli seven * Pek zeki adam
ATEŞ-EFRÛZ
f Ateş yakan, ateş tutuşturan
ATEŞ-EFŞÂN
f Ateş saçan
ATEŞEK
f Küçük ateş * Ateş böceği * Frengi * Berk, şimşek
ATEŞ-ENGİZ
f Dağlama aleti * Mc: Fesatçı, ifsad yapan
ATEŞ-FÂM
f Ateş renkli, kırmızı
ATEŞ-GEDE
f Mecûsilerin tapındıkları yer Mecusi mabedi
ATEŞ-GİRE
f Çıra * Maşa
ATEŞ-GÛN
f Ateş gibi kıpkırmızı
ATEŞ-HÂR
f Keklik * Merhametsiz, şefkatsiz ve zalim adam
ATEŞ-HİRÂM
f Süratle yürüyen, hızlı yürüyen
ATEŞ-HÎZ
Ateşliyen, ateş veren
ATEŞ-HULK
f Sert tabiatlı, huysuz
ATEŞÎ
f Hararetli, ateşli; dokunaklı * Ateş renginde * Hiddetli, öfkeli
ATEŞÎN
f Ateşli, canlı, ateşten * Mc: Şiddetli, hiddetli
ATEŞ-KÂR
f Külhancı * Mc: Aceleci, kızgın veya merhametsiz adam
ATEŞ-MİZAC
f Huysuz, geçimsiz, sert tabiatlı kimse
ATEŞ-NÂK
f Ateşli
ATEŞ-NİSAR
f Ateş saçan * Mc: Çok öfkeli, çok kızgın
ATEŞ-NÜMÂ
f Ateş gösteren
ATEŞ-PÂ
f Ateş gibi * Mc: Atik, çevik
ATEŞ-PARE
f Ateş parçası Ateş gibi * Mc: Çok zeki, çok akıllı * Durup dinlenmeyen
ATEŞ-PAŞ
f Ateş saçan
ATEŞ-PEREST
Ateşe tapan Mecusi, müşrik
ATEŞ-RENG
f Ateş renginde, kızıl renkli
ATEŞ-SUHAN
f Dokunaklı, kalb kıracak şekilde ağır söz söyliyen
ATEŞ-ZEBÂN
f Ateş dilli Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen
ATEŞ-ZEDE
f Yakılmış, yakılan
ATEŞ-ZEN
f Ateş yakmak için kullanılan alet, çakmak
ATF
Bağlama Bağ Ekleme * Meyletme * Şefkat Sevgi * Eğilme * İkiye bükme İki kat eyleme * Çevirme * Geri döndürme * Bir kimse üzerine tekrar hamle eylemek * Gr: Bir kelimeyi diğer bir kelimeye harf-i atıf vasıtasiyle ilhak eylemek (Bak: Harf-i atıf)
ATF-I BEYAN
Mâkablini yâni mâtufun aleyhin mefhumunu izah ve te'kid için atfolunan tâbir Meselâ: "Meseleyi izâh ve teşrih eyledi" cümlesindeki "ve" gibi
ATF-I NİGÂH
Bakma, göz atma
ATF-I TEFSİR
Bir mânada olup mücerred tasdik ve te'kid için "ve" ile müteradifine (aynı mânadaki kelimeye) atfolunan kelime Meselâ: "İhsan ve kerem, hüzün ve keder" ifadesindeki "ve" ler gibi Diğer bir ifade ile: Aynı olan ayrı iki kelimenin birlikte kullanılması ("deli divâne"de olduğu gibi )
ATFEN
Birisinin adına Birisine yükleyerek
ATFETMEK
Meyletmek Sevgi beslemek * Gr: Mânâyı birbirine bağlamak
ATHAL
Kül renginde
ATHAR
(Tâhir C ) Kadınların aybaşı ve doğumdan çıktıkları zamanlar
ATHAR
Daha tâhir En temiz
ÂTIF
(Atf dan) Yüzünü çeviren, bakan Meyleden, yönelen * Bağlaç * Şefkat edici kimse Merhametli, müşfik * Yarış atlarının altıncısı * Gr: İki kelimeyi birbirine bağlayan harf veya kelime
ATIFET
Koruma, sevgi, Acıma Şefkat Esirgeme * Hüsn-ü zan Karşılıksız sevgi
ATIFET-KÂR
f Esirgeyip muhafaza eden, gözetip koruyan
ÂTIK(A)
Azad edilmiş, Serbest bırakılmış kimse * Yaşlı * Genç kız * Temiz soylu * Eski * Yavru kuş
ÂTIL
(Âtıla) İşlemez Boş Tenbel * Bozulmuş
ÂTIM
Ölen, mahvolan
ATIM
t Ateşli silahların boşaltılması, atılması * Kurşun menzili, kurşunun gidebildiği, yetiştiği mesâfe * Silahın bir defa atılması için lâzım gelen barut vesaire
ATIR
(Itr dan) Güzel kokulu, ıtırlı * Kokuları seven kimse
ATIS
Şafak * Aksıran
ATİ
Önde Aşağıda Sonra Vâki olan Gelecek zaman
ATİ
İnatçı, muannid Kalın kafalı
ATİ(YE)
(Utv dan) İsyan eden, kafa tutan Asi Sert başlı, serkeş
ATİD
Tedarik olunmuş Hazır ve müheyya * Günah ve sevabları yazan melek
ATİDE
Elbise sandığı
ATİH(E)
İsyan eden, kafa tutan, âsi olan
ATİK
Sâfi nesne, saf olan şey
ATİK
(C : Avâtik) Sırtın üst kısmı Omuz ile boyun arası * Eski şarap
ATİK
(Atika) Esaretten serbest bırakılmış olan * Soyu temiz Necib * Genç kız * Kadim İhtiyar * Yavru kuş * Eski * Hz Ebû Bekir'in (R A ) bir nâmı
ATİK
Çabuk davranan, çevik
ATİK
Berrak, saf, temiz, karışmamış, değerli
ATİKIYYAT
Eski eserler Eski devirlerden kalma eserleri, - daha ziyade tarih ve san'at bakımından- tetkik eden ilim Arkeoloji
ATİL
Şerli, şerir, yaramaz kişi
ATİL
Para karşılığı tutulan yardımcı, asistan
ATİ-L-BEYAN
Aşağıda sözü geçen, aşağıda zikredilen
AT'İME
(Bak: Et'ime)
ATİME
(C: Atâim) Ateş yakılan ocak; mangal
ATİM(E)
Yavaş, sessiz, ağır
ATİRE
Receb ayında keferenin putları için boğazladıkları koyun ki, o puta "itrâ" derler
ÂTİŞ
(Atişe) Susuz, susamış
ATİT
Gıcırtı * Ses
ATİY
(Utiy) Haddi tecavüz etme * Çok ihtiyar olma * Kibirlenme
ATİYE
Azgın * Büküp büküp atan
ATİYEN
Aşağıda * İlerde, gelecekte
ATİYYAT
(Atiyye C ) Hediyeler İhsanlar * Büyük bir kimsenin bahşişleri
ATİYYE
Hediye Bahşiş Lütüf ve ihsan
ATK
Bulaşmak * Kurumak
ATK
Esiri serbest bırakmak Köleyi âzat eylemek (Bak: Itk)
ATL
şerir Sert tabiatlı Yaramaz * Şiddetle çekmek
ATLAB
(Tâlib C ) Arayanlar, talibler; bilhassa talebeler * (Tılb C ) Kadın peşinde dolaşanlar, zamparalar
ATLAL
(Talel C ) şekiller, biçimler
ATLAS
İpekten yapılmış kumaş Üstü ipek, altı pamuk kumaş * Düz tüysüz * Büyük harita * Atlas Okyanusu
ATLAS
(Talas C ) Eskitmeler, yıpratmalar * Eski, aşındırılmış, yıpranmış
ATLE
(C Utül) Rende * Yoğun büyük asâ * Büyük iğne demiri Farisî yayı * Doğurmamış dişi deve
ATLES
Eski, yırtık, yıpranmış, aşındırılmış
ATLETİZM
yun Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini inkişaf ettirmeğe yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan bedeni çalışmalar
ATLİYE
(Tılâ C ) Merhemler
ATM
Geciktirmek, eğlendirmek
ATMAR
(Tımr C ) Paçavralar Eski, yıpranmış elbiseler
ATME
Ateş kaynağı, volkanın tepesindeki lâvın çıktığı yer, krater
ATMOSFER
Dünyanın çevresini kuşatan 100 km kalınlığında, çeşitli gazlardan meydana gelen gaz tabakası Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir * Bir yerdeki mânevi hava * Basınç birimi 0 derecede 76 cm yükseklikteki bir civa sütununun 1 cm karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir Bu basınç 1 033 kilogramdır Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır
ATNAB
(Tınâb C ) Çadır ipleri * Ağaç kökleri * Tıb : Vücuttaki sinirler
ATOL
Mercan adası Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık
ATOM
yun Maddenin bölünemez en küçük parçası manasında eski çağ felsefesinde kullanılan bir tâbir, günümüze kadar gelmiş ve ilmî tabir olarak kalmıştır Atom, maddenin bölünmez bir parçası değil, kendisi de daha küçük parçalardan yaratılmış çok küçük bir âlemdir Dünyada, kâinatta ve atom âleminde hep aynı nizam hâkimdir Bugün, dün olduğu gibi maddeci felsefe, maddenin mahiyetini anlamaktan âcizdir
ATR
Depretmek * Titremek
ATR
İyi kokulu şeyler sürünmek
ATRAB
Oyunlar Eğlenceler Şenlik ve ferahlıklar
ATRAF
(Tarf ve Taraf C ) Gözler * Taraflar Kenarlar
ATRAK
(Târık C ) Gecegelen seyyahlar
ATRAR
(Turra C ) Kenarlar, uçlar
ATRAS
(Tırs C ) Yazılmış sayfalar
ATRESE
şiddetle ve zorla almak * Gadap etmek
ATREŞ
Sağır, işitmeyen
ATRUK
(Tarik C ) Tarikler, yollar
ATS
Aksırık * Şafak sökme
ATSE
Aksırma, tek aksırık
ATŞ
Susuzluk Susama
ATŞÂN
Susamış, teşne Susuz
ATT
Sözü tekrar tekrar söylemek
ATTAR
(Itr dan) Güzel koku veya iğne iplik gibi şeyler satan
ATTAS
Devamlı aksıran
ATTAT
Çok bağırıp çağıran, gürültücü adam
ATÛB
İnatçı, muannid
ATÛD
(C: Atedân) Bir yaşında ve iyi beslenmiş oğlak
ATÛF
Çok acıyan, pek merhametli
ATÛFET
Şefkat Çok merhametli oluş
ATÛH
Mâtuh Bunak Şuurunu kaybetmiş ihtiyar
ATÛM
Su kaplumbağası
ATÛM
Akşam vaktinin dışında sütünü vermeyen deve
ATÛS
Enfiye, aksırtıcı şey
ATV
El ile alıp yiyip içmek
ATVAD
(Tavd C ) Dağlar
ATVAK
(Tavk C ) Tasmalar Gerdanlıklar, boyuna takılan mücevherler * Tâkatler, kuvvetler * Boyundaki halka çizgiler
ATVEL
(Tavil den) Çok uzun
ATYAN
(Tîn C ) Çamurlar, balçıklar
ATYEB
Pek güzel Daha güzel
ATYEB-İ ME'KÜLÂT
Yiyeceklerin en güzeli En güzel yiyecekler
ATYER
Çabuk uçan Derhal kaybolan
ATYEŞ
Gayet tez uçar bir kuş
ÂVÂ'
Şiddet * Kıtlık, kaht
AVA'
Alçak kimse * Menazil-i kamerden bir menzildir ve beş yıldızlıdır
AVABİS
Müdhiş, çetin günler * Yüzü abûs kimseler
AVACİM
Dişler
AVAD
Ud çalan kimse
AVADANCI
Tar: Osmanlı sarayında bir hademe sınıfı
AVADİ
(Adiye C ) Zulmedenler, zâlimler
AVAH
Eyvah, yazık! gibi teessüf ifâdeleri * Rızık, kısmet, nasib (Bak: Evvâh)
AVAİD
(Âide C ) İratlar, gelirler Aidat * Tahsisât
AVAİK
(Âika C ) Mânialar Engeller Müşküller * Nuh (A S ) Kavminin sonradan taptıkları bir put ismi
A'VAK
(Avk C ) Mani olmalar Alıkoymalar, durdurmalar Vazgeçirmeler
AVAKIB
(Akibet C ) Encamlar Akibetler Sonlar
AVAKIB-I AHVÂL
Durumların neticesi, hâllerin sonu
AVAKIB-I UMUR
İşlerin neticesi
AVAKIR
(Akıra C ) Fakirler, yoksullar * Kısırlar, verimsiz olanlar * Kudurmuş olanlar
AVAL
Fr: Bir ticaret senedine yazılan kefillik Böyle bir kefalete girişen kimse
AVAL
Sersemlik derecesinde saf olma, bönlük
AVALÎ
Büyük ve sayılı kimseler Büyükler Yüceler * Medine etrafındaki semtler
AVALİM
(Âlem C ) Âlemler Cihanlar
AVAM
Halktan ilmi irfanı kıt olan kimse Okuyup yazması az olan Fakirler sınıfından * Tas : Hakikata tam erememiş, tevhidin derin hakikatlarından haberi olmayan * Halkın ekseriyeti
A'VAM
Yıllar Seneler
AVAM-FİRİB
f Halkın hoşuna gidecek tarzda hareket eden, halkı avlıyan, demagog
AVAMİL
(Amil C ) Sebepler * Ayaklar * Valiler Hâkimler * Gr: Arabçada kelime sonlarının okunuşuna te'sir eden hususları öğreten ilim ve ona dâir kitab * Birgivi Hazretlerinin "Nahiv" ilmine dâir olan kitabının ismi
AVAM-PERESTANE
f Avam kimselere yakışır şekilde * Şiddetli halk taraftarı olan birine yakışır sûrette
AVAM-PESEND
f Halk tarafından beğenilecek olan şey
AVAN
(C : Uven) Her şeyin orta yaşlısı * (C : Avine-Avân) Esir * Yardımcı, nâsır
AVAN
Anlar Zamanlar Vakitler
AVAN-I TEKÂMÜL
Tekâmül, olgunlaşma ve terakki zamanları
A'VAN
Yardımcılar Etbâlar
AVANE
Uzun hurma ağacı
AVANİ
Kapkacak, yemek takımları * "Beni koru, hıfzeyle" meâlinde dua
AVANS
Fr İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para
AVAR
Ayıp, kusur, eksiklik Fesad
AVARE
f Başıboş, serseri, boş gezen İşsiz güçsüz
AVAREGÎ
f Avarelik, serserilik, işsiz güçsüzlük, aylaklık
AVARESER
f Başıboş
AVARIZ
Arızalar Sonradan olan noksanlıklar * Girinti çıkıntı, noksanlık * Mânialar Engeller * Fevkalâde hallerde ve bilhassa harp sebebi ile geçici olarak alınan vergi
AVARIZ-I DİVANİYE
Tanzimat-ı Hayriye'den önce geçerli olan kanunlara göre alınan vergiler
AVARIZ-I MÜKTESEBE
Cehil, sarhoşluk, hezel, sefeh, hata, ikrah gibi insanın ibtidâen dahli bulunan şeyler
AVARIZ-I SEMAVİYE
Delilik, küçüklük, bunaklık, ölüm gibi kesbî ve ihtiyarî olmaksızın insana ârız olan şeyler
AVARÎ
(Ariyyet C ) Ödünç verilen şeyler
AVARİF
Mârifetler * Arifler İşten anlar olanlar * Güzel ahlâk
AVASIF
(Asıta C ) Sert ve kuvvetli rüzgârlar Fırtınalar
AVASIM
(Asıme C ) Temiz, ismetli kimseler * Hudut şehirleri
AVATIF
(Atıfet C ) Atıfetler Hediyeler İhsanlar
AVATIK
(Atık C ) Yaşlılar * Genç kızlar * Hür ve serbest olanlar * Yavru kuşlar
AV'AVE
Havlama, köpeğin havlaması * Mc: Hezeyan, saçma sapan konuşma
AVAZ
Nefret İkrah Bir şeyi kerahetle yapma Kerahet
A'VAZ
Karşılıklar Bedeller (Bak: İvâz)
ÂVÂZ
f Sadâ, Yüksek ses * şöhret
ÂVÂZ-I RA'D U SÂİKA
Gök gürlemesinin ve yıldırımın âvâzı, sesi
AVAZE
f Nam, şöhret, ün Yüksek ses
AVAZİL
(Âzil C ) Başa kakıcı kimseler
AVCA
(Müe ) Eğri Şaşı * Yay Kavs * Arık, zayıf deve
AVD
Dönme, geri gelme Aleyhine veya lehine dönme
AVDET
Dönüş, geri gelme, dönme Rücu'
AVDETÎ
Dönme * Aslına, Müslümanlığa dönen
A'VEC
Eğri büğrü
A'VED
Ençok faydalı
AVEMEN
Deve veya at gidişi * Yüzme
AVEN
Çok sâkin, en sâkin
AVEND
f Sicim, ip * Senet, delil * Kapkacak * Taht, yüksek mertebe * Satranç oyunu * Evvel, önce, ilk
AVENE
Beraber olanlar Yardım edenler * Taraftarlar
AVENGÂN
f Asılı, sarkık * Çengel * Çivi
AVER
f Averden "getirmek" fiilinin emir köküdür, kelime sonuna getirilerek; yapan, eden, olan, veren, götüren gibi manalara sebeb olur
A'VER
Tek gözlü Bir gözü kör Yek-çeşm (Âhirzamanda gelecek Süfyan adındaki bir zâlimden "Aver" diye rivayetlerde bahsedilmesi, sadece dünyayı görecek bir gözü olduğu ve âhireti görecek imân gözünün olmadığından kinayedir )
AVERD
f Harp, muhârebe, savaş, cenk
AVERD-GÂH
f Muharebe meydanı, savaş alanı
AVERDE
f Getirilmiş nakl olunmuş
AVERDİDE
f Saldırılmış, hücum edilmiş
AVEZ
Fakirlik, yoksulluk Sıkıntı
A'VEZ
Mânâsı anlaşılmayan şey * Anlaşılması zor olan şiir
AVHAK
Uzun nesne * Kara karga * Büyük kara deve
AVHEC
Yılan * Uzun boyunlu * Dişi deve
AVİ
Uluyan Hırlayan
AVİHTE
f Asılmış şey, asılı nesne
AVİJE
f Has, hâlis, hakiki, temiz
AVİJGAN
f Mahremler, yakınlar * Güzeller, gençler
AVİL
Yüksek sesle ağlama Acınma Feryâd * Meyletme
AVİND
f İlk, evvel, önce
AVİNE
(Evân C ) Vakitler, zamanlar, anlar Devirler
AVİNETEN
Ara sıra, tesadüfen
AVİŞE(N)
f Kekik otu * Sarılma, sıyırarak çıkma Saldırma
AVİZ
f Asılan, asılı bulunan
AVİZE
f Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan maden veya billurdan süs eşyası
AVİZE-İ GÛŞ
Küpe
AVK
(C: A'vâk) Mâni olma, alıkoyma, durdurma, vazgeçirme, geciktirme
AVL
Feryat, sıkıntı sebebi Acınma
AVLAK
yun Dere Vadi, su cedveli
AVLE
Bağırma, feryat
AVN
Yardım İmdâd * Mededkâr Yardım eden Yardımcı Zahir
AVN-I İLÂHÎ
Cenab-ı Hakk'ın yardımı
AVNÎ
Yardıma âit, yardıma dâir
AVNİYE
Serasker Hüseyin Avni Paşa tarafından ilk olarak, daha sonra da Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanında giyilen kolsuz asker kaputu * Bir nevi yağmurluk
AVR
Bir kimseyi kör etme * A'ver kılma Bir şeyi alıp götürmek * Telef etme * Gözsüzlük
AVRA
Şaşı Kör kadın Tek gözlü * Mc: Kör fikir * Çirkin ve kabih söz * Sâdece dünyayı düşünüp âhireti unutan
AVRAT
(Averât) (Avret C ) Kadınlar * Gizli yerler * Mahrem zamanlar
AVRET
Eksik Gedik Gizlenmesi lâzım gelen şey Dinen örtülmesi vâcib olan âzâ, ud yeri Utanılacak ve hayâ edilecek şey Erkeklerde göbek ile diz kapağı arasındaki kısım * Kadın Zevce Nikâhlı * Gece uykuya yatacağı vakit ve seherden evvel uykudan kalkılacak saate de şeriat örfünde "avret" denir Öğlen ve öğle uykusu zamanına da kezâ aynı isim verilmiştir (Çünkü o anlarda uyku ve sair sebepler dolayısıyle insan açık saçık bulunabilir İzinsiz, haber vermeden, kimse, başkasının yanına bu vakitlerde girmemesi İslâm âdâbından ve Kur'ân emirlerindendir ) * Siper Hududda pusu yeri Harpte zarar gelecek yer (Bak: Tesettür)
AVRUPA
Dünyadaki kıtalardan biri (Avrupa ikidir Birisi, İsevilik din-i hakikisinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi sanatları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupaya hitap etmiyorum Belki felsefe-i tabiiyyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehâsin zannederek, beşeri sefahete ve dalâlete sevkeden bozulmuş ikinci Avrupaya hitab ediyorum L )
|