|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.
RE: Osmanlıca Sözlük (A Harfi) Mesaj Yazmayin AN
En kısa bir zaman Lahza Dem Cüz'i bir zaman
AN-I SEYYALE
Gelip geçici az bir an (Vacib-ül Vücud'a intisabını bilen veya intisabı bilinen herbir mevcud, sırr-ı vahdetle, Vâcib-ül Vücud'a mensub bütün mevcudatla münasebetdar olur Demek her bir şey, o intisab noktasında hadsiz envar-ı vücuda mazhar olabilir Firaklar, zevaller, o noktada yoktur Bir ân-ı seyyâle yaşamak, hadsiz envâr-ı vücuda medardır Eğer o intisab olmazsa ve bilinmezse, hadsiz firaklara ve zevallere ve ademlere mazhar olur Çünki o hâlde alâkadar olabileceği herbir mevcuda karşı bir firakı ve bir iftirakı ve bir zevâli vardır Demek kendi şahsi vücuduna, hadsiz ademler ve firaklar yüklenir Bir milyon sene vücudda kalsa da, intisabsız - evvelki noktasındaki o intisabdaki - bir an yaşamak kadar olamaz Onun için ehl-i hakikat demişler ki: "Bir ân-ı seyyâle vücud-u münevver, milyon sene bir vücud-u ebtere müreccahtır " Yani: "Vücud-u Vâcibe nisbet ile bir an vücud, nisbetsiz milyon sene bir vücuda müreccahtır " Hem bu sır içindir ki, ehl-i tahkik demişler: "Envâr-ı vücud, Vâcib-ül Vücudu tanımakladır " Yâni: "O hâlde kâinat, envar-ı vücud içinde olarak melâike ve ruhaniyat ve zişuurlar ile dolu görünür Eğer onsuz olsa; adem zulümatları, firak ve zeval elemleri herbir mevcudu ihata eder Dünya, o adamın nazarında, boş ve hâli bir vahşetgâh suretinde görünür " M )
AN-I VÂHİD
Aniden, birdenbire, bir an
ÂN
f Uzağı gösteren işâret ismi Şu Bu O * Güzellik câzibesi Melâhat Güzellik * Cemi edâtı Kelimenin sonuna getirilerek cemi' yapılır Meselâ: Âlimân: Âlimler Anân: Onlar Merdân: Adamlar İnsanlar Zenân: Kadınlar Kelimenin sonuna getirilerek sıfat edatı yapılır: Ters: Korku Tersân: Korkak Kelimeyi zarf yapar Güyân: Söyliyerek
AN
Arabçada harf-i cerrdir Ekseri ismin, kelimenin başına getirilir Türkçe karşılığı "den, dan" diyebiliriz Bedel için olur Meselâ: $Ona bedel ben geldim, cümlesinde olduğu gibi Tâlil için olur Bu'd yerinde kullanılır Zarfiyyet için, mücâveze için ve harf-i cerr olan "min" mânasına, "bâ" mânasına, istiâne için, zâid olur (Te'kid için) Temim kabilesinin an'anesine göre, hemzeyi, ayn harfine benzeterek "En: "yerinde (An: ile telâffuz edilir Cânib (taraf, cihet, yan) mânasına da gelebilir
AN-İL İMAN
İmandan
AN-KARİBİN
Yakın vakitlerde
AN-KASDİN
Kasd ve niyet üzere, mahsusen
AN-KÜMÂ
İkinizden
AN-SAMİM-İL KALB
Derûn ve kalbden, riyâdan âri ve hâli olarak Kalbin samimiyyeti ile
ÂNÂ
(Ani C ) Gece yarısı vakitleri
ÂNÂ-ÜL-LEYL
Gece yarıları, gecenin geç vakitleri
A'NÂ
(İnv C ) Nahiyeler, taraflar * Cemaatler
ANÂ'
Zahmet, meşakkat, güçlük, zorluk
A'NÂB
(İneb C ) Üzümler Yaş üzümler
ANÂBİL
Kaba nesne
ANÂDİL
(Andelib C ) Bülbüller
ÂNÂF
(Enf C ) Burunlar
ANÂFET
Kabalık, sertlik
ANAFOR
Denizde akıntının yanında veya altında, onun ters istikametinde olarak akan su Akıntı mukabili
ANÂK
(C : Ânuk) Dişi keçi yavrusu * Zahmet, meşakkat * Karakulak dedikleri hayvan
ANAK
En zarif, en yakışıklı, en güzel * Çok ferah, çok sürurlu
A'NAK
(E'nak) Boynu uzun
A'NÂK
(Unk C ) Boyunlar, gerdanlar
ANAKAT
Muvaffakiyetsizlik Ümidi boşa çıkma
ANÂKİB
(Ankebut C ) Örümcekler
ANALJEZİ
yun Tıb: Acı hissinin kaybı
ANALOJİ
Mant Benzetme yoluyla sonuç çıkarma Bilinmeyen bir durum, bir hadise, bir münasebet ve bir varlık hakkında hüküm vermek için bilinen bir benzeri hakkındaki bilgilerden faydalanılarak muhakeme yürütülmesidir Bu tarz düşünce çok defa düşüneni yanlış sonuca götürür Muhtemel olanın muhakkak zannedilmesine sebep olur Hataya düşmemek için dikkatli olmak gerekir
ANAMALCILIK
(Bak: Kapitalizm)
A'NAN
Ufuklar * Ağacın ucu
ÂNÂN
f (An C ) Onlar
ANÂN
Bulutlar * Gökyüzü, semâ
AN'ANÂT
(An'ane C ) Rivayetler * Gelenekler, an'aneler, âdetler, örfler
ANANE
Bir tek bulut
AN'ANE
Âdet, örf * Ağızdan nakledilen söz, haber * Ist: Bir haberin veya bir hadis-i şerifin "an filân, an filan" diye râvileri bildirilmek suretiyle olan nakil * Silsile * Müezzin ezân okurken "teganni" ederse; ona da "An'ane" denir (Bak: şeâir)(Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalâlet - bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle - cemiyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı mânevî ve ruh-u habis olmuş Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor Ve avamın taklidi olan itikadlarını himaye eden İslâmi perde-i ulviyeyi yırtıyor; ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an'ane ile gelen hissiyat-ı mütevariseyi yandırıyor R N )
AN'ANELİ SENED
Hadis nakledenlerin veya bir haberi söyleyenlerin bu haberi kimden kime söylendiğini belli eden "An filan, an filan" diyerek şahısların isimleriyle beraber rivâyet ve nakledilen kuvvetli ve şüphe götürmeyen sened (Suâl : An'aneli senedin fâidesi nedir ki; lüzumsuz yerde, malum bir vâkıada "an filân, an filân, an filân" derler? Elcevab: Fâideleri çoktur Ezcümle bir fâidesi şudur ki: An'ane ile gösteriliyor ki, an'anede dâhil olan mevsuk ve hüccetli ve sâdık ehl-i hadisin, bir nevi icmâını irae eder ve o senette dâhil olan ehl-i tahkikın, bir nevi ittifakını gösterir Güya o senette, o an'anede dâhil olan herbir imam, herbir allâme; o hadisin hükmünü imza ediyor, sıhhatine dâir mührünü basıyor M )
AN'ANEVÎ
An'ane ile alâkalı
AN'ANEVİYE
An'aneciler * An'aneden gelen
ANARŞİ
yun Başıboşluk Din ve nizam tanımamak Din ve nizam düşmanlığı Birden başıboş kalmak Başta hükümet olmamak Hükümetinin otoritesi kalmamış olan bir milletin durumu (Bak: Ye'cüc ve me'cüc)(Bir Müslüman mümkün değil, başka bir dine girip, ya Hiristiyan ve Yahudi, hususan bolşevik gibi olmak  Çünkü; bir İsevi Müslüman olsa, İsâ aleyhisselâmı daha ziyade sever Bir Musevi Müslüman olsa, Musa aleyhisselâmı daha ziyade sever Fakat bir Müslüman Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam'ın zincirinden çıksa, dinini bıraksa, daha hiçbir dine giremez, anarşist olur; ruhunda kemalâta medar hiçbir hâlet kalmaz Vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyyeye bir zehir olur R N )( Hakiki bir Müslüman, samimi bir mü'min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa tarafdar olmaz Dinin şiddetle menettiği şey, fitne ve anarşidir Çünki, anarşi hiçbir hak tanımaz İnsanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir ki, bunun âhir zamanda "Ye'cüc ve Me'cüc" komitesi olduğuna Kur'an-ı Hakim işaret buyurmaktadır Tr )(Hem her bir şehir kendi ahalisine geniş bir hânedir Eğer iman-ı ahiret o büyük aile efradında hükmetmezse, güzel ahlakın esasları olan ihlâs, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, Rıza-yı İlâhi, sevab-ı uhrevi yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riyâ, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır Zâhiri asayiş ve insaniyet altında anarşistlik ve vahşet manaları hükmeder; o hayat-ı şehriyye zehirlenir Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, kaviler zulme, ihtiyarlar ağlamaya başlarlar Ş )
ANARŞİST
Anarşi taraftarı Anarşi ve karışıklık çıkaran
ANARŞİZM
Anarşiyi istiyen tahribci bir nazariye Anarşistlik İnsanın insan tarafından idaresi esasına dayanan her türlü devlet, hukuk düzenlerinin adaletsiz, haksız ve zulüm olduğunu iddia eden ve devletsiz, kanunsuz, her insanın kendi başına buyruk yaşıyacağı bir düzensizlik istiyenlerin görüşü
ANÂSIR
(Unsur C ) Unsurlar Bir şeyin meydana gelmesine sebeb olan temel esaslar Elementler
ANÂSIR-I ERBAA
Dört unsur: Toprak, hava, su, nur (veya ateş)
ANÂSIR-I HİSABİYYE
Mat : Bir hesabı yapmak için gerekli olan mâlûmatlar
ANÂSIR-I KÜLLİYE
Külli ve dünyanın her tarafından yayılmış bulunan unsurlar
AN-ASL
Aslında, hakikatında, aslından
ANAT
(An C ) Anlar, zamanlar
ANATOMİ
Canlıların yapısını ve bu yapıyı meydana getiren uzuvları inceleyen ilim dalı Tıbtaki önemi çok büyüktür
ANAYASA
(Bak: Teşkilât-ı esâsiye)
ANAZ
Bir büyük kuşun adı
AN-BE-AN
Gittikçe, yavaş yavaş, zaman ilerledikçe
ANBER
Güzel koku Adabalığı ve kaşalot denilen büyük balıkların barsaklarında teşekkül eden güzel kokulu madde * Derisinden kalkan yapılan bir balık
ANBERA
İğde yemişi
ANBER-BAR
f Güzel kokulu Anber kokulu
ANBER-EFŞAN
f Anber saçan
ANBERÎ(N)
Güzel kokulu Anber kokulu
ANBER-NİSAR
f Güzel koku yayan Anber kokulu
ANBER-SİRİŞT
f Anber gibi güzel kokulu
ANBER-TER
f Güzellerin zülüfleri ve benleri * Mc: Geceleyin
ANBES
(C: Anâbis) Arslan
ANCA
f Orası, ora, orada
ANCEC
(C: Anâcic) Büyük nesne * Fesliğen adı verilen çiçek
ANCEHANİYE
Kibir, azamet
ANCEHİYYE
Bilmezlik Büyüklük Ululuk
AN-CEHLİN
Bilmezlikle, bilmeyerek
ANCERE
Dudak uzatmak
ANDED
Ayrılık, firak
ANDEL(E)
Yaşı büyük deve * Uzun, tavil * Avazla çağırmak
ANDELİB
Bülbül Seher kuşu * Mc: Hz Resul-u Ekrem'in (A S M ) bir ismi
ANDELİBÂN
f Andelibler, bülbüller
ANDEM
Tıb: Kanı durdurmak için kullanılan bir çeşit reçine
ANDEZİT
Yanardağ lâvlarının soğumuş kalıntısı
ÂNE
f Kelime sonuna getirilerek zarfiyet ifâdesi için kullanılan nisbet edatıdır Meselâ: Mütefekkirâne (: Mütefekkire yakışır halde) kelimesinde olduğu gibi
ÂNE
Bir aşiretin bütünlüğü veya işleri veya şerefi * Dişi ve yabani eşek * Yabani eşek sürüsü * Cedi (keçi) burcundan bir kısım yıldızlar * Kasık kılı * Apış arası, kasık
A'NEB
Büyük burunlu adam, burnu iri olan adam
ANEBAN
Erkek geyik
ANED
Cânib ve nâhiyeler
ANEDE
Çok inatçılar Muannidler
ANEF
Kabalık (inceliğin zıddıdır)
ANEM
Bir ağaç cinsi ki, kızıl yumuşak budakları olur
ANEN
Arız olmak
ANEN FE ANEN
Zamanla, gittikçe, devamlı
ANESE
Ünsiyet etmek Karşılıklı görüşmek, arkadaş olmak, yakınlık göstermek (Vahşetin zıddı)
ANESTEZİ
yun Tıb: Bütün vücutta veya vücudun bir kısmında hislerin az veya çok miktarda kaybı
ANEŞNEŞ
Uzun boylu
ANET
Cimâdan âciz olmak * Ağaçtan yaptıkları deve ağılı ANET : $ (C:Anât) Fâsık * Diz kılı * Yaban eşeği sürüsü * Fırat ırmağı kenarında bir köyün adı
ANET
Günah Zinâ * Helâk * Fesâd * Meşakkat * Kalb darlığı * Hata Galat * Tıb: Kırılan bir kemiğin sarıldıktan sonra tekrar kırılması
ANEZE
Ucu demirli uzun ağaç, (ki asâdan uzun, süngüden kısa olur )
ANFE
Dudak altında biten kıllar
ANGÂH
(Angeh) f O vakit Ondan sonra
ANGARYA
yun Ücretsiz olan iş Meccanen görülen iş Baştan savma görülen iş (Bak: Suhre)
ANGLİKAN
İngiliz kilisesine bağlı kimse (Anglikan Kilisesine Cevap:Bir zaman bî-aman İslâmın düşmanı, siyâsi bir dessas, yüksekte kendini göstermek isteyen vesvas bir papaz, desise niyetiyle, hem inkâr suretinde, hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elimde pek şematetkârane bir istifhamiyle dört şey sordu bizden Altıyüz kelime istedi Şemâtetine karşı yüzüne "Tuh!" demek, desisesine karşı; küsmekle sükut etmek, inkârına karşı da; tokmak gibi bir cevab-ı müskit vermek lâzımdı Onu muhatab etmem Bir hakperest adama böyle cevabımız var:O dedi birincide: "Muhammed (A S M ) dini nedir?" Dedim: İşte Kur'andır Erkân-ı sitte-i İman, erkân-ı hamse-i İslâm, esas maksad-ı Kur'ân Der ikincisinde: "Fikir ve hayata ne vermiş?" Dedim: Fikre tevhid, hayata istikamet Buna dâir şâhidim: $Der üçüncüsünde: "Mezâhim-i hâzıra nasıl tedavi eder?" Derim: Hurmet-i riba, hem vücub-u zekâtla Buna dair şahidim: $ da $Der dördüncüsünde: "İhtilâl-i beşere ne nazarla bakıyor?" Derim: Sa'y, aslı esasdır Servet-i insaniye, zâlimlerde toplanmaz, saklanmaz ellerinde Buna dair şahidim: $
ANGLOSAKSON
Büyük Britanya'da yerleşen Germen ırkından aşiretlerin adı * Ana dili İngilizce olan şahıs
ANHA MİNHA
Şundan bundan, şöyle böyle ederek, şu bu, öteberi
ANHÜ (ANHÂ)
Ondan (İşaret zamiri)
ANHÜM
Onlardan (mânasına işaret zamiri)
ANHÜMÂ
Her ikisinden
ANİ
Ansızın, birdenbire Bir anda Hemen * Son derece kızgın * Olgunlaşmış, kemale erişmiş
ANİ
(C: Anat-Unât) Mütevazi, alçak gönüllü * Köle * Meşgul * Iztırab çeken Muztarib * İşçi * Müfettiş * Tahsildar (Müennesi: Aniye)
A'Nİ
Yani ben demek istiyorum ki (manasında)
ANÎD
(İnad dan) Çok inadçı * Daima suyu akıp iyileşmeyen yara (Bak: Anud)
ANÎDE
Kabile, ehl-i beyt
ANİF
Sert, kaba
ÂNİF
Yakında geçen Pek yakın geçmişte
ÂNİF-ÜL BEYÂN
Biraz evvel bildirilen, az önce beyan olunan
ÂNİF-ÜZ ZİKR
Az önce bildirilen, biraz evvel tebliğ edilen
ÂNİFE
Gençlik çağının başlangıcı
ÂNİFEN
Yukarıda * Az önce, biraz evvel
ANİK
İnce, zarif, güzel Acaib
ANİK
Ense, boynun arkası
ANİK
Çok nesne * Devenin ancak dizini çekip yürüyebildiği kumlu yer
AN-İL-GIYAB
Kendisi yokken, gıyabında, arkadan
ANİMİZM
Sosy: Ruhları İlâh sayan batıl bir din Ruhlar cisimler gibi Allah'ın mahlukudur Onun emirlerine tâbidir
ANİN
f Yağ çıkarmağa mahsus olan yayık
ANİS
Şişman ve iri deve * İhtiyar bekâr * İhtiyar kız
ANİSE
Cana yakın kız veya kadın
ANİSE
f Sıkı bağlanmış * Koyulaşmış, katılaşmış şey (Kan ve mürekkeb gibi akıcı maddeler )
ANİYE
Son derece kızgın su
ANİYE
(İnâ C ) Yemek kapları, tabaklar, kap-kacaklar
ANİZ
Iztırablı, muztarib
ANK
Kapı, bâb * Güzel, hoş, gökçek olmak
ANKA
İsmi olup cismi bilinmeyen bir kuş Çok büyük olduğu anlatılır Zümrüd-ü Anka ve Simurg gibi isimlerle de anılır * Uzun boyunlu kadın * Arabdan bir kimsenin lakabı * Zahmet, meşakkat
ANKA-YI MAĞRİB
Zümrüd-ü Anka kuşu
ANKA-MEŞREBANE
Anka meşrebi halinde, kanaat sahibi Eski edebiyatta kanaat sahiplerine kinaye olarak söylenir
AN-KARİB
Yakından, çok zaman geçmeden
AN-KARİB-İZ-ZAMAN
Yakın vakitten
ANKAS
Erkek tilki yavrusu
AN-KASDİN
Kasd ve niyet üzere, mahsûsen
ANKE
Sağlam olan nesne * Ahmak
ANKEB
Erkek örümcek
ANKEBET
(C : Anâkıb) Dişi örümcek
ANKEBUT
Örümcek (Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Ebubekir-i Sıddık (R A ) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gar-ı Hira'nın kapısında iki nöbetçi gibi, iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi harika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki: Örümcek zayıf ağı ile rüesa-yı Kureyş'e galebe etmiştir Ayet diyor ki: En zaif bir hayvana mağlup olacaklarını o müşrikler faraza bilseler, bu cinayete ve bu suikaste teşebbüs etmiyeceklerdi  R N ) (Bak: Beyt-i Ankebut)
ANKEBUT SURESİ
Kur'an-ı Kerimin yirmidokuzuncu suresidir Mekkidir (Allahtan başkasına güvenenlerin, dünyayı avlamak için kurdukları teşkilâtını bir örümcek ağına benzeten, örümcek meseli zikrolunan bir suredir )
ANKEBUTİYE
Örümcekler
ANKUR
Her nesnenin aslı
ANKÛT
Örümcek Evcil, al kumru
AN-KÜM
Sizden
AN-KÜMA
İkinizden
AN-LA ŞEY'İN
Bilâ mucib, sebebsiz
AN MİM AMED
f Tar: İslâmiyeti ve Türkçeyi öğretmek maksadıyla, devşirilerek toplanan ve Türk köylülerine satılan acemi oğlanlardan, müddetini tamamlayarak Rumeli Ağasının tezkeresiyle ulüfeye yazılanların kayıtlarına verilen işaret
ANNAB
Üzümcü
AN-NAKDİN
Nakit para olarak
ANOFEL
yun Sıtma mikrobunu taşıyan ve aşılayan sivrisinek
ANONİM
yun Yapıcısının adı belirtilmeyen eser * Sermayesi hisselere bölünerek, her ortağın mes'uliyet ve salâhiyeti sermayedeki hissesiyle orantılı bulunan ortaklık, şirket
ANORMAL
Normal olmayan İfrat veya tefrit hali
ANOT
yun Pozitif elektrot Bir elektrolitte, elektrik akımının içeri girdiği iletken uç
ANS
Sağlam, kuvvetli deve * Yemen tâifesinden bir kabile * Kız bâliğa olduktan sonra, ailesinin evinde çok durması
AN-SAMİM-İL KALB
Can ve yürekten, kalbden
AN-SAMİMİN
Kalbden Riyasızlıkla Samimiyetle İçten
ANSAR
(Bak: Ensar)
ANŞET
(C: Anâşit) Yaramaz * Uzun
ANSİKLOPEDİ
yun Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir şekilde sıralayan eser
ANTER
(C: Anâtir) Gök sinek
ANTİKA
yun Kıymetli san'at eseri Eski zamandan kalma eser
ANTİKOR
Fr Vücuda giren hastalık mikroplarını zararsız kılmak için organizmanın bir kanun-u İlahî ile çıkardığı madde
ANTROPOLOJİ
yun İnsan dediğimiz varlığı inceleyen ilim İnsan biyolojik özellikleri açısından incelendiğinde biyolojik antropoloji, cemiyet halinde yaşıyan bir varlık olması açısından incelendiğinde sosyal antropoloji veya kültür antropolojisi, insanın mahiyeti, diğer varlıklardan farkı, hayatının mânası, dünyadaki yeri açısından incelendiğinde felsefi antropoloji adlarını alır Allah insanın önce bedenini yaratmış, sonra ona ruh vermiştir Hiçbir varlığa vermediği kabiliyetler vermiştir Allahı tanıdığı ve ona bağlandığı zaman Allahın muhatabı, yeryüzünün halifesi ve efendisi olur Allahı tanımadığı ve kendi keyfine tâbi olduğu zaman hayvanlardan aşağı bir mahluk olur Dünya hayatı, iyi ile kötülerin denendiği bir imtihan yeridir İnsan ebed için yaratılmıştır Ölüm ebedi hayata bir yolculuk, bir terhistir Mezar, ya Cennete giden yolun kapısı veya Cehenneme giden yolun giriş yeridir
ANTROPOMORFİZM
Sosy İnsan şeklinde putlara inanma ve tapma esasına dayanan batıl bir din Allah'ı insan vasıflarıyla tasavvur eden dinî inançlar da antropomorfizm'in başka kılıkta görünüşleridir Meselâ aslı bozulmuş Musevilik ve Hıristiyanlıkta Allahın insan şeklinde düşünülmesi antropomorfizm denilen putperestliğe bir geri dönüştür İslâm dini Allah'ın varlığı, sıfatları ve fiilleriyle eşsiz ve benzersiz olduğunu bildirmekle, en üstün ve mükemmel din olmak şerefine hak kazanmıştır İslâmın "Görmek, işitmek, konuşmak" gibi insani vasıfları Allaha atfettiğini, ve bu sebeple antropomorfik dinler arasında yer aldığını iddia edenler ya bilgisiz ya da kasıtlı kimselerdir Çünkü İslâm, Allahın "Görmek, işitmek, konuşmak" fiilinde insanın muhtaç olduğu organ ve şartlara muhtaç olmadığını bilhassa belirtir ve insan fiili ile hiçbir surette benzerliği bulunmadığını açıklar İslâm en cahil insandan en âlim insana kadar herkese hitap eden bir din olduğu için, basit ve kaba düşünenlere, hareketlerinin Allah'dan gizli kalmayacağını anlatmak için Allah'ın, putperestlerin ilahları gibi konuşmaz, görmez, işitmez diye düşünmemelerini, Allah'ın her hal ve hareketlerinden haberdar olduğunu anlatmaktadır
ANTÛT
Çöl ortasındaki küçük dağ ve tepe
ANÛD
Muannid Çok inatçı
ANÛN
İsyankâr, kavgacı * Davarların önünde yürüyen davar
ANVE
Kuvvet, cebr, zorakilik, zorlama, zor
ANVET
Kahretmek * Galip olmak
ANYE
Güçlük, engel, zorluk, meşakkat
ANZAR
(Bak: Enzar)
|