|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (A Harfi)-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Anlamları.
RE: Osmanlıca Sözlük (A Harfi) Mesaj Yazmayin APOSTERİORİ
Fels: Tecrübe sonunda meydana gelen bilgi ve düşünceyi anlatmak için kullanılan bir sıfat Meselâ ateşin yakıcı olduğunu denedikten sonra anlarız Bu bilgi, aposteriori bir bilgidir
APRİORİ
fels Tecrübeden önce insan aklında varlığı kabul edilen bilgi ve düşünceyi anlatmak için kullanılan bir sıfat Meselâ: "Her sayı kendine eşittir" hakikatı hiçbir deneye baş vurmadan bilinen bir apriori bilgidir
APSİS
Fr Yönlü bir eksen üzerinde bulunan bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri * Bir noktanın, fezadaki yerini tesbite yarıyan ana çizgilerden yatay olanı
APULET (APOLET)
Fr Askerlerin, sınıf ve rütbelerine göre sırma, ipek veya yünden omuzlarına taktıkları saçak
ÂR
Utanma, mahcubiyet Utanılacak şey Ayıp Şiyb Şerm Haya
ARUS
Süslenmiş gelin, güveyi * Güneş Gök * Kim: Kükürt
ARUS-İ CİHÂN
Dünya
ARUS-İ FELEK
Güneş
ARUSÂN-I BÂĞ
Tarla çiçekleri
ARUS-ÜL KUR'ÂN
(Bak: Rahmân)
ARUSAN
(Arüs C ) f Gelinler, yeni evlenmiş kızlar
ARUSAN-I HULD
Cennet hurileri
ARUSANE
f Geline yakışır şekilde
ARUSEK
f Küçük gelin * Yeşil ve pembe dalgalı sedef
ARUZ
Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere etrafındaki nahiye ve köyler * Edb: Şiirin ahenk ölçülerinden, nazmın vezinlerinden bahseden ilim Arap, Fars, Türk şiirinde kullanılan vezin ki, hecelerin uzunluk (kapalılık) ve kısalık (açıklık) değerlerine dayanır * Bir beytin birinci mısraının son kısmı * Çadırın ortasına dikilen ve ona destek olan kazık * Tas: Süluk edenlerin karşısına çıkan çok şeyler, birisine ârız olan iş ve ihtiyaç * Yan taraf * Yanak * Yol * Usûl
ARUZ KALIPLARI
(Bak: Bahr)
ARV
Sıtma ve diğer ateşli hastalıklarda gelen ilk titreme * İş için birinin yanına varma * Yemişsiz bir çeşit ağaç
ARVANA
Boz dişi deve
ARVEND
f şan, şeref, ululuk, yücelik, azamet
ARZ
(Erz) Yeryüzü, toprak, zemin, dünya * Aşağı ve alçak * Memleket, ülke * Küre * İklim * Davarın ayağının altı
ARZ-I A'ŞÂRİYE
Öşür (onda bir vergi) veren memleket
ARZ-I BELDE
Ast: Herhangi bir bölgenin üstünden geçen arz dairesi
ARZ-I BELDE TA'YİNİ
Ast: Herhangi bir bölgede kutup yıldızı veya diğer yıldızlarla astronomik hesaplar yapmak suretiyle o yerin arzını tayin etmek
ARZ-I CENUBÎ
Cenub arzı (Güney enlemi)
ARZ-I HARAC
Harac veya vergi veren memleket
ARZ-I MUKADDES
Kudsi, mübarek yer Eski peygamberlerin çok eseri bulunan Kudüs, Filistin (Arz-ı mukaddes: Temiz yer (arz-ı mutahher) ve mübarek yer demektir ki, Beyt-i Makdis'in bulunduğu yerdir Vaktiyle birçok enbiyanın makarrı olduğundan böyle tesmiye olunmuştur Bir rivayete göre İbrahim (A S ) Lübnan Dağına çıktığı zaman, Allah Teâlâ: "Bak, gözün nereye kadar yetişirse orası mukaddestir ve zürriyetine mirastır " buyurmuştur Bunun tâyin ve tahdidinde tur yani cebel ve havalisi denilmiş Dimeşk, Filistin ve Ürdün'ün bir kısmı denilmiş, Arz-ı Şam da denilmiştir Hz Musa, Mısır'dan çıktıktan sonra Şamda iskân vadedildiği ve Beni İsrâil'in buna Arz-ı Mevaid dedikleri de söylenmiştir E T )
ARZ-I RUM
(Erzurum) Rum memleketi Şimdiki Anadolu Anadolunun şarkındaki bir vilâyet adı
ARZ
f Ardıç adı verilen bir ağaç
ARZ
Bir büyüğe bir şeyi hürmetle vermek Bir işi büyüğüne hürmetle anlatmak İzâh etmek Takdim etmek Bir kimseye bir şeyi izhar etmek * Kıymetli bir şeyi diğer bir şeyle değiştirmek * Bir şeyin birden, âniden meydana gelmesi * Altın ve paradan gayrı mal, metâ Bir şeyin uzunluk mukabili olan genişliği * Bir muamelede aldanmak * Sağlam insanın hemen ölmesi * Delirmek * Coğ: Bir yerin yeryüzünde hatt-ı istivâdan (ekvatordan) olan uzaklığı * Koz: Bir yıldızın mıntıkatulbürucdan olan uzaklığı
ARZ-I CEMÂL
f Güzelliğini göstermek Arz-ı didar da denir
ARZ-I ENDÂM
Boy-pos gösterme
ARZ-I HÂCET
İhtiyacını, muhtaç olduğunu bildirmek
ARZ-I HÂL
Halini arzetme İstida Arzuhal
ARZ-I HÜNER
Hüner gösterme, marifet izhar etme
ARZ-I HÜRMET
Hürmetini bildirme Saygısını gösterme
ARZ-I İFTİKAR
Hacatını arzetme, ihtiyaçlarını meydana koyma
ARZ-I NEFS
Hizmette ve fedakârlıkta nefsini ve kendini ileri sürme
ARZ-I MAHZAR
Bir işin yapılması için, yüksek bir mevkiye halk tarafından topluca verilen dilekçe
ARZ-I MİNNET
Minnet gösterme
ARZ-I KUDRET
Kudret gösterme
ARZ-I TÂZİMÂT
Karşısındakine büyük bir hürmetle takınılan tavır ve hareket
ARZA
şiddet * Kuvvet
ARZ
f Sunma, gösterme, takdim etme
ARZAN
Enine, genişliğine
ARZANÎ
Enine, genişliğine olarak
ARZ-GAH
f Bir şey arzetmek için toplanma yeri
ARZ-HANE
f İstanbuldaki Topkapı sarayında bulunan Hırka-i Şerif odasının dışında kalan aralık oda
ARZÎ
Genişliğine ait Bir yerin enine ait
ARZÎ
(Arziye) Toprağa ait ve müteallik Yere ait, toprakla alâkalı * Semavî olmayan Beşerî olan
ARZÎN
(Arz C ) Arzlar
ARZİYAT
Jeoloji Dünyanın yaradılışı ile tarih boyunca değişen vaziyetlerini tetkik eden ilim
ARZİZ
f Kurşun, kalay
ARZU
Meşhur halk hikâyelerinden olan Arzu ile Kamber hikâyesinin kadın kahramanı
ARZU
f İstek Dilek Meyil Emel Hahiş
ARZU-YU BEKA
Ebedilik arzusu
ARZU-YU HİLÂF
Muhalefet etme, karşı koyma arzusu
ARZU-DÂR
f Hevesli, talebli, istekli, arzulu
ARZU-KEŞ
Yürekten isteyen, isteyici
ARZU-MEND
İstekli
ARZU-MENDÎ
f Taleb, istek, arzu, heves
ARZU-ŞİKESTEN
f Arzunun olamaması, yerine gelmemesi Hayâl kırıklığı, inkisar-ı hayâl
ARZUHAL
(Arz-ı hâl) Bir iş için bir makam veya resmi daireye bir iş sahibinin verdiği dilekçe İstida-nâme
AS
Mersin ağacı
AS
Sansar cinsinden siyah kuyruklu, beyaz tüylü kakum denilen bir hayvan, çok kıymetli olan postu için avlanır
AS
f Değirmen (Bak: Asya)
ASA
Genişlik Zuhur, meydana çıkma Büyük kadeh
ASA'
Yaş olan şey kuruyup katılaşmak
ASA
Değnek Baston, sopa
ASA-YI İNKÂR
İnkâr değneği Kabul etmeme
ASÂ-YI MUSÂ
Hz Mûsânın (A S ) Asâsı * Kafir sihirbâzları Cenab-ı Hakkın izniyle mağlub eden ve taşa vurduğunda hemen Cenab-ı Hakkın izni ile su çıkaran Hz Mûsânın (A S ) mucizeli değneği Bu mucizeye teşbih olarak, her bir zerrede ve her şeyde Allahın (C C ) varlığını, birliğini ve kudsi sıfatlarını isbat ederek imân âb-ı hayatını gösteren ve bununla kâfirleri mağlub eden, ehl-i mekteb ve ehl-i felsefeye çok lüzumu bulunan Risale-i Nur külliyatından bir eserin adı (  Kur'andan tavr-ı kalbe ilham edilen Asâ-yı Musa gibi, mânevi bir asâ ihsan edilmiştir Bu asâ ile, kitab-ı kâinatın herhangi bir zerresine vurulursa, derhâl mâ-i hayat çıkar Çünki, müessir ancak eserde görünebilir Mânevi asansör hükmünde olan murâkabeler ile mâ-i hayatı bulmak pek müşküldür Vesaite lüzum gösteren ehl-i nazar ise, etraf-ı âlemi arşa kadar gezmeleri lâzımdır Ve o uzun mesâfede hücum eden vesveselere, vehimlere, şeytanlara mağlub olup caddeden çıkmamak için, pekçok bürhanlar, alâmetler, nişanlar lâzımdır ki yolu şaşırtmasınlar M N )
ASA
f (Gibi) manasına gelerek birleşik kelimeler yapılır (Teşbih edatıdır )
ASA
f Esneme * Vakar, ciddilik * Süs, zinet
ASÂ
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir (Kâde) $ fiiline benzer Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder
A'SA
(Asâ C ) Değnekler, sopalar, bastonlar
ASÂB
Geyik, gazâl
ASAB
Sinir Damar
A'SÂB
(Asab C ) Sinirler Damarlar
A'SÂB-I GÛŞ
Kulak sinirleri, kulaktaki sinirler
A'SÂB-I MUHARRİKE
Hissi, duyguyu vücuttaki haber merkezine bildiren sinirler Hareket ettirici sinirler
ASABE
Kuvvet, şiddet * Bir tek sinir * Baba tarafından akraba olanlar * Bir kimseye yardım ve takviye eden akrabası takımı * Fık: Eshab-ı Feraiz, hisselerini aldıktan sonra geri kalanı, terekeyi alan kimse (Babası ve evladı olmayan kimseye vâris olan )
ASABİ'
(Usbu' C ) Parmaklar
ASABÎ
Sinirli Öfkeli
AVRUPAÎ
Avrupalılara ait ve onlarla alâkalı Avrupalılar gibi
AVRUPALILAŞMAK
Avrupalıların fikirlerini ve yaşayış tarzını benimsemek Türkiye'de batılılaşma olarak kullanılmaktadır Avrupa zamanımızda ilim ve teknikte ilerlemiş olmakla beraber inanışları, ahlâkları, felsefeleri ve yaşayış tarzı ile geri bir düşünüşü temsil eder Avrupaya, batıya özenmek, eşkiyanın gasbettiği servetine özenmeğe benzer Batının, mazlum milletleri ezmek için vasıta ve silah olarak kullandığı ilim ve tekniğe sahip olmak, İslâm'ın hakkıdır İslâm dünyası ilim ve tekniğe sahip olmakla hem batının zulmüne son verecek, hem de bunu insanlığın hayrına, barış için ve insanlığın saadeti, mutluluğu için kullanacaktır Amma batının hayat felsefesi insanlık için bir zehirdir ve onu reddeder (Bak: Asrî)
AVRUPAZÂDE
f Avrupa'dan doğan Avrupa te'siri ile olan Avrupalıyı taklid eden
AVŞİN
f Kekik otu
AVUKAT
Mahkemede ücret mukabilinde taraflardan birinin müdafaasını ve davasını üzerine alan hukukçu * Mc: Müdafaaya muktedir, çeneli, cerbezeli
AVUNMAK
t Oyalanmak, kendi kendini eğlendirmek * İnek vs nin gebe kalması
AVVA
Bir yıldız kümesi
AVVAC
Fildişi satan Fildişi işçisi
AVZ
Hâcet İhtiyaç Bir şeyin bulunmaması * Fakir * Fakirlik, muhtaç olma
AVZ
(Avez) (İyâz, meaz, meâze) Sığınma Sığınak Melce Sığınacak yer
AVZEN
(Zenav) (Kürdçe) Suların biriktiği yer Havuz, göl
AY
(Bak: Ayât)
AYÂ
Tedavisi mümkün değil, iyileştirilmez * Kabiliyetsiz, kudretsiz
ÂYÂ
(Şüphe ve tereddüt bildiren edât; hayret ve taaccüb, soru ile beraber ümid ifâde eder) Acabâ Âyâ, nasıl oluyor Hayret, sen bu işi nasıl olur da yaparsın? der gibi (Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız! Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefâhet ve bâtıl efkârlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil; belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz! Çünki şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır! L )
A'YA
En kudretsiz, kabiliyetsiz İktidarı hiç olmayan
A'YAD
(İd C ) Bayramlar
AYAL
(Bak: Iyal)
A'YAN
(Ayn C ) Gözler * Bir yerin ileri gelenleri * Meclis âzaları Senato âzaları * Muayyen ve müşahhas olan şeyler * Altınlar * Kaymakam
A'YAN-I SÂBİTE
Tas: İlm-i İlâhide eşyanın ezelden beri sâbit olan sûret ve hakikatları Mevcudat-ı ilmiye (Bak: Adem-i hâricî)
AYAN
(İyân) Aşikâr Belli Herkesin bilebileceği ve görebileceği * Çiftçi âletlerinden olan saban okunun bileziği
AYAR
Altın ve gümüşten yapılmış şeylerin saflık ve hafiflik derecesi *Saadete, mutluluğa doğru gitme
A'YAR
(Ayr C ) Eşekler
AYAR-DAN
f Ölçüden anlar, değerbilir
AYASOFYA
İstanbul'daki bu ilk kilisenin açılış resmi Mi : 325 tarihinde yapılmıştır 513 senesi Ocak ayının 13-14 gecesi bir yangın esnası bina kâmilen yanmış O zaman İmparator Justinyanus yeniden yaptırmış 573 de binanın resm-i küşâdı yapılmıştır Osmanlılarca 29 Mayıs 1453'de İstanbul fethedilince Fatih Sultan Mehmed yaya olarak Kiliseye girmiş ve müezzine ezan okutarak maiyeti ile beraber namaz kılmıştır Ayasofyanın câmi halinde kıyâmete kadar devamını vasiyet etmiş, fakat maalesef câmi 1934 de bir müze haline getirilmiştir
AYASTAFANOS
İstanbul'da Yeşilköy semtinin eski adı
AYASTAFANOS MUAHEDESİ
3 Mart 1878 Rusya ile Osmanlılar arasında ilk olarak yapılan bir anlaşmadır (28 Safer 1295) Tarihte buna "Ayastafanos Mukaddemat-ı Sulhiyesi" denir Anlaşma maddeleri tatbik edilememiştir
ÂYÂT
(Âyet C ) Âyetler * Cenab-ı Hakk'ın sıfât ve kudreti hakkında görülen âşikâr deliller, bürhanlar * Menziller Mekânlar
ÂYÂT-I KİBRİYÂ
Allah'ın kibriyasını ve büyüklüğünü gösteren âyetler, deliller ve eserler
ÂYÂT-I KUR'ÂNİYE
Kur'ânın âyetleri
ÂYÂT-I MENSUHA
Sâbık olan, geçmişte olan hükümleri beyân eden âyetler
ÂYÂT-I MUHKEMÂT
Manası kat'i ve açık olan Kur'an âyetleri
ÂYÂT-I NÂSİH
Sâbık olan şer'i hükmün kaldırıldığını beyan eden âyetler (Bak: Nesh)
ÂYÂT-I TEKVİNİYE
Tekvinî âyetler (Bak: Tekvin)
AYB
Kusur Leke Utandıracak hal
AYB-I HÂDİS
Huk: Satılan eşya müşteri elinde iken ârız olan ayıb (Müşterinin satın aldığı kumaşı kesip biçmesiyle meydana gelen hâl gibi)
AYB-CÛ
f İnsanın ayıplarını araştıran, herkesin ayıbını, noksanını meydana çıkarmak isteyen
AYBE
(C : İyâb) Heybe, deri çanta
AYB-GÛ
Fitneci, fitnekâr, dedikoducu
AYB-GÛYÎ
f Dedikoduculuk
AYB-NÂK
f Noksan, kusurlu
AYC
Razı olmamak * Tasdik edip inanmamak * Menfaatlenmemek, faydalanmamak
AYDAN
(Uvd C ) Uzun hurma ağaçları
AYDANE
Uzun hurma ağacı
AYDE
Yaramaz huylu
AYDIN
Aydınlık * Açık, âşikâr, açıkça görünen * Mübârek, mesut Bilgili, okumuş, görgülü Bugün bazı çevrelerde batı ilim ve felsefesini tahsil edip benimseyenlere de "aydın" denilmektedir Aklı gözüne inmiş, yani herşeyi maddi ölçülerle yorumlamaya alışmış, kalbi maddeci felsefe ile kararmış insana aydın demek yanlıştır Böylelerine "zulmetli münevver" yani kalbi ve aklı kararmış okumuşlar demek daha doğru olur
A'YEN
Büyük ve iri gözlü * Bakılan yer * Çok açık, pek belli, bâriz
ÂYEN
f Demir
ÂYENDE
(C : Âyendegân) f Gelen, geçici
A'YES
(C : İys) Beyaz deve
AYES
Beyazlık, aklık
ÂYET
Eser * Kimsenin inkâr edemiyeceği açık delil Nişân Alâmet İşaret * Menzil, mekân * Kur'ân-ı Kerim'deki her bir cümle Mânen uyanmağa, intibâha sebeb olan hâdise (Kur'ân-ı Kerim'de 6666 âyet vardır )
ÂYET-İ MÜDÂYENE
Kur'an-ı Kerim'de (Sure-i Bakara, 281 âyet) borçlu ve alacaklı hakkındaki âyet (Bu âyet vasatî olarak bir sahife uzunluğundadır )
AYFE
Hayret * Tereddüt * İğrenmek
AYHEKA
Neşat, sevinç, neşe, sürur * Bir kuş adı
AYHEM
Katı, sağlam nesne
AYHÜM
Ağaç kökü * Kırmızı sahtiyan
AYIKLANMA
t (Biyolojide) Çevre şartlarına en iyi uyabilen canlıların hayatta kalıp çoğaldığı, uyamıyanların öldüğü ve nesillerinin yok olduğu, böylece canlılardan tabii bir tekâmül (evrim) meydana geldiğini savunanların ileri sürdüğü bir tâbirdir Ayıklanma ile tekâmül görüşü tabiatta herşeyin tesadüfle meydana geldiği peşin hükmüne dayanır Hayatı ve kâinatı tesadüfle açıklamak hem ilmi, hem aklı inkârdan başka birşey değildir Canlıların bulunduğu çevre şartlarına göre cihazlarla donatılması; onların Hâlık'larının, Rab'lerinin sonsuz merhametini, ilmini ve iradesini gösteren inkâr edilemez delilleridir Bunlar kör tesadüfün, şuursuz maddenin işleri değildir ve olamaz Dünyaya bir yavru getiren annenin memelerinden süt gelmesi ve yavrunun kimseden öğrenmeden memeyi arayıp süt emmesini başarması tesadüf mü, yoksa Allah'ın sonsuz merhameti, ilmi ve iradesini göstermez mi? Bunu zerre kadar aklı olan anlamaz mı?
AYIN
Arap alfabesinin onsekizinci ve Osmanlı alfabesinin yirmibirinci harfi olup, ebced hesabında yetmiş sayısına tekabül eder
AYİB
Dönüp çekilen Geri dönen Tövbe eden
AYİDE
Fayda, menfaat * Muhabbet, sevgi
AYİJ
f Kıvılcım, şerâre
AYİL(E)
Ailesi kalabalık olan * Ailesini besleyen * Aşırı * Fakir * Dengede olmayan terazi
ÂYİN
Gözü değen kişi Nazarı değen kimse
ÂYİN
Merâsim Usûl Görenek Dinî âdâb Âdet, örf ve kanun * Ziynet, süs İslâm'da fıkıh lisânı âyin kelimesini kabul etmemiştir Bazı vakıflar, filân câmide herhangi bir tarikat âyini icra için te'sis yapacakları zaman vaki olan müracaatlarında fetvahâne tarafından verilen müsaadelerde âyin sözü kullanmayıp "İcra-yı zikrullah" tabiri kullanılırdı Sofiyede âyin lâfzı muteberdir Turuk-u âliye tekkelerinde icra edilen şekil ve merasime âyin ıtlak edilir "İcra-yı âyin-i ehlullah" tabirdendir Bu sûretle her tarikata mensub tekkelerde yapılan dinî merasime âyin ismi verilmiştir Bu âyinlerden herbirinin ayrı ismi ve şekli vardır Yaptıkları âyine Mevleviler: Semâ; Kâdirîler: Devran; Rıfailer ve Sa'diler: Zikr-i kıyam; Halvetiler: Darb-ı esmâ; Nakşibendiler: Hatm-i hâcegân isimlerini verirler Diğer turuk-u âliye de bu esaslardan münşaib olduğuna göre âyinleri bu esaslara bağlıdır (T İ A )
AYİNE
f Ayna Mir'ât Kendisine tecelli ve aksedeni gösteren veya bildiren şey (Ayna, ışığı aksettirip gösterdiğinden dolayı esmâ-i İlâhiyeyi de bize gösteren ve Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarına âyinelik eden mevcudata da mecazen "âyine" denilmektedir ) * Vasıta ve mazhar mânasına da gelebilir
AYİNE-İ ÂSMÂN
Güneş
AYİNE-İ EHADİYET
Ehadiyetin ayinesi Cenab-ı Hakk'ın ekser isimlerinin tecellisine mazhar olan şey (Hayat birşeye girdiği vakit, o cesedi bir âlem hükmüne getirir; cüz ise küll gibi, cüz'iye dahi külli gibi bir câmiiyyet verir Evet hayatın öyle bir câmiiyyeti var; âdeta umum kâinata tecelli eden ekser Esmâ-i Hüsnayı kendinde gösteren bir câmi âyine-i ehadiyettir Bir cisme hayat girdiği vakit, küçük bir âlem hükmüne getirir, âdeta kâinat şeceresinin bir nevi fihristesini taşıyan bir nevi çekirdeği hükmüne geçiyor Nasıl ki, bir çekirdek, onun ağacını yapabilen bir kudretin eseri olabilir; öyle de: En küçük bir zihayatı halkeden, elbette umum kâinatın Hâlıkıdır L )
AYİNE-İ ERVAH
Ruhlar âyinesi Esmâ-i İlâhiyenin tecellisine mazhar olan ruhlar (  Muhabbetten yetimâne bir şefkat, me'yusâne bir rikkat tevellüd eder Bütün zihayatlara acır; hatta güzel ve zevâle maruz bütün mahlukata bir rikkat ve bir firkat hisseder; elinden birşey gelmez, ye's-i mutlak içinde elem çeker Fakat gafletten kurtulan evvelki adam o şedit şefkatin elemine karşı ulvi bir tiryak bulur ki: Acıdığı bütün zihayatların mevt ve zevalinde bir Zât-ı Bâki'nin bâki esmâsının dâimi cilvelerini temsil eden âyine-i ervahları bâki görür; şefkati, bir sürura inkılâb eder M )
AYİNE-İ İSKENDER
Makedonya kralı Büyük İskender'in aynası Rivayetlere göre, bu ayna Aristo tarafından yapılmış ve İskenderiye şehrinde yüksekçe bir yere konulmuştur Bu sayede İskender, yüz fersah uzaklıktaki düşmanlarını aynada görürmüş
AYİNE-İ ZİŞUUR
Şuur sahibi âyine (Yani: İnsan, cin, melek)
AYİNEDAR
f Ayna tutan * Eskiden, bir büyük adamın giyinirken aynasını tutmakla vazifeli hizmetçi * Berber
AYİNE-RÛ
f Yüzü ayna gibi parlıyan
AYİNE-SAZ
f Aynacı
ÂYİN-HAN
f Mevlevihâne ve semâhânelerde sema edilirken, yüksek bir yerde bulunan ve mutribhâne adı verilen mahfilde âyin okuyan kimse
AYİR
Tereddütlü kimse
AYİS
(Bak: Sinn-i iyâs)
AYİŞ(E)
Bolluk içinde rahat yaşayan * Hz Peygamber'in (A S M ) zevcesi ve mü'minlerin vâlidesi, Hz Ebu Bekir'in (R A ) kızının bir ismi Aişe-i Sıddıka diye de anılır Hayret edilecek derecede takva, iffet ve zekâvet sahibesi olup 2210 Hadis-i Şerif nakletmiştir Hicretin 57 yılında vefat etmiştir (R A )
AYİŞNE
(Ayişte) f Casus, ajan * Dalkavuk
AYİZ(E)
Mukabil olarak veren Karşılık olarak verilmiş
AYİZ
(C : Ayizât) Yeni doğurmuş hayvan
AYK
Nâhiye * Kenar * Taife
AYKA
Deniz kenarı * Ev ortası
ACZ-MEND
Acizlik, mahviyet sâhibi
|